• Sonuç bulunamadı

Oflu hocaların yetiştikleri medreseler, talebe ve medrese sayılarına ilişkin bazı rivayetlerin analizi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Oflu hocaların yetiştikleri medreseler, talebe ve medrese sayılarına ilişkin bazı rivayetlerin analizi"

Copied!
18
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Oflu Hocaların Yetiştikleri Medreseler, Talebe ve Medrese Sayılarına

İlişkin Bazı Rivayetlerin Analizi

Mustafa Tunçer

Öz

Yaklaşık son üç asırlık dönemde adından sıkça ve sitayişle bahsedilen ve bu çalışmaya konu olan ‘Oflu Hoca’lardan kasıt, günümüzde Trabzon’un Of ilçesinden olan hocalar, Of’un hemen her köyünde bir veya bazı köylerinde birkaç tane bulunan medreselerinde eğitimini almış din âlimleridir. Onların yetiştiği medreseler de nicelik ve nitelik yönünden en az onlar kadar şöhrete sahip olmuştur. Ancak medreselerin sayısına ilişkin başta 1869 tarihli Trabzon Vilayet Salnamesi olmak üzere daha sonraki diğer bazı kaynaklarda yer alan abartılı rakamlar dikkat çekmektedir. Bu çalışma ‘Oflu Hoca’ diye tanımlanan kişilerin ayırt edici vasıflarını, yetiştiği ortamı ve ünü Anadolu’nun her tarafına yayılan bu ilim vadisindeki medreselerin sayısal tespitini yapmaktadır.

Anahtar Kelimeler: ‘Oflu Hoca’, Medrese, Müderris. Medrese Sayıları.

Madrasas of Graduated of Oflu Hodjas, Number of Students and Analysis of Some Rumors on Numbers of Madrasas

Abstract:

Oflu Hoca that have been mentioned about their names frequently and with praise in the last three centuries were born in Of (Trabzon) (now Of, Çaykara, Dernekpazarı and Hayrat). They are religious scholars who have been trained in madrasas in a few villages in almost every village or some. In terms of quantity and quality these madrasas where they were grown up with at least his reputation. However, Madrasas are exaggerated noteworthy figures on the number of madrasas in “Trabzon Vilayet Salmanesi” and some books. The purpose of this study is to clarify 'Oflu Hoca's the distinctive qualifications, the region where they have been trained and to determine the number of madrasas which their reputation spreaded over Anatolia.

Keywords: Oflu Hoca, Madrasa, Teacher of Madrasa, Numbers of Madrasas.

Giriş

Genel anlamda milletlerin gelişmişliği eğitim düzeyleriyle doğru orantılıdır. Eğitim sayesinde ulaşılan bilgi ve becerinin milletlerin yaşamında en verimli düzeyde kullanılması, o

Yrd.Doç.Dr., Giresun Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitimi Bölümü. E-Mail: [email protected]

(2)

milletlerin kültürel alandaki gelişmişliğinin bir ölçüsü olarak değerlendirilir. Bu bağlamda Osmanlı Döneminden günümüze eğitim alanındaki faaliyetlerde zaman zaman aksamalar olsa da halkın eğitim faaliyetlerine katıldığı, özellikle son üç asırda bu alandaki faaliyetlere ilişkin arayışın, yetişen ilim adamları ve ortaya konan ilmi eserlerle daha fazla arttığı söylenebilir. Bu anlamda Trabzon yöresi ve özellikle Trabzon’un Of ilçesi daha çok kendinden söz ettirmiştir.

Bu bağlamda tarihi kaynaklar incelendiğinde, Trabzon ilinin kadim ilçelerinden biri olan Of ilçesindeki medreselerde yetişen ‘Oflu Hoca’ namıyla şöhret bulmuş çok sayıdaki ilim adamları dikkat çekmektedir. Hudekzâde Numan Efendi (1860-1922), Gargar Müslim Efendi (1851-1938), Kagoşim Efendi (?), Çalekli Dursun Efendi (1883-1977), Mehmet Rüştü Aşıkkutlu (1901-1980), Hacı Hasan Efendi (1909-1982) gibi meşhur âlimler bunlardan sadece birkaçıdır.

Girişkenlik, inatçılık, tez canlılık, espritüel tavır ve davranışları nedeniyle diğer ilçe halklarından farklı oldukları hemen fark edilebilen Of ilçesi, tarihi konum itibariyle Trabzon merkez sancağının doğusunda, Lazistan sancağının1

sınırında, Solaklı ve Baltacı2 derelerinin denize döküldüğü kısımda, iki vadiden oluşan eski bir yerleşim yeridir. (Sami, h. 1316, s. 1091)

1948 yılında Of’tan ayrılarak ilçe yapılan Çaykara, gerek şer’i ve gerekse pozitif ilim dallarında ülkeye hizmet vermiş ilim adamları yetiştiren bir ilçedir. Nüfusunun az ve yerleşim yerinin küçük olmasına rağmen yetiştirdiği çok sayıda hocaları, ülke yönetiminde görev alan devlet adamları, bürokratları ve turistik Uzungöl beldesi ile sesini yurt sathına hatta dünyaya duyurmuştur.

‘Oflu Hoca’lar 18. asırdan beri yörede devam eden medrese eğitimini en üst seviyede sürdürmüş, Cumhuriyetin ilk yıllarında medrese eğitiminin askıya alınmasıyla belli bir dönem inkıtaa uğramışsa da 1950’li yıllara kadar bu geleneği devam ettirmiştir.

Bu bölgede çok sayıda medrese olduğu, yıllardır başarılı bir şekilde hizmet verdikleri bilinmesine rağmen bu medreselerin bulunduğu yörenin gerek nüfusu ve gerekse yüzölçümü itibariyle hiç de mütenasip olmayan 350 adet medreseden söz edilmektedir. İlk bakışta abartılı olduğu intibaını veren bu rakamın araştırılması ve gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belirlenmesine yönelik yaptığımız ilk araştırmada bu bilgi kaynağının 145 yıl önce hazırlanmış olan 1869 tarihli Trabzon Vilayet Salnamesi (c. I, s. 173.) olduğu görülmüştür. Salname

1

120 km uzunluğunda ve 25-30 kilometre genişliğinde üç kazası (Rize, Atina ve Hopa), altı nahiyesi, 364 köyü ve 138.467 nüfusu olan Kuzeydoğu Anadolu bölgesindeki yerleşim yeri. Az sayıda Rum’un dışında bu sancakta Müslümanlar ve Lazlar

yaşamaktaydı. (Sami, 1316 h. s. 981)

2 Solaklı Deresi, Haldızen ve Soğanlı dağlarının güney eteklerinden doğar. Haldızen ve Ogene derelerinin Sinek Tepesinin

doğusunda birleşmesiyle oluşur. Kuzeye doğru akan ve Of ilçe merkezinden Karadeniz’e dökülen Solaklı Deresi Trabzon ilinin uzunca akarsularından biridir. Baltacı Deresi ise, Kirazlı dağlarında 2.662 metrede doğan Maki Suyu ve bu dağın batısındaki Baltacı Deresinin birleşmesiyle oluşur. Of ilçe merkezinin doğusundan denize dökülür.

(3)

üzerinde yaptığımız daha detaylı araştırmada medrese sayılarından farklı olarak değişik alanlardaki bilgi detaylarında ve özellikle tablo halinde sunulan verilerde toplama hatalarının küçümsenmeyecek derecede olduğunu tespit ettik.

Bu makalede, Oflu Hoca’nın kavramsal tanımı yapıldıktan sonra bazı kaynaklarda ve sözlü kültürde ifade edilen aşırı sayıdaki medresenin Of’ta olamayacağının analizi yapılarak bölgedeki gerçek medrese sayıları (isim-yer belirterek) ikna edici bilgi ve yorumlarla ortaya konulmaya çalışılacaktır.

Oflu Hoca Kimliği

Ofluların komşu il ve ilçe halklarından farklı hasletlere sahip oldukları Trabzon iline ait salnamede şu şekilde ifadesini bulmaktadır: “Oflular kendilerine mahsus bir takım adât ve evsaf ile teşekkülât-ı uzviyeleriyle komşuları olan ahaliden pek kolay tefrik olunurlar. Bu adamların şahsiyet ve hüviyetlerini pek eski bir zamandan beri muhafaza edip kendi âlemlerinde kendilerine mahsus evsaf ile yaşamakta oldukları malumdur.” (Trabzon Salnamesi 1869, c. III, s. 147.)

Of, Osmanlı döneminde Trabzon sancağına bağlı nispeten büyük bir ilçe idi. Cumhuriyet döneminde daha önce bucak veya nahiye statüsünde olan bölgelerden 1948 yılında Çaykara, 1990 yılında da Hayrat ve Dernekpazarı Of’tan ayrılarak ilçe statüsü kazandı. ‘Oflu Hoca’ söz konusu bu ilçelerin merkez ve özellikle köylerinde yer alan medreselerinde yetişmiştir. Bu çevre daha çok, okuma-yazma oranı yüksek ve mütedeyyin insanlarıyla tanınmıştır.

Trabzon Sancağı fethedildiğinde bu sancakta Giresun ve Kürtün dışındaki yerleşim birimlerinde herhangi bir Müslüman yaşadığına dair bir kayda rastlanmamıştır. (Bostan, 1997, s. 19.) Dolayısıyla Of ve Çaykara yöresinde fetihten önce Müslümanların yaşamadığı ve fetihten sonra ise pek çok Müslüman Türkün bu yöreye yerleştiği görülmüştür.3

Hasan Umur’un 921/1515, 961/1554 ve 991/1583 yıllarına ait tahrir defterlerinde yaptığı incelemelerde bu yöredeki Müslüman ve Hıristiyan nüfus sayısının kısa sürede Müslüman nüfusun aşırı derecede arttığı görülmektedir. (1515 yılı: 2352 Hıristiyan, 50 Müslüman; 1554 yılı: 2729 Hıristiyan, 359 Müslüman, 1583 yılı: 3115 Hıristiyan, 976 Müslüman.) 1461 yılından 1515 yılına kadar geçen süredeki Müslümanlaşmanın oransal değeri % 2, 1554 yılında % 13 ve 1583 yılında % 32 civarındadır. (1951, ss. 5-62.) 17. yüzyılın sonlarına gelindiğinde ise ilçenin tamamına yakını (90 hane hariç) Müslüman olmuştu. (Umur, 1956, ss. 26-27.)

3

16. asrın sonlarında Müslüman nüfusun büyük bir ekseriyetinin dışarıdan geldiği arşiv belgelerinin değerlendirilmesi sonucunda anlaşılmaktadır. (Bostan, 1974, s. 17.) Geriye kalan az sayıdaki müslümanın, bölgenin yerli halkı olduğu ve bunların ihtida ederek Müslüman oldukları görülmektedir. (Bostan, 1997, s. 19.)

(4)

Yörenin ihtida hareketine en önemli katkıyı sağladığı rivayet edilen ve kaynaklarda Maraş’tan geldiği ifade edilen Osman Efendi ve iki kardeşidir.4

Bu nedenle yöreye gelip İslam’ı yayma faaliyeti içerisinde bulunan ve artık Oflu olan bu kişiler Of’un ilk âlimleri olarak zikredilebilir.

Maraşlı Osman Efendi’nin yörenin İslamlaşmasında yaptığı katkıların yanı sıra Osmanlı devletinin iskân politikaları çerçevesinde Müslüman Türk âlimlerinin bölgeye yerleştirilmesinin de İslamlaşma sürecine büyük bir etkisinin olduğunu (Umur, 1949, ss. 5-6; Bostan, 1997, s. 21.) ifade etmek gerekir.

Of yöresinin ilmi seviyesi, Anadolu’nun diğer bölgelerine göre yüksek düzeyde olduğu tarihi kaynaklarda da ifadesini bulmaktadır. 1892 tarihli Trabzon Vilayet Salnamesi’nde5

Of’un bu alandaki farklılığı şu şekilde ifade edilmektedir: “Of kazası ahalisi ale’l-umum zeki ve fatin olup istidat ve kabiliyet-i fıtriyeleri bir derece-i farikadır. Of kazası öteden beri büyük büyük âlimlere cilvegâh-ı zuhur olmuş bir yerdir. Buranın ahalisi öteden beri tahsil-i uluma olan meyil ve rağbetlerini hala muhafaza etmekte ve bu sayede dâhili kazada mevcut medreselerde bührdar-ı feyz-i ilim ve irfan olmuş birçok ulema yetişmektedir.” (Trabzon Salnamesi, 1892, c. XIV, s. 210.)

Of-Çaykara/Solaklı vadisi Osmanlının özellikle son üç asrı ile Cumhuriyetin ilk yıllarında çok sayıda ilim adamı ve bürokrat ile adını dünyaya duyurmuştur. 5. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay (1900-1982)’dan, ünlü tarihçi Prof. Osman Turan (1914-1978)’a; ve Sultan Abdülhamid’i eleştirdiği için Erzurum’a sürgüne gönderilen Mandan Hoca (-ki Mehmet Akif Safahat adlı eserinde 6 sayfa kendisinden sitayişle söz eder-)’dan (Albayrak, H., 1986, ss. 94-97; 2008, ss. 263-265.) “Genelleştirilmiş İzafiyet Teorisi” adlı teziyle bilim dünyasında adından söz ettiren atom bilgini Prof.Dr. Behram Kurşunoğlu (1922-2003)’na, Of ulemasının reisi sıfatıyla dönemin Cumhurreisi Gazi Mustafa kemal Paşa ile tartışması sırasında kılık-kıyafet inkılabı (şapka giyenlerin kâfir olacağın)’a dair eleştirilerini çekinmeden ifade eden Hacı Ferşad Efendi (1886-1929)’den (Albayrak, H., 1986, ss. 76-77; 2008, ss. 222-229; Yavuz, 1995, c. XII. S. 413) medreselerin kapatılıp 3 mart 1924 tarihli “Tevhid-i Tedrisat Kanunu” ile Maarif Vekaletine bağlı İmam-Hatip Okulları açılması üzerine bu kararı beğenmeyip bir şekilde Atatürk ile görüşmesi neticesinde ilk Kur’an Kursunu açan Reisu’l-Kurra Mehmet Rüştü

4

Bu konuda en eski bilgi Şakir Şevket’in “Trabzon Tarihi” adlı eserinde yer almaktadır. “Maraş ulemasından Osman Efendi

namında bir zat Bayburt tarikiyle her nasılsa oraya düşerek biraz tazyik olunmuş ise de rehber-i hidayet-i ilahiye ile en muteber papazları iskat-u ilzama (susturma) muvaffak olarak ahalinin ve papazların ekserisi kabul-i din-i mübin eyledikleri mukayyeddir.”

(Şevket, 2013, s. 96.)

5

Genellikle geçmiş yıllara ait önemli olayları özetleyen ve ait olduğu yılın kurumları, hâl tercümeleri, gelir ve giderleri, ekonomik yapısı, eğitim-öğretimi, nüfusu, coğrafyası vb. çeşitli konularda en son durumu kısaca bildiren ve birinci elden kaynak olma özelliğini taşıyan sâlnâmeler, resmi olarak devlet, nezaret ve vilayet sâlnâmeleri olarak üç şekilde çıkarılmıştır. Devlet salnameleri ilk kez 1847 yılında çıkmış ve imparatorluğun yıkılışına kadar 68 adet yayınlanmıştır. Vilayet salnameleri arasında ilk olarak 1865’te Trabzon Vilayet Salnamesi çıkarılmıştır. (İA, 1964, c. X, s. 134.)

(5)

Aşıkkutlu’ya (Albayrak, H., 2008, ss.281-289; Aşıkkutlu, 1991, c. IV, s. 6; Günaydın, 2008a, ss. 121-154.) kadar yetişen pek çok önemli isim hep bu topraklarda yetişmiştir.

‘Oflu Hoca’ veya ‘Of uleması’ diye namı yayılmış olan Of ve Çaykara yöresindeki âlimler genelde Karadeniz insanının çalışkanlığı, cesareti, zekâsı ve espritüel konuşma tarzı gibi özelliklere sahip oldukları değişik platformlarda dillendirilmektedir. Son yıllarda daha önce kazandığı kariyerinden güç kaybetmiş olsa da hem dini hem de sair ilmî branşlarda yetişen şahıslarla bu derin mirası devam ettirdiği müşahede edilmektedir. Bölge insanının ilme, eğitime verdiği önemin, meseleleri çözmede takındığı tavrın, hayata tutunma ve zorlukları aşmada sergilediği becerinin temelinde bu saygın din adamlarının aşıladığı insan sevgisi ve bilim aşkının olduğu ifade edilebilir.

Aslında ‘Oflu Hoca’yı ‘Oflu Hoca’ yapan temel özellik, öncelikle taviz vermeden varlığını onunla kaim gördüğü “İslami ahlak ve değerleri” sarsılmaz bir tavırla müdafaa etmesi ve sonra da bu değerleri özgüvenle ve nev-i şahsına münhasır sunumuyla ifade etmesidir.

Trabzon’un fethinden sonra Of’un da Osmanlı topraklarına katılmasıyla, Trabzon Rum İmparatorluğu döneminde dünyanın birçok tarafına, manastırlarında Hıristiyan din adamı yetiştirip gönderen Of (ve Çaykara) bölgesi,6

fetihten sonra da aynı yoğunlukta medreselerle donatılmış, Müslüman âlimlerin, hocaların yetiştiği bir yer olmuş ve bu hocaları ülkenin her tarafına hatta Anadolu sınırlarının dışına göndermiştir. (Düzenli, 2006, . 64) Bunun bir örneği çeşitli yurtiçi müderrislik görevlerinden sonra birinci sınıf Liva, Priştina Sancağı (Kosova Eyalet Merkezi) Müftülüğü ve aynı anda vekâletle bölgenin Naibliği görevini yürüten Çaykaralı (Zeleka/Taşören) Hudekzâde Numan Vehbi Efendi’dir. (Ertan, 2012, ss. 20-29.)

Of-Çaykara bölgesinin İslamiyet’i kabul edişinden itibaren yaklaşık yüz yıllık bir dönem zarfında dini ilimlere ait faaliyetler açısından aydınlatıcı bir bilgi mevcut değildir. Şüphesiz bu yıllara ait bilgi eksikliğinin, o yıllarda bu alanda ilmi faaliyetlerin olmadığını göstermez. Dahası bölgenin tarihi ve kültürel birikimi göz önünde tutulduğunda ve az önce de ifade edildiği gibi Hıristiyan din adamı yetiştirmiş bir bölge olarak elbette ilmi faaliyetlerin olmaması düşünülemez.

Of kazası daha önce değilse bile, 18. yüzyılın ortalarında dini eğitim ve öğretim konusundaki uzmanlarıyla, Anadolu’nun diğer kırsal yöreleriyle karşılaştırılamayacak ölçüde ünlenmişti. 1750-1762 yılları arasında Kırım'da Fransa konsolosu olarak görev yapan M. De

6

Trabzon’un Osmanlılar tarafından fethinden önce Of bölgesinde Hıristiyan halkın yaşadığı yüzyıllar boyu bu bölgedeki kiliselerde Hıristiyan din adamlarının eğitim aldığı ifade edilmektedir. Nitekim bu yörede söz konusu bu fikri teyit edecek kilise harabelerine rastlamak mümkündür. Örneğin o dönemde Of’a bağlı olan Hayrat ilçesi Yarlı (Yığa) köyünde Rum kilisesi vardı. Üstelik bu kilisenin Trabzon ve çevresindeki Rumlar üzerinde önemli bir etkinliği söz konusu olup yılda bir iki kez her taraftan gelen Hıristiyan Rumların bu kilisede ayin yaptığı rivayet edilmektedir. (Umur, 1949, s. 14, 30; Bostan, 1994, s. 19.) Bir diğer kilise de yine o dönemde Of’a bağlı olan Dernekpazarı Güney Mahallesinde bulunmaktaydı. Ancak zaman içerisinde bu kilisenin çok az bir kalıntısı günümüze kadar gelmiştir. (Bkz., Günaydın, 2008a, s. 104.)

(6)

Peysonnel, Karadeniz kıyısındaki ticaret faaliyetlerine ilişkin çalışmasında 1750’deki koşullara atıfta bulunarak Of kazasının bilgiyle donanmış çok sayıda Kanun Adamı’na sahip olmasıyla ünlendiğini belirtmektedir. (Meeker, 2002, s. 156.)

‘Oflu Hoca’ diye tabir edilen ilmiye sınıfının çoğunluğunu aslında nüfus itibariyle Of’un ancak dörtte biri kadar olan Çaykara yöresi âlimleri oluşturmuştur. O dönemde Çaykara, Dernekpazarı ve Hayrat Of’a bağlı köy veya bucak statüsünde olduğundan dolayı ‘Oflu Hoca’ ismi tüm bu ilçeleri kapsayan Of ilçesi için kullanılmıştır. Araştırmacı yazar Sadık Albayrak’ın Sultan Abdülhamid döneminin sonlarından Cumhuriyetin ilanına kadar geçen zaman dilimi hakkında Diyanet İşleri Başkanlığı İstanbul Müftülüğü Arşivi’nde yaptığı araştırmada, 54 Trabzonlu müderris arasında 21 Oflu âlimin 13’ünün Çaykara ilçesine bağlı köylerde doğmuş oldukları tespiti (2002, ss. 303-313.) bu görüşü teyit etmektedir.

Of’taki Medrese Sayıları

Osmanlı Devleti’nin geleneksel eğitim kurumlarından olan medreseler,7

Trabzon merkezde ilk olarak şehrin fethinden sonra kurulmaya başlanmış olup 1881 yılına gelindiğinde sayıları dokuza ulaşmıştır. Bunlar; 1-Fatih, 2-İmaret, 3-İskenderpaşa, 4-Hamza Paşa, 5-Zeytinlik, 6-Çarşı Camii, 7-Müftü Camii, 8-Pazarkapı, 9-Saraçzâde Medresesidir. (Demircioğlu, 1996, s. 37.)

1869 tarihli Trabzon Salnamesine göre 1869’da Of’taki mevcut medrese sayısı 350’dir. Aynı salnamede Of hariç tüm Trabzon vilayetinde ise 397 medrese olduğu ifade edilmektedir. Her ne kadar Of ilçesi medrese geleneğinin yoğun bir şekilde yürütüldüğü bir merkez olsa da nüfusu ve köy sayısı düşünüldüğünde bu sayının oldukça abartılı olduğu anlaşılmaktadır. Zira aynı salnamedeki köy sayısı 108 (c. I, s. 141) ve aşağıdaki tabloda da görüleceği gibi cami sayısı da 139 iken her bir köyüne ortalama üçten fazla medrese düşmektedir ki, bu normal şartlarda kabul edilebilir bir durum olmasa gerektir. Öte yandan aynı salnameye göre toplam 6.000 Müslüman haneye sahip olan Of’un erkek nüfusu da 22.825 olarak verilmektedir. Medreselerde yalnızca erkek öğrencilerin öğrenim görmesinden hareketle toplam nüfus medrese sayısına bölündüğünde ortalama 65 öğrenciye bir medrese düşmektedir ki, bu veriye göre de 350 rakamının çok yüksek bir rakam olduğu ortaya çıkmaktadır. Basit bir matematiksel hesapla

7

İlk Osmanlı medresesi, nitelikli bir kadro oluşturmak ve özellikle kadıları yetiştirmek üzere, ikinci Osmanlı padişahı Orhan Gazi tarafından 1331’de İznik’te kurulmuş ve bu medreseye meşhur ulemadan Davud-i Kayseri tayin edilmiştir. (Bkz., Uzunçarşılı, 1988, s.1; Baltacı, 1976, s.15.) Osmanlı dönemindeki medreseler, genel medreseler ve ihtisas medreseleri olmak üzere ikiye ayrılırdı. Genel medreseler, uzmanlaşma kaygısı olmayan, mezunlarının kadı, müderris, müftü, hoca olduğu genel nitelikli medreselerdir. Bu medreselerde dini (nakli) bilimler eksen olmak üzere akli bilimler aynı programlar içinde yer almaktaydı. İhtisas medreseleri ise, İlahiyat, Edebiyat, Hukuk, Tıp, Matematik, Tabiat Bilimleri gibi belirli alanlarda ihtisaslaşmayı amaçlayan medreselerdir. (Doğan, 2012, s. 137.) İhtisas medreseleri üç ayrı dalda teşekkül ettirilmişti. Bunlar; Dâru’l-Hadisler,

(7)

karşımıza çıkan tabloya göre bu kadar çok medresenin bu bölgedeki varlığı olası bir durum arz etmemektedir.

1869 Salnamesine göre eğitimin öncelikli bir faaliyet olarak görüldüğü bu ilim vadisinde var olduğu ifade edilen 350 adet medrese sayısının gerçeği yansıtmadığının izahı birkaç şekilde yapılabilir:

1) Bu sayıya sıbyan mektepleri ilave edilmiş olabilir.

2) Arapçada sıfırın karşılığı olarak kullanılan noktanın, sehven 35’in yanına konmasıyla sayı 35’in on katı olan 350’ye çıkmış olabilir ki, ilçenin o dönemki nüfusu ve köy sayısı düşünüldüğünde 35 rakamı çok daha makul görünmektedir.

3) Resmi medrese hocası olmamalarına rağmen icazetli bazı hocaların evlerinin bir odası ya da bölümü dershaneye dönüştürülmüş mekânlar sayıya ilave edilmiş olabilir ki, çevrede pek çok kişinin bu şekilde ders verdiği yaşlı kişilerce ifade edilmektedir.

Of’un önemli bir ilim merkezi olması yönüyle 350 yerine 35 rakamı bile çevre kaza ve nahiyelere göre önemli bir sayının ifadesidir. Zira o dönemde Trabzon merkezde 9, Vakfıkebir nahiyesinde 11, Sürmene nahiyesinde 8, Akçaabat nahiyesinde 1, Rize kazasında 8 medrese bulunuyordu. Kısacası Of kazası hariç Trabzon sancağına bağlı sözü edilen komşu kaza ve nahiyelerde toplam 37 medrese olduğu aynı salnamede ifade edilmektedir. Hatta Of hariç Karadeniz bölgesindeki (Trabzon, Lazistan, Canik, Gümüşhane) sancaklara bağlı tüm kaza ve nahiyelerde toplam 336 medrese olduğu görülmektedir. Salname dikkate alındığında bu halde bile tüm Karadeniz bölgesindeki medreselerin sayısı tek başına Of’un medrese sayısına ulaşamamaktadır. Yani bu bölgelerdeki toplam 686 medresenin yaklaşık yarısının sadece Of’ta yer aldığı görülmektedir. Bu itibarla 1869 yılına ait salnamede ifade edilen Of’taki 350 medrese sayısının hatalı olduğu anlaşılmaktadır. Salnamede bu bilginin yer aldığı aynı sayfada Trabzon Sancağına bağlı kaza ve nahiyelerdeki medrese, müderris, cami, mescit, imam, kilise, rahip gibi ayrı ayrı kalemlere ait verilen rakamların bir kısmında toplama hatası yapılması, yukarıda da belirtildiği gibi 350 medrese rakamı üzerinde maddi bir hatanın olma ihtimalinin yüksek olduğunu göstermektedir. Örneğin aynı tablodaki tüm kaza ve nahiyelere ait tablo üzerinde gösterilen mescit sayısı ayrı ayrı toplandığında 254 yerine 264, imam sayısı 581 yerine 576, kilise sayısı 319 yerine 318, mektep sayısı 1.141 yerine 1.114, mekteplerde okuyan çocuk sayısı 35.792 yerine 31.109 olarak yanlış toplanmıştır. (Bkz., Trabzon Salnamesi, 1869, c. I, s. 71.) Benzer yanlışlıklar Canik sancağına bağlı kaza ve nahiyelerdeki cami, medrese, imam gibi farklı sınıflarda verilen rakamların toplamında da ortaya çıkmaktadır. Örneğin bu sancağa bağlı toplam medrese sayısı 146 yerine 449, cami sayısı 449 yerine 223, mescit sayısı 223 yerine 48,

(8)

mektep sayısı 657 yerine 651 olarak verilmiştir. (Trabzon Salnamesi, 1869, c. I, s. 73.) Dolayısıyla Of’taki medrese sayısının da böyle bir hata neticesinde yanlış yazıldığını ifade edebiliriz.

Sağlıklı bir kıyaslama yapabilmek ve Of ilçesinin durumunu daha net görebilmek için bölgedeki tüm merkezlerin medrese, müderris, talebe, cami, mescit, imam, hatip, kilise ve rahiplerin sayısına bakmak faydalı olacaktır.

Solaklı vadisinde 350 medrese olamayacağını ya da bu rakamın çok abartılı olduğunu gösteren delillerden biri de; bu salnamenin aynı sayfasında var olduğu ifade edilen 82 müderris sayısıdır. Yaygın bir gelenek olarak bu yörede bir medresede bir müderris bulunurken 82 müderrisin olduğu aynı yörede yine bu sayı ile orantılı bir medrese sayısının olması gerekir. Bu medreselerin hepsinin aynı anda aktif durumda eğitime devam ettiği düşünüldüğünde 82 müderrisin 350 medreseyi nasıl idare ettiği de tartışılmaya müsait bir konu olarak ortada

Tablo I: 1869 YILI TRABZON SANCAĞI DİNİ YAPI VE GÖREVLİLERİ Kaza ve Nahiyeler Med

rese Müder ris Med. Öğr. Ca Mi Mes Cit

İmam Hatip Kilise Rahip

Trabzun şehri 9 9 174 32 12 38 30 21 19 Vakfıkebir nah. 11 11 307 100 - 26 91 - - Akçaabat nah. 1 1 55 78 18 29 69 39 41 Vakfisağir nah. - 1 - 46 5 - 46 27 31 Maçka nah. - - - 24 - 26 22 118 96 Rize kazası 8 6 155 124 29 66 119 3 3 Kuraiseba nah. 1 1 25 25 - - 25 - - Of kazası 350 82 2364 139 150 98 137 6 10 Sürmene nah. 8 8 110 95 18 113 95 16 11 Tirebolu kazası - 3 - 45 - 45 45 29 14 Görele nah. 3 3 20 29 1 25 22 6 3 Giresun kazası ve Kurik nah. 15 11 215 31 12 50 38 24 18 Keşap nah. 5 4 166 38 2 7 29 6 4 Akköy kazası 7 7 481 34 - 19 34 24 15 Bucak kazası 7 13 140 58 4 30 56 31 21 Perşembe nah. 6 6 233 39 - 1 39 2 2 Ulubey Hapsemena n. 3 3 140 40 3 8 39 24 26 Aybastı nah. 1 1 69 13 - - 10 7 5 TOPLAM 435 170 4654 990 264 576 946 383 318

(9)

durmaktadır. 82 müderris sayısı ilçedeki medrese sayısının dörtte birine karşılık gelmektedir ki, buradan hareketle medrese sayısının yaklaşık müderris sayısı kadar olduğu ifade edilebilir.

Öte yandan 1881 tarihli Trabzon Salnamesine göre Of’taki medrese sayısı 65 (c. XII, s. 283) ve 1888 tarihli salnameye göre de (c. XIII, s. 259) yukarıdaki tabloda ayrıntısıyla verildiği üzere 42’dir. Aşağıda temas edileceği gibi başka bir kaynakta (Albayrak, S., 2002, ss. 304-312) 1914 yılında Of’taki medrese sayısı 69 olarak gösterilmektedir. Dolayısıyla 1869 yılı hariç sonraki yıllarda ortaya çıkan medrese sayıları arasındaki farklar anlaşılabilir durumdayken, medrese sayısının bu tarihten 12 yıl sonra 365’den 65’e inmesi izah edilebilir bir durum

Tablo II: 1888 TRABZON SALNAMESİNE GÖRE OF (VE ÇAYKARA)’DAKİ MEDRESELER

Medrese mevkii

Medrese ismi Tale be

Medrese mevkii Medrese ismi Tale be 1 Çarşı Müftü Efendi 45 22 Ogene-i Ulya Hacı Şeyhzâde Mustafa

Efendi

60

2 Çufaruksa Bakkalzâde İsmail Ef. 180 23 Ogene-i Süfla Hacı Tahir Efendi 80 3 Nefs-i Zah Mehmet Efendi 60 24 Şur Babayoros Mehmet Efendi 50 4 Akkilisa Mehmet Efendi 30 25 Şur Mahmut Efendi 150 5 Zisino Mehmet Efendi 60 26 Alisinos Hacı Osman Efendi 30 6 Zisino İsmail Efendi 80 27 Ğorğoras Mahmut Efendi 60 7 Zisino Mahmut Efendi 30 28 Zeleka Hacı Ahmet Efendi 80 8 Mapsino Talip Efendi 100 29 Kadahor Mehmet Efendi 20 9 Hundez Bakkalzâde Hüseyin E 120 30 Holaysa İbrahim Efendi 120 10 Maki Ali Efendi 100 31 Kadahor Numan Efendi 40 11 Keler-i

Ulya

Ahmet Efendi 55 32 Fotinos Müslim Efendi 70

12 Eskipazar Ahmet Efendi 30 33 Zeno Ahmet Efendi 80 13 Hastikoz Numanzâde Mustafa

Efendi

50 34 Hopşera-i Ulya Hacı Osman Efendi 70

14 Melinoz Sait Efendi 70 35 Hopşera-i Süfla Mehmet Efendi 60 15 İşkenaz Mehmet Efendi 40 36 Hopşera-i Süfla Hacı İsmail Efendi 60 16 Şinek Abbas Efendizâde

Mehmet Efendi

150 37 Holomakidanos Mustafa Efendi 60

17 Çoroş Hacı Mehmet Efendi 60 38 Holomakidanos Mahmut Efendi 60 18 Anaso

Mezraı Mehmet Efendi 40 39 Kalanas Şeyh Ahmet Efendi 80 19 Anaso

Mezraı

Abdülkerimzade Mehmet Efendi

50 40 Zenozena Hafız Lokman Efendi 60

20 Mimilos Müftüzâde Mustafa Efendi

30 41 Holo Mezraı Holomezraı 40

(10)

oluşturmamaktadır. Bu tarihler arasında 285 adet medresenin ya yıkılmış ya da yakılmış olması gerekir ki, böyle bir ciddi haber yöreye ait hiçbir kaynakta yer almamıştır.

1903 tarihli Maarif Salnamesinde ise8 Trabzon merkezde 7, Ordu’da 6, Giresun’da 4, Tirebolu’da 3, Görele’de 6, Canik’te 3, Ünye’de 1, Çarşamba’da 13, Fatsa’da 1, Bafra’da 5, Lazistan’da 5, Hopa’da 5 ve Gümüşhane’de 1 olmak üzere toplam 60 medrese olduğunun (Maarif Salnamesi, 1321/1903, ss. 605-606) kaydı tutulurken ilginç bir şekilde Of’un hiçbir medresesinden bahsedilmemektedir.

1914 yılına gelindiğinde Trabzon il sınırları içerisinde kaza ve köylerde toplam 149 medrese bulunmaktaydı. Bu medreselerin 23’ü Trabzon merkezde, 7’si Akçaabat’ta, 12’si Vakfıkebir’de, 1’i Maçka’da, 37’si Sürmene’de ve 69’u Of’ta yer almaktaydı.(Albayrak, S., 2002, ss. 304-312.)

Medrese Talebe Sayıları ve Eğitimin Durumu

Bu dönemde aktif bir şekilde tedrisata devam eden medreselerin talebe sayıları açısından da (yukarıdaki tablo I’e göre) yörenin durumu incelendiğinde Of kazası lehine bariz bir üstünlüğün olduğu görülecektir. Trabzon Sancağına bağlı Rize’den Ordu iline kadar olan tüm kaza ve nahiyelerde medrese talebe sayısı toplam 2.290 iken, Of kazasında bu rakam 2.364’tür. Yani Of’taki talebe sayısı bu bölgenin toplam talebe sayısının yarısından fazladır. Yine tüm Trabzon sancağı içerisinde 139 cami, 150 mescit, 137 hatip, 191 mektep sayısı ile diğer bölgelerin üstünde yer almıştır.

1888 tarihli Trabzon Salnamesi de Trabzon’un her bir kazasındaki resmi medrese ve talebelerinin sayısına ve müderrislerin isimlerine yer verir. Resmi numaralarına göre 134’den 176’ya kadar sıralanan eski Of kazasındaki 42 medreseden 15 tanesi bugünkü Of (Hayrat dâhil) kasabasında, 27’si de Çaykara (Dernekpazarı dâhil) kazasında bulunmaktaydı. Bu medreselerden Of’a ait olanlarda 1.050, Çaykara’ya dâhil olanlarda 1.840 olmak üzere toplam 2.890 talebe öğrenim görmekteydi. (c. XIII, ss. 127-131.)

8

Burada şu hususa kısaca değinmek gerekirse, 1869 Salnamesinde Of’ta 350 medrese, 1888 tarihindeki salnamede 37 medrese olduğu kaydedilirken, 1903 tarihli Maarif Salnamesinde ise Of’taki medreselerden hiç söz edilmemektedir. Buna karşın Trabzon Merkezdeki medrese sayıları birbirine yakın (1869 Trabzon Salnamesine göre 9, 1903 Maarif Salnamesine göre 7 adet) olarak sunulmaktadır. (Bkz., Trabzon Salnamesi, 1869, c. I, ss. 70-71; Maarif Salnamesi 1321/1903, ss. 605-606.) Trabzon vilayetinin eğitim durumu ile ilgili istifade ettiğimiz kaynaklardan biri olan 1903 tarihli Maarif Salnamesi, Karadeniz bölge genelinde 60 medresenin adları, bulundukları yerler, müderrisleri, banileri ve talebe sayılarına varıncaya kadar her türlü bilgiyi ayrıntılı bir şekilde verirken, (bkz., Maarif Salnamesi,1321/1903, ss. 605-606.) daha erken tarihli maarif salnamelerinde en çok medresesi olduğu ifade edilen Of’un hiçbir medresesinden söz edilmemesi dikkat çekmektedir. Bu dönemde etkin bir şekilde eğitimlerine devam eden bu yöre medreselerinin bu salnamede hiçbirisinin yer almamasının en güçlü nedeni unutulmuş olmasıdır.

(11)

1914 yılında ise Trabzon il genelinde kayıtlı bulunan toplam 4.085 talebeden 763’ü Trabzon Merkez’de, 557’si Akçaabat’ta, 581’i Vakfıkebir’de, 22’si Maçka’da, 680’i Sürmene’de ve 1.482’si Of’taki medreselerde eğitim görüyordu. (Albayrak, S., 2002,ss. 304-312.) Hasan Umur ise Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde, Of kazasındaki medreselerde

yaklaşık üç ila dört bin arasında talebenin bulunduğunu belirtmektedir. (Umur, 1949, ss. 25-33.) Of’taki 69 adet medrese; tüm ildeki medreselerin % 46,3’üne, medrese talebelerinin de % 31,7’sine karşılık gelmektedir ki, bu durum Trabzon merkez ve kazaları arasında oldukça yüksek bir orana tekabül etmektedir. Aynı şekilde Trabzon merkezdeki % 18.67’lik, Akçaabat’taki % 13.63’lük, Vakfıkebir’deki % 14. 27’lik ve Sürmene’deki % 16.64’lük orandaki talebe sayıları, Solaklı Vadisi’ndeki talebe sayısından (%36.27) oldukça geri kalmaktaydılar.

Tablo III: 1914 YILI OF MEDRESELERİ VE TALEBE SAYILARI

Adı Tal. Adı Tal. Adı Tal.

1 Eskipazar 5 24 Çufaruksa 57 47 Zenozena 9 2 Hundez 19 25 Halman 13 48 Arşela 3 3 Kondu 20 26 Mapsino 37 49 Kalis 3 4 Çalek 12 27 Visir 7 50 Arhançelo 12 5 Haksa 15 28 Çoruk 12 51 Mezire 22 6 Samri 11 29 Mavrand-ı Ulya 29 52 Kondu-i Ulya 23 7 Ukşul 6 30 Mavrand-ı Süfla 14 53 Kondu-i Süfla 10 8 Savan 9 31 Melinoz 19 54 Okşoho 18 9 Rehot 5 32 İşkenaz 8 55 Süleyman (Zisino’da) 51 10 Çivaloz 10 33 Ebuban (?) 28 56 Erşeme (Zisino’da) 34 11 Komanet 7 34 Zariyoz (?) 5 57 Filas 15 12 Harvel 14 35 Ogene-i Ulya 22 58 Zeno (Camii Kebir’de) 18 13 Keler 3 36 Ogene-i Süfla 22 59 Zeno (Aksilsu’da) 14 14 Tervel 6 37 Alisinos 34 60 Fotinos 7 15 Ancibranoz 9 38 Şinek 112 61 Holaysa 61 16 Yalavas 20 39 Şur 23 62 Zeleka 23 17 Foletli 8 40 Bababoroş (?) 41 63 Ğorğoras 36 18 Haşkoz-ıUlya 19 41 Zihono 8 64 Paçan 5 19 Yarakar 8 42 Hopşera-i Ulya 31 65 Anaso 58 20 Yavan 16 43 Hopşera-i Süfla 17 66 Anaso-i Süfla 7 21 Yaranoz 27 44 Makidanos 16 67 Çoroş 81 22 Miço 23 45 Fot 31 68 Şerah 51 23 Balaban 7 46 Kalanas 19 69 Şerah(Şerah Gölü’nde) 37 Bu tabloda yer alan medreselerin 35’ten sonrasında yer alanlar Çaykara medreseleridir.

(12)

Trabzon ili genelinde mevcut 149 medrese arasında talebe sayıları bakımından 170 talebe ile Vakfıkebir Merkez Medresesi, 167 talebe ile Akçaabat Medrese-i Kebir Medresesi, 130 talebe ile Akçaabat Sekmese Medresesi ve 112 talebe ile Çaykara Şinek/Ataköy Medresesi (Albayrak, S., 2002, ss. 306-312.) ilk dört sırayı paylaşmaktadır.

Of medreseleri içerisinde en fazla talebe ile Şinek/Ataköy (112 talebe), Çoroş/Taşkıran (81 talebe), Holaysa/Baltacılı-Yeşilalan (61 talebe), Anoso/Çambaşı (58 talebe), Çufaruksa/Uğurlu (57 talebe), Şerah/Uzungöl (51 talebe), medreseleri öne çıkmaktadır. Keler, Arşela/Tüfekçi ve Kalis/Konuklu medreseleri de 3’er talebe ile son sırada yer almaktadır.

1914 yılında Of’a bağlı bir nahiye olan Çaykara ilçesinin hemen hemen her köyünde bir medrese bulunmakla birlikte bazı büyük köylerinde iki medresenin varlığı dikkat çekmektedir. Bu köyler Ogene/Köknar, Hopşera/Soğanlı-Akdoğan, Kondu/Dernekpazarı, Zeno/Ulucami ve Anoso/Çambaşı köyleridir. Hatta Şerah/Uzungöl’de üç medrese bulunmaktaydı. (Albayrak, S., 2002, ss. 307-309.)

Dönemin Trabzon İngiliz konsolosu Alfred Biliotti, medreselerin sayısının Trabzon’un doğusuna doğru fazlalaşmakta olduğunu ifade ettikten sonra şu açıklamayı yapar: “Bunun sebebi de bu bölgedeki ahalinin son 150 yıl içende İslam’ı kabul etmesi idi. Dolayısıyla İslamî bilgiler ile teçhiz edilmeleri gerekmekteydi. Bu amaçla buralarda çok sayıda medreseler açılmıştır.” (Şaşmaz, 1997, s. 42.)

Medrese eğitimine başlayan talebeye önce Kur’an öğretilir, sonra hafızlık kabiliyeti olanlara isteğe bağlı olarak hafızlık yaptırılırdı. Hafızlık yapmayanlar doğrudan, yapanlar ise hafızlıktan sonra Arapça eğitimine başlardı. Arapça eğitimine ilk basamak olan Sarf’tan başlanırdı. Bu bağlamda Emsile, Bina, Maksut, İzzî, Merrah kitapları okutulurdu. Sarf’tan sonra Nahiv’e geçilir ve Avâmil, İzhâr, Kâfiye ve Molla Câmî okunurdu. Arapça eğitimi devam ederken Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelâm gibi şer’i ilimlere ait Celâleyn, Meşârıku’l-Envâr, Halebî, Mültekâ, Beydavî, İsagoci, Şerh-i Akâid, Ramazan Efendi, Akâid-i Kesteli, Mirâtu’l-Usûl kitapları9

okutulurdu. (Bakkaloğlu, 2002, ss. 338-339)

Osmanlı Devleti döneminde Of-Çaykara vadisindeki medreselerin diğer medreselerden en önemli farkı, bazı derslerin eksik olması ve derslerin hep aynı hoca tarafından verilmesiydi.

9 Sarf (Etimoloji): Kelime türemeleri ve fiil çekimleri konularının işlendiği bu derste okutulan kitaplardan en meşhur olanları

Emsile, Binâ, Maksûd, İzzî ve Merah’dır. Emsile, Binâ, Maksûd adlı temel gramer kitaplarının yazarları bilinmemektedir. İzzî, İbrahim bin Abdülvehhab ez-Zincânî (1257)’nin; Merah ise Ahmed bin Ali bin Mesud’un eseridir. Nahiv (Formoloji): Arapçanın cümle yapısı ve kuruluşu konularının anlatıldığı bu derste en yaygın olarak okutulan kitaplardan Avâmil, Muhammed Birgivî Efendi (1573)’nin eseri olup Arapça gramerinde kelimelerin i‘rabı üzerinde durur. İzhar, asıl adı “İzhâru’l-Esrâr fi’n-Nahv” olan bu kitap da aynı kişiye aittir. Avâmil kitabındaki konuların derinlemesine işlendiği bu kitap da kelimelerin i‘rabını inceler. Kâfiye, İbn Hâcib adıyla tanınan Osman b. Ömer (1248) tarafından yazılan bu eser, nahiv konularını pek çok örneklerle anlatan üst düzey bir eserdir. Bu esere “el-Fevâidü’z-Zıyâiyye fî Şerhi’l-Kâfiye” adıyla yazılan, Molla Câmî (1492) tarafından hazırlandığı için de

(13)

Diğer medreselerde okutulan dersler, ayrı ayrı hocalar tarafından verilmekte, Of çevresindeki medreselerde Ahlak ilmi, Türk Edebiyatı, Siyer-i Nebi ve İslam Tarihi gibi dersler de okutulmamaktaydı. (Saran, 2013, ss. 235-236.)

Bu medreselerde eğitim alan talebelerin çoğunluğu Of, Çaykara ve komşu ilçelerden olmakla birlikte Bayburtlu, Giresunlu, Ordulu, Gümüşhaneli, Rizeli talebeler de bulunmaktaydı. (Saran, 2013, s. 236.)

Medreselerin işlevi ve özellikleri açısından tam bir uyumluluk içerisinde olmasa da dini tedrisatın yoğun bir şekilde işlendiği alanlarda dikkat çeken bir tarikat bağlamının da kısaca irdelenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Genelde dinin temel ilke ve prensiplerinin uygulandığı bölgelerde tekkelerin yer aldığı düşünüldüğünde,1869 Trabzon Salnamesine göre bu coğrafyada bu kadar medrese olmasına rağmen sadece bir tek tekkenin bulunması dikkat çekicidir. Özellikle Trabzon’un doğusuna doğru olan bölgede batı tarafından çok daha az tekke bulunmaktadır. Trabzon merkezde 8, Rize’de 3 ve Of’ta bulunan bir tekkenin dışında Lazistan sancağına bağlı Batum kazasına kadar olan bölgede hiçbir tekke yer almamaktadır. Trabzon’un Batısında ise (Canik sancağına bağlı) Bafra kazasına kadar 53 tekke bulunmaktadır. (c. I, ss. 70-75)10

Tarikat anlayışının bu bölgede 19. asrın ikinci yarısından itibaren yaygınlaştığı ve bunun daha çok Nakşibendîlik merkezli olduğu görülmektedir. Nakşibendîliğin gelişmesini ve özellikle bu yörede yayılmasını sağlayan Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevî (1813-1893), ilk medrese tahsilini Of’un Çufaruksa/Uğurlu beldesinde yapmıştır.(Günaydın, 2008a, s.118.) Yine Gümüşhanevî’den hem medrese ilimlerini hem de tasavvufi bilgilerini tahsil edip zahir ve batını, medrese ve tarikatı Kur’an ve Sünnet çizgisinde birbirine yakınlaştırmayı büyük oranda başaran Dernekpazarılı Yusuf Şevki Efendi’nin (Yıldırım, 2002, ss. 572-573) yöredeki etkinliğinden söz etmek gerekir. Yusuf Şevki Efendi (1840-1904)’nin yanı sıra Of’un Mapsino/Gürpınar beldesinden Şeyh Ahmed Efendi, Çalekli Dursun Fevzi Güven (1883-1977) ve Hacı Ferşad Efendi (1886-1929) hem medrese geleneği hem de tasavvuf eğitimini bir arada yürüten önemli şahsiyetlerdir. (Günaydın, 2008a, s.120.)

Söz konusu medreselerin fiziki durumuna da kısaca bakmak gerekirse, Anadolu’da inşa edilen ve çok sayıda dersliği veya odası bulunan büyük medreselerin genelde taş işçiliği ile yapıldığı bilinmektedir. Of yöresinde ise, günümüze ulaşan medreseler incelendiğinde nispeten daha küçük ve diğer medreselerde olduğu gibi çoğu ahşaptan, bir kısmı da taştan yapıldığı görülmektedir. Öte yandan medreseler genelde bu şekilde müstakil bir yapı olarak inşa

10 Hatta Mustafa Cansız’ın verdiği bilgiye göre bölgede hiçbir tekke yoktur. (Mustafa Cansız, “Of Kazasının Umumi Tarihçesi”, İnan, Trabzon Halkevi Kültür Dergisi, Yeni Seri sayı: 38, s. 13, aktaran, Günaydın, 2008a, s. 103.)

(14)

edilirken, kimi medreselerin de evin bir bölümünde faaliyet gösterdiği anlaşılmaktadır. Örneğin Dernekpazarı Güney Mahallesi’nde Efendioğlu Ali Şakir Efendi 1899 yılında inşa ettiği evin bir bölümünü öğrencilerin ders okuyacağı şekilde yaptırmış ve burada tedrisatını devam ettirmiştir. Bunun yanı sıra Çaykaralı Hacı Hasan Efendi (1909-1982), tedrisatını kendi evinin alt katındaki medresede yürütüyordu. Bu yapılar günümüzde de varlığını korumaktadır. (Günaydın, 2008a, ss.110-111.)

Osmanlı genelindeki medreselerin gerilemesine yol açan nedenlerin11

büyük ölçüde Of ve çevresindeki medreseler için de geçerli olduğunu söylemek mümkündür. 1950’li yıllarda Of yöresi medreselerinin müfettişliğini yapan Hasan Umur’un, Of halkının zeki, çalışkan, ilme ve eğitime değer veren kişiliğe sahip olduğunu, kazada mevcut 80 civarında medresenin ve 3-4 bin kadar talebenin bunu kanıtladığını ifade ettikten sonra son dönemde medrese geleneğinin bozulmasına dair yaptığı değerlendirme şöyledir:

“Bu medreselerin bütün yurttaki medreseler gibi zamana uygun –bilinmesi zaruri olan- ilimlerden mahrum bırakılmaları, verilen emeğe karşı yapılan ifadeyi mahdut bir dereceye indirmiştir. Dünyayı nurlara gark eden yeni ilimler ve yeni usuller, bizim medreselerin kapılarına yanaşamamıştır. Asırlarca evvel meydana konan nazariyeler, usuller olduğu gibi kalmamış, belki tedenni etmiştir. Hâlbuki zamanın icabatı, her şey gibi medreseler de yenilikler, inkılâplar istiyordu. Uyandırıcı bir inkılâpçı bekleyen medreseler, ümit edilenin aksine –yaşamak hakkı iken, yanlış bir fikrin tesiriyle- ölümle karşılaştı ve yok yere memleketin muhtaç olduğu bir müessese yok olup gitti.” (Umur, 1949, s. 25.)

Umur, ayrıca Of medreselerindeki kalitenin düşüşünü haftalık ders sayısının fazlalığına, müfredat yoğunluğuna ve okutulan derslerin aynı müderris tarafından verilmesine bağlamaktadır:

“Medreselerdeki müderrislerin okuttukları derslerin hudutsuz olmasıdır. Herhangi bir yüksek mektep veya lisede bir hocanın en çok haftada 20 saat ders okutabileceğini kabul edelim –ki en yüksek bir gayrettir-. Medreselerde ise bir hoca haftada elli saat ders okuttuğu vaki idi. İcabında Emsile’den tut; sarf, nahiv, mantık, meânî, beyan, fıkıh, usulü fıkıh, kelâm, tefsir, hadis gibi derslerin hepsini bir günde okutur. Bu durum karşısında hoca ne anlatır, talebe ne anlar. Eğer birkaç medrese müderrisleri birleşip

11 Nüfus yoğunluğu, devletin diğer müesseselerindeki bozukluklar, ulema çocukları (ulemazâdegân) sınıfının doğuşu, ilmiyeye ait

kanun-talimat ve geleneğin çiğnenmesi (Baltacı, 1976, ss. 61-71), merkeziyetçilik, saltanat kavgası, talebe isyanları (Atay, 1983, ss. 136-138), 17. asırdan itibaren devletin sosyal ve ekonomik düzeninin bozulmaya başlaması ile önce vakıf müessesesi sonra da ona bağlı olarak eğitim ve öğretim sisteminin çökmeye yüz tutması, (Kodaman, 1980, ss. 10-11,) medreselerden imtihanların kaldırılması ve medresede okuyanların askerlik hizmetinden muaf olmaları yüzünden asker kaçaklarının sığınağı olması. (Umur, 1949, s. 28.)

(15)

bir karar alarak derslere göre talebeleri taksim kudretini gösterebilselerdi, çok faydalı bir yenilik yapmış olurlardı.” (Umur, 1949, s. 27.)

Hasan Umur, kazadaki müderrislerle yaptığı görüşmelerden elde ettiği intiba neticesinde medreselerin iyileştirilmesine ve geliştirilmesine dair yapılması gerekenler konusunda hazırladığı raporu, dönemin Of müftüsü Bakkalzâde Hüseyin Efendi (1854-1921)’ye sunmuş olmasına rağmen bu rapor pek dikkate alınmamıştır. Raporda, medreselerde takip edilen eğitim-öğretim metodunun artık bozulmaya başladığı ifade edildikten sonra merkezi bir konumda bulunan Of’un Çufaruksa/Uğurlu beldesinde tek bir medrese kurulup çağa ve hayata uygun bazı derslerin ilavesiyle bir yenilik meydana getirilmesi gerektiği, dışarıdan gelecek hocaların masraflarının bir şekilde karşılanması ve Bakkalzâde Hüseyin Efendi’nin müftülükten istifa ederek medrese müdürlüğünü yürütmesi talep edilmiştir. (Umur, 1949, ss. 28-29.)

Bilindiği gibi 3 Mart 1924 tarihinde çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile tüm yurtta medreseler kapatılmıştı. Pek tabiidir ki ülke genelindeki medreseler kapatılınca son üç asıdır hizmet vermiş olan Of ilçesindeki medreseler de aynı akıbete maruz kalmış oldu. Aynı kanunla tüm yurtta açılan ve medreselerin yerine ikame edilen 29 İmam Hatip Lisesinden biri de Of’ta açılmıştır. Bununla birlikte din eğitimine bazı kısıtlamalar getirildiği ve sıkı takibe tutulduğu da bilinmektedir.

Of’taki medreselerin kapatılmasıyla birlikte bu bölgede dini eğitimin de bittiğini söylemek mümkün değildir. Of halkı, bir Karadenizli olarak karşılaştığı problemlere eski yoğunlukta olmasa da din eğitimine kendince ürettiği çözümle devam etmiştir. Of-Çaykara istikametindeki Solaklı deresiyle ayrılan sırtları ve tepelerindeki yerleşim alanlarını güvenlik güçleri kontrol edemiyordu. Zira o dönemde köylere ulaşımı sağlayan araç yolları mevcut değildi. Güvenlik görevlilerinin yaya yolunu takip etmek zorunda kalması nedeniyle müderrislerin eğitim faaliyetlerini kontrol etmeleri oldukça zordu.(Günaydın, 2008a, s. 132.) Bölge insanının çokça önemsediği ve hiçbir zaman vazgeçmek istemediği dini eğitime devam edebilmek adına uyguladığı ikinci metot da köye giriş yollarına nöbetçi dikmekti. Jandarmanın geldiğini gören nöbetçiler derhal köye haber verip eğitime bir süre ara verildiği sıkça duyulan vakalardandır.

Mütedeyyin bölge halkı dini hizmeti yürütenlere ve güvenlik güçlerine karşı duydukları saygı ve güven nedeniyle güvenlik güçleri ile dini kimliği olanlar arasında bir yanlışlığa mahal vermeden bir köprü kurmayı başarmışlardır. Bu sayede diğer bölgelerde güvenlik güçleri ile halk arasında yaşanan istenmeyen vakalar bu vadide yaşanmamış oldu. Bu ara dönemdeki eğitim, Gargar Müslim Efendi (1851-1938), Tayyib Zühdü Efendi (1867-1942), Çalekli Dursun Efendi, Mehmet Rüştü Aşıkkutlu ve Hacı Hasan Rami Efendi gibi hocalarla tabir caizse bazen

(16)

yer üstünde bazen de yer altında sürdürülerek büyük bir sorun olmaktan çıkmıştır. Netice itibariyle 1924 yılından itibaren din eğitimi alanında ortaya konan rezervler ve uygulanan kısıtlamalar sonucunda normal şartlarda inkıtaa uğraması gereken bu sistemin, sözü edilen ulemanın akılcı uygulamalarıyla devam edebilmiş olması medrese geleneği açısından dikkat çekici bir durumdur.

Sonuç

20. asrın sonlarında köylerinin tamamına yakınında birer, hatta bazı köylerinde iki medrese, 3-4 bin dolayındaki medrese talebesi ve yüzlerce müderrisi bulunan Of’un, bu yoğunluktaki medrese, müderris ve öğrenci sayısının sorgulanması ve irdelenmesi gereken bir husus olduğunu ve tarihe bu anlamda not düşülmesi gerektiğini düşünüyoruz. 1867-1873 yılları arasında Trabzon’da İngiliz Konsolosluğu görevinde bulunan W. Gifford Palgrave’nin 29 Ocak 1873 tarihinde yayınladığı raporunda Of kazasının çok sayıdaki medresesi, müderrisi ve talebesiyle ünlü olduğunu ve Anadolu’nun hiçbir bölgesinde bu kadar çok sayıda molla ve müftüye rastlanmadığını ifade etmesi (Bkz. Meeker, 2005, s. 300) de bölgeyi tanımlaması bakımından kayda değerdir.

Of, 1461 yılında Fatih Sultan Mehmed tarafından fethedilmesinden sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun uyguladığı iskân politikası gereği bu bölgeye yerleştirdiği Müslüman nüfus sayesinde İslamlaştırılmıştır. Ayrıca burada Maraş’tan gelerek halkın ihtida etmesine büyük katkısı olan Şeyh Osman Efendi ve iki kardeşinin katkılarını da göz ardı etmemek gerekir.

Yörede yaklaşık üç asırlık bir geçmişi olan medreseler ve medreseler özelinde ‘Oflu Hoca’ namıyla ün salmış müderrisler, bölge insanının hatta tüm Anadolu’nun eğitiminde aktif bir rol oynamış kişiler oldukları anlaşılmaktadır. Ayrıca söz konusu bu müderrisler sayesinde geleneksel medrese eğitiminin disiplinden taviz vermeden sürdürülmüş olmasının da yörenin sosyo-kültürel yapısına değerli katkıları olduğu muhakkaktır.

Bölgede son birkaç yüzyıldır etkin bir şekilde hizmet vermiş olan medreselerin sayısı üzerinde yaşanan karmaşanın büyük ihtimalle kaynaklardaki maddi yazım hatalarından kaynaklandığı ve buna bağlı olarak da Of’ta çevre il ve ilçelerden fazla medrese olmakla birlikte iddia edildiği kadar aşırı sayıdaki medresenin bu bölgede yer almadığı anlaşılmaktadır.

Vaktiyle din eğitimine kısıtlamalar getirilmesi veya medreselerin kapatılması medrese geleneğine ait eğitim faaliyetlerini sekteye uğratmış olmasına rağmen, ‘Oflu Hoca’ bir şekilde bu doğrultudaki faaliyetlerini sürdürmüştür. Zor şartlar altında olsa da medrese eğitimi alanındaki bu faaliyetlerin devam ettirilmiş olması, bölgenin kültürel ve dini yaşamında din eğitiminin ne derece önemli olduğunu gösteren en somut örneklerden birisidir.

(17)

Kaynaklar

Albayrak, Haşim, (1986), Of ve Çaykara I, Ankara: Cantekin Mat.

….……, (2008), Oflu Hoca Kavramını Oluşturan Din Adamları, İstanbul: Sahhaflar Kitap Sarayı.

Albayrak, Sadık, (2002), “1914 Yılında Trabzon Medreseleri ve Çaykara’da İlmi Hayat”, Çaykara’nın Manevi ve

Kültürel Değerleri Sempozyumu I, (ss. 302-316), Trabzon: Eser Ofset.

Aşıkkutlu, Emin, (1991), “Mehmet Rüştü Aşıkkutlu” mad. DİA. c. V. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı,. Atay, Hüseyin, (1983), Osmanlılarda Yüksek Din Eğitimi, İstanbul: Dergâh yay.

Bakkaloğlu, İ.Hakkı, (2002), “Çaykara Medreseleri, Müderrisler ve İcazetnâmeler”, Çaykara’nın Manevi ve Kültürel

Değerleri Sempozyumu I, (ss. 337-377), Trabzon: Eser Ofset.

Baltacı, Cahit, (1976), XV-XVI Asırlar Osmanlı Medreseleri, İstanbul: İrfan mat.

Bostan, Hanefi, (1974), “XVI. Asrın Sonlarında Çaykara’da Sosyal ve İktisadi Hayat”, Çaykaralılar, yıl: 2, sayı: 6, İstanbul.

……….., (1997) “Boyun Eğmişti Bir Görmede Ruhban,” Tarih ve Medeniyet, sayı: 44. İstanbul.

……….,, (1994), “XV-XVI. Asırlardan Çaykara’da İslamiyet ve Maraşlı Şeyh Osman Efendi”, Çaykaralılar, yıl: 2, sayı: 7, (ss. 17-20) İstanbul.

Demircioğlu, İ. Hakkı, (1996), 1881-1908 Döneminde Trabzon Sancağı, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, (KTÜ. Sos. Bil. Ens.), Trabzon.

Doğan, İsmail, (2012), Türk Eğitim Tarihinin Ana Evreleri, Ankara: Nobel yay.

Düzenli, Yahya, (2006), “Mandan Hoca’dan Günümüze Ofli Hoca: İronik Şablonun Ötesi”, Temel Kimdir, (ed.:), Ömer Asan, (ss. 92-129), İstanbul Heyamola yay.

Ertan, M. Emin, (2012), Hudekzâde Mehmed Vehbi Efendi Manzume-i Numaniye li Kasas-i İbrahim (a.s.) fî Fazl-ı

Mekke, Ankara: Kurtuba yay.

Günaydın, Mehmet, (2008a), “Of Medreselerinin Tarihi Fonksiyonelliğine Bakış,” KSÜ. İlahiyat Fak. Der., sayı: 12 (ss. 101-136).

………., (2008b), “Reisu’l-Kurra Mehmet Rüştü Aşıkkutlu’nun Kur’an Öğretimine Katkıları ve Dini Görüşleri,”

KSÜ İlahiyat Fak. Der., sayı:1 (ss.121-154).

Hızlı, Mefail, (2008), “Osmanlı Medreselerinde Okutulan Dersler ve Eserler”, UÜ. İlahiyat Fak. Der., cilt: XVII, sayı: 1 (ss. 25-46).

İslam Ansiklopedisi, (1964), Salname, mad., X, (ss.134-136), İstanbul: MEB. Kodaman, Bayram, (1980), Abdülhamid Devri Eğitim Sistemi, İstanbul: Ötüken yay.

Meeker, E. Michael, (2002), A Nation of Empire: The Ottoman Legacy of Turkish Modernity, London, England: University of California Press.

Salname-i Nezaret-i Mearif-i Umumiyye, (1321/1903), (Altıncı Sene), Asır Matbaası. Sami, Şemseddin, (1316h.), Kamusu’l-A’lam, İstanbul: Mihran Mat.

Saran, A. Kemal, (2013), Omuzumda Hemence, İstanbul: Timaş yay.

Şaşmaz, Musa, (1997), “İngiliz Konsolosu Alfred Biliotti’nin 1885’teki Raporuna Göre Trabzon Vilayetinde Eğitimin Durumu”, Tarih ve Toplum Dergisi, sayı:163, (ss. 41-53).

Şevket, Şakir, (2013), Trabzon Tarihi, (haz., İsmail Hacıfettahoğlu), İstanbul: Kurtuba yay. Trabzon Vilayeti Salnamesi, 1869, 1881, 1888, 1892, (1993), (haz.:) Kudret Emiroğlu, Ankara. Umur, Hasan, (1949), Of ve Of Muharebeleri, İstanbul: Güven Mat.

(18)

………….., (1956), Of Tarihine Ek, İstanbul.

Uzunçarşılı, İ. Hakkı, (1988), Osmanlılarda İlmiye Teşkilatı, Ankara: Türk Tarih Kurumu. Yavuz, Y. Şevki, (1995), “Ferşad Efendi” mad. DİA, c. XII. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı.

Yıldırım, Arif, (2002), “Kondulu Yusuf Şevki Efendi”, Çaykara’nın Manevi ve Kültürel Değerleri Sempozyumu I, (ss. 572-576.), Trabzon: Eser Ofset.

Şekil

Tablo II: 1888 TRABZON SALNAMESİNE GÖRE OF (VE ÇAYKARA)’DAKİ  MEDRESELER

Referanslar

Benzer Belgeler

Geçmişte yığmataş evler, taş köprüler, taş duvar- lar ve taş kaplanmış yollarda (Şekil 1) ana mal- zeme olarak yoğun bir şekilde kullanılan doğal taşlar, bir

Trabzon ve çevre illerindeki Karadeniz İsyandadır Platformu aktivistleri, 14 Ekim günü Of Folklor Derneği'nde bulu şup, Derebaşı mevkiinde bekleyen köylülere destek

Jandarma barikat ının karşısında bekleyişe geçen Solaklı halkı, şirketi köylerine sokmamakta ısrar ediyor.. HES kurmak isteyen şirketin iş makinelerini getirdiği

Saijo Buruk Değişken değil Tamopan Buruk Değişken değil Tanenashi Buruk Değişken değil Hıratanenashi Buruk Değişken değil Fuyu Buruk değil Değişken değil

Akdeniz meyve sineği (Ceratitis capitata), Trabzon hurması meyve güvesi (Stathmopoda masinissa), Turunçgil unlu biti (Pseudococcus citri), Koşnil (Coccus hesperidum),

Bu yörenin türkülerinden yedi hecenin dışında bir tane de sekiz hece esasına dayalı mani tarzında söylenmiş türkü bulunmaktadır.. Bu da repertuarda İşte Geldim Ekim

Yine vilayet dahilindeki talebe sayısı da zamanla artmıştır. Habsamana nahiyesinin adı 1321 tarihli salnamede "Haymana" olarak geçiyor.. Trabzon Vilayeti'nde yapılan

Trabzon Yatırım Adası Endüstri Bölgesi, Trabzon İnovasyon Merkezi Projesi, Trabzon Er- zincan Demiryolu Projesi, Fuar ve Kongre Mer- kezi Projesi, Güney Çevre Yolu-Transit Geçiş