• Sonuç bulunamadı

Türk sineması nasıl battı?...

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Türk sineması nasıl battı?..."

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Selim İleri

Türk sineması

nasıl battı?..

AZETE ve dergilerde öteden beri Türk sine­ masının çok çetin koşullardan geçtiği yazı­ lıyor. Gerek yazılı basında, gerekse televiz­ yon izlencelerinde, bir zamanların ünlü yıldızları, yönetmenler, kompozisyon oyuncuları, görüntü yönetmenleri sinemamızın şiddetle desteklenme­ si gerektiğini belirtiyorlar.

Yeşilçam sineması denen yerli filmcilik, daha

düne kadar, kendine özgü, küçük çapta bir sanayi bile oluşturabilmişken bugünkü acıklı duruma na­ sıl gelindi? Ne yıldızlar, ne yönetmenler, ne de bu kişilerin kayıtlı üye oldukları derneklerin sözcüleri, açık seçik konuşmaktan sanki kaçınıyorlar. Bu ko­ nuyu yapımcılar da pek deşmiyor. Yalnızca hazin bir talep söz konusu: Bizi destekleyin, bize yardım edin, devlet elimizden tutsun...

Bir yıl önce, devletin olanakları, sinemacıları­ mıza iyi-kötü sunuldu. Kurular, komisyonlar, öne­ rilmiş senaryoları değerlendirdi ve yapımevlerine maddi yardımda bulundu. Ne var ki gerçekleştiri­ len filmler, izleyiciye bir türlü ulaşmadı. Yada izle­ yici bu filmlerin o sosyal içerikli filmler dizisinin bir devamı olduğu kanısıyla onca emeğe aldırışsız kaldı.

Şimdi yıldızlar konuşuyor: Kimi geçmişteki ku­ rallarını biraz üzülerek, biraz izler çevrenin değer yargılarını ileri sürerek handiyse bağışlattırmak is­ tiyor. Kimi, var olan derneklerin bir işe yaramadığı görüşünde, yeni dernek kurma çabasında... İlk öbektekilerin yıllar önceki anlayışlarını değiştir­ meleri elbette sevindirici. Bununla birlikte tren kaçmış bir kez. Dahası, o yıllarda öpüşüp öpüşme­ meleri, soyunup soyunmamaları özlü bir sorun da sayılamaz. Yeşilçam sineması bir duygu, masal si- nemasıydı. Masalların kahramanını gözlerimiz na­

sıl görmek isterse öyle görür.

İkinci öbektekiler, Yeşilçam sinemasının ekin- sel ortamında yetişmişlerken, birdenbire sosyal gerçekçi bir tutumu seçmenin sancısını çektikleri­ ni, bence, bir türlü kavrayamıyorlar. Gerçi Yeşil- çam’ın da alttan alta toplumun çoğunluğundan ya­ na bir söylemi vardı ama, demek ki bu ikinci gruba yetmiyor, yetmedi.

Nice defa “halk sanatlarının sonuncusu” say­ dığımı yazıp çizdiğim Yeşilçam sineması, o eski hüzünlü öyküleriyle, güldürülerinde bile hüzünlen­ diren öyküleriyle Türkiye'deki sinemasever, halk­ tan kişilere gerçekten ses yöneltebiliyordu. Sonra birdenbire sosyal gerçekçi iddialar başlayınca, za­ ten anarşinin kol kanat kırdığı bir ortamda, asıl iz­ leyici kendi trajik öyküsünün bu soluk kopyalarını seyretmeye yanaşmadı.

Teleon’da her pazar günü saat 18.30’da göste­ rime giren eski Türk filmlerini hiç kaçırmıyorum.

Atıf Yılmaz’ın Kızıl Vazo’su köşklü bahçeli İstan­

bul'dan Belgin Doruk ve Göksel Arsoy’lu peyzajlar sunuyor, Akad'ın Meyhanecinin Kızı, Sezer Sezln’- le Turan Seyfloğlu’nun o kadar etkileyici fizikleriy­ le Italyan sinemasından çağrışımlar uyandırıyor,

Hulkl Saner’in Turist Ömer’inde Sadrl Alışık çok

şaşırtıcı, sosyolojisi bugün için de geçerli bir “gari­

ban” portresi çiziyordu...

Bu siyah-beyaz filmleri günümüzde de izlene­ bilir kılan ne diye düşünürsek, her birindeki içtenli­ ği ve o coşkun amatör sanat tutkunluğunu saptaya­ biliriz. Akad’ın diliyle Saner'inki elbette çok farklı. Ama iddiasızlıkta, alçakgönüllülükte birleştikleri gözlemleniyor.

Türk sineması bir halk sanatı koluydu. Halk sa­ natları küçümsenerek, ne yazık ki, entelektüel sa­

nata varılamıyor. Ortada entel bir hengâme kalı­

yor.

Referanslar

Benzer Belgeler

國華牙材提供/牙橋編輯部整理 國華牙材所代理的「BIOMET 3i」植體系統,是由美商 3i Implant Innovations Inc.所研發,3i Implant

Partisi Genel Başkanı Recai Kutan’ın “Nusayrilik sapık bir anlayıştır” sözleri ile kendilerine hakaret ettiğini belirten Hatay, Adana ve Mersin yöresinde

Tankut, TÜB‹TAK’›n u¤rafl alan›nda olan temel görevlerin, art›k yaln›zca pozitif bi- limler alan›nda temel ve uygulamal› araflt›rmala- r› gelifltirmek,

Kendim i, gereğinden çok h ızlı gittiği için, ceza olsun diye, H aliç'in çürük sularına dem irletilm iş b ir yarış tek - nesine benzetiyorum.Gerçek- ten de

Le poète Mehmet Akif Ersoy a été éga­ lement commémoré par des cérémonies organisées à Konya, conjointement avec la préfecture et l’Université Selçuk. Le recteur

Kahveyle ilgili yapılan yeni araştırmalara göre de, içerdiği fazla miktardaki kafeinden dola­ yı çok yönlü bir kuvvetlendirici olarak kabul ediliyor ve önpeleri

COVID-19 tanısı için orofaringeal örnekleme alma- dan sadece nazofaringeal örnekleme yapan ülkeler RESİM 3: Kişisel koruyucu ekipmanların giyilmesi... Bu bağlamda doğru

Duygu ve düşünce dünyamızın değerli ve sevimli imzası Fazıl Ahmet için çıkardan kitabı biraz uzunca bir zaman elimde gezdire­ rek okumasını yeni bitirdim.. Bu