• Sonuç bulunamadı

"Anadolunun türküsünü ayrı bir biçimde söyledim"

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share ""Anadolunun türküsünü ayrı bir biçimde söyledim""

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

“Anadolunun türküsünü ayrı biçimde

söyledim,,

Şair Cahit Külebi, son kitabı Yangın’

da yer edan şiirleri konusunda soru­

lan yanıtlarken, şiirinin kaynakları­

nın niteliği ve güncellik kavramı üze­

rine de açıklamalarda bulundu.

Burhan GÜNEL

• Y*nl *Rr kttobımzç edim veren «Yengin» ffiri, toplum ölerek bugünkü korga?o ortamme gelişimiz) önletiyor. Ağaçlar gibi, İnscntarm de yok «dilişi. «Doka çok atılacak «akaklara / De­ lik deşik İnsan ölüleri» diyorsunuz. Şiirin altında 1972 tarihi var. Bu, ileriye dönük bir görüş müydü, yoksa güncelliğini yitirmeyen eski bir gözlem mi?

1. Bu kitaba aldığım şiirlerin hemen hepsinde, 1960-1980 yıl­ ları yaşamımın yansıması vor. Belki beş altı şiir, konusu yönün­ den ayrı düşünülebilir. Çevremizi, İzlenimlerimizi, düşüncelerimizi yansıtmaktan daha doğal, daha kolay ne olabilir? Örneğin, 1960’ta yazdığım iki şiir, bugün içine gömüldüğümüz batağın çok başka yön'erinı anlatıyor. Ne var kİ, o günkü durum, bugünkinden baş­ ka nitelikte olmakla birlikte, bugünün bir başlangıcıydı. Bugünkü durum da yarınki durumların bir başlangıcından başka bir şey değildir. Sanat ürününde güncelden başlayan saptama, ileriye yönelik bir önsezi, hatta gelecekten haber veriş de olabilir. Önem­ li olan sanat ürününün kendi niteliklerini taşıması.

Öbür yandan «anot ürünü bir «gercek»tir. Size, kırk yıla ye­ kin bir süre önce yazdığım ve o sırada yayımladığım şiirlerden

İki örnek sunayım:

«Zeylinyağı vs «Bmek ta d a r / Kıt* hürriyet memlsketls t

C A H İT K Ü L E B İ

Büyüdüğü zaman akranları Mehmet Alinin / Herşey bol olur »i- betts.» (1945).

«Bîr nagant tabancam olsa benim / İnce bilekli yar, / Dün­ yaya eyvallah etmem / Altın yürekli yor / Çocuksun gülüp söy­ lersin / Uçan kuşlara benzersin / Beni vururlarsa neylersin// Tstll duvaklı yor?» (1943). Bu dizeler bugün yazılsa güncel olur­ du. Tek sorun, günümüz şiirinin ulaştığı aşamaya yakışıp yakış- mamasıydı.

Şiirde «güncel» ile «sürekli» bir aradadır. Bu iki nitelikten bi­ ri olmadığında şair «hava alır».

■ Yine şiirlerin altındaki tarihlerden yola çıkalım. 1971’de yazılan «A ğ ıt» şiirinde özel olarak anlotmak istediğiniz bazı «genç ölüler» mi sözkonusu? Yanıtınız evet olacaksa, kimler otv tar? Yani, size bu şiiri yazdıran şey, belli olaylar, beli (kişiler mi? Yoksa, genel bir yaklaşım mı sözkonusu olan?

Evet. O şiiri birkaç genç ölünün ardından yüreğim sızlar« ken yazdım. Ne var kı şiirlerde aşktan, doğadan, daha başka tür­ lü nesnelerden söz ediyoruz. O konulan eie aldık diye ne oşık olduğumuz söyienebiSr ne de başka nesnelere bağlantımız. Örne­ ğin, bakarsınız fare gibi bir ozan şiirlerinde boyuna kabadayılık­ lardan, rıhtım boyu döğiişlerinden sözeder durur, o şiirler! de, ger­ çek şiir olduğu için severiz. Benim bu sözkonusu şiirlerimde du­ rumun oldukça ayrı olduğunu söylersem bu bir abartma sayıl- mama'ıdır. Ben hep yaşamdan yoia çıktım. Bunun içindir ki, ha­ di övünelim, Anadolu’nun türküsünü ilk kez başkalarından ayrı biçimde söyledim. Gerçekleri anlattım. Gücüm yettiğince de içine şiir katabildiğim ¡cin, bu tutumumu beğenmeyen art düşüncelile- re, küçümseyicilere rastlamadım. Bugün, 20 yaşımda yazdığım şiirler bile güncelliklerini tüketmiyorsa, elbette başka nitelikleri­ nin yanısıra, bu sürek'i gerçeğin kalıcılığından güç alıyorlar.

• 1950 tarihti «23 Nisan» şiirine, «Yangınsa değin uzanan çizginin çıkış noktasıdır diyebilir miyiz? Yine 1960’dc yazılmış olan «İkinci Cumhuriyet» şiirini bugünkü koşullarda düşünürsek; bu İki şiirin özünde değişiklik olabilir mi? Yani, bu şiirleri bugün­ lerde yazsaydınız, aynı şiirler oluşur muydu sizce?

Bu sorunuzun tümüne evet demem doğru olur. Biraz önce değindiğimiz şiirlerde güficsl He sürekli birleşmiş iken, bu iki şiir­ de duygusallığın egemen oluşu, değerlendirme acılarının başka­ lığı şiirsel niteliği de değiştirmiş. Bugün yazsaydın), kimi motifleri olduğu gibi bırakmayla birlikte, cok daha değişik biçimde yazar­ dım. Ne var kİ, «Yangın» bir oluşumu yansıtan kitaptır. Bu neden­ le her iki şiiri de bu kitaba koydum.

• Ceyhun Atuf Kansu için yazdığınız şiirde belirgin bir t a - remserhk var. Şiirin sonunda, ozan Cahit Külebi ile çelişiyorsu­ nuz gibi geldi bana. Bu karamsarlığı nasıl açıklayacaksınız, yaş­ lılıkta mı?

Sevilen bir ölünün ardından acı duymak, karamsarlığa düş» mek doğal. Öbür yandan, Ceyhun Atuf halk şiirimizi, daha do ge-1 niş oiarok halk ekinimizi cok severdi. Onun için yazılmış bir şiir­ de halkın yöntemini uygulamak istedim. Halk geleneklerinden yo­ la çıktığım, hatta bana «modern bir halk ozanı» denildiği haids. ilk şiirlerimden bcıs'ayarak hiçbir zaman koşma biçiminde şiir yazmadım. Bu şiirimin başına da «Köylü Biçeminde Ağrt» adını koydum. Bu davranışımdan, «Ben haik bicemlerini kullanmam, ama bu şiiri özellikle böyle yazdım» anlamı çıkmaz mı? Burada belirteyim ki, bizim halkımız, neşeli olması gereken oyun havala­ rında bile ölümden söz eder, gurbet, ölüm, geniş bir karamsar'ık yüzyıllarca halkımızın ruhuna İşlemiş. Bunun elbette birtakım ussa! nedenleri vor. Bu durumdan kurtulmak İçin söküp otmamız gereken özelliklerimizden biri de halkımızı «acı topiumu» olmaktan çıkarıp «yaşam toplumu» durumuna dönüştürmemizdir. Dikkat etîly sertiz, bu ağıtta, kullandığım temalarda yine, oiduğu gibi, haik temalarını tıpkısına kuüanmışımdır. Bu İşte biraz fantezi de var. Sırası gelmişken belirteyim. Benden önce de halka özenerek şiir yazan sürüyle şair vardı. Beni onların durumuna düşürmeyen, modem bir sanatçı niteliği kazandıran özelliklerimden biri de. sa­ nırım kİ, yaşama sevincine, doğayı ele alışa ve İnsanı başka acı­ lardan değerlendirişe dayanmaktadır.

• Genelde, yaşama sevinci, yaşama isteği önde görünü­ yor şiirlerinizde, Sizce güncel mİ önemli, yoksa içinde yuvarlanıp biçimlendiğimiz o büyük yolculuk rmı? Vereceğiniz yanıta flöre, kîtabmız «Yangınım yerini, İşlevini belirtir misiniz? M üm kün««, t a •aca, önceki kHaptarınızı da onarak...

GünoeH sürese! varlıktan ayıramazsınız. Bir başka ds yta » ie. güncelde boğulup kalanlar, günceli bile anlatabilme yeteriWğ>» ne ulaşamazlar. Ölümsüzlük, çağlar boyunca akıp giden btr uiu ırmaktır. O uhı ırmağın sularını her alanda başarılar, İnsanlığın kendisi ve bunun İçinde sanat İle bilim oluşturur.

i ® /

vvrç»*

M ÜNİR OZKUL

Şehir

Tiyatroları

yaz oyunlarını

R. Hisarı’nda

sürdürüyor

■ stanbul Belediyesi Şehir I Tiyatroları 16 temmuzda umelihlsarı'nda başladı­ ğı oyunlarım sürdürüyor.

Bu cerçsve ioinde yeralan ve 8. Uluslararası İstanbul Festivali kapsamı içinde de sergilenen Sadık Şendil’in «Kanlı Nigar» adlı oyunu 26 temmuz akşamına dek izlene bilecek. Deniz Uyguner’in yö­

nettiği, curcuna müziği Şefik Uyguner, sahne düzeni - giy sileri Nilgûn Gürkan, mask ları da Metin Yılmaz ile Fu at Türk tarafından gerçekleş tirilen oyunda boşiıca roiie ri Münir Özkul, Nevzat Acık göz, Şevket Avşar, Ayşe Sa rtkaya. Zerrin Güneşkuter Selma Kutluğ, Yavuz Şeker tşıî Fatoş Tez, Vildan Balem

Necati Bilgiç, Sevgi Akyürek, Uğurtan Atakan paylaşıyorlar.

Rumelihisarı’nda «Kanlı Ni- gantaan sonra 3 ağustosa ka dar Fakir Baykurt’un, Taner Barlas tarafından oyunlaştı­ rman ve sahneye konen «T ır­ pan» adlı yapıtı sahneye ge­ liyor. «Tırpanam önemli raile­ rinde Mahmut Gökgöz, Suna Pekuysal, Renan Fosforoğlu, Sevgi Akyürek. Arzu Atalay, Filiz Toprok, Ssima Kutluğ, Metin Tokyay, Şükrü Türen ve Hakan Tanfer var.

Musahipzade Ceiâl’in yaz­ dığı «Balabanağa» yine yaz o- yuniarı içinde 5-17 ağustosta izlenebilecek. Feridun Kara- kaya yönetiyor. Nüvit Özdoğ- ru, Yalcın Boratap, Zeki Y ıl­ dırım, Arsian Aitın, Nuri Er- gün. Burhan İnce, Sibel Gök­ sel. Neomi Oy ile İiyas Tüfek ci oynuyorlar.

Şehir Tiyatrosu yöneticiierj yoz oyunları ile ilgili olarak yaptıkları acıklamadc gösteri ler süresince Rumelihisarı’n- dan her semte ulaşım olana­ ğı sağlandığım, saat 21.30'da başlayacak oyunlarda bilet fiyatlarının tam 50.25. öğren­ ci için de 25.25 lira olduğu­ nu bildirmişlerdir.

Bu betimlemeyi kendim tein yapmıyorum. O denf! büyük han yofiere kapılmayacak kadar aklım başımda. Ne var M, sayısı do cok olmayan iki yüz kadar şiirim o yüce ırmağın sulan içinde bulunmasa bile, bugüne değin yok olup gitmemekle, o yüce ırma­ ğa karışan bir cıfğa su olduğunu göstermiştir.

«Yangın» bu cıiga suyunu beiü bir dönemden akıp gitmesi­ dir. Kendimi bir bakıma yenileyebildiğim! söyleyebilirim. Bu tür şiirleri bizde yazanlar, en başta şair olmamaya, daha doğrusu şiir yazmamaya kendilerini kaptırmış görünmektedir. Şiirde ya- •ok olmamalıdır. Her şey — kalıba dökülebiidiğince— yazılmalı­ dır. Ne var ki. her şeyi şiire sokmak da o denli kolay deği’dir. Kolay olmayanı kolay sanmak, daha doğrusu herkese yutturmaya kalkışmak eninde sonunda başarısızlıkla sonuçlanır. Her varlığın değeri kendi niteliklerine dayanır. Bunun tersine olanak yoktur. Bu işin en tyl, en kesin olarak zaman saptar. Sanat, sonu belir­ siz bir savaştır.

Referanslar

Benzer Belgeler

Veteriner hekimlikte otopsi teriminin kullanılmasında bir sakınca yoksa da insan hekimliğinde otopsi yerine nekropsi denilmesi yadırganır...

Heyelan oldu, dikenleri dertop oldu avucumda.. Bulutlar

Eğer âmilleriyle beraber kullanılırlarsa, mastarlar kendilerinden önce ifade edilen fiillerin manalarını mefulü mutlak olarak tekid ederler 3.. Yukarıdaki misallerde, mefulü

(1999), Giresun çevresindeki fındık bahçelerinde üretici çeşidi olarak yetiştirilen ve meyve özellikleri ile verimlilik bakımından ümitvar görülen, yöresel adıyla

Doğal taşınımda fındık boyutuna bağlı en kısa kurutma süresi (uygun sıcaklık aralığında) 3000 K renk sıcaklığı ve L=10 cm için 1080 dakika ile Ø14-15 mm boyutlu

Sonuç olarak bu çalışmada, Türkiye’de sığırlarda cryptosporidiosis real time PCR tekniği ile ilk kez araştırılmış ve Nevşehir yöresinde ishalli buzağı-

Dilovas ı’nda çocukların dışkısında anne sütünden geçen ağır metaller tespit ettikten sonra mahkemelik olan Kocaeli Ü;niversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı

Ken Loach, ödülünü reddettiği Torino Film Festivali'nin bağlı olduğu Ulusal Sinema Müzesi'nin işten çıkartılan ve güvencesiz çal ışan işçileri ile buluşmak ve son