Sokrates Etiði ve Sanat
DÝDEM DEMÝRALP
DR., GAZÝ Ü. FEN-EDEBÝYAT FAKÜLTESÝ SANAT TARÝHÝ BÖLÜMÜ e-posta: [email protected].
abstract
Socrates (469-399 B.C) was one of the greatest thinkers of Ancient Greece but he also effected the whole history of thought. As he didn’t write anything, we are depended on Plato’s and Xenophon’s writings to learn his thought. While Plato’s early dialogues have important clues on Socratic thought, Xenophon’s “Memorabilia” reflects his personality and point of view of life. Because he was firstly a moralist, his ideas on human life and human activity shows this side of him. And art, as one of the most common activities of Ancient Greece couldn’t be left without mentioning by him. According to Socrates, artistic creations could have been called beautiful only if they were useful and good. key words
Socrates, art, Plato, Xenophon, Athens.
Giriþ
Sokrates; Platon ve Aristoteles’le birlikte Antik Yunanistan’ýn en büyük dü-þünürlerindendir. Hiçbir yazýlý eser býrakmamýþ olduðundan onun felsefi düþüncelerini öðrenmek, ikincil kaynaklardan mümkün olmaktadýr. Bunlar; öðrencisi Platon’un, etkinliðinin erken döneminde kaleme aldýðý diyaloglar ve yazar Xenophon’un Sokrates’e dair anýlarý derlediði “Memorabilia”dýr. Bu eserler; yalnýzca onun düþüncesinin önemli ipuçlarýný içermekle kalmaz ama tarihi kiþiliði hakkýnda da bilgi verirler.
Komedya þairi Aristophanes ise “Bulutlar” adlý komedyasýnda; çaðdaþý Sokrates’i alaya almýþtýr. Onu, dönemin sofistlerinden1 biri olarak
karikatü-1 Sofist; bilge demektir. Ý.Ö 5.yüzyýl Atina’sýnda demokrasinin geliþmesiyle yeni bir eðitim siste-mine ihtiyaç duyulmuþ ve kendilerine sofist adýný veren bilgelik öðretmenleri ortaya çýkmýþtý. Kentten kente gezerek para karþýlýðý gençleri eðiten bu kiþiler matematik, fizik, astronomi ya-nýnda siyasi hayatta gerek duyulan retorik (söylev) dersi de veriyorlardý. Eðitimi sistemleþtir-dikleri için övgüyü hak eden bu insanlar, tanrýlarýn doðasý ve evrenin yapýsý gibi o zamana dek tartýþýlmaz kabul edilen konularda da fikirlerini açýklýyorlardý. Bu yüzden toplumda önemli bir kesimin hedefi olmuþlardýr. Ýlk defa parayla ders veren Protagoras, “Tanrýlar” kitabý yüzünden
rize etmiþtir. Bu tasvir; Sokrates’in tarihi kiþiliðini göstermekten ziyade top-lumdaki önemli bir kesim tarafýndan algýlanýþ biçimini yansýtýr.
Sokrates (Ý.Ö 469-399); Atinalý bir taþ iþçisi (ya da heykeltraþ) olan Soph-roniskos ile ebe Phainarete’nin oðludur2. Askerlik hizmetinde bulunduðu
savaþlar haricinde Atina’dan ayrýlmamýþtýr. Bir görüþe göre; gençlik dönem-lerinde heykel sanatýyla da uðraþmýþtý. Atina akropolünde yer alan üç güzel tanrýça heykelinin, Sokrates’in eseri olduðu düþünülmüþtür3. Romalý yazar
Plinius ise; bu yontularýn Thebes’li baþka bir Sokrates’e ait olduðunu söyler. Sokrates’in, çaðýnýn ünlü tragedya yazarý Euripides ile dostluk kurduðu ve oyunlarýný yazarken ona fikir verdiði de ileri sürülmüþtür. Hatta onun bugün elimizde olmayan “Frigyalýlar” tragedyasý için; “Sokrates’in, altýna asma kütüðü yerleþtirdiði oyun”4 deniyordu.
Bir dönem doða filozofu olan Anaksagoras’ýn5 derslerini dinlediyse de
tabiat felsefesi konusuna fazla ilgi göstermemiþtir. Ýnsanla ve toplumla ilgi-lenmeyi tercih etmiþ, bu konularda fikir üretmiþtir.
Her fýrsatta cehaletinden söz eden Sokrates “tek bildiðim, bir þey bilme-diðimdir” diyordu. Atinalýlarla yaptýðý sohbetlerde, onlarý düþüncelerinden vazgeçirmeye çalýþmamýþ ama doðru olaný bulup çýkarmak gerektiðini sa-vunmuþtur6. Törel idealizm ve “doðruluk” üzerinde ýsrarla durmasýyla o,
çaðýnýn sofistlerinden çok farklýdýr7.
Sokrates’e göre; bilgi ve erdem birdir. Bilge insan yani neyin doðru oldu-ðunu bilen kiþi, doðru olaný yapacaktýr8. Bunu yaparken ülkeye ve
toplum-sal ahlâka karþý durmuþ olsa da9. Söylediðine göre; ona, yapmamasý
gere-ken þeyleri fýsýldayan bir “daimon”u (koruyucu peri ya da cin) varmýþ. Ý.Ö 399 senesinde tanrýtanýmazlýkla ve gençleri yozlaþtýrmakla suçlanan Sokrates, Atina’daki halk mahkemesinde ölüme mahkûm edildi. “...Adalet-Atina’dan sürülmüþtü. Sokrates’in, dönemin sofistlerinden biri olarak algýlanmasýnda, yeryü-zündeki ve gökyüyeryü-zündeki oluþumlarý irdeleyen ve tanrý Zeus’a “Zortex” diyen bir sofist olarak resmedildiði “Bulutlar” komedyasýnýn rolü vardý ve oyunun, ölüm cezasýyla yargýlandýðý dava-da dava-da etkisi kaçýnýlmazdý.
2 Diogenes Laertios, Ünlü Filozoflarýn Yaþamlarý ve Öðretileri, (Çeviren: Candan Þentuna), Yapý Kredi Yayýnlarý, Ýstanbul, 2003, s.74.
3 Frederick Copleston, Felsefe Tarihi, Yunan ve Roma Felsefesi, Bölüm 1a, Ön Sokratikler ve Sokra-tes, (Çeviren: Aziz Yardýmlý), Ýdea Yayýnlarý, Ýstanbul, 1997, s.89.
4 Copleston, a.g.e., 74-75.
5 Klazomenai’lý düþünür. Güneþin kýzgýn bir taþ kütlesi olduðu düþüncesi nedeniyle dine karþý gelmekle suçlanmýþtý.
6 Laertios 2003, a.g.e., 76.
7 Robert Flaceliere, Daily Life In Greece At The Time of Pericles, Phoenix Press, London, 2002, s.114.
8 Copleston 1997, a.g.e., 90.
sizliðin eðrilikle ortadan kaldýrýlmasýnýn yanlýþ olduðunu söyleyerek hapisten kaçmayý reddetti”10 ve baldýran zehriyle intihar etti. Ancak Sokrates’in
öð-rencileri onun ölümünün ardýndan kurduklarý farklý okullarda düþüncesini yaþatmaya çabaladýlar. Bunlarýn en ünlüsü ise; þüphesiz Platon’du. Atina halký ise; kýsa bir süre sonra yaptýklarýndan piþmanlýk duydu ve Sokrates’i tunç bir heykelle onurlandýrdý11.
Sokrates ve Sanata Etik Yaklaþýmý
Sokrates yazýlý eserler býrakmadýðýndan, sanata yaklaþýmýnda benimsediði ahlâkçý tavrý görmek için öðrencisi Platon’un ve Platon’un çaðdaþý olan ya-zar Xenophon’un tanýklýklarýna baþvurmak zorundayýz.
Platon’un etkinliðinin erken döneminde kaleme aldýðý diyaloglarda, ho-casý Sokrates’in etkisinde kaldýðý genelde kabul edilir. Bu yüzden onun bu diyaloglarý arasýnda yer alan; “Savunma”, “Büyük Hippias”, “Protagoras”, “Gorgias” ve “Ion”da, Sokrates estetiðinin ahlâki yönünü irdelemeliyiz. Ka-nýmýzca; onun ikinci dönem eserleri arasýnda yer alan ve baþlý baþýna bir kitap olarak kaleme aldýðý “Devlet” kitabýndan bazý bölümlerde de Sokra-tes’in sanata yaklaþýmýna dair ipuçlarý bulmak mümkün olur. Xenophon ise; “Memorabilia” adlý derlemesinde Sokrates’le ilgili birçok aný kaleme almýþ-tý. Bunlar arasýnda da onun sanata dair düþüncelerini dile getiren öyküler vardýr.
Platon’un “Savunma” adlý diyaloðu; Sokrates’in ölümle yargýlandýðý da-vayý konu alýr. Diyalogta tek konuþmacý Sokrates’tir. Kendini savunmaktadýr. Söylediðine göre; kendisine yöneltilen suçlamalar bilge olmasýndan kay-naklanmýþtýr. Zira arkadaþý Khairefon, tanrý Apolon’dan Delfoi’taki12 bilicisi
aracýlýðýyla, en bilge kiþinin Sokrates olduðunu öðrenmiþti13. Ýlginç olan bir
nokta; davalýnýn, tanrýlarý tanýmamakla suçlanmýþ olmasýdýr. Baþka bir il-ginç nokta da; Sokrates’in bilgeliðine þahit olan tanrýnýn niteliðiyle ilgilidir. Zira biçim, zerafet, güzellik gibi nitelikleri kiþiliðinde birleþtirmiþ olan tanrý Apollon; “aydýnlýk, parlak ve ýþýk saçan” sýfatlarýyla yalnýzca bir kehanet tanrýsý deðil ama sanat tanrýsýdýr da14.
Yargýçlara söylediðine göre; o, kendisini bilge olarak görmemektedir. Tan-rýnýn bilicisine daha bilge birini göstermek niyetiyle Atina’da bilge sayýlanlar arasýnda dolaþtýðýný anlatýr. Devlet adamlarý, el iþçileri (zanaatkârlar) ile tra-10 Platon, DiyaloglarII , (Çeviren: M.Gökberk, N. Soykan), Remzi Kitabevi, Ýstanbul, 1996b, s.16. 11 Laertios 2003, a.g.e., 83.
12 Kýta Yunanistan’da yer alan ve özellikle Ý.Ö 7.yüzyýldan itibaren önem kazanan Apollon bilicilik merkezinin yer aldýðý kent.
13 Platon, Diyaloglar I, (Çeviren: Teoman Aktürel), Remzi Kitabevi, Ýstanbul, 1996a, s.17. 14 Rollo May, Yaratma Cesareti, (Çeviren: Alper Oysal), Metis Yayýnlarý, Ýstanbul, 1998, s.109.
gedya yazarlarý ve ozanlara gitmiþtir. Söylediðine göre; devlet adamlarýnýn bilgisizliði çok açýktý. Zanaatkârlar ve þairler ise kendi uðraþýlarýnda usta olduklarýndan her þeyi bildikleri yanýlgýsýna düþmüþlerdi15.
“Büyük Hippias” isimli diyalogta ise; “güzel”in ne olduðunu belirlemeye çalýþan Sokrates ile Hippias arasýndaki konuþmaya þahit oluruz.
Genel bir “güzel” tanýmý olmasý gerektiðini söyleyen Sokrates; bir piþir-me kabýnýn güzel olmasý için, onun iyi bir seramikçi tarafýndan yapýlmasý gerektiðini, yumuþak, yuvarlak ve iyi piþirilmiþ olmasý gerektiðini söyler. Hippias; bir at, bir genç kýz ve bir seramik kabýn güzelliðinin ayný þey olama-yacaðýný söylediðinde ise Sokrates; bunun, güzel bir kýzla bir tanrýyý kýyasla-mak gibi olacaðýný belirtir ve sorar: “En güzel kýz, bir tanrýyla kýyaslanýnca maymun gibi görünmez mi?16”
“Güzel” e baþka bir yönden yaklaþan Hippias; bir þeye eklendiðinde onu güzel yapanýn altýn olduðunu iddia eder. Oysa Sokrates’e göre; altýndan ya-pýlmýþ bir çorba kaþýðý güzel olamaz. Hem sýcaktan zarar görür hem kabý kýrar17.
Hippias bu kez de herkes için ve her yerde en güzel olanýn, zenginlik içinde yaþamak ve evlatlarý tarafýndan güzel bir cenazeyle uðurlanmak ol-duðunu söyler. Sokrates’e göre ise; bir savaþta genç ama kahramanca ölmek, yaþamýn geç dönemlerine dek korkaklýk içinde yaþamaktan daha güzeldir18.
Sokrates; faydalý olanýn güzel olduðunu söyler. O yüzden de bir çift göz, güzel göründüðü için deðil ama görevini yaptýðý zaman güzeldir19.
Sanat eserlerinden de söz edilir. Sokrates’e göre; güzel insanlar, süsleme-ler, resimler ve heykeller onlarý gördüðümüzde bize zevk verir. Güzel sessüsleme-ler, müzik, sohbetler ve öyküler de üzerimizde ayný etkiyi yaratýr. Yani görme ve duyma yoluyla zevk aldýðýmýz þeyler güzel olarak adlandýrýlýr20.
Platon’un “Protagoras” adlý diyaloðunda ise; o dönemin saygýn sofistle-rinden Protagoras ile Sokrates’in erdem hakkýnda konuþmasýna tanýk oluyo-ruz.
Konuþma esnasýnda; Sokrates, siyasetin bir bilim olmadýðýný savunur ve sanatlardan örnek verir. Ona göre; Atinalýlar, bilge insanlardýr ama meclis oturumlarýnda tartýþýlan konu bir inþaatla ilgiliyse mimarlara, gemi yapý-mýyla ilgiliyse gemi yapýmcýlarýna baþvururlar. Týpký öðretilir ve öðrenilir 15 Platon 1996a, a.g.e., 17.
16 Plato, Cratylus, Parmenides, Greater Hippias, Lesser Hippias, (Translated by: H.N.Fowler), Har-vard University Press, London, 1926, s.363-366.
17 Plato, a.g.e., 369-371. 18 Plato, a.g.e., 379-381. 19 Plato, a.g.e., 389.
diðer her þeyde olduðu gibi. Oysa kentin yönetimiyle ilgili verilecek karar-larda mesleði ve maddi durumu ne olursa olsun herkes fikirlerini açýklaya-bilir21.
Sokrates’e göre; sanat hakkýnda konuþmak ancak o sanat öðrenilmiþse mümkündür. Siyaset ise bir ustasý ya da eðitmeni olmadýðýndan herkes tara-fýndan yapýlabilir.
Platon’un “Gorgias” isimli diyaloðunda yine Sokrates’çi düþüncenin izle-rini buluyoruz. Sofist Gorgias ile Sokrates; söylev sanatý üzerine konuþurlar. O çaðýn Atina’sýnda politik hayatta söz sahibi olmak isteyen ve toplumda saygýn bir yer edinmek isteyen gençler, para karþýlýðý sofistlerden söylevin inceliklerini, baþka bir deyiþle ikna etmenin yollarýný öðreniyorlardý. Sokra-tes ise; günlük yaþamda hatýrý sayýlýr bir öneme sahip olduðu anlaþýlan bu görüntünün yanýna baþka bir gerçek koyar. Onun için önemli olan; kiþinin gerçekten önemli olan tek þeyi bilmesidir: Yani iyiyi. Bu noktada Sokrates’in ahlâkçý tavrýný görüyoruz. Diyalog boyunca da düþünürün bu eðilimini yan-sýtan ifadeler yer alýr.
Sokrates’e göre; “Ýnsanla ilgili en büyük ve en iyi þeyler baþta saðlýk, arkasýndan güzellik ve namusla kazanýlmýþ zenginliktir.22”
Yine Gorgias’a dediðine göre; “ Ressam olsun, mimar olsun, gemi yapýcý-sý ya da bir baþkayapýcý-sý olsun, bunlarýn hiçbiri yaptýðýný geliþigüzel yapmaz, seç-tiðini geliþigüzel seçmez, yaptýðýna belli bir biçim vermek için ne gerekiyor-sa onu seçer. Sanatçý kurallara uygun, düzgün bir bütün kurabilmek için her þeyi düzene sokmak, bir parçayý öteki parça ile uyumlu kýlmak zorundadýr. Bütün sanatçýlar için olduðu gibi, bedene düzen ve düzgünlük veren beden eðitimcileriyle hekimler için de böyledir bu.23”
Ýnsan ruhu da insan bedeninin bir parçasýdýr ve Sokrates’e göre; saðlýklý bir vücut, bir bütün olarak saðlýklý olmalýdýr. Ruhun iyiliði ise; kötülükten uzak ve doðruluk ile ölçülülük prensiplerini benimsemiþse mümkündür. Burada söylevcilere iþ düþer. Onlar yurttaþlarý; konuþmalarýyla erdemli ol-maya yöneltmelidirler.
Platon’un ikinci dönem diyaloglarý arasýnda yer alan ve ideal bir devletin nasýl þekillenmesi gerektiðini anlatan “Devlet” isimli eser on kitaptan oluþur. Burada Platon’un düþünceleriyle Sokrates’in fikirlerini bir arada görmekte-yiz. Sokrates’in olaylara ahlâkçý yaklaþýmý burada da karþýmýza çýkýyor. Sa-natý irdelerken, sanatsal faaliyetlerin niteliðini vurgularken ayný bakýþ açýsý-ný benimsemiþ görünüyor.
21 Platon 1996b, a.g.e., 132. 22 Platon 1996a, a.g.e., 52. 23 Platon, 1996a, a.g.e., 111-112.
Sokrates ve öðrencileri yanýnda, bir grup tüccar ile sofist Thrasymakhos ve öðrencileri sohbete katýlýr.
Üçüncü kitapta;eðitimden söz eden Sokrates; öðrencisi Glaukon’la mü-zik hakkýnda konuþmaktadýr. Dediðine göre; bir biçimin güzelliði ya da çir-kinliði, ritmin yerinde olup olmamasýna baðlýdýr. Sözün, müziðin, þeklin güzelliði, ritmin yerindeliði, bütün bunlar insanýn saflýðýna baðlýdýr. Saflýk ise; insan tabiatýný gerçekten iyilik ve güzellikle süsleyen bir olgunluktur.
Sokrates’e göre; “bekçilerimiz” dediði gençler, çocuk yaþtan itibaren gü-zelliði sevmeye, güzele benzemeye, onunla bir olmaya özenmelidirler. Bura-da sanatçýlara büyük görev düþer. Günlük hayatta sýk sýk karþýlaþýlan resim-ler, heykelresim-ler, mimari yapýlar çirkini, ölçüsüzü deðil güzeli, orantýlý olaný gös-termelidir24.
Beþinci kitapta ise; faydalýnýn güzel, zararlýnýn çirkin olduðunu söyler25.
Sokrates’in sanat hakkýndaki düþüncelerini bulabileceðimiz diðer kay-nak ise; Xenophon’un “Memorabilia” isimli kitabýdýr. Burada yer alan hikâ-yelerde; Sokrates’in olaylara yaklaþýmýnda sergilediði ahlâkçý tavrý görmek mümkündür.
Xenophon’un anlattýðýna bakýlýrsa; Sokrates bir gün ressam Parrhasios-’un atölyesine gider. Ona; portrelerinde kusursuz güzelliði resmettiðini ama böyle bir tasvir mümkün olabiliyorsa, ruha özgü güzelliklerin de betimlene-bileceðini söyler. Sokrates’e göre; öfkeli ya da düþmanca bir tavrý yansýtan yüz ifadesine neþeli ya da dostça bir tavrý yansýtan ifade yeð tutulur. Ya da baþka türlü söylendiðinde; karakteri güzel, iyi ve sevimli insanlar görmek çirkin, kötü ve sevimsiz insanlar görmekten daha hoþtur.
Heykeltraþ Kleiton’un yanýna gittiði bir gün de; ona, yaptýðý sporcu hey-kellerinin çok canlý göründüðünü söyler. Sokrates’e göre; bu görünüm, sa-natçýnýn figürleri hareket halinde betimlemesinden kaynaklanýr. Ama hare-ket halindeki bedenlerin duygularý da ifade edilirse izleyicide hoþ bir etki yaratýr. Örneðin zafer kazanmýþ bir atletin mutluluðu, ona ait bir heykelde ifade edilmelidir.
Zýrh ustasý Pistias’ýn atölyesine gittiði zaman ise; ona, neden zýrhlarýný pahalýya sattýðýný sorar. Pistias’ýn söylediðine göre; yaptýðý zýrhlar malzeme olarak diðer ustalarýnkinden farklý olmasa da, kiþiye özel imal edilirler. Yani; iri yarý bir savaþçýya göre yaptýðý zýrh, ufak tefek bir savaþçý için yaptýðýndan farklýdýr. Her beden farklý olduðundan her zýrh da onu giyecek olanýn ölçü-24 Platon, Devlet, (Çeviren: Sabahattin Eyüboðlu, M.Ali Cimcoz), Remzi Kitabevi, Ýstanbul, 1995,
s.90-92.
süne göre biçimlendirilmelidir ustaya göre26. Bir zýrh, ancak onu kullananýn
ölçüsüne uygunsa ve giydiðinde hareketlerini kýsýtlamýyorsa güzeldir baþka bir deyiþle.
Sonuç
Sokrates’in; çaðdaþý sofistlerden ayrýldýðý en büyük nokta parayla ders ver-memiþ olmasý deðildir. Doðru olsun olmasýn savunduðu düþünceyi kabul ettirmeye uðraþan ve bunun yollarýný öðreten ya da öðretebileceðini iddia eden sofistlerin aksine o, gerçek bir ahlâkçý olarak tarih sahnesine çýkmýþtýr. Ýnsanýn her þeyden önce erdem sahibi olmasý gerektiðini savunan Sokrates; bu görüþüyle çaðýnýn idealizm ve hümanizm arayýþlarýný tek bir deðerde birleþtirmiþ görünüyor.
Onun sanata yaklaþýmýnda da benzer bir tutum sergilemiþ olmasý bizi þaþýrtmaz. Sokrates için; güzel, ne öðrencisi Platon gibi soyut ve ulaþýlmaz bir kavramdýr ne de Aristoteles gibi algýlanabilir olduðu ölçüde vardýr.
Sokrates’e göre; güzel iyidir, faydalýdýr, doðrudur. Yani; Sokrates’in sanat felsefesinde etik ve estetik deðerler bir bütün teþkil etmektedir.
26 Xenophon, Sokrates’ten Anýlar, (Çeviren: Candan Þentuna), Türk Tarih Kurumu Yayýnlarý, Anka-ra, 1997, s.79-81.