• Sonuç bulunamadı

Otoimmün Karaciğer Hastalıklarında Antinükleer Antikorların Değerlendirilmesi ve Klinik Uygulamadaki Yeri

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Otoimmün Karaciğer Hastalıklarında Antinükleer Antikorların Değerlendirilmesi ve Klinik Uygulamadaki Yeri"

Copied!
7
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Güncel Gastroenteroloji

A

ntinükleer antikorlar (ANA), otoimmün ka-raciùer hastalıklarının tanısında kullanılan, ancak spesifitesi çok yüksek olmayan sero-lojik göstergeleridir. Bu antikorların, bir immünojen tarafından tetiklenen primer bir reaktiviteyi yansıt-maktan çok, karaciùer hücre harabiyeti neticesi oluütukları düüünülmektedir ().

ANA kronik viral hepatitler, ilacın indüklediùi ka-raciùer hastalıkları, primer biliyer siroz, primer skle-rozan kolanjit, non-alkolik steatohepatit ve alkolik karaciùer hastalıùı gibi çok sayıda kronik karaci-ùer patolojilerinde pozitif saptanabilir (2). Ancak özellikle tip- otoimmün hepatit tanısında, anti düz kas antikorlar (ASMA) ile birlikte en önemli tanı aracı olarak kabul edilmektedir.

ANT‹NÜKLEER ANT‹KORLARIN

‹ND‹REKT ‹MMÜNFLORESAN (‹FA)

METODUYLA BEL‹RLENMES‹

ANA’ ların úFA yöntemiyle tetkiki, tüm dünyada

en çok uygulanan antikor tarama testidir. Geçti ùi-miz 20 yıllık süre içerisinde, ANA taramalarında kullanılan rodent dokuların yerini, Hep-2 hücre di-zileri almıütır. Bu hücrelerin hayvan deùil insan kö-kenli olması, çok çeüitli ANA örneùinin belirlenme-sine imkan vermesi, tek tabaka halinde üremesi nedeniyle tüm nükleusların görünebilmesi, nükle-usların büyüklüùü nedeniyle nükleer boyanma ayrıntılarının seçilebilmesi, hücre bölünme hızının fazla olması nedeniyle sadece hücre bölünmesi aüamasında üretilen antijenlere ait boyanma ör-neklerinin (sentromer) kolaylıkla belirlenebilmesi gibi çok sayıda avantajı mevcuttur (3).

úFA yöntemiyle saptanan antikorların yöneldiùi spesifik antijenlerin belirlenmesi için immünblot-ting (Western Blot) ve enzim immün assay (EIA) yöntemleri kullanılır.

OTO‹MMÜN HEPAT‹TTE ANA

ANA’ lar, Tip- otoimmün hepatitli (OúH) bir hasta-nın seyri süresince kaybolabilmekte veya yeniden

Otoimmün Karaci¤er

Hastal›klar›nda

Antinükleer

Antikorlar›n

De¤erlendirilmesi ve

Klinik Uygulamadaki

Yeri

Ömür ARDEN‹Z

Ege Üniversitesi T›p Fakültesi, ‹ç Hastal›klar› Alerji ve Klinik ‹mmünoloji, Bilim Dal› ‹zmir

(2)

belirebilmektedir. Serum ANA titreleri, hastalık ak-tivitesiyle korele deùildir ve tedaviye yanıtın de-ùerlendirilmesinde güvenilir bir kriter olarak kabul edilmez (2). OúH’ de en sık gözlenen ANA boyan-ma örnekleri, homojen ve granülerdir. Homojen ve granüler ANA örnekleri benzer sıklıkta rapor edil-mektedir (% 34 vs % 38) (2). Homojen ANA örnek-leri, çift zincirli DNA (ds DNA), histon ve PM-Scl an-tikorlarla iliükilidir. Granüler boyanma örnekleri ise Sm, U RNP, Ro, La, Scl-70, RNA polimeraz II-III, Ku, Ki ve Mú-2 antikorlarıyla iliükili olabilir (3). OúH’ ler-de, nükleer membran tarzında boyanma (lamin) da gözlenebilir (3).

OúH’li hastaların % 54’ ünde tanı anında, ASMA ve ANA birlikte pozitifken, % 33 olguda izole ASMA pozitifliùi ve % 3 olguda ise izole ANA pozitifliùi belirlenmektedir (2).

Czaja’nın çalıümasında, ANA pozitif ve negatif tip- OúH hastaları arasında, klinik temelde bir fark saptanmamıü, ancak ANA pozitif olgularda HLA-DR 4 pozitiflik oranı ANA negatif ve saùlıklı popu-lasyona kıyasla anlamlı oranda yüksek bulunmuü-tur (4). HLA DR-4 pozitif olgular daha iyi bir progno-za sahiptir.

Czaja,úFA yöntemde homojen ANA paterni sergi-leyen olgularda, granüler karakterde ANA pozitif-liùi saptanan olgulara kıyasla daha yüksek ANA ve ASMA titreleri belirlenmiü ancak tedaviye yanıt ve prognoz açısından her iki grup arasında bir fark saptamamıütır. Granüler ANA pozitifliùi saptanan olgularda ise, A-B8-DR3 haplotipi daha yüksek oranda belirlenmiütir, ancak bunun farklı bir klinik subgrubu tanımlamadıùı ve granüler ANA pozitif-liùinin konaùın genetik yatkınlıùının bir yansıması olduùu yorumu yapılmıütır (4). Otoimmun hepatit-te,úFA yöntemle saptanan ANA örneùi ile hastalı-ùın klinik özellikleri arasında anlamlı bir iliüki belir-lenememiütir.

Histon antikorlar: Histonlar, tüm ökaryot hücreler-de DNA ile kompleks halinhücreler-de bulunan küçük, ba-zik, nükleusa ait proteinlerdir ve H, H2A, H2B, H3, H4 olmak üzere 5 alt fraksiyona sahiptir (5). Histon-lara yönelik antikor pozitif olgularda, úFA homojen karakterde ANA boyanma örneùi gösterir, bu örnek-te nükleus diffüz ve üniform olarak boyanır (ûekil ). Histonlara yönelik antikorların patojenik oldukları-na dair ispatlanmıü veri mevcut deùildir. Ancak bu antikorların nükleozomal histonlara baùlanma-ları, nükleus fonksiyonları bozabilir (2). Kromatin üzerindeki bir epitopa yönelik toleransın

kaybol-ması, B lenfositlerin kromatini iüleyip T hücrelere sunmasına ve böylece histonlara yönelik antikor geliüiminin uyarılmasına neden olabilir.

ANA pozitif OúH’ li hastalarda, histonlar nükleusla ilgili önemli antijenik yapılardır. Bir çalıümada, to-tal histonlara yönelik antikorlar, tip- otoimmun hepatitli hastaların % 35’ inde belirlenmiütir (6). Histona yönelik antikorlar ELúSA tetkikiyle de sap-tanabilir. H, H2A, H2B, H3 ve H4 antikorlarının ay-rı olarak belirlenmesi için Western blotting yöntemi de kullanılabilir. OúH ‘lerde en sık saptanan histon antikor H3’ e yönelik IgG antikorlardır ve bu anti-koru pozitif olguların, daha genç yaüta kliniùe yansıyan, yüksek transaminaz düzeylerine sahip ve daha yüksek sıklıkta HLA DR-4 pozitif hastalar olduùu belirlenmiütir (2).

Çift-zincirli DNA (ds-DNA) Antikorları: ANA pozitif otoimmun hepatitlerde, ds DNA antikorları geliü-mektedir ancak sıklıùı çalıümada kullanılan yönte-me göre deùiükenlik göstermektedir. Bu antikorlar, ELISA yöntemiyle % 34 ile 64 olguda pozitif sapta-nırken; pür ds-DNA kaynaùı plan Crithidia lucilia kinetoplastının temel alındıùı yöntemde (úFA yön-temiyle crithidia test) sadece % 23 olguda pozitiflik saptanır (7). Anti-ds DNA antikoru pozitif hastalar daha yüksek sıklıkta HLA DR-4 pozitiftir ve daha yüksek serum IgG düzeylerine sahiptir (2). Nükleus fonksiyonlarını etkileyebilen ds-DNA antikorları, OúH’ de patojenik özellik gösterebilir. Ancak günü-müzde bu antikorların ayrı bir klinik antiteyi yansıt-tıùı kesin olarak söylenememektedir.

ûekil . Nükleer homojen boyanma örneùi (Atlas of HEp-2 patterns’den alınmıütır)

(3)

PR‹MER B‹L‹YER S‹ROZDA ANA

PBS’li olguların yaklaüık % 50’ sinde ANA pozitif saptanmaktadır. Otoimmün hepatitlerde ANA ör-neùi, klinik açıdan belirgin bir öneme sahip deùil-ken, PBS’ de tanı koyma ve prognozu belirleme aüamalarında önemli bir göstergedir (). Nükleer por membran protein gp20 ve sp00’ e yönelik antikorlar, özellikle AMA negatif PBS hastalarında tanıya yardımcı olan ve yüksek oranda spesifik kabul edilen antikorlardır.

Nükleer Zarf Proteinlerine ve Membran Por Komp-lekse Yönelik Antikorlar: Nükleer zarf, nükleer la-mina, nükleer por kompleksleri ve nükleer memb-ranlardan meydana gelir (ûekil 2). Nükleer por kompleksler (NPK), nükleer zarf boyunca daùılmıü, büyük ve her biri 50’ den fazla proteinden ibaret yapılardır ve nükleus ile sitoplazma arasında mad-de alıüveriüinden sorumludur (ûekil 3). Bu yapılar iç ve dıü nükleus membranların birleüim yerlerine lo-kalizedir (8).

Nükleer por kompleks antikorları, genellikle en önemli membran glikoproteini olan gp-20 ve nükleoporin p-62’ e yönelik oluümaktadır. Gp-20, diùer nükleer por kompleks komponentlerini nük-leer zarfa baùlar. Gp-20 ve P-62, nükleer transport regülasyonunda kritik önem taüır (8). úFA’ da bu an-tikorlar tipik bir boyanma özelliùi gösterir (ûekil-4). Anti gp 20 ve p-62 antikorlar: úFA’da karakteristik perinükleer halka tarzında bir boyanma örneùi gösterir ancak, yüksek titrede antimitokondrial an-tikorların varlıùında bu antikorlara ait boyanma maskelenebilir. Böyle olgularda úFA’ nın tarama testi olarak kullanımı yalancı negatif deùerlendir-melere neden olabilir (9). Bu antikorlar ELISA veya

Western-blotting yöntemleriyle saptanabilir. PBS’li olgularda anti-gp 20 antikor sıklıùı % 9,5-4 arasında deùiümektedir (0). Bu antikorlar, karaci-ùer nakli sonrasında, allograftta histolojik olarak PBS düüündürecek bulgular olmaksızın pozitif sap-tanabilmektedir (0). PBS nedeniyle karaciùer nakli uygulanan hastalarda, nüks geliüimini sap-tamaya yönelik klinik bir önemi bulunmamaktadır. Anti-gp 20 antikorlarının PBS için spesifitesi % 99 üzerindedir () ve düüük AMA titresine sahip olan veya AMA negatif bulunan PBS olgularında tanı-ya gitmede tanı-yardımcı bir laboratuvar testidir. PBS hastalarında, anti gp-20 antikorlarının prog-nostik deùeri konusunda uzun dönem çalıümalar mevcut deùildir. Önceki çalıümalarda, gp-20 an-tikoru pozitif ve negatif hastalar arasında klinik açıdan anlamlı fark rapor edilmemiütir, ancak an-ti-gp 20 antikorlarının, daha aktif ve ciddi hasta-lık lehine olduùunu belgeleyen yayınlar

mevcut-ûekil 2. Nükleer Membran Yapısı (Atlas of HEp-2 patterns’den alınmıütır)

ûekil 3. Nükleer membran ve nükleer por kompleks yapısı (Atlas of HEp-2 patterns’den alınmıütır).

ûekil 4. Nükleer por kompleks boyanma örneùi. (Atlas of HEp-2 patterns’den alınmıütır)

(4)

tur (2). Paolo Muratori ve arkadaülarının çalıüma-sında da, gp-20 antikoru pozitif PBS hastalarında, daha yüksek alkalen fosfataz, gamma glutamil transpeptidaz, bilurubin ve IgG-IgM düzeyleri ve daha düüük albumin deùerleri belirlenmiütir. Gp-20 antikoru pozitif olgularda daha yüksek Mayo risk skoru elde edilmiütir (3). Tüm bu bulgular, an-ti-gp 20 antikorlarının, PBS hastalarında, prognos-tik deùeri olduùunu göstermektedir. Önceki çalıü-malarda duyarlılıùı düüük olan úFA yönteminin kullanılmıü olması, mevcut klinik iliükinin saptana-mamasında rol oynamıü olabilir.

Nükleer porun diùer komponenti olan nükleoporin p-62’ e yönelik antikorlar da PBS hasta serumlar ın-da saptanmaktadır ve sıklıùı % 25-30 düzeyinde bildirilmektedir (4). Bu antikorlar, ayrıca Sjögren sendromu, lupus (SLE), miks baù doku hastalıùı gi-bi romatolojik patolojilerde de saptanagi-bilmektedir. Nükleoporin p-62 antikorlarının, klinik önemini ay-dınlatmak üzere prospektif bir çalıüma bulunma-makla birlikte, retrospektif deùerlendirmelerde, anti-p 62 antikor varlıùı, PBS’li hastalarda kötü prognoz göstergesi olarak belirlenmiütir (5). Nükleer por kompleksine antikor geliüiminde mole-küler benzerlik mekanizmaları etkin olabilir. Bazı nükleer por kompleks komponentleri ile virüsler arasında aminoasit dizi benzerlikleri belirlenmiütir. Gp-20 proteininin transmembran yapısının, çok sayıda virüsün zarf glikoproteinleri ile yapısal ben-zerlik taüıdıùı anlaüılmıütır (6).

Anti-sp00 ve PML Antikorlar: Tüm memeli hücre nükleuslarında multiprotein kompleksler yer alır (0). Bu kompleksler içinde çeüitli proteinler lokali-ze olmuütur ve bu proteinlerden en iyi bilineni PML (promiyelositik lösemi proteini) ve sp-00 antijeni-dir. Bu antijenlere yönelik antikorlar, úFA boyan-masında nükleusta 0-30 civarında deùiüik boyut-larda noktalanmanın gözlendiùi “multiple nükleer noktalanma” olarak adlandırılan bir örnek sergiler (0) (ûekil-5). úFA ile böyle bir örnek saptanan olgu-larda, sp-00 antikorlarının varlıùı ELISA tekniùi kullanarak araütırılabilir (7).

Sp-00 proteini, sınıf I MHC moleküllerinin antijen baùlayan sabit bir bölümü ile dizi benzerliùine sa-hiptir ve bu proteinin nükleusta ekspresyonu stres, viral enfeksiyonlar ve interferonlarca tetiklenmek-tedir (4).

Multiple nükleer noktalanma örneùine PBS dıüın-daki diùer hepatik patolojilerde de düüük oranda rastlanmaktadır. Anti-sp 00 antikorlar, özellikle AMA negatif PBS hastalarında ve daha az oranda da bazı baù doku hastalıklarında pozitif saptan-maktadır (8). Ancak baù doku hastalıklarında hedef antijenler farklıdır. Sp-00 antikorlar, özellik-le atipik PBS olgularında tanı koymada yardımcı olan ve PBS için yüksek oranda spesifik kabul edi-len antikorlardır (0).

Pozitiflik oranları, çeüitli çalıümalarda farklılık gös-termekle birlikte, PBS tanılı olguların ortalama % 20 ile 30’ unda anti-sp 00 antikor pozitifliùi bulun-maktadır ve varlıùı kötü prognoz göstergesi olarak belirlenmiütir (0). Anti- sp 00 antikorlar, karaci-ùer nakli uygulanan PBS hastalarda, histolojik ola-rak nüks lehine bulgu mevcut deùilken pozitif sap-tanmaya devam edebilir (9).

PML’e yönelik antikorlar da multiple nükleer nok-talanma örneùi sergileyen PBS hastalarında bulu-nabilir (20). Anti-Sp 00 ve PML’e yönelik antikor-lar, genellikle aynı serum örneùinde birlikte sap-tanmaktadır ve o nedenle her iki antijenin de bir-likte bulunmasının, immünojenik etkisi olduùu dü-üünülmektedir (20). PML antikorlarının saptanması daha zordur. Sternsdorf ve arkadaüları, immünop-resipitasyon ve radyoaktif iüaretli PML kullanarak, anti-sp00 antikoru pozitif PBS hastalarının büyük bölümünde, anti-PML antikorlarını pozitif bulmuü-tur (20).

ûekil 5. Multiple Nükleer Noktalanma örneùi (Atlas of HEp-2 patterns’den alınmıütır)

(5)

NÜKLEER LAM‹NA PROTE‹NLER‹

Lamina, iç nükleus membranın iç yüzeyiyle iliükisi olan ve lamin denilen protein yapı taülarından maydana gelen bir nükleer zarf komponentidir (2) (ûekil-2). únsanlarda en azından 4 farklı lamin proteini (lamin A, lamin B, B2, C) identifiye edil-miütir ve bu proteinler polimerize olarak laminayı oluüturur.

Lamin B reseptörü (LBR) ilk tanımlanan iç nükleer membran proteinidir (2) ve bu proteine yönelik antikorlar da PBS hastaları için yüksek spesifite gösterir. Nükleer lamin veya lamin B reseptörüne yönelik antikorlar, úFA’ da düzgün halka tarzında bir boyanma örneùi oluüturur (ûekil 6).

Lamin Antikorlar: Nükleer laminlere yönelik anti-korlar, skleroderma, SLE ve otoimmün hepatit gibi otoimmün patolojilerde saptanabilmektedir (2). Lamin antikorlar PBS hastalarında yaklaüık % 2 oranında pozitif bulunmaktadır (0).

Lamin antikorlarının geliüim mekanizmaları konu-sunda öne sürülen mekanizma, apopitoz a üama-sında gözlenen dramatik deùiüikliklere dayandırıl-maktadır. Çalıümalar, apopitotik hücre ölümü sıra-sında ortaya çıkan polipeptid parçalarının antije-nik sunumu ile antinükleer antikorların geliütiùi hi-potezini desteklemektedir (22).

Sentromer Antikorlar: Antisentromer antikorlar (ASA), CREST sendromu olarak bilinen sınırlı sklero-derma için spesifik kabul edilmekle birlikte, diffüz skleroderma, SLE, Romatoid artrit, Raynoud’s feno-meni gibi hastalıklarda pozitif saptanabilmektedir. PBS ’ de % 30’ a varan oranda ASA pozitifliùi bildi-rilmektedir (4). PBS’ li hastalarda bu antikorların mevcudiyeti, sıklıkla CREST varyant skleroderma-nın klinik bulgularıyla birliktedir (4). Anti-sentro-mer antikorlar, úFA ile bakıldıùında, karakteristik bir boyanma örneùi sergiler (ûekil 7).

PBS ve sklerodermalı hastalarda, immünblotting yöntemiyle 4 farklı (A, B, C, D) sentromer proteini identifiye edilmektedir. Bunlar içinde otoimmun serumlarla en reaktif olanı CENT-B’ dir. CENT-B ELú-SA yöntemiyle belirlenebilir. PBS tanılı 25 hastanın dahil edildiùi bir çalıümada, ELISA yöntemiyle, hasta serumlarının % 60 oranında CENT-B ile reak-siyon gösterdiùi belirlenmiütir (23). Bu çalıümada

ûekil 6. Nükleer lamin boyanma örneùi (Atlas of HEp-2 patterns’den alınmıütır)

ûekil 7. Sentromer boyanma örneùi. (Atlas of HEp-2 patterns’den alınmıütır)

Lamin B Reseptör Antikorları: Lamin B reseptörü (LBR), nükleer laminayı iç nükleer membrana baù-lar. LBR antikorları ELúSA yöntemiyle saptanabil-mektedir. PBS hastalarında %  ile % 2 oranına po-zitif bulunmaktadır (0, 2). Günümüze kadar LBR antikorları PBS haricindeki diùer otoimmün hasta-lıklarda belirlenmemiütir ve o nedenle yüksek oranda spesifiteye sahiptir (0). Bu olguların bir kıs-mında, antimitokondrial antikorlar ya belirlene-memekte ya da çok düüük titrede pozitif bulun-maktadır o nedenle sp-00 ve gp-20 antikorları gibi, AMA negatif PBS olgularında tanı koymada yardımcıdır (3).

(6)

CENT-B antikor pozitifliùi ile klinik ve AMA-M2 po-zitifliùi arasında herhangi bir iliüki belirlenmemiütir. Ancak ANA pozitifliùi ile prognoz iliükisini araütıran 492 PBS hastasının dahil edildiùi bir çalıümada ise, sentromer örneùinde ANA pozitifliùi ile karaciùer yetersizliùi geliüimi arasında pozitif iliüki belirlen-miütir (24). Hasta serumlarında, úFA ile insan re-kombinan antijeninin kullanıldıùı ELúSA metodu-nun kıyaslandıùı çalıümalarda sentromer antikor-lar benzer sıklıkta pozitif saptanmaktadır .

SJÖGREN SENDROMUNUN EfiL‹K

ETT‹⁄‹ PBS’DE ANA ÖRNEKLER‹

PBS’ de keratokonjonktivitis sikka sendromu % 47,4 ile % 8’e varan oranda oranda rapor edilmektedir (25). Sjögren sendromu eülik eden PBS olgularında anti-Ro ve anti-La antikor pozitifliùi

belirlenmekte-tif saptanmaktadır ve prevalans, çeüitli çalıümalar-da farklılık göstermekle birlikte, literatürde % 0’ varan oranda anti-La pozitifliùi bildirilmiütir (25).

KAYNAKLAR

1. Czaja AJ:Autoantibodies. Bailliere’s Clin Gastroenterol 1995; 9: 723-744.

2. Albert J. Czaja, Gary L. Norman. Autoantibodies in the Diagnosis and Management of Liver Diseases. J Clin Gastroenterol 2003; 37: 315-327.

3. A.R. Bradwell, R.G.Hughes, E.L. Harden. Atlas of Hep-2 patterns and laboratory techniques. In:A. R. Bradwell Editor. 2 nd ed. Birmingham UK. Drapkins and Co. 2003; 1-52.

4. Albert J. Czaja, Fabio Cassani, Michela Cataleta, Paolo Valentini, Francesco B. Bianchi. Antinüclear Antibodies and Patterns of Nuclear Immunflorescence in Type 1 Au-toimmune Hepatitis. Digestive Diseases and Sciences 1997; 42: 1688-1696.

5. Lu Lı, Mıng Chen, Dong Yang Huang and Mikio Nishi-oka. Frequency and significance of antibodies to chro-matin in autoimmune hepatitis type-1. Journal of Gast-roenterology and Hepatology (2000) 15, 1176-1182. 6. Czaja AJ, Chen M, Shirai M, Nishioka M. Frequency and

significance of antibodies to histones in autoimmune he-patitis. J Hepatol 1995; 23: 32-8.

7. Czaja AJ, Morshed SA, Parveen S, et al. Antibodies to single stranded and double stranded DNA in antinuclear antibody positive type-1 autoimmune hepatitis. Hepato-logy. 1997; 26: 567-572.

8. Pietro Invernizzi, Carlo Semli, Carmen Rabftler, Mauro Podda, Jozefa Wesierska-Gadek. Antinüclear Antibodies in Primary Biliary Cirrhosis. Seminars in Liver Disease 2005; 25: 298-310.

9. Ou Y, Enarson P, Rattner JB, Barr W, Fritzler MJ. The nuc-lear por complex protein Tpr is a common autoantigen in sera that demonstrate nuclear envelope staining by indirect immnunofluorescence. Clin Exp Immunol 2004; 136 (2); 379-387.

10. Howard J. Worman, Jean-Claude Courvalin. Antinuclear antibodies spesific for primary biliary cirrhosis. Autoim-munity Reviews 2003; 2: 211-217.

11. Lassoued K, Guilly M-N, Andre C, et al. Autoantibodies to a 200 kD polypeptide(s) of the nuclear envelope:a new serologiacal marker of primary biliary cirrhosis. Clin Exp Immunol 1988; 74: 283-8.

12. Itoh S, Ichida T, Yoshida T, et al. Autoantibodies against a 210 kDa glycoprotein of the nuclear pore compleks as a prognostic marker in patients with primary biliary cirr-hosis. J Gastroenterol Hepatol 1998; 13: 257-65. 13. Paolo Muratori, Luigi Muratori, Rodolfo Ferrari, Fabio

Cassani, Giampaolo Bianchi, Marco Lenzi, Luis Rodrigo, Antonio Linares, Dolores Fuentes, Francesco B. Bianchi. Characterization and Clinical Impact of Antinuclear An tibodies in Primary Biliary Cirrhosis. The American Jour-nal of Gastroenterology 2003; 98: 431-437.

ûekil 8. únce granüler boyanma örneùi (Atlas of HEp-2 patterns’den alınmıütır)

dir. Ro ve La antikor varlıùında úFA’ da “ince gra-nüler” ANA boyanma örneùi gözlenir (3) (ûekil-8). Ro antikorlarının, 52 kDa ve 60 kDa olmak üzere iki alt grubu mevcuttur ve sikka sendromu eülik eden PBS olgularında, anti-52 kDa Ro antikorları pozitif bulunmaktadır. Döner ve arkadaülarının çalıüma-sında ELúSA yöntemi uygulandıùında, sikka send-romu özelliklerine sahip 0 PBS hastasının 7’ sinde anti-52 kD Ro antikor pozitifliùi belirlenmiütir (25). Ro antikorlar, sjögren sendrom özelliùi gösteren PBS hastaları için, karakteristik bir serolojik göster-ge olarak kabul edilebilir (25).

(7)

pozi-14. Ian R Mackay, Senga Whittingham, Shahnaz Fida, Mark Myers, Nobuhiro Ikuno, M. Eric Gershwin, Merrill J. Row-ley. The peculiar autoimmunity of primary biliary cirr-hosis. Imunological Reviews 2000; 174: 226-237. 15. Invernizzi P, Podda M, Battezzati PM, et al.

Autoantibo-dies against nuclear pore complexes are associated with more active and severe liver disease in primary biliary cirrhosis. J Hepatol 2001; 34: 366-72.

16. P. Enarson, J. B. Rattner, Y.Ou. K. Miyachi, T. Horigome, M. J. Fritzler. Autoantigens of the nuclear pore complex. J Mol Med (2004) 82; 423-433.

17. P. Muratori, L. Muratori, F. Cassani, P. Terlizzi,M. Lenzi, L. Rodrigo and F.B. Bianci. Anti-multiple nuclear dots (anti-MND) and anti-SP 100 antibodies in hepatic and rheumatological disorders. Clin Exp Immunol 2002; 127: 172-175.

18. Szostecki C, Guldner HH, Will H. Autoantibodies against “nuclear dots” in primary biliary cirrhosis. Semin Liver Dis 1997; 17: 71-8.

19. Luettig B, Boeker KH, Schoessler W,et al. The antinuclear autoantibodies sp-100 and gp-210 persist after orthoto-pic liver transplantation in patients with primary biliary cirrhosis. J Hepatol 1998; 28: 824-8.

20. Sternsdorf T, Guldner HH, Szostechi C, Grotzinger T, Will H: Two nuclear dot-associated proteins, PML and sp-100, are often co-autoimmunogenic in patients with primary biliary cirrhosis. Scand J Immunol 1995; 42: 257-68. 21. Jean-Claude Courvalin, Howard J. Worman. Nuclear

en-velope protein autoantibodies in primary biliary cirrho-sis. Seminars in liver disease.1997; 17: 79-90.

22. Tan EM. Autoimmunity and apoptosis. J Exp Med 1994; 179: 1083-6.

23. Parveen S, Morshed SA, Nishioka M. High prevalence of antibodies to recombinant CENP-B in primary biliary cirrhosis;nuclear imunofluorescence patterns and ELISA reactivities.

24. Yang WH, Yu JH, Nakajima A, Neuberg D, Lindor K, Bloch DB. Do antinuclear antibodies in primary biliary cirrhosis patients identify increased risk for liver failure? Clin Gastroenterol Hepatol. 2004; 2 (12): 1116-22 25. T. Dörner, C. Held, G. Trebeljahr, A. Lukowsky, K.

Yamamato and F. Hiepe. Serologic Characteristics in Primary Biliary Cirrhosis Associated with Sicca Syndrome. Scand J Gastroenterology 1994; 29: 655-660.

Referanslar

Benzer Belgeler

Bu oranlar istatistiksel olarak incelendiğinde alerjik rinit hastası olmanın sağlıklı kişilere göre S.aureus taşıyıcılığını artırdığı, fakat nazal MF kullanmanın

Geç Dönem Osmanlı Mezar Taşı Üretim Sürecine Bir Örnek: Kokluca (İzmir) Mezarlığı. Kokluca (İzmir) Cemetery: An Example

Belirlenen bu iki grup hastada postoperatif ağrı takip formuna kaydedilmiş olan vizuel analog skala (VAS) değeri ve Hasta Kontrollü Analjezi (HKA) cihazından

Müziğin bireylerin geliĢim süreci üzerine literatürdeki araĢtırmalar incelendiğinde ise genel olarak; özel eğitimin müzikle iliĢkisi, özel eğitimde müzik

Görsel Sanatlar eğitiminde teknoloji destekli resim aktarım yöntemleri (projeksiyona dayalı resim aktarım yöntemi, transfer resim aktarım yöntemi, kareleme resim aktarım

Çal›flmaya al›nan hastalar osteoporoz risk faktörleri, k›r›k öncesi ve sonras› osteoporoz varl›¤› ve tedavisi yönünden de¤erlendirildi.. 50 yafl›ndan genç

Assessment of Facility Features from the Perspective of Attendees As applied to the first two user groups, the attendees of the convention in ICEC were also asked to evaluate

Erkek osteoporozu özellikle son y›llarda klinik t›pta önem- li bir sorun olarak karfl›m›za ç›kmaktad›r.Amac›m›z çeflitli nedenlerle Fizik Tedavi ve