• Sonuç bulunamadı

Ekoturizm girişimcilerinin inovasyona yatkınlığının ölçülmesi: Muğla yöresinde yer alan ekolojik oteller kapsamında bir alan araştırması

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Ekoturizm girişimcilerinin inovasyona yatkınlığının ölçülmesi: Muğla yöresinde yer alan ekolojik oteller kapsamında bir alan araştırması"

Copied!
297
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

TC.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

İŞLETME ANABİLİM DALI

EKOTURİZM GİRİŞİMCİLERİNİN İNOVASYONA

YATKINLIĞININ ÖLÇÜLMESİ: MUĞLA YÖRESİNDE

YER ALAN EKOLOJİK OTELLER KAPSAMINDA BİR

ALAN ARAŞTIRMASI

Murad Alpaslan KASALAK

DOKTORA TEZİ

Danışman

Prof. Dr. Mahmut TEKİN

(2)

TC.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

İŞLETME ANABİLİM DALI

EKOTURİZM GİRİŞİMCİLERİNİN İNOVASYONA

YATKINLIĞININ ÖLÇÜLMESİ: MUĞLA YÖRESİNDE

YER ALAN EKOLOJİK OTELLER KAPSAMINDA BİR

ALAN ARAŞTIRMASI

Murad Alpaslan KASALAK

DOKTORA TEZİ

Danışman

Prof. Dr. Mahmut TEKİN

Bu çalışma Selçuk Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) Koordinatörlüğü tarafından BAP-13203002 nolu Doktora tez projesi olarak desteklenmiştir.

(3)

T. C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Bilimsel Etik Sayfası

Ö ğ re n c in in

Adı Soyadı Murad Alpaslan KASALAK

Numarası 114127001001

Ana Bilim / Bilim

Dalı İşletme Anabilim Dalı

Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora

Tezin Adı

Ekoturizm Girişimcilerinin İnovasyona Yatkınlığının Ölçülmesi: Muğla Yöresinde Yer Alan Ekolojik Oteller Kapsamında Bir Alan Araştırması

Bu tezin proje safhasından sonuçlanmasına kadarki bütün süreçlerde bilimsel etiğe ve akademik kurallara özenle riayet edildiğini, tez içindeki bütün bilgilerin etik davranış ve akademik kurallar çerçevesinde elde edilerek sunulduğunu, ayrıca tez yazım kurallarına uygun olarak hazırlanan bu çalışmada başkalarının eserlerinden yararlanılması durumunda bilimsel kurallara uygun olarak atıf yapıldığını bildiririm.

Murad Alpaslan KASALAK

(4)

T. C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Doktora Tezi Kabul Formu

Ö ğ re n c in in

Adı Soyadı Murad Alpaslan KASALAK

Numarası 114127001001

Ana Bilim / Bilim

Dalı İşletme Anabilim Dalı

Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora Tez Danışmanı Prof.Dr. Mahmut TEKİN

Tezin Adı

Ekoturizm Girişimcilerinin İnovasyona Yatkınlığının Ölçülmesi: Muğla Yöresinde Yer Alan Ekolojik Oteller Kapsamında Bir Alan Araştırması

Yukarıda adı geçen öğrenci tarafından hazırlanan Ekoturizm Girişimcilerinin İnovasyona Yatkınlığının Ölçülmesi: Muğla Yöresinde Yer Alan Ekolojik Oteller Kapsamında Bir Alan Araştırması başlıklı bu çalışma 13/03/2014 tarihinde yapılan savunma sınavı sonucunda oybirliği/oyçokluğu ile başarılı bulunarak, jürimiz tarafından yüksek lisans tezi olarak kabul edilmiştir.

Ünvanı, Adı Soyadı Danışman ve Üyeler

Prof.Dr. Mahmut TEKİN

Doç.Dr. Mete SEZGİN

Doç.Dr. Vural ÇAĞLIYAN

Doç.Dr. Muammer ZERENLER

(5)

T. C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

ÖNSÖZ/TEŞEKKÜR

Turizmin bir çeşidi olan ekoturizmi konu alan bu çalışmada, günden güne önemini arttıran bir kavram olan ekoturizme ilgi çekmeyi ve gelecek nesillere bir fikir vermeyi amaçladığımı belirtiyor,

Öncelikle tez çalışması süresince, her anlamda desteklerini hiçbir zaman eksik etmeyen ve akademik gelişmemde, bilgi ve becerilerini paylaşarak şahsıma yardımcı olan, danışman hocam Sayın Prof. Dr. Mahmut TEKİN’e teşekkür ediyor ve saygılar sunuyorum.

Ayrıca çalışmamın istatistiki analizlerinde katkılarından dolayı Uzman Gamze KASALAK’ a, alan araştırması aşamasında vakit ayırıp destek veren ekolojik otel girişimcilerine, akademik eğitim ve kültürü benimseten babam Yrd. Doç. Dr. Kadir KASALAK ve annem Derya KASALAK ile büyük özveride bulunarak sabır ve anlayış gösteren eşim Çiğdem KASALAK ve canım kızım İrem KASALAK’a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

(6)

T. C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Ö ğ re n c in in

Adı Soyadı Murad Alpaslan KASALAK

Numarası 114127001001

Ana Bilim /

Bilim Dalı İşletme Anabilim Dalı

Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora Tez Danışmanı Prof.Dr. Mahmut TEKİN

Tezin Adı

Ekoturizm Girişimcilerinin İnovasyona Yatkınlığının Ölçülmesi: Muğla Yöresinde Yer Alan Ekolojik Oteller Kapsamında Bir Alan Araştırması

ÖZET

Günümüzde ülkeler, önemli bir gelir kaynağı olan turizm öğesinin geçerliliğini ve devamlılığını sağlamak için önemli çaba sarf etmektedir. Bu nedenle turizmi çeşitlendirmek ve sürdürülebilirliğini sağlamak için turizm içerisinde yer alan ve gittikçe popüler hale gelmekte olan ekoturizme önem artmıştır.

Ekoturizm türleri arasında yer alan ekolojik oteller ülkemizde dahil bütün dünyada ekoturistlerin ilgisini çeken turizm işletmeleri olmaktadır. Ekolojik otel veya çiftlikler misafirlerine ekolojik yaşamı hissetmelerini sağlayan konaklama olanakları yanında bir takım hava aktivitelerine de katılma imkanı tanıyan, bununla

birlikte tarım ve hayvancılık faaliyetlerini gerçekleştiren ekoturizm işletmeleridir. Sürekli olarak müşteri ilişkileri ve memnuniyetine önemle karşı karşıya olan bir

sektör olan turizm içerisinde yer alan ekoturizm işletmeleri de turizmin kalitesi ve geleceğinin varlığını sürdürmesi açısından ellerinden gelen inovasyon ve yaratıcılığı ortaya koyarak müşteri odaklılığının önemini unutmamaları gerekir.

Çalışmada birinci bölümde turizm kavramı, turizmdeki yeni trenler, ikinci bölümde ise ekoturizm kavramı, dünyada ve Türkiye’de ekoturizmin gelişimi, ekoturizm pazarı ve müşteri profili, son olarak ise ekolojik oteller bağlamında

ekoturizm girişimciliği özellikleri yer almıştır. Çalışmanın üçüncü bölümde inovasyon kavramı, , inovasyon girişimcilik ilişkisi ve ekolojik otellerde eko-inovasyon literatür bağlamında incelenmiştir. Çalışmanın alan araştırması şeklindeki son bölümünde ise Muğla ilinde faaliyet gösteren ekolojik otel girişimcilerinin inovasyona yatkınlığı ölçülmüş ve araştırma sonucu elde edilen bulgular, ve yorumlar sunulmuştur.

(7)

T. C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Ö ğ re n c in in

Adı Soyadı Murad Alpaslan KASALAK

Numarası 114127001001

Ana Bilim / Bilim

Dalı İşletme Anabilim Dalı

Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora Tez Danışmanı Prof.Dr. Mahmut TEKİN

Tezin İngilizce Adı

Ekoturizm Girişimcilerinin İnovasyona Yatkınlığının Ölçülmesi: Muğla Yöresinde Yer Alan Ekolojik Oteller Kapsamında Bir Alan Araştırması

SUMMARY

In today’s world, countries make great efforts to maintain effectualness and continuity of tourism, which is an important source of income. Thereby, importance of eco-tourism, which is becoming more and more popular, have increased for diversifying and improving its sustainability in tourism industry.

Ecologic hotels are a part of ecological tourism and they gain popularity all over the world, inluding our country among eco-tourists. Ecologic hotels or farms are establishments, that enable their guests feel and experience ecologic life and join open-air activities along with accomodation facilities. Besides they carry out agriculture and stockbreeding activities. Tourism sector has to give great importance to guest relations and cutomer satisfaction, and as a part of tourism sector, ecologic hotels should be as more innovative and creative as possible in order to improve their qualities and realise sustainability. They should keep in mind importance of remaining customer oriented.

Tourism notion and new trends in tourism sector take place in the first part, and tourism notion, development of tourism in the world and in Turkiye, eco-tourism market, customer profile and eco-eco-tourism entrepreneurship within the context of ecologic hotels take part in the second part of the study. Innovation notion,

relations between innovation and entrepreneurship and eco-innovation in ecologic hotels are studied in the third part within literature context. In the final part, which is

a field work, aptness of ecologic hotel entrepreneurs in Muğla to innovation is measured and research findings and comments are presented.

(8)

İÇİNDEKİLER

Bilimsel Etik Sayfası ... i

Tez Kabul Formu ... ii

Önsöz / Teşekkür... iii

Özet ... iv

Summary ... v

Kısaltmalar Dizini ... xi

Tablolar Listesi ... xii

Şekiller Listesi... xiv

Giriş ... 1

BİRİNCİ BÖLÜM – TURİZM KAVRAMI, ÖNEMİ VE ÇEŞİTLERİ ... 4

1.1. Turizm Kavramı, Önemi ve Tarihsel Gelişimi ... 4

1.2. Turizmin Etkileri ... 8

1.2.1. Turizmin Ekonomiye Etkisi ... 9

1.2.1.1. Turizmin Milli Gelire Etkisi ... 10

1.2.1.2. Turizmin Ödemeler Dengesi Üzerine Etkisi ... 13

1.2.1.3. Turizmin İstihdama Etkisi ... 15

1.2.1.4. Turizmin Bölgesel Kalkınmaya Etkisi ... 17

1.2.1.5. Turizmin Diğer Sektörlere Etkisi ... 19

1.2.2. Turizmin Sosyo-Kültürel Yapıya Etkisi ... 19

1.2.3. Turizmin Çevresel Etkisi ... 23

1.3. Turizmin Çeşitleri ... 26

1.3.1. Katılımcı Sayısına Göre Turizm... 28

1.3.1.1. Bireysel Turizm... 28

1.3.1.2. Grup Turizmi ... 28

1.3.1.3. Kitle Turizmi ... 28

1.3.2. Ziyaret Edilen Yere Göre Turizm... 30

(9)

1.3.2.2. Dış Turizmi ... 30

1.3.3. Katılanları Yaşlarına Göre Turizm ... 30

1.3.3.1.Gençlik Turizmi ... 30

1.3.3.2. Yetişkin Turizmi ... 31

1.3.3.3. Üçüncü Yaş Turizmi ... 31

1.3.4. Katılanların Sosyo-Ekonomik Durumlarına Göre Turizm ... 32

1.3.4.1. Sosyal Turizm ... 32

1.3.4.2. Lüks Turizm ... 33

1.3.4.3. Geleneksel Turizm ... 33

1.3.5. Katılanların Amaçlarına Göre Turizm ... 34

1.3.5.1. Toplantı (Kongre) Turizmi ... 34

1.3.5.2. Sağlık ve Termal Turizm ... 35

1.3.5.3. İnanç ve Kültür Turizmi ... 37

1.3.5.4. Golf Turizmi ... 38

1.3.5.5. Deniz ve Yat Turizmi ... 40

1.3.5.6. Kamp ve Karavan Turizmi ... 41

1.3.5.7. Spor Turizmi ... 42

1.3.6. Turistik Bölgeyi Koruma Şekline Göre Turizm ... 44

1.3.6.1. Sorumlu Turizm ... 44

1.3.6.2. Sürdürülebilir Turizm ... 45

1.3.6.3. Turizmde Yeni Trendler (Ekoturizm, Agro Turizm ve Diğerleri) .... 48

İKİNCİ BÖLÜM – EKOTURİZM VE EKOTURİZM GİRİŞİMCİLİĞİ ... 52

2.1. Ekoturizm Kavramı ve Önemi ... 52

2.2. Ekoturizmin Amaç ve Kapsamı ... 58

2.3. Ekoturizm İlkeleri ... 60

2.3.1. Doğal Çevrenin Sürdürülebilirliği ... 62

(10)

2.4. Ekoturizm Türleri ... 65

2.4.1. Yayla Turizmi ... 66

2.4.2. Dağ Turizmi ... 70

2.4.3. Mağara Turizmi ... 71

2.4.4. Bisiklet Turizmi ... 74

2.4.5. Kano ve Rafting (Akarsu) Turizmi ... 75

2.4.6. Doğa Yürüyüşü (Trekking) Turizmi... 77

2.4.7. Atlı Doğa Yürüyüşü (Safari) Turizmi... 79

2.4.8. Av ve Olta Balıkçılığı Turizmi ... 80

2.4.9. Yaban Hayat ve Kuş Gözlemciliği Turizmi ... 83

2.4.10.Yamaç Paraşütü-Parapente Turizmi ... 87

2.4.11. Ekolojik Otel ve Çiftlik Turizmi ... 88

2.5.Dünya’da ve Türkiye’de Ekoturizmin Çıkışı ve Gelişme Nedenleri ... 96

2.6. Ekoturizmin Etkileri... 102

2.6.1. Ekoturizmin Ekonomik Etkileri ... 103

2.6.2. Ekoturizmin Çevresel Etkileri ... 104

2.6.3. Ekoturizmin Sosyo-Kültürel Yapıya Etkileri ... 106

2.7. Ekoturizm Pazarı ve Müşteri Profili ... 108

2.8. Ekolojik Oteller Bağlamında Ekoturizm Girişimciliği ... 113

2.8.1. Ekoturizm Girişimciliği Kavramı ... 114

2.8.2. Ekoturizm Girişimciliğinin Özellikleri ... 117

2.8.3. Ekoturizm Girişimciliğinin Sorunları ve Çözüm Önerileri ... 120

2.8.4. Ekoturizm Girişimciliğinin Geleceği ... 123

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM – İNOVASYON VE EKOTURİZM OTEL VE ÇİFTLİK İŞLETMELERİNDE EKO-İNOVASYON ... 125

3.1. İnovasyon Kavramı ve Önemi ... 125

3.2. İnovasyon Türleri ... 130

3.2.1. Ürün İnovasyonu ... 131

3.2.2. Süreç İnovasyonu ... 133

3.2.3. Pazarlama İnovasyonu ... 135

3.2.4. Organizasyonel İnovasyon ... 136

(11)

3.3. İnovasyon Stratejileri ... 140

3.3.1. Saldırgan ve Savunmacı İnovasyon Stratejileri ... 140

3.3.2. Taklitçi ve Bağımlı İnovasyon Stratejileri ... 142

3.3.3. Geleneksel ve Farklılaştırma İnovasyon Stratejileri ... 143

3.4. İnovasyon ve Girişimcilik ... 144

3.5. Girişimcilik Açısından İnovasyonu Belirleyen Unsurlar ... 145

3.5.1. Vizyon ve Liderlik ... 146

3.5.2. Örgüt Yapısı ve Örgüt Kültürü ... 148

3.5.3. İletişim, Bilgi, Tecrübe ve Yetenek ... 150

3.5.4. Risk Alma, Hayal Gücü, Fırsatçılık ve Profesyonellik... 152

3.6. İnovasyonun İşletmelere Katkıları ... 154

3.6.1. Verimliliğin Artması ve Rekabet Üstünlüğü... 157

3.6.2. Sosyal Sorumluluk Bilincinin Gelişimi ... 159

3.6.3. Kurumsallaşma ve Markalaşma ... 161

3.6.4. Araştırma ve Geliştirmeye Önem Verme ... 164

3.7. Turizmde İnovasyonun Yeri ve Önemi ... 167

3.8. Ekoturizm Otel İşletmelerinde Eko-İnovasyon ... 172

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM – EKOTURİZM GİRİŞİMCİLERİNİN İNOVASYONA YATKINLIĞININ ÖLÇÜLMESİ: MUĞLA YÖRESİNDE YER ALAN EKOLOJİK OTELLER KAPSAMINDA BİR ALAN ARAŞTIRMASI ... 177

4.1. Araştırmanın Modeli ve Yöntemi ... 177

4.1.1. Araştırmanın Amacı ve Kapsamı ... 178

4.1.2. Araştırmanın Önemi ... 178

4.1.3. Araştırmayla İlgili Literatür Taraması ... 179

4.1.4. Araştırmanın Modeli ... 181

4.1.5. Araştırmanın Hipotezleri ... 181

4.1.6. Araştırmanın Yöntemi ... 183

4.1.6.1. Veri Toplama Yönteminin Belirlenmesi ... 185

4.1.6.2. Araştırmanın Evren ve Örneklemi ... 188

4.1.6.3. Anket Formunun Hazırlanması ... 189

(12)

4.2. Araştırmanın Bulguları ve Yorumlanması ... 197

4.2.1.Demografik Özelliklere İlişkin Bulgular ... 197

4.2.2.Ekoturizm Girişimcilerinin İnovasyona Yatkınlığa İlişkin Tanımlayıcı Bulgular ... 203

4.2.2.1. Girişimci Kişilik Özelliği Boyutuna İlişkin Tanımlayıcı Bulgular . 203 4.2.2.2. Ekoturizm Girişimciliği Yapısı Boyutuna İlişkin Tanımlayıcı Bulgular ... 205

4.2.2.3. İnovasyon Yatkınlığı Boyutuna İlişkin Tanımlayıcı Bulgular ... 208

4.2.2.4. Muğla İlinin Ekoturizme Uygunluğu Boyutuna İlişkin Bulgular ... 210

4.2.3.Girişimci Kişilik Özelliği, Ekoturim Girişimciliği Yapısı, İnovasyon Yatkınlığı ve Muğla İlinin Ekoturizme Uygunluğu Boyutlarının Demografik Özellikler Kapsamında Ekoturizm Girişimcilerinin İnovasyona Yatkınlığı Üzerine Etkisi... 212

4.2.4.Ekoturizm Girişimcilerinin İnovasyona Yatkınlığı Boyutları Arasındaki İlişki (Korelasyon Analizi) ... 240

4.3. Araştırma Sonuçlarının Değerlendirilmesi ve Öneriler ... 242

Sonuç ve Öneriler ... 247

Kaynakça ... 255

Ekler ... 269

Özgeçmiş ... 281

(13)

KISALTMALAR DİZİNİ

AB: Avrupa Birliği

ABD: Amerika Birleşik Devletleri Ar-Ge: Araştırma Geliştirme

ETAP: Avrupa Birliği Çevre Teknolojisi Eylem Planı

GMS Ülkeleri: Kamboçya, Laos, Myanmar, Tayland, Vietnam, Çin Halk Cumhuriyeti Yunnan Eyaleti

GSMH: Gayri Safi Milli Hasıla GSYİH: Gayri Safi Yurt İçi Hasıla

IAGTO: Uluslararası Golf Tur Operatörleri Birliği IUCN: Dünya Doğayı Koruma Birliği

ICT: Kosta Rika Turizm Enstitüsü

IH&RA: Uluslararası Otel ve Restoranlar Birliği M.Ö. Milattan Önce

OECD: Organisation for Economic Co-operation and Development- Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü

TATUTA: Tarım-Turizm-Takas Projesi TIES: Uluslararası Ekoturizm Topluluğu

TÜBİTAK: Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu TÜİK: Türkiye İstatistik Kurumu

UNWTO: Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü

WTTC: World Travel&Tourism Economic İmpact – Dünya Seyahat ve Turizm Ekonomik Etkisi

(14)

TABLOLAR LİSTESİ

Tablo 1. Uluslararası Turizm Hareketlerinin Gelişimi (1950-2008)... 11

Tablo 2. Dünya Turizm Gelirleri (Milyon $) ... 12

Tablo 3. Ülkeler ve Ziyaretçi Sayıları (Milyon Kişi) ... 13

Tablo 4. Türkiye Ödemeler Dengesi (2012-2013) ... 14

Tablo 5. 2011 Bölgesel Turizm Büyüme Oranları ve Gelirleri ... 18

Tablo 6. Sağlık Turizmi Türleri ... 36

Tablo 7. Kitle Turizmi ve Ekolojik Turizmin Genel Karakteristiklerinin Karşılaştırılması ... 57

Tablo 8. Ülkemizde Akarsu Turizmi (Rafting, Kano Gibi) İçin Uygun Akarsular ... 76

Tablo 9. TATUTA Projesi Kapsamındaki Ekolojik Çiftlikler ... 95

Tablo 10. Kitle Turizmi ve Ekolojik Turizmin Turist Profillerinin Karşılaştırılması ... 111

Tablo 11. İnovasyon Türleri Araştırmaları ... 130

Tablo 12. Araştırmanın Kapsamı ... 189

Tablo 13. Anket Güvenilirliği ... 192

Tablo 14. Ekoturizm Girişimcilerinin İnovasyona Yatkınlığı Anketinin Normallik Testi ... 196

Tablo 15. Yaş Değişkenine Göre Araştırmaya Katılan Ekoturizm Girişimcilerinin Dağılımları ... 198

Tablo 16. Eğitim Değişkenine Göre Araştırmaya Katılan Ekoturizm Girişimcilerinin Dağılımları ... 199

Tablo 17. Hizmet Yılı Değişkenine Göre Araştırmaya Katılan Ekoturizm Girişimcilerinin Dağılımları ... 200

Tablo 18. Araştırmaya Katılan Ekoturizm Girişimcilerinin Yaş -Eğitim Karşılaştırılması ... 201

Tablo 19. Araştırmaya Katılan Ekoturizm Girişimcilerinin Yaş –Hizmet Yılı Karşılaştırılması ... 201

Tablo 20. Araştırmaya Katılan Ekoturizm Girişimcilerinin Eğitim –Hizmet Yılı Karşılaştırılması ... 202

Tablo 21. Girişimci Kişilik Özelliği Boyutuna İlişkin Veriler ... 203

(15)

Tablo 23. İnovasyon Yatkınlığı Boyutuna İlişkin Veriler ... 208 Tablo 24. Muğla İlinin Ekoturizme Uygunluğu Boyutuna İlişkin Veriler ... 210 Tablo 25. Eğitim Düzeyi Değişkenine Göre, Ekoturizm Girişimcilerinin Girişimci Kişilik Özelliği Puanlarına İlişkin Kruskal-Wallis Testi Sonuçları ... 213 Tablo 26. Eğitim Düzeyi Değişkenine Göre, Ekoturizm Girişimcilerinin Ekoturizm Girişimciliği Yapısı Puanlarına İlişkin Kruskal-Wallis Testi Sonuçları ... 216 Tablo 27. Eğitim Düzeyi Değişkenine Göre, Ekoturizm Girişimcilerinin İnovasyon Yatkınlığı Puanlarına İlişkin Kruskal-Wallis Testi Sonuçları ... 220 Tablo 28. Eğitim Düzeyi Değişkenine Göre, Ekoturizm Girişimcilerinin Muğla İlinin Ekoturizme Uygunluğu Puanlarına İlişkin Kruskal-Wallis Testi Sonuçları ... 223 Tablo 29. Yaş Değişkenine Göre, Ekoturizm Girişimcilerinin Girişimci Kişilik Özelliği Puanlarına İlişkin Kruskal-Wallis Testi Sonuçları ... 224 Tablo 30. Yaş Değişkenine Göre, Ekoturizm Girişimcilerinin Ekoturizm

Girişimciliği Puanlarına İlişkin Kruskal-Wallis Testi Sonuçları ... 226 Tablo 31. Yaş Değişkenine Göre, Ekoturizm Girişimcilerinin İnovasyona Yatkınlığı Puanlarına İlişkin Kruskal-Wallis Testi Sonuçları ... 229 Tablo 32. Yaş Değişkenine Göre, Ekoturizm Girişimcilerinin Muğla İlinin

Ekoturizme Uygunluğu Puanlarına İlişkin Kruskal-Wallis Testi Sonuçları ... 231 Tablo 33. Hizmet Yılı Değişkenine Göre, Ekoturizm Girişimcilerinin Girişimci Kişilik Özelliği Puanlarına İlişkin Kruskal-Wallis Testi Sonuçları ... 233 Tablo 34. Hizmet Yılı Değişkenine Göre, Ekoturizm Girişimcilerinin Ekoturizm Girişimciliği Yapısı Puanlarına İlişkin Kruskal-Wallis Testi Sonuçları ... 235 Tablo 35. Hizmet Yılı Değişkenine Göre, Ekoturizm Girişimcilerinin İnovasyon Yatkınlığı Puanlarına İlişkin Kruskal-Wallis Testi Sonuçları ... 237 Tablo 36. Hizmet Yılı Değişkenine Göre, Ekoturizm Girişimcilerinin Muğla İlinin Ekoturizme Uygunluğu Puanlarına İlişkin Kruskal-Wallis Testi Sonuçları ... 239 Tablo 37. Ekoturizm Girişimcilerinin Görüşlerine İlişkin Korelâsyon Analizi

(16)

ŞEKİLLER LİSTESİ

Şekil 1. Risk Alma Eğilimi ... 152

Şekil 2. Türkiye’de Ar-Ge Harcamalarının GSYİH’ye Oranı ... 165

Şekil 3. Turizm’de İnovasyon Modelleri ... 170

Şekil 4. Araştırma Modeli... 181

Şekil 5. Araştırma Yöntemi ... 184

Şekil 6. Veri Toplama Yöntemi ... 188

Şekil 7. Yaş Değişkenine Göre Araştırmaya Katılan Ekoturizm Girişimcilerinin Dağılımları ... 198

Şekil 8. Eğitim Değişkenine Göre Araştırmaya Katılan Ekoturizm Girişimcilerinin Dağılımları ... 199

Şekil 9. Hizmet Yılı Değişkenine Göre Araştırmaya Katılan Ekoturizm Girişimcilerinin Dağılımları ... 200

(17)

GİRİŞ

Günümüzde en hızlı büyüyen sektörler arasında yer alan turizm, birçok ülke açısından önemli bir ekonomik kaynak olarak nitelendirilmektedir. Bacasız sanayi olarak adlandırılan turizm, ülkelerin Gayri Safi Milli Hasıla’ na önemli katkı sağlamakla birlikte, işsizliğin önlenmesi, bölgesel kalkınma ve döviz getirisi açısından da etki yaratmaktadır. Turizm sektöründe gerçekleşen herhangi bir büyüme ülke ekonomilerini doğrudan etkilemektedir. Bunun farkında olan birçok ülke önemli bir gelir kaynağı olan turizm öğesinin geçerliliğini ve devamlılığını sağlamak için çaba göstermektedir. Bu nedenle turizmi daha ilgi çekici kılmak, pazar payını yükseltmek ve turizmin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla turizmi çeşitlendirmek ihtiyacı ortaya çıkmaktadır.

Dünyadaki hızlı değişim, küreselleşme olgusu ve teknolojik gelişmeler turizm algısında değişime sebep olmuştur. Turist eğitim seviyesinin yükselmesiyle turizme bakış açısı değişmiş, çevre ve doğa hakkında bilinç artmış, turizm istek ve talepleri farklılaşmıştır. Turizmin sadece deniz, kum ve güneşten ibaret olmadığı aynı zamanda uzun vadeli turizm olgusuna sahip olmak ve bu değeri kaybetmemek için turizmde sürdürülebilirliğin nasıl sağlanılacağına yönelik ilgi artmıştır. Bu günün ihtiyaçlarını karşılarken doğal kaynakları korumak ve gelecek nesillere iyi bir çevre bırakmak için yapılan faaliyetler olarak tanımlanan sürdürülebilirliğin önemi ile birlikte turizm içerisinde doğa temelli aktiviteler artmış ve doğaya önem veren alternatif turizm çeşitleri ortaya çıkmıştır. Bu turizm çeşitlerinden başlıcalarından biriside ekolojik turizm, yeşil turizm, kırsal turizm, doğa temelli turizm, özel ilgi turizmi, sorumlu turizm gibi birçok farklı isimle ifade edilen ekoturizmdir.

Ekoturizm, doğal bölgelere yapılan, doğal çevreyi korumayı, doğal çevre ile etkileşim içerisinde yaşayarak, yöre insanının kültürünü tanımayı amaçlayan bir turizm şekli olarak tanımlanmaktadır ve turizm pazarının genişlemesi sağlayacak önemli bir araçdır. Ekoturizm, ekolojik yapıyla birlikte düşünülmesi gereken bir turizm türü olduğundan çevresel dengeyi bozacak müdahalelerden kaçınılması ana amaçtır. Turizm ve çevre ilişkisinin öneminin oldukça artması, ekoturizm kavramının gündeme gelmesini sıklaştırmış ve günümüzde popülerlik kazanmaya başlamış bir turizm çeşidi olarak karşımıza çıkmıştır. Ekoturizm, yayla turizmi, av turizmi, kuş ve

(18)

yaban hayatı gözlemciliği, olta balıkçılığı, sualtı dalış, kamp ve karavan turizmi, mağara turizmi, dağ yürüyüşü, dağcılık, akarsu turizmi, yamaç paraşütü, atlı doğa yürüyüşü ve ekolojik çiftlik yada otel turizmi olarak türlere ayrılmaktadır.

Ekoturizm türleri arasında yer alan ekolojik oteller ülkemizde dahil bütün dünyada ekoturistlerin ilgisini çeken turizm işletmeleri olmaktadır. Ekolojik oteller misafirlerine ekolojik yaşamı hissetmelerini sağlayan konaklama olanakları yanında bir takım hava aktivitelerine de katılma imkanı tanıyan, bununla birlikte tarım ve hayvancılık faaliyetlerini gerçekleştiren ekoturizm işletmeleridir. Bu nedenle ekolojik oteller çiftlik hayvanlarının bakımı, meyve toplama, sebze yetiştirme gibi tarımsal etkinlikler ile atlı safari, doğa yürüyüşü ve mantar, bitkisel ot vb. toplama gibi açık hava aktivitelerini de müşterilerine sunmakta çevre bilincini ve tutumun gelişmesine katkı sağlamaktadır. Ekolojik otellerin kıyıdan uzak kırsal kesimlerde de yapılabilirliği, hayvancılık ve çiftçilik ile uğraşan kesimlerin bile sahip oldukları mekanları ekolojik otel yapısına uyumlaştırabilme şansına sahip olmaları ve kurulum aşamasında gerekli olan arsa vb. duran varlık maliyetinin uygun olması nedeniyle çok fazla sermaye gerektirmeyen bakir bir işletmecilik alanı olarak görülmektedir. Ayrıca kırsal alanda faaliyet gerçekleştiren ekolojik oteller, o yörelerde yaşayan yerli halka iş imkanı ve istihdam olanakları sağlayacak, bölgesel gelişmişlik farklarını ortadan kaldırarak göçü engelleme ve ekonomik gelir sağlama amacı olarak da kullanılabilecektir.

İngiltere, Avusturya, Almanya ve İtalya gibi Avrupa ülkeleri ile Kuzey Amerika, Avustralya, Yeni Zelanda gibi ülkelerde sayıları oldukça fazla bulunan ekolojik oteller ülkemizde ise son birkaç yıldır dikkat çeken turizm işletmeleri olmuşlardır. Ülkemiz 8000 km uzunluğundaki sahilleri, çeşitli uygarlıklardan kalan zengin tarih ve kültürel mirası, iklim çeşitliliği ve Avrupa kıtasında yer alan 500 kuş tütünden 420’si ile 12000 bitki türünden 9000’ine sahip olan olağan üstü bio çeşitliliği ile ekoturizm için uygun nitelikleri bünyesinde barındırmaktadır.

Özellikle bu üstün niteliklere sahip kırsal alanlarımıza yönelik aktiviteler ile çevre eğitimi ve öğrenme imkânını arttırarak çevre bilinci ve tutumu oluşturması, sosyal kültürel değerler ile ekonomik kaynakların sürdürülebilirliği ile birlikte bölgesel kalkınma ve istihdam yaratması nedeniyle ülkemizde de ekolojik otellerin sayısını arttırmak ve geliştirmek gerekmektedir. Bu gelişim, diğer sektörlerde de

(19)

olduğu gibi girişimciler ve bu girişimcilerin inovasyona, yaratıcılığa ve geleceğe bakış açısıyla gerçekleşecektir.

Bu sebeple, bu tez çalışmasında ülkemizde en fazla ekolojik otele sahip olan yörelerden birisi olması nedeniyle Muğla ilinde yer alan ekolojik otel kapsamındaki ekoturizm girişimcilerinin inovasyona yatkınlığını ölçmek amaçlanmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır.

Birinci bölümde turizm kavramı, önemi ve etkileri, sürdürülebilirlik ve turizm ilişkisi, turizmdeki yeni trenler, ikinci bölümde ekoturizm kavramı, önemi ve ilkeleri, dünyada ve Türkiye’de ekoturizmin gelişimi, ekoturizmin ekonomik, çevresel ve sosyo-kültürel etkileri ile ekoturizm pazarı ve müşteri profili, son olarak ise ekolojik oteller bağlamında ekoturizm girişimciliği özellikleri yer almıştır.

Üçüncü bölümde inovasyon kavramı, önemi, türleri ve stratejileri, inovasyon girişimcilik ilişkisi ve ekolojik otellerde eko-inovasyon hakkında bilgiler verilmiştir.

Çalışmanın uygulamaya yönelik alan araştırmasının son bölümünde Muğla ilinde faaliyet gösteren ekolojik otel girişimcilerinin inovasyona yatkınlığını ölçmek amacıyla anket metodu uygulanmıştır. Araştırma sonucu elde edilen bulgular, konuya ilişkin hipotezler ve yorumlar sunulmuştur. Sonuç kısmında ise genel bir değerlendirme yapılarak önerilere yer verilmiştir.

(20)

BİRİNCİ BÖLÜM

TURİZM KAVRAMI, ÖNEMİ VE ÇEŞİTLERİ

1.1. TURİZM KAVRAMI, ÖNEMİ VE TARİHSEL GELİŞİMİ

Günümüz dünyasında; ülkeler arasında sınırları kaldıran küreselleşme olgusuyla birlikte, teknolojik değişimlerinde etkisiyle, seyahat imkânlarının çoğalması ve gelişimi gerçekleşmiş, bu durumda insanlarda seyahat ve gezme isteğini arttırmıştır. Bu istek artışı turizme olumlu bir etki olarak yansımıştır.

Turizm tanımının kökü Latince’den gelmektedir. Latince “Tornus” sözcüğü bir dönme hareketini ifade etmektedir. İngilizce “Touring” kelimesi ile “Tour” kelimesi bu sözcükten türetilmiştir. “Tour” dairesel bir hareketi, bazı site ve yörelerin ziyaretini, iş eğlence amacı ile yapılan yer değiştirme hareketini ifade etmektedir. “Touring” kelimesi ise zevk için yapılan eğitsel ve kültürel özellik gösteren seyahatler için kullanılmaktadır. “Tourner” dönmek yada döndürmek anlamına gelir. “Tour” ise hareket edilen yere dönmek şartıyla yapılan kısa veya uzun süreli seyahatleri ifade etmektedir (Küçükaslan, 2007:1). “Tour” kelimesi ilk olarak on sekizinci yüz yılda, genç İngiliz soyluların eğitimleri için Avrupa’daki tarihi, kültürel ve bilimsel çekiciliği bulunan yerleri ziyaretlerinde kullanılsa da turizm çok önceki dönemlere dayanmaktadır.

Tarihsel olarak turizm incelendiğinde insanoğlu, tarih boyunca din, ticaret, savaş ve sağlık gibi çeşitli nedenlerle sürekli yaşadıkları yerler dışındaki bölgelere seyahat etmişlerdir. Eski Mısır’da M.Ö. 3000 yıllarında piramitlerin ve tapınakların binlerce kişi tarafından ziyaret edilmesi ilk kez konaklama yerlerinin ortaya çıkmasını sağlamıştır (Yılmaz, 2008:5). Milattan önce 2600 ile milattan önce 1450 yılları arasında Yunan İmparatorluğunun çok geniş bir alana yayılması ve denizciliğe önem vermesi sonucu, deniz aşırı yerlere kolayca ulaşmaları, turizm hareketliliğini arttırmıştır. Eski Yunan’da Olimpiyat oyunları sonucu daha büyük kitleler seyahat etmiştir. Yunan İmparatorlunda bulunan her şehirde, bu dolaşıma cevap verebilecek konaklama ve eğlence merkezleri kurulmuştur. Bu şehirlerde ziyaretçileri karşılayacak, onlara yardımcı olacak, bugünkü manasıyla tur rehberi olan, “proxenos” denilen kişiler bulunmuştur. Milattan önce 753 ile milattan sonra 476

(21)

yılları arasında, Roma İmparatorluğu zamanında 67.000 mil ve 1000 grostonluk gemiler yapılmıştır. Roma İmparatorluğu’nda çok geniş bir kesim olan orta sınıf, gladyatör dövüşlerini, spor aktivitelerini, festivalleri, sanat eserlerini ve sanatsal faaliyetleri izlemek için turizm aktivitelerinde bunmuşlardır (Küçükaslan, 2007:14)

Orta Çağ’a gelindiğinde, kutsal yerlerin ziyaretine dayalı seyahatler turizme damgasını vuran en önemli öğe olmuştur. Haçlı seferleri ile birlikte yüz binlerce Hıristiyan’ın Kudüs’e gitmesi ve bu bölge ile ilgili yazılan eserler; yine Müslümanlığın yaygınlaşması ile birlikte yüz binlerce Müslüman’ın her yıl Mekke’yi ziyaret etmesi ve bu bölgelerle ilgili yazılan eserler, insanlarda dünyayı gezip görme merakını ve isteğini uyandırmış bu da büyük bir turizm olayının yaşanmasına neden olmuştur. Bu çağın ilgi çeken kişisi ise Marko Polo’dur. Uçan halı hikâyesi ve Çin İmparatorluğu’nda matbaada basılan ilk kağıt para, Marko Polo’nun seyahatnameleri aracılığıyla Batı’ya duyurulmuş, böylece Doğu ve Batı arasında ilk yakınlaşma ve ticaret olanakları ortaya çıkmış ve bunun sonucunda seyahatler başlamıştır (Aktaran: Yılmaz, 2008:5). Bu dönemin ünlü gezginlerinden olan İbn-i Batuta 14. Yüzyılda doğum yeri olan Tanca’dan yola çıkarak Mekke’ye defalarca gitmiş, buradan Arabistan’ı Orta Doğu’yu ve Anadolu’yu gezerek Semerkand üzerinden Hindistan’a ulaşmış ve oradan Seylan ve Sumatra’ya gitmiştir.

Rönesans ile birlikte değişen düşünceler, Amerika Kıtasının bulunması ve dünyanın etrafının dolaşılması, uzak yörelere ayrı bir ilgi, merak ve heyecan uyanmasını sağlamıştır. Bu dönemin ünlü denizcileri olan Vasco Dö Gama, Christopher Colombus ve Magellan’ın başarılı gezileri tüm Avrupa’da seyahat arzusunu yaygınlaştırmıştır.

Bir Türk denizcisi olan Piri Reis’in 16. Yüzyıl başlarında geziler ve yaşadığı döneme göre olağanüstü nitelikteki haritaları içeren “Kitab-ı Bahriye” adlı yapıtı ise denizcilik ve turizm tarihi bakımından büyük önem taşımaktadır (Alaca, 2007:7).

19. yüzyılda sanayi devrimi ile birlikte buharlı makinelerin gelişimi ile küçük atölyelerin yerine büyük fabrikaların ortaya çıkması şehirlere göçün artmasına sebep olmuş, aynı zamanda otomobil üretimindeki gelişmeler ile buharlı tren ve vapur üretimleri turizme katılım oranını arttırmıştır.

Çağdaş anlamda organize tur ilk olarak İngiltere’nin Leicester kentinde ortaya çıkmıştır. 1841 yılında Thomas Cook, Temperance (Yeşilay) Derneği üyelerini

(22)

Loughbrough’daki içki aleyhtarı bir toplantıya götürmek için bir tren kiralayarak sefer düzenlemiştir. Midland Railways şirketi ile anlaşan Cook ilk defa özel gidiş-dönüş biletleri bastırmış ve geziyi kişi başına 1 şiling gibi o dönemde en ucuz fiyata mal etmiş ve üstü açık vagonlarla 570 kişiyi bu kente taşımıştır. Kendisi de bu derneğin üyelerinden birisi olan Cook, bu gezi için bütün hazırlıkları yapmasına karşın emeği karşılığında herhangi bir kazanç almamıştır. Thomas Cook 1845 yılında marangozluk mesleğini bırakmış ve seyahat düzenleyicisi olarak yeni bir mesleğe başlamıştır. Düzenlediği gezilerin çoğunda rehber bulunmamıştır. Onun yerine, daha önceden düzenlemeleri yapılan otel rezervasyonları ve diğer giderleri karşılamak üzere turistlerin eline bir hizmet belgesi (voucher) verilmiştir. Günümüze kadar bu uygulama süregelmiştir ve halen seyahat acenteleri tarafından kullanılmaktadır. Cook 1860 yılında Londra’da ilk seyahat işletmesini açmış ve kurduğu şirket “Thomas Cook Travel” olarak varlığını bugünde sürdürmektedir (Aktaran: ŞEN, 2010: 18-19).1914’ten sonra Alpler ve keşif gezileri moda olmuştur. Kitlesel turizm hareketleri başlamıştır (Küçükaslan, 2007: 17).

Tarih boyunca turizm, büyük yenilikler içeren bir karakatere sahip bir fenomen olmuştur. Kitaplar ve makaleler özellikle farklı bireylere ve işletmelere dikkat çekmiş ve onların başarılarını analiz ve tüm açılardan değerlendirmiştir. Örneğin Thomas Cook, gelişmekte olan demiryolu altyapısına uygun, seyahat ve eğlence gibi malzemeleri içeren ödenebilir bir fiyatla hizmete sunulan örgütsel bir çerçeve olarak turizmi düşünmüştür (Hjalager, 2010:1). Turizm kavramını tanımlamak amacıyla yapılan çalışmalar ise 19. Yüzyılın sonlarına kadar uzanmaktadır. E.Guyer-Feuler tarafından 1905 yılında ilk turizm tanımı verilmektedir. Guyer-Feuler turizmi, “Gittikçe artan hava değişimi ve dinlenme gereksinimleri, doğa ve sanatla beslenen göz alıcı güzellikleri tanıma isteğine, doğanın insanlara mutluluk verdiği inancına dayanan ve özellikle ticaret ve sanayinin gelişmesi ve ulaşım araçlarının kusursuz hale gelmelerinin bir sonucu olarak ulusların ve toplulukların birbirlerine daha çok yaklaşmasına olanak veren modern çağa özgü bir olay” olarak tanımlamaktadır (Yılmaz, 2008:7). Avusturyalı ekonomist Hermann Von Schuller 1910 yılında turizmi, “başka bir ülkeden, şehir veya bölgeden, yabancıların gelmesi ve geçici süre kalmalarıyla ortaya çıkan hareketin, ekonomik yönünü ilgilendiren faaliyetlerin tümü” şeklinde tanımlamıştır (Şen, 2010:5). 1942 yılında yayınlanan “Turizm Genel

(23)

Doktrini” isimli kitapta turizm tanımı Walter Hunziker tarafından “para kazanma amacına dayanmayan ve devamlı kalış biçimine dönüşmemek kaydıyla, yabancıların bir yerde konaklamalarından ve bir yere seyahatlerinden doğan olay ve ilgilerin tümüdür” şeklinde tanımlanmaktadır (Yılmaz, 2008:7). En yaygın olarak benimsenmiş bulunan 1963 tarihli Birleşmiş Milletlerin turizm tanımı ise şu şekildedir:

“24 saatten az olmamak, sürekli kalışa dönüşmemek ve gelir sağlayıcı herhangi bir uğraşıda bulunmamak koşulu ile bireyin veya konaklamalarından doğan olay ve ilişkilerin tümüdür” (Erdoğan, 2003: 77).

Literatürde yer alan turizm ile ilgili tanımlar incelenirse;

“Turizm; insanların sürekli bulundukları yer dışında yaptıkları seyahatlerden ve geçici konaklamalarından doğan ihtiyaçların karşılanması ile ilgili faaliyetlerdir”

“Turizm; turistleri ve diğer ziyaretçileri ağırlama süreci içinde turistlerle turizm işletmelerini, ev sahibi devletler ve toplumlar arasındaki etkileşimden kaynaklanan olgular ve ilişkiler bütünüdür” şeklinde tanılanabilir.

Turizm kavramına paralel olarak; para kazanmak amacı olmaksızın; dinlenmek, eğlenmek, kültürel, bilimsel, sportif, idari, diplomatik, dinsel, sağlık ve benzeri nedenlerle devamlı yaşadığı yeri geçici olarak terk eden ve tüketici olarak belirli bir süre seyahat edip, gittiği yerde en az bir geceleme yapan (veya 24 saatini geçiren) ve tekrar ikamet yerine dönen kimseye turist denir (Ünüsan ve Sezgin, 2007:17-20).

Turizm geleneksel tarımsal üretimin gerilediği çoğu gelişmekte olan ülkede en önemli endüstri konumundadır. Turizm yerel ekonomileri yavaş yavaş etkilemekte, döviz gelirini artırmakta ve istihdam olanağı yaratmaktadır. Turizm sektöründe istihdam temel sosyal haklardan yoksun insanların temel ekonomi içerisine entegrasyonunu sağlamaktadır. Turizm çoğu ülke için en büyük ihracat kaynağıdır ve ekonomik büyüme için önemli bir potansiyel teşkil etmektedir. Hem gelişmekte hem de gelişmiş ekonomilerde devlet turizm sektöründe alt yapı yatırımlarını desteklemekte ve teşvikler vermektedir.

Turizm sektörü, 1950’li yıllardan sonra dünya ekonomisinde en hızlı gelişen sektörlerden birisidir. Günümüzde parasal ve kitlesel bir olay haline gelen turizmin yarattığı ekonomik ve politik etkiler, ülke ekonomilerinde ve özellikle uluslararası

(24)

ekonomik ve politik ilişkilerde önemli sonuçlar doğurmaktadır. Bu durum uluslararası turizmden büyük pay alan gelişmiş ülkeler yanında gelişmekte olan ülkelerde de turizmin önemi artmaktadır (Yanardağ ve Avcı, 2012:40). Seksenli yılların ortalarından başlayan birçok çevresel değişim turizm endüstrisinin yeni bir ekonomi olarak oluşmasına sebep olmuştur. Talep açısından geleneksel muhafazakâr ve ekonomi amaçlı müşteri (turist), deneyimli ve kalite bilinçli müşterinin yerini kitle turizminde almış görünmektedir. Yeni turist kitlesi, daha eğlenceli, spor aktiviteli, hızlı ve kültürel çeşitlilik içeren, günlük hayattaki seçeneklerinden daha fazlasını kapsayan bir konforu ısrarla istemektedir (Pikkemat ve Peters, 2008:90). Bu konforu sağlayan ülkelerin turizm endüstrisi gelişmektedir.

Turizm, döviz kazandıran, ödemeler dengesi üzerinde olumlu etki yaratan, emek yoğun bir özellik taşıması nedeniyle istihdamı arttıran, kişisel ve ulusal gelir yaratılmasında ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayan bir unsur olarak ülkeler için önemli bir hedef durumuna gelmiştir. Bu nedenle birçok ülke dünya piyasasındaki pazar payını genişleterek turizm gelirlerini artırmak amacıyla turizmi çeşitlendirme yoluna gitmektedir. İşletmelerin ve ülkelerin pazar paylarını korumak ve geliştirmek amacıyla arzlarını farklılaştırma yönündeki çabalarının tümü çeşitlendirme kavramını ifade etmektedir. Bugün dünyada, Türkiye gibi gerekli olan teknoloji, mal ve hizmetleri dışarıdan temin etmek zorunda kalan gelişmekte olan ülkelerin turizmi teşvik etmelerinin ve çeşitlendirme yoluyla turizmi zamansal ve mekânsal olarak yaymaya çalışmalarının en önemli nedenlerinden biri de, turizmin açık veren dış ödemeler dengesini kapatmak için kullanılabilecek bir araç olma özelliği taşımasıdır. Diğer taraftan, bir istihdam kaynağı olarak turizm; özellikle doğal kültürel ve tarihi güzellikleri dışında kaynağı bulunmayan, sanayinin gelişmediği ülkeler ve bölgeler açısından alternatif istihdam olanakları yaratması bakımından büyük önem taşımaktadır (Yılmaz, 2008:8).

1.2. TURİZMİN ETKİLERİ

Sanayileşmiş dünya ekonomisinde özellikle hizmet sektöründe, yeni ekonomik gelişme aktivitelerinin talep edilmesi ve sermayenin artan hareketliliği, temel süreçlerde yeniden yapılanmaya gidilmiştir. Geleneksel yöntemlerle iş yapma ve pazarlama siyasi nedenlerle dramatik değişikliğe uğramıştır. Son yıllarda hizmet

(25)

sektörü refah ve konum hareketliliği ile tüketici tercihleri nedeniyle dünya çapında önemli hale gelmiştir. Bu bağlamda iyi bir performans sergileyen turizm sektörü bir çok ülkede ekonominin şekillenmesini sağlayan kritik güçlerden biri haline gelmiştir. Aynı zamanda turizmi toplumsal gelişme ve sürdürülebilirliği desteklediği hakkında görüş birliği vardır (Syvertsen, 2012:94).

Turizmin etkilerini, ekonomik, fiziksel ve sosyo-kültürel ana başlıkları ve bu ana başlıkların alt başlıkları ile aşağıda verilmeye çalışılmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, turizm endüstrisi bütün diğer sosyal ve ekonomik olaylar gibi hem olumlu hem de olumsuz etkileri beraberinde getirmektedir (Haley vd., 2005,648).

Turizmin başlıca faydaları;

• Yatırımların ve iş hacmini genişletme • Gelir yaratma,

• Döviz sağlama,

• Yeni istihdam alanları açma, • Bölgesel kalkınma sağlama,

• Sosyal ve kültürel hayatı etkilemedir.

1.2.1. Turizmin Ekonomiye Etkisi

Dünya genelinde yaşanan ekonomik gelişmeler her geçen gün değişmekte ve turizminde yer aldığı hizmetler sektörünün önemi giderek daha da artmaktadır. Artık gelir getiren ve ülke ekonomilerinde zenginliğin kaynağı olan yegâne üretim faktörü beşeri sermaye yani insan beyni ve sonuçta sektörde hizmetler olarak görülmektedir. Dolayısıyla ülkeler arasındaki ekonomik yapıların değiştiği, krizlerin arttığı ve rekabetin çok yoğun bir şekilde uygulandığı bugünün küresel ortamında, turizmin ülke ekonomileri için taşıdığı önem tartışılamayacak kadar açıktır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, tasarrufların yetersiz oluşu, yeterli ihracat olanaklarının ve kaynaklarının olmaması, gerekli olan döviz gelirlerinin ucuz ve zahmetsiz elde edilmesi yönünde turizme önemli görevler yüklenmektedir. Nitekim az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde tasarruf ve döviz açığının giderek daha çok artması ve sonuçta dövize olan gereksinim, dış borçların miktarının her geçen gün artması ve bunların sürdürülebilirliği, kalkınma için gerekli olan yatırımların hızlı bir şekilde yapılması, yeni iş sahalarının açılması ve istihdam olanaklarının arttırılması, turizmin

(26)

bu gibi ülkelerdeki ekonomik önemini ifade etmek adına verilebilecek örneklerden bazılarıdır.

Turizmin ödemeler dengesi üzerindeki etkisi, gelir yaratıcı etkisi, turizmin istihdam yaratıcı etkisi, bölgelerarası ekonomik gelişme üzerindeki etkisi, ekonominin diğer sektörleri üzerinde yarattığı etkilerin hepsi olumlu etkiler kapsamında değerlendirilmektedir (Bahar, 2008:63).

1.2.1.1. Turizmin Milli Gelire Etkisi

Turistlerin bir ülkede yaptıkları harcamalar, sektördeki ücretleri ve diğer alanlardaki gelirleri oluşturmaktadırlar. Turizm sektörü birçok faaliyet koluyla yakın ilişki içerisinde olduğundan, turizm gelirleri diğer birçok mal ve hizmetlerin tüketimine ve ihracatına olanak sağlamaktadır. Turist bir ülkeye geldiğinde, o ülkede yaptığı her harcama sadece turizmle uğraşan kişilere değil, turistlerin harcamaları çarpan mekanizması ile kendisinden kat kat fazla gelir yaratılmasına neden olmaktadır.

Bir ekonomide turizmden elde edilen gelir, değişik kesimler (otel, seyahat acentesi, yiyecek içecek işletmeleri, toptancılar, gıda işletmeleri, personel harcamaları, vergiler vb.) tarafından paylaşılmaktadır (Altan, 2006:25).

Günümüz anlamında turizm sektörü 1950’ler sonrasında ekonomik ve sosyo-kültürel önemi giderek artan ve gelişen bir sektör olmasıyla birlikte seyahatler; insanlığın ilk çağlarından itibaren gezip-görmek, şifa bulmak, dini ve toplumsal etkinliklere katılmak için sürekli gerçekleşmiştir. Turizm; bireylerin politik ve ticari amaç gözetmeksizin dinlenme, eğlence, öğrenim, sağlık, zevk, merak, spor, din, kültürel vb. sebeplerle bireysel veya toplu olarak belli bir süre içerisinde turizm sektörü unsurlarından yararlanarak yapmış oldukları faaliyetleri kapsamaktadır. Tarihi süreçte seyahat etme eyleminin insanlığın tarihiyle ortaya çıktığı bilinmektedir. Zaman içerisinde medeniyetlerin gelişmesi, toplumların zenginleşmesi, yoğun iş temposunun neden olduğu insanların tatil yapma gereksinimi, ulaşım araçlarının çeşitlenmesi, çoğalması ve sistemlerinin gelişmesi, insanların boş zamanlarının gün geçtikçe artış göstermesi, teknolojik gelişme ile dünyanın çeşitli coğrafyalardaki doğal ve tarihi değerlerin, güzelliklerin tanıtılması sonucu turizm sektörü hızla gelişme göstermiştir. İktisadi ve sosyo-kültürel yönden

(27)

ülkelerin gelişmesine 20. Yuzyılda en büyük katkıyı turizm sektörü sağlamıştır. (Karataş ve Babür, 2013:16).

Dünya turist sayısının 1950’lerde 25.3 milyon olduğu dikkate alındığında, son 50 yıllık dönemde dünya turizm hareketleri %2631 oranında (yaklaşık 27 kat) artmıştır (Aktaran: Çoban ve Özcan:2013:244). Benzer şekilde 1950 yılında 2.1 milyar dolar olan dünya turizm geliri toplamı 2007 yılında %40661.9 artarak (yaklaşık 406 kat) 856 milyar dolara çıkmıştır. Söz konusu rakam ve oranlar sektördeki hızlı büyümenin en kesin kanıtı ve göstergesi olarak yorumlanabilir. Aşağıdaki Tablo1.’de uluslarası turizm hareketleri gösterilmektedir.

Tablo 1. Uluslararası Turizm Hareketlerinin Gelişimi (1950-2008) Yıllar Turist Sayısı

(Milyon Kişi)

Artış Oranı (%) Turizm Geliri (Milyar $) Artış Oranı (%) 1950 25.3 - 2.1 - 1960 69.3 173.9 6.8 223.8 1970 165.8 139.2 17.9 163.2 1980 287.8 73.5 102.3 471.5 1990 451.0 56.7 269 162.9 1993 517.9 14.8 321 19.3 1994 546.5 5.5 353 9.9 1995 563.6 3.1 401 13.5 1996 594.9 5.5 434 8.2 1997 613.5 3.1 444 2.3 1998 625.0 1.8 445 0.2 1999 650.0 4.0 455 2.2 2000 686.0 5.5 475 4.3 2001 684.0 -0.2 463 2.5 2002 703.0 2.7 480 3.6 2003 691.0 -1.7 523 8.9 2004 763.0 10.4 623 19.1 2005 803.0 5.0 676 7.8 2006 846.0 5.4 733 7.7 2007 903.0 6.7 856 16.7

Kaynak: Bahar, Ozan (2008). Muğla Turizminin Türkiye Ekonomisi Açısından Yeri ve Önemi. Muğla Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 21, 62.

(28)

Küresel ekonomik hareketlerin çok büyük bir ivme kazanmaya başladığı 1980 yılı göz önüne alınarak kısa bir değerlendirme yapılacak olursa; turizm hareketlerinin 1980–2008 yılları arasında %213, turizm gelirlerinin de aynı yıllar için %736 artış gösterdiği anlaşılmaktadır (Bahar, 2008:62). Bu rakamların 2020 yılında sırasıyla 1.6 milyar kişi ve 2 trilyon dolar, 2050 yılında ise 2 milyar kişi ve 2.1 trilyon dolar olması öngörülmektedir. Bununla birlikte, yine 2050 yılında, dünya genelindeki iç ve dış turizm gelirlerinin toplam olarak 24,2 trilyon dolara ulaşacağı beklenmektedir (Aktaran: Çoban ve Özcan, 2013:244). Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) verilerine göre, 2012 yılında dünya turizm gelirleri sıralamasında yine ABD en yüksek paya sahiptir. Türkiye’nin payı ise yaklaşık 26 milyar dolar sevilerindedir. Aşağıdaki Tablo 2. ‘de dünya turizm gelirleri yer almaktadır.

Tablo 2. Dünya Turizm Gelirleri (Milyon $)

Sıra Ülke 2010 2011 2012 1 ABD 103.5 116.1 126.2 2 İspanya 52.5 59.9 55.9 3 Fransa 46.3 53.8 53.7 4 Çin 45.8 48.5 50 5 Macao (Çin) 27.8 38.5 43.7 6 İtalya 38.8 43.0 41.2 7 Almanya 34.7 38.8 38.1 8 İngiltere 30.4 35.9 36.4 9 Hong Kong 23.0 27.2 32.1 10 Avusturalya 29.1 31.5 31.5 11 Tayland 20.1 27.2 30.1 12 Türkiye 22.6 25.1 25.7 13 Malezya 18.3 19.6 19.7

Kaynak: Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO Tourism Highlights 2013 Edition) 2013 Yılı Raporu

(29)

Türkiye’de 1960’dan bu yana gelen turist sayısına baktığımızda yıllar itibari ile sürekli bir artış trendi içinde olduğu sonucuna varılmaktadır. 1960 yılında 124 bin olan gelen turist sayısı 2010 yılında 26,337 bin kişiye ulaşmıştır. Türkiye’ye gelen turistlerin turizm gelirleri açısından katkıları değerlendirildiğinde ise 1970’lerde 52 milyon dolar olan turizm gelirinin 2010 yılına gelindiğinde 22.6 milyar dolar olduğu sonucuna varılmaktadır (Çoban ve Özcan, 2013:246). Türkiye’nin turizm gelirleri 2011 yılında 25.1 milyar dolar, 2012 yılında ise 25.7 milyar dolar seviyesine yükselmiştir. Turist sayılarında ise 2009 yılında 25.5 milyon kişi olan turist sayısı ise 2012’de 35.7 milyon kişiye ulaşmıştır. Aşağıdaki Tablo 3.’de ülkeler ve ziyaretçi sayıları gösterilmektedir.

Tablo 3. Ülkeler ve Ziyaretçi Sayıları (Milyon Kişi)

Sıra Ülke 2009 2010 2011 2012

1 Fransa 76,8 76,8 81.6 83.0

2 ABD 55,0 59,7 62,7 67.0

3 Çin Halk Cum. 50,9 55,7 57,6 57.7

4 İspanya 52,2 52,7 56,2 57.7

5 İtalya 43,2 43,6 46,1 46.4

6 Türkiye 25,5 27,0 34.7 35.7

7 Almanya 24,2 26,9 28,4 30.4

Kaynak: : Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO Tourism Highlights 2013 Edition) 2013 Yılı Raporu

Türkiye’ye gelen turist sayısı, 2009 yılında 25.5 milyon kişiden 2012 yılında 35.7 milyon kişiye artış göstermiştir. Türkiye’ye gelen turist sayısının düzenli olarak artması Gayri Safi Milli Hasıla yanında ödemeler dengesi, istihdam ve diğer sektörlere de etki etmektedir. 2009 yılı Travel&Tourism Economic Impact (WTTC) raporunda turizmin Türkiye’de diğer sektörlere etkisiyle dolaylı büyüklüğünün 64 milyar dolar olacağı belirtilmiştir.

1.2.1.2. Turizmin Ödemeler Dengesine Etkisi

Dış Ödemeler bilançosu, bir ülkenin belli bir dönemde (genellikle bir yıl), dış âlemden sağladığı gelirlerle, dış âleme yaptığı ödemelerin yer aldığı bir tablodur.

(30)

Daha öz bir deyişle, bu bilanço, bir ülkenin belirli bir dönemde kaçakçılık niteliğinde olmayan, döviz gelirlerinin ve döviz harcamalarının hesabıdır (Dinler, 2005:514).

Turizmin, bir ülkenin ödemeler dengesi üzerinde olumlu ve olumsuz etkileri bulunmaktadır. Bir kimsenin turizm amaçlı yurt dışına seyahat etmesi o ülkenin ödemeler dengesi üzerinde negatif bir etki yaratırken, o ülkeye bir kimsenin turizm amaçlı gelmesi ise pozitif bir değer yaratmaktadır. Örneğin, Almanya’dan Türkiye’ye tatil için gelen bir turistin yaptığı her harcama kendi ülkesinin ödemeler dengesi içinde bulunan görünmeyen kalemler hanesinin borç kısmına, Türkiye’nin ise alacak kısmına yazılacaktır. Ödemeler dengesini oluşturan kalemler çeşitli şekillerde gruplandırılmaktadır. Aşağıdaki Tablo 4’de ülkemizdeki uygulama göz önünde tutulmuştur (Parasız, 2004:269).

Tablo 4. Türkiye Ödemeler Dengesi (2012-2013)

Ödemeler Dengesi (milyon USD) Ocak % 12 Aylık 2012 2013 Değişim Kümülatif

Cari İşlemler Dengesi -5.731 -5.632 -1,7 -46.836

Dış Ticaret Dengesi -5.888 -5.881 -0,1 -65.633

Hizmetler Dengesi 669 752 12,4 24.090

Turizm (net) 716 795 11,0 21.638

Gelir Dengesi -574 -580 1,0 -6.681

Sermaye ve Finans Hesapları 3.499 5.491 56,9 46.963 Doğrudan Yatırımlar (net) 871 486 -44,2 7.950 Portföy Yatırımları (net) 1.349 1.607 19,1 41.031

Varlıklar 1.249 471 -62,3 1.863

Yükümlülükler 100 1.136 1.036,0 39.168

Hisse Senetleri 556 235 -57,7 5.953

Borç Senetleri -456 901 - 33.215

Diğer Yatırımlar (net) -1.375 7.112 - 25.208

Varlıklar -3.037 2.212 - 4.111 Efektif ve Mevduat -3.069 1.947 - 5.678 Yükümlülükler 1.662 4.900 194,8 21.097 Ticari Krediler -632 1.393 - 3.046 Krediler 893 1.094 22,5 8.771 Bankacılık Sektörü 734 656 -10,6 4.251 Bankacılık Dışı Sektörler 3 1 555 1.690,3 6.838 Mevduat 1.399 2.405 71,9 8.789 Yurtdışı Bankalar 1.622 2.240 38,1 7.731 Yabancı Para 614 1.054 71,7 5.669 Türk Lirası 1.008 1.186 17,7 2.062 Yurtdışı Kişiler -132 256 - 3.302 Rezerv Varlıklar (net) 2.671 - 3.703 - 27.188

Net Hata ve Noksan 2.232 141 -93.7 -127

(31)

Turizm, ülkemiz ödemeler dengesinde 2012 yılında 716 milyon dolar iken 2013 yılında 795 milyon dolara yükselmiş önemli bir gelir kalemi olarak yer almaktadır.

Bugün dünyada hem ödemeler dengesi fazla veren Japonya gibi ülkelerin hem de ödemeler dengesi açık veren Türkiye ve Yunanistan gibi ülkelerin turizmi ulusal seviyede teşvik etmelerinin nedeni, turizmin ödemeler dengesine her iki ülke açısından da katkıda bulunmasıdır. Japonya gibi ödemeler dengesi fazla veren ülkeler, bu fazlalığın enflasyona neden olmaması ve eritilmesi için vatandaşlarının uluslararası turizme katılmalarını teşvik ederlerken, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler ise, ithalatın dış ödemeler dengesinde yarattığı açıklığı kapatmak için ülkede turizmi geliştirerek, turizm gelirlerini artırmak yoluyla ödemeler dengesindeki açıklıklarını kapatmak istemektedirler. Turizm gelirleri dış ticaret açıklarını 1997 yılında yaklaşık olarak %28 oranında kapatırken, açıkların konjonktürel olarak azalması ve gelirlerin de artması sonucu bu oran 2001 yılında %77’ye kadar çıkmış, ancak daha sonra dış ticaret açıklarının turizm gelirlerinden fazla olması nedeniyle 2003 yılında yaklaşık %57’ye düşmüştür. Dolayısıyla ödemeler dengesinin özellikle gelişmekte olan ülkeler için çok önemli olduğu söylenebilir (Yılmaz, 2008:33-34).

1.2.1.3. Turizmin İstihdama Etkisi

Turizm sektörü, turizm talebini karşılamak için işletmelerin yeni yatırımlar gerçekleştirmelerini ve dolayısıyla doğası gereği emek yoğun olan bu sektörün gelişimi istihdamı artırarak ülke ekonomisine katkılar sağlamaktadır. Turizm sektörü kendisinin doğrudan istihdama katkıda bulunması ve bu sektöre girdi veren diğer sektörlere de dolaylı istihdam imkânları sağlaması dolayısıyla, ülkedeki toplam istihdamı etkilemektedir (Altan, 2006:26).

Turizmin genel olarak; doğrudan, dolaylı ve uyarılmış olmak üzere üç tür istihdam yarattığı kabul edilmektedir.

a) Doğrudan İstihdam: Turizm sektörünün kendisinden kaynaklanan ve ona bağımlı olan işlerdir. Konaklama, yeme - içme işletmeleri, hediyelik eşya satan mağazalar, barlar, seyahat acenteleri, ulaştırma işletmeleri ve turizm örgütlerinde yaratılan işler bu gruba girmektedir.

(32)

b) Dolaylı İstihdam: Turizm endüstrisinin ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetleri veren, bir başka deyişle sektörü beslemeleri sonucu ortaya çıkan istihdamdır.

c) Uyarılmış İstihdam: Doğrudan ve dolaylı istihdamla sağlanan gelir harcandıkça turizmin çarpan etkisi ile ekonomide yaratılan ek istihdamdır.

Günümüzde özellikle işsizlik oranı yüksek olan ülkelerde herhangi bir sektörün ekonomi üzerindeki gözle görülebilir en belirgin etkisi yaratılan istihdamdır. Bu tür ülkelerde sanayileşme oranı düşük olduğu için işsizliği gidermenin tek yolu turizm sektörünün geliştirilmesiyle mümkündür. Turizm sektörünün gelişmesi ile istihdam etkisi, turizmin gelişmesine ve turizm talebinin yoğunluğuna bağlı olarak artar. Turizmin gelişmesine paralel olarak turistik tesis yatırımlarının artması, işgücü talebini arttırdığı gibi, turizmin mevsimlik özelliğinin bir sonucu olarak talebin yoğunlaştığı dönemlerde turistik işletmelerde işgücü talebi artacaktır. Mevsim dışında ise, işgücü talebi azalmakla birlikte yine de bir devamlılık göstermektedir.

Turizm sektöründe genel olarak; doğrudan, dolaylı ve uyarılmış olmak üzere üç tür istihdam meydana getirdiğini daha önce belirtmiştik. Turizm sektörünün kendisinden ve ona bağımlı olan işlerden kaynaklanan doğrudan istihdam, diğeri turizm sektörünü beslemeleri sonucu ortaya çıkan dolaylı istihdam ve bir diğeri de doğrudan ve dolaylı istihdamla sağlanan gelir harcandıkça turizmin çarpan etkisi ile ekonomide yaratılan uyarılmış istihdamdır. İstatistikî verilerde genellikle doğrudan ve dolaylı istihdam yer almaktadır. Dünyadaki diğer ülkeleri de incelediğimiz zaman aynı şekilde dolaylı istihdam doğrudan istihdamdan daha fazla olmaktadır. Uluslararası turizm kuruluşlarınca kabul gören katsayı dolaylı istihdamın doğrudan istihdamın 1,5 katı olduğu şeklindedir. Türkiye’deki duruma bakacak olursak, 1993 yılında turizm sektöründeki doğrudan istihdamın toplam istihdam içerisindeki payı % 3,56 iken bu rakam 2001 yılında % 5,10, 2010 yılında % 6,70 olarak gerçekleşmiştir. 2013 yılı değerlerine göre; turizmin ülke istihdamındaki payı % 6,2’den % 6,8’e çıkmıştır. Turizm şirketlerinin toplam kayıtlı şirket içindeki payı da % 6,8’den % 7,3’e yükselmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından açıklanan 2013 yılı Nisan ayı verilerine göre; turizmle ilgili 5 ana faaliyet kolunda, sigortalı olarak çalışanların sayısı % 17 dolayında artmıştır. 2012 yılında 715 bin olan çalışan sayısı, bu yıl 838 bine yükselmiştir. Son bir yılda, en fazla sigortalının yer aldığı yiyecek içecek hizmetlerinde 394 bin olan çalışan sayısı 457 bine çıkmıştır. Aynı dönemde,

(33)

222 bin olan konaklama sektörü çalışanları sayısı da 257 bine çıkmıştır. Geçmişe göre daha fazla şirketin kapsama alındığı havayolu taşımacılığında çalışanların sayısı da buna paralel olarak 6 bin 723’ten 18 bin 395 dolayına yükselmiştir (http://www.tuyed.org.tr/turizmde-istihdam-838-bin-kisi-oldu/ ).

1.2.1.4. Turizmin Bölgesel Kalkınmaya Etkisi

Turizm, hükümetler ve kamu kurumları tarafından 1980’lerden beri yeni firma oluşumunu, istihdam artışını ve yerel ekonomilerin teşvik edilmesi ve geleneksel girişimciliğin yapıldığı büyüyen bir sektör olarak incelenmiştir. Küresel rekabet karşısında kasabalar, şehirler, ilçeler ve ulusal ve yerel ekonomileri koruyarak geliştirmek sorunu ortaya çıkmıştır. Kamu sektörü, küresel rekabet içerisinde stratejik hedefleri takip ederek, turizm ve turizm sunanı ayırt etmek ve varlıkların kullanımını maksimize etmek için ekonomik kalkınmanın rolünü oynamıştır (Franchetti ve Page, 2009:107). Günümüzün küresel ekonomisinde, belediyeler kendi sınırları içerisindeki kentsel alanlara işletmeler ve sakinleri çekmek için rekabet etmektedir. Turizm sektöründe bir destinasyonu hedef kitleye tanıtmak ve canlandırmak için yapılan benzer eğilimler kullanılmaktadır (Giraldi, 2009:6).

Bölgesel kalkınmada turizmin önemli bir rolü vardır. Bu rol, onu kalkınmış ülkelerde önemli bir sektör konumuna getirirken, özellikle kalkınmakta olan ülkelerde turistik potansiyeli olan yörelerin geliştirilmesinde turizm sektörü gibi “yardımcı sektörlerin” kalkınmaya hız verici ve tamamlayıcı etkileri artık iyice anlaşılmıştır. Endüstriyel faaliyetler yönünden yeterli kaynak ve gelişmeye olanağına sahip olmamasına rağmen, zengin bir turizm potansiyeline sahip bölgelerin, planlı ve etkin bir turizm uygulaması sonucunda turistik yönden kalkınmaları ve yurt ekonomisi için dengeli bir biçimde gelişmeleri mümkündür (Aktaran: Altan, 2006:26). Aşağıda yer alan Tablo 5.’de bölgesel turizm büyüme oranları ve gelirleri gösterilmektedir.

(34)

Tablo 5. 2011 Bölgesel Turizm Büyüme Oranları ve Gelirleri Bölgeler 2011 Yılı Bölgesel

Büyüme Oranları (%) 2011 Yılı Bölgesel Turizm Gelirleri 2011 Yılı Bölgesel Turizm Gelirleri Yüzdesi (%) Amerika 5,7 199 Milyar $ (%19) Avrupa 5,2 435 Milyar $ (%45) Asya-Pasifik 4,3 289 Milyar $ (%28) Afrika 2,2 33 Milyar $ (%3) Ortadoğu (-) 1,4 46 Milyar $ (%4)

Kaynak: : Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO Tourism Highlights 2011 Edition) 2011 Yılı Raporu

Yukarıdaki Tablo 5’de görüldüğü üzere bölgesel turizm gelirlerinden en yüksek payı 435 milyar dolar ile Avrupa almaktadır. Bölgesel kalkınma için turizm açısından kullanılacak en iyi araçlardan birisi, turizmin bir çeşidi olan ekoturizmdir. Ekoturizm, giderek artan sürdürülebilir kırsal kalkınma modellerinin bir bileşeni olarak, sosyo-kültürel ve ekolojik kaynakları koruyan bir fayda oluşturur. Ekoturizm işletmeleri tarafından fayda yaratmak için koruma ve gelişmeye yapılan yatırımlar; örneğin var olan korunan alanın genişletilmesi, doğal kaynakları yönetmede iyileştirmeler ve doğa temelli toplum alt yapısı oluşturmadır. Bu durum ekoturizm tüketicileri ve hizmet sağlayıcıları tarafından yapılan artan yatırımlarla yeşile dayalı gelişme talebinin artmasını ve pazarın gelişmesine yol açacağı beklenmektedir. Böyle bir gelişme, toplumun işlev ve işlerliğini arttıran bu tarz bir sektörle mümkündür (Zhuang vd., 2011:46).

Gelişmekte olan bir ülke olan Türkiye’de, yatırıma tahsis edilen kaynakların sınırlı olması, yatırımların da seçici olmasına yol açmakta ve yatırımlar, iç getiri oranı yüksek olan sektörleri tercih etmekte ve bu sektörlerin de belli bölgelerde yoğunlaşması bölgelerarası dengesizliğe yol açmaktadır. Türkiye’deki bölgelerin gelişmişlik düzeyine baktığımızda Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinin ilk sıralarda yer aldığı görülmektedir. Ancak geriye kalan bölgeler aynı şansa sahip değildir ve üstelik geri kalmış bölgelerden gelişmiş bölgelere sürekli bir göç söz konusudur. Ancak sanayileşme imkânına sahip olamayan bölgelerimizin gelişmesi ve kalkınması da bu bölgelerin sahip olduğu turistik arz olanaklarının değerlendirilmesiyle mümkündür ( Yılmaz, 2008:36-37).

(35)

Türkiye’de turizm sektörü son 20 yılda kitle endüstrisi haline gelmiştir. Özellikle güney-batı bölgelerinin kıyı kesimlerinde bölgesel kalkınma için önemli bir sektör olarak kabul edilir. Böylece turizm sektörü, sanayi ile birlikte Akdeniz ve Ege bölgeleri için önemli bir kamu politikası alanını oluşturmuştur. Turizm sektöründe kamu ve özel yatırımları için uzun vadeli bir politika gereklidir. Böylelikle bölgesel kalkınma girişimleri sürdürülebilir (Akgüngör vd., 2008:3).

1.2.1.5. Turizmin Diğer Sektörlere Etkisi

Hizmetler sektörü içinde yer almakla birlikte, turizm taşıdığı özellikler nedeniyle diğer sektörlerle de yakın bir ilişki içindedir. Turizm sektörü, turistik ihtiyaçların karşılanmasında ekonominin bütün sektörlerinden yararlandığı gibi, diğer sektörlerde turizm sektöründen faydalanmaktadır.

Ülke ekonomisinde iç ve dış turizm hareketlerinin yarattığı tüketim-gelir hacmi, özellikle tarım sektöründe ve turizm sektörü ile birlikte diğer sektörlerde de bir canlanma ve harekete neden olur.Bilindiği gibi, ekonomide sektörlerin birbirine sağladıkları mal ve hizmet miktarı ile üretim miktarı arasındaki ilişkiler en geniş anlamda, “sektörler arası bağımlılık” olarak adlandırılmaktadır (Bulut, 1999:57).

Turizm; tarım, sanayi ve hizmetler sektörüyle birebir ilişkili olarak faaliyet göstermektedir. Turizminde müşteri sayısının artması, konaklama işletmeleri tarafından daha çok tarımsal ürün talebine yol açmakta, aynı zamanda tarımsal ürün üreticilerinin kaliteye dikkat etmelerine yol açmaktadır. Bununla birlikte turizm, yine konaklama işletmelerinde kullanılan içki, tekstil, deri, seramik eşyalar ve ulaşım araçlarının üretimine yönelik artışın gerçekleşmesine sebep olmakta bu durumda sanayiye olumlu etki sağlamaktadır. Diğer bir sektör olan hizmetler sektörü de turizmin gelişiminden oransal olarak etkilenmektedir. Turizm işletmelerine yakın konumda bulunan, hastane, ulaşım, yiyecek-içecek hizmet işletmelerinin gelirlerini arttırıcı bir etki sağlamaktadır.

1.2.2. Turizmin Sosyo-Kültürel Yapıya Etkisi

Dünyanın en büyük ve en dinamik endüstrilerinden biri olan turizmin, ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi etkilerinin yanı sıra ödemeler dengesine etkisi, katma değerinin yüksek olması, alt ve üst yapıya olumlu etkileri de göz önüne alındığında, ülkelerin turizme ev sahipliği yapma ve turizmi geliştirme çabalarının

(36)

yersiz olmadığı aşikârdır. Bu duruma ilave olarak turizm, Berber’in (2003) belirttiği gibi, turizm çağdaş toplumların yapılarını ve toplumsal kurumlarını etkileyen ve değiştiren bir özelliğe sahip olarak, kültürlerin ve değer yargılarının da değişmesine neden olmaktadır. Ancak bu özellik turizmin sağlıklı bir sosyal alt yapı ile gelişiminin sağlanamaması durumunda negatif yönlü bir etki yaratmaktadır. Bu durumda da turizm işleyiş süreci, geliştiği bölgede birbirine yabancı kültürlerin karşılaşması sonucunda yaşayan halk üzerinde sosyo-kültürel paradokslar yaratıcı bir olgu haline dönüşebilmektedir. Avcıkurt ve diğerleri (2007), bu durumun ortaya çıkışının turist ile yerel halk karşılaşmalarında etkileşimin geçici olması ve zamanda ve mekânda sınırlılığın var olması temeli üzerinde dengesiz ilişkiler etrafında şekillendiğini belirtmektedir. Turizmin yarattığı sosyal yapı değişimi odağında özellikle kırsal alanlarda ve küçük tatil beldelerinde yaşayan toplulukların sosyo-ekonomik yapılarının yozlaştırılmadan, gelenekleri ve kültürel hazineleri korunarak kendilerini kültürel açıdan geliştirmelerinin sağlanması olumlu yönde sosyal değişimin gerçekleşmesi önem arz etmektedir (Aktaran: Güzel,2013:781).

Toplumsal açıdan turizm olgusu, turist ve onu kabul eden ülke halkı olarak iki şekilde de incelenebilmektedir. Gelişmiş ülkeden dinleme-eğlenme amacı ile gelen turist bulunduğu bölgede rahat bir şekilde hareket etmek isteyeceği için bölge halkının alışkın olmadığı davranışlarda bulunması haline tepki ile karşılaşır ve bu ortamdan rahatsızlık duyar. Böyle durumda turist kabul eden ülke halkı da sahip olunan gelenek, görenek, dil, din, yaşam biçimi gibi kültürel değerleri korumak için savunmaya geçer. Böyle bir toplumsal iletişim ortamında ise, turist aktif, turist kabul eden yöre halkı da pasif bir konumda yer alır. Diğer bir anlatımla, turist kabul eden ev sahibi yöre halkı, turistin düşünce ve davranış biçimlerinden etkilenmeye başlar. Turistlerin gittikleri bölgede yabancı olmaları yöre halkının dikkatlerini kendine çeker. Ev sahibi bölge halkı gözünde turistler, zengin ve seyahat edebilecek kadar boş zamana sahip kişiler olarak algılanırlar. Yukarıda da belirttiğimiz gibi turist kabul eden ülke halkı açısından turistler kültürel kirlenmeye neden olan tehdit edici bir unsur olarak algılanırlar. Bu kimseler böylelikle bölgede süregelen geleneksel düzenin ve yaşantının yok olacağını, gençlerin olumsuz yönde etkileneceğini ve ahlak yönünden çöküntüye uğrayacaklarını düşünürler. Bu olumsuzlukları önlemek

Şekil

Tablo 1. Uluslararası Turizm Hareketlerinin Gelişimi (1950-2008)  Yıllar  Turist Sayısı
Tablo 2. Dünya Turizm Gelirleri (Milyon $)
Tablo 3. Ülkeler ve Ziyaretçi Sayıları (Milyon Kişi)
Tablo 4. Türkiye Ödemeler Dengesi (2012-2013)
+7

Referanslar

Benzer Belgeler

Bu makalede amaçlanan, fikri mül- kiyetin imkânsızlığını ele alan Jakub Bożydar Wiśniewski’nin fikirlerinin incelenerek argümanlarının ürün inovasyonu ve

NODUS TALKS series is organized by the NODUS Sustainable Design Research Group of Aalto University, bringing together researchers and practitioners on topics relevant to

SOÖ alt ölçek puan ortalamalarý ile tedavi motivasyonu arasýndaki iliþkiler incelendiðinde, kiþisel sorun yönelimi ile içsel motivasyon, kiþilerarasý yardým arama ve

Santorini’ye ilişkin doğal, yapay ve sosyo-kültürel çevre değerleri ekolojik turizm potansi- yelleri olarak ele alınmakta, potansiyeller Santorini yerleşkeleri

Bu bağlamda, Doğu Akdeniz Bölgesinde yapılacak olan benzer çalışmalarda, bu araştırmada elde edilen rezervuar su yüzeyi kotu tahmin ve hata eşitlikleri

Cumhuriyet döneminde esnaf kesimine ilişkin olarak yapılan ilk hukuksal düzenleme, 1925 tarihli Ticaret ve Sanayi Odaları Kanunu’dur.. Aslında Ticaret ve Sanayi

nerede bir mana varsa, orada bir silret bulunduğuna, ayrıca her ikisinin tikel, nesnel bir §eyle ili§kisi olduğuna göre, bu bilgiyi tek bir bilgi gibi

Taşocağı proje tanıtım dosyasının kendilerine 6 ay önce verilmesi gerekirken, birkaç gün önce ulaştırıldığını belirten Muhtar Güven Ergüven, “Tanıtım dosyasını