JOSHAS Journal (e-ISSN:2630-6417)
2020 / Vol:6, Issue:31 / pp.1499-1509
Arrival Date : 14.08.2020
Published Date : 15.10.2020
Doi Number : http://dx.doi.org/10.31589/JOSHAS.386
Reference : Çevik, N. & Kayahan, Z. (2020). “Bir Hafıza Mekânı Olarak Çağdaş Sanatta Kent Olgusu/Teması Üzerine
Bireysel Söylemler”, Journal Of Social, Humanities and Administrative Sciences, 6(31):1499-1509
BİR HAFIZA MEKÂNI OLARAK ÇAĞDAŞ SANATTA
KENT
OLGUSU/TEMASI
ÜZERİNE
BİREYSEL
SÖYLEMLER
In Contemporary Art As A Memory Space Individual Discussions
On The Urban Case / Theme
Doç. Dr. Naile ÇEVİK
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Heykel Bölümü, Ankara/Türkiye Doç. Dr. Zeliha KAYAHAN
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Temel Sanat Bilimleri Bölümü, Ankara/Türkiye
ÖZET
İnsanlığın yeryüzünde ilk varoluşundan bu yana boyutları, niteliği, kullanılan malzemeleri vb. değişse bile ilkel/primitif bir mekân kavramından günümüzün karmaşık mekân algısına dair bir değişim ve dönüşümden söz etmek mümkündür. 1960’lı yıllara odaklanansiyasal, kültürel, teknolojik ve toplumsal değişimlerin de etkisiyle sanat dünyası da bir değişim içerisine girmiştir. Bu dönemde sanatçılar özellikle yeni ve özgün üretimleri aracılığı ile plastik sanatların her alanını tekrar tekrar sorgulamış kimi zaman çarpıcı, dikkat çekici ya da üretim sürecinde/sergilemede veya izleyici ile karşılaşmasında rahatsız edici üretimlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu dönem kendi içinde ve üretimlerinde algı boyutlarını değiştirerek daha eylemsel sürece odaklanan sanatçılar için hem sanat eserinin teknik imkânlarını hem de mekân algılarını değiştirmiştir. Mekâna yüklenen bu değişken anlamlar öncelikle sanatçı ve izleyici için bir kayıt alanı hatta bir hafızaya alma alanı olarak da değerlendirilebilinir. Özellikle mekân ve hafıza çağrışımlarını çağdaş sanatçılar sıklıkla kullanmaktadırlar. Tüm bu üretimlerin özelinde ise değişen hayat koşulları, artan nüfus, kültürel çeşitlilik vb. konulara da odaklanan kent ve kente dair kavramlar çağdaş sanatın dinamik konuları arasında yerini almaktadır.
Sanatçı üretimlerinde ve bu üretimlerin izleyici ile buluşması bağlamında geçmiş, şimdi ve geleceğe odaklanan süreçte hafıza ana teması çağdaş sanatçıların dikkatini çekmektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde bir hafıza mekânı olarak kent olgusuna/temasına odaklanan ve disiplinlerarası süreçte bu konu ile ilgili üretimlerde bulunan akademisyen/sanatçı Naile Çevik’in seramik ve Zeliha Kayahan’ın baskıresim çalışmalarında özgün bireysel uygulamaları kent özelinde yaptığı üretimleri açısından dikkat çekmektedir.Ayrıca çalışma kapsamında çağdaş sanat alanlarında hafıza, kent ve mekân ana temalarında üretimlerde bulunan sanatçılar ve çalışmaları üzerinden değerlendirmeler yapılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Çağdaş Sanat, Hafıza, Mekân, Kent.
ABSTRACT
Since the first existence of humanity on earth, its dimensions, characteristics, materials used, etc. Even if it changes, it is possible to talk about a change and transformation from a primitive / primitive concept of space to today's complex space perception. With the effect of political, cultural, technological and social changes focusing on the 1960s, the art world has also entered into a change. In this period, artists have repeatedly questioned every field of plastic arts, especially through their new and original productions, and sometimes they have created striking, striking or disturbing productions in the production process / exhibition or meeting with the audience. This period changed both the technical possibilities of the work of art and the perception of space for the artists who focused on the more operational process by changing the dimensions of perception in themselves and in their productions. These variable meanings loaded on the space can be evaluated primarily as a recording area or even a memorizing area for the artist and the audience. Especially contemporary artists frequently use space and memory connotations. Changing living conditions, increasing population, cultural diversity and so on. City and city-related concepts, which also focus on subjects, are among the dynamic subjects of contemporary art.
The main theme of memory draws the attention of contemporary artists in the process that focuses on the past, present and future in the context of the artist's productions and the meeting of these productions with the audience. From this point of view, the ceramics of the academic / artist Naile Çevik, who focuses on the phenomenon / theme of the city as a place of memory and made productions
draw attention in terms of the productions made specifically for the city. The artists who work in the main themes of memory, city and space in contemporary art fields and their works were evaluated.
Keywords: Contemporary Art, Memory, Space, City.
1. GİRİŞ
İlk uygarlıklardan, günümüze gelişen ve değişen bir kavram olan kent; yüzyıllar boyunca dönüşümünü sürdürmüştür. İlk kuruluş amacı ve sebebi ne olursa olsun bu geniş zaman dilimi içerisinde gözlemlenen kente dair en büyük ilişki; insana dair, insanın göreceli yaşamı doğrultusunda bir yön izlediği yönündedir(Suçağlar, 2019: 12-13).Dolayısıyla kentler, içinde bulunduğu çağ ve toplumun kültürel özelliklerine bağlı olarak farklılıklar göstermektedir.Tarihsel süreçte bireylerin çevre koşullarını kabullenmek yerine, düzenlemeyi tercih etmesi yapay çevreleri oluşturmaya başlamıştır. Barınma kültürü ortaya çıkarken, tarımsal üretime odaklı yerleşik düzen kabul edilerek doğal koşullardan korunma nedeni ile yerleşim alanları gelişerek kentsel dokular oluşmuştur (Atınç, 2009: 1). Yerleşik yaşama geçilmesi ile birlikte bireylerin sosyal gereksinimlerini gerçekleştirebileceği mekânlar (akropol, agora ve antik tiyatrolar gibi) ortaya çıkmıştır (Eren, 2012: 3).
2. KAVRAMSAL ÇERÇEVE 2.1. Kent Olgusu/Teması Üzerine
Kent kavramı ilk topluluklardan günümüze kadar geçen süre içinde dinamik ve sürekli değişen bir kimliği de beraberinde barındırmaktadır. Bu açıdan bakıldığında öncelikle küçük toplulukların yaşam alanları olarak değerlendirilecek olan alanlar daha sonraları artan nüfusun bir arada olması/kalması bağlamında milyonları içinde barındıran kentlere evrimleşmiştir. Bu açıdan değerlendirildiğinde kent ve kente dair kavramlar içinde yaşayan bireylerle anlam kazanabilmektedir.
“Kent kavramı, toplumsal yaşamı ile örgütsel bir içerik oluşturmaktadır. Toplumsal yaşamı açısından kültür ile doğru orantılı olan kent kavramının, kent örüntüsünün gözlemlenebildiği bir olgu olduğu gözlemlenmektedir. Bu gözlem neticesinde, kentler her toplum açısından farklılık göstermektedir. Bu farkları yaratan unsurlar olarak kentin tarihsel süreci, toplumun içinde bulduğu kültürel birikime, ekonomik olarak sanayi paydaşı ya da turizm aktivasyonuna, nüfus hareketinin yoğunluğu gibi birçok etmenin rol aldığı çıkarımlar arasında yer almaktadır” (Suçağlar, 2019: 18).
Kentlerin oluşumunda en önemli adımlardan birincisi elbetteTarımsal Devrim, ikincisi ise Sanayi Devrimi’dir(Özen, 2019:7).Tarım devrimi ile yerleşik hayata geçme durumu söz konusu olmuş ve belirli bölgelerde yoğun nüfus bölgeleri ortaya çıkmıştır. Sanayi Devrimi ile de, iş ve üretimin olduğu kentlere yapılan yoğun göç ile toplumlar ekonomik ve kültürel olarak yeniden şekillenmiştir. Tarihsel süreç içinde üretim biçimine ve üretimin niteliğine bağlı olarak üretim araçları farklılaşır, makineler gelişir. Ziraat alanındaki gelişmeler insan iş gücünün tarımdaki etkisini de azaltır. Üretim fabrikaya taşınır. Sanayi Devrimi’nin yol açtığı bu değişiklikler hem evin kapsamını ve niteliğini hem de konumlandığı yeri değiştirecektir. Modernizmle beraber mimar için ev kavramı artık felsefi bir problem ve aynı zamanda bir dünya görüşü, ideoloji niteliği taşımaya başlar. Mimarlar hayal ettikleri toplumsal değişimi konutla somutlaştırma eğilimi gösterirler(Kılıçarslan, 2019: 9-10).Kent imgesinin oluşumu bir anda değil, yüzyıllar içinde gerçekleşmiştir. Kent imgesini oluşturan gerçekliğin, o kente ait tarihi eserler, önemliyerler, önemli olaylar, önemli kişiler ya da önemli faaliyetler olarak sıralanabilinir. Kent imgesinin oluşabilmesinde önemli rol oynayan faktörlerden bir tanesi kentteki yaşanmışlıktır. Çünkü yaşanmışlık, daha genel bir ifadeyle tarih, kent imgesinin ve kimliğinin oluşumunda önemli söz sahibidir. Bir kentin tarihindeki önemli olaylar, kararlar, acılar, sevinçler kenti mekânsal olarak da değiştirmektedir (Şendal, 2019:15-16).
Kent kavramı tarihsel süreç içerisinde değerlendirildiğinde,sosyal anlamda bireylerin birbirleriyle ve toplumla karşılıklı olarak bir sosyal paylaşım alanı gibi nitelendirildiği ve iletişimin/etkileşimin
kesintiye uğramadan sürekli olarak devam ettiği dinamik bir yapı olarak değerlendirilebilir. Kent olgusu toplumların tarihsel sürekliliği ve buna bağlı olarak oluşan bir toplumsal gerekliliğin sonucu olarak oluşmuştur ve özünde yerleşik bir kültür birikimini barındırır. Bu kültür birikiminin özellikle toplumsal yaşamın dengeli ve kaliteli olabilmesi açısından bu mekânlara yüklenecek sanatsal anlamlar toplumda/bireyler arasındaki iletişimin/etkileşimin en önemli unsurlarından biridir (Çevik, Bingöl ve Durmuş, 2019: 286).
2.2.Bir Hafıza Mekânı Olarak Çağdaş Sanatta Kent Kavramı
Mekân, en basit ve genel tanımıyla sınırları belli olan alandır. Mekân kavramının birçok disiplin tarafından kullanılması, mekân tanımlaması yaparken her disiplinin kendi bakış̧ açısıyla farklı yorumlar üretmesine neden olmuştur. Sosyoloji, Psikoloji, Mimarlık, Coğrafya, Felsefe ve Sanat gibi alanların mekân kavramını kullanması ve teorisyenlerinin farklı yorumlar/tanımlar getirmesi mekânın içeriğini, zengin kimi zamanda karmaşık bir yapıya büründürmüştür(Yurdunmalı, 2018: 3).
Bu açıdan değerlendirildiğinde mekân, ona dair yansımalar içinde yaşayan bireyler için duygusal ve nesnel olarak anlam kazanmaktadır. Çünkü bireylerden bağımsız mekânları değerlendirmek mümkün olmayabilir. Mekânın bireye veya bireyin mekâna yüklediği anlamlar açısından değerlendirildiğinde aidiyet, bellek ve hafıza kavramları dikkat çekmektedir. Rona’ya göre (2007: 6) bellek kişiye ait bilgileri taşıyan bir depo görevi üstlenir. Bellek kişisel verilerimizin saklama alanı gibidir. Yaşadığımız tüm anıların yanı sıra toplum ve çevrenin izlerini taşır. Bizden bağımsız olamayan bir parçamızdır.
Tarih boyunca; sosyoloji, psikoloji, felsefe, tarih, antropoloji, mimari, şehir-bölge planlama, hukuk ve siyaset bilimi gibi farklı disiplin ve alanlar kentle bağ kurmuş ve kente dair çalışmalar yürütmüştür. Hiç şüphesiz ki çevresinde olanlardan, olgulardan, kültürlerden ve farklı disiplinlerden beslenen sanatta bunlardan bir tanesidir (Şendal, 2019:2).Kentsel mekânı meydana getiren bireylerin de düşüncelerindeki farklılıklar ve sanatçının eserinin kendilerinde bıraktığı farklı izlenim de göz önüne alındığında oluşan farklı algının zamanla mekâna yansıdığı düşünülmektedir (Ektiren, 2017: 247). Mekânın sadece geometrik somut bir şey olmaktan öte zihinsel bir kavram olduğu ve mekânı kavramlaştırırken birey ve toplumla olan ilişkisinin incelenmesi, mekâna yayılmış̧ sanat eserinin yorumlanabilmesi ve sanatçının yaratım sürecinin sorgulanabilmesi açısından son derece önemlidir (Yurdunmalı, 2018: 8).
Sanatçının çevresel faktörlerin etkisi altında olduğu düşünüldüğünde, modern zamanların en önemli olguları arasında yer alan kentlerin büyümesi ve kentleşmenin yaygınlaşmasının sanata doğrudan yansıdığını görmek kaçınılmazdır. Kent olgusunun sanatçı tarafından algılanışı ve yapıtlara yansıyan yönleri incelendiğinde; kentlerin sanatçılar için önemli bir esin kaynağı olduğu görülür (Özçelik, 2013: 39).20. Yüzyılın başlarından itibaren Avrupa resminde, öncülüğünü Picasso ve Braque’ın yaptığı, JuanGris, Albert Gleies, JacquesLipchitz, Jean Metzinger, FernandLeger gibi sanatçılarla yaygınlık kazanan Kübizm akımı etkili olmuştur. Kübizm, bir bakıma perspektife karşıçıkışınhikâyesi olarak düşünülebilir. Birçok sanat kuramcısına göre Kübizm, perspektifin kullanımdan sonra en büyük devrim olarak nitelendirilir. Kübizme kadar üç boyutlu olarak bilinen mekân kavramı parçalanmış ve çok boyutlu mekân anlayışı ortaya çıkmıştır. Burada elbette üç boyutlu mekân anlayışı tam anlamıyla yıkılmamıştır. Sadece üç boyutlu bakma şekline çok boyutlu bakma şeklieklenmiştir. Giderek gelişen kübizmdeki üçüncü boyut mekân anlayışına dördüncü boyut eklenmiştir. Bu dördüncü boyut ‘zaman’ kavramıdır (Yurdunmalı, 2018: 63).
Almanya Hannover doğumlu olan ve Hannover’de Dada akımının tek temsilcisi olan Kurt Schwitters1918’lerin sonu 1919’ların başında sanatı için Almancada “kommerz” (ticaret) anlamına gelen kelimeden yola çıkarak Merz kavramını bulmuş, sonrasında bütün üretimini Merz olarak adlandırmaya başlamış, atölyesinde gerçekleştirdiği bir enstalasyon olan Merzbau da ismini bu şekilde almıştır. Schwitters’in ilk Merz örnekleri kolaj ve asamblaj iken hayatının temel çalışması olarak adlandırdığı yapıtı, Merzbau, heykelde ev imgesi ile örtüşen özellikler taşır. İlk Merzbau,
1923-1937 yılları arasında Kurt Schwitters’in aile evi olan dairesinde yapılır ve sanatçının II. Dünya Savaşı sebebiyle Norveç'e gitmesine kadar evinden, atölyesinden çıkarak gittikçe daha fazla alan kazanır. Apartmanın katlarına yayılır. Mezbau mekâna olduğu kadar zamana da yayılan bir çalışma olduğu için süreçle beraber değişir, genişler ve eklenen nesnelerle beraber dönüşür. 1943’te ise Hannover’e yapılan bir hava saldırısı Merzbau'yu yok eder. Schwitters, 1936 yılında gittiği Norveç Lysaker’da ikinci bir Merzbau’ya başlar, ancak 1940 yılında Nazilerin Norveç’i işgal etmesiyle İngiltere’ye gitmek durumunda kalır ve ikinci Merzbau’yu da tamamlayamaz. İkinci Merzbau 1951 yılında bir yangınla yok olur. Sanatçı 1947'de bu kez İngiltere'de üçüncü ve son Merzbau’ya başlar, ancak ölmeden önce bu işi bitiremez (Kılıçarslan, 2019: 26-27).
Görsel 1- 2 : KurtSchwitters, Merzbau, Sprengel Müzesi, Hannover
SchwittersMerzbau’nun bu üretiminde kendisine ilham veren olguların başında kent temasının olduğunu birçok defa belirtmiştir. Ancak kente dair olguların zamana yayılan ve neredeyse tüm atölyesini ve yaşam alanlarını kapsayan bir kolaj ve asamblajanlayışı ile tekrar tekrar aynı kavram üzerinde inşa etmeye yöneltmiştir. Sanatçıya göre mekan bir kolaj alanı olarak kullanılmış ve parçalar eklenip çıkarılarak değişken/dinamik bir üretim gerçekleştirilmiştir. İzleyiciyi kendi içine çeken alışılmış mekân kavramlarını yerle bir eden bu çalışma izleyicinin kendi bakış açısıyla zaman, anı, hafıza vb. kavramları deneyimlemesine de olanak tanımaktadır. Sanatçının bu üretimi ailesi ve arkadaşları ile görüşmeler, fotoğraflar vb. kayıtlarla yeniden aslına uygun biçim ve malzemelerle inşa edilmiş ve günümüz izleyicisinin deneyimleyebilmesi de özel galeriler ve kurumlar tarafından sağlanmıştır. Bu süreç özellikle mekâna özgü üretimlerin kendi içinde barındırdığı kimliğin bireyin hafızasına dair oluşturduğu özel anlam bakımından oldukça anlamlıdır.
Görsel 3: Nicola Lopez, Facade, 2013 Görsel 4: Nicola Lopez, Water, 2008, 41 x 41 inches.
Nicola Lopez,çalışmalarını geleneksel ve dijital baskı yöntemlerinden yararlanarak oluşturmuştur. Lopez’in kağıt, parşomen üzerine bastığı ve iki boyutlu olarak sergilediği baskıresimler de kent mekânlarının görütülerindenoluşmaktadır. Konstrüksiyonlar, yollar, binalar gibi imgeleri baskıresimlerineyerleştirir. Sanatçının, gravür, ağaç, linol, litografi, serigrafi gibi baskı tekniklerinin yanı sıra, şablon baskınınprensibiyle çalışan CNC araçlarından yararlanarak oluşturduğu birçok yerleştirmesi de vardır. Sanatçı geleneksel baskı yöntemleriyle oluşturduğu imgeleri kesip, katlayarak kolaj mantığıyla bir araya getirerek, mekâna yayılan üç boyutlu yapıtlar yaratmıştır.Sanatçının yapıtları, endüstrileşmenin etkisiyle değişen, bozulan kent yaşamına dair çağdaş bir eleştiri biçimi sunar. Sergi mekânını da işlerinedahil eden sanatçı, izleyici ve baskıresim arasındaki mesafeyi ortadan kaldırır. Onun sık sık kullandığı, kent yaşamına ait olan imgeler ve şehir manzaraları galerinin mimari unsurlarıyla birlikte ve izleyicinin katılımıyla tamamlanır (Yurdunmalı, 2018:132-133). Lopez’in kente dair üretimlerinde mevcut bir zamana referans verilmez. Bu noktada izleyiciyi içine alan kapsayan hatta neredeyse sergileme mekânına yatay ve dikey olmak üzere yerleştirilerek izleyiciyi kaplayan bir anlayıştan söz etmek mümkün olabilir. Sanatçının kolajlardan oluşan kent manzaraları veya çağrışımları sürekli bir değişim ve dönüşüm içindedir. Bu dinamik yapı izleyicinin kente dair kendi yaşanmışlıklarını anlamlandırması olarak da değerlendirilebilinir. Zaman ve mekân kavramını nispeten ortadan kaldıran bu tasarımlar izleyicinin hafızasında bıraktığı ya da çalışmaya taşıdığı anlamlara odaklanmakta olduğu söylenebilinir.
Hasan Numan Suçağlar’da kent ve kültürünün yanı sıra günümüzde halen varlığını sürdüren varoş kavramına odaklanan sanatsal çalışmalar yürütmüştür. Sanatçı çalışmalarını şöyle ifade etmektedir:
Günümüzdeki kent görünümlerinden yola çıkarak, çoğunlukla metaforlar ile yürütülmüş çalışmalar; varoş kavramının bugün yapı temelinden çıkarak kültürel yozlaşma çerçevesinde değerlendirmesiyle birlikte eş zamanlı yaklaşımlar gerçekleştirilmiştir. Çalışmalarda yoğunluğun metaforlara dayandırılması, gecekonduya bağlı varoş gerçekliklerindenkonuyu uzaklaştırmamış, aksine kente genel bir görünüm çerçevesinde değerlendirmelerde uygulamalarla kendisini göstermektedir(Suçağlar, 2019: 106).
Görsel 5: Hasan Numan Suçağlar, Güney Kore’de, yapılmış olan form örneklerinin pişirimden sonraki
görünümleri
Görsel 6: Hasan Numan Suçağlar, Form 21, 45x50x30cm., 1300oC, Karışık Malzeme, 2017
Sanatçı görsel 5 ve 6’daki çalışmalarında seramik şekillendirme tekniği olan plaka tekniğini kullanmıştır. Sanatçı tekniği kentsel imgelerin yapılma mantığına uygun şekillendirir. Birbiri üzerine eklenen yapılarda çarpıklık bilinçli bir yaklaşımdır. Yer yer renkli bölmelere yer veren sanatçı, kente ait yaşamsal örüntülerin izindedir. Bu sebeple formlar üzerinde doğal dokular göze çarpar. Ek malzeme olarak kullandığı ahşap ve demir çubuklar formları ayakta tutan yapılar gibi görünürken diğer taraftan kent yaşamına dair eleştirelbir bakış açısı da sunar.
Görsel 7: Do HoSuh, Ev İçinde Ev (Home within Home) polyester kumaş, metal çerçeve, 1530x 1283x 1297 cm,
enstalasyon, NationalMuseum of Modern andContemporary Art, Seoul, 2013
Güney Koreli sanatçı Do HoSuh sanatçı bir aileden gelmektedir. Babası SuhSeOk geleneksel mürekkep resimleriyle 1960’larda Batı’da gerçekleşen soyut sanat hareketini birleştirerek yeni anlamlar ve kavramlar yüklemesiyle Kore’de soyut sanat hareketine öncülük etmiş önemli bir sanatçıdır. Dolayısıyla sanatsal bir çevrede şekillenen yaşamı uluslararası çapta devam etmektedir.Suh’in eserlerinde psişik bir mekan olan ev imgesi, zihinsel alanların sınırları, göç, yer değiştirme, ulusal kimlik, anılar, kültürel ve kişisel kimliğin değişimi yeni yaşam alanlarına taşırken hem fiziksel hem de metaforik biçimde ev imgesi üzerinden psikolojik etkilerini yansıtarak eserlerinin anlatım gücünü beslemektedir(Özen, 2019: 114-115).Çünkü ev bireyin doğduğu andan itibaren hangi kültürde olursa olsun geçmişini, bulunduğu anı ve geleceği konusunda temel gereksinimlerini karşıladığı ortamdır. Anılarını, güncel olanı ve hayallerini ev ile bağdaştırarak bunu en yalın biçimde izleyiciye aktaran Suh, kültürler arası yolculuğu da eserlerinde ileti yoluyla yorumlamaktadır (Gürani ve Arabalı Koşar, 2018: 1497).Heykel sanatına meydan okur tavırdaki eserleri ile izleyici ve sanat eseri arasındaki iletişimi baş aşağı etmektedir. İzleyici eserlerle etkileşim içinde olurken içerisinde dolaşılabilen bir heykelin varlığını keşfetmektedir (Özen, 2019: 120).Bu açıdan değerlendirildiğinde Do HoSuh’nun üretimlerinde de ev ile olan derin ve anlamlı bağı dikkat çekicidir.
3. BULGULAR
3.1. Bireysel Söylemler
İçinde bulunduğumuz çevre, yaşadığımız kent, mekânımız, araçlarımız, bu topluma, bu kültüre ve bu kültürün bireylerine, aynı değerlere, aynı toplumsal anlamlara, aynı simgelere denk düşüyor. Kenti kent yapan, o kentte yaşayan insanların kültürüdür. Yüzyıllar öncesinden başlayan ve yüzyıllar sonrasına bırakmak istedikleri kültürün bir ürünüdür(Karadeniz Akman, 2010: 48).Kentler durağan değillerdir. Sürekli bir değişim ve dönüşüm halinde kendi içinde bir dinamizmi barındırır. Yeni gelenler ile birbiri üzerine eklenen, homojenleşen bir anlayışla içinde bulunduğu zamanın aurasına hizmet eder. Modernleşme sürecinde başta kentin kendisi olmak üzere, içerisinde barındırdığı bütün olgular değişime uğramıştır (Bayındır, 2011: 23).
Mekanlar yaşanmışlıkları ile birlikte kendilerine ait bir hafızaları bulunmaktadır. “Herhangi bir nesne, kendine ait uzamsal varlığı ile algılanmasının yanı sıra başka nesnelerle ilişkileri bağlamında da değerlendirilebilir. Cisimsel varlıkların, düşünsel taraflarının çok boyutluluğu derinliğe giden yoldaki duyarlılığı arttırmaktadır” (Bingöl, 2019: 83). Bu anlamda değerlendirildiğinde mekana dokunan nesnelerin, kişilerin varlıkları ile mekanın hafızası çoğalmakta ve kendi uzamsal varlığının dışında genişlemekte ve algılanma biçimi farklılaşmaktadır.
Sanatçı üretimleri açısından değerlendirildiğinde mekâna odaklanan izleyicinin özne/nesne konumunda olması, üretimlere etken/edilgen bağlamda katılması fark etmeksizin yaşadığı mekâna ait
oluşturduğu ve hafızasında canlandırdığı imgelerin öznel algılama biçimlerinden ve deneyimlerinden yararlandığı/beslendiği çok açıktır. Bu temel yaklaşımla sanat nesnesi, hafıza ve mekânın birbirinden ayrı olarak algılanmayıp belli bir kurgu/yapı içerisinde algılanması söz konusu olabilir.
Çağdaş seramik sanatında farklı sanatçılar tarafından konu bağlamında katkı sağlayan kavramlar arasında en özel ve öznelinde ev/yuva kavramının yanı sıra kent kavramı da kullanılmaktadır. Seramik ve baskıresim yakınlaşmaları kapsamında özgün üretimlerde bulunan akademisyen sanatçı Naile Çevik, Kurgusal Mekânlar Serisi’nin antik dönem Çatalhöyük mimari planlarından esinlenerek yaptığı ev üretimlerinin yanı sıra geniş ölçekte kent olgusu/teması üzerine seramik üretimlerde bulunmuştur.
Özellikle birlikte yaşamak ana temasına odaklanan Çevik, kent imgesinin artan nüfus, çevre kirliliği, kaynakların kontrolsüz kullanımı vb. gibi olumsuz yansımalarının etkisini üretimlerinin ana odağının dışına taşımıştır. Kent imgesine vurgu yapmak için sanatçı birlikte ortak bir hafızaya sahip olduğumuz yaşam alanlarını çalışmalarında kullanmıştır.
Görsel 8: Naile Çevik, Kurgusal Mekânlar Sersinden, Seramik, Elle Şekillendirme, 90x30 cm
Kurgusal Mekânlar serisinde yer alan seramik üretimlerinde özellikle sanatçının bakış açısıyla bir
kent kurgulanmıştır. Bu kent kavramı özelde küçük ölçekli ev/yuvalardan oluşmasının yanı sıra genel bakış açısıyla büyük ölçekli alanları/mekanları tanımlamaktadır. Beyaz döküm çamurunun renkli toz boyalar ve oksitler aracılığı ile renklendirilerek hazırlandığı çamurlar kullanılmıştır. Küçük seramik evlerin her bir duvarı tek tek elde yapıştırılarak şekillendirilmiştir. Uzun bir üretim sürecini kapsayan bu çalışmada farklı renk ve ebatlarda oluşturulan küçük ev tasarıları üst üste, iç içe ve yan yana gelerek kent imgesini oluşturmaktadır. Seramiğin renklendirilmesi kısmında özellikle pastel tonları tercih edilmiş ve bu sayede doğal bir görünüm sağlanmak istemiştir. Çalışmanın ahşap bir platform üzerine yerleştirilmesi ve bu platformun üstünde/altında evlerin olması tanımlanamayan bir zaman ve mekân algısına gönderme yapmaktadır. Bu algıyı güçlendirmek amacıyla çalışma sergileme esnasında tavandan sarkıtılmıştır. Bu sayede hem zamansız hem de her zaman görüp şahit olabileceğimiz ve içinde her an yaşadığımız kent imajına vurgu yapmak istenmiştir.
Görsel 9: Naile Çevik, Kurgusal Mekânlar Sersinden, Detay, Seramik, Elle Şekillendirme, 90x30 cm
Çevik, boşluk doluluk ilişkisi çerçevesinde dinamik ilişkiler oluşturmaktadır. Karşıdan bakıldığında üst üste ve yan yana dizilmiş duvarların birer belirleyicileri olan çizgisel hatlar, tasarımın dikey-yatay zıtlıklarını oluşturmakta ve yaşamın hareketli yapısını ortaya koymaktadır. “Sanatsal düzenleme öğelerinden çizgi, bir yol olarak algılanabilir. Hayatta, ilerlediğimiz, hedeflediğimiz yere varmamızı sağlayan, yaşamımızın yönünü belirleyen duruşumuzdur. Bir insanın çizgisi onun hayata bakışını belirler. Noktalar birleşir ve çizgiyi oluşturur, çizgi oluştuktan sonra tek tek noktaların anlamına bakılmaksızın bir bütüne dönüşür. Böylelikle noktaların ortaya koyduğu anlam bu bütün kapsamında belirlenir. Dikey çizgiler, varlığı, hayatı, ayakta durmayı ifade ederken, yatay çizgiler ise durağanlığı, hareketsizliği belki de ölümü ifade edebilir. Sanatsal bir kompozisyonda dikeylere zıt yatay bir çizgi ya da yataylara zıt dikey bir çizgi, bütündeki dengeyi sağlayarak çalışmaya dinamizm kazandırır. Tıpkı yaşam-ölüm, varlık-yokluk zıtlığında olduğu gibi birlikte bulunduklarında değerleri anlaşılmaktadır. Zıtlıkların yanı sıra farklı çizgi dinamiklerinin yan yana yer alması da çalışmayı tamamlamakta, eserin değerini, görsel etkisini arttırmakta ve güçlendirmektedir” (Bingöl ve Durlu Özkaya, 2020: 178).
Biçici’ye göre (2010), Kentler sahip oldukları özellikleriyle kimlik kazanmaktadır. Bir kentin genel karakterini mevcut potansiyeli belirlemektedir. Bu da kentlerin farklı algılanmasını sağlamaktadır. Kentsel kimliğin oluşumunda, kentlerin fiziksel, sosyal ve kültürel, tarihsel ve ekonomik gibi sahip olduğu özellikleri kimliklerinin oluşumunda önemlidir.
Görsel 10-11: Naile Çevik, Kurgusal Mekânlar Sersinden, Seramik, Elle Şekillendirme, Değişken Boyutlarda
Kentsel kimliğe dair yapılan bu göndermenin bir yansıması olarak Çevik, duvar üzerinde serbest sergilemesi yapılan seramik üretimlerinde kurguladığı kentlerin farklı kimliklerde algılanmasını sağlamaktadır. Yine elle şekillendirme ile renklendirilmiş çamurdan hazırlanan bu formlar birbirinden bağımsız ve değişken boyutlarda 15 adet platform üzerine yerleştirilmiştir. Bu platformlar bir açıdan birbirine komşu kentlerin yan yana sıralanmasına gönderme yapılarak yan yana duvar yüzeyine yerleştirilmiştir. Seramik çalışmaların tamamında sırsız yüzey kullanılmasının temel nedeni
içinde yaşanılan kent imgesinin içinde yaşana yaşana benliğin bir parçası olarak tüm aykırı renklerden arınması biçiminde açıklanabilinir.
Atınç’a göre (2009)kent içinde kişinin dış çevresi olarak adlandırabileceğimiz ‘zorunlu karşılaşma mekânları’ olan sokaklar, caddeler, meydanlar, parklar ve mimari yapıların bir araya gelmesiyle oluşur. Bu mekânlarda yaşamın büyük bir bölümünü geçiren kişinin bireysel gelişimi ve değişimi doğrudan etkilenmektedir. Kentli olmak sürekli değişen bir estetik kültürün parçası olmaktır. Estetik kültür, kent içinde mekânsal gelişmeler kadar yaşam alışkanlıklarının değişmesinde de etkili olur. Bu anlamda kent kültürünü geliştirecek bir estetik kültür, ancak daha fazla kişinin sanata ulaşabilmesi yoluyla anlamlı olacaktır (Altıntaş ve Eliri,2012:68).
Görsel 12: Zeliha Kayahan, Düşünceler Serisinden, Dijital Baskı ve Elle Müdahale, 50x35 cm Görsel 13: Zeliha Kayahan, Düşünceler Serisinden, Dijital Baskı ve Elle Müdahale, 60x30 cm
Kente dair her imge birçok sanatçı tarafından sorgulanmış/sorgulanmaktadır. Akademisyen sanatçı Zeliha Kayahan, özellikle kent imgesinin içinde yer aldığı birlikte olmak ortak bir geçmişten ortak bir geleceğe ulaşma kavramları üzerinde çalışır. Sanatçı zengin renk geçişleri ile kentin dinamik yapısını yakalamaya çalışmıştır. Özellikle ortak kullanım alanları binalar ve sokaklar üzerine odaklanan sanatçı kentin sahip olduğu dinamizmi vurgulamak amacıyla amorf şekil ve renk geçişlerine odaklanır. Çalışmaların zeminlerinde bir siluet ya da bir yansıma gibi görülen kent imajları Kayahan’ın çalışmalarında mekâna dair zihinlerde oluşan sınırları ortadan kaldırılması durumuna işaret etmektedir. Kent kavramının bir çok farklı örüntüyü barındırmasına eş bir anlayışla farklı teknikler ile üretim yapan sanatçı, dijital baskı, kolaj, elle müdahale gibi teknikler ile üretimlerini tamamlar. Renk kullanımındaki çeşitlilik ve dinamizim bir anlamda iç heyecanın bir yansıması olmasının yanı sıra kentin dinamik yapısına da işaret etmektedir.
Görsel 14: Zeliha Kayahan, Düşünceler Serisinden, Dijital Baskı ve Elle Müdahale, 50x50 cm Görsel 15: Zeliha Kayahan, Düşünceler Serisinden, Dijital Baskı ve Elle Müdahale, 50x35 cm
Kayahan’nın çalışmalarında kent imgelerini daha çok arka planda silüetler halinde görülmekteyiz. Temelde kente dair duygu yoğunluğuna odaklanan sanatçı, izleyiciyi ilk etapta ön planda yer alan soyut, renkli formlara odaklanmasını sağlar. Siyah ve çok renkli bir geometrik soyutlamanın birbirleriyle olan etkileşimi ve etkisiyle odak ikinci plan olan kent görüntüsüne kayar. Bütünde dinamik bir yapının duygusal ifadesini yansıtan çalışmaların ortak hedefi izleyiciyi içinde bulunduğu kent kültürü ile dolaysız olarak yüzleşmesini sağlamaktır.
4. SONUÇ VE DEĞERLENDİRMELER
Kent ve ona dair tüm olumlu/olumsuz algılar yüzyıllar boyunca insanların yaşamında bir etki oluşturmuştur. Bireylerin bu algıdan etkilenmemesi günümüzde çok da mümkün gözükmemektedir. Bu süreç değerlendirildiğinde sanatçıların özgün üretimlerinde de kente dair tüm oluşumları değerlendiren ve sorgulayan yapıları dikkat çekmektedir. Kentler özelde bireylerin genelde ise toplumların bir yansıması niteliğindedir. Bu yansıma sanatçılar tarafından sorgulanmaya devam etmektedir/edecektir.
Sanat yapıtı aracılığıyla ifade edilen ve tekrar tekrar yorumlanan mekân kavramının yanı sıra anı, bellek, hafıza gibi kavramlarda içinde yaşanılan kente dair söylemler içerir. Özellikle içinde bulundukları çevreden etkilenen/esinlenen sanatçılar açısından değerlendirildiğinde kent kavramı her zaman üzerinde düşünülecek ve üretim yapılacak bir olgu olarak dikkat çekmektedir. Sanatçı ve izleyicinin etkileşimi/iletişimi aracılığı ile yeniden şekillenen kent imgesi hem sanatçının hem de izleyicinin bellek ve bilinci ile yakından bağlantılı olacaktır.
KAYNAKÇA
Altıntaş,O. veEliri, İ. (2012). “Birey Toplum İlişkisinde Kent Kültürü,Kamusal Alan Ve Onda Şekillenen SanatOlgusu”, İdil Dergisi, 1(5): 61-74.
Atınç, Z. (2009). “Kentsel Mimaride Görsel Çözümlemeler”, Sanatta Yeterlik Eseri Çalışması Raporu, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.
Bayındır, Ö. (2011). “Resim Sanatında Bir Metafor Olarak Kent İmgesi”, Yüksek Lisans Tezi, Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sakarya.
Biçici, Ş. (2010). “Seramik Ürünlerle ve Ürünlerde Kent İmajı”, Yüksek Lisans Tezi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Çanakkale.
Bingöl, M. ve Durlu Özkaya, F. (2020). “Gastronomi ve Mutfak Sanatları Alanında Temel Sanat Eğitimi Uygulamaları” İnönü Üniversitesi Kültür ve Sanat Dergisi, Cilt 6, Sayı 1, s.175-192. Bingöl, M. (2019). Uygarlık Tarihinde Sanat ve Tasarım. Editör: Prof. Dr. Adnan Tepecik. “Temel Tasarımda Bir Fakındalık Süreci Olarak Metafor/Form İlişkisi”. Kitapta Bölüm. Sistem Ofset Yayıncılık. Ankara: 80-98.
Çevik, N., Bingöl, M. ve Durmuş, T. (2019). “Kamusal Alan Bağlamında Kentsel Mekanlarda Çağdaş Sanat Yansımaları. FineArts NWSA AcademicJournals. Cilt 14, Sayı 4. s. 284-297.
Ektiren, M. T. (2017). “Kent meydanlarının kent kimliği ile ilişkisi”, Kent Akademisi, Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi, 10 (2): 240-254.
Eren, G. (2012), “Kamusal alanlarda mozaik çalışmalar; Ayasofya ve SagradaFamilia”, Yüksek lisans tezi, Sakarya Üniversitesi, Sakarya.
Gürani, F. Y. ve Arabalı Koşar, S. T. (2018).“Do HoSuh Eserlerinde TekstilMalzemenin Mimari Öğelerde Semiyotik Bağlamda Değerlendirilmesi”, 7 (52): 1489-1498.
Karadeniz Akman, P. (2010). “Resim Sanatında Bir İfade Unsuru Olarak Kent İmgesi”, Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü, İzmir.
Kılıçarslan, Ç. V. (2019). “Heykelde Ev İmgesi”, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü, İstanbul.
Özçelik, N. (2013). “Kent Dokusu Ve Görünümlerinin Resimsel Düzleme Aktarımına Yönelik Araştırmalar ve Uygulamalar”, Yüksek Lisans Tezi, Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü, Isparta.
Özen, E. (2019). “Günümüz Sanatında Kent Olgusu; Sosyal Ayrışma ve Sınırlar Problematiği Olarak Mekan”, Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü, İzmir .
Rona, L. (2007), “Evin Belleği ve Taşınma”, Sanatta Yeterlilik Tezi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.
Suçağlar, H. N. (2019). “Varoş Kavramının Kent Kültürü Çerçevesinde Sanatsal Uygulamalarla Kurgulanması”, Sanatta Yeterlik Sanat Çalışması Raporu, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü, Ankara.
Şendal, E. (2019). “Kent ve Arazi Olgusunun Çağdaş Seramik Formlarda Yansımaları”, Yüksek Lisans Sanat Çalışması Raporu, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü, Ankara.
Yurdunmalı, G. (2018). “Çağdaş Baskıresim Sanatında Mekânsal Arayışlar”, Yüksek Lisans Tezi, Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü, Eskişehir.
Görsel Kaynakçası:
Görsel 1:
https://www.tate.org.uk/research/publications/tate-papers/08/kurt-schwitters-reconstructions-of-the-merzbau (Erişim Tarihi:01.01.2020)
Görsel 2: https://tr.pinterest.com/pin/414120128207797372/ Görsel 3:https://www.widewalls.ch/artist/nicola-lopez/artworks/
Görsel 4:http://www.paceprints.com/nicola-l%C3%B3pez/facade-2013 Erişim Tarihi 1 Ocak 2020 Görsel 5-6:Suçağlar, H. N. (2019). “Varoş Kavramının Kent Kültürü Çerçevesinde Sanatsal
Uygulamalarla Kurgulanması”, Sanatta Yeterlik Sanat Çalışması Raporu, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü, Ankara.
Görsel 7:https://tr.pinterest.com/pin/288723026092606407/(Erişim Tarihi 29.06.2020). Görsel 8-9-10-11: Naile Çevik’in arşivinden.