• Sonuç bulunamadı

Ortaçag Arapçasında Tazmîn: “Örtük Anlam”1 / Tadmīn “Implication of Meaning” in Medieval Arabic

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Ortaçag Arapçasında Tazmîn: “Örtük Anlam”1 / Tadmīn “Implication of Meaning” in Medieval Arabic"

Copied!
16
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)ÇEVİRİ. Ortaçağ Arapçasında Tazmîn: “Örtük Anlam” 1. Andrian GULLYa a. Exeter Üniversitesi, İngiltere. Çev. Ömer KARA Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Öğretim Üyesi, Erzurum, TÜRKİYE/TURKEY [email protected]. ÖZET Bu makale, ortaçağ Arap edebiyatındaki tazmînin (örtük anlam) önemini değerlendirecek; aynı zamanda bugünkü dil için anlamını aksettirecektir. Terim hakkında özellikle ilginç olan husus, sadece bir kısım nahivciler tarafından değil, aynı zamanda bir çok belağat ve usûl alimi tarafından kullanılmak sûretiyle çok önceleri kullanımının bütünüyle yerleşmiş olmasıdır. Tazmînin bu çalışma tarafından dile getirilecek çok daha önemli bir yönü ise onun öteki nahiv ve belağat araçlarıyla ilişkisidir. Anahtar Kelimeler: Tazmîn, mananın gizlenmesi, ortaçağ Arapça literatürü ABSTRACT This paper assesses the importance of tadmin, “implication of meaning,” in medieval Arabic literature, and also reflects on its significance for the language today. What is particularly interesting about the term is that once its usage became fully established it was employed not only by some of the grammarians but also a number of scholars of rhetoric and legal theory. A further important aspect of tadmin addressed by this essay is its relationship to other syntactic and rhetorical devices. Key Words: Tadmin, implication of meaning, medieval arabic literature. S. Journal of Islamic Research 2014;25(1):39-54. emantik ve bir dereceye kadar da gramatik fenomen olarak tazmîn kavramı, Batılı bilim adamlarının çok nadir dikkatini çekmiştir. 1934 yılında Mısır Arap Lisan Akademisi, (bundan sonra ALA şeklinde kıs-. Bu makalenin ana noktaları, esas itibariyle Kahire Amerikan Üniversitesi’nin 1994 yılı Aralık ayında düzenlediği International Conference of Linguistics’te sunulmuştur. - (Makalenin orijinal ismi, “Tadmin, ‘implication of meaning’ in medieval arabic” olup Journal of the American Oriental Society, vol. 117, no: 3 (Jul.-Sep., 1997), s. 466-480’de yayınlanmıştır. Yazar, makaledeki Kur’ân âyetlerini ve meallerini Arthur Arberry’nin The Koran Interpreted adlı çevirisinden almıştır. Büyük bir olasılıkla Arberry, âyetlerin tertibinde Flügel’in tertibini kullanmaktadır. Yazar da ondan aynen almaktadır. Bu yüzden de âyet numaraları Kur’ân’ın tertibiyle bazen uyuşmamaktadır. Bu yüzden biz, -farklılaştığı yerlerde- yazarın numaralarını aynen bırakmakla beraber köşeli parantez içerisinde Kur’ân tertibindeki âyet numarasını ayrıca verdik. Son bir nokta, yazarın tazmîn kavramı için kullandığı “implication of meaning” ibaresinin terimsel tam karşılığını vermede son derece zorlandık. Terimin çift boyutlu yapısıyla anlamının ne olduğu tanım düzeyinde tam olarak anlaşılsa da, İngilizcesinin anlamlandırılması ve Türkçesinin terimleştirilmesi o kadar kolay değildir. Yazarın “implication of meaning” ibaresine, “anlamın dolaşıklandırlması; dolaylanması, karmaşıklığı, iması, örtülmesi” gibi farklı bir çok literal anlam verilebilir; ancak özellikle yazarın ele aldığı çeşit dikkate alınarak ve de kelimenin “kendi anlamından dışında ötekinden devşirdiği anlamı kullanması”ndan hareketle başlıkta literal düzeydeki çeviri (anlamın örtülmesi) yerine, Türkçe terimleştirme adına “örtük anlam” veya “dolaşık anlam” şeklindeki tercümeyi yeğledik. Metin içerisinde yer yer bu terimleştirmeyi, yer yer de öteki anlamları kullandık. Ayrıca yazarın latinize ettiği Arapça metinlerin aslını vermeye çalıştık. Çev.) 1. Copyright © 2014 by İslâmî Araştırmalar. Journal of Islamic Research 2014;25(1). 39.

(2) Andrian GULLY. ORTAÇAĞ ARAPÇASINDA TAZMÎN: “ÖRTÜK ANLAM”. altılarak kullanılacaktır.) sadece ilgili terimin bir kısım karmaşıklıklarını çözmek için değil, aynı zamanda linguistik bir kategori olarak meşruiyyeti ve Arap dilinde gelecekteki kullanımı için ana hatlarını kurma teşebbüsü içerisinde tazmînin tartışmasına hatırı sayılır bir zaman ayırmıştır. Bu ana kadar, ilgili terimin önemi, Stetkevych (1970: 13, dipnot: 36), Monteil (1960: 167 vd.), Wehr (1943: 24, 33) tarafından üstünkörü bir biçimde ve Massignon (1954: 14-16) tarafından ise daha detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Massignon, her ne kadar dikkatini terimin fiilî kullanımından daha çok etimolojik anlamına tahsis etmiş ise de, ALA tarafından tartışıldığı şekliyle, terimin temelde ortaçağ algısının tartışmasına dayanan tazmînin sekiz temel izahını anahatlarıyla sunmuştur. Massignon’un tazmîni “l’involution sémantique du concept” (kavramın anlamının dolaşıklığı) (1954: 14) şeklinde anlaması, özellikle aydınlatıcıdır ve bu görüş, Gardet (1986: 70-72) tarafından, özellikle “istihrac, çıkarım” anlamındaki denk terimi tahrîc ile ilişkisi açısından İslam düşüncesinin diyalektik “çift-kutupluğunun” bir parçası olarak geliştirilmiştir.2 Bu çalışma, ortaçağ nahivcilerinin, belağatçilerinin ve hatta usûl-i fıkıhçılarının tazmîn teriminden tam olarak ne anladıklarını test etmeye gayret edecektir. Ayrıca bugünkü dil için tazmînin anlamı/ilgisi hakkında kısa bir değerlendirme yapılacaktır.. ilgili kavramla belli derecede zihni melekeye ve aşinalığa sahip olduğu kendisiyle anlaşılan ve kullanılan özel zevkli bir araç saymaktadır (Hasâis, 2: 310).3. Bu arada şiir bilginleri, muhtemelen terimin zikredilmeye değer öteki iki önemli kullanımlarına daha bir aşinadırlar. Birinci tanım, -ki bunun, belki bu tartışmayla çok az ilişkisi mevcuttur.-, hicri üçüncü asrın sonlarındaki İbn Mutez’in Kitabü’lBedi’ adlı çalışmasında konumlandırıldığı gibi, “bir fikrin mısra sonunda bitmeyip birkaç mısra devam etmesi” (Van Gelder 1987: 28; Heinrichs 1969: 13. Krş. el-Cürcânî’nin tanımı, Ta’rifat, 62) şeklindeki tanımdır. Bununla birlikte, tazmînin şiirle ilişkili öteki kulanımı, özellikle ilginçtir. Bonebakker, bunu “katma-birleştirme” olarak çevirmekte; daha açık olarak ise “bu, çok meşhur bir atasözünün/meselin veya şiir mısrasının bir kişinin kompozisyonunda birleştirilmesine ve şiirin bu mısrasında geçen ilgili kelimelerden birinin farklı bir anlamda (italik bana aittir) (1966: 86) kullanılmasına dayanmaktadır.”4 diyerek tavsif etmektedir. Şimdi, çok geniş bir perspektifle, nahivcilerin tazmîn anlayışının, ya özel bir bağlamda kullanılan bir diğerinin manasını hatırı sayılır bir şekilde değiştiren ve farklılaştıran ama kendi manasını etkilemeyen bir fiile (veya bazı durumlarda bir edat veya isme) ya da normal şartlarda geçişli olmamakla birlikte bir edatla geçişlilik kazanan bir fiile dayandığını kısaca göreceğiz. (Tahânevî, Istılahat, 4: 896). Mamafih, terimle ilgili olarak, belli bir fiilin zıt anlamına göre açıklanmasını ifade eden Kûfeli dilcilere ait bir görüş daha mevcuttur ki bu, özellikle. Tazmîn teriminin tercih ettiğimiz çevirisi, “mananın örtüklüğü” (Krş. Monteil’in “contenu implicite” (örtük içerik) [1960:168]) olacaktır. Arap dilinde semantik evrimin/ gelişimin üç anahtar unsuru olan kıyas, mecâz ve tazmîn’i tartışırken, Monteil, sonuncusunu (tazmîni) üç kavramdan en yerli/aslî Arapça bir kavram olarak tasvir etmektedir. Ortaçağ edebiyatında bu görüşü haklı çıkaracak yeterince kanıt bulunmaktadır; örneğin İbn Cinnî (ö. 392/1002), bunu, bir kişinin. 3 İbn Hişâm da, bunu hitabınn inceliklerinden (mulah) biri olarak kabul ederken, (Muğnî, 2: 685), İbn Kayyim, İbn Cinnî’yle aynı görüşü paylaşmaktadır (Beda’i’, 1. 21). İbn Cinnî, bir fiilin, edat değişimiyle başka bir fiilin anlamıyla gelmesi şeklindeki bu fenomenin, dilde tek anlamlı (=müteradif) iki kelimenin varlığını inkar eden kişilerin görüşlerine karşı kuvvetli bir kanıt olduğuna işaret etmektedir. Bu mülahaza, daha ileri değerlendirmeyi gerektirmektedir ki, bu makalede daha sonra yapılacaktır. Şu an için, daha sonraki kaynaklar, onun örneklerinin bu kavramı temsil ettiğini kabul etmelerine rağmen, İbn Cinnî’nin tartışmasının hiçbir yerinde hiçbir türevi de dahil olmak üzere tazmîn terimini kullanmaması, önemlidir. 4 İbn Mu’tezz de, terimin bu anlamını kaydetmektedir (Bedi’, 64 vd.). Bunun şiirsel ilgisini takip etmeye hevesli okuyucu için başka önemli temel kaynak, İbn Reşik’in Umde’sidir (2, 84-92; 150-53). Mehren (1970: 138-40) de, tıpkı Vehbe ve Mühendis (1979: 61) gibi, bir şairin başka bir şairin bir mısrasını kendisine kattığında, kaynağını tasdik ettiğini farzedileceğini kaydeden önemli bir başvuru kaynağıdır. Tazmînin bir veya iki marjinal ilave tanımları için okuyucu, Ebu’l-Bekâ’ya yönlendirilmiştir (Külliyyât, 2: 229). Kışkırtıcı makalesinde, Gardet de, zıdd (zıt anlamlı kelime) ve “bağıntılı zıtlık” olarak tercüme ettiği mukâbel kavramlarını tartışmaktadır (s. 72). Massignon’a göre, (1954: 14), “L’involution arabe fait «virer» et «s’opaliser» le terme banal utilisé; comme la goutte de vin «oppalise» le verre de l’eau.” Diğer bir deyimle, bir kelimenin alternatif anlamı, “yeni hayat bulmuş” bir anlamı üretmek için normal bir terimin içselleştirilmesiyle (tazmîn) oluşturulur.. 2. Journal of Islamic Research 2014;25(1). 40.

(3) Andrian GULLY. ORTAÇAĞ ARAPÇASINDA TAZMÎN: “ÖRTÜK ANLAM”. yukarıda Bonebakker’in tanımladığı şekliyle tazmînle ilintilidir.. “Mananın dolaşıklanması” anlamıyla tazmîn teriminin Kûfeli nahivciler tarafından kullanılmaması, bu tartışma için esas teşkil etmektedir. Onlar, açıkça, “Mananın örtülmesi” anlamında tazmîn teribir edatın belli bir bağlamda aynı anlamı taşımak minin ilk kullanımının tarihlemesiyle ilgili olarak, şartıyla, bir başkası yerine kullanımının kabul edişairlerin nahivcileri ve belağatçıları terimi benimlirliği görüşünü benimsemektedirler. Dahası onlar, seme noktasında etkilediklerini veya tersini söyle(ev, sizin için) 

(4) & " ferah/ rahat oldu) ör6() $0 !2'$( mek çok zordur; hele hele tazmînin karakteristiği neğindeki gibi aslında geçişsiz olup geçişli olarak fii2'$( olarak kimliklendirilen dilin bir kısım özellikleri- ) 

(5) & " linin kullanılması# veya 0"# $%&'(2(evlere uğra" !( )

(6) 7tiplemenin " !  )    

(7)  ( nin, bazı(  durumlarda bir başka kategodınız.) -merre fiili normalde be harf-i cerini gerekrileri içerisinde tartışılması sebebiyle. İkincisi asrın tirmektedir- örneğindeki gibi de, bir edatla (harf-i sonları gibi erken dönemlerde Kûfî nahivci Fercerle) geçişli olması gereken bir fiilin edatsız olarak râ’nın (ö. 207/872), Kur’ân tefsiri bağlamında tegeçişsiz kullanılması örneklerini sadece “şiir zarurimden yararlandığını biliyoruz.5 Tazmînin Zeccâcî reti”nin ')#&*+ ,%&- bir olarak kabul 

(8)   : parçası 7 ( )   (ö. 337/949 veya 340/951) tarafından buradaki tarederler; aksi taktirde kuraldışı ( şâzz ) olarak değer'

(9)   )   &   '1.+$ tışma konusuna benzer anlamıyla kullanımı da, lendirirler (Mecma’, Mecelle, 185-86). Onlar, bir fiiözellikle ilginçtir; çünkü o daha ezoteriktir/özeldir; lin (veya türevlerinin) vazi/hakiki olmayan İbn Serrac’ın (ö. 316/928) kullanımından farklılık anlamının , fiilin '#,    ) # '.*/0&1234*' $  bizzat kendiarzetmektedir. Terimin bunlarda ve ( '  "! ('560( 

(10) (

(11) 

(12)  imkân dahisindeki bir (anlam) genişlemesi )  560( 

(13) (

(14) 

(15)  ) unsurundan linde öteki çalışmalarda geçişinin detaylı bir anadaha# çok bir edatın bir başkası yerine kullanımdan   ! (

(16)  # &    lizi, mamafih ileri bir araştırmayı gerektirmekkaynaklandığına inanmaktadırlar. Başka bir detedir.6 yimle, onlar her bir edatın vazi anlamdan daha başka anlamlara sahip olduklarını benimsemektedirler NAHİVCİLERİN VE (Mecma’, Mecelle, 184). Bu yüzden, “memnun BELAĞATÇILARIN TAZMÎN ANLAYIŞI 0

(17) )  )  2  0./#2" $& olmak/razı olmak” anlamındaki raziye” gibi şiirin '3

(18) !#  ) 

(19) &

(20)  bir fiil, örneğin bir! 0&1+7  ( 048 .9: ;1/ <= '3

(21) !#  Bu makale, bazı açılardan, bağlaçlar (özellikle de (Kuşeyr kabilesi benden razı olduğunda) mısrasında  '3

(22) !#  (  ) 

(23) &

(24)   (( ) 

(25) &

(26)  "$ ) 

(27)  ) edatlar) arasındaki eşanlamlılık veya daha özel olaolduğu gibi, normal kullanımı olan an” yerine “ (( ) 

(28) &

(29)  "$ ) 

(30)  )  0>:2 # 0 rak birbiri yerine kullanımı (niyâbe) sorunun tartıalâ” edatıyla kullanıldığında Kûfeli nahivciler, 2 # 039: 2 şıldığı yerdeki Gully’nin (1994) görüşlerinin mantiki normalde 7 # 

(31)  &34 . $)  9.# " ! alâ harf-i ceriyle geçişli olan “kızmak/ bir uzantısıdır. Belki de bu, mevcut araştırmanın memnun olmamak” anlamındaki sehita  '?@6 zıd#  anahatlarını göstermenin emin avantajlı noktasıdır. dıyla uyumunu gözeterek alâ ziddih. /bunu 39: haml B'C 8 zıddına haml) kategorisine sok    'A/ 39: B'C . maktadırlar. Aynı şekilde bir fiilin (veya ismin) bir ")(()   <#!   '#( ! ( Me’ânî, 2: 140. Bu kullanımın bağlamının gramatik olduğu kaydedilmelidir. başkası yerine doğrudan kullanılmasını ise haml alâ ")(()   <#!   '#( ! ( Yani, bir kişi, “inna la nudiu” ifadesini “innellezine amenu ve amilü”nün” nazirih 'A&1-D 39: B'C benzerine haml) olarak de(Şüphesiz inananlar ve salih amel işleyenler) (14. sûre, 96. âyet) fe edatının de laletiyle (fe tuzamminu’l-fa) izmâr edilmesine (tuzmar) dayanarak şartın cev )  &   '=>?$$@   Cinnî, Hasâis, 2: 311).9 ğerlendirmektedirler (İbn abı (ceza) olarak, yani fe inne şeklinde tefsir edebilir. Bu yüzden, burada terimin kullanıldığı anlam, bu makalede tartışılan ana konudan birazcık farkÖte Ayandan # bunun 

(32) 

(33)  aksine,  ($ Basralı %(  nahivciler, . $ 0./2   #   lılaşmaktadır. fiilini aynı anlamı taşıyan ve aynı harf-i ceri alan Örnek olarak bkz. İbn Usfur (ö. 669/1270), Şerh, I. 304; 322-23; İbn Serrac, Usûl, I: 48, 63, 70; 2: 112, 267, 359. Bu referanslardan dolayı Kahire Amerikan atafe fiilinin manasına delalet        . 

(34) eder şekilde Üniversitesindeki Zeyneb Taha’ya teşekkür ediyorum. İbn Faris (ö. 395/1004) 5. 6. de, tazammene fiilini mananın delaleti anlamında kullanmaktadır (Sahibi, 204). 7 ALA’nın üyeleri tarafından ortaya konan bu konu ve bunun tazmînle ilişkisi konusundaki tartışmalar hakkındaki bu son keşfim, ortaçağ literatüründe sunulduğu şekliyle bu konunun çok önemli olduğunun altını çizmeye hizmet etmiştir (Özellikle bkz. Mecma’, Mehâdir, [iii] ve [iv]). Ortaçağ dilbilimcileri arasında tazmîn hakkındaki detaylı tartışmanın büyük bir kısmı, bir formdan veya bir başka formda yerine kullanıma çokça maruz kalan edatlarla ilgili bölümlerde gerçekleşmektedir. Örnek olarak bkz. Uleymî, Hâşiye, 2: 3 vd. Bu ise, tazmîn uygulamasının ta’alluk ([sentakstik-] semantik ilgi) yani fiil ile edatı arasındaki ilişkiyle çok yakın ilgisi gerçeğinden dolayıdır. Özellikle bkz. Batalyevsi, İktidab, 2: 287-88..    

(35)    

(36) 

(37) 

(38) . 8 Krş. Suyûtî, Eşbâh, 2: 195. Suyûtî, aynı örneği hamlu’ş-şey’ alâ nakîzih olarak isimlendirilen kategoriye katmıştır. 9 Tekabül veya benzerlik (müşakele) kavramı burada özellikle önemlidir. Örneğin İbn Cinnî, el-haml ale’n-nazir/’z-zıd’ın Basralıların isti’âre (ödünç alma) veya mecâz-ı mürsel (sınırsız mecâzî kullanım) ile yaptıkları şeyle bir ilgisi olmadığını; daha çok bunun bir ifade benzerliğinden ibaret olduğunu benimsemektedir. Bunun için bkz. Mecma’, Mecelle, 183.. Journal of Islamic Research 2014;25(1). 41.

(39) Andrian GULLY. tefsir etmektedirler (Krş. İbn Hişâm, Muğnî, 1: 143).10. ORTAÇAĞ ARAPÇASINDA TAZMÎN: “ÖRTÜK ANLAM”. İbn Hişâm’ın iletişimsel anlamını 

(40) *.& ta ,      nımıyla ilişkili alakalı bu özel+%

(41)  al   % olarak '(  tazmîn 2le'(     %

(42) . gıyı özetleyecek olursak, burada üzerinde Kûfeli dilcilerin bu bağlamda tazmîn terimini konuşulan konu, “şart” ve “soru” isimlerinin, sadece kullanmamayı tercih etmelerinin önemli bir başka isim olarak anlamları değil, aynı zamanda söz kosebebi, bir kısım isimlerin bazı edatların anlamını nusu kategorilerin (soru ve şart) edatlarının yüklü deruhte ettiği şeklindeki önceki kullanımla çelişolduğu anlamı da taşıma yetenekleridir. Soru dumeden kaçınmaktır. Bu noktada İbn Hişâm’ın (ö. rumunda bunlar, hemze tarafından ifade edilen 761/1359) tazmînin iletişimsel anlamının (faide) soru anlamını deruhte ederken, şart isimleri de in tanımlarından birini sunmak dikkate değerdir. O, gibi şart edatları tarafından ifade edilen şart anlatek bir kelime, iki kelimenin gücünü taşıdığında mını üstlenmektedir.13 Tazmînin bu yönünün, gra3& 

(43)   

(44)  (Muğnî, 2:530),11 onun merciler ve belağatçiler tarafından onun belli bir.

(45) )  &   

(46) %

(47)  +

(48) % (tazmînin) gerçekleştiğini kaydetmektedir ki, bu bağlamda bir fiilin ötekini değiştirebilirliği şeklinşart ve soru isimleriyle örneklendirilmektedir. Örden daha az bir şekilde tartışıldığını söylemek neğin, belirsiz

(49)  bir isim 

(50)   2 gibi olma yete  

(51)  5

(52)  &  

(53) ( doğru olsa da, bu, söz konusu tartışmanın hala en 8 ”   

(54) 9 '

(55)  &  neğine sahip olan mâ edatı, 7 98 (o+ nedir?) 98 +  

(56) 9 '

(57)  &  +    &   6 + 7/  önemli özelliğidir. Bu noktada   İbn Hişâm’ın Muğ .   2 7 2  8. !"  +

(58) %  .  örneğindeki “hangi şey” +

(59) % anlamın gibi !"  +

(60) %.       nî ’deki tanımı, potansiyel olarak sapmadır; çünkü  :delalet  40;etmektedir  2

(61) 

(62) 

(63)  2'

(64)  daki soru edatının anlamına bu tanım, bir kelimenin, iki kelimenin anlamını ta(Muğnî, I: 298). İlk gramercilere göre, tazmîn; şart şıdığı şeklindeki yargının öteki tüm muhtemel veya soru isimlerinin durumunda olduğu gibi, açıklamalarını kapsamamaktadır. Bu yüzden, biz, bir edat vasıtasıyla elde edilen bir anlamı yüklengeçici olarak, onun orijinal tanımının, daha çok temek sûretiyle anlamlı bir ismi tasvir etmek için rimin gramatik çağrışımlarını (yananlamlarını) hekullanılırdı ki bu, sarf yapısının temellerinden saba kattığını; “onların (=linguistlerin) bir ifadenin, (Hafâcî, Tırâz, 19). Bundan do  

(65)   #$%& 'biridir 

(66) 

(67)   = başka bir ifadenin anlamına sahip olduğu; bu yüzlayı, onlar, örneğin şart ismi ’nün, şart edatı '

(68)  &

(69) 7(83

(70)   *%++

(71) '

(72)  &

(73) 7(83

(74)   den de statüsünü ona verdiği şeklindeki telkinlein (‫ )إن‬anlamına delalet etmesinden dolayı çekim     +) (+%&%%    

(75) 

(76) >&

(77) 

(78)  rine” (   

(79)  )( siz olduğunu benimsemektedirler. Diğer bir de(Muğnî , 2:   685)14 göre tazmîn için bir tanım üretti 

(80) 

(81)     

(82)   3 

(83)  

(84)  yimle, vazedildiği zarf anlamına ilaveten haysü, ğinde, belağatçılar ve usûlcüler tarafından anlaşılnormalde bir edat olarak taşıdığı nisbi bir anlama dığı şekilde tazmînin semantik çağrışımlarına sahiptir ki, bu durumda şart unsuru, 

(85) *+, $- 6

(86) %%

(87) %

(88) %%

(89) % başvurduğunu; bunun ise sonraki bir olay olduğunu 

(90) 4 in ifadesiyle taşınmıştır.12 öne sürebiliriz. Tam bu noktada, o aynı zamanda, ilk kullanımlarına yani bir kelimenin, iki kelimeEzheri’ye (Tasrih, 1: 15) göre, Ebu Ubeyde (ö. 207/822 veya 213/828), bu örnekte raziye fiilinin, ekbele alâ (bir şeye yönelmek; önem vermek) anlamıyla geçtiğini nin hükmünü taşımasına (  ! "#  $ ! %# ) 

(91)  

(92)  

(93) öne sürmektedir (Krş. Batalyevsi, İktidab, 2: 266. Batalyevsi, alâ edatıyla geçmesinden dolayı, burada raziye fiilinin geçişli olduğunu; bunun sebebinin ise, akbeltü benzer bir tarzda tazmîn in iletişimsel anlamını tas 

(94) 

(95)  aleyhi bi vüddi denildiğinde, razitü anh (ondan razı oldum) anlamının kastedilmesi vir etmektedir. gibi, er-rızanın (beğeni, tasvip) anlamının ikbal olduğu olduğunu kaydetmekte10. dir.). Bu ilişkideki ilginç yön, Ebu Ubeyde’nin bu tekabülü karşılamak için tazmîn terimini kullanmamasıdır: Bu yüzden, biz, kesin bir kanaatla, tazmînin “mananın gizlenmesi”ne işaret eder şekilde kullanımının, bu tür bir erken dönemde geçmediğini söyleyebiliriz. Terminolojiyle ilgili bir not olarak, öteki ortaçağ yazarları “x, y anlamıyla geçmektedir” ibaresini kullanırken, Ebu Ubeyde’nin başka yerlerde, onun şimdilerde kendisiyle meşhur olduğu bir ifadeyi (Heinrichs, 1981: 120-21 özellikle) yani bir ifadenin mecâzı= ötekinin mecâzı ibaresini kullanmasıdır. Bununla birlikte, tazmîn bağlamında, onun terminolojik tercihi, daha bir kayda değer olmaktadır. Örneğin biz, Beydâvî’nin (Envâr, 1: 303) 7. sûrenin 105. âyetindeki “hakikun aleyye en la ekule…” (bir şey söylememek bana yakışır) hakik kelimesini hasir anlamına delalet eder şekilde tasvir ederken, Ebu Ubeyde’nin aynı tefsiri, mecâzühu mecâzü haris (Mecâz, 1: 224) şeklindedir. Bununla birlikte, bir başka yerde, Ebu UBeyde sonraki bilim adamlarının muhtemelen tazmîn örneği olduğuna işaret ettiği iki fiili karşılaştırırken eyy (yani) terimini kullanmaktadır: Örneğin 2. sûrenin 187 âyetinde, “er refes (kadınla ilişkiye girmek); eyy el-ifda” yani el-ifda ile aynı anlama sahiptir demektedir (Mecâz, 1: 67). 11 Bu özel tasvir, daha sonra göreceğimiz gibi, muğlaktır. 12 Tüm bunlar için bkz. Mecma, Mecelle, 183. Bununla birlikte İbn Hişâm’a göre, haysü’nün irap edildiğini iddia eden kişiler de mevcuttur (Muğnî, 1: 131). İsbir ve Cüneydi (1981: 786), ilk gramercilerin, bazı isimlerin irap edilmez olduğunu keşfettiklerinde, bu fenomeni edatlara benzeyişine hamlettiklerini teyit etmektedir.. Tazmînin, sonraki algısının bir habercisinin, Ebu Ubeyde ve Müberred’in de aralarında bulunduğu dilciler tarafından sarih bir şekilde tespit edilen “bir mef’ulün diğerine atfı”. Ebu’l-Bekâ’nın kriterine göre, bu, bir ifadenin başka bir ifadeye delalet etmesi (tazmînu’l-lafz lafzen aher) tipi olmaktadır (Külliyyât, 2: 26. Krş. Zemahşerî, Keşşâf, 3: 132). Kuşkusuz bu tip, bir ifadenin öteki ifadenin anlamına delalet etmesi (tazmînu’l-lafz ma’nâ lafzin aher) tipinden hatırı sayılır derecede farklı bir kategoridir. Bu son kategori, bu makalede, daha sonra biraz detaylıca tartışılacaktır. 14 Fiilin (fiil) tercihinde İbn Hişâm’ın lafz (ifade) teriminin kullanılması kararı, bu ayrımın, tazmînin de isimlerle gerçekleştiği bilgisi için temel olduğunu savunan Hafâcî’nin (ö. 1069/1659) görüşleriyle de desteklenmektedir (Tırâz, 19). 13. Journal of Islamic Research 2014;25(1). 42.

(96) Andrian GULLY. ORTAÇAĞ ARAPÇASINDA TAZMÎN: “ÖRTÜK ANLAM”. bir şeye benzetilmiştir (Zemahşerî, Keşşâf 2: 546). Burada bunun, Basralılar tarafından bir tazmîn örneği olarak değerlendirilmediğini kaydetmek önem arzetmektedir.1. 

(97)  , (

(98) &'  ( )' *+( ,'-) kategorisi olduğunu

(99)  öne sürmek için bir   

(100)   

(101)   kısım deliller. mevcuttur. Bu kategori içerisinde, aşağıdaki (dişil çoğul) kaşla     * '. /-'0' 1-,, [Biz, (   ( ) 

(102)   8 

(103)  )kalem/ 

(104)  

(105)    rımıza ve gözlerimize sürme çektik.] şiir mıs2) Bir fiil veya onun dengi, “ödünç alınacak” rasına benzeyen örneklerde fiilin anlamı ikinci bir edatın bulunmaması durumunda, ilk anda akla mef’ulle uyuşmadığında(

(106)  (krş. *2 '. 324' 5 !6,       

(107)    gelmeyecek bir )  anlamı yüklenecek kadar “genişleekmek ve sütü yedim), temel bir fiilin iki mef’ulden $   yebilir.” 

(108) 

(109)  

(110)   

(111) şekliyle   Bu durumda orijinal (tevessa’a)  ikincisine atfına izin verilmemiştir. Bununla kalan bir mef’ul almayan (geçişsiz olan); fakat özel birlikte, eğer fiil, semantik spektrumu iki mefulle bir edatla geçişli olan bir fiil, bu durumda geçişsiz çerçevelenmiş bir fiilin manasına delalet ederse, bir fiille aynı şekilde istimal edilir. Alternatif olabu caizdir; yani âmilin (âmil) iki matuf öğede rak, bir fiil, aynı zamanda, orijinal olarak bir meful amel edebileceği bir manaya delalet etmesi alacak (yani geçişli olacak) şekilde veya söz söyleme durumsanatı (belagat) kurallarına göre, ödünç alma süre   ( 9'  ( : ;  7' 8) 

(112) 

(113)   larında, caizdir: Böylece, söz konusu şiirde, cinin bir parçası olmayan bir edatla “genişleyebi 

(114)  *1-,, *  = < =  ; <  ,(  () . 9'  ( : ;  7' 8 lir.” Bu genişleme süreci, Basralıların tazmîn olarak fiili, =<=; (dişi çoğul), süsledik] 

(115)  *1-,, * , * < ,( [Biz,  ()  isimlendirdiği şeydir (Mecma, Mecelle, 185). İbn anlamına delalet eder şekilde tefsir edilmektedir 

(116) 

(117) 

(118) (7  Hişâm, bu son tipe “bir fiilin, bir edatla geçişililik (Mecma, Mecelle, 185). kazanan başka bir fiilin manasına delalet etmesi” Edatların birbiri yerine kullanımı konusunşeklinde 

(119)  işaret ederken, veciz bir şekilde sun-  )%   7 ' 

(120) -bunu /   / 

(121)     daki Basralı dilcilerin kabul ettiği görüşün, Kûfeli maktadır. (Muğni, 1:111) [Biz /  

(122)  '  2# - % /,$  dilcilerinkinden hatırı sayılır bir şekilde farklılık çoğul) deniz suyunu örneğinde olduğu " ,

(123)  (dişi    $  (içtik]      arzettiği görülmektedir. Çünkü ilk grup (Basralışeribe #-fiilinin, gibi. Bu bağlamdaki 7“birisilar), bir edatın sadece bir vazi (benimsenen resmi) susuzluğunu gidermek” gelen ve “‫”ب‬ #  % (   -nin' ( ) anlamına #-  

(124) '' anlama sahip olduğuna inanmaktadır. Bunlar, bu edatının eklenmesiyle geçişli olan geçişsiz fiil rekonuda üç temel görüşü benimsemektedir (Bkz. viye (ِ ‫ )روي‬fiilinin anlamına delalet ettiği bazı kimGully 1994: 40-41). seler tarafından kabul edilmektedir. 1) Edatların mübadelesi (değiş-tokuşu), sadece Burası, belki usûlcü İbn Kayyim el-Cevibarenin (lafz) tefsirinin, tıpkı “ödünç alma”da (isziyye’nin (ö. 751/1350) konuya yaptığı değerli katti’âre) olduğu gibi, orijinal olarak fiilin kendisiyle kının zikredilmesi gereken en münasip yerdir. İlk geçişli olduğu bir edatın anlamıyla bir edatın bir örnekte, o, Kur’ân’da kullanılan “rehberlik fiili geçişli yapmasına izin verdiği yerlerde (İbn etmek/yol göstermek” anlamındaki hedâ fiilinin şu Hişâm, Muğnî, 1: 111) meydana gelebilmektedir: üç tipten biriyle kullanıldığını tartışmaktadır: edatBu, tali ödünç alma (isti’âre-i tebeiyye) olarak geçişli$  . olarak;#"-edatıyla veya “‫ ”ل‬#  

(125) '% sız (,/  

(126) '"kullanımı '' )" isimlendirmektedir (Mecma’, Mecelle, 184). edatıyla (yani ).O,? buna,  "kullanımı $%&' " ?    '

(127)  7'  '  '   ( " $%&'     Bunun bir örneği, 20. Sûrenin 71. âyetindeki bilim adamları tarafından sık sık yanlış anlaşılan /'$  %   $$   hurmaların  !"

(128)    #

(129)      #(sonra $ sizi % &  ' ()   son derece nazik bir konu olarak işaret etmektegövdelerine asacağım)15 +, fî’nin alâ manasını    ödünç #dir.17 İbn Kayyim, bir çok edatla fiilin geçişli olduğu    '' ' '  - , # - almasıdır. Burada#- manasında geçme'  +, ' '     # $    ''   ' ()  mekte;   daha' çok birinin asılması, bir ağacın gövde$    '' ()  Krş. Batalyevsi (ö. 521/1127), İktidab, 2: 283. O, bir edatın diğeri yerine kullanımı sorunu konusundaki uzunca bir bölümde, bu konunun büyük bir kısmının, sine sabitlenmesi sebebiyle, bir  şeyde sabit

(130) mecâzlar 

(131)  " /"      0 1/! (mecâzat) ve isti’âreler (isti’arat) konusunda bir kavrama yeteneğine sahip olmayan kişilerin anlayışının ötesinde olduğu şeklinde değerlendirmektedir. duran birisine (İbn Hişâm, Muğnî, 1:)" 111)  benze-'İbn /  2  %

(132) /

(133)   # Kur’ân’daki hedâ fiiliyle ilgili sentakstik görüşlerin izahı da, Kayyim’in kaydedilmeye değerdir. O, bir fiil, bir edatın örneğin bu misaldeki ilanın  %

(134) /

(135)   )"  ' tilmiştir veya ağaca asılan / kişi, #- nin$ 3 orijinal )%4burada ilavesiyle geçişli olursa, ilgili fiil bu edatın anlamına; yani istenilen gayeye ulaşma (el-isal ile’l-gâyeti’l-maksûde) anlamına delalet eder. Aynı şekilde li   //5 6vazî ,  &7%     /" %

(136) /

(137)   anlamıyla) bir şişe/ kap içinde muhafaza edilen edatıyla, fiil, “istenilen şeye tahsis etme” (et-tahsîs bi’ş-şeyi’l-matlûb) anlamına 17. işaret eder. Bununla birlikte, eğer fiil, kendiliğinden geçişli olursa, bu durumda Kur’ân’ın Fatiha sûresinde geçen “ihdine’s-sırâta’l-mustakîm” (bizi doğru yola ulaştır) örneğinde olduğu gibi, bu edatların bildirme (et-ta’rîf), açıklama (elbeyân) ve ilhâm etme (ilhâm) gibi tüm anlamını kapsar. Bu örnekte, müslüman, Allahtan (o yolu) bildirmesini, kendisine beyân etmesini, ilhâm etmesini ve onun bilgisiyle kalbini doldurmasını ister. Bunun için bkz. Bedai’, 1: 21-22.. Bu makaledeki bu ve diğer tüm Kur’ân metin tercümeleri, Arberry’den (1980) alınmıştır.. 15. Journal of Islamic Research 2014;25(1). 43.

(138) Andrian GULLY. ORTAÇAĞ ARAPÇASINDA TAZMÎN: “ÖRTÜK ANLAM”. hedâdaki gibi durumlarda, fiilin, herhangi bir edabu kaynaktan içmeye istekli olacaklarını canlı tın eklenmesi sûretiyle öteki edatlarla sahip olduğu tutmak olsa gerektir. manadan ayrı bir anlamı yüklendiğine işaret 3) Basralı dilcilerin kriterlerinden üçüncüsü, etmektedir ki bu, kuşkusuz, her bir edatın kendibir edatın diğerinin yerine doğrudan geçirilmesi sine ait farklı anlamları tarafından tespit edilebilsûretiyle bir fiili geçişli veya geçişsiz yapmanın kuhedâ mektedir. Tabiatıyla, anlamdaki bu farklılık,     

(139)   

(140) 

(141)     

(142)  

(143)   raldışı olduğunu düşünmeleridir.  #/"$     gibi örneklerde değil, "#

(144) $ (onu istedim.) ve      ! Ortaçağ dilcilerinin, ettim.) gibi  olağanüstü %  !   "(ondan # nefret  

(145) 

(146)

(147) $   

(148)     .   tazmîn teriminin gramatik ve retorik kullanımları arasındaki açık farkı alörneklerde daha bir hissedilmektedir. O, bir edata    

(149) &

(150) 

(151)    

(152)   %  #' gılama dereceleri, kaynaklardan bütünüyle açığa ötekinin anlamını basit bir şekilde veren (Krş. Yuçıkmamaktadır. Örneğin, el-Hafâcî, yukarıda taskarıda Kûfelilerin görüşü tartışılmıştı.) gramerciler vir edilen her iki kullanımı; yani bir ismin edatın olarak isimlendirdiği kişilerle, bir fiile belli bir anlamını ifade etmesi ile bir ifadenin ötekinin staedatla bir anlam; başka bir edatla da başka bir tüsünü yüklenmesinin, gramerciler tarafından geanlam yükleyen Sibeveyh (ö. 177/793) ve onun ehliştirildiğini öne sürmektedir. Onun müteakip liyetli takipçileri (huzzâk) gibi dil uzmanları (fuifadelerinden çıkarılan husus, terimin, belağatçılar kahau ehli’l-arabiyye) arasında çok önemli bir ve usûlcüler tarafından geliştirilen farklı kullanımayrım yapmaktadır. Diğer bir deyimle, onlar, bir larının, standart tanımın farklı tefsirlerinden öte edatı bir başkasıyla değiştirmekten ziyade bir fiile, diğer fiilin yüklü olduğu anlamı yüklemektedirler bir şey değildir. Bu görüş, her ne kadar, geniş bir 

(153)  

(154)                 bakışla, Kûfelilerin yerine kullanım görüşüne, Bas  

(155)  #

(156)  

(157)   $ ralıların sanatsal kullanım (mecâz) görüşüne veya Şimdi, İbn Kayyim’in analizinin yukarıdaki beyâncıların hazf yorumuna göre açıklama farklıtartışmayla yakın ilgisi, 76. sûrenin 6. âyetindeki laşmaktaysa da, her ikisi fiilin (veya edatın) (antüm çalışmalarındaki açık tasvirlerinden görmek lamlarının) genişlemesinin (tevessu’) ana gayesinde mümkündür (Krş. İbn Hişâm, Muğnî, 1: 105): birleştikleri için, tazmîn-i nahvî   

(158)    ,8 ,9:$8 !     !

(159) "   " (bir #pınar ki, ondan Al    ile tazmîn-i  beyânî

(160)   

(161)  arasında bir  

(162)       " )  !!

(163) #"    " )  !!

(164) #"    lah’ın kulları içerler.). “‫”ب‬ harfi cerli fiiayrım olmadığını iddia eden   ALA tarafından destek                     

(165)  3 li, yukarıda aktarılan şiirin   mısrasında olduğu 19 lenmektedir. ALA’nın meşhur bir üyesinin tazmîgibi, aynı sebep için kullanılmıştır. İbn Kayyim, nin, nahvî ve beyânî görüşleri arasındaki açık ayrımı  !$%

(166) "        % ! '  !!

(167) """ ! fiilinin fiilinin anlamına geldisoruşturma girişimi, ALA tarafından reddedilmiştir      * )  #   $  #      * )  #   $  # ğine ve “‫ ”ب‬edatıyla geçişli yapıldığına; böylece (Mecma, Mehâdir, (i): 203; Mecelle, 194-95).20 de (aynı anda) biri doğrudan &

(168) '( $

(169)  , öteki  * )  #   $  # Suyûtî gibi bilim adamları tarafından yazılan.    #)( $           

(170)  $           

(171)  de ima yoluyla olmak üzere iki fiilin ansonraki ansiklopedik eserlerde tazmîn, ortaçağ lin

(172)  

(173) &  

(174)     ;   lamını yüklendiğine işaret etmektedir. Ona guistleri tarafından tanımlanan bir kısım başka gragöre, bu yöntemin gizliliği, kelimenin Arapçasımatik ve semantik fenomenlerle ilişkili olarak nın yeşrebü minha şeklinde okunması durudeğerlendirilmiştir. Bu makaledeki gelecek kısım,         munda, sulanmış   olma #*+

(175) $anlamını vermeztazmîn ile öteki kategoriler arasındaki ilişkiyi res     .         ken, ! şeklinde okunması durumunda %     $%

(176) "      .         medecek ve özellikle bunlar arasındaki farkların al   .    )  ! 

(177)    " # “manise, doğrudan içmek eylemine değil, sadece tını çizecektir.. )  ! 

(178)     delalet.

(179) .  tıksal " imalı” #,%-. $ anlamına eder. Bu  nunla      

(180)     beraber bu ikisinin bir kombinesini kullanmak sûretiyle, o aynı anda hem içmek hem Bu sonuncusu, özellikle de beyâniyyûn’un yorumu hakkında daha başka şeyler de söylenebilir. de sulanmak anlamlarını ifade eder.18 MuhtemelBir ayrımın lehine ileri sürülen argümanın, tamamen karinenin (ilişkili delilin) fonksiyonunun yorumuyla zıtlaşmasına dayandırıldığı görülmektedir. Vâlî’ye göre dir ki buradaki kasıt, Allah’ın sonsuz kapasitesine (ts.: 567), sentez/uzlaşı fikrini benimseyenler, yani usûlcüler, literal anlam ile mecâzî anlamlar arasında özel (mania) ilişkili bir delile (karineye) ihtiyaç duymailaveten, insanları için inananların aynı zamanda zlar. Bununla birlikte, beyâniyyun, zikredilen fiilin, yani hazfedilmeyen fiilin, 19 20. 18. sürekli bir şekilde, literal anlamını koruduğunu; ilişkili delilin (karinenin) ise hakiki anlamın murad edilmesi (irade) için bir engel teşkil ettiğini benimserler. Bu durumda, tazmînin, başka bir anlamı ima eden bir hakiki anlama sahip olduğu (hakika mulevviha li gayriha) kabul edilebilir.. Tüm bunlar için bkz. İbn Kayyim, Bedai’, 1: 20-22.. Journal of Islamic Research 2014;25(1). 44.

(181) Andrian GULLY. ORTAÇAĞ ARAPÇASINDA TAZMÎN: “ÖRTÜK ANLAM”. gerçekleşse de, “sentaksın restorasyonu” anlamındaki takdîrdir. Bu ikisi arasındaki temel farklarla ilgilenen tek bilim adamı İbn Hâcib’tir (Emâlî, 2: TAZMÎN VE EL-HAML ALE’L-MA’NÂ 825-26). Ona göre, tazmîn, metinde görünmemesi    !"# $% &!'"# (manaya haml) konusundaki gereken bir delalet edici varlığı (el-mutezammin)        bir

(182) 

(183)  bölüme, Suyûtî, “çekici ve kapsamlı bir bölüm”  gerektirmektedir. *

(184) % = &  P)@   Örneğin ismi, soru edatı

(185)   

(186)   !&!  , 2/191 vd.) olarak ()*+ (,-" ./#0 123(Eşbâh    ! 

(187)   &

(188)   .  &Q 

(189)  anlamına delalet ettiğinde, sonuncunun   ! 

(190)   &

(191)   .  &Q 

(192)  &Q  ! 

(193)   &

(194)   .   adlandırdığı bir tartışmayı) dahil  etmektedir. Her 

(195) ! ne  !' !

(196) ( 

(197) % 

(198)     ."% orada geçmemesi gerekir (Krş. İbn Ye’îş, [ö. * *9'%/ >+'?%<:1#":;@  kadar tazmîn kategorisine ait olarak nakledilen ör643/1245] Suyûtî, Eşbâh, 1: 102). neklerden hiçbirisine işaret etmese de, Suyûtî’nin. TAZMÎN VE İLİNTİLİ KAVRAMLAR. önceki tartışmasından, örneklerinin ilgili kavramı Mamafih, takdîr ile, kendisinin (edat) zikrediltemsil ettiği açığa çıkmaktadır. Bu yüzden Suyûtî, mesiyle kelimenin harekesindeki değişimi etkileyip yukarıdaki bölümde ve bizzat tazmîn bölümünde etkilemeyeceğine bakmaksızın edat aşikar olur. Ör(Eşbâh, 1: 101 vd) İbn Cinnî’den iktibas edilen % ör- = &  neğin, > !R"# <S) T; C3*U0 > !R"# <S) C3*U 4  0   neği (Hasâis, 2:308, yani 2. sûrenin 18. âyetini

(199) 

(200) %  &

(201)   

(202) . .   (Onu Cuma günü* dövdüm.) örneğindeki gibi, tak(Oruç dîr unsurunun ( el-mukadder ) gelmesiyle kelime 2% 3  456278 "9 :;*"# <2,="# >$," 45" &?@0 4  *  gecesi, hanımlarınıza yaklaşmak size helal,  kılındı.) ! !-    '  - (  !!

(203) !%.  

(204) !% -   nin harekesi değişikliğe uğramaktadır. Bunun izahı, sunmaktadır. Bu özel örnekte, âyetin tefsiri, aşağıdüzeltme unsurunun varlığının, istemli bir şey -    '  - (  !!

(205) !%  

(206) !% ,  -   daki değerlendirmelere göre. .  !&! !  '

(207) !&!

(208) ! olmadığıdır [VSW0V#*F*,XY2Z6 ; böylece de, ilgili  ' &!

(209) 

(210) &

(211)  *  yapılmaktadır: ! 

(212) !. :;A 5 fiili, normalde ila * edatı ile

(213)  

(214)  geçişli yapılamamakta

(215)  5     8   durumda fiil, '  # !  (sentakstik-) semantik ilişkilidır; yani birisi diyemez; ancak !   

(216) !6     "9 CD;A   sine/müteallikına \$ ]F6; yani öğe 

(217)     *'   B@*!"# !   

(218) !6   zaman -  zarf - 5 &    &!   

(219)   

(220) ! 

(221) !  *' !   

(222) !6      veya diyebilir. Bununla 

(223) % ,.       2E F CD;A

(224) % ,.    sine bağlı olur ve kendisine nasb hali verilir. 6   -   - 5 &    &!    

(225)    ,.   -6   2E3 CD;A    

(226) !      :;*"#     

(227)  birlikte, (kadınlarla) temas eyleminin, bu- 

(228)  Bununla birlikte, (Allah’a ,.  P$ ;^_230P$ ;^_@B (+  .

(229) !      :;*"#     

(230)   

(231)   !  7   rada normalde ila edatıyla geçişli olan el-ifda mayemin olsun, kesinlikle (bir şeyi) yapacağım.) ör     

(232)   

(233)  nasıyla 7 -ki biri, diyebilir- * 

(234)   neğinde olduğu gibi, kelimenin harekesi değiş !   B@*!"# "9 C,G;@

(235) 8 geçmesinden dolayı, aynı edat, bu manaya delalet mezse, takdîr unsurunun varlığı, istemlidir; bu etmesi   için :;Afiiliyle birlikte gelebilir (Suyûtî,  

(236)     5  yüzden de aynı gramatik kurallar uygulanır; yani  . /  G;@ Eşbâh , 1% 1: 103). İbn)'3 Hişâm, fiilinin "9 

(237) !  G;@ 5     5   harekede bir değişim olmaz, sentaks etkilenmeden    edatıyla   9 +3

(238)    '    :%    ";% gibi kalır. İbn Ye’îş’e göre (Suyûtî, Eşbâh, 1: geçtiğini ispat etmek36 için Kur’ândan bir olduğu başka âyeti; yani 4. sûrenin 25. âyetini 102), edatı, sırf";% hafifletme/ kolaylaştırma (tahfîf) *&       9 +3

(239)    '  36   :%fî    di-

(240) & amacıyla hazfedilmiştir (mahzufetün). 3  H 3 "9 45G 3 G;@ IJ0 (Bir ,kısmınız ! ! !- ifadeden 8

(241) !'! ğerleri ile içli-dışlı olmuştunuz.) nakletmek sûreBöylece tazmîn ile takdîr arasındaki bu köklü tiyle işi daha ileri götürmektedir. Bu yüzden, her farktan ortaya çıkan şey, edatın anlamına delalet ne kadar sürekli bir onun  bir bölümü (şekilde  

(242)   olarak '

(243)        !  

(244)  eden isim konusunda, çekimsiz isim eyne’den % 

(245) 

(246)  tanımlanmasa da, tazmîn  in  !"# $% &!'"#   ! !      !    anlamı anlaşıldığı için edatın orada bulunması ge0% kavramının önemli bir elemanı olarak değerlendi

(247) &

(248) 

(249) & 

(250) 

(251)

(252)  -.

(253) % 0%  

(254) 

(255) 1 reksizdir; dahası “hel eyne” demek yanlışrildiğine dair küçük bir tereddüt söz konusudur.21 !

(256)  tır. Öte yandan, takdîr açısından, “fî” edatı, basit. düzeyde, hitabın bir unsurunun kuvvetinin, ötekinin kuvveti olduğu % 

(257)     

(258) .

(259)  bir bağ()*- !  lamın açık bir tezahürüdür (zâhir) (Suyûtî, Eşbâh, 1: 102). Başka bir deyimle, bu bölümde aktarılan örneğin zarf öğesi, “fî” takdîr edilsin veya edilmesin anlaşılmaktadır.. TAZMÎN VE TAKDÎR. Ortaçağ literatüründe tartışılan tazmîn ile ilintili gramatik bir başka fenomen, örneğin başka fiillerin anlamına delalet edilen fiiler değil de, sadece edatların anlamına delalet eden isimler bağlamında. TAZMÎN VE İZMÂR/HAZF. el-Haml ale’l-ma’nâ’nın öteki ilişkisiz örnekleri, bir delil vasıtasıyla müennesin müzekker yapılmasını da kapsar. Örneğin, 7. sûrenin 54. âyetinde “inne rahmetellahi karîbun” (kuşkusuz Allah’ın rahmeti, yakındır) yüklem (haber) karîb kelimesi, müzekker formunda gelmiştir. Çünkü rahmet (er-rahmet), isim türü açısından müennes olan yağmur (el-matar) anlamını ihtiva etmektedir. 21.    . Eşbâh’ında Suyûtî, tazmîni izmârla%#$%&',  gizleme)  

(260)  23 $ % ile karşılaştırdığı kısa bir bölüm açmıştır. Biz, zaten. Journal of Islamic Research 2014;25(1). 45.

(261) Andrian GULLY. ORTAÇAĞ ARAPÇASINDA TAZMÎN: “ÖRTÜK ANLAM”. İbn Hişâm’dan (Muğnî, 1: 226) tazmînin; orijinal bu ikisinin arasında bir yerde durduğunu; çünkü yapının/kaidenin hilafına %() *  meydana hazfedilen unsurların,&' orijinal yapıyı bozmamaları    geldiğini biliyoruz. Suyûtî,

(262) 5

(263)  +  % sebebiyle örtük unsurlardan çok daha kolayca resizmârla ilgili müstakil tore edileceğini kabul edebilir. başlıkta, onun orijinal yapıya muhalefet ettiğini de kaydetmektedir (Eşbâh, 1: 72). Bununla birlikte, bu TAZMÎN VE KİNÂYE ikisi arasındaki köklü fark, her ne kadar her ikisi Tazmînle sık sık karşılaştırılan bir başka retorik de (orijinal yapıya) ilave (ziyade) olsalar da, tazmîn araç/figür, kinâyedir (örtmek).22 Bu iki araç arasınorijinal vazi unsuru (el-vaz’) değiştirirken, izmâr daki köklü fark, tazmînde, her ne kadar orijinal (esas) bunu yapmamaktadır. Bunun bir örneğini İbn Maanlam, bağlı anlamda kastedilmemiş olsa da, (Ebu’llik’ten nakledebiliriz. O, 17. sûrenin 55. âyetinde Bekâ, 4: 109) lafızla kastedilen anlamın, (ve 

(264)  kullarıma ( /+, - -. /0 12$34  % Külliyyât ! , bir ilgi (alaka) ve çağrışımsal bir delilin 0 /12$350 ile  /yani semantik 0 /12$350 söylesinler)”, //00 

(265)    

(266)  söyle: en güzel sözleri ( karine ) mevcudiyetiyleilk anlama bağlı olması ge    !! !   % arasındaki sentakstik boşluk, bazı gramerci0  //00 

(267)    

(268)   0 

(269)  0   

(270)   

(271)   '   

(272)     8 rekir  lerin öne sürdüğü şekliyle şart anlamına     !! !   %  

(273)   0   $&'(  !"#$%&'()#$  !! !   %67 

(274)    (Uleymî, Hâşiye, 2: 6). Diğer ta  %5

(275) 

(276) +-! delalet eden talep ibaresiyle değil, an edatının ,#- .()#$ *+ ;  raftan kinâyede bu durum, söz konusu değildir;   23  hazfiyle izah edilebilir. Bu " görüşe uygun%bir şe"2&!3    

(277)  çünkü algılanan orijinal %

(278) 1&  

(279) 4  anlam   %/0% '( &,   kilde, İbn Hişâm, (Muğnî, 1: 226) talebin şart anla1 2345046  %7,8 (aslî) göre %

(280) 1& ikincil değildir. mını taşımadığı şeklinde izah etmektedir. Diğer bir     maksûd %/0% '(anlama &    

(281) 4       Aslan benim üzerimdedir; deyimle, tazmîn için, bir şeyin naibi olan şey, !51 onun 2345046%7,86%7

(282)    

(283) / #  

(284)  savaşlarda ise devekuşları vardır.) örneğinde olduğu   

(285) 

(286)  

(287) 

(288) 

(289)       anlamını taşımalıdır %8$94: 12; <=7 >?$@;/# / !&  !'      % ama gibi. Burada .   1    !  3yazar, abartı (mübalağa) için başka tebu, burada gerçekleşmemiştir. Özetleyecek olursak, rimlerle karakterin cesaret ve gücünü tasvir etme şart yönü, buradaki âyete uygulanırsa bu, onlar isihtiyacını bertaraf etmek için aslan ile bir teşbih teğe binaen bunu yapsınlar, yani onlara söylersen, yapmaktadır (Uleymî, Hâşiye, 2:6). Diğer bir … diyecekler… anlamına delalet etmez. deyimle, bu, kinâyeyi temsil etmektedir; çünkü liBurada izmâr ve tazmîn arasındaki fark konuteral anlam, yani aslanın, bağlı anlam için kastedilsunda kaydetmeye değer son bir mesele vardır. Sumiş olması, esas varlık (zât) için değil; aksine, gizli yûtî, birincinin (izmârın), tazmînden daha açık/ unsuru, yani gücü takdîr etmek içindir sarih (eshel) olduğunu iddia etmektedir. Çünkü o, (Ebu’l-Bekâ, Külliyyât, 4: 109).23 

(290)  

(291)    1 !%9(7(*5+,:&%()* prensip olarak, orijinal vazi unsuru değiştirmemektedir. Bu, Carter’in izmâr ve hazf (harf düşTAZMÎNİN TEMEL KATEGORİLERİ mesi) arasındaki önemli ve çok makul fark Uleymî (Hâşiye, 2: 4-8) (Krş. Massignon, 1954: 15) üzerindeki değerlendirmeleri (1991: 123) ile ilişkitarafından tazmîn için sekiz temel kategori belirlidir. Carter, “izmârın çok daha derin bir seviyede lenmiştir. Kaynaklar, bunlardan en değerli üç tagerçekleştiğini… ve herhangi bir sentakstik katenesi arasındaki farklara yoğunlaşmaya eğilim gori hiçbir şekilde seçilmeden önce bir düzeye ait göstermektedirler. Makalenin bu kısmında, terimi olduğunun görüldüğünü … çünkü tabi/bağımlı çevreleyen karmaşıklıklardan bazısını aydınlatolma kararının, (hazifle ilgili durumda olduğu gibi) muhtemelen uygun fiil formunun seçiminden öncelikli olduğunu” öne sürmektedir. İbn Hişâm’ın Her ne kadar kinâye terimi, normalde “metonymy” (mecâz-ı mürsel) görüşüne göre hazf, aynı zamanda orijinal yapının (Ebubekre, 1989: 145; Vehbe-Mühendis, 1979: 171) olarak çevrilse de, burada sadece hakiki Arapça anlamına çok yakınlığına sadık kalmak için değil, aynı zabir ihlali olarak değerlendirilmektedir ama o, bunu manda “izmâr” gibi burada tartışılan öteki terimlerle çok güzel bir şekilde yanyana gelmesi açısından “setr/gizleme” anlamı tercih edilmiştir. değiştirmemektedir. Bir kişi, Suyûtî ve Carter’in İsbir-Cüneydi kinâye için çok faydalı bir tanım yapmışlardır (1981: 717). Onlar, kinâyenin, her ne kadar birincil anlamı murad edilmesine bir engel oldeğerlendirmeleri ışığında, gizlemenin (izmâr), mamakla birlikte, ilk anlamının zorunlu bir şekilde murad edilmediği; daha çok birincil anlamla (semantik olarak) ilişkili olan öteki anlamın murad edildiği sentakstik kuralsızlıkların yeniden inşasında temel bir ifadeyi oluşturduğunu kaydetmektedirler. Örneğin, nahnu kesiru’r-remad (Bizim çok külümüz var.) cümlesi, cömertlik (kerem) için bir mecâzdır. Buadım olduğunu; oysa tazmînin bundan çok daha radaki maksad, aslında küllerin çokluğu hakkında bilgi vermek değildir; aksine küllerle ilişkili olan ve misafirlerin çokluğuna delalet yemek pişirmenin kompleks bir açıklamayı gerektirdiğini; hazfin ise çokluğu hakkında bilgi vermektir. Hal böyle olmakla birlikte, esas anlam, yani 22. 23. küllerin çokluğu, burada hala bulunmaktadır.. Journal of Islamic Research 2014;25(1). 46.

(292) Andrian GULLY. ORTAÇAĞ ARAPÇASINDA TAZMÎN: “ÖRTÜK ANLAM”. açıklamadaki önemli nokta şudur: Örneğin ikinci maya teşebbüs edeceğiz ve bu gayeye yönelik.    912<. 1!.  

(293)  >    olarak tartışmayı en önemli yorumlarla sınırlayaörnekte, (niyet etmek) fiili, onun orijinal vazi      .  sadece    . ,

(294) 

(295)     cağız. literal anlamıyla değil, semantik ilgi ve çağrışımsal ipucu vasıtasıyla azemenin asıl anlamına 1. Mecâz-ı Mürsel: Biraz önce gördüğümüz bağlanmıştır.24 gibi, mecâz-ı mürsel, belli bir ifadenin literal ve. 2. el-Cem beyne’l-hakika ve’l-mecâz: Bu nokmaksûd anlamları arasında bir benzerlik olmamatada, İbn Hişâm’ın yukarıdaki tanımının, bazıları sından dolayı sınırsız mecâzî bir aygıttır. Bununla tarafından, sadece muğlak olduğu değil, aynı zabirlikte, onun varlığının, her zaman literal anmanda herhangi bir lafzın literal ve mecâzî anlamı lamda imlenen semantik bir ilgi ve çağrışımsal bir doğrudan bir ilişkiye; bir senteze (cem’) delalet etkarinenin mevcudiyetine bağlı olduğunun akılda tiği şeklinde değerlendirildiğini kendimize hatırtutulması son derece önemlidir. Şimdi, sonraki orlatmamız önemlidir. Bu görüş, bir çok usûlcü, taçağ dilbilginleri, tazmînle en çok ilgilenen bir özellikle de (Mecma’, Mecelle, 182) İbn Hişâm’ın gramerci olarak İbn Hişâm’ın ve İbn Cinnî’nin, tanımının, fiil vazi olmayan anlamlarından bir baştazmînin bir çok örneğinin, özellikle de Kur’ân’da kasına delalet ettiğinde, onlardan herhangi birini geçen örneklerin bu tiple ilgili olduğu görüşünü kastederek, aynı zamanda iki manaya delalet ettibenimsediklerinde ittifak etmişlerdir. Bilim adamğini önerdiğini savunan usûlcüler tarafından belarını bu sonuca varmaya götüren şey, İbn Hinimsenmektedir (Mecma, Mecelle, 194). Gerçekşâm’ın tazmîni başkasının anlamına sahip olan; ten, bazılarının bununla ve İbn Hişâm’ın tanımı böylece de onun statüsünü ona veren bir ifadenin ' ( #)   . 9 (yani ?)@(?)A$BC<1.2$(# 341 (Uleymî, Hâşiye, telkini olarak tanımlamasındaki tavrıdır. (Ayrıca 2:4) arasındaki çelişkiyi kavramasına sebep bkz. Çalışmanın baş tarafı). Uleymî’ye (Hâşiye, 2: olan şey, İbn Hişâm’ın tazmînin sarih anlamını 4) göre bu, belli bir ifadenin, (her ne kadar o, po(bir lafzın  iki lafzın! anla    

Referanslar

Benzer Belgeler

• Marka mimarisi: Marka veya alt marka, teklifini anlatabilmek için birlikte nasıl çalışmalılar.. • Marka kimliği: Marka, görsel ve yazılı biçimde en iyi

Araştırma bulguları bilgi grubu(vücudu) olarak görülmektedir. Problem çözümleri, var olan bilgi grubuna ait tahmin kümesiyle çerçevelidir ve öğrenciler bununla

raiti haiz ve zarif oldukları gibi ucuza da mal olmak- tadır. Bundan başka şehirlerin ortalarında bulunan ve vak- tile cephelerinden başka hiç bir şeye ehemmiyet vermeksizin

Katıldığımız düğünde de geçmişten seçilen geleneksel değerler (mehter takımı, kırmızı duvak, at), yeniden harekete geçirilerek hatta mehter takımında olduğu gibi

İkinci olarak nörologların çoğu kabul edilmiş testlerle beyin ölümü tanısı konulan hastalarda EEG aktivitesi, uyarılmış potansiyel aktivitesi ve hipotalamik

Ama nispeten daha düz bir bölgede isek ya çok düzgün ve yukarı doğru daralan bir yuvarlak oluşturan tepeler ya da yerden kalkıp yükselerek uzayıp giden ve

Yüzün vertikal boyutu Fasiyal eksen açısı Üst keser dişin konumuN. A lt keser

4- Hadisi diğer delillerle karşılaştırmak: Pek çok hadisin zayıflığı, aynı konudaki farklı rivayetlerin birbirleriyle muaraza edilmesi suretiyle tespit edilir.. Şâz,