• Sonuç bulunamadı

Bazı mikrobiyal ajanların domates erken yanıklık hastalık etmeni Alternaria saloni (Ell.and G. Martin) Sor.’ye karşı etkilerinin belirlenmesi üzerine araştırmalar

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Bazı mikrobiyal ajanların domates erken yanıklık hastalık etmeni Alternaria saloni (Ell.and G. Martin) Sor.’ye karşı etkilerinin belirlenmesi üzerine araştırmalar"

Copied!
53
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ

Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyonu Sonuç Raporu Proje No: 2008/04

Bazı Mikrobiyal Ajanların Domates Erken Yanıklık Hastalık Etmeni

Alternaria solani (Ell. and G. Martin) Sor. ‘ye Karşı Etkilerinin Belirlenmesi

Üzerine Araştırmalar

Doç. Dr. Yusuf YANAR

Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma

Arş. Gör. Sabriye YAZICI

Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma

(08 / 2009)

(2)

T.C.

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ

Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyonu Sonuç Raporu Proje No: 2008/04

Bazı Mikrobiyal Ajanların Domates Erken Yanıklık Hastalık Etmeni

Alternaria solani (Ell. and G. Martin) Sor. ‘ye Karşı Etkilerinin Belirlenmesi

Üzerine Araştırmalar

Doç. Dr. Yusuf YANAR

Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma

Arş. Gör. Sabriye YAZICI

Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma

(08 / 2009)

(3)

Sayfa ÖZET………. i ABSTRACT……….. ii ÖNSÖZ……….. iii ŞEKİLLER DİZİNİ………. iv ÇİZELGELER DİZİNİ……… v 1. GİRİŞ……… 1 2. KAYNAK ÖZETLERİ………... 4 3. MATERYAL ve YÖNTEM……… 12 3.1. Materyal ………... 12 3.1.1. Kullanılan Besiyerleri………... 12 3.2. Yöntem ……….……… 17 3.2.1. İn vitro Denemeleri ……….. 17

3.2.1.1. Alternaria solani Etmeninin İzolasyonu………... 17

3.2.1.2. Biyolojik Mücadele Ajanlarının Alternaria solani’ye olan Etkinliklerinin Belirlenmesi……….. 17

3.2.1.2.1. Biyolojik Mücadele Ajanlarının Alternaria solani Misellerine Etkisinin Belirlenmesi……….. 18

3.2.1.2.2. Biyolojik Mücadele Ajanlarının Alternaria solani Sporlarına Etkisinin Belirlenmesi………... 20 3.2.2. Biyolojik Testler……… 20 3.2.2.1. Saksı Denemeleri………... 20 3.2.2.2. Yaprak Denemesi……….. 23 4. BULGULAR………... 25 4.1. İn vitro Testler………... 25

4.1.1. Biyolojik Mücadele Ajanlarının Alternaria solani Misellerine Etkisinin Belirlenmesi……….. 25

4.1.2. Biyolojik Mücadele Ajanlarının Alternaria solani Sporlarına Etkisinin Belirlenmesi………... 29

4.2. Biyolojik Testlerin Sonuçları……… 30

4.2.1. Saksı Denemeleri………... 30

4.2.2. Yaprak Denemesi ……….. 34

5. TARTIŞMA ve SONUÇ………. 37

6. KAYNAKLAR ……… 41

(4)

Bazı Mikrobiyal Ajanların Domates Erken Yanıklık Hastalık Etmeni Alternaria solani (Ell. and G. Martin) Sor.‘ye Karşı Etkilerinin Belirlenmesi Üzerine Araştırmalar(*)

Bu çalışma, bazı mikrobiyal ajanların domates erken yanıklık hastalık etmeni Alternaria

solani (Ell. ve G. Martin) Sor.’ye karşı etkilerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. İn vitro

ve biyolojik testler şeklinde yürütülen çalışmada, afit, sivrisinek larvası, karınca, kın kanatlı, çekirge, elma ve armut dalı gibi farklı konukçulardan izole edilen 190 bakteri izolatının A.

solani ile olan etkileşimine bakılmıştır. A. solani hiflerinin yayma ekiminin yapıldığı besi

yerinin orta kısmına bakteri izolatları çizgi halinde ekilmiş, ortamlar 28°C‟de 3 gün inkubasyona bırakılmıştır. Testlenen bakteri izolatlarından 23 bakteri, 9-31 mm arasında değişen engelleme zonları oluşturarak A. solani misel gelişimini engellemiştir. In vitro test sonuçlarına göre en etkili izolatın 31,3 mm‟lik bir inhibisyon bölgesi ile Bacillus

licheniformis olduğu saptanmıştır. Ayrıca bakteri izolatlarının A. solani’yi antagonizm

yoluyla engellediği, Serratia marcescens-GC subgroup A izolatının ise hiperparazitizm yoluyla engellediği gözlemlenmiştir. Bakteri izolatlarının A. solani sporları üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapılan in vitro testte, bakteri izolatlarının ekiminin yapıldığı besi yerine

A. solani sporları fırça ile aktarılarak bakteri üzerinde çimlenen spor oranına bakılmıştır.

Yapılan gözlemlerde, en az oranda spor çimlenmesi Bacillus cereus-GC subgroup A (%0,57) ve İK-159 suş kodlu Bacillus subtilis (%0,99) izolatlarının ekiminin yapıldığı ortamlarda görülmüştür.

Biyolojik testler ise, saksı denemeleri ve yaprak testleri şeklinde in vitro testlerde etkin bulunan 23 bakteri izolatı kullanılarak yürütülmüştür. Saksı denemesinde, domates bitkilerine ilk olarak her bakteri izolatının 0,5x108 hücre/ml „lik bakteri süspansiyonu, bir gün sonra A.

solani spor-hif süspansiyonu püskürtülmüştür. Bitkiler iklimlendirme dolabında, bir aylık süre

ile 20 °C„de %90 nemde, 12 saat ışık altında inkubasyona bırakılmıştır. Yaprak testlerinde ise, bitkilerden alınan yaprakçıkların üzerine saksı denemesindeki gibi ilk olarak her bakteri izolatının 0,5x108

hücre/ml „lik bakteri süspansiyonu, bir gün sonra A. solani spor-hif süspansiyonu sprey edilmiştir. Yaprakçıklar, nemli kurutma kağıdı içeren petri kaplarına yerleştirilmiş ve 10 gün süre ile 20 °C „de 12 saat ışık altında inkubasyona bırakılmıştır. Alınan gözlemlerde, saksı denemelerinde Paenibacillus macerans-GC subgroup A (1,82), Bacillus

licheniformis (1,78), Bacillus coagulans (1,75), Serratia marcescens-GC subgroup A (1,50), Bacillus pumilis –GC subgroup B (1,50), Pantoea agglomerans (1,32) bakteri izolatları A. solanienfeksiyonunu kayda değer oranda durdurmuştur. Yaprak testlerinde ise, bakterilerin

hastalık şiddetini kontrole göre %5-72 oranında engellediği ve Burkholderia cepacia (%5),

Bacillus licheniformis (%7) Erwinia chrysanthemi (%8) izolatlarının A. solani üzerinde daha

etkin olduğu belirlenmiştir. Değişik faktörlerin etkisiyle sonuçların biyolojik ve in vitro testlerde birbirinden farklı olmasına karşın bu çalışmada etkin bulunan bakteri izolatlarının ticari preparatlarının geliştirilmesine yönelik çalışmaların yapılması yararlı olacaktır.

Anahtar kelimeler: Alternaria solani, biyolojik mücadele, bakteri izolatları, antagonizm

(*) Bu çalışma Gaziosmanpaşa Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyonu tarafından desteklenmiştir. (Proje No: 2008/04)

(5)

İnvestigation of Efficacy of Some Microbial Agents on Biological Control of Alternaria

solani (Ell. And G. Martin) Sor. Causal Agent of Tomato Early Blight Disease This study was conducted to determine the effects of some microbial agents against

Alternaria solani (Ell. and G. Martin) Sor. causal agent of tomato early blight. Interaction

between A. solani and 190 bacterial isolates, which were isolated from different hosts such as aphids, mosquito larva, formic, betle, locust, apple and pear branches, were investigated by using in vitro and biological tests. Bacterial isolates were applied in line on center of medium where A. solani hyphae were spread previously and plates were incubated at 28°C for 3 days. Of these bacterial isolates, 23 inhibited the mycelial growth of A. solani by forming inhibition zone ranged from 9 mm to 31 mm. The most effective isolates was Bacillus licheniformis with 31,3 mm of inhibition zone according to in vitro test results. While bacterial isolates which were tested inhibited the mycelial growth of the fungus by antagonism, Serratia

marcescens-GC subgroup A inhibited mycelial growth of the fungus via hyperparasitism. İn in vitro test, which was conducted to determine the effects of the 23 bacterial isolates on spor

germination rate of A. solani, bacterial isolatlar were spread on medium. After, A. solani spores were inoculated with brush on bacterial isolates. Minimum spor germination rate was obtained with Bacillus cereus-GC subgroup A (%0,57) ve İK-159 suş kodlu Bacillus subtilis (%0,99). In biological tests, 23 bacterial isolates found to be effective in vitro tests were tested via leaflet and whole plant tests. In whole plant tests, 0,5x108 cfu/ml bacterial suspension was sprayed an done day later A. solani spores and mycelial fragments suspension were applied on tomato seedlings and tomato seedlings were incubated in moist chamber at 20°C with 90% RH, 12 hr photoperiods for one month. Tomato leaflets, which were taken from tomato plants, were treated with biocontrol agents (0,5x108 cfu/ml) 24 hours prior to inoculation with A solani and placed in petri dished containing moist fitler paper than petri dishes were in cubated for ten days at 20°C with 12 hr light and 12 hr dark periods. Based on the whole plant tests, Paenibacillus macerans-GC subgroup A (1,82), Bacillus licheniformis (1,78), Bacillus coagulans (1,75), Serratia marcescens-GC subgroup A (1,50), Bacillus

pumilis –GC subgroup B (1,50), Pantoea agglomerans (1,32) bacterial isolates inhibeted the

early blight disease significantly as it compared with control. İn leaflet tests, bacterial isolates tested the early blight disease rate between 5 to 72% compared with control and among them especially Burkholderia cepacia (%5), Bacillus licheniformis (%7) Erwinia chrysanthemi (%8) bacterial isolates were more effective against A solani than the others. Although results of in vitro and biological tests were different with effects of diverse factories, further studies should be done for developing commercial preparates of these agents.

(6)

artması ile pestisit kullanımının yarattığı olumsuzluklar sık sık gündeme gelmektedir. Dünyada ve ülkemizde bu olumsuzlukların önüne geçebilmek için kimyasal mücadeleye alternatif mücadele yöntemleri üzerinde yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Biyolojik mücadele insan sağlığı ve çevreye zararsız olması ve organik tarımda kullanılabilirliği gibi avantajları ile bu yöntemler içerisinde en fazla üzerinde durulan bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yapılan çalışma, bazı mikrobiyal ajanların domates erken yanıklık hastalık etmeni Alternaria

solani’ye karşı etkilerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Değişik faktörlerin etkisiyle

sonuçların biyolojik ve in vitro testlerde birbirinden farklı olmasına karşın, kullanılan bakteri izolatları erken yanıklık hastalığının biyolojik mücadelesinde ümitvar gözükmektedir. Bu araştırma ileride yapılacak kapsamlı çalışmalara ışık tutacak bir ön çalışma niteliği taşımaktadır. Yapılan çalışmada etkin olan bakterilerin belirlenerek, biyopreparatlarının hazırlanması ve uygulamaya aktarılması biyolojik mücadele açısından önem arz etmektedir.

(7)

Şekil Sayfa

Şekil 3.1. Enfekteli domates meyvesinden izole edilerek PDA ortamında

gelişen Alternaria solani izolatları……….... 17 Şekil 3.2. - 80 C‟de buzdolabında muhafaza edilen bakteri stokları……….. 18 Şekil 3.3. NA ortamlarına çizgi ekim yapılarak geliştirilen bakteri

izolatları………... 18

Şekil 3.4. A. solani„nin NA ortamına swap ile yaydırılması……….. 19 Şekil 3.5. NA ortamından öze ile bakterinin alınması……… 19 Şekil 3.6. A. solani‟nin yayma ekiminin yapıldığı ortama bakterinin öze ile

çizgi ekiminin yapılması………

19 Şekil 3.7. İzolatlardan hazırlanan bakteri süspansiyonları ve A. solani

süspansiyonu………. 21

Şekil 3.8. Bakteri süspansiyonunun bitkiye uygulanması………... 21 Şekil 3.9. Biyolojik test sonrası bitkilerin inkubasyona bırakılması………. 22 Şekil 3.10. Bakteri süspansiyonunun uygulanması ve iklimlendirme dolabında

bitkileri inkübasyona bırakılması………. 22 Şekil 3.11. Bakteri süspansiyonun yaprakçıklara uygulanması ve yaprakçığın

petriye yerleştirilmesi………... 24

Şekil 3.12. Uygulamalardan sonra yaprakçıkların iklimlendirme dolabında

inkubasyona bırakılması……….. 24

Şekil 4.1. Bakteri izolatlarının Alternaria solani ile ikili kültürlerinde

oluşturdukları inhisyon bölgeleri……… 27 Şekil 4.2. NA ortamında A. solani spor gelişimi (Kontrol)………. 30 Şekil 4.3. Bacillus lentimorbus izolatının A. solani spor gelişimine etkisi……….. 30 Şekil 4.4. Uygulamalar sonucu bitkilerde gözlemlenen A. solani simptomları

(Kontrol)……….. 32

Şekil 4.5. Uygulamalar sonucu bitkilerde gözlemlenen A. solani simptomları….. 32 Şekil 4.6. İK-147 kodlu bakterinin uygulandığı bitkilerde görülen A. solani

simptomları………... 33

Şekil 4.7. İK-81 kodlu bakterinin uygulandığı bitkilerde görülen A. solani

simptomları……….. 33

Şekil 4.8. Kontrol grubu yapraklarında görülen A. solani hastalık şiddeti……….. 35 Şekil 4.9. İK-159 bakteri izolatı ile Kontrol uygulamaları arasındaki fark………... 35 Şekil 4.10. İK-16 kodlu bakteri izolatının uygulandığı yaprakçıklarda görülen A.

solani simptomları……… 36

Şekil 4.11. İK-139 kodlu bakteri izolatının uygulandığı yaprakçıklarda görülen A.

solani simptomları……… 36

Şekil 4.12. İK-92 kodlu bakteri izolatının uygulandığı yaprakçıklarda görülen A.

solani simptomları……… 36

(8)

Çizelge Sayfa

Çizelge 3.1. Kullanılan bakteri izolatlarının suş kodları ve tür adları………..

13 Çizelge 4.1. Alternaria solani’ye etkili olduğu gözlemlenen bakteri türleri, etki

mekanizmaları ve zon ölçümleri………. 25

Çizelge 4.2. A. solani sporları üzerinde etkisi incelenen bakteri izolatları ve

bakteri üzerinde çimlenen A. solani spor sayısı (%) ………... 29 Çizelge 4.3. Biyokontrol ajanlarının A. solani‟nin neden olduğu erken yanıklık

hastalık şiddeti üzerindeki etkisi……….. 31 Çizelge 4.4. Yaprak denemesi gözlemleri sonucu belirlenen ortalama hastalık

(9)
(10)

1. GİRİŞ

Sağlık ve beslenme yönünden çok yararlı olan domates (Lycopersicon esculentum Mill.), Dünya‟da ve Türkiye‟de, taze ve işlenerek tüketimi en başta gelen sebzeler arasında yer almaktadır. Türkiye, 260 bin hektar (ha) alanda 9,8 milyon ton (t) domates üretimi ile Dünya‟da en çok domates üreten ülkeler arasında üçüncü sırada yer almaktadır. Dünya‟da domates tüketimi 1985 yılından itibaren %10 artarak 2006 yılında 125,5 milyon ton olmuştur (FAO, 2006). Besin maddesi olarak domates A ve C vitaminleri bakımından zengin olup, içermiş olduğu antioksidan likopen maddesi kanser ve kalp hastalıklarına karşı koruma sağlamaktadır (Aybak ve Kaygısız, 2004). Tokat yöresi 510 bin ton domates üretimiyle Türkiye domates üretiminin %7‟sini, Dünya domates üretiminin ise %0,5‟ini karşılamaktadır (FAO, 2006). Tokat iklimsel olarak hem Karadeniz hem de karasal iklimin sıcak ve nemli özelliklerini gösterdiği için bu derece önemli olan üründe hastalıkların salgın halinde görülmesi kaçınılmazdır.

Üretimi bu denli yaygın olarak yapılan domates bitkisinin diğer kültür bitkilerinde olduğu gibi fitopatolojik sorunları vardır. Domateste önemli ürün kayıplarına neden olan birçok fungal patojen bulunmaktadır. Bunlardan bir kısmı bitkinin toprak altı bir kısmı ise toprak üstü kısımlarını hastalandırmaktadır. Bitkinin toprak üstü kısımlarını hastalandıran fungal patojenlerden Septoria lycopersici Spegazzini, Leveillula taurica (Lev.) Arnaud., Phytophthora infestans (Mon.) de Bary, Fulvia fulva (Cooke) Ciferri,

Botrytis cinerea ve Alternaria solani (Ell. and G. Martin) Sor. önemli ekonomik

kayıplara neden olmaktadır. Ancak her patojenin yapacağı ekonomik zarar ekolojik koşulların kendisi için uygun olmasına bağlıdır. Ekolojik koşulların en önemlileri sıcaklık ve nemdir. Bu faktörlerin kontrol altında tutulamayışı nedeniyle bitkinin toprak altı ve toprak üstü kısımlarında birçok hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Bu hastalıklar arasında Alternaria solani (Ell. and G. Martin) Sor.‟nin neden olduğu “Erken Yanıklık” hastalığı başta gelmektedir (Yiğit, 1993).

Fakültatif bir fungus olan Alternaria solani (Ell. ve G. Martin) Sor.‟nin neden olduğu erken yanıklık hastalığı, Dünya‟da ve Türkiye‟de minimum %10 ürün kaybına neden olmaktadır. Ölü bitki dokularını kullanan fungal hastalık etmeni, başta domates ve patates gibi Solanaceae familyası bitkilerini, sebzeleri (özellikle fasülye), süs bitkilerini (karanfil) ve meyve türlerini (elma, portakal) enfekte etmektedir. Fakat ekonomik olarak en fazla Solanaceae familyasına ait bitkilerde kayba neden olmaktadır (Agrios,

(11)

1988). Patojen domatesin yaprak, gövde, meyve, kök ve kök boğazında belirtiler oluşturmaktadır. A. solani’nin oluşturduğu belirtilerin en tipik özelliği, lezyonların hafif çökük ve iç içe geçmiş konsantrik halkalardan oluşmasıdır. Patojen meyvelerde oluşturduğu lezyonlarla önemli verim kaybına, böylece ürünün pazar değerini düşürerek önemli ekonomik kayıplara neden olmaktadır (Yiğit, 1993).

Günümüzde gerek örtü altı gerekse açıkta yetiştirilen domates bitkisinde bu patojenle savaşımın esası kültürel önleme ve kimyasal mücadeleye dayanmaktadır. Kültürel önlemin tek başına yetersiz olması, çiftçileri yoğun olarak kimyasal ilaç kullanımına yöneltmiştir. Kimyasal mücadele, kolay uygulanabilirliği, çabuk, kesin ve gözle görülebilir sonuçlar vermesi gibi özelliklere sahiptir. Ancak bu yararlarının yanı sıra, ilaçların sürekli, gelişigüzel ve talimatlara uygun olmayan bir şekilde kullanımı sonucu çevre kirlenmesi, biyolojik dengenin bozulması, hastalık ve zararlı etmenlerin ilaçlara karşı direnç kazanması, gıda maddelerinde kalıntı sorunları gibi birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. Bu amaçla son yıllarda ilaçlı mücadele yönteminden büyük oranda kaçınılmaya başlanmış, çevreye ve biyolojik dengeye daha zararsız bir yöntem olan biyolojik mücadele yöntemleri kullanılmaya başlanmıştır (Yiğit, 1993).

Biyolojik mücadelenin günümüzde popüler hale gelmesinin temelinde pestisit kullanımının yarattığı doğal denge bozulması, sağlık sorunları, çevre kirlenmesi ve pestisitlere karşı giderek yaygın hale gelen bağışıklık sorunu yatmaktadır. Diğer bir deyişle biyolojik mücadele kimyasal mücadelenin yarattığı olumsuzluklardan güç almaktadır (Bora, 2002). Çevre bilincinin artması ve biyolojik dengenin öneminin kavranmasıyla son 20 yılda biyolojik mücadele alanında büyük mesafeler alınmıştır. Özellikle biyoteknolojideki gelişmelere paralel olarak bitki hastalık ve zararlıları ile biyolojik mücadele konusunda çok ciddi araştırmalar yapılmış ve uygulamaya aktarılmıştır. Bugün dünyada yaklaşık olarak 50‟ye yakın biyopreparat kullanım izni alarak ilaç piyasasına sürülmüştür (Anonim, 2006).

Son yıllarda Dünya„da olduğu gibi Türkiye„de de biyolojik mücadele ile ilgili çalışmaların sayısı artmaktadır. Ancak yapılan çalışmaların büyük bir çoğunluğu seralarda veya açık alanda yetiştirilen sebze hastalık ve zararlılarının kontrol edilmesine yönelik olduğu gözlenmektedir. Hastalık ve zararlıların kontrolü için mikroorganizmaların en pratik kullanımı onların suni ortamlarda kültürlerinin hazırlanmasını ve daha sonra uygun bir yerde ve zamanda çevreye dengeli miktarlarda

(12)

sunulmasını içerir. Kullanılan mikroorganizmalar hastalığa ya da zararlıya özgü olduğu için yalnızca o etmeni veya o canlıyı etkiler. Biyolojik kontrolün büyük bir avantajı kimyasal kontrol yöntemleriyle bağlantılı birçok problemi ortadan kaldırmasıdır. Kimyasalların olumsuz etkilerine karşılık biyolojik mücadelede kullanılan ajanlar çevreyi çok az şekilde etkilemektedirler. Ayrıca biyolojik kontrol, kimyasal mücadele ile karşılaştırıldığında ekolojik dengeyi bozmayan alternatif bir mücadele yöntemidir. Günümüzde ekolojik/organik tarıma önem verilmesi ve bu alanda çalışmaların artırılması, çevre ve doğal denge üzerinde daha fazla durulması, insan ve çevre sağlığı konularına daha fazla önem verilmesi biyolojik preparatlara daha bir önem kazandırmaktadır (Karaman, 2005).

Çalışmamızın temelini oluşturan, geniş konukçu grubunu hastalandırarak büyük ekonomik kayıplara neden olan erken yanıklık hastalığı, tarlada kaliteli ürün oranı ve depoda yumru kalitesi üzerinde önemli bir risk oluşturmaktadır. Hastalığın kontrolü için, öncelikle kültürel önlemler alınmakta, bunun yanında ilaçlı mücadelede uygulanmaktadır. Kimyasal mücadelenin insan ve çevre sağlığı üzerinde neden olduğu olumsuzluklar ve buna bağlı besin güvenliği endişesi nedeniyle kimyasal mücadelenin yerini alabilecek etkin alternatif bitki hastalıkları mücadele teknikleri araştırılmaktadır. Bu bilgiler doğrultusunda, bu çalışma, bazı mikrobiyal ajanların domates erken yanıklık hastalık etmeni Alternaria solani (Ell. ve G. Martin) Sor.’ye karşı etkilerinin belirlenmesi, in vitro testleri takiben potansiyel biyoajan bakterilerin biyolojik testlere tabi tutulması ve biyolojik testlerle, domates bitkisinde mikrobiyal ajanların A. solani (Ell. ve G. Martin) Sor.„ye olan etkilerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.

(13)

2. KAYNAK ÖZETLERİ

Alternaria solani (Ell. ve G. Martin) Sor. Deuteromycotina alt bölümüne bağlı

Hyphomycetes sınıfında yer alan Hyphomycetales takımına ait bir bitki patojenidir (Döken ve ark., 2005). A. solani, nemli havalarda yaprak üzerindeki lekelerde koyu füme veya koyu yeşil renkli kadifemsi görünüşte miseller oluşturur. Bunlar, fungusun konidioforları ve konidilerinden ibarettir. Konidiler çok hücreli, uzun, koyu renkli, enine ve boyuna bölmeli olup, baş tarafı geniş, sona doğru incelen yumurta biçiminde bir şekle sahiptir (Agrios, 1997).

Erken yanıklık, domates bitkisinin yaprak, gövde ve meyvelerinde görülür ve bitkinin tüm gelişme dönemleri boyunca şiddetli zararlara sebep olur. Etmen genellikle yaşlı dokuları, biyotik ve abiyotik etmenlerden dolayı zayıflamış, strese girmiş bitkileri tercih etmektedir. Hastalık ilk olarak tarlada yaşlı yapraklar üzerinde küçük, düzensiz, kahverengimsi-siyah lekeler halinde görülür. Bu lekeler daha sonra 1 cm çapa kadar ulaşır ve çoğunlukla iç içe geçmiş halkalar şeklindedir. Bu yüzden de hastalığın hedef tahtası olarak da bilinir (Agrios, 1988).

A. solani, fidelerde kök çürüklüğü ya da kök boğazı yanıklığı yapar. Oluşan gövde

lekeleri küçük, koyu renkli ve biraz çökük durumdadır. Lekeler zamanla yuvarlak veya uzunumsu şekil alırlar ve merkezi kısmı açık olmak üzere iç içe geçmiş halkalar şeklindedir. Meyvelerde ise, meyvenin ham veya olgun dönemlerinde, meyvenin sapa bağlandığı yerden enfekte etmektedir. Meyvede küçük kahverengi veya siyah renkte, çökük, tüm meyveyi kaplayabilen derimsi yapıda lekeler oluşur ve bu enfekteli meyveler zamanla dökülür (Jones ve ark., 1993).

A. solani kışı enfekteli bitki artıklarında miselyum olarak veya tohumlarda miselyum

veya spor olarak geçirir. Baharla birlikte sporulasyon başlar ve etmen 25-26°C‟de, yüksek nem ve yağış durumlarında bol spor oluşturur. Çimlenen sporlar yağmur damlalarıyla ve rüzgarla etrafa yayılır. Sporlar doğrudan hassas dokuya penetre olabilir ya da yaralardan veya stomalardan bitkiye giriş yapar. Hastalık ilk olarak bitkinin toprağa yakın olan yapraklarında görülür ve yapraklarda dairesel ya da damarlarla sınırlı lezyonlar oluşturur. Hasat boyunca yapraklarda, meyve ve yumrularda inokulasyona devam eder. Yıl içerisinde sporulasyon devam ederek oluşan sporlar sekonder enfeksiyonlara sebep olurlar (Agrios, 1988).

(14)

Erken yanıklık hastalığının kontrolü için, dayanıklı veya tolerant çeşit kullanmak, hastalıktan arî ve veya ilaçlı tohum kullanmak, hastalıklı fide ve tarladaki bitki artıklarının yok edilmesi, 3 ya da 4 yıl ürün rotasyonu, aşırı sulamadan kaçınılması gibi kültürel önlemler alınmaktadır. Kimyasal mücadele olarak ise gerek fidelikte gerekse tarlada ilk lekelerin görülmeye başlanmasıyla yeşil aksam ilaçlamasının yapılması gerekmektedir. İlaç uygulamalarının hemen fideler çıktıktan sonra veya fideler tarlaya şaşırtıldıktan sonra hava koşullarına ve hastalığın şiddetine bağlı olarak 8-10 gün aralıklarla yapılması gerektiği vurgulanmaktadır (Anonim, 2008).

Dünya‟da tarım ve çevre sağlığı alanlarında kimyasalların yerini artık biyolojik mücadelede kullanılan mikroorganizmalar almaktadır. Son yıllarda kimyasal mücadelenin insan ve hayvan sağlığı ile çevre üzerindeki olumsuz etkileri her geçen gün daha iyi anlaşılmaktadır. Buna bağlı olarak, tarımsal üretimde kimyasal pestisitlerin kullanımını azaltan veya yasaklayan yeni tarım politikalarının (organik tarım ve sürdürülebilir tarım) geliştirilmesi ile, tarımsal savaş stratejileri içerisinde biyolojik mücadele oldukça fazla ilgi görmeye başlamıştır (Chet ve ark., 1993„na atfen Karaman, 2005).

Biyolojik mücadele denince asıl üzerinde durulmak istenen, hastalıklara neden olan mikroorganizmalara (patojenlere) karşı canlı bir mikroorganizmanın kullanılmasıdır. Ayrıca bitkinin hastalıklara karşı bir mikroorganizma veya mikroorganizma kaynaklı maddelerle dayanıklılığının arttırılması da biyolojik mücadele kavramı içinde değerlendirilebilir. Biyolojik mücadelede kullanılan bu canlılar, zararlı mikroorganizmaları (patojenleri) antibiyotik salgılayarak, onlarla besin veya yer rekabeti ederek veya onlar üzerinde hiperparazit yaşayarak baskı altına alırlar (Cook ve Baker, 1983‟ e atfen Yiğit, 2005). Chet ve ark., 1993„na göre, daha kapsamlı bir tanımda ise biyolojik mücadele, doğal yada genetik yapısı değiştirilmiş mikroorganizmalar (biyokontrol ajanlar=genellikle bakteri ve fungus) ya da onların ürettikleri metabolitler kullanılarak diğer bir zararlı organizmanın ortadan kaldırılması veya baskı altına alınmasını amaçlayan bir tarımsal savaş yöntemidir (Karaman, 2005). Bora ve Özaktan (1998), biyolojik mücadeleyi en sade bir şekilde hastalıklarla savaşta canlı öğelerin kullanılması olarak tanımlamaktadır. Bu öğeler patojenin etkisini azaltan veya ona karşıt etki gösteren canlılardır. Bazen patojene karşı doğal olarak dayanıklı olan ya da dayanıklılığı biyotik ya da abiyotik olarak uyarılmış konukçu bitkidir. Buna

(15)

ilaveten Cook ve Baker, 1983‟e göre, biyolojik savaş, hastalık etmeninin inokulum niceliğinde ya da hastalandırma yeteneğinde, antagonist ya da konukçu dayanıklılığı yoluyla doğrudan veya çevre etkenlerinin antagonist ya da konukçu dayanıklılığı üzerinde olan dolaylı etkisi nedeniyle ortaya çıkan azalma olarak tanımlanmaktadır (Bora, 2002).

Biyolojik mücadelenin günümüzde popüler hale gelmesinin temelinde pestisit kullanımının yarattığı doğal denge bozulması, sağlık sorunları, çevre kirlenmesi ve pestisitlere karşı giderek yaygın hale gelen bağışıklık sorunu yatmaktadır. Diğer bir deyişle biyolojik mücadele kimyasal mücadelenin yarattığı olumsuzluklardan güç almaktadır (Bora, 2002).

Hattat, 2000‟e göre, bir mikroorganizmanın diğerinin yaşamına zarar verdiği zıt ilişkiler antagonizm olarak tanımlanmaktadır. Antagonizm mekanizması antibiyosis, rekabet ve hiperparazitizm olmak üzere 3 şekilde işlenmektedir. Bilinen en eski mekanizmalardan birisi olan antibiyosis, herhangi bir organizma tarafından sentezlenen bir metabolik ürünün bir başka mikroorganizmanın gelişimini sınırlaması veya onu ortadan kaldırması olarak tanımlanmaktadır (Anonim, 2006). Bu metabolitler ortamda kolaylıkla yayılabilen toksik maddeler olup, birçok fungus ve bakteri tarafından üretilebilmektedir. Funguslardan Trichoderma ve Gliocladium türleri ile bakterilerden Bacillus ve bazı floresan Pseudomonas türleri antibiyotik ve benzeri metabolitler salgılayarak patojenin gelişimini engelleyebilmektedir (Bora, 2002). Hiperparazitizm mekanizması ise, bir parazitin ikinci bir parazit ile etkilenmesi olayıdır. Daha çok funguslarda görülen bir mekanizmadır. Burada parazit bir fungus üzerinde diğer bir fungus zarar yapmakta ve mikoparazit adını almaktadır. Hiperparazitizmde kullanılan funguslar içerisinde

Trichoderma türleri en önemli gruplardan birisini teşkil etmektedir. T. harzianum, Verticillium, Sclerotinia, Pythium ve Botrytis cinerea‟yı parazitlemekte ve hif

gelişimlerini önlemektedir (Anonim, 2006). Biyolojik savaş içerisinde hiperparazitizm pratikte çok büyük şans bulamamıştır. Çünkü laboratuar şartlarında kolay dikkati çeken bu etki biçimi doğada çok yavaş bir biçimde işlemektedir. Nedeni ise mikoparazit ile patojenin doğada buluşmalarının her zaman kolay olmamasıdır. Bugün hiperparazitizmin önemi birden çok mekanizma yolu ile biyolojik mücadele imkanı sağlayan antagonistler için başarıyı artıran bir etken olması ile sınırlı kalmaktadır (Bora, 2002). Yer ve rekabet ise, yeterli kaynağın bulunmadığı ortamlarda iki veya daha fazla

(16)

organizma arasındaki ortamdan yararlanma üstünlüğü olarak tanımlanmaktadır. Mikroorganizmalar arasındaki rekabet C, N, Fe, O2, karbonhidrat, mikro besin elementleri, yer ve ışık için söz konusu olabilmektedir (Erper ve Hattat, 2002‟a atfen Anonim, 2006). Rekabetçi olarak ön plana çıkan antagonistler floresan

Pseudomonas‟lar ve Trichoderma türleridir. Özellikle floresan Pseudomonas‟lar iyi

rekabetçi özellikleri ile bitki hastalıklarıyla biyolojik savaşta çok fazla kullanım alanı bulmuşlardır (Bora, 2002).

Biyolojik mücadelenin temel prensip ve hedefinin, insan ve çevre üzerine olumsuz etkileri olmayan, maliyeti düşük, geniş spektrumlu ve her türlü çevre şartlarında kullanım olanağı olan biyolojik ajanların belirlenmesi ve bunların tarla, sera ve depo koşullarında bitki zararlı ve hastalıklarının kontrol edilmesinde kullanılması olduğu, bu nedenle, özellikle gelişmiş ülkelerde biyolojik kontrol ajanlarının ve bu ajanların değişik çevre koşullarına adaptasyonu, sera ve tarla koşullarında etkinlikleri, uzun vadeli depolama ve taşıma şartlarına dayanıklı formulasyonlarının geliştirilmesi üzerine çok sayıda bilimsel çalışmanın yapıldığı belirtilmiştir (Cook ve Baker, 1983; Chet ve ark., 1993; Lumsden ve ark., 1995; Leibinger ve ark., 1997; Şahin ve ark., 2000„na atfen Karaman, 2005).

Alternaria solani (Ell. ve G. Martin) Sor. üzerinde yapılan biyolojik mücadele

çalışmaları çoğunlukla in vitro koşullarında yapılmıştır (Yiğit ve Turhan, 1994). Dünya‟nın çeşitli ülkelerinde diğer birçok bitki patojenine karşı olduğu gibi, A. solani‟ ye karşı biyolojik savaş konusunda da araştırmalar yapılmaktadır (Chattopadyay ve Nandi, 1982; Mohammed, 1982; Brame ve Flood, 1983; Niwas ve Sharma, 1988). Ülkemizde A. solani„nin biyolojik savaşımını konu alan araştırmalardan birisi

Verticillium psalliotae ile yapılmıştır. Yiğit ve Turhan (1994) tarafından in vitro ve in

vivo şartlar altında yürütülen çalışmada, V. psalliotae‟nin A. solani ile biyolojik savaşında kullanılma olanakları incelenmiştir. Önce antagonistin A. solani sporlarını parazitlediği ortaya konmuş, daha sonra saksı ve sera denemelerinde V. psalliotae uygulamasının hastalığa karşı sırasıyla % 100 ve % 43,4‟lük bir koruyuculuk sağladığı ortaya konmuştur. Yine, Turhan ve Hayat (1994) tarafından yürütülen çalışmada,

Clonostachys ve Sesquicillium cinsleri ile Verticillium tenerum toprak izolatları A. solani„nin biyolojik mücadelesinde kullanılmıştır. İn vitro denemeler Clonostachys ve Sesquicillium cinsine ait izolatların A. solani„nin gelişimini antibiyosis yoluyla

(17)

engellediğini ortaya koymuştur. Ayrıca antagonistler patojene karşı güçlü hiperparazitik etki göstermişlerdir. V. tenerum ise değişik funguslara ve bazı Alternaria türlerine karşı mikoparazitik özelliği ile uzun zamandan beri tanınan ve incelenen bir antagonistir (Tsuneda ve ark., 1976; Tsuneda ve Skoropad, 1977). Yapılan çalışma ile A. solani „nin de konukçuları arasında olduğu ortaya konmuştur.

A. solani üzerinde gerek hiperparazitik etkili veya antibiont özellikte olan birkaç fungus

türü tespit edilmiştir. Örneğin; Fusarium sambucinum Fuckel (Gibberella pulicaris (Fr.) Sacc.)‟dan elde edilen sulandırılmış miselyal ekstrakta ekim öncesi patates yumrularının daldırılması veya aynı sıvının bitkilere pülverize edilmesi A. solani’nin gelişimini azaltmıştır (Klikov ve ark., 1983‟ a atfen Yiğit, 1993). Trichothecium roseum (Pers:Fr.) Link da A. solani’nin antagonistlerindendir (Dragoescu, 1986‟ a atfen Yiğit, 1993). Ayrıca Netria radicicola Gerlach ve Nilsson tarafından üretilen radicicol‟un A.

solani’ye karşı antifungal özellik gösterdiği bildirilmektedir (Nair ve Carey, 1979‟ a

atfen Yiğit, 1993).

Flood ve Ress, (1986), A. solani’ye indirekt yoldan antagonistik etki gösteren funguslardan birinin de Aurebasidium pullulans olduğunu belirtmiştir. Domates yapraklarına A. pullulans„ın kültür filtratının A. solani’den önce verilmesiyle konukçu tarafından A. pullulans„a karşı oluşturulan toksik bileşikler A. solani’nin gelişimini de engellemektedir (Yiğit, 1993). Hiperparazitler üzerinde yapılan çalışmada Ampelomyces

quisqualis Ces‟ in A. solani üzerinde de parazitik olduğuna dair kanıt elde edilmiştir

(Sundheim, 1986‟ a atfen Yiğit, 1993).

Bakterilerden ise, değişik Streptomyces türlerinin bu fungus üzerinde antagonistik etki gösterdiği tesbit edilmiştir. Chattopadhyay ve Nandi (1982), tarafından yapılan çalışmada, buğday anızıyla karıştırılmış tarla topraklarından izole edilen Streptomyces

longisporus„un, in vitro ortamda A. solani ve Helminthosporium oryzae„ye karşı

antagonizm gösterdiği kaydedilmiştir. Bu antagonist ve onun kültür filtratı in vitroda A.

solani‟ye karşı engelleme zonu oluşturmuştur. Enfekteli patates tohumluğunun kültür

filtratına daldırılmasıyla bekleme süresine bağlı olarak hastalık çıkışında farklı derecede azalma görülmüştür.

Mohamed (1982) tarafından diğer in vitro ve in vivo denemelerde buğday ve soya fasülyesi rizosferinden elde edilmiş çoğu Streptomyces olan izolatların A. solani’nin gelişimini engellediği bildirilmiştir. Streptomyces albus Rossi-Doria tarafından

(18)

oluşturulan suda eriyebilir bir antibiyotiğin A. solani’ ye etkili olduğu ve spor çimlenmesini engellediği görülmüştür (Paul ve Banerjef, 1986‟ a atfen Yiğit, 1993). Patates yumrularından izole edilen bazı flourescent Pseudomonas türlerinin in vitroda

A. solani‟nin gelişimini önemli derecede engellediği belirtilmiştir (Geels ve Schipppers,

1983‟ a atfen Yiğit, 1993).

Basım (1990) tarafından yürütülen bir çalışmada I2, I3, I4, I5, I6, I7, I8, I9, I10, I11, AB-2 ve AB-27 olmak üzere 12 adet Bacillus subtilis izolatının 9 adet bitki patojeni fungus; A. solani, Ascochyta rabiei, Fusarium oxysporum, Macrophamina phaseoli,

Rhizoctonia solani, Sclerotium rolfsii, Sclerotinia sclerotiorum, Phytophtohra capsici, Verticillium dahliae’ye karşı in vitro koşullarda ikili kültür tekniği kullanılarak

antagonizmi araştırılmıştır. Bu araştırmada B. subtilis izolatları Potato Dextroze Agar besi ortamında 48 saat geliştirildikten sonra ele alınan patojen funguslara karşı test edilmiştir. AB-27 ve AB-2 nolu B. subtilis izolatları bütün patojen funguslara karşı diğer izolatlardan daha fazla antagonizm göstermiştir. AB-27 nolu izolatının A.

solani„ye karşı çok kuvvetli antagonist olduğu, AB-2 nolu izolatın ise A. solani‟ye

kuvvetli antagonist olduğu bulunmuştur. Diğer Bacillus subtilis izolatlarıın ise çok az antagonist etki gösterdiği gözlemlenmiştir. A. solani’nin ele alınan B. subtilis izolatlarına karşı ölçülen koloni yarıçap değerlerinin kontrole göre bütün izolatlarda % 1 düzeyinde güvenilir olduğu saptanmıştır. İnhibisyon zonu genişliği yönünden, söz konusu B. subtilis izolatlarının A. solani’ ye etkilerinin incelenmesinde bütün izolatların farklı büyüklükte inhibisyon zonu oluşturduğu, bu farklılıkların Duncan testi ile karşılaştırıldığında; AB-27 ve AB-2 izolatlarının en fazla inhibisyon zonu oluşturan izolatlar olduğu belirtilmiştir.

A. Sid ve ark. (2005) tarafından yapılan çalışmada, Murcia (İspanya) bölgesinde farklı yerlerden enfekteli tatlı biber bitkisinin toprak üstü ve rizosfer kısımlarında 500„den fazla bakteri izolatı elde etmişlerdir. Bu izolatları Phytophthora capsici ve A. alternata hastalık etmenlerine karşı in vitro da test etmişlerdir. Test edilen her iki izolata karşı 10 tane izolatın güçlü bir engelleyici etki gösterdiğini, 80 izolatın ise en az bir patojene karşı inhibisyon bölgesi oluşturduğunu gözlemlemişlerdir. İnteraksiyon bölgelerinin mikroskobik gözlemlerinin, kültür ortamındaki patojenlerin hücre vakulasyonunu, hif dağılmasını ve sitoplazma içeriğinin boşalmasını gösterdiğini kaydetmişlerdir. Etkisi belirlenen 10 izolat daha sonra in vivo testlerine tabi tutulmuş, biber bitkisinde

(19)

Phytophthora kök çürüklüğü ve Alternaria yaprak lekesine karşı etkileri belirlenmiştir.

HS93, LS234, LS523 ve LS67 olarak isimlendirilen 10 izolattan 4„ünün P. capsici kök çürüklüğünü sırasıyla %80, 51, 49 ve 54 oranlarında, A. alternata yaprak lekesini ise yine sırasıyla %54, 74, 62 ve 53 oranlarında azalttığı belirlenmiş, HS93 izolatının

Bacillus cinsine ait olduğu ve muhtemelen subtilis türüne ait olduğu bildirilmiştir.

LS234, LS523 ve LS674 izolatlarının ise yine Bacillus cinsine ait olduğu, fakat tür olarak muhtemelen B. licheniformis türüne ait olduğu kaydedilmiştir.

Mateascu ve ark. (2002) yaptıkları çalışmada, A. tenuis üzerinde Bacillus ırklarının in vivo biyokontrol aktivitesini incelemişlerdir. Alternaria hastalıklarının, dünyada çoğu bitkide en yaygın hastalıklar arasında olduğu, tek yıllık bitkilerin özellikle sebzelerin yaprak, gövde, çiçek ve meyvelerinde zarar yaptıkları belirtilmiş, kimyasal pestisitlerin aşırı kullanımlarının toprak kirliliğine ve insan sağlığına olumsuz etkileri nedeniyle son zamanlarda fungusitlere alternatif olarak biyolojik kontrol ajanlarının mevcut olduğu kaydedilmiştir. Yaptıkları çalışmanın, A. tenuis hastalık etmeninin 2 ırkına karşı, in vitroda antibiyotik aktivite gösteren B. subtilis B2, B. licheniformis B40, B. subtilis mB2.9, B. subtilis tB2.2, B. licheniformis mB40.5, B. licheniformis tB40.2 ırklarının bitki koruma özelliklerini incelemek amacıyla yapıldığı belirtilmiştir.

Trivedi ve ark. (2006) tarafından Hindistan Himalaya Bölgesinin sıcak kesimlerinden izole edilen toprak bakterisi Pseudomonas corrugata, antagonistik aktivitesi bakımından A. alternata ve Fusarium oxysporium gibi fitopatojenik funguslara karşı test edilmiştir. Bakteri, yayılabilir antifungal metabolit ürettiğinden dolayı inhibisyon bölgesi oluşturmasa bile, uçucu antifungal metabolitleri ürettiğinden dolayı 120 saatlik bir inkubasyondan sonra petri kaplarında A. alternata ve F. oxysporium funguslarında %49-58 oranında gelişme geriliğini sağladığı gözlenmiştir. Ayrıca Kings B Broth ortamında 48 saatlik bir inkubasyondan sonra A. alternata’da %93,6, F. oxysporium‟da %76,9 oranında biokütle azalmasına neden olduğu kaydedilmiştir.

Fritz ve ark., (2006) tarafından yürütülen çalışmada, A. solani„nin gelişimi üzerinde mikorizaların etkileri incelenmiştir. Alternaria ile enfekte edilen tüm yapraklarda nekroz ve kloroz, mikorizanın bulunduğu bitkilerde ve bulunmadığı bitkilerde tüm çalışma boyunca ve toprakta farklı fosfor seviyelerinde incelenmiştir. Mikorizalı domates bitkilerinin A. solani simptomlarını, mikorizasız domates bitkilerine göre

(20)

önemli ölçüde azalttığı, fakat bitki gelişimi ve fosfor alımı üzerinde hiçbir etkisinin olmadığı belirlenmiştir.

Bardık (1997) tarafından yapılan bir çalışmada, Phyllosphere veya Phylloplane olarak adlandırılan yaprak yüzeylerindeki mikroorganizmaların A. solani’ye olan etkileri incelenmiştir. Bitki yüzeylerinde kolonize olan bu mikroorganizmaların besin ve yer gibi faktörler açısından patojenlerle rekabet halinde oldukları, bunlardan bazılarının uçucu ve uçucu olmayan antibiyotikler üreterek patojenlerin gelişmesini sınırlandırdığı, ayrıca bazılarının patojenlerin hif ve spor yapılarını penetre edebilecekleri belirtilmiştir. Domates fillosfer mikroflorasının A. solani’ye olan etkisinin incelendiği çalışmada,

Cryptococcus ve Sporobolomyces‟in ikili kültürde 21 ve 15 mm‟lik inhibisyon zonu

oluşturarak, A. solani üzerinde en etkili funguslar olduğu, buna karşın, Trichoderma sp.‟ nin kültür filtratının patojenin gelişimini %91,7 oranında engellediği gözlemlenmiştir. Ayrıca antagonist fungusların domates bitkilerinde A. solani’nin hastalık oluşturması üzerine etkisinin %17–53 arasında değiştiği de belirlenmiştir.

Virüslerle yapılan bir çalışmada ise A. solani‟den önce bitkilere TMV inoküle edilmiş, sonuçta fungal enfeksiyonun azaltıldığı görülmüştür (Alok ve ark., 1986‟ atfen Yiğit, 1993).

(21)

3. MATERYAL VE YÖNTEM 3.1. MATERYAL

Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümü deneme alanlarından 2007 yazında toplanan hastalıklı domates meyvelerinden alınan örneklerden izole edilen Alternaria solani izolatları, Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İsa Karaman tarafından afit, sivrisinek larvası, karınca, kın kanatlı, çekirge, elma ve armut dalı gibi farklı konukçulardan izole edilen 190 adet bakteri izolatı çalışmanın materyalini oluşturmaktadır (Çizelge 3.1).

3.1.1. Kullanılan Besiyerleri

1. Bakteriler için: Nutrient Agar (NA) Nutrient Brooth (NB) 2. Fungus için:

Potato Dextrose Agar (PDA) Sabouraud Dextrose Broth (SDB) Domates Agar

(22)

Çizelge 3.1. Kullanılan bakteri izolatlarının suş kodları ve tür adları Sıra No Suş Kodu Tür Adı Sıra No Suş Kodu Tür Adı Sıra No Suş. Kodu Tür Adı

1 İK–1 Pseudomonas putida-biotype A 18 İK–18 Actinomadura yumanensis 35 İK–35 Bacillus pumilis-GC subgroup B 2 İK–2 Ralstonia pickettii 19 İK–19 Bacillus pumilis –GC subgroup A 36 İK–36 Paenibacillus macerans-GC subgroup A 3 İK–3 Pseudomonas fluorescens-biotype G 20 İK–20 Sphingomonas paucimobilis 37 İK–37 Pseudomonas chlororaphis

4 İK–4 Bacillus pumilis –GC subgroup B 21 İK–21 Deinococcus crythromyxa 38 İK–38 Pseudomonas chlororaphis 5 İK–5 Bacillus pumilis –GC subgroup B 22 İK–22 Bacillus coagulans 39 İK–39 Bacillus pumilis-GC subgroup B 6 İK–6 Pantoea agglomerans 23 İK–23 Microbacterium liquefaciens 40 İK–40 Brevibacillus agri

7 İK–7 Pseudomonas putida-biotype B 24 İK–24 Microbacterium liquefaciens 41 İK–41 Staphylococcus gallinarum

8 İK–8 Ralstonia pickettii 25 İK–25 Bacillus licheniformis 42 İK–42 Tanılanamadı

9 İK–9 Sphingomonas macrogoltabidus 26 İK–26 Micrococcus luteus-GC subgroup C 43 İK–43 Serratia plymuthica 10 İK–10 Pseudomonas putida-biotype A 27 İK–27 Bacillus pumilis –GC subgroup B 44 İK–44 Pantoea agglomerans

11 İK–11 Flavobacterium resinovorum 28 İK–28 Aeromonas salmonicida-masoucida 45 İK–45 Micrococcus luteus-GC subgroup B 12 İK–12 Pseudomonas putida-biotype B 30 İK–30 Candida krissii, Candida parapsilosis 46 İK–46 Bacillus subtilis

14 İK–14 Pseudomonas chlororaphis 31 İK–31 Pseudomonas putida-biotype B 47 İK–47 Bacillus megaterium-GC subgroup A 15 İK–15 Bacillus pumilis –GC subgroup B 32 İK–32 Aeromonas salmonicida-masoucida 48 İK–48 Sphingomonas paucimobilis

16 İK–16 Burkholderia cepacia 33 İK–33 Aeromonas salmonicida-masoucida 49 İK–49 Pantoea agglomerans 17 İK–17 Rhodococcus luteus 34 İK–34 Bacillus cereus-GC subgroup A 50 İK–50 Acinetobacter baumannii

(23)

Çizelge 3.1. Kullanılan bakteri izolatlarının suş kodları ve tür adları (devam) Sıra No Suş Kodu Tür Adı Sıra No Suş Kodu Tür Adı Sıra No Suş Kodu Tür Adı

51 İK–51 Paenibacillus macerans-GC subgroup B 67 İK–67 Enterobacter sakazakii 83 İK–83 Bacillus subtilis

52 İK–52 Curtobacterium flaccumfaciens-oortii 68 İK–68 Brevibacillus agri 84 İK–84 Candida zeylanoides

53 İK–53 Proteus vulgaris-GC subgroup A 69 İK–69 Enterobacter agglomerans–GC subgroup III 85 İK–85 Bacillus cereus-GC subgroup A

54 İK–54 Pantoea agglomerans 70 İK–70 Pseudomonas chlororaphis 86 İK–86 Bacillus subtilis

55 İK–55 Paenibacillus apiarius 71 İK–71 Bacillus sphaericus-GC subgroup V 87 İK–87 Acinetobacter radioresistens

56 İK–56 Microbacterium liquefaciens 72 İK–72 Pantoea agglomerans 88 İK–88 Cellulomonas turbata

57 İK–57 Brevibacillus laterosporus 73 İK–73 Staphylococcus gallinarum 89 İK–89 Bacillus coagulans

58 İK–58 Methylobacterium organophilum 74 İK–74 Brevindomonas vesicularis 90 İK–90 Paenibacillus macerans-GC subgroup A

59 İK–59 Streptoverticillium reticulum 75 İK–75 Bacillus licheniformis 91 İK–91 Bacillus pumilis –GC subgroup B

60 İK–60 Clavibacter michiganense-insidiosum 76 İK–76 Methylobacterium zatmanii 92 İK–92 Bacillus subtilis

61 İK–61 Sphingomonas paucimobilis 77 İK–77 Tatlockia micdadei 93 İK–93 Ralstonia solanacearum

62 İK–62 Bacillus pumilis –GC subgroup B 78 İK–78 Bacillus marinus 94 İK–94 Ralstonia pickettii

63 İK–63 Bacillus pumilis –GC subgroup B 79 İK–79 Exophiala salmonis 95 İK–95 Micrococcus luteus-GC subgroup C

64 İK–64 Staphylococcus gallinarum 80 İK–80 Bacillus cereus-GC subgroup A 96 İK–96 Clavibacter michiganense-insidiosum

65 İK–65 Bacillus megaterium-GC subgroup A 81 İK–81 Micrococcus luteus-GC subgroup C 97 İK–97 Blastoschizomyces capitatus

(24)

Çizelge 3.1. Kullanılan bakteri izolatlarının suş kodları ve tür adları (devam) Sıra No Suş Kodu Tür Adı Sıra No Suş Kodu Tür Adı Sıra No Suş Kodu Tür Adı

99 İK–99 Microbacterium liquefaciens 115 İK–295 Acinetobacter johnsonii 131 İK–131 Bacillus megaterium 100 İK–294 Chryseobacterium scophthalmum 116 İK–116 Streptoverticillium biverticillatum 132 İK–132 Bacillus lentimorbus

101 İK–101 Bacillus cereus-GC subgroup A 117 İK–117 Legionella brunensis 133 İK–133 Bacillus cereus-GC subgroup A 102 İK–293 Acinetobacter johnsonii/genospecies 7 118 İK–118 Hydrogenophaga pseudoflava 134 İK–134 Neisseria mucosa

103 İK–103 Paenibacillus macerans-GC subgroup B 119 İK–119 Proteus vulgaris-GC subgroup A 135 İK–135 Bacillus pumilis –GC subgroup A 104 İK–104 Bacillus amyloliquefaciens 120 İK–120 Proteus vulgaris-GC subgroup A 136 İK–136 Pediococcus pentosaceus

105 İK–105 Moraxella osloensis 121 İK–121 Serratia fonticola 137 İK–137 Serratia gramesii

106 İK–106 Enterobacter cloacae 122 İK–122 Serratia fonticola 138 İK–138 Bacillus licheniformis

107 İK–107 Bacillus pumilis –GC subgroup B 123 İK–123 Brevundimonas diminuta 139 İK–139 Bacillus licheniformis

108 İK–108 Cedecea neteri 124 İK–124 Bacillus subtilis 140 İK–140 Bacillus licheniformis

109 İK–109 Bacillus pumilis –GC subgroup B 125 İK–125 Ralstonia pickettii 141 İK–141 Bacillus pumilis –GC subgroup B 110 İK–110 Curtobacterium flaccumfaciens-flaccumfaciens 126 İK–126 Pseudomonas putida-biotype A 142 İK–142 Bacillus pumilis –GC subgroup B 111 İK–111 Acinetobacter calcoaceticus 127 İK–127 Eschrichia coli 143 İK–143 Erwinia chrysanthemi-biotype II 112 İK–112 Streptomyces californicus 128 İK–128 Pseudomonas fluorescens-biotype B 144 İK–144 Serratia liquefaciens

113 İK–113 Streptomyces lavendulae 129 İK–129 Pseudomonas fluorescens-biotype B 145 İK–145 Burkholderia pyrorocinia 114 İK–114 Nocardiopsis dassonvillei-dassonvillei 130 İK–130 Pseudomonas fluorescens-biotype A 146 İK–146 Brevibacillus brevis

(25)

Çizelge 3.1. Kullanılan bakteri izolatlarının suş kodları ve tür adları (devam) Sıra No Suş Kodu Tür Adı Sıra No Suş Kodu Tür Adı Sıra No Suş Kodu Tür Adı

147 İK–147 Pantoea agglomerans 162 İK–162 Pseudomonas syringae-maculicola 177 İK–177 Alcaligenes piechaudii 148 İK–148 Pantoea agglomerans 163 İK–297 Stenotrophomonas maltophilia 178 İK–178 Brevibacillus agri

149 İK–149 Pantoea agglomerans 164 İK–164 Bacillus lentimorbus 179 İK–179 Serratia marcescens-GC subgroup A

150 İK–150 Erwinia chrysanthemi 165 İK–165 Lactobacillus delbrueckii lactis 180 İK–221 Chryseobacterium (Flavobacterium)balustinum 151 İK–151 Enterobacter intermedius 166 İK–298 Microbacterium liquefaciens 181 İK–236 Bacillus sphaericus GC-subgroup IV

152 İK–152 Bacillus pumilis –GC subgroup B 167 İK–167 Bacillus flexus 182 İK–284 Enterobacter asburiae 153 İK–153 Bacillus pumilis –GC subgroup B 168 İK–168 Flavobacterium resinovorum 183 İK–285 Enterobacter asburiae

154 İK–154 Bacillus thuringiensis 169 İK–169 Bacillus flexus 184 İK–286 Pedobacter heparinus

155 İK–155 Bacillus thuringiensis 170 İK–170 Pseudomonas syringae-syringae 185 İK–287 Enterobacter nimipressuralis 156 İK–156 Pantoea agglomerans 171 İK–171 Pseudomonas syringae-syringae 186 İK–288 Vibrio aestuarinus

157 İK–157 Enterococcus faecalis-GC subgroup A 172 İK–172 Arcanobacterium haemolyticum 187 İK–289 Salmonella gp 3A (arizonae) 158 İK–158 Burkholderia gladioli-GC subgroup B 173 İK–173 Serratia marcescens-GC subgroup A 188 İK–290 Raoultella planticola/ornithinolytica 159 İK–159 Bacillus subtilis 174 İK–174 Serratia marcescens-GC subgroup A 189 İK–291 Acinetobacter junii/genospecies 5 160 İK–160 Bacillus licheniformis 175 İK–175 Serratia marcescens-GC subgroup A 190 İK–292 Acinetobacter calcoaceticus bv alc 161 İK–161 Xanthomonas axonopodis-carotae 176 İK–296 Acinetobacter johnsonii/genospecies 7

(26)

3.2. YÖNTEM

3.2.1. In vitro denemeleri

3.2.1.1. Alternaria solani Etmeninin İzolasyonu

Hastalıklı domates meyvesinin enfekteli kısımlarından fırça yardımıyla alınan etmen fungus A. solani„ye ait konidiosporlar, %2‟ lik su agarı içeren besi yerlerine inokule edilerek, 20-25oC‟de inkubasyona bırakılmıştır. 3–4 gün içerisinde gelişen kolonilerin kenar bölgesinden 5 mm çaplı mantar delici ile çıkarılan misel diskleri Potato Dextrose Agar (PDA) içeren besi ortamlarına aktarılarak saf kültürler elde edilmiştir (Şekil 3.1). Bu şekildeki A. solani izolatları, 4oC‟de buzdolabında muhafaza edilerek çalışmanın daha sonraki aşamalarında kullanılmıştır.

Şekil 3.1. Enfekteli domates meyvesinden izole edilerek PDA ortamında gelişen A.

solani izolatları

3.2.1.2. Biyolojik Mücadele Ajanlarının Alternaria solani’ye olan Etkinliklerinin Belirlenmesi

Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İsa Karaman tarafından, afit, sivrisinek larvası, karınca, kın kanatlı, çekirge, elma ve armut dalı gibi farklı konukçulardan izole edilerek, Nutrient Agar (NA) besi ortamında geliştirilmiş olan 190 adet bakteri izolatı, 500 µl %30 gliserol ve 500 µl Nutrient Broth (NB) içeren ependorf tüplerinde stok haline getirilmiştir. Bu stoklar – 80 °C „de buzdolabında muhafaza edilmektedir (Şekil 3.2). Daha sonra stoklardan alınan bakteriler, öze yardımıyla NA içeren ortamlara çizgi ekim yapılarak 48 saat 28 °C‟de inkübasyona bırakılmıştır (Şekil 3.3). Gelişimi gözlenen muhtemel

(27)

biyokontrol ajanı bakterilerin, daha sonra A. solani‟ye karşı etkinlikleri, in vitro testine tabi tutulmuştur.

Şekil 3.2. - 80 C‟de buzdolabında muhafaza edilen bakteri stokları

Şekil 3.3. NA ortamlarına çizgi ekim yapılarak geliştirilen bakteri izolatları

3.2.1.2.1. Biyolojik Mücadele Ajanlarının Alternaria solani Misellerine Etkisinin Belirlenmesi

PDA ortamında geliştirilmiş olan A. solani, NA ortamına steril edilmiş kulak çubuğu (swap) yardımıyla, tüm ortamı kaplayacak şekilde yaydırılmıştır (Şekil 3.4). Daha sonra, fungusun bulunduğu besi ortamlarının tam orta kısımlarına çizgi halinde, daha önceden NA ortamında saflaştırılan bakteriler öze yardımıyla ekilmiştir (Şekil 3.5) (Şekil 3.6). Uygulamanın yapıldığı ortamlar, 28 C‟de 3 gün inkubasyona bırakılmışlardır.

(28)

Şekil 3.4. A. solani„nin NA ortamına swap ile yaydırılması

Şekil 3.5. NA ortamından öze ile bakterinin alınması

Şekil 3.6. A. solani‟nin yayma ekiminin yapıldığı ortama bakterinin öze ile çizgi ekiminin yapılması

(29)

28 °C„de 3 gün (72 saat) inkübasyona bırakılan ortamlarda fungus üzerinde etkin olan bakteri izolatlarının ortamda oluşturduğu inhibisyon bölgesi kumpas ile ölçülmüş ve bakteri izolatının fungus üzerindeki etki mekanizması belirlenmiştir .

A. solani üzerinde etkin bulunan bakteri izolatları 2 kez teste tabi tutulmuş ve

ölçümler yapılarak ortalama değerler alınmıştır.

3.2.1.2.2. Biyolojik Mücadele Ajanlarının Alternaria solani Sporlarına Etkisinin Belirlenmesi

Patojen organizma üzerinde etkisi gözlemlenen bakteriler, A. solani sporlarına karşı etkinliğini belirlemek amacıyla in vitro teste tabi tutulmuştur. A. solani miselleri üzerinde etkinliği gözlenen bakteriler, NA içeren besi yerlerinde yayma ekim yapılarak, 28 °C„de 24 saat inkubasyona bırakılmıştır. Araziden toplanan enfekteli meyveler üzerindeki A. solani sporları fırça ile bakterilerin bulunduğu besi ortamına aktarılmıştır ve 2 günlük gelişime bırakılmıştır. İnkubasyona bırakılan besi ortamından 3‟er kesit alınarak mikroskopda incelemeler yapılmış ve bakteri izolatları üzerindeki çimlenen ve çimlenmeyen sporlar sayılmıştır. Elde edilen değerlere göre % olarak çimlenen A.

solani sporları belirlenmiştir.

3.2.2. Biyolojik Testler 3.2.2.1. Saksı Denemeleri

İn vitro testlerde patojen organizma üzerinde etkisi gözlemlenen bakteriler, A. solani patojenine karşı etkinliğinin bitki üzerinde test edilmesi amacıyla, biyolojik teste tabi tutulmuştur. Bakteri izolatları, NA içeren besi yerlerinde çizgi ekim yapılarak, 28 °C „de 48 saat inkubasyona bırakılmıştır. Petrilerde gelişen bakteriler öze yardımıyla alınarak Nutrient Broth (NB) içerisine konulmuştur ve elde edilen bakteriyel süspansiyonun konsantrasyonu 108 CFU ml'ye ayarlanmıştır. Böylece her izolattan 0,5x108 hücre/ml„lik bakteri süspansiyonu hazırlanmıştır. A. solani etmeninin geliştirildiği Domates Agar ortamını içeren petrilere Sabouraud Dextrose Broth (SDB) dökülmüştür. Cam pipetle fungus kültürü hafifçe kazınarak, spor ve hifleri toplanmıştır, oluşan süspansiyon sprey tüplerine konulmuştur (Şekil 3.7).

(30)

Şekil 3.7. İzolatlardan hazırlanan bakteri süspansiyonları ve A. solani süspansiyonu

Sera koşullarında tesadüf bloklar deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak kurulan saksı denemesinde, 1:1:0,5 v/v toprak, kum ve gübre karışımı doldurulmuş 3 numaralı plastik saksılara her saksıya bir bitki olacak şekilde fideler dikilmiştir. Çiçeklenme devresindeki domates bitkilerine önce her bakteri izolatının 0,5x108

hücre/ml„lik bakteri süspansiyonu, 2 gün sonra A. solani spor ve hiflerinden hazırlanan süspansiyon uygulanmıştır. Kontrol olarak ise, 3 bitkiye sadece A. solani spor ve hif konsantrasyonu sprey edilmiştir (Şekil 3.8). Uygulamalardan sonra hastalık gelişimi için gerekli olan yüksek nemi sağlamak amacıyla bitkiler şeffaf naylon torba ile üç gün süreyle kapatılmıştır. Üç günün sonunda plastik torbalar çıkarılarak bitkiler sera koşullarında bir ay süreyle inkübasyona bırakılmıştır (Şekil 3.9).

(31)

Şekil 3.9. Biyolojik test sonrası bitkilerin inkubasyona bırakılması

Saksı denemesi 2 kez yapılmıştır. Viyollerde çimlendirilerek, plastik bardaklarda yetiştirilen domates fidelerine ilk saksı denemesindeki gibi ilk olarak 0,5x108 hücre/ml„lik bakteri süspansiyonu, bir gün sonra A. solani spor ve hif konsantrasyonu uygulanmıştır. Kontrol olarak ise, yine 3 bitkiye sadece A. solani spor ve hiflerinden hazırlanan süspansiyon sprey edilmiştir. Uygulamalardan sonra bitkiler 20 °C, %90 neme sahip iklimlendirme dolabında inkubasyona bırakılmıştır (Şekil 3.10).

Şekil 3.10. Bakteri süspansiyonunun uygulanması ve iklimlendirme dolabında bitkilerin inkübasyona bırakılması

(32)

İnkübasyon süresi sonunda tüm bitkideki hastalık şiddeti Falloon ve ark. (1995)‟nın 0-10 hastalık skalasına göre belirlenmiştir. Değerlendirmede kullanılan skala şöyledir:

0= Yaprakçıkta hiç leke yok,

1= Yaprakçık alanının %5‟i lekelerle kaplı, 2= Yaprakçık alanının %10‟u lekelerle kaplı, 3= Yaprakçık alanının %15‟i lekelerle kaplı, 4= Yaprakçık alanının %20‟si lekelerle kaplı, 5= Yaprakçık alanının %33‟ü lekelerle kaplı, 6= Yaprakçık alanının %46‟sı lekelerle kaplı, 7= Yaprakçık alanının %60‟ı lekelerle kaplı, 8= Yaprakçık alanının %73‟ü lekelerle kaplı, 9= Yaprakçık alanının %86‟sı lekelerle kaplı 10= Yaprakçık alanının %100‟ü lekelerle kaplı

Uygulamalar yapıldıktan 1 hafta sonra ilk gözlem alınmıştır. Birer hafta arayla diğer gözlemlere devam edilmiştir ve toplam 3 gözlem alınmıştır. Belirlenen ortalamalarla % hastalık oranları tesbit edilmiştir. Saksı denemeleri sonucu elde edilen veriler, SAS istatistik programı kullanılarak varyans analizine tabi tutulmuştur. Ortalamalar arasındaki fark LSD testi kullanılarak değerlendirilmiştir.

3.2.2.2. Yaprak Denemesi

Saksı denemelerinde olduğu gibi, in vitro testlerde etkin bulunan bakteri izolatları, domates yaprakları üzerinde A. solani‟ye olan etkilerini belirlemek amacıyla biyolojik teste tabi tutulmuştur. Viyollerde çimlendirilerek, saksılarda yetiştirilen domates bitkilerinden, bitkilerin çiçeklenme başlangıcı safhasında taze yapraklar koparılmıştır. Alınan yaprakçıkların üzerine, ilk olarak her bakteri izolatının 0,5x108

hücre/ml „lik bakteri süspansiyonu, bir gün sonra A. solani spor ve hif konsantrasyonu püskürtülmüştür. İnokule edilen yaprakçıklar daha sonra nemli kurutma kağıdı içeren petri kaplarına her petriye üç yaprakçık olacak şekilde yerleştirilmiş ve her uygulama 3 tekerrürlü olarak hazırlanmıştır. Kontrol olarak ise, 3 yaprakçığa sadece A. solani spor ve hiflerinden hazırlanan süspansiyon sprey edilmiştir (Şekil 3.11). Petri kapları 10 gün süreyle 20 °C „de 12 saat ışık altında inkubasyona bırakılmıştır (Şekil 3.12). İnkübasyon

(33)

süresi sonunda yaprakçıklardaki hastalık şiddeti saksı denemelerinde kullanılan Falloon ve ark. (1995)‟nın 0-10 hastalık skalasına göre yapılmıştır, hastalık oranları % olarak ifade edilmiştir.

Şekil 3.11. Bakteri süspansiyonun yaprakçıklara uygulanması ve yaprakçığın petriye yerleştirilmesi

Şekil 3.12. Uygulamalardan sonra yaprakçıkların iklimlendirme dolabında inkubasyona bırakılması

(34)

4. BULGULAR 4.1. İn vitro Testler

4.1.1. Biyolojik Mücadele Ajanlarının Alternaria solani Misellerine Etkisinin Belirlenmesi

Bakteri izolatlarının A. solani miselleri üzerine olan etkilerini gözlemlemek amacıyla yapılan çalışmada, inkubasyona bırakılan ortamlarda, muhtemel biyokontrol bakteri ajanlarının fungus üzerinde antibiyosis ve hiperparazitizm etkiye sahip olup olmadığı gözlemlenmiştir.

Yapılan gözlemler sonucu; 190 adet bakteri izolatı içerisinde 167 adet bakterinin A.

solani hastalık etmenine karşı hiçbir etkiye sahip olmadığı, fakat 23 adet bakteri

izolatının A. solani‟ye karşı antibiyosis veya hiperparazitizim etkiye sahip oldukları belirlenmiştir. A. solani’ ye karşı etkili olduğu gözlemlenen bakteri türleri, etki mekanizmaları ve oluşturdukları inhibisyon zon ölçümleri Çizelge 4.1‟de verilmiştir. Çizelge 4.1. Alternaria solani’ye etkili olduğu gözlemlenen bakteri türleri, etki

mekanizmaları ve zon ölçümleri

Suş kodu Tür adı Etki mekanizması Ortalama Zon

Ölçümü (mm)

İK–159 Bacillus subtilis Antibiyosis 9,35

İK-146 Brevibacillus brevis Antibiyosis 9,65

İK–88 Cellulomonas turbata Antibiyosis 10,35

İK–164 Bacillus lentimorbus Antibiyosis 12,35

İK–22 Bacillus coagulans Antibiyosis 12,4

İK–89 Bacillus coagulans Antibiyosis 13

İK–34 Bacillus cereus-GC subgroup A Antibiyosis 13,35

İK–104 Bacillus amyloliquefaciens Antibiyosis 13,45

İK–178 Brevibacillus agri Antibiyosis 13,5

İK–16 Burkholderia cepacia Antibiyosis 14,4

İK–132 Bacillus lentimorbus Antibiyosis 14,6

İK–36 Paenibacillus macerans-GC subgroup A Antibiyosis 14,95 İK–81 Micrococcus luteus-GC subgroup C Antibiyosis 16,05

İK–57 Brevibacillus laterosporus Antibiyosis 16,45

İK–55 Paenibacillus apiarius Antibiyosis 16,65

(35)

Çizelge 4.1. Alternaria solani’ye etkili olduğu gözlemlenen bakteri türleri, etki mekanizmaları ve zon ölçümleri (devam)

Suş kodu Tür adı Etki mekanizması Ortalama Zon

Ölçümü (mm)

İK–91 Bacillus pumilis –GC subgroup B Antibiyosis 18

İK–145 Burkholderia pyrorocinia Antibiyosis 20,25

İK–147 Pantoea agglomerans Antibiyosis 21,05

İK–174 Serratia marcescens-GC subgroup A Hiperparazitizm 23,75

İK–92 Bacillus subtilis Antibiyosis 26,6

İK–150 Erwinia chrysanthemi Antibiyosis 27,55

İK-139 Bacillus licheniformis Antibiyosis 31,3

Çizelge 4.1 incelendiğinde; çoğu bakteri izolatının A. solani’ye karşı çok az antagonist etki gösterdiği, 9-31 mm arasında değişen inhibisyon bölgesi oluşturdukları görülmüştür (Şekil 4.1). 31,3 mm‟lik bir inhibisyon bölgesi ile İK-139 suş kodlu Bacillus

licheniformis bakteri izolatı ise fungusa karşı çok kuvvetli antagonist etki göstermiştir.

Etki mekanizması bakımından ise bakteri izolatlarının daha çok antibiyosis etki gösterdikleri görülmüştür. Sadece İK–174 suş kodlu Serratia marcescens-GC subgroup

A bakteri izolatının A. solani’ ye karşı hiperparazitizm etki gösterdiği ve 23,75 mm‟lik

bir alanda fungus misellerinde ölüme sebep olduğu ve aktif miseller üzerinde izolatın gelişimine devam ettiği gözlemlenmiştir. Ayrıca yine Bacillus subtilis, Burkholderia

pyrorocinia, Erwinia chrysanthemi gibi bilinen bakteri türlerininde hedef patojene karşı

(36)

İK-16 İK-22 İK-34 İK-36 İK-55 İK-57 İK-81 İK-83 İK-88 İK-89 İK-91 İK-92 İK-104 İK-132 İK-139

Şekil 4.1. Bakteri izolatlarının (İK-16, 22, 34, 36, 55, 57, 81, 83, 88, 89, 91, 92, 104, 132, 139) Alternaria solani ile ikili kültürlerinde oluşturdukları inhisyon bölgeleri

(37)

İK-145 İK-146 İK-147 İK-150 İK-159

İK-164 İK-174 İK-178

Şekil 4.1. Bakteri izolatlarının (İK-145, 146, 147, 150, 159, 164, 174, 178) Alternaria solani ile ikili kültürlerinde oluşturdukları inhisyon bölgeleri (devam)

Referanslar

Benzer Belgeler

Amaç: Bu çalışmada, 15–25 yaş arası madde bağımlılığı tanısı alan gençlerin cinsel yolla bulaşan hastalıklar (CYBH) ve aile planlaması (AP) konularındaki

EEG-EA grubundaki EEG’lerin 10’unda (%3,4) fokal epileptiform anomali, 6’sinde (%2,2) NKSE, 2’sinde (%0,8) klinik ve elektroensefalografik nöbet kaydı, 1’inde

The patients using 6 mm wedge insole had statistically significant improvement in VAS at rest (p=0.03), standing (p=0.02), walking (p=0.01), total WOMAC (p=0.001) and all subscales

The aim of this study was to investigate the effects of alone and combined dietary use of coated calcium butyrate (CCB) with three important natural antioxidants; vitamin

Unlike the status seeking a la relative wealth in which the catching up depends on the share of two classes, whatever the share of two classes in the economy and whatever their

Siegfried Oberndorfer 1933’de, Münih Patoloji Enstitü Müdürlüğü’nden İstanbul Tıp Fakültesi’ne genel patoloji ve fizyopatoloji hocası olarak gelmiştir.. 1944’te

Birinci sınıf öğrencilerin sosyal uyumu dördüncü sınıf öğrencilerine, dördüncü sınıf öğrencilerinin kişisel uyumu birinci^&ffnf öğrencilerine oranla

Ortalama oda fiyatı bağımlı değişkeni konaklama tesislerinin konuklara sunduğu hizmetleri ve tesislerin sahip olduğu çeşitli donanımları ifade eden 44