Cumhuriyet'ten günümüze toplumsal olayların giyim üzerindeki etkilerinin incelenmesi (1920-2010)

162  Download (0)

Tam metin

(1)

GAZĠ ÜNĠVERSĠTESĠ

EĞĠTĠM BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ

GĠYĠM ENDÜSTRĠSĠ VE MODA TASARIMI EĞĠTĠMĠ ANA BĠLĠM DALI

GİYİM ENDÜSTRİSİ VE GİYİM SANATLARI BİLİM DALI

CUMHURĠYET’TEN GÜNÜMÜZE TOPLUMSAL OLAYLARIN

GĠYĠM ÜZERĠNDEKĠ ETKĠLERĠNĠN ĠNCELENMESĠ

(1920 – 2010)

YÜKSEK LĠSANS TEZĠ

Hazırlayan

Seher YILMAZ

Ankara Ekim, 2011

(2)

GAZĠ ÜNĠVERSĠTESĠ

EĞĠTĠM BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ

GĠYĠM ENDÜSTRĠSĠ VE MODA TASARIMI EĞĠTĠMĠ ANA BĠLĠM DALI

GİYİM ENDÜSTRİSİ VE GİYİM SANATLARI BİLİM DALI

CUMHURĠYET’TEN GÜNÜMÜZE TOPLUMSAL OLAYLARIN

GĠYĠM ÜZERĠNDEKĠ ETKĠLERĠNĠN ĠNCELENMESĠ

(1920 – 2010)

YÜKSEK LĠSANS TEZĠ

Hazırlayan

Seher YILMAZ

Danışman: Yrd. Doç. Fatma AYHAN

Ankara Ekim, 2011

(3)

JÜRİ ÜYELERİNİN İMZA SAYFASI

Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü’ne

Seher Yılmaz‘a ait Cmhuriyet’ten Günümüze Toplumsal Olayların Giyim Üzerine Etkilerinin Ġncelenmesi (1920-2010) adlı çalışma …... tarihinde, jürimiz tarafından Giyim Endüstrisi ve Giyim Sanatları Eğitimi Anabilim Dalında YÜKSEK LĠSANS TEZĠ olarak kabul edilmiştir.

Adı Soyadı Ġmza Başkan: Prof.Fatma ÖZTÜRK ... Üye (Tez Danışmanı): Yrd. Doç. Fatma AYHAN ... Üye : Yrd. Doç Dr. Melek ÖZTÜRK ...

(4)

i

ÖZET

CUMHURİYET’TEN GÜNÜMÜZE TOPLUMSAL OLAYLARIN GİYİM ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİN İNCELENMESİ

(1920 - 2010)

YILMAZ, Seher

Yüksek Lisans, Giyim Endüstrisi ve Giyim Sanatları Bilim Dalı Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Fatma AYHAN

Ekim-2011, 149 sayfa

Çevre koşullarının olumsuz etkilerinden korunmak amacıyla ortaya çıkan giyim, zamanla bireyin kişisel bir parçası halini almıştır. Giysi giyinme aracı olarak medeniyetlerin dönemlerine ait özelliklerinin sunumudur ve uygarlığın gelişimini gösteren en önemli öğelerinden biridir.

Tarih içinde toplumsal yapının temelleri atıldıktan sonra toplumu oluşturan bireylerin kendi kültürel, sınıfsal, siyasal yapısı çerçevesinde giyindiği ve toplumdaki yerine göre giyimde değer yargılarını oluşturduğu görülmüştür.

Bu araştırmada 1920-2010 tarihleri arasında “Cumhuriyet’ten Günümüze Toplumsal Olayların Giyim Üzerindeki Etkilerinin İncelenmesi” konu edilmiştir. Araştırmada tarihi yöntem kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında literatür taraması yapılmıştır. Araştırma materyalini; yazılı dökümanlar, giysi fotoğrafları ve giysi kalıntılarından çekilmiş fotoğraflar oluşturmuştur.

Araştırma Türkiye’de Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte çağdaşlaşma hareketlerinin başlaması ile giyimde meydana gelen değişim, yenileşme ve bunların etkilerinin nasıl süregeldiğini incelemek amacı ile planlanıp yürütülmüştür.

Araştırmada net sonuçlara ulaşabilmek için, kavramsal çerçevede öncelikle giyim, moda ve toplumun tanımları yapılmış, aralarındaki sıkı ilişkiye değinilmiştir. Giyim ve toplumda yapılaşma araştırmanın sınırlılıkları çevresinde toplumsal yapının;

(5)

ii

olaylardan ne denli etkilendiği giyim tarihinden alınan örneklerle somutlaştırılmıştır.

Bu aşamadan sonra Cumhuriyet Dönemi öncesi giyimin genel özellikleri, Batı ile ilişkilerin değişmesiyle giyimin genel özellikleri, devrimler ve çağdaşlaşma hareketlerinin giyime etkilerinden bahsedilmiştir. Cumhuriyet tarihinin giyim özelliklerinin oluşumunu belirlemek amacıyla Mustafa Kemal Atatürk’ün giyim hakkındaki görüşlerine ve giyim alanına önemli katkıları olan “Şapka İnkılâp”ı ve “Bazı Kisvelerin Giyilmeyeceğine Dair Kanun”a değinilmiştir.

Başta toplum alanındaki devrimler olmak üzere giyim kültürel, sınıfsal ve siyasal yapılara bağlı olarak değişim içindedir. Özellikle Cumhuriyet’in ilk yıllarında giyim alanının batılılaşma, çağdaşlaşma, modernleşme ve toplumsal yaşamda kişi rollerinin değişimiyle de etkileşim içinde olmuştur.

Araştırma sonucunda, başta toplum alanındaki inkılâplar olmak üzere giyimin kültürel, sınıfsal ve siyasal yapılara bağlı olarak değişim içinde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bu yıllarda giyim alanının batılılaşma, çağdaşlaşma, modernleşme ve toplumsal yaşamda kişi rollerinin değişimiyle de etkileşim içinde olduğu saptanmıştır. Eğitim sistemindeki değişimden sonra ise giyim alanında açılan eğitim-öğretim kurumları ile halk bilinçlenmeye başlamıştır. Kadınların Türk Giysi Devrimi’nde öncü roller üstlendiği ve modernleşmeye, moda olanı giymeye daha çabuk uyum gösterdikleri görülmüştür. Erkekler açısından ise bu sürecin siyasal boyuta taşınarak daha sancılı geçtiği ve Kıyafet Kanunu’nun gereklerini zorlamalar, yasaklar çerçevesinde yerine getirdikleri ve zaman zaman da karşı gelmelerin olduğu görülmüştür.

Zamanla giyim alanındaki modernleşme amacına ulaşmıştır. Giyim ve toplumsal yapı ilişkisi içinde Türk toplumunda 1920-2010 yılları arasındaki geçen süreçte giyim alanında saygı değer bir ilerleme kaydetmiş, insanlar kendilerini giydikleri ile anlatmaya ve toplumdaki konumunu giysisine yansıtmaya devam etmiştir.

(6)

iii

ABSTRACT

THE EFFECTS EXAMINATION OF SOCİAL

EVENTS ON CLOTHING FROM REPUBLIC TO PRESENT DAY (1920-2010)

Clothing which comes own with the aim of protecting aganist environment conditions negative effects becomes a personel part of human with time. It is a presentation of features that belongs to civilization era as the clothe wearing tool and it is one of the important elements which demonstrates the process of civilization.

After laying the foundation of social structure in the history, it has been seen that people wore according to their own cultural, political and class structure and they made value judgement according to their place in the society.

In this research “The Effects Examination Of Social Events On Clothing From Republic To Present Day (1920-2010)” is mentioned. This research was used historical method. Literature review was the collection of data. Research material; written documents, photographs and clothing remnants of clothing has created photograps taken.

This research in Turkey's modernization actions to begin with the establishment was planned of the republic and done with the aim of examining the beginning of acts of modernization and the change, reform on clothing and how these effects have gone on for a long time.

In order to reach clear results in this research, firstly; clothing, fashion and society touched upon the close relations among them. Clothing and society constructions was presented around the limits of research with the cultural, class and politicial elements. How clothing was affected from social events was embodied with the samples from the history.

(7)

iv

West and the effects of modernization and reforms on clothing. In order to determine the wear characteristics of the formation history of the Republic, Mustafa Kemal Ataturk's clothes and wear their views on the important contributions to the field, the "Hat of Revolution" and "Wearing Certain Clothing On The Law” is mentioned.

Clothing is in change depending and firstly modernization in society, cultural, class and political structures. Especially in the first years of Republic, human’s interact in the changes of roles in modernization, westernization of clothing and social life.

As a result of this research, it was determined that especially the reforms in social areas clothing was in the change depending on the political structures. On the order hand, in these years it was seen that clothing interacted in modernization, reforms and westernization with the change of roles. After the change in the educational system, public began to be concious on clothing and educational institutions. In the research content, educational institutions were mentioned time to time in Republic era. İt was also seen that women took pioneer rules Turkish Clothing Reform and adapted to wear fashion one faster. From the respect man, it more difficult when it was mentioned in political size and it was seen that they fullfilled under the obligation of rules and behave against this time to time.

With time the modernization in clothing reached its aim. Clothing and social structure in the relationship between the years 1920-2010 in the process of Turkish society has progressed in a respectable field of clothing, worn by people to explain themselves and the community has continued to reflect the location of the dress.

(8)

v

ÖNSÖZ

Dünya tarihinde pek çok devlet kurmuş olan Türkler önemli kültür ve medeniyetler yaratmışlardır. Bu devletlerden altı asır yaşamış olan Osmanlı Devleti son dönemlerine doğru çeşitli sebeplerden dolayı batının gerisinde kalmıştır. Birçok alanda yaşanan batılılaşma çalışmaları giyim alanında da yapılmıştır. Bu çalışmalar Osmanlı Devleti yıkılıp yerine kurulan Türkiye Cumhuriyetinde de farklılaşarak devam etmiştir.

Giyim, tarihi boyunca toplumsal olaylardan etkilenmiştir. Cumhuriyet döneminde de bu olgu varlığını sürdürmüştür. Uygar ve çağdaş giyimin gerekleri önceleri devrimlerle sağlanmaya çalışılmıştır. Zaman içinde ise toplumsal yapının çeşitli öğelerinden etkilenerek şekillenmiştir.

Bu araştırmada toplumsal yapının; kültürel, sınıfsal, siyasal öğelerinin giyim alanı ile ilişkisi incelenmiştir ve bu olgunun aslında giyim tarihi başladığı andan itibaren şekillendiği süreçle birlikte daha da kenetlendiği görülmektedir.

Araştırma sürecinde bilgisini ve desteğini esirgemeyen, birlikte çalışmaktan onur duyduğum Sayın Prof. Fatma ÖZTÜRK’e ve Sayın Yrd. Doç. Dr. Melek ÖZTÜRK’e, araştırmanın planlanıp yürütülmesinde rehberlik eden tez danışmanım Sayın Yrd. Doç. Fatma AYHAN’a, araştırma süresince desteklerini esirgemeyen, varlıklarından güç aldığım başta ailem olmak üzere adını sayamadığım yakınlarıma ve arkadaşlarıma sonsuz teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunarım.

(9)

vi İÇİNDEKİLER Sayfa No ÖZET ………..………..………...…… i ABSTRACT ………..……… iii ÖNSÖZ ……...………...…………..………v İÇİNDEKİLER ………..………vi

FOTOĞRAFLAR LİSTESİ ………...……….…..……… viii

BÖLÜM I :PROBLEM DURUMU………...…… 1 1.Giriş……….……….. 1 1.1. Problem ………...………..…. 2 1.2. Araştırmanın Önemi ………...………... 3 1.3. Araştırmanın Amacı ……….………...…………..… 5 1.3.1. Problem Cümlesi……….. 5 1.4. Varsayımlar ………...………….………...….. 6 1.5. Sınırlılıklar ………...………..……..……….. 6 1.6. Tanımlar ………...………..……… 7

BÖLÜM II :KAVRAMSAL ÇERÇEVE VE İLGİLİ ARAŞTIRMALAR………... 8

2.1. Kavramsal Çerçeve ……… 8

2.1.1. Moda …………..……….. 8

2.1.2. Giyim ………..………... 12

2.1.3. Toplum ………….………..………… 14

2.1.4. Giyim ve Toplumda Yapılaşma……….…………. 17

2.1.4.1. Kültürel Yapının Giyim Üzerindeki Etkileri ………... 18

2.1.4.2. Sınıfsal Yapının Giyim Üzerindeki Etkileri ……… 24

2.1.4.3. Siyasal Yapının Giyim Üzerindeki Etkileri ………. 31

2.1.3. Cumhuriyet Döneminde Giyim ………. 34

2.1.3.1. Cumhuriyet Dönemi Öncesi Giyiminin Genel Özellikleri …………..… 34

(10)

vii

2.1.3.5. Bazı Kisvelerin Giyilmeyeceğine Dair Kanun ve Tepkiler……….. 64

2.2. İlgili Araştırmalar ……… 69 BÖLÜM III :YÖNTEM ………..……….72 3.1. Araştırmanın Yöntemi ………..………...… 72 3.2. Araştırma Materyali ………. 73 3.3. Evren ve Örneklem ………...…..…….…… 73 3.4. Verilerin toplanması ……….…………...……… 73 3.5. Verilerin Analizi ………...………….……….. 74 BÖLÜM IV :BULGULAR VE YORUM ……….……….. 75

4.1. 1920-2010 Yılları Arasında Toplumsal Olaylar ve Giyim ……….. 75

4.1.1. 1920 - 1929 Yılları Giyim Özellikleri ………..………. 76

4.1.2. 1930 - 1939 Yılları Giyim Özellikleri ………..………. 82

4.1.3. 1940 - 1949 Yılları Giyim Özellikleri ………..………. 87

4.1.4. 1950 - 1959 Yılları Giyim Özellikleri ………..………. 91

4.1.5. 1960 - 1969 Yılları Giyim Özellikleri ………..………. 95

4.1.6. 1970 - 1979 Yılları Giyim Özellikleri ………..……... 100

4.1.7. 1980 - 1989 Yılları Giyim Özellikleri ………..……….………….. 106

4.1.8. 1990 - 1999 Yılları Giyim Özellikleri ………..……... 111

4.1.9. 2000 - 2010 Yılları Giyim Özellikleri ………..……...……… 116

4.2. 1920-2010 Yılları Giyim ve Toplumsal Olaylar ………...… 122

BÖLÜM V :SONUÇ VE ÖNERİLER ………..………129 5.1. Sonuç ………. 129 5.2. Öneriler ………..……… 133 KAYNAKÇA ………..……… 135 EK ……….……….. 146 Ek : 1920 – 2010 Yılları Giyimleri ……….……….. 146

(11)

viii

FOTOĞRAFLAR LİSTESİ

Sayfa No

Fotoğraf 1. Mustafa Kemal Atatürk ………..………77

Fotoğraf 2. 1920’ler Şapkalı kadınlar ………..………...………78

Fotoğraf 3. 1920’ler Şapka Modelleri ………..………..…78

Fotoğraf 4. 1920’ler Mevhibe İnönü’nün Şapkası ………...…..…78

Fotoğraf 5.1924 Sıkma Baş Örtülü ve Modern Giyimli Hanımlar …...………..…79

Fotoğraf 6. 1925, 1 Eylül Şapka Devriminden Sonra, Ata’yı Gazi Çiftliği’nde Karşılayanlar Ve Latife Hanım ………..…...…79

Fotoğraf 7.1926 Atatürk ve Pilot Sabiha Gökçen Bir Yurt Gezisinde …..……….…....80

Fotoğraf 8. 1928 Genç Kızlar ………...……..………80

Fotoğraf 9. 2 Eylül 1929, İlk Güzellik Kraliçesi Seçimine Katılanlar …………..……81

Fotoğraf 10. 29 Ekim 1929, Cumhurbaşkanı Gazi M. Kemal, Ankara Palas’ta Kostümlü Cumhuriyet Balosu ………...………..………..…81

Fotoğraf 11. 1930, Gazi M. Kemal Sivas Kız Öğretmen Okulu, Öğretmen ve Öğrencileriyle ………..……….83

Fotoğraf 12. 1931 Atatürk, Afet ile Birlikte Tarih Afet İnan Türk Ocağı’nda Bir Kongre Oturumuna Giriyor ……….……..…………..…………..………83

Fotoğraf 13. 1932 Sanatçı Safiye Ayla ………..………..…………...………84

Fotoğraf 14.1933 Film Yıldızı Yarışmasına Katılanlar …………..………84

Fotoğraf 15. 1934 Gözde Moda Unsurları .………...………84

Fotoğraf 16. 1934 Gazi Çiftliği’nde Tenis ………..………...…85

Fotoğraf 17. 1935, 1 Temmuz Atatürk, Kabotaj Bayramı Kutlamalarını Seyrediyor ………...……..………...……85

Fotoğraf 18. 1938 Gelin ve Damat ……….86

Fotoğraf 19. 1939 Hanımlar ve Çocuk ………...…86

Fotoğraf 20. 1940 Genç Bir Kız ………..………...……88

Fotoğraf 21. 1940’lı Yıllar Genç Hanımlar ………..……..………88

Fotoğraf 22. 1942 Düğün Fotoğrafı ………....88

(12)

ix

Fotoğraf 25. 1946 Geniş Kenarlı Şapkalar, T Omuzlar ………..89

Fotoğraf 26. 1947 Bir Aile Fotoğrafı ………...…...…90

Fotoğraf 27. 1948 Olgunlaşma Enstitüsü Mezunları ………..………90

Fotoğraf 28. 1950’ler Genç Hanımlar Bahriye Yakalar ………..……...……92

Fotoğraf 29. 1950’lerden Bir Hanım………...………92

Fotoğraf 30. 1950’ler Bir Aile ………...……….……92

Fotoğraf 31. 1950 Akşam Üstü Çay Saati ……….……...…..………93

Fotoğraf 32. 1950’ler Bir Arkadaş Grubu ……….………93

Fotoğraf 33. 1958 Üniversite Öğrencileri ………...………...………93

Fotoğraf 34. 1959 Bir Davet ………...………94

Fotoğraf 35. 1959 Bir Düğün ……….………94

Fotoğraf 36. 1960 Elbise Modelleri ……….………...…96

Fotoğraf 37. 1960 Elbise Modelleri ………...…………..……...96

Fotoğraf 38. 1960’lar Türkan Şoray …….………..………97

Fotoğraf 39. 1960’lar Filiz Akın – Hülya Koçyiğit ………....………97

Fotoğraf 40. 1960’lar Türk Sineması ………..…………..…….………98

Fotoğraf 41.1960 Üniversiteli Kızlar ……….……….…98

Fotoğraf 42. 1960’ların Çiçekli Elbiseleri ……….………99

Fotoğraf 43. 1960’lar Küçük Şapkalar Moda ……….…….………...……99

Fotoğraf 44. 1970’ler Türk Sineması ………..……….………101

Fotoğraf 45. 1973 Yılı ………..…...…….………101

Fotoğraf 46. 1970’ler Moda Elbiseler ………….……….………102

Fotoğraf 47. 1974 Gelin ve Damat ………..………..…..102

Fotoğraf 48. 1975 Yılı ……….………...………103

Fotoğraf 49. 1975 Yılı ………..………103

Fotoğraf 50. 1976 Halk Eğitim Biçki Dikiş Kursu Öğrencileri ………...………104

Fotoğraf 51. 1977 Kız Teknik Öğretmen Okulu Öğrencileri …..……….………104

Fotoğraf 52. 1978 Bir Düğün ……..……….………105

Fotoğraf 53. 1979 Yılı Moda Özelliği ………...…...…………105

Fotoğraf 54. 1980 Yılı Nikâh Fotoğrafı ………107

Fotoğraf 55. 1980’lerin Geniş Yakalı Giysiler ………...………..…………107

Fotoğraf 56. 1980’lerin Örgü Kazağı ……….……..…………108

(13)

x

Fotoğraf 59. 1980’lerin Müzik, Sinema, Tiyatyo Dünyası Ünlüleri …………....……109

Fotoğraf 60. 1980’ler Cihan Ünal-Hülya Koçyiğit ………..………110

Fotoğraf 61. 1980’ler Sinema Dünyası ………...…...………...………110

Fotoğraf 62. 1990’lar Gençlerin Modası ………...………...……112

Fotoğraf 63. 1990’ların Pop Müzik Ünlüleri …………...……….………112

Fotoğraf 64. 1990’ların Pop Müzik Ünlüleri ……….…………..…….…113

Fotoğraf 65. 1990’lar Manken Demet Akalın ………..………113

Fotoğraf 66. 1994 Yılı Düğün Fotoğrafı.………..……114

Fotoğraf 67. 1996 Nişan Fotoğrafı …..………….….………...………114

Fotoğraf 68. 1999 Moda Trendleri ………...……115

Fotoğraf 69. 2001 Sema Şimşek, Burak Hakkı ………117

Fotoğraf 70. 2003 Moda Trendleri …………...………117

Fotoğraf 71. 2004 Moda Trendleri …………...………118

Fotoğraf 72. 2004 Moda Trendleri ……….………..118

Fotoğraf 73. 2006 Moda Trendleri ………..……….119

Fotoğraf 74. 2007 Moda Trendleri ………...………119

Fotoğraf 75. 2008 Moda Trendleri ……….………..120

Fotoğraf 76. 2009 Moda Trendleri ………..……….120

Fotoğraf 77. 2010 Moda Trendleri ……….………..121

Fotoğraf 78. 2010 Moda Trendleri ………...121

Fotoğraf 79. 1929 İlk Güzellik Kraliçesi ……….….146

Fotoğraf 80. 1929 Feriha Tevfik ………...…146

Fotoğraf 81. 1920’li Yıllar Mevhibe İnönü Koleksiyonu ……….147

Fotoğraf 82. 1930 Türkiye Güzeli Mübeccel Namık ………...………147

Fotoğraf 83. 1930’lar Cahide Sonku Tiyatro Sahnesinde ………....148

Fotoğraf 84. 1934 Keriman Halis İlk Türk Dünya Güzeli ………..…….148

(14)

BÖLÜM I PROBLEM DURUMU

1.GİRİŞ

Giysi, vücudu doğanın etkilerinden koruyan, uygarlığın ilerlemesiyle değiĢiklik gösteren, insan vücuduna göre Ģekil alan nesnedir. Ġnsanların var olduğu ilk zamanlarda sadece örtünme amacı ile kullanılan ilkel giysiler zaman içinde pek çok evreler geçirerek günümüze kadar ulaĢmıĢ ve giyimi oluĢturmuĢtur. Giyim ise bir kültür, bir felsefe, bir yaĢam Ģeklidir.

Zaman ve duruma göre değiĢiklik gösteren giyimin, en çok toplumsal olaylardan etkilenerek farklılaĢtığını söylemek mümkündür. Giysi, giyinme aracı olarak bir dönemin, bir ülkenin, bir kiĢinin özellik belirten sunumudur ve uygarlığın geliĢimini yansıtmaktadır. Giyim, tarihi süreç içerisinde her çağın, her milletin; ekonomik, sınıfsal, kültürel, siyasal koĢullarından etkilenerek biçimlenmektedir. SavaĢlar ve bunların sonuçları da giyimi biçimlendiren siyasal koĢullardan biridir (KomĢuoğlu, Ġmer, Seçkinöz, Alparslan, Etike, 1986:133).

Yakın tarihimizde meydana gelen I. Dünya ġavaĢı sonrasında imparatorluklar yıkılmıĢ, yerine yeni devletler kurulmuĢ, ülkelerin sınırlar tekrar çizilerek değiĢime gidilmiĢtir. Osmanlı Devleti I. Dünya SavaĢı‟ndan sonra Mondros Mütarekesi‟ni (30 Ekim 1918) imzalayarak savaĢtan yenik olarak çıkmıĢtır. Mütareke koĢullarına dayanılarak Osmanlı Devleti‟nin toprakları iĢgal edilmiĢtir. ĠĢgallare karĢı halk tarafından örgütlenme ve direniĢ hareketleriyle KurtuluĢ SavaĢı baĢlatılmıĢtır. BaĢarıyla sonuçlanan savaĢın ardından 29 Ekim 1923 tarihli kanunla yeni Türk devletinin hükümet Ģekli olarak Cumhuriyet ilan edilmiĢtir (AktaĢ, 2006: 153).

Bundan sonra ülkeyi “muasır medeniyet” seviyesinin üstüne çıkarmak için çalıĢılmıĢtır. Atatürk ve en yakın arkadaĢları baĢtan aĢağıya siyasi, ekonomik ve kültürel bakımdan yeni bir millet meydana getirmek ve bu milleti temelinde akılcılık, bilimsellik

(15)

ve gerçekçilik yatan medeni dünya ile bütünleĢtirmek için köklü devrim hareketlerine giriĢmiĢleridir (Arığ,2007:139).

Yeni ve modern Türkiye Cumhuriyeti‟nin kurulmasından sonra, uygar ve Batılı devrimler çerçevesinde, öz ile biçimin birbirinin tamamlayıcısı olduğu kabul edilerek, yeni toplum ve yeni insan yaratma amacında, halkın kılık kıyafeti de önem kazanmıĢtır. Uygar bir devletin bireyleri, uygar bir görünüm kazanmalıdır. Yüce önder Atatürk, bu konuya özel önem vermiĢ, kılığı uygar olmayan bir toplumun, kafa yapısınında uygar olamayacağını vurgulamaya çalıĢımıĢtır (Erüreten, 2004.77-78).

Mustafa Kemal Atatürk‟ün giyim alanında baĢlattığı devrim hareketleri ile toplumsal giyim-kuĢamda köklü değiĢimler yaĢanmıĢtır. Halkın modern giyim tarzlarını benimsemesi ve moda olanı uygulamaya koyması sağlanmaya çalıĢılmıĢtır.

1.1. Problem

Türkiye Cumhuriyeti‟nin kurucusu olan Atatürk, yeni devletin çağdaĢlaĢması için yaptığı devrimlerin hedefini 1925‟te Kastamonu‟da “Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamıyla modern ve tam anlamı ve bütün Ģekliyle medeni bir toplum haline getirmektir.” diye açıklamıĢtır. GerçekleĢtirilen devrimlerin hedefi ülkede milli, çağdaĢ ve laik esasların yerleĢmesini sağlamaktır. Kılık kıyafette devrim yapılmasının bir amacı da, medeni olmak kadar eğitim, hukuk vb. alanlarda olduğu gibi kıyafetteki karmaĢayı ortadan kaldırarak bu konuda da birlik oluĢmaktır (Arığ,2007:139).

27 Ağustos 1925‟te Atatürk, Ġnebolu Türk Ocağı‟ında yaptığı konuĢmayla birlikte ġapka Devrimi‟ni baĢlatmıĢtır (Karlıklı, Tozan,1998: 23). Fakat bu çok kolay bir iĢ değildir. Toplumun dini simgesi olarak kabul ettiği bir baĢlığı değiĢtirmek oldukça önemli ve zor bir durumdur. Bunun sebebi, tarih boyunca Ġslam toplumlarının giyimi ile Hıristiyanların arasındaki önemli farklardan birinin de kıyafetleri olmasıydı. Bu ayrım en bariz olarak baĢa giyilen baĢlık ile kendini göstermiĢtir. (Arığ, 2007:139).

1934‟te ġapka Kanunu‟nun ardından kılık kıyafetle ilgili “Bazı Kisvelerin Giyilmeyeceğine Dair” yeni bir kanun daha çıkarılmıĢtır. Bu kanun hangi din ve meshebe mensup olurlarsa olsunlar ruhanilerin mabed ve ayinler haricinde ruhani kisve

(16)

(kıyafet) giymeleri yasaklanıyordu. Bu kanunla beraber Cumhuriyetin kılık kıyafet konusundaki tutumu kesinlik kazanıyordu. VatandaĢlar fesi atıp, modern dünyanın bir gerekliliği olan Ģapkayı giymeye baĢlarken dini kıyafetlerin giyilmesi de belli kiĢiler ve zamanlarla kısıtlanıyordu (Karlıklı, Tozan, 1998:41).

Devrimler ve kanunlarla zamanla giyim çağdaĢlaĢmıĢtır. Ancak geçmiĢten geleceğe gerçekleĢtirilen bu değiĢim hiç kolay olmamıĢtır. DeğiĢim günlerinde yaĢananlar tarih açısından önemlidir. SavaĢtan çıkmıĢ bir milletin yeniden doğuĢunda, kendini yenileme çabasında en cesaret gerektiren değiĢimi belki de kılık kıyafet alanında olandır. ġapka kanundan sonra yaĢanan ve günümüze kadar süregelen giyimdeki bu değiĢimin toplumsal hayata yansımaları bu araĢtırmaya konu edinilmiĢ ve bu doğrultuda yürütülmüĢtür.

1.2. Araştırmanın Önemi

Ġnsanlık tarihinin baĢlangıcından bu yana giyinme ve giysi kavramları da var olmuĢtur. Giysi, çevre koĢullarının çeĢitli olumsuz etkilerinden korunmak amacıyla örtünmek ihtiyacı duyan ilk insanların elde ettikleri nesnedir. BaĢlangıçta çok sade bir Ģekilde ortaya çıkan bu örtünüĢün giyime dönüĢmesiyle, zaman içerisinde estetik biçimleri oluĢturmuĢ ve sürekli yenilik arayıĢı içinde olmuĢtur (Uslu, 1998: 1).

Giyim konusunda görülen bu yenilik arayıĢı her çağda farklı biçimleri de beraberinde getirmiĢtir. Böylelikle giyim her toplumun kültürüne, örf ve adetlerine, sınıfsal yapısına, ekonomisine ve siyasetine göre değiĢik değer yargılarına sahip olmuĢtur. Toplum içinde yaĢayan her birey, yaĢadığı toplumdan etkilenmiĢ aynı zamanda da toplumsal değiĢimlere ayak uydurabilmek için çaba harcamıĢtır (Bayraktar, 1998: 1).

Dünya tarihinde toplumsallaĢma hareketleri birçok faktörden etkilenerek günümüze kadar ulaĢmıĢtır. Bu faktörlerden birinide ĢavaĢlar oluĢturmuĢtur. Dünyada birçok ülkenin sınırlarının yeniden belirlendiği ve binlerce insanın hayatını kaybettiği düĢünülürse bu savaĢların en önemlisinin Birinci Dünya SavaĢı olduğunu söylemek mümkündür.

(17)

Osmanlı Devleti, Birinci Dünya SavaĢı‟na Almanya‟nın yanında savaĢa katılmıĢ ve 30 Ekim 1918‟de Ġtilaf devletleriyle imzaladığı Mondros Mütarekesi ile savaĢtan yenik olarak çıkmıĢtır. Ülke topraklarının büyük bir kısmı mütareke hükümlerine dayanılarak itilaf Devletleri‟nin iĢgaline uğramıĢtır. ĠĢgallere karĢı halk tarafından yer yer tepki ve direniĢ hareketleri baĢ göstermiĢ ve KurtuluĢ SavaĢı sürecine girilmiĢtir (Arığ, 2007: 31).

KurtuluĢ SavaĢı sürecinin bitiminde milli mücadele baĢarıyla sonuçlanmıĢ ve ülkeyi çağdaĢ medeniyet uygarlıkları seviyesine ulaĢtırabilmek için devrimler oluĢturulmuĢtur. Cumduriyetin ilanıyla birlikte devrimler ve çağdaĢlaĢma hareketleri hız kazanmıĢ ve birçok alanda köklü değiĢiklikler meydana gelmiĢtir. Bu değiĢim hareketi giyim alanınada yansımıĢ ve giyimde de çağdaĢlaĢmaya yönelik yeni ve zor bir adım atılarak kılık kıyafet ve Ģapka inkılabı yapılmıĢtır (Arığ, 2007: 32)

ÇağdaĢlaĢma hareketlerinin paralelinde ortaya çıkan giysi devrimi, toplumsal olaylarla Ģekillenerek günümüze kadar ulaĢması giyim tarihine araĢtırma konusu niteliğinde yeni bir alan oluĢturmuĢtur.

Cumhuriyet‟ten günümüze toplumsal olayların giyim üzerindeki etkileri konusunda yapılmıĢ çeĢitli tezlerde ve yayımlanmıĢ kitaplarda konunun çoğunlukla Cumhuriyetin kuruluĢ tarihinde giyim alanında yapılan devrimler ve çağdaĢlaĢma hareketleri ile bunların etkilerini kapsadığı görülmüĢtür. Bu nedenle Türkiye‟de giyimin, Cumhuriyet tarihinden günümüze kadar geçen tarihi süreç içerisinde daha ne gibi etmenlerle biçimlendiğinin belirlenmesi, giyim tarihi açısından incelemeye değer bulunmuĢtur.

Giyim alanının geçmiĢten çok geleceğe dönük sürekli yenilik halinde olabilmesi ve gününün koĢullarına göre biçim kazanabilmesi için tarihinin bilinmesi gerekmektedir. Ġlgili konunun araĢtırılması ile tarihi süreç aydınlatılarak gelecek kuĢağın bilgi yolunda ilerlemesine küçük bir ıĢık tutulacağı umulmaktadır.

AraĢtırma sonuçlarının eğitim alanında kullanılabilecek kaynak niteliğinde arĢiv ve döküman oluĢturması nedeniyle konunun önemli olduğu düĢünülmektedir. Ayrıca araĢtırma sonucunda konuyla ilgili öngörülen yanlıĢların ya da eksikliklerin

(18)

belirlenmesi ile ileride yapılacak araĢtırmalara yol gösterici olabileceğine inanılmaktadır.

1.3. Araştırmanın Amacı

Osmanlı Devleti‟nin yıkılması sonucunda yeni bir devlet kurma süreci baĢlamıĢ ve bu süreçte kurulan devlet Türkiye Cumhuriyeti olmuĢtur. Bu devlette Cumhuriyetin getirdiği devrimler ve çağdaĢlaĢma hareketleri çerçevesinde birçok alanda değiĢim ve yenileĢme yaĢanmıĢtır. Bunlardan biride giyim alanıdır.

Bu çalıĢma, inkılaplar ve çağdaĢlaĢma hareketlerinin baĢlaması ile toplumsal hayatta oluĢan değiĢim, yenileĢmenin giyim özelliklerine etkilerini, 1920-2010 yılları arasındaki dönemi on yıllık periyotlar içinde inceleyerek tanıtmak amacıyla hazırlanmıĢtır.

AraĢtırmanın yukarıda açıklanan genel amacını gerçekleĢtirmek üzere aĢağıdaki alt amaçlara cevap aranmıĢtır.

1. Türkiye Cumhuriyeti‟nin kurulmasıyla yapılan inkılaplar ve çağdaĢlaĢma hareketleri 1920-2010 yılları arasındaki dönemde on yıllık periyotlar içinde incelenmesi halinde kadın ve erkek dıĢ giyim özelliklerini biçimsel olarak nasıl etkilemiĢtir?

2. Türkiye Cumhuriyeti‟nde çağdaĢ giyimin kabullenilmesinden sonra 1920-2010 yılları arasındaki dönemde on yıllık periyotlar içinde incelenmesi halinde giyim alanı toplumsal yapılardan nasıl etkilenerek geliĢme göstermiĢtir?

1.3.1. Problem Cümlesi

Türkiye Cumhuriyeti‟nde inkılaplar ve çağdaĢlaĢma hareketlerinin baĢlaması ile toplumsal hayatta oluĢan değiĢim ve yenileĢmenin 1920-2010 yılları arasındaki dönemde on yıllık periyotlar içinde incelenmesi halinde giyim özelliklerini biçimsel olarak nasıl etkilemiĢtir?

(19)

1.4. Varsayımlar

AraĢtırma konusu tarihi süreç içerisinde incelenecektir. Bu nedenle tarihi süreç içerisinde olayların objektif yorumlandığı varsayılmıĢtır.

Örneklem evreni doğrulamıĢtır, güvenilirdir.

1.5. Sınırlılıklar

AraĢtırmanın konusu, Türkiye Cumhuriyeti‟nde inkılaplar ve çağdaĢlaĢma hareketlerinin 1920-2010 yılları arasında oluĢturduğu değiĢim ve yenileĢmenin kadın-erkek dıĢ giyim özelliklerini biçimlendirici etkileri ile sınırlandırılmıĢtır.

AraĢtırma 1920-2010 tarihleri arasındaki süreç kapsamıyla sınırlandırılmıĢtır. 1920 yılı Türkiye Devleti‟nin kuruluĢ tarihi olması sebebiyle baĢlangıç tarihi olarak seçilmiĢtir. 2010 yılı ise konunun günümüze kadar geçirdiği değiĢimi görebilmek açısından önemli olduğu düĢünüldüğü için ve günümüz tarihi olması nedeniyle bitiĢ tarihi olarak seçilmiĢtir.

AraĢtırmanın konusu, toplumda oluĢan; kültürel, siyasal ve sınıfsal yapıların incelenmesi ile sınırlandırılmıĢtır.

(20)

1.6. Tanımlar

AraĢtırma konusu gereği sık karĢılaĢılan ve çalıĢmalar içerisinde kullanılan kavramlar ve terimlerden bazıları aĢağıda verilmiĢtir. Bu kavram ve terimlerin bazılarının bir çok anlamları olduğu çeĢitli kaynaklardan anlaĢılmaktadır. Bu bölümde; aĢağıda, araĢtırma içinde kullanılacak anlamları ile tanımlanmıĢtır.

Feminizm :Toplumda kadının yararlanacağı hakları çoğaltmak, oynadığı rolü

geniĢletmek, türlü baskılardan kurtarmak amacını güden düĢünce, tutum ve hareketlere verilen ad (Dictionnaire Larousse,1993:831).

Çağdaşlaşma :Çağın tutumuna, anlayıĢına, gereklerine uymak, muasırlaĢmak

(Dictionnaire Larousse,1993:529).

Devrim :Bir devletin sosyal ve siyasal yapısında ortaya çıkan ani ve Ģiddetli değiĢiklik

(Dictionnaire Larousse,1993:652).

Kılık : Bir kimsinin giyiniĢi, giyiniĢiyle beliren dıĢ görünüĢü, üst baĢ kıyafet

(Dictionnaire Larousse,1993:1361). .

Kıyafet :Bir topluluğun, bir dönemin, bir mesleğin kendine özgü giyinme biçimi

(Dictionnaire Larousse,1993:1377).

Kisve :Elbise, kılık, kıyafet (Dictionnaire Larousse,1993:1393).

Modernleşme :ÇağcıllaĢma, çağdaĢlaĢma (Dictionnaire Larousse,1993:1689).

Serpuş :BaĢlık (Dictionnaire Larousse,1993:2111).

Stil :Üslup, biçim, tarz (Dictionnaire Larousse,1993:2191).

Yaşmak :Müslüman kadınların baĢlarını ve yüzlerini örtmek için feraceyle birlikte

kullandıklarıgözleri açıkta bırakan iki parçalı ince beyaz örtü (Dictionnaire Larousse,1993:2440)

(21)

BÖLÜM II

KAVRAMSAL ÇERÇEVE VE İLGİLİ ARAŞTIRMALAR

Bu bölümde araĢtırma kapsamı dahilinde kavaramsal çerçeve ve konu ilgili araĢtırmaların kısa özetleri sunulmuĢtur.

2.1. Kavramsal Çerçeve

AraĢtırma ile ilgili kaynaklar taranarak araĢtırma problemi doğrultusunda toplanan bilgiler aĢağıda açıklanmıĢtır.

2.1.1. Moda

Moda, yüzyıllar boyunca tarihin dikkat çekici olayları ile yakın etkileĢimine bağlı olarak insanlık için önemli bir kavram olmuĢtur. Moda; değiĢiklik ihtiyacı veya süslenme özentisiyle toplum yaĢamına giren geçici yeniliktir. BaĢka bir deyiĢle; belirli bir süre etkin olan toplumsal beğeni, bir Ģeye gösterilen aĢırı düĢkünlüktür (Çivitci,2004:3).

Moda “insanların yenilikler arama tutkusudur” Ģeklinde tanımlanabilir. KiĢi hayatının monotonluğundan kurtulmak için değiĢiklikler aramaktadır. Bu, yararlı olmanın ötesinde süslenme isteğine dayalı bir değiĢiklik istemidir (Komsuoğlu, Ġmer (Mengi), Seçkinöz, Alpaslan (Aker), Etike (Köse),1986:6).

Moda tanımlanması itibariyle otoriteler tarafından farklı tanımlara ve yorumlara maruz kalmaktadır. Bu nedenle modanın farklı pek çok tanımı bulunmaktadır. Modanın tanımını en iyi anlamanın yolu bu tanımların bileĢkesini oluĢturmaktır.

Alman filozofu Kant; ahlak açısından değerlendirdiği modayı “temelinde kendini beğenmiĢlik ve bencillik olan bir taklitcilik” olarak tanımlamaktadır (Komsuoğlu ve diğerleri,1986:6).

(22)

Ünlü ressam Leonardo da Vinci, modayı bir çılgınlık olarak nitelendirir. Thornstein Veblen ise, modanın “gereksiz ve nedensiz bir tüketim sembolü” olduğunu söylemektedir (Komsuoğlu ve diğerleri,1986:6).

Modacı Poiret, modayı “ insanların bir süre önce beğenerek giydikleri bir Ģeyi, kısa bir süre sonra gülünç bulacaklarını bildikleri halde, vazgeçemedikleri korkunç bir salgın” olarak görmektedir (Komsuoğlu ve diğerleri,1986:6).

Ekonomist Dr. Paul Nystrom tarafından yapılan moda tanımına göre: “Moda belli bir zamanda hüküm süren ya da geçerli olan bir seydir; daha az ya da daha fazla bir Ģey değildir.” Ünlü modacı Giorgio Armani ise “ satılmayan ya da giyilmeyen hiçbir giysi moda değildir” Ģeklinde modayı tanımlamaktadır. Oscar Wild “Moda o kadar çirkin bir Ģeydir ki altı ayda bir yenilenmek zorunda kalır” derken, çağdaĢ moda fotografçısı Jean Babtiste Mondino biraz daha ileriye giderek, “Modanın sevdiğim yönü 3 ayda bir ölüp yeniden doğması” demektedir. Rene Koniq ise modanın sosyolojik anlatımında, “arka odalar için moda yoktur, moda her zaman evrensel olma isteğindedir; görmek ve görülmek ister, teĢhirci bir yanı olduğu ise tartıĢılmaz” demektedir (Çivitci,2004:4).

Perna modayı, zamanın bir vurgusu olarak tanımlamaktadır. Bu geniĢ yorum, insanın yaĢam tarzının sosyal durum ve baĢarısını yansıtan araçlarla ortaya konduğu modern müĢteri toplumuna tam olarak uymaktadır. Dolaysıyla moda, cep telefonları, klüpler, barlar, arabalar, giysiler gibi kullanımı yüksek derecede görülebilir olan ürün ve hizmetlerle özellikle ilgilidir. Polhemus ve Procter, moda adını sıklıkla kullanılan sinonim terimler olan süs tarz ve giysi ile ifade etmiĢlerdir (Çivitci,2004:4).

Bu tanımlardan modanın; belirli bir zaman devam ettiği, bir süre sonra eskiyip yenilendiği anlaĢılmaktadır. Bu oluĢumun sürekli tekrarını gerektirir ve birçok değiĢkenene göre Ģekillenmektedir.

Endüstriyel aĢamaya gelmiĢ olan toplumların Ģehirlerinde görülür, anlaĢılır, kabullenilir, Ģekli değiĢtirir ve sona erer, moda medeniyetin unsurlarından birirdir, eski düzenin mezar kazıcısı, yeni düzenin ebesidir (Meriç,Ü,1986:9).

(23)

Moda kelimesi, giysilerin belli bir döneme göre ayrımının yapılabildiği ve bu görünüme uygun düĢen giysi madellerini anlatır. Modayı oluĢturan baĢlıca etken, insanların değiĢiklikler arama ve yeni biçimler ortaya koyma tutkusudur. Ġnsanlık tarihinin doğmasından itibaren insanlar, giyimde de yenilikler aramıĢlar ve yeni biçimler yaratmaya çalıĢmıĢlardır.

Ġnsanoğlunun arzusunun yalnızca “örtünmek” değilde “giyinmek” olması ile birlikte moda kavramı da doğmuĢtur. Ġlkel insanın omuzuna attığı ayı postu moda tarihinin ilk sayfalarında yer almasa bile giysinin ilk öncüsü sayılabilir. Temel dürtülerden biri olan beğenilmek arzusu ile giyinmeye baĢlamadan önce vücutlarını çeĢitli boyalar ve dövmeler ile bezeyerek süslemeye baĢlayan insanlar ilk moda hareketlerinin de öncülüğünü yapmıĢ oluyorlardı. Adem ile Havva‟ya örtünmeleri için bir çift incir yaprağı yetiyordu. Dolayısıyla oldukça sade ve rahat modaları vardı. Ardından ilk, orta ve yeni çağlar süresince insanlar daha karmaĢık ve gösteriĢli modellere yönelerek modayı gittikçe içinden çıkılmaz bir hale getirdiler (Öndoğan,1995a:477)

Bir modanın baĢlama ve değiĢme nedenleri oldukça karmaĢık koĢullara bağlı olmakla birlikte modanın etki alanı, yeniliklerinin tutulup tutulmayacağı, bir baĢka değiĢle moda olup olmayacağı kamu oyunun yani toplumun tutmuna bağlıdır. Bir yeniliğin tutulması ve yayılması, teknik ve ekonomik yönlerden çok çoğu kez bu olayı ortaya atan kiĢiye ya da ortaya atılmasına neden olan olaya bağlıdır ve sosyal konumlamayla da ilgilidir. Bu konuda ilginç örnekler vermek mümkündür.

Erkek ceketlerinin sol yakasındaki iliğinde ilginç bir öyküsü vardır. Prens De Gall‟e güzel bir kadın çiçek armağan etmiĢtir. Prens, değer verme davranıĢı ile olsa gerek çakısıyla ceketinin sol yakasına bir delik açmıĢtır ve çiçeği oraya takmıĢtır. Bu Ġngiliz centilmenliğinin sonucu ortaya çıkan moda, günümüze dek ulaĢmıĢtır (Komsuoğlu ve diğerleri,1986:2).

1980 yılında dünyayı sarsan petrol bunalımı, petrol ülkelerinin efsanevi havasını, kumaĢlarını, renklerini bir anda batı dünyasına getirmiĢtir (Komsuoğlu ve diğerleri,1986:3).

(24)

Günümüzde, milletlerarası yapılan olimpiyat oyunları da, konumuna uygun modalar yaratmaktadır. Oyunların yapıldığı ülkeleri sembolize eden giysiler ve hatıra eĢyaları bir sonraki oyunlara dek önemini yitirmemektedirler (Komsuoğlu ve diğerleri,1986:3).

Tasarımcılar, bir moda oluĢturup geliĢtirmek için, öncelikle bir konudan, düĢünceden, objeden, olaydan ve benzeri durumlardan etkilenip ondan esinlenmesi gerekir. Bu anlamda, modanın esinlendiği olguları Ģöyle sıralayabiliriz;

- Var Olan Bir Modadan Esinlenmek: Tasarımcıların, önceden moda olup Ģimdi demode olarak kabul edilen tasarımlardan esinlenmesidir. Bu, herhangi bir nesnenin bir özelliğinin alınıp geliĢtirilmesi ya da bu özelliğinin baĢka bir nesnede kullanılmasıdır.

- Bir Olaydan, Toplumsal Bir Konudan Esinlenmek: Bu durumda esin kaynağı oluĢturan konu bir olay, düĢünce ve benzeridir. Örneğin; 1970‟li yılların baĢında ABD‟nin baĢkanı Nixon Kızıl Çin‟i ziyaret edince ertesi yıl mao yakalar, ejderha baskıların moda olması: Amerika-Irak savaĢı baĢlayınca belli bir zamandan sonra askeri yeĢillerin askeri giysilerin ayrıntılarının baĢka giysilerde kullanılarak moda olması gibidir (Çivitci,2004:89).

Dünyada moda kavramı her yıl belirlenirken, toplumun o andaki sosyolojik, ekonomik ve politik durumu göz önünde bulundurulur. Bu etkenler, modayı önemli ölçüde etkilemektedir ve temelini değiĢik modaları yaratmak oluĢturmaktadır.

YaĢamdaki bir çok değiĢiklik özünde daha yararlı ve rahat bir ortam sağlamak düĢüncesini taĢırken modada amaç yararlı olmak değil değiĢik olmaktır. Aslında insanlar bir yandan var olanı korumak isterken diğer yandanda farklı olmak istemektedirler. Yani insanlar bir yandan kültürüne, sınıfsal yapı içindeki konumuna, ekonomik olanaklarına, siyasal düĢüncesine, eğitimine, cinsiyetine, ahlaki değerlerine, dinine kısacası, toplum içindeki konumuna ve topluma göre giyinmek isterken, bir yandanda toplumdan soyutlanmak ve herkesten farklı bir birey olarak kendini ifade etmek istemektedirler. Böylelikle insanlar tüm bu karĢıt fikirleri bir arada yorumlayarak

(25)

toplumdaki yerini bulma çabası içine girmektedir. Bu noktadan sonra ise giyim modasının toplumla iliĢkisi baĢlamaktadır.

2.1.2. Giyim

Giyim, insanlar için önceleri dıĢ etkilerden korunma ihtiyacından doğmuĢ, sonraları ise geleneksel biçimde süregelmiĢtir (Komsuoğlu ve diğerleri,1986:1).

Sözlük anlamı “giyilecek Ģey, elbise” olarak açıklanan giyimi, vücudu tabiatın etkilerinden koruyan, medeniyetin ilerlemesiyle değiĢiklik gösteren, insan vücuduna göre Ģekil alan giysilerin tümüdür diye açıklanabilmektedir (Bayraktar,1998:1).

Fransızcadan Türkçeye geçen “kostüm” kelimesi Ġtalyancada adet, gelenek anlamındaki “costume”den gelmektedir. Görülüyor ki her kavimin kendine göre bir giyim adeti vardır. Giyim bireyin ait olduğu toplumu en açık ifade eden bir bayraktır (Meriç,Ü,1986:8).

Giyim tarihi incelenecek olursa, giyimin eski devirlerden günümüze kadar pek çok evreler geçirdiği görülmektedir.

Tropikal iklimde yaĢayan ilkel çağ insanlarının vücutları tüylerle örtülüdür. Bu nedenle giysi kullanmamıĢlardır. Bu örnekler mağara resimlerinde görülmektedir. Sonraları insanoğlu avlandığı hayvanların postlarına bürünerek tabi dıĢ etkilerden korunmaya çalıĢmıĢtır. Bugün bile soğuk iklim koĢulları nedeniyle Eskimo ve Laponlar, hayvan postlarından yapılmıĢ giysiler giymektedirler. Sıcak iklimlerde ise, mesela; Pasifik adaları yerlileri, bugünde ağaç kabuklarından ve liflerden yapılmıĢ giysiler kullanmaktadırlar (Komsuoğlu ve diğerleri,1986:6).

Ġnsanlar bulundukları uygarlık seviyesine göre giyimler yaratmıĢ, her ulus kendi örf, adet ve inanıĢlarına, yaĢam koĢullarına göre giyimlerini ĢekillendirmiĢtir. Bu Ģekillendirmelerden, bugün Türk, Japon, Alman kıyafeti v.b. gibi adlandırdığımız, her ulusun kendine özgü ulusal kıyafetleri doğmuĢtur (Bayraktar,1998:1).

(26)

Ġnsanlığın geliĢmesi, giyimi de etkilemiĢ, kiĢinin yaptığı iĢe uygun giyinmesi gerekli olmuĢtur. Aynı zamanda toplumsal bir nitelik kazanarak, kiĢisel sınıfsal durumlarına göre giyinmeye baĢlamıĢlardır. Böylece giyim insanların toplumsal durumlarını sembolize eder biçime dönüĢmüĢtür (Komsuoğlu ve diğerleri,1986:1).

Modacılar ve giyim uzmanları da genellikle insanların toplumsal durumlarını sembolize eden ilk yargıya, kiĢinin dıĢ görünüĢüne bakılarak varıldığı görüĢünde birleĢmektedirler. Bu görüĢte, gerçeklik payı bulunmakla birlikte iyi giyinmiĢ kiĢinin kendine güven duyması ve toplumsal iliĢkilerinde kendini yeterli hissetmesi de toplum tarafından kabul görmesinin en açık ifadesidir.

Bir kimsenin dıĢ görünüĢü yalnızca dıĢa vurduğu duygu ve davranıĢlarını etkilemez. Aynı zamanda kiĢinin iliĢkili olduğu çevrede kalıcı bir izlenim yaratır. Bu izlenim kalıcıdır, çünkü insanlarda ilk izlenim çoğunlukla bir yargı gibi kesinleĢir ve uzun süre değiĢmez. Bu ilk izlenim birkaç saniye içinde olur ve o anda kiĢinin cinsiyeti, toplumda ya da topluluktaki yeri, rolü, yaĢı, ulusu, iĢi v.b. hakkında diğer kiĢiler kendilerince bir yargıya varırlar. Ġlk izlenim bütünüyle değilse bile, bütüne yakın bir oranda giyim ile alınır. Bu nedenle çevrelerinde iyi bir izlenim bırakmak isteyen herkes, dıĢ görünüĢlerini güzelleĢtirmek için olanakları ölçüsünde iyi giyinmeye çalıĢırlar (Altınyuva,1995:2).

Giysi her zaman giyinenin karekterini belirtmektedir. Giysinin çağlar boyunca genel güzellik biçiminin insana yakıĢtırılması olduğu da söylenebilir. Aynı zamanda insanoğlunun geçmiĢini açıklayan bir doğrulama olarak da görülmektedir (Komsuoğlu ve diğerleri,1986:133).

Giyimin insan geçmiĢini açıklayan bir doğrulama olarak kullanılmasına verilebilecek güzel örneklerden biri; “BaĢarı için Giyim” (Dress for Success) adlı kitabın yazarı John T. Malloy‟un yaptığı araĢtırmadır. John T. Malloy, kıyafetlerin hatta her bir parçanın bir anlamı olduğunu, insanlara bir mesaj verdiğini kanıtlamak için New York‟da bir otobüs terminali ve bir metro istasyonu civarında minik bir deneme yapmıĢtır. Bu deneme esnasında yazar insanlara yaklaĢıp, son derece utandığını ama cüzdanını evde unuttuğunu, çok zor durumda kaldığını ve eve gitmek için 75 Cent‟e ihtiyacı olduğunu söylemiĢtir. Bunu günün en kalabalık zamanında iki saat boyunca

(27)

yapmıĢtır. Ġlk saatte bir takım elbise giymiĢ ama kravat takmamıĢtır. Ġkinci saatte aynı takım elbiseye bir kravat eklemiĢtir. Ġlk saatte 7,23$, ikinci saatte ise 26$ toplamıĢtır. Hatta ikinci saatte bir adam ona gazete alması için para bile vermiĢtir. Malloy‟un vardığı sonuç: ”Kravat sorumluluk sahibi olmanın ve saygınlığın bir sembolü. BaĢka insanlara sizin kim olduğunuz hakkında, itibarınızı azaltan ya da arttıran mesajlar vermektedir.” Yaptığı pek çok çalıĢmanın sonucunda yazar, kıyafetlerin insanlar üzerinde yarattığı etkilerin, verdiği mesajların gerek iĢ hayatında gerekse sosyal hayatta baĢarı için kaçınılmaz olduğuna karar vermiĢtir (www.kigem.com).

Giysi, giyinme aracı olarak bir ülkenin, bir dönemin bir kiĢinin özellik belirten bir sunumudur ve uygarlığın geliĢimini yansıtmaktadır. Kısaca giyim; tarihi süreç içinde her çağın, her milletin ekonomik, sınıfsal, kültürel ve siyasal koĢullarından etkilenerek biçimlenmektedir (Komsuoğlu ve diğerleri,1986:133).

Giysiler insanların kendileri ve çevreleri hakkındaki duygularını yansıtırlar. Giyim bireyin kiĢisel bir parçası gibidir. Yapılan araĢtırmalar, bireylerde giyinmenin önemini bireyin baĢarılarına, baĢarısızlıklarına, toplumdaki yerine bağlı olduğunu göstermektedir. Ayrıca, giyim, kiĢinin iç dünyasını, duygularını yansıtır ve kiĢinin kendine güven duygusunu destekleyen önemli bir güç oluĢturur. Bu faktörlerden etkilenerek toplumsal yapının temelleri oluĢmaktadır. Her toplumu oluĢturan bireylerin kendi ekonomik, kültürel, sınıfsal yapısına ve bireyin toplumdaki yerine göre giyim özellikleri değiĢmektedir. Bu da gösteriyor ki giyim toplumsal ögelere göre belirleyici rol oynamaktadır.

2.1.3. Toplum

Toplum kavramı, toplumbilimin içinde yer almaktadır ve toplum kavramını anlayabilmek için toplumbilimin tanımlanması ve anlaĢılması gerekmektedir.

Toplumbilimi, adındanda anlaĢılacağı gibi, toplumun bilimi olup, temelde toplumsal olaylarla ve toplumsal varlıklarla ilgilenmektedir. Toplumsal olaylar ve toplumsal varlıklar, insanların bir araya gelmeleriyle oluĢan toplumsal gerçeğin ya da toplumsal yaĢamın ana unsurları olup, toplumbilim bunları nesnel koĢulları içinde

(28)

incelemekte ve toplumsal bütünü oluĢturan insan iliĢkilerinin, toplumsal çevreyle alan etkileĢimini kendisine konu edinmektedir (Güven,1993:3).

GeniĢ anlamıyla toplumbilim, insanların birbirleriyle kurdukları sosyal iliĢkileri, sosyal gruplar, kurumlar ve örgütler arasındaki iliĢkileri, toplu eylem, toplu direniĢ gibi topluluk ve fert davranıĢlarını, değiĢik düzeylerde bütün sosyal etkileĢim biçimlerini, sosyal yapı özelliklerini ve bu yapıda ortaya çıkabilecek değiĢme eğilimlerini belirli bir yöntem dahilinde inceleyen, sosyal gerçekleri ve süreçleri bilimsel olarak mercek altına alan bir bilim dalıdır (www.uyurgezer.net).

KuĢkusuz, toplumsal olaylar geliĢigüzel ya da rastgele oluĢmamakta, ancak belirli toplumbilimsel yasalara bağlı olarak ve birbirlerini etkileyerek ortaya çıkmaktadırlar. ĠĢte, toplumsal olaylar arasındaki bu etkileĢim sürecinin düzenliliklerini, neden-sonuç iliĢkilerini ve toplumsal bütünle bağlarını, kısacası toplumsal gerçeğin yasalarını ortaya koymak, toplumbilimin ana uğraĢısını oluĢturmaktadır (Güven,1993:3).

Toplumbilim, fertten ziyâde toplumun aynasıdır. Ġnsanın, sosyal diye vasıflandırabileceğimiz bütün davranıĢları, sosyolojinin ilgi alanına girmektedir. Her ne kadar insan ruhuna pek yakın olan ilgi alanlarını, değerleri ve duyguları ihtiva eden sorunları ele alıyorsa da, sosyoloji, bir Ģeyin iyiliği veya kötülüğü, uygunluğu veya uygunsuzluğu gibi hususlarda yargıda bulunmaktan uzak durmaya, yani tarafsız kalmaya gayret etmektedir (www.turkcebilgi.com).

Görüldüğü gibi, toplumbilim temelde insanların toplumsal faaliyetlerini yönlendiren ya da toplumun geliĢmesini belirleyen toplumsal yasaları ortaya koymaktır. Bu çerçeve içinde, toplum içindeki çeĢitli sosyal kümeleri; toplumsal kurumları ve bunlar arasındaki sosyal iliĢkileri ve olayları; toplumsal yapı ve özelliklerini ve bunlarda ortaya çıkabilecek olan değiĢme eğilimlerini incelemektir (Güven,1993:3).

Toplumbilimi tanımlamak için iĢe yarayan yollardan biri bu disiplini toplumun farklı boyutlarını inceleyen alt dalların oluĢturduğu bir küme olarak tanımlamaktır. Örneğin toplumsal sınıflaĢma eĢitsizliği ve sınıfsal yapıları, demografi nüfusun miktar ve türündeki değiĢimleri, suç bilimi, suç davranıĢı ve çarpıklıkları, politik toplum bilimi

(29)

hükümet ve yasaları, ırk toplum bilimi ve cinsiyet toplum bilimi ırk ve cinslerin eĢitsizliği kadar ırk ve cinsiyetlerin toplumsal yapılarını inceler. Doğadaki birçok çapraz disiplini içerecek Ģekilde, yeni toplumsal alt bilim dalları ortaya çıkmaya devam etmektedir (tr.wikipedia.org).

ÇeĢitli toplumsal kurumlar arasındaki sosyal iliĢkilerin toplumda değiĢikllik oluĢturmasına, sanat ve dallarının moda ile etkileĢimi örnek verilebilmektedir.

1925‟lerden sonra Abstre (soyut) sanat, modayı etkilemekte, geometrik desen ve kesimlerle, giysiler geometrik desen ve kesimlerle, giysiler romantikliğini yitirmektedir. 1980 yılı modasında tekrarlanacak olan asimetrik kesimler, bu yılda yaka ve eteklerde çok kullanılır. Gece giysilerinde pul ve boncuk iĢlemeler moda olmuĢtur (Komsuoğlu ve diğerleri,1986:19).

1900- 1930 yılları arasında hem hareketli, hem de ilginç moda dalgalanmaları görülmektedir. Valansia, Ramona gibi o günlerin gözde melodileri, negro (zenci) revülerinin yıldızı, Josephine Baker‟in giysileri bile modayı etkilemektedir (Komsuoğlu ve diğerleri,1986:19).

1925-1928 yılları arasında sessiz sinemanın klasik çağıdır. Rudolp Valentino, Greta Garbo, Charlie Chaplin gibi büyük sanatçılar sinema dünyası ile birlikte moda dünyasını da etkilemektedir (Komsuoğlu ve diğerleri,1986:19).

Rudolph Valentino‟nun ortadan ayrılmıĢ biryantinli saç modeli ve giyimi erkekler arasında yayılmıĢtır. “La dame aux camelieas” Kamelyalı Kadın filmin de modayı etkileyen baĢlı baĢına bir olaydır (Komsuoğlu ve diğerleri,1986:19).

Toplumu, insanların toplumsal etkileĢimlerinin tarihsel bir ürünü olarak ele alan ve geliĢmesini belirli toplumsal yasalarca yönetilen doğal tarihsel süreç Ģeklinde niteleyen görüĢler de toplumbiliminde geniĢ yer tutmaktadır. K. Marx‟ın öncülüğünü yaptığı bu anlayıĢa göre; toplum geliĢmesi belirli yasalarca yönetilen doğal tarihsel bir süreçtir. Bu süreç, temelde ekonomik iliĢkilerin geliĢmesine dayanmaktadır. Üretim iliĢkileri ve üretim süreci sırasında insanlar arasında ortaya çıkan iliĢkilerde dahil olmak üzere bu iliĢkiler insanın varlığının ve geliĢmesinin özgül biçimini oluĢtururlar. Bu

(30)

görüĢlere göre toplum yaĢayan ve sürekli geliĢen bir toplumsal organizma olup, tarihsel geliĢim yasalarına uygun olarak geliĢen bütünsel ve iĢlevsel bir sistemdir. Osipov‟a göre toplum; ”Hukukun, adetlerin, geleneklerin v.b. gücü ile desteklenen, tarihsel geliĢme içinde biçimlenmiĢ bulunan, belirli bir üretim biçimini temel alan ve insanın ileri geliĢmesinde bir aĢama olarak ortaya çıkan, nispi olarak kararlı bir toplumsal bağlantılar ve büyük insan grupları arasındaki iliĢkiler sistemidir.” (Güven,1993:6).

Bu görüĢlere göre, toplum, insanın geliĢmesinin ileri aĢamasında ortaya çıkan bir biçim ya da iliĢkiler sistemi olup, insan ve toplum tarih içinde sürekli bir değiĢimden geçmektedir. Bunun anlamı; her çağ için ve her yerde geçerli olabilecek tek bir insan niteliğinin, tek bir toplum niteliğinin söz konusu olmayacağıdır. Bir baĢka değiĢle insanın da, toplumun da nitelikleri tarihsel geliĢimi içinde sürekli bir değiĢimden geçmektedir. Bu geliĢmeler, her toplumda aynı zamanda, aynı hızda ve tıpatıp bir benzerlikte olmaz. Ġnsan ve toplum, hem zaman içinde, hem de yere göre ayrımlar gösterir.

2.1.4. Giyim ve Toplumda Yapılaşma

Toplumbilimciler tarafından toplumsal yapı kavramıyla ilgili bir çok farklı tanım yapılmaktadır. Bu tanımların bileĢkesi sayılabilecek biçimiyle, toplumsal yapı; toplumsal iliĢkilerin ya da kurumların bir bütünü, bunların az ya da çok istikrar gösteren bir düzenini ifade etmektedir. Bir baĢka değiĢle, toplumsal yapı kavramı, toplumsal iliĢki ve değerlerdeki sürekliliği, düzenliliği ve istikrarlı oluĢu içermektedir. Ancak, bu nitelikler toplumun her kesimini içeren mutlak bir gereklilik olmayıp, toplumun en geniĢ kesimlerinin kabul ettiği iliĢki ve değerlerdeki göreceli sürekliliği ve düzenliliği ifade etmektedir (Güven,1993:209).

Toplumsal yapının kurucu ögelerini, nüfus, çevre ve yerleĢim, kültür, siyaset, toplumsal sınıflar, ekonomi, eğitim, hukuk, aile, din vb. kurumlar oluĢturmaktadır.

Giyim-toplum iliĢkisi çerçevesinde toplumsal yapının kurucu ögelerinden; kültür, toplumsal sınıflar ve siyasal yapının giyim kavramıyla iliĢkisi incelenecektir.

(31)

2.1.4.1. Kültürel Yapının Giyim Üzerindeki Etkileri

Kültürel yapıyı belirleyen ana öge insanlar arasındaki toplumsal iliĢkilerdir yani toplumsal yapıdır.

Kültürel alan, toplumun bütünü için geçerli olan, geçmiĢten miras kalan ve öğrenilebilir olan değer, norm ve davranıĢ kalıpları toplamından oluĢur. Kültürel değer, norm ve davranıĢlar, toplumda insanların manevi ve ruhsal ihtiyaçlarını karĢılar. Toplumun ortak değer, norm ve davranıĢ kalıpları, toplumda oluĢan dünya görüĢü, dinsel inanç, ahlak, milli duygular, tarih bilinci ve gelenekler Ģeklinde kurumlaĢır. Bunlar topluca, insanların ve toplumun ortak ideal ve amaçlarının belirlenmesinde etkili olurlar. Toplumda genel geçerliliğe sahip değer, norm ve davranıĢlar ile bunlarla Ģekillenen dünya görüĢü, din, ahlak, gelenek ve milli duyguların, toplumun alt kesimlerine ve bireylere yansımasında farklılıklar oluĢur. Ayrıca bir ülke kültürü, sürekli olarak diğer kültürlerle karĢılıklı etkileĢim içinde olanlardan etkilenir. Bu nedenle toplumda var olan değer, norm ve davranıĢ sistemlerinde oldukça önemli farklılıklar oluĢur. Bu farklılaĢmaları ve farklı kültürleri hoĢgörü ile karĢılamak ya da mutlakçı bir tutumla karĢılamamak yine kültürel sistemin bir parçasıdır (Erkan,2000:58-59).

Farklı kültürlerin birbirini etkilemesi giyimde değiĢikliklerin yaratılmasına yol açmıĢtır. 1922-1923 yıllarında, Parisli modacılar eski Mısır ve Balkan köylü giysilerinden esinlenerek modernizasyonlar yapmıĢlardır. 1924-1925 yıllarında, Avrupa modasında doğunun etkisi görülmektedir. Bu etki giyimde olduğu kadar dekorasyonda da kendini göstermiĢtir. Avrupalı kadın, Doğu stili divanlarda, ipek yastıklara gömülerek ağızlıkla sigara içme modasına bu yıllarda tutulmuĢtur. Ünlü modacı Poiret, kendine has stiliyle, giysilerde doğuyu yaĢatmıĢtır (Komsuoğlu ve diğerleri,1986:16).

Kültür, gelenek ve göreneklerden de etkilenmektedir. Gelenek ve görenek, bir nesilden ötekine geçen sosyal huylardır. Bunlar eski çağlardan günümüze etkilerini getirirler. Hindistan‟da kadınların giydiği bir tür giysi olan „Sari‟ yüzyıllardır Hintli kadınların en önemli giysisi olmuĢtur. Toplumsal alıĢkanlıklar, ahlaksal içeriği olan bir çeĢit toplumsal „huy‟lar diye tanımlanabilir. Bu „huy‟lar zaman akıĢı içinde değiĢerek yasa haline dönüĢmüĢler ve toplumsal bir itici güç olmuĢlardır (Altınyuva,1995:11).

(32)

Ortaçağda Barbarlar‟ın Ġtalya‟ya iniĢleri ile kültürle din, kuzeyle güney, doğuyla batı arasında genel kargaĢalıklar oluĢturmuĢtur. Salgınlar ve ülke iĢgalleri baĢladığında, Barbarlar‟ın giysileri, hayvan derilerinden yapılmıĢ ilkel örtüler biçiminde olmuĢtur. Bu savaĢçılar Romalılar‟la iliĢki kurduktan sonra Roma tuniği ve togasını görüp hayran olmuĢlar ve hemen kendilerine uyarlamıĢlardır (Komsuoğlu ve diğerleri,1986:151).

19. yüzyılın ikinci yarısında ABD‟ye çok sayıda göçmenin giyim üzerindeki etkisi dikkat çekicidir. Göçmenler geleneksel giysilerini gelir gelmez bırakmıĢ, eski kimliklerinden kurtulmak ve yenilerini kurmak için giysileri kullanmıĢlardır. ABD doğudan batıya doğru gerçekleĢen iç göç nedeniyle de yüksek düzeyde bir coğrafi hareketliliğe tanık olmuĢtur. Bu da, çok sayıda insanın yeni yerlerde yeni kimlikler edindiğini göstermektedir (Crane,2003:16).

Özet olarak kültür; doğuĢtan edinilmeyen ya da biyolojik kalıtım yoluyla bir kuĢaktan ötekine geçmeyen bir değerler sistemi olup, temelde öğrenilen davranıĢlardan oluĢmaktadır. Bu öğrenilmiĢ davranıĢlar ya da düĢünceler yoluyla bireyler, iyiyi ve kötüyü, güzeli ve çirkini ya da adil olanla olmayanı açıklayabilmekte ve toplumsal yaĢamda neyin hangi yöntemle yapılacağını bilebilmektedirler.

Toplumsal iliĢkilerin gerçekleĢmesinde ve bireyin toplum yaĢamına uyumunda, öğrenilmiĢ düĢün ve davranıĢları içeren kültürün normatif tabanını, kültürel normlar ve değerler oluĢturmaktadır. Yani, her kültürde toplumsal yaĢamı olanaklı kılan, bireylere yol gösteren, doğru ve yanlıĢ, olumlu ve olumsuzu belirleyen kurallar, ölçümler ve düĢünceler bulunmaktadır. Yaptırımı da bulunan bütün bu kurallar sistemine “kültürel normlar” denilmektedir. Kültürel normlar belli bir toplumda yaĢayan insanların, belli durumlarda ne Ģekilde hareket etmeleri gerektiğine iliĢkin davranıĢ kurallarından oluĢmakta olup, çeĢitli ödül ve yaptırımlarla güvence altına alınmıĢ kurallar sistemidir (Güven,1993:174).

Dünya toplumlarında cinsel tabular ve yasaklamalar giyinmeyi, daha doğrusu biçimsel olarak görünümü etkilemiĢlerdir. Giyinme biçimi sanki toplumların ahlaksal yönlerini yansıtan bir ayna olmuĢtur. Bu her zaman böyle olagelmiĢtir. Ġnsan bedenindeki seksüel bölgeler ve örtünme gereksinmesi arasındaki iliĢkide giyimi

(33)

etkileyen bir unsurdur. Yüzyıllar boyu modayı izleyip ona ayak uydurmaya çalıĢmak adeta bir eğlence olmuĢtur. Yasaların değiĢik toplumsal sınıflara değiĢik „norm‟lar önermesi, bu normların zamanla giyimi de etkilemesi sonucunu doğurmuĢtur. Avrupa‟da orta çağlarda, dünya savaĢlarından önceki evrelerde bu durum gözlenmiĢtir. Günümüzde bu hususun en iyi örneği II. Dünya SavaĢı sıralarında ortaya çıkan standardizasyon çalıĢmalarıdır (Altınyuva,1995:12).

Kültürün bir diğer özelliği de o bireyin öz değerleridir. Bunlar, bireyi her koĢulda etkileyen, neyin güzel, neyin gerekli ve değerli olduğunu belirleyen inanç ve düĢüncelerdir. Bireysel değerler, yukarıda da açıklandığı gibi, neyin güzel gerekli ve değerli olduğunu belirler. O halde bireysel değerler de giyinmeyi etkileyen, bireyin giysi seçiminde üzerinde özenle durduğu bir ögedir, ögesidir. Değerler doğal olarak, koĢullara ve deneyimlere göre değiĢim gösterirler. YaĢ ögesi de bu değerleri etkileyen bir etmendir. Çünkü gençler giyinmeye yaĢlılardan daha çok önem verirler (Altınyuva,1995:12).

Her toplumun kendine özgü kültürü ve bunları biçimlendiren farklı kültürel normları ve değerleri bulunmaktadır. Ayrıca, kültür değiĢmelerinin daha yavaĢ olduğu geleneksel tarım toplumlarıyla, bunların daha hızlı yaĢandığı endüstrileĢmiĢ çağdaĢ toplumlar arasında da önemli kültürel farklılaĢmalar vardır. Üstelik değiĢmeye çok daha açık olan bu ikinci küme toplumların kendi içlerinde de, yaygın bir kültürel farklılaĢma olgusu yaĢanmaktadır (Güven,1993:175).

20. yüzyıl; yeni teknoloji, canlılık, anlatımcılık yüzyılıdır. Bu yüzyılın baĢlarında expresyonistler (anlatımcılar, dıĢavurumcular) sanat için sanat yaptıklarını açıklamıĢlardır. MekanikleĢmeye karĢı gelen bu yeni sanatçılar sezgiden yola çıkıp fiziksel olmayan bir evren hayal etmiĢlerdir. Bu yıllarda gelenek ve disiplinlere karĢı gelme eğilimi var olmuĢtur. Sanatta mekanikleĢmeye gelen bu görüĢ giyimide etkilemiĢtir (Komsuoğlu ve diğerleri,1986:205).

ÇeĢitli ülkeler; yeni giysiler ve saç biçimleri veya elbise materyallerine yöresel isimler geliĢtirerek moda dünyasına katkıda bulunmuĢlardır. 1922-1923 yıllarında Parisli modacılar, Eski Mısır ve Balkan yöresel köylü giysilerinden esinlenerek çeĢitli

(34)

modernizasyonlar yapmıĢlardır. Romen nakıĢlı, Hint motifli ilginç giysilerin yanısıra Teksas gömlekler de moda olmuĢtur (Öndoğan,1995b:553)

Kültürün, tarihsel süreç içinde sürekli olarak değiĢen dinamik bir olguyu içermesi ve hem toplum içinde, hemde toplumlar arasında kültürel farklılaĢmayı ortaya çıkarması; alt kültür ve karĢıt kültür, yüksek kültür ve popüler (yaygın) kültür, gerçek kültür ve ideal kültür, özdeksel kültür ve tinsel kültür gibi çeĢitli toplumbilimsel kavramların oluĢmasına ve geliĢmesine yol açmıĢtır.

Alt kültür; bir toplum içinde az veya çok farklılaĢmıĢ olan, o toplumun kültürel yapısına tam olarak uyum yapamamıĢ bulunan, ancak yine de onun temel bir üyesi olan belirli bir sosyo-ekonomik veya etnik kümenin ayırd edici toplumsal kuralları ve yaĢam biçimi olarak tanımlanabilir (Güven,1993:176).

KarĢıt kültür; alt kültürün özel bir türü olup, burada normları ve yaĢam biçimleri yönünden içinde yaĢanılan bütünsel kültüre ters düĢen tutum ve davranıĢları içermektedir (Güven,1993:176).

1950‟lerden baĢlayarak giyim tarzlarında genel geçer modaya aykırılığıyla tanımlanan pek çok gençlik grubu alt kültür ve karĢıt kültür gruplarını oluĢturmuĢtur. ĠĢgücüne dahil olmayan dahil olmayan gençlerin küçük cep harçlıklarıyla merkeziyetçi modanın pahalı giysilerine sahip olmaları mümkün değildir. Genellikle metropollerin varoĢlarında ortaya çıkan bu alt kültür grupları düzenin dıĢlandığı, azınlık, göçmen kökenli ve iĢçi çocuklarıdır. 1950‟lerde Teddy boyslar, modlar, cehennem melekleri ile baĢlayan alt kültür modaları 1970‟lerde punk ve hippilerin genel geçer modaya aykırı görünümüyle tüm dünyada tanınmıĢ ve taklit edilerek yayılmıĢlardır. Bütün bu gruplar baĢat modaya, genel geçer kurallara gönderme yapmak bunları tersine çevirmek ya da bozmak için kullanılan saklı bir tarz politikasıyla ilgilidir (PektaĢ,2008:6).

Yüksek kültür ve popüler (yaygın) kültür; toplumda yaĢayan seçkinlerle geniĢ halk kitlelerinin sahip olduğu ve benimsediği kültürel değer ve normlardaki ve yaĢam biçimlerindeki farklılıklarda temellenmektedir. Bu bağlamda, toplumda farklı yaĢantı biçimleri, beğenileri, alıĢkanlıkları ve değerleri olan bir statü kümesi içeren sınırlı bir elit kesmin kültürü yüksek kültürü oluĢturmaktadır. Bu çerçeve içinde, toplumdaki

(35)

geniĢ halk kitlelerinin farklı norm, değer ve yaĢam biçimleri de popüler (yaygın) kültürü oluĢturmaktadır (Güven,1993:177). Seçkinler “beğenilere ahlaki ve toplumsal açıdan değer kazandıran kavramları belirleme gücüne” sahiptirler. Orta ve alt sınıfların toplumsal yapıları ve kültürel pratikleri, üst sınıf beğenilerini tamamen özümsemelerini engellemektedir. Üst ve orta sınıfla iliĢkili kültürel malların tüketimi, iĢçi sınıfı üyelerinin kolaylıkla eriĢemeyecekleri birtakım tavırları ve bilgiyi gerektirmektedir (Crane,2003:20).

Gerçek kültür ve ideal kültür; kültürel farklılaĢmanın bir yönüde, kültürün gerçek ve ideal kültürler Ģeklinde ayrıĢmasıdır. Bu ikisinin üst üste çakıĢmaması Ģeklindeki bir uyumsuzluktur. Burada, “ideal kültürden” kasdedilen Ģey, toplumsal düzeni sağlayan, toplumu bir arada tutan toplumsal norm ve değerlerin salt kurallarda geçerli olması durumudur. “Gerçek kültür” ise, bu toplumsal norm ve değerlerin uygulamadaki, yani günlük yaĢamdaki fiilen uygulanıĢ biçimleridir (Güven,1993:177).

Kültürel değerlendirme ve yargılarda baĢvurulan standartların çocukluk döneminde eğitim sistemi içinde kazanıldığını vurgulayarak bu standartların ve buna bağlı kültürel beğenilerin nispeten yavaĢ değiĢtiğini göstermeye çalıĢmaktadır. Sürekli olarak farklılık için yarıĢmak, toplumsal yapıda değiĢimden çok istikrara yol açmaktadır. YaĢam standartlarının 19. yüzyıl boyunca yükseliĢi, artan beklentiler ve bilgiye eriĢim olanakları ile birleĢerek iĢçi sınıfı erkeklerinin kamusal alanlarda daha aktif olmaları sağlanmıĢtır. Kendilerini yurttaĢ olarak görmeye baĢlamaları, toplumsal statülerine iliĢkin değiĢen algılarını belirten yeni giyim tarzlarıyla kendini göstermiĢ olabilmektedir. Genelde bireyler toplumsal ağları geniĢledikçe ve toplumsal temasları çeĢitlendikçe yeni kültür biçimlerinden etkilenir ve onları daha kolay benimsemektedirler (Crane,2003:20).

Özdeksel kültür; insanın doğaya egemenliğinin de bir ölçüsü olup, toplumun teknolojik geliĢme düzeyini, üretim ve uygulayımdaki teknik hüner becerisini, geliĢtirdiği araç ve gereçleri ifade etmektedir (Güven,1993:176). Yakınçağda ticaret iliĢkilerinin ve ulaĢtırma araçlarının çok büyük geliĢtirme göstermesi, sanayide sürekli ilerlemeler ve makinaların geliĢtirilmesi sonucu üretim büyük ölçüde artmıĢtır. Birinci dünya savaĢı sonunda kadın emeğine olan büyük ihtiyaç sebebiyle kadının iĢ hayatına girerek ekonomik bağımsızlığına kavuĢması, değiĢik sanat akımları, modanın

Şekil

Updating...

Benzer konular :