- tyy —r *' • /'Ü •*>
j *
5
Z A F E R—t
Sayfa» 3
¡ 1 * 1
f ardımcıların başarısızlığından sonra
\cheson dörtlü toplantı
ümidini terketmemiş
Sovyet Rıısyanın teklifi kabul
edeceği zannediliyor
Vaşington, 22 a.a. — Dörtler konferansı hakkında diln akşam ■erdiği beyanatta Dışişleri Ba kanı Dean Acheson şunları söy- emiştir:
«Vaşington'da yakın bir gele nkte toplanması istenilen dört er konferansına iştiraki için iovyet Rusya’ya yapılan teklifi Sovyet hükümetinin ıeddetmi- ■ecegini limit ederim. Bugün '’aris’te Birleşik Amerika, İn- ; il tere ve Fransa, Sovyet Rus ya’ya bundan evvel de bu yolda yapmış oldukları teklifi
yenile-mişleıdir. Sovyet Rusya’nın bu teklifi kabul edeceğine samimi yette inanıyorum. Böylece top lanacak olan dörtler konferan sı, Avrupa'da karışıklıklara se bep olan mühim meselelerin mü zakeıesine bir an evvel başla mış olacaktır. Dört büyült dev let dışişleri bakan yardımcıla rının 74 üncü toplantısında da Sovyetleıin takip ettikleri siya set, toplantıların lüzumsuz ol duğunu isbat etmiştir.
Bu toplantılara devam etmek vakit kaybından başka bir işe yaramıyacaktı.»
Koreye
Unesco
takviye konferansı
Kemiklerinin yurda getirilişi münasebetile
«WVWWWWVWWWWWV
Hak, haktır!
«Her külfet bir nimet mukabilidir!» atalar sözünde oldu ğu gibi, çalışanların hakettikleri ücreti almaları esastır. Na sıl bir işçi günlük çalışma saati haricindeki mesaisine ait ücreti almak hakkını haizse, nasıl bazı dairelerdeki memur lar da bu usulde çalıştırılıyorsa, emeği geçen, ömründen harcıyan, gecesini gündüzünü işine sarfeden memurun da aynı muameleyi görmesi esastır.
Meselâ, Adliye mensupları arasında, cürmü meşhut suçla rı için her gün nöbet tutan, hâkim, savcı, zabıt kâtibi, dak tilo gibi elemanların, fazla mesai ücreti almamaları kadar a- normal bir şey yoktur.
Bir ayda on gün, sabahın dokuzundan gecenin sekizine, o- nuna kadar vazife görmelerine mukabil bu gibi hizmet er babının vaziyetleri göz önüne alınmamıştır.
Adalet tevzii gibi en mukaddes bir vazifeyi lâyıkı veçhile başarmak için, her şeylerinden fedakârlık edenlerin hakla rını teslim etmek ve onların bu vaziyetlerini göz önüne ala rak lâzımgelen tedbirleri düşünmek mecburiyetindeyiz!.
Hikmet YAZICIOĞLU
Mithat Paşa
Cenubun Eğesinde: 2
Gaziantepten
Kilis’e doğru
isteniyor
General Ridgway
Genel Sekreterliğe
başvurdu
Nevyork, 22 a.a. — Birleşmiş Milletlerdeki resmî şahsiyetlerin bildirdiklerine göre, Kore’deki Birle "mi s Milletler Kuvvetleri Başkomutanı General Matthew Ridgway, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine müracaat c- 1crek Birleşmiş Milletlere üye levletlerin Kore’ye takviye kuv vetleri göndermelerini istemiş tir.
faaliyette
Teşkilât programının
genişletilmesi
isteniyor
Lic’nin yardımcısı da aynı fikirdeNevyork. 22 a.a. — Uzakdoğu seyahatinden dönen Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Trygve .ie’nin Yardımcısı Andrew Cor- lier gazetecilere verdiği beya natta Kore’de çarpışan mütte
fik kuvvetlerin takviyeye ihti-
vacı olduğunu bildirmiş ve söz lerine devamla demiştir ki:
«Birleşmiş Milletler kuvvetle rinin girişmiş oldukları muka bil taarruz muvaffakiyetle de vam etmekle beraber bu ı-uv- vetlere takviye birlikleri gönde rilmelidir.»
Paris, 22 a.a. — Pazartesi günü burada Unesco konferan sının açılışında, başkan seçilen Amerikan delegelerinden How land H. Sargeant, dün konfe ransın üçüncü oturumunda bir konuşma yapmış ve «.Birleşik Amerika’nın arzusu, insan hür riyetine müstenit bir dünva ni zamı kurulmasıdır demiştir.
Mr. Sargeant sözlerine de vamla, «Unesco’ nun, böyle bir dünyanın kurulmasına yardım etmesi lâzımdır. Bu dünyanın büyük insanlara ihtivacı ola çaktır ve Unesco bunların ye tiştirilmesine yardım edebilir...
Birleşmiş Milletlerin bütün diğer teşekküleri arasında yal nız Unesco, fikirler ve fikirlerin
insanlığın fridhrs 11 ve tarn i fec rinde tesirleri ile alâkadar ol maktadır ve bu da kurşunlar ve mermilerden çok daha mühim dir» demiştir.
Mr. Sargeant sözlerine son vermeden önce, Unesco progra mının genişletilmesi ve tahsil tahsisatının arttırılması lüzumu üzerinde durmuştur.
,v n m v « v w v w w
Allahın bu bölgeye bir nimeti de taşdır — Modern
mimarî, cenuba traktörle ayak
basmıştır! — Şahin
beyin ahdi vardı — Isa'nın?çarmıha gerilmesi bir din
yaratmışsa,
büyük
kahramanların
şehadetleri de
kurtuluş savaşları yaratır — Bir tarafta traktör, öbür
tarafta el ile yolunan buğday! — Amalar çarşıda
ayna satıyor...
************** Yazan: Adviye Fenik
Hakkında çok ve uzun yazılar yazılan Mithat Paşanın, dağda ğalı olan siyasî hayatını en muh tasar şekilde dahi olsa bir ma kaleye değil, bir çok makalelere sığdırmağa imkân yoktur.
Bu düşünce iledir ki, ben, Mithat Paşanın hususî ve siyasî hayatına ait bir kaç hâtıra nakledeceğim.
Hâdiseler üzerine aksettirilen bu hâtıra ışıkları altında, sanı yorum ki Mithat Paşa daha iyi tanınabilecektir.
Mithat Paşa (1822 - 1238). yılında Istanbulda doğmuştur. Asıl adı Ahmet Şefiktir. Babası Rusçuklu Hacı Ali Efendi zade Kuzattan Hacı Mehmet Eşref Efendidir. Küçük yaşta hafız da olmuştur.
Reisülküttap Akif Paşa Kü. çük Ahmet Şefik Efendide bir kıymet mevcut olduğunu sezmiş ve onu Divan-ı Hümâyûn kale mine çırağ eylemiştir. Bu kalem de, o zamanın teamülüne göre Ahmet Şefik Efendiye (Mithat) nıahlâsı verilmiş ve sonradan asıl adı unutularak Mithat adı kökleşmiştir.
Merkezde ve taşrada bir çok memuriyetleri başarı ile gör dükten sonra kırk yaşına doğru rütbei vezaretle Niş valisi oldu. Buradaki başarısı nazarı dikka ti celbettiği için Meclisi VSlâda kaleme alınan nizamname ahkâ mına göre yeni usul idareyi tat. bik etmek üzere Tuna vilâyetine tayin olundu. Tuna vilâyetinde ki icraatiyle Mithat Paşa adını ebedileştirdi. Daha sonra Şurayi Devlet Reisi ve Bağdat valisi oldu. Bağdattan ayrıldıktan bir ay sonra Edirne valiliğine veril miş ise de daha oraya gitmeden Sadrazamlık mevkiine getirildi.
»v»v»ww Yazan »WWW»
Zuhuri Danışman
. .w»»wwwwww»»ww»»w»
Abdülhaıııit Kanunu Esasiyi ka bul ve tasdik ederek Hattı Hü mâyûn ile Babıâliye gönderdi.
BabIâli’nin deniz tarafındaki arsaya, Şûrayı Devlet balkonu, nun önüne bir kürsü konmuş idi. Pek çok halk birikti. Hava yağmurlu idi. Abdi âciz erken gidenlerdendim ve kürsünün ya nında idini. Mabeyin Başkâtibi Sait Bey Hattı Hümâyûnu ge tirdi ve anıetci Mahmut Celâ- leddin Bey okudu. Müteakiben Mithat Paşa Cenabı Hakka
Kanunu Esasinin ilânı mev-zubahsolunca derhal istifa et miş ve yerini Mithat Paşaya bı rakmıştır.
Mithat Paşaya gelince o, ace leci, faal, fedakâr, gözü pek ve azimkardı. İhtiyat ve teenni bil mezdi. Mesuliyetten korkmazdı. İnandığı bir şeyi her ne paha sına olursa olsun tatbik ederdi. Bilhassa vali olarak emsali en der bulunur bir kıymetti. Bütün işlere birden başlar, hangisinin daha mühim olduğunu, ve daha evvel bitirilmesi icap ettiğini düşünmezdi. Merhum Abdürrah- man Şeref Bey böyle söylüyor.
Dalkavukluktan asla hoşlan maz, idarei maslahat nedir bil mezdi. Büyüklere ne kadar acı hanıd-ü sena ve Zat-ı Şahaneye
teşekkür ve hayır dua etti. So- \ olursa olsun hakikati söylemeli sinin titremesi hâlâ kulağınıda-
dır. Mithat Paşa merhumun
se-1 ten asla çekinmezdi. Bu halle riyle devrinin en enteresan, in sini yalnız bu vesile ile işitmi-
şimdir.)
Mithat Paşa, böylece en bü yük emeline nail olmuş ve bizde demokrasiye doğru en mühim adımlardan birini atmıştı.
Halbuki Kanunu Esasinin ilâ nı zarurî bir hal Aldığı sırada Sadrazam Mütercim Rüştü Pa şa idi. Mütercim Rüştü Paşa,
Ü n i v e r s i t e
Rektörü seçidi
(Baş tarafı 1 inci sayfada)
İlk (ur tamamlandıktan son ra fazla oy alanlar arasında se çimler tekrarlanmıştır.
Birinci turda oylar şu sıra ya göre dağılmıştır:
Ziraat Fakültesi profesörle rinden Ekrem Rüştü İzmen 29. Hukuk Fakültesi profesörü Hü şeyin Cahit Oğuzoğlu 27, Hu kuk Fakültesi profesörü Faruk Krem 22, Nüzhet Şakir Dirisu 19, Zeki Faik Ural, 15, Kâmil Sokollu 11, Celâl Tarıman 6, Bülen Nuri Esen 6, Fikret Arık 1, İrfan Titiz 1. Mutlak çoğun iuğu temin etmek için altı tu ra daha müracaat edilmiştir.
Nüzhet Şakir Dirisu ve Fa ruk Erem beşinci turda aday lıktan feragat etmişlerdir. Son tura da iki aday kalmıştır.
Son turun oyları da kullanıl diktan sonra tasnife geçilmiş tir. İlk hamlede Ekrem Rüştü İzmen Hüseyin Cahid Oğuzoğ- lunu 10 farkla geçmiş ve fark oyların sonlarına doğru 20 yi aşmıştır. Ekrem Rüştü İzmen VO oy aldığı zaman şiddetle al kışlanmış ve müteakiben neti celer şu şekilde ilân edilmiş tir:
Ziraat Fakültesi Profesörü F itrem Rüştü İzmen 79, Hukuk Fakültesi profesörü Hüseyin Cahit Oğuzoğlu 57.
Alkışlar arasında kürsüye ge 'rn yen) rektör Ekrem Rüştü İ men, eski rektör Hikmet Bi- r ınd tarafından kucaklanarak
brik edilmiştir.
Müteakiben Hikmet Birand, .rem Rüştü İzmen’in rektör luğunu resmen ilân etmiş, : günün Üniversite için en ■sut bir gün olduğunu ifade '.erek hazır bulunanlara te-
ıkür etmiştir.
Ekrem Rüştü İzmen de: «Be- bu anda rektör seçen siz- e candan teşekkürlerimi ■narım. Teveccüh ve itima-
nıza lâyık olmak için elim- n geldiği kadar çahşacağı- ,ı söz verir ve çalışmalarım da müzaheretlerinizi
beklıye-rek hepinizi sevgi ve saygıyla selâmlarım.» demiştir.
Yeni Rektörün gazetemize demeci
Rektör Ekrem Rüştü İzmen konuşmasını müteakib tebrik leri kabul etmiş ve bir muha birimize intihalarını şu şekil de anlatmıştır: «Üniversiteli arkadaşlarımın hakkımda gös terdikleri büyük itimat ve te veccüh eseri olarak bu anda rektör seçilmiş bulunuyorum.
Pek kısa bir mazisi olan A n kara Üniversitemizin yüksel mesi yolunda elimden gelen gayretleri esirgemiyeceğim.
Bu yeni vazifeyi deruhte e- derken, benden evvel rektör nöbetinde bulunan arkadaşım Hikmet Birand’a Üniversite - miz için gösterdiği büyük gay retlerinden dolayı teşekkürü bir borç bilirim.»
Rektör Prof. Dr. Ekrem Rüştü İzmen’in kısa hal tercümesi
Merhum subaylardan Ispar- talı Ahmet Rüştü İzmen’in oğ ludur. İstanbul ve Kadıköy li selerinde okuduktan sonra 1918 yılında Halkalı Yüksek Ziraat Mektebine girmiş, buradan 1922 de pek iyi derece ve yük sek ziraat mühendisi unvanı ile mezun olmuştur. Evvelâ E- dirne ve onu mütakip Ankara Ziraat Mekteplerinde öğretmen lik yaptıktan sonra staj ve ih tisas yapmak üzere Almanya- ya gönderilmiş, 1929 sonunda yurda dönerek lâboratuvar şef liğine tâyin edilmiş ve 1933 de Yüksek Ziraat Enstitüsünde aynı unvan ile vazife almıştır.
1936 da habilitasyon imtihanı nı vererek doçentliğe ve 1941 de profesörlüğe yükselmiştir.
Almanca ve Fransızca dille rini bilir, otuz kadar ders ve el kitapları ile yayınlanmış o- rijinal araştırmaları vardır. 1940 - 1948 yılları arasında Yük sek Ziraat Enstitüsü Ziraat Fakültesinde iki devre dekan lık yapmıştır. Halen de bu Fa kültenin Dekanı bulunmakta dır.
Gazianteb'in taş evlerinden bir görünüş Antep’ten Kilis’e sabahleyin
erkenden hareket ediyoruz. Bu 58 kilometrelik mesafeyi bir sa atte alacağımızı söylediler.
Geniş Atatürk Bulvarının sağ ve solu, düzgün yontulmuş bem beyaz taş binalarla iki sıra yük seliyor...
Aııtep’te her ev, her avlu, her dükkân ve her sokak taştır!
Sağa bak taş! Sola bak taş! Yere bak taş!
Allahın bu bölgeye bir nime ti de bu taş değil mi ?
Bütün Antepliler, Kilisliler ve Nizipliler en küçük köylere ka dar bu taşın beyazından ev, -si yahından kadirim yaparak fay dalanmışlar.
Büyük binalardaki sabun ka lıbı gibi düzgün, büyük blok taş lar insana hayret veriyor:
— Ne çok el emeği ve ne bü yük işçilik, diye şaşıyorsunuz.
Halbuki, Antepliler bu taşın yontulurken gayet yumuşak ol duğunu söylüyorlar. O zaman soruyorsunuz:
— O halde mukavemeti de o nisbette azdır.
Hayır, bilâkis! Yağmur, gü neş ve rüzgâr yedikçe adetâ mermerleşen bir taş bu!..
Fakat şehrin dışına doğru yol aldıkça bu güzel binalardan u- zaklaşıyoruz. Sağdaki hafif me yilli sırt üzerinde yeni yapılar la büyük bir mahalle teessüs edi yor. Bunlarda mahallî üslûptan uzak, modern bir mimari göz.e çarpıyor.
Hattâ canım taşa, yalın kat bir sıva ve boya bile geçirilmiş!..
— Kooperatif evleri, bahçeli evler olacak, diyorlar...
Ne yazık!.. Görünüşleri belki daha gösterişli ve belki de daha ıalıat olan bu yeni tip evlerde o eski biçim taş binaların asale tini görmek kabil değil...
Amma, no yapabilirsiniz? Mo dern mimari, traktörle beraber buraya ayak basmıştır bir de fa...
Otomobilde bir an herkes sus tu...
— İşte, Gazianteb’in büyük kahraman evlâdı Şahin beyin mezarının önünden geçiyoruz.. Bir sırtın eteğinde ve yolun ke narındaki şu mütevazı kabir o- nundur!
Şahin boy, bir avuç kahraman la beraber, işte bıı değirmenin önünde çok üstün kuvvetler ta rafından pusuya düşürülmüştü O ve arkadaşları son mermileri
bitinceye kadar buralarda çar pışmışlardı.
Fakat Şahin beyin şöyle bir ahdi vardı:
— Düşman ne kadar üstün o- lursa olsun t vücudümü kalbur gibi delip beni yere sermedikçe, bu yoldan içeri bir adım atamaz!
Nitekim o, s patlarca böyle
arslanlaı- gibi dövüşerek tek ba şına düşmanı geriletmiş, bir ço ğunu da yere sermişti...
Fakat nihayet.... et ve kemik vücudü delik deşik olup yol üs tüne yaralı bir kartal gibi düş. müştü. işte ancak o zaman, düş man bu yoldan geçebilmiş ve Anteb’e yaklaşmıştı.
Fakat... Isa’nın çarmıha ge rilmesi nasıl kuvvetli bir din ve dindar üretmişse, Şahin beyin hu kahramanca şehadeti de An- teplilerin mücadele azimlerini kat kat arttırmıştı. İntikam his si en hücra köylere kadar uzan, ııuştı. Gazi Anteb’in her taş evi günlerce, Şahin beyin kale vti rudü gibi delik deşik oldu. Fa kat kurtuluş savaşı bu imanla kazanıldı....
Kahraman Şahin beyin meza rını değirmenin üstündeki hâkim tepede idealleştirmek, elbette ulvî bir vazife olacaktır; fakat onan aziz ruhu, zaten bütün memleketin semalarında ve ka dir bilir milletin kalbinde en yüksek mertebesini bulmuştur.
Bu sıralarda Osmanlı impara torluğunun iç ve dış durumu hakikaten vahimdi. Hükümdar, Sultan Abdülâzizdi ve dilediği gibi icrayı saltanat etmek heve sinde idi.
Mithat Paşa, vatanperverdi, devrin gidişini beğenmiyordu, haricî itibarımızın düşkünlüğün den muazzepti.
Bütün bunların düzeltilmesi için bir tek çare görüyordu : O da, Kanunu Esasinin ilânı, hükümetin meşrut bir şekil al ması.
Mithat Paşa, bu fikre tama men saplanmıştı. O sırada bir de, Osmanlı siyasetini tamamen Rus emellerine âlet eden Mah mut Nedim Paşa meselesi vardı. Mahmut Nedim Paşanın gizli ve sinsi siyaseti yüzünden hükü met, tamamen Rus Sefiri (Iğna- tiyef) in entrikalarına kapılmış görünüyordu.
Mithat Paşanın kanaatine gö re, tek adamın hâkimiyetine son vermek ve milletin iradesiyle toplanacak olan Millet Meclisi ve Kanunu Esasi hükümlerine göre memleketi idare etmek ye gâne kurtuluş çaresi idi.
Gaziantep’ten Kilis’e hareket etmeden evvel, milletvekillerin den Galip Kıııoğlu bana:
—f Siz göreceksiniz, bizim Ki lis’te bağ, bahçe ve pamuk tar laları ne kadur çoktur, demişti. İşte bir kaç gün evvel dolu nun harabettiği binlerce pamuk tarlaları, traktörle yeniden sü rülmüş ve ekilmiş bile...
Beri yanda kısa saplı ve zayıf başaklı buğdayları, orakla bile biçmeğe imkân yok!
Yüzlerce, kadın erkek, ot yolar gibi demet demet buğday söküyorlar!
Evet, cenupta bir çok yerlerde buğday biçilmez, yolunur!
Dikkat ediyorum, köylülerin bir çoklarında gözler kıpışık - ağrıklı:
— Trahom hâlâ mevcut mu? — Eskisi kadar değil, fakat tamamen önü alındı denemez
— Bir amalar çarşısı varmış. Öyle mi ?
— Hattâ şöyle bir darbı me sel vardır: Amalar çarşıda ayna satıyor!
— ( Arkası var ) —
Abdülâzizin ve onun yerine geçen Beşinci Muradın tahttan indirilmelerinden sonra hüküm darlık makamına Abdülhamit getirilmişti.
Bir komisyon Kanunu Esasi nin hazırlanması ile meşgul idi ve ciddî olarak çalışıyordu. Ko misyon gündüzleri Babıâlide ak şamları Fındıklıda Server Paşa' konağında toplanmakta idi. Dört beş aylık bir çalışmadan sonra Kanunu Esasi tamamlandı. Fa kat bir türlü Meclisi Vükelâdan geçip Padişahın iradesine ikti ran ettirilemiyordu.
Burada sözü merhum Abdiir- r ah man Şerif Beye bırakıyorum: (Anlaşılan Sadrazam Müter cim Rüştü Paşa ayak sürüyor du. O vakit Sadaret 'Müsteşarı bulunan Sait Efendi merhumdan mesmu-u âcizanem olmuştur ki, odasına bir gün Mithat Paşa ge lip yeni kanunun faydalarından, ve gecikmesinden husule gelecek iç ve dış fenalıklardan ve bir an evvel mevkii tatbika konulması lüzumundan bahsetmiş ve bu mütalâalarının Sadrazama du yurulmasını rica etmiş.
Sait Efendi, Mithat Paşanın bu mütalâalarını Sadrazam Mü tercim Rüştü Paşaya anlatmış, o vakit Mütercim Rüştü Paşa (Paşamızın bu acelesine aklım ermiyor. Korkarım ki alelacele kaleme aldırdığı o kanun, iptida kendi başını yiyecektir) mütalâ asında bulunmuş..
Yine merhum Abdürrahman Şeref Beyden naklen:
(Nihayet Mütercim Rüştü Pa şa Sadaretten çekildi ve yerini Mithat Paşaya terketti. Sultan
hakikaten zeki, değerli bir adam dı. Fakat alafranganın aleyhta rı idi. Avrupadan gelecek her şeye karşı mukavemet gösterir di. Çok iffetli, güzel söz söyler, ve itirazlarında hiddetli ve şid detli idi.
sanı idi. Sultan Abdülhamkle yazdığı şu mektup onun cüreti tab’ına en güzel misaldir :
(.... Evvelâ hükümdarlık va zifesini mutlaka bilmelisiniz. Çünkü bütün yaptıklarınızdan millet nazarında mesul olacak sınız. Bunun için Vükelâ ve Devlet memurları vazifelerini serbestçe göreceklerinden emin olmalıdırlar ki dört yüz sene- denberi milletimizi denaete alış tırıp devleti tedenniye uğratan dalkavukluktan yakayı sıyırabi lelim.
Bendeniz Zat.ı Şahanenize karşı çok hüvmetkârımdır. Aıı-
(Somı 4 üncü sayfada)
ANKARA RADYOSU Cumartesi — 2 /6/1951 7.28 Açılış ve program. — 7.30 M. S Ayarı. — 7.: 1 Hafit parçalar (Pl.) — 7 45 Hııbf rlcr — 8.00 Şar-kılar (Pl ) — 3.25 GüııUı progmı. — 8.30 Müzik. — 9,00 llava
ra-O ra-O K U ve kapanış.
13.15 - 13.15 A SK E R SAATİ :
fır, m. 8.1 - 17820 K r .« T.A.V. kısıl
dalrıa postası¡/lc beraber yatım)
13 15 Memleketten sel Anı. — 12.30 Askerin ritedifti havalar. — 13.00 Haberler. — 13.15 Saz eserleri. — 13 30 (lirle Gazetesi. — 13.45 Halk türküleri. — 14.00 Salon Orkestra ları (Pl.) — 14.30 Film yıldızı söylüyor (Pl.) — 14.55 Kayıp mektupları. — 15.00 Hava raporu, aksam programı ve kapanış.
16.58 Açılış ve program — 17.00 M. S. Ayarı ve Çocuk Saati — 18.00 Dans parçaları (Pl.) — 18,30 Küme sazlardan oyun havaları. zeybek, çiftetelli — 19.00 M. S. Ayarı ve haberler — 19.15 Tarihten bir yap rak — 19.20 Yurttan sesler — 19.45 Radyo ile İngilizce — 20.00 Virtüöz, lar (Pl.) — 20.15 Radyo gazetesi — 20 30 Serbest saat — 20.35 İncesaz (Hüzzam faslı) — 21 15 Harry Ilor- llek orkestrası çalıyor (Pl.) — 21.30 Konuşma: Denizden sesler 'E m rul- lah Nutku) — 21.45 Hafif şarkılar fP l.) — 22.00 Konuşma — 22 15 5ar. kılar. Okuyan: (Sabite Tur) (Pl ) — 22.45 M. S. Ayarı ve haberler — 93.00 Dans müziği (Pl.) — 23.30 Proğraı-ı ve kananış.
İSTANBUL RADYOSU Cumartesi — 23/6/1951 12 57 Açılış ve programlar — 12.00 Haberler — 12.15 Glenn Miller ve Tex Benek e orkestrası (Pl.) — 12.30 Radyo salon orkestrası konseri — 14 00 Şarkılar — 14.45 Or# ve gitar *4 doları (Pl.) — 15.10 Karışık ha fif müzik (P l.) — 15.30 Haftanın programı — 15 15 Sevilmiş sesler (Pl.) — 16.10 Saz eserleri - 16.S0 D ins orkestraları geçidi (P l.) — *7 15 Türküler — 17.45 Kayıp ınck- ♦ tınları — 17.50 Radyo klâsik Türk musikisi topluluğu — 18.30 Dans T'Mbd*! — 19 00 Haberler - 19 15 Bü'-ük bestekârlardan hafif müzik
(V } > _ 10.40 Şarkılar — 20 10 Kısa haberleri — 20.15 Radvo ya. 7.etoc'i — 20.30 Dinleyici istekleri — 21.15 Şarkılar — 22 00 Konuşma — 22.10 Piyano dünyasından gezintiler — 22 30 Şehirde bu hafta — 22 45 Haberler — 23.00 Programlar ve
eg-SOLDAN SAĞ A :
1) Duruş — Kazanç. 2) Ayetler - Düş. 3) Rakı içmeye yarar — Uyku. 4) Beyaz — Niyet. 5) Yıkık. 6) Sa. nnt — Olay. 7) Mevlevilcrln bir çal. gısı — Karadeniz sahilindeki bal kımıza denir. 8) Tersi: Bir geminin gideceği yol — Müslümanların iba. detgâlıı. 9) İngiltere’de bir Unvan - A y. 10) Tersi: Bir harf — Çlftç'nir bir aracı. 11) İçkiyle beraber yoneı - Dinlenme. 12) Yükselme — Uye.
YU K A R ID A N AŞA Ğ IY A :
1) H Ad İse — Yüksek bir mektep. 2) Bir uzvumuz — Nemlilik 3) K işi — Gemi inşa yeri — Tersi: tşarer 4) öğün ine — Su basması. 5) Diner yasak edilmiş şey — Su. 6) Uianımı — Tersi: Ağacın kolu — Fa-.la. 7) Tan — Sonradan. S) Hatırlama •- Bir rüıgftr adı — Cilve. 9) K ıp ı — Nefret edilen kimseler Içlıı kullanı. lan bir söz — Ab.
E V V E LK İ BULM ACAM IZIN H A L L İ
Soldan Sağa: 1) Edepsiz. 2) Orlon 3) A ğ - - îks — Bu. 4) Fiik (küf! — Tad. 5) İç — Ara — Ba (ab). 6İ 1b (bi) — Ak 7) Ama. 8) Ulu - Yas. 9) La — Ani — Ne. 10) Ukala 11) Ma — 1da. (adi) r~ Mi. 12) Ali nıinyum.
Yukarıdan Aşağıya: 1) Şafii — TT lema. 2) Güçbclâ — Al. 3) Do. 4) Er — Asa — Akim. 5) Pikar (rakip) — Münadi. 6) SOS — Ata — İlân. 7 to 8) P-.Ç-ıean — Mu (utul 9i Bıı dak — Selim. N. T. E.
lence yerlerinden röportaj — 24.0i Kapanış.
I ş ç i
a r a n ı y o r
İş ve İşçi Bulma Kurnmn Ankara Şubesi Müdürlüğü İkinci Anafartalar Caddesi (No: 355) Telefon (13686) Büro ve ev işleri: 12826 — Bir komprasör.
— Bir sanat okulu elektrik şubesin, den mezun askerliğini yapmış jeofizik kısmında çalışacak elek trikçi.
— Oç birinci sınıf Buldözer. —- Üç senelik ehliyetli on şoför (im
tihanı kazanması şart). — Üç Grayder operatörü.
— İkinci sınıf bir elektrikçi (îsken. deruııda çalışacak).
— Ev işlerinde çalışacak 30 kadın (geçe kalması şart).
— Yol ve inşaat işlerinde çalışacak 100 amele.
— Turhal maden İşlerinde çalıca, cak 40 amele.
Kay ser itle çalışacak — 25 oto makinisti.
— 8 tank makinisti.
— 1 oto camcı ustası. — 1 top baskı ustası. — 12 lâstik tamircisi. — 2 takım ustası. — 1 kamacı ustası. — 1 frezeci ustası. — 5 makinist.
— 1 optik malzeme ustası. — 1 ıııotör çilingir ustası.
A ıık a r a d a ç a lış a c a k — 6 baş makinist.
— 1 oto saatçisi. — 1 takım ustası.
— 1 subab taşlama ustası. — 1 ana mili taşlama ustası — 1 oto boyacısı
— 1 Lâstik ustası. — 1 elektrik kaynakçısı. — 1 radyatörcü. — 5 oto elektrik ustası. — 1 oto çilingir ustası. - - 2 top lıarct ustası. — 12 oto makinisti. — 1 tüfekçi ustası. — 1 tesfiyeci ustası. — 2 tornacı ustası.
N O T : A nkara ve Kay& erido ça h ştırıla ca k la r 2 T em m uz 19ü 1 tari hind e A nkarad a im tihana j i r e c e k terd ir.
\
S İ N E M A L A R
»M* YE N İ (14040) — 1 — Cinayet Saati. 2 — Kör Düğüm. ULUS (22294) — 1 Gönül Kimi Söverse. 2 — Kanlı Çöl. CEBECİ (13846) — 1 - Kalbim Se nin 2 — Alevli Sahiller. SUS (14071) — Haydutlar Kraliçesi.BÜYÜK (15031) P A R K (11131) 2 — M *« — Firariler. — 1 — Üvey Baba Yüzbaşı Tahsin. A N KARA (23432) — Kadın Unutmaz. SÜMER (14072) — ölüm Diyarı. Aslı T a h a Toros Arşivi