PERŞEMBE, 15 Ocak 1 9 9 8
D İZİ
fílBlW MMllWEsra
ARSLA N
)
A
Bürokrasi istemiyoruz
Ulaştırma Bakanlığı ve TÜBİTAK tarafından gerçekleştirilen Türkiye'nin ilk ve en kapsamlı teknoloji anketi, vatandaşın artık devlet kapısına gitmek istemediğini, işlemlerini teknoloji yardımıyla çözmeyi tercih ettiğini belgeledi.
Bir devrin tanığı, müziğin ve aşkın kadını Safiye Ayla dün akşam hayata veda etti
‘Çile Bülbülüm
Çile’ sarkışının
9 9unutulmaz ismi
T
’JRK
Müziği'nin ekol
sanatçılarından Sa
fiye Ayla, tedavi
görmekte olduğu Amerikan
Hastanesi'nde dün saat
17.00'de vefat etti. 91
yaşında hayata veda eden
Ayla, Aralık ayının ilk
günlerinde şuur bozukluğu
ve hayati fonksiyonlarında
yavaşlama nedeniyle
Amerikan Hastanesi Yoğun
Bakım Ünitesi'nde tedavi
altına alınmıştı. Ancak sağlık
durumu yeniden bozulan
sanatçı, dün yaşama veda
etti. ‘Çile Bülbülüm Çile’
şarkısının ünlü sesi için ilk
tören, yarın öğleden önce
İstanbul Radyosu'nda
yapılacak. Safiye Ayla'nın
cenazesi, Teşvikiye
Camii'nde kılınacak öğle
namazının ardından
Zincirlikuyu Mezarlığı'nda eşi
Şerif Muhittin Targan'ın
kabrinin yanında toprağa
verilecek. Ayla'nın vefatı
dolayısıyla bir mesaj
yayımlayan Cumhurbaşkanı
Süleyman Demirel, başta
büyük Atatürk olmak üzere,
sesi ve yorumuyla herkesin
beğenisini kazanan
sanatçının kaybından büyük
üzüntü duyduğunu dile
getirdi. TBMM Başkanı
Hikmet Çetin, Başbakan
Mesut Yılmaz ve Devlet
Bakanı Cavit Kavak, Ayla'nın
vefatı nedeniyle birer
başsağlığı
mesajı yayımladı.
Safiye Ayla, Etiler'de
oturduğu evi, Florya'daki
arsasını, Suadiye, İzmir ve
Edremit'teki evlerini de Türk
Eğitim Vakfı'na bağışlamıştı.
Bu fotoğraflar Safiye Ayla'nın özel arşivinden.
B
İR tarih, bir insan, bir ses, bir sanatçı. 1907’den 1998’e. Bin ömrün yaşanmışlığım bir ömre sığdıran kadm. Türkiye Cumhuriyeti’nden önce doğan ama onunla büyüyen, gelişen bir yaşam. Sesiyle ünlenen şarkılar, duygularım işlediği besteleri...Yenilikçi, özgürlüğüne düşkün, kompleksiz, cesur. Sanatına aşık ve aşka ve yaşama ve insanlara... Belki insanlar ölür ama sanatçılar asla. O da ölmedi. Cızırtılı bir taş plaktaki sesi kadar, bir televizyon
stüdyosunda şarkı söylerken ya da 65 yaşında bikinisiyle poz verdiği fotoğraftaki kadar canlı... Aşklar, sevgiler, arzularla yüklü şarkıların en güzel söyleyeni... Bir devrin tanığı, müziğin ve aşkın kadını... Uzun bir şarkı bitti...
• •
Ö
k s ü z l e r
YURDUNDA BÜYÜDÜ
Babasını daha doğmadan kaybeden Safiye Ayla, 1907
yılında İstanbul’da doğdu. Üç yaşındayken annesi vefat eden ve yapayalnız kalan A yla’yı Çerkez dadısı Eladil Kalfa, Bebek’teki
Çağlayan Öksüzler Yurdu’na verm ek zorunda kaldı. İlkokulu burada bitiren küçük Safiye, dokuz yaşmda Bursa Muallim Mektebi’ne gönderildi.
Hastalandığı için, 13 yaşmdayken diploma alamadan okuldan ayrıldı. Kimsesizliği gözönünde tutularak, 1931 yılında Beyoğlu l ’inci Mektebi’ne öğretmen yardımcısı olarak atanan sanatçı,
BULMACA
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
1. Boncuk, para, tüy gibi şeyler takılan, renkli tülbentlerle yapılan gelin başlığı... Beyzi, oval, 2- Saplantı, sabit fikir... Ya bancı, 3- Arnavutluk'un para birimi... Öy kü, 4- Eski dilde dul kadınlar... Yapıları dış etkilerden korumak için üzerlerine yapılan çoğu kez kiremitten oluşan bölüm, 5- Bir geyik cinsi... Asalak bir böcek, 6- Tarih ön
cesine dayanan efsane... İpekli peştemal, 7- Bir nota... Dini inançlara ■
göre ilk yaratılan insan... Boru sesi, 8- Mesafe, fası
la... Ana öğe ve tem el, 9- i Denizde belli aralıklarla 2 yanıp sönen küçük fener... 3 Hindistan'da hükümdarlık *
sanı, 10- Belçika'da ko- 5 mün... Ticaret eşyası, 11- ? Telli bir çalgı... Çirozluktan 8 sonra yağlanmaya başla- g yan uskumruya verilen ad, ıo 12- Anetilenle ilgili, asetile- 11 ne benzeyen. 12
1- Yiyecek içecek vb. erzağın saklandığı oda, dolap veya ambar... Değerli bir taşın be lirli bir biçimde yontulması sonucu ortaya çı kan küçük düz yüz, 2- Fiyat, paha... Balkaba- ğından çıngırak, 3- Domuza benzeyen memeli bir hayvan... Güney Anadolu'da öküz yemliği ne verilen ad, 4- F harfinin Fransızca'da ve İn gilizce'de okunuşu... Mal... Utanma, 5- Düşün me, anlama ve hatırlama kabiliyeti, hafıza... Giresun'un bir ilçesi. 6- Bir cins yumuşak ve yağlı toprak... Bir başlık çeşi di... Kuzeydoğu Afrika'da ı r mak, 7- Sosyal Sigortalar Ku- rumu'nu simgeleyen harfler... Para ile oynanan (ve çoğu kez yuva yıkılmasına sebep olan) oyun... Peru'nun plaka harfleri, 8- Alışkı veya töre... Ekin saplarının harmanda parçalanmışı, 9- Demeç veya bildiri... Olagelen, geçen, yü rürlükte olan... 10- Ayıklama sınavı... Üstten sağa doğru eğik olan basım harfi.
Dünkü çözüm
lâiMöi
• I *DAĞITILAN OSMANLI ORDUSUNDAN ARTA KALMIŞ NEFERLER, REDİFLER. GAZİLER, İSTANBUL SOKAKLARINDA HALA SAHİPSİN VE VARDIMA MUHTAÇ BİR HALDE BEKLEŞİYORLARDI..
İLERDEN KAYMAKAM HUSAMEDDİN B E Y GÖZÜKÜR... ARKASINDA KUFE- CİLER, KÜFELERDE Ç E Ş İT Ç E Ş İT Y İYE C E K LE R , M E Y V A L A R . SE B ZE LE R ... KOL AĞASI AYAĞA KALKAR... KAYM A KAM I TANIMIŞTIR...
Çileli
bülbül
sustu
sesinin güzelliği ve piyanoçalarken gösterdiği üstün yetenek ile dikkatleri çekti.
Arkadaşıyla birlikte katıldığı bir müzik toplantısında söylediği şarkı, orada bulunanlarca çok beğenildi ve İstanbul Radyosu’na davet edildi. Aynı yıl, Colombia Plakları hesabına Y e sa ri A sım A rs o y ’un “ Sevda Y aratan G ö zlerin i H er Zam an Öpsem” adh şarkısını plağa okudu. Bu plakla ve radyodan halka ulaşan sesinin güzelliğiyle, bütün Türkiye’de ün kazandı.
Bu arada, giyecek başka elbisesi olmadığı için, siyah önlükle ilk kez Darültalim-i Musüd’de sahneye çıktı. Bunu gören M aarif müfettişlerinden biri çok büyük tepki gösterdi ve kendisine, okuldan istifa etmesi gerektiği bildirildi. Okuldan ayrılan Safiye Ayla, aralarında Kemani Cevdet, Tamburi İzzettin, Udi Fahri Bey ve Kanuni Naime Batanay
Hanımlar’ın bulunduğu bir heyette, 48 lira maaşla işe girerek, profesyonel müzik hayatına başladı.
A
t a t ü r k
o n a
ŞARKI ÖĞRETTİ
İlk plağının kazandığı başarının ardından halkın yalandan tanıdığı ve sevdiği sanatçılardan biri
haline gelen Ayla, gazinolardan teklifler almaya başladı. Küçükçiftlik Parkı’nda ve Mulen Ruj Gazinosu’nda sahneye çıkan S afiye A yla , kazandığı başarının ve kendisine gösterilen ilginin doğal sonucu olarak, assolistliğe yükseldi. Ve kendi deyimiyle de Türkiye’de assolistlik bu şekilde doğmuş oldu. Türkiye’nin en büyük kadm sesi olarak kabul edilen Ayla, 1932 yılında
İstanbul Vali Muavini Nuri Bey’in Şişli’deki evinde verilen bir davette, Atatürk’ün
huzurunda ilk kez şarkı söyledi. Bundan sonra birçok defa Atatürk’ün davetlerinde yer alan ve şarkı söyleyen Ayla’ya Atatürk de bizzat şarkı öğretti. Bu şarkılardan ilki, “Mani Oluyor Halimi Takrire Hicabım”... Türkiye’de ve yurt
dışında sayısız konserler veren, plakları yıllarca listebaşı olan
Safiye Ayla’nın, “Gönül Şarkıları” diye tanınan besteleri
de var. “Bu Akşam Ay Işığında Buluşalım” adlı sevilen şarkı da
yine sanatçının bestelerinden. 1942 yılında, Rey kardeşlerin
“Alabanda” revüsünde “Kraliçe Mimoza” rolünü başarıyla
oynayan Ayla, ses sanatçılığının yanısıra, yetenekli bir oyuncu olduğunu da kanıtladı. 1950 yılında Hz. Muhammed’in son
torunlarmdan büyük üstad, uluslararası sanatçı Prens Ş e r if
Muhittin Targan ile evlenerek
sahneyi bırakan sanatçı, 17 yıl boyunca eşiyle mutlu bir yaşam sürdü. 1967 yılında eşini kaybeden Ayla, tekrar evlenmedi.
•
İN Ö N Ü ’NÜN
PİJAMALARIYLA YATTI
Atatürk’le tanıştıktan sonra hayatmın akışı değişen Safiye A yla , başarısını, Ata’nm kendisine verdiği öğüde borçlu
olduğunu söylüyordu. Sanatçı, Atatürk’ün “Sana yönelmiş olan teveccühü daima etrafmdakilerle bölüştür. Böylelikle, kıskançlığın önüne geçersin. Hem de haklı bir iş yapmış olursun. Zira, okuduğun şarkıda ses güzelliği seninse, bestekarın ve çalanların da bunda hissesi vardır. Ve bu, her işte
böyledir. Benim arkadaşlarım olmasaydı, ben kendimi görevlendirdiğim problemleri tek başıma çözemezdim”
sözlerinde, kendisinin ve Ata’nm
başarısının sırrının
çözümlenebileceğini belirtmişti. Atatürk’ün aradığı, izlediği, hayatında yer almasına izin verdiği bir sanatçı olan Ayla, böylece zamanın tüm üst düzey yöneticilerini de tanıma imkanım buldu. Devrin Başbakanı İsmet İnönü’yü, Florya Köşkü’ndeki
odasmda kaldığı akşam, tanıma sözcüğünün taşıdığı bütün anlamlar içinde bulduğunu anlatan A yla ’yı, bu geceden sonra
Atatürk bir daha sofrasına çağırmamıştı. Safiye Ayla o
geceyi, “Atatürk, bir isteği olup olmadığını öğrenmem için beni İnönü’nün odasma gönderdi. Paşa beni büyük bir nezaket ve arzuyla karşıladı. ‘Karakız çok yorgunsun. Yanımda kal’ dedi ve bana pijamalarını verdi. Sabah
uykudan uyandığım zaman, İnönü’yü tamamen giyinmiş olarak karşımda gördüm. Telaşlandım ve odasında uyuyakaldığım için özür diledim. Beni telaşlı ve üzüntülü durumdan kurtarmak için, ‘Ben her zaman erken kalkarım. Ne yapalım, istikbali düşünmek zorundayız’ dedi” sözleriyle
anlatıyordu.
“Büyük Osmanlı Ş airi” diye
tanımladığı Yahya Kemal ve
ünlü ressam Çallı İbrahim’le de
birçok anısı bulunan sanatçı, Çallı’nın kendisine pek çok kez,
“Kız b ir gün senin çıplak b ir resmini yapayım” dediğini
anlatmışta. Biraz çapkın olan Çallı’mn bu isteğini o zaman yerine getirmeyen Ayla, daha sonra bundan pişmanlık duymuştu.
Ö m er Rıza D oğrul, K em a l T a h ir ve N a ci Sadullah’la olan yakın dostluğunun kendisine çok şeyler kazandırdığını söyleyen ünlü sanatçı, 1938 yılında Harp Okulu olayından sonra hapse giren N azım H ikm et’in hapisten çıktığı gün Ö m er Rıza D oğru l ve N aci Sadullah’la aralarında para toplayarak kendisine pabuç aldıkları günü unutamıyordu.
Çirkin olduğu için, Atatürk’ün kendisini perde arkasından dinlediği söylentilerine gülüp geçen S afile A yla , bu söylentileri, Atatürk’ün yakınında olduğu için kendisini çekemeyen, Ata’ya yakın olmak isteyen diğer kadınların çıkardığını düşünüyordu.
Ve o, Ürdün Kralı
A bdu llah ’ın haremine katmak istediği, Mısır Kralı F aru k’un altın işlemeli, üzeri yakut taşlarla süslü kemer hediye ederek beğeni ve arzusunu ilan ettiği kadındı.
İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi