• Sonuç bulunamadı

Başlık: AK-KOYUNLU DEVLETİNİN KURUCUSU KARA-YÜLÜK OSMAN BEYİN HAYATI VE FAALİYETLERİ (?—1435)Yazar(lar):ERDEM, İlhanCilt: 34 Sayı: 1.2 Sayfa: 099-108 DOI: 10.1501/Dtcfder_0000000850 Yayın Tarihi: 1990 PDF

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Başlık: AK-KOYUNLU DEVLETİNİN KURUCUSU KARA-YÜLÜK OSMAN BEYİN HAYATI VE FAALİYETLERİ (?—1435)Yazar(lar):ERDEM, İlhanCilt: 34 Sayı: 1.2 Sayfa: 099-108 DOI: 10.1501/Dtcfder_0000000850 Yayın Tarihi: 1990 PDF"

Copied!
10
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

OSMAN B E Y İ N HAYATI VE FAALİYETLERİ (?—1435) Ar. Gör. İlhan E R D E M * *

Osman Bey 1403-1502 tarihleri arasında Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile İran, Azerbaycan ve Horasan'ın bir bölümünde hüküm sür­ müş Ak-Koyunlu Devletinin kurucusudur. O, tarihte bilinen pekçok ünlü asker ve -devlet adamları vasfında olmasına rağmen malesef ye­ terince tanınmamıştır. Bu yazımızda onu biraz olsun tanıtmaya ça­ lışacağız.

I - İlk Yılları

Osman Bey'in babası Ak-Koyunlu aşiret reisi K u t l u Bey,annesi ise Trabzon-Rum İmparatorunun kızı Despina Hatundur1. Doğum ta­ r i h i ve nerede doğduğu hakkında bir bilgi yoktur; ancak öldüğü tarihte 80 yaş civarında olduğuna göre 1350-55 tarihleri arasında doğmuş ol­ malıda2. Osman Bey'in ataları 13. y y . ' i n ikinci yarısında Azerbaycan' dan Anadoluya gelerek Erzincan ve Bayburt civarlarında y u r t tutmuş­ lar bilahare bölgede cereyan eden olaylara karışarak isimlerini duyur­ muşlardır. Onun çocukluğu da bu yörelerde geçmiştir3.

Osman Bey'in dedesi Tur A l i Bey namb bir bey i d i . O kısa aralıklarla üç kez (1340-43) Trabzon-Rum İmparatorluğuna akın yapa­ rak onları çok zor durumda bırakmış, İmparator da kızını T u r A l i Bey'­ in oğlu K u t l u Bey'e vererek bu müşkil durumdan kurtulabilmişti. İşte

Osman Bey bu Trabzon-Rum İmparatorunun kızından doğmadır4.

O, i l k gençlik yıllarından itibaren cesareti ve basireti sayesinde aşi­ ret reisleri arasında dikkati çekmiştir. Çok cesur ve tehlikelerden

kaç-** Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı.

1- İslam Ansiklopedisi, Ak-Koyunlular Mad., Cilt I, s. 254. 2 A.g.e., gösterilen yer

3 A.g.e., s. 252

(2)

mayan bir kişiliği vardı. Bu nitelikleri onun ilerde göstereceği muvaffa­ kiyetlerde büyük rol oynamıştır. 1385'de aşiretlerinin ananevi düşman­ ları olan K a r a - K o y u n l u l a r ' ı n baskınına uğramaları ona yeteneklerini göstermesi için bir vesile olmuştur. Bu olaydan sonra o kendine bağlı adamlarıyla şahsi faliyetlerine başlayarak ismini duyurdu. Bir müddet Sıvas-Kayseri hükümdarı K a d ı Burhaneddin'in hizmetinde bulunarak birtakım başarılar kazandı ve bu devletin kuvvetlenmesine yardımcı oldu; ancak bir süre hizmet ettikten sonraaraiarmda anlaşmazlık çıktı ve en sonunda da onu yanında az bir adamı olmasına rağmen Sivas yakınların­ da Karabel mevkiinde yapılan savaşta yenerek öldürdü (1399)5. Hiç kim­ senin beklemediği bu olay Anadolu'nun kaderi üzerine büyük etki yap­ t ı . Bir yandan Memlüklüler öte yandan da Osmanlılar, Osman Bey va­ sıtasıyla çetin bir düşmandan kurtuldukları için sevinmişlerdi. Öyleki Osmanlı Sultanı Yıldırım Beyazıt'ın Erzincan'a kadar uzanan seferi bu olaydan sonra olmuştur.

Bunun ardından yöredeki mahalli emirlerle işbirliği halinde faali­ yetlerini sürdüren Osman Bey, Doğu'dan Timur tehlikesinin belirmesi üzerine ona başeğmenin daha uygun olacağını düşünerek Emir T i m u r ' un hizmetine germiş ve onun 1401 ve 1402 deki Anadolu seferine katıl­ mıştır. Bu durumdan memnun olan Emir T i m u r Diyarbekir eyaletini ona emirlik verdi (1403)6. Osman Bey kısa zamanda buralara sahip ola­ rak emirliğini kurdu. Bu tarihten sonra da artık-Ak-Koyunlu Devletinin tarihi başlıyordu. Osman Bey ölümüne kadar Timurlular'la olan ittifa­ kını sürdürmüştür.

I I - Emirlik Dönemleri (1403—1435):

Osman Bey bundan sonra kendisine verilen emareti korumak ve genişletmekle meşgul oldu. Onun tasarrufundaki yerler: Kemah Yay­ lağı, A m i d ve Ergani id;. Timur Ergani'yi daha önceleri Emir Şemsed-din'e Suyurgal olarak vermişti. Emir Şemseddin de bir süre sonra bu­ rayı Osman Bey'e bıraktı7. Bu yörede Osman Bey in komşuları; K ü r t asıllı Zerki ve Süleymanî oymakları, Kara-Koyunlular, Memlûk Dev­ leti, Türk oymaklarından Döger, Avşar ve İnallılar ile Arap kabileleri

idi.

5 Aziz b. Erdeşir-i Esterabadi, Bezm u Rezm, Kilisli Rıfat neşri, İstanbul, 1928, s. 369; J. Woods, The Aqqoyunlu, Clan and Confederatüon NewYork, 1978, s. 54.

6 Ş. A l i Yezdi, Zaferuame, Kalkütta, 1887-88, C. 11, s. 424; Ebu Bekr-i Tihrânî, Kitâb-ı Diyar-ı Bekriyye: neşr: Faruk Sümer-N. Lugâl, T . T . K . , Ankara, 1962-64, s. 49-50.; Hinz, s. 112.

(3)

Bunlardan Dögerler, Ak-Koyunlular'dan Fırat kenarında kışla­ makta olan Mehmed Bey'i garet ettiler. Bu durumda Mehmed Bey de gelerek Osman Bey'den yardım istedi. O sıralarda Ak-Koyunlular ara­ sında bir 'düzen yoktu. Fakat Osman Bey ileriyi gören bir kişi olarak onun yardımına g i t t i ve Dögerler'i yenilgiye uğrattüar. Bu hadise A k K o -yunluların bir araya toplanmasından öneuılirrol oynadı Osman Bey ora­ dan ileri harekatına devamla önce Mardin'i kuşattı ve çevresini tahrib etti. Arkasından Saûr (Mardin'e 5 fersah uzaklıkta) Kalesi'ne giderek orayı fethetti. Yine o civardaki K ü r t cemaatını itaat altına alarak ver­ giye bağladı (1404-5)8.

Daha önce Timur'un önünden kaçarak Memlükler'e sığınmış olan KararKoyunlu reisi Kara-Yusuf 1407'de geri dönmüş ve Musul civarında kışlıyordu. Baharda Osman Bey Mardin yöresine gelince ikisi arasında bölgenin hakimiyeti için savaş çıktı9. î k i tarafında ağır kayıplar ver­ diği savaştan sonuç alınamadı. Savaş sırasında Kara-Yusuf Bey elçi göndererek şu tarihî sözü söyledi: " İ k i m i z de Türkmeniz, bundan son­ ra birbirimizin yerini istila etmeyelim. Ben Çağataylar tarafına gide­ y i m , sen Rumlar'la meşgul o l " dedi. Sonuçta da bu istek doğrultu­ sunda anlaşmaya varıldı (1408)10.

Bu olayın arkasından Osman Bey Mardin'i kuşatmaya g i t t i . Ora­ dan K ü r t emirlerine saldırdı. Mardin sultanı ve K ü r t emirlerinin bu sal­ dırılara karşı koyacak güçleri y o k t u . Onlar da Memlük-Suriye valisi E m i r Çekem'den yardım istediler. Çekem çok cesur bir komutandı. Yöredeki İnallu, Bayat gibi Türkmen oymaklarına seferler yapmış, onlara zulmetmişti. Çevrede kendisinden korkuluyordu. O, bu talep üzerine Dımaşk, Haleb ve Hâmâ askerlerini toplayarak Mardin hüküm­ darının yardımına koştu. A m i d önlerinde yapılan savaşı Osman Bey kaybetti ve şehre sığındı. Kaynakların bildirdiğine göre Emir Çekem'in bu savaşta en az 10 bin askeri vardı ve bunlar tam teçhizatla donatıl­ mışlardı. Osman Bey'in askerleri ise en iptidai silahlar hatta sapan taşla­ rıyla şehri savunuyorlardı. Savaş esnasında Emir Çekem yapılan bütün uyarıları dinlemeyerek, Osman Bey'in düşman yaklaşmasın diye kale Önüne akıttığı suyun meydana getirdiği balçığın içine girdi ancak çıka­ madı. Bunu gören yakındaki Türkmenler Çekem'in üzerine saldırarak onu öldürdüler. Başsız kalan Memlûk askerleri de bozgun halinde kaçtdar.

8 A.g.e., s. 54-56.

9 A.g.e., s. 58. Bu savaş hakkında diğer kaynaklarda bilgi yoktur.

10 Tihrânî, s. 58-59. J. Woods, The Aqqoyunlu Clan Confederation Empire, Minneapolis, 1976, s. 56.

(4)

Bu vaziyet karşısında Osman Bey de derbal kaleden çıkıp, kaçmakta olan düşman üzerine hücum ederek pek çoğunu öldürdü. Ölenlerin arasında Mardin hükümdarı İsa Bey'de vardı (1408). Bu savaşta oğlu İbrahim Bey'i kaybetmesine rağmen Osman Bey i l k önemli başarısını kazanıyor­ dun11.

Zaferden sonra Emir Osman Bey, kendisine katılmış olan bir kısım Dögerli ile birlikte Urfa'yı zaptetti (1408). Bundan sonra da bu şehir hep AkrKoyunlular'ın elinde kaldı1 2.

a) Kara-Koyunlu Reisi Kara-Yusufla Savaş: (1409).

Osman Bey Urfa'yı aldıktan sonra bölgenin en önemli merkezi Mardin'e gelerek şehri kuşattı. Bu sıralarda Mardin Artuklular'ı çok zayıflamıştı ve Osman Bey'e karşı çıkacak güçleri yoktu. Bu sebepten onlar da çareyi Kara-Koyunlular'dan yardım istemekte buldular. O sırada Muş sahrasında olan KaraYusuf Bey, Osman Bey'e vermiş ol­ duğu sözü unutarak Mardin'in yardımına koştu1 3. Yusuf Bey'in gel­ mekte olduğunu gören Osman Bey, kuşatmayı kaldırarak Âroid hu­ dudunda Kara-Yusuf'u karşıladı. Burada yapılan savaşı Osman Bey kaybetti (1409)14.

Zaferden sonra Mardin'e giren Yusuf Bey orayı kendi ülkesine k a t t ı . A r t u k l u hükümdarına da Musul'u ikta olarak vererek gönderdi. Bu su­ retle Mardin ve yöresinde yaklaşık 3 asır hüküm süren Artuklular da sona ermiş oldu. Yusuf Bey bundan sonra Bayburt, Tercan ve i s p i r ' i de fethederek, buraları Erzincan valisi Pir Ömer'e verdi. Bu sıralarda Osman Bey Âmid'de olmalıdır1 5.

b) Osman Bey'in 1420'ye kadar Olan Faaliyetleri:

Bu olaydan sonra kaynaklarda Âk-Koyunlular hakkında geniş bir bilgi bulamıyoruz. Bu dönemlerin yegâne Ak-Koyyunlu kaynağı

11 Tihrânî, s. 59-66; İbn Tannverdi, En-Nücum-ez Zahire, Kahire, 1942, C. V I , s. 184^85; Ayrıca bu konuda Ayni'de çok geniş bilgi vardır. Bunun için bak: K. Yaşar Kopraman, Ayni'nin I k d u ' l Cuman'ında X V . y.y.'a ait Anadolu Tarihi ile İlgili Kayıtlar, Basılmamış Doktora Tezi, D.T.C.F. Kütüphanesi, nr. 149, Ankara, 1971, s. 58-60.

12 Tihrânî, s. 67.

13 Tihrânî, s. 68-69; Abdürrezzak Semerkandî, Matla'u's-Sa'deyn, neşr: Muhammed Şefi, Lahur, 1946-49, C. I I , s. 121-22.

14 A.g.e., s. 68; Semerkandî, s. 122. 15 Tihrânî, s. 68.

(5)

o l a n E b û B e k r - i T i h r î a n î ' d e d e b u dönemler h a k k ı n d a çok a z m a l u m a t v a r d ı r1 6.

O , b u dönemde genellikle K a r a - K o y u n l u l a r l a uğraşmıştır. B u sıra­ l a r d a K a r a - K o y u n l u l a r geçmişe oranla çok güçlenmişler, Azerbaycan' d a n Çağataylar'ı çıkarmışlardı. O s m a n B e y ' i n elinde ise sadece  m i d , U r f a v e E r g a n i g i b i şehirler k a l m ı ş t ı . A y r ı c a d e v a m l ı şekilde K a r a - K o ­ y u n l u l a r ' d a n t a z y i k g ö r ü y o r d u . B u n a r a ğ m e n O s m a n B e y , K a r a K o -y u n l u l a r ' a b o -y u n eğmedi ve çıkacak f ı r s a t l a r ı gözeterek e m i r l i ğ i n i ko­ r u d u1 7. 1412 y ı l ı n d a K a r a Y u s u f ' u n D o ğ u A n a d o l u ' y a gelerek A k K o y u n -l u t o p r a k -l a r ı n a g i r d i ğ i n i görüyoruz. B u sefer A k - K o y u n -l u -l a r ı k e s i n o l a r a k y o k etmek isteyen Y u s u f B e y , A m l d v e Ç e r m ü k e k i n l e r i ­ n i zarara u ğ r a t t ı k t a n sonra O s m a n B e y ' i n b u l u n d u ğ u E r g a n i ' y e y ü ­ r ü d ü . E r g a n i ö n l e r i n d e k i savaşı k a y b e d e n O s m a n B e y kaleye k a p a n d ı .

Kajra-Yusuf şehrin çevresini y a ğ m a l a d ı k t a n sonra Tebriz'e d ö n d ü1 8.

Osman B e y 1416 y ı l ı n d a S t r a t e j i k ö n e m i b ü y ü k v e K a r a K o y u n -l u -l a r ı n e -l i n d e k i E r z i n c a n ' ı k u ş a t m ı ş t ı r . Sıkışan şehrin va-lisi P i r Ömer, K a r a - Y u s u f ' d a n y a r d ı m i s t e d i . O d a o ğ l u i s k e n d e r ' i gönderdi. B u n u n

üzerine O s m a n B e y k u ş a t m a y ı k a l d ı r a r a k geri d ö n d ü1 9.

E r t e s i y ı l 71417) O s m a n B e y K a r a Y u s u f ' l a K â h t a y a k ı n l a r ı n d a t e k r a r karşılaştılar. O s m a n B e y y e n i l d i v e aralarında barış y a p ı l d ı . B u n a göre Osman B e y Saûr kalesini K a r a - Y u s u f ' a v e r d i . B u n a karşdık

da o n d a n 1.000.000 D i r h e m , 100 at ve deve a l d ı2 0.

F a k a t b u barış u z u n s ü r m e d i . O s m a n B e y ( İ 4 1 8 ) ' d e M a r d i n ' i k u ş a t t ı ve çevresini t a h r i p e t t i . Çevredeki 8 k a l e y i alıp 20 k ö y h a l k ı n ı , k e n d i ülkesine y e r l e ş t i r m e k i ç i n g ö t ü r d ü . B u n a çok öfkelenen Y u s u f Bey, süratle O s m a n B e y ' i n üzerine y ü r ü d ü . O s m a n B e y . süratle  m i d y ö n ü n e ç e k i l i r k e n yetişen Y u s u f Bey'le  m i d önlerinde savaştı v e savaşı kaybet­ t i . B u n u n üzerine Osman B e y M e m l û k t o p r a k l a r ı n a k a ç t ı . Peşini bırak­ m a y a n Y u s u f B e y M e r c - i D a b ı k t a ona yetişerek (20 E y l ü l 1418) t e k r a r y e n i l g i y e u ğ r a t t ı . B u sefer O s m a n B e y Haleb'e k a ç t ı . K a r a - Y u s u f ' u n

16 A.g.e., s. 69, Ebû Bekir bundan sonra Pir Ömer Bey'in Kemah'ı kuşatmasına ve Şah-Ruh'un hareketine geçer.

17 Yusuf bu sıralarda Âzerbeycan ve I r a k ' ı Acem'e sahipli., bak: İs. Ans., Kara-Koyunlular Mad.

18 Semerkandi, s. 241-42, F. Sümer, s. 90. 19 Sümer, s. 96-97, Woods, The Aqqoyunlu, s. 57. 20 A.g.e., s. 96-7.

(6)

M e m l û k t o p r a k l a r ı n a girmesi M e m l ü k l e r ' d e b ü y ü k b i r telaşa y o l açmış S u l t a n Şeyh, K a r a - Y u s u f ' u d a h a i l e r i gitmemesi i ç i n u y a r m ı ş t ı . B u saye­ de K a r a Y u s u f ' d a n k u r t u l a n O s m a n Bey., b i r süre sonra M e m l û k t o p r a k

-l a r i n ı t e r k e d e r e k A m i d ' e ge-ldi-2 1. K a r a Y u s u f ' u n b u son seferi A K o

-y u n l u cemaatında v e Suri-ye'de b ü -y ü k karışıklıklara -y o l a ç t ı . D a h a önce A k - K o y u n l u l a r ' l a b i r l i k t e o l a n î n a l l u , B a y a t v e A v ş a r ' l a r ' d a b u esnada

T r a b l u s bölgesine g i t t i l e r2 2. B u n d a n sonra 1420'ye k a d a r A k K o y u n l u

-lar açısından önemli b i r olay o l m a d ı . O y ı l K a r a - Y u s u f ' u n E r z i n c a n v a l i s i P î r Ömer, O s m a n B e y ' i n o ğ l u Y a k u b ' u n elinde b u l u n a n K e m a h ' a y ü r ü d ü . K a l e ö n ü n d e y a p ı l a n savaşı Y a k u b b e y k a y b e t t i v e k e n d i s i de esir d ü ş t ü . P ı r Ömer k a l e y i z a p t e t m e k istediyse de m ü m k ü n o l m a d ı v e E r z i n c a n ' a d ö n d ü . E s i r e t t i ğ i Y a k u b B e y ' i Tebriz'e g ö n d e r d i v e m u h ­ t e m e l b i r saldırı karşısında Y u s u f B e y ' d e n y a r d ı m i s t e d i2 3. O d a D i v a n B e y ' i B a y r a m B e y k o m u t a s ı n d a 2 0 b i n k i ş i l i k b i r o r d u y u Pîr-Ömer'e y a r d ı m a gönderdi. O r d u V a n G ö l ü ' n ü n k u z e y i n d e k i A l a d a ğ ' a geldiği z a m a n , O s m a n B e y ' i n yeğeni K ı g i h a k i m i P i l t e n B e y d u r u m u K a r a -Y ü l ü k ' e b i l d i r d i . B u sırada P i r Ö m e r d a E r z i n c a n ' d a n çıkmış,' T e r c a n yöresindeki H a b i k k ö y ü n e g e l m i ş t i O s m a n B e y b u sırada y a y l a d a y d ı . F ı r s a t ı g a n i m e t bilerek P î r Ö m e r B e y ' i n önüne ç ı k t ı . Y a p ı l a n savaşta Pîr Ö m e r y e n i l d i v e t u t s a k o l d u . O s m a n B e y oradan E r z i n c a n ' a gelerek Pîr Ömer'e şehri t e s l i m e t m e l e r i n i i s t e d i ; a n c a k şehir t e s l i m o l m a d ı ve O s m a n B e y P î r Ö m e r ' i ö l d ü r e r e k başını M ı s ı r s u l t a n ı n a g ö n d e r d i ( T e m -muz-1420). K a r a Y u s u f b u n u haber alınca harekete geçmek istediyse d e Ş a h r u h ' u n kendisine k a r ş ı gelmekte o l u ş u , b u n a i m k a n v e r m e d i . Sadece P i r Ö m e r ' i n y e r i n e e n k ü ç ü k o ğ l u E b û S a i d ' i E r z i n c a n ' a v a l i

o l a r a k g ö n d e r d i2 4.

c) Şah-Ruh'un Azerbaycan Harekatı ve 1435'a Kadar O s m a n B e y ' i n F a a l i y e t l e r i :

K a r a - Y u s u f , 1420'de üzerine gelen T i m u r l u h ü k ü m d a r ı Şah-Ruh'u k a r ş ı l a m a k i ç i n T e b r i z ' d e n ç ı k t ı ğ ı esnada hastalanarak T e b r i z y a k ı n l a r ı n ­ d a k i Saidâbâd d a vefat e t m i ş t i r . B u suretle başsız k a l a n K a r a K o y u n -l u -l a r ' d a dağı-lma teh-likesi baş göstermişti. B u d u r u m d a n y a r a r -l a n m a k isteyen O s m a n B e y h e m e n M a r d i n üzerine y ü r ü d ü . O r a n ı n h a k i m i T a n r ı

-21 İbn Tannverdi, V I , s. 384-86; Sümer s. 97.

22 F. Sümer, Kara-Koyunlular, s. 99," Bu olaylar Trârâni'de geçmez. 23 Tihrânî'de, s. 69; Sümer, s. 101-102.

(7)

vermiş (Kara-Koyunlu) savunma için hazırlık yaptı. Fakat bilinmeyen bir sebeble Osman Bey şehri kuşatmaktan vazgeçerek Nusaybin'e g i t t i2 5. Bu sırada, babası Kara-Yusuf un ölümü üzerine saltanat davasına girişen İskender Mirza'nın Karaçuk2 6 Dağı'na geldiği haberi geldi. Bu­ nun üzerine Osman Bey Nusaybin'den göçerek orayla Hatuniye arasın­ daki Şeyh Kendi'ye indi. Az sonra iskender de oraya geldi ve i k i ordu savaşa başladı. Çok şiddetli bir savaş oldu. Savaş sırasında Dögerler'in saf değiştirmesi ve İskender'e takviye kuvvet gelmesi sonucu Osman Bey yenildi (1421). Bu savaşta Osman Bey kahramanlar gibi döğüşmüş bir çok yerinden de yaralanmıştı. O, bu savaştan sonra Âmid'e döndü2 7. Yine bu zamanda Şah-Ruh Mirza da Tebriz'den Doğu Anadolu'ya gelmekteydi. O, Aladağ'a geldiğinde Muş sahrasında bulunan Kara-Yusuf'un oğullarından İspend Bcy'in üzerine emirlerinden İbrahim Caku'yu gönderdi. Bu durumda ispend Bey kaçarak Cezire (bugünkü Cizre) taraflarındaki ağabeyi İskender Mirza'nın yanma geldi. Bü-B ü t ü n bu gelişmeler üzerine de boş durmayan Osman Bü-Bey, oğlu A l i Bey'i 600 atlı ile Şah-Ruh'a göndermişti. A l i Bey yolda İbrahim Caku ile birleşerek birlikte Şah-Ruh'un katına çıktılar. A l i Bey Şah-Ruh'a; "İskender Bey'le (Kara-Koyunlu Reisi) kardeşi İsfahan'ın birleştikleri­ n i , Kara-Koyunlular'ın İskender'i Sultan seçerek kendisi üzerine doğru gelmekte oldukları" haberini verdi. Şah-Ruh, bu durum üzerine Aladağ' dan hareketle Eleşkird'o i k i fersah mesafedeki Ağa Deve'de2 8 savaş dü­ zeni aldı2 9. Bu arada Osman Bey'de yetişerek Şah-Ruh'a katıldı. Bura­ da yapılan ve çok şiddetli geçen savaşı Şah-Ruh kazandı ve Kara-Ko-yunlular bir kez daha perişan oldular (1 Ağustos 1421). Savaştan sonra Osman Bey Şah-Ruh'dan izin alarak memleketine döndü. Oğlu A l i Bey'e ise Şah-Ruh tarafından Azerbaycan valiliği verildi3 0

Şah-Ruh'un Horasan'a avdetinden sonra Ali Bey Tebriz'de bir süre ikamet etti. Ancak Kara-Koyunlu şehzadesi İsfahan Bey'in tekrar Teb­ riz üzerine yürümesi sonucu kendisine yabancı olan bu yerde fazla tutu-namayacağını anladı ve Diyarbekir'e avdet etti. Bir süre sonra da ken­ disini rahatsız eden yöredeki Arap kabileleri üzerine bir sefer yaparak onları perişan ettiği gibi pek çok ganimet de ele geçirdi3 1.

25 A.g.e., s. 77.

26 Bu dağ Cizre'nin güneyindedir. 27 Tihrânî, s. 77-81: Sümer, s. 120-21.

28 Ağa Deve, Ağrı ilinin güney-dogusunda bir köydür. Bu gün halen mevcuttur. 29 Tihrânî, s. 85; Sümer, s. 120-21.

30 A.g.e., s. 85-88.

(8)

Bu sıralarda Osman Bey'de, Şah-Ruh'a yenilmeleri sonucu güçleri zayıflamış olan Kara-Koyunlular'ın bu durumundan istifade ederek Er­ zincan ve Mardin üzerine akınlar yaptı. Çok kısa bir süre içinde Çemiş-gezek, Bayburd, Tercan ve Erzincan'ı Kara-Koyunlular'dan alarak Ak-Koyunlu topraklarına dahil etti. Bundan sonra bir süre dinlenen Osman Bey bahar'da Mardin yöresine yöneldi. Bütün amacı hakim ol­ duğu toprakları genişletmekle birlikte Kara-Koyunlular'ı Doğu Ana­ dolu'dan atmaktı. O, yöredeki Süleymanî ve Zerki Kürtler'ini itaate alarak kalelerinden Meyyâfarkin, T e r c i l3 2 ve daha 8 kaleyi kendine bağ­ ladı. Ahlat ve Bidlis emirleri de Osman Bey'e tâbi oldu3 3.

Beri tarafda bunlar olurken öte tarafda Kara-Koyunlular tekrar güçlenmeye başlamışlar ve başlarında İskender Mirza olduğu halde Azer-beycan'ı tekrar ele geçirmişlerdi. Osman Bey'in bu faaliyetlerine sessiz kalamayacakları aşikar i d i . Bu sebepten İskender Mirza 1422 yılında Tebriz'den hareketle Bingöl yaylağına geldi. Burada büyük bir sürek avı tertip etti. Av esnasında, katma gelmiş olan bazı K ü r t beylerini iha­ netlerinden dolayı tevkif ettirerek Bidlis üzerine geldi. Şehrin kendisine teslim olmaması üzerine de bir çok K ü r t beyini öldürerek Tebriz'e dön­ d ü3 4. İskender Mirza'nın Osman Bey'in üzerine yürümeyip doğrudan K ü r t beylerini cezalandırması bize gözdağı verme ihtimalinden daha çok, K ü r t beylerinin Osman Bey'in idaresi altına girmeye meyilli ol­ dukları ihtimalini verir.

Bu hadiseden sonra Osman Bey faaliyetlerine devamla Harput üzerine yürüdü. Burayı fethederek oğlu A l i Bey'i vali olarak tayin etti. Bu sıralarda diğer oğlu Habil Bey'de Urfa yörelerinde Memlüklere ait yerlere akınlar yaparak oraları tahrip etmişti. Bu olayı öğrenen Mem-lükler, kendilerine daima zarar veren bu Ak-Koyunlu şehzadesinden kurtulmak için Emir Tanrıvermiş kumandasında bir orduyu Urfa üze­ rine gönderdiler. Urfa önlerine gelen Memlüklü ordusu şehri kuşattı ve uzunca bir kuşatma sonucu şehri ele geçirdiler. Kuşatma esnasında Ha­ bil Bey'in gayretleri şehri kurtarmaya yetmemişti. Şehri görülmemiş bir biçimde yağmalayan Mcmlüklcr, Habil Bey'i de ele geçirerek Mısır'a götürdüler (1429). Şehir adeta bir harabeler yığınına dönmüştü. Duru­ mu büyük bir teessürle öğrenen Osman Bey güvendiği emirlerinden

32 Tercil, bugünkü Silvan'ın batısındaki yörenin adıdır. Kalesi ise Silvan'la Hazro arasın­ dadır.

33 Tihrânî, s. 90-96, Sümer, Kara-Koyunlular, s. 124-25. 34 A.g.e., 98-99; Sümer, s. 125.

(9)

Nur A l i Bey'i her şeyi yeniden düzene koyması için gönderdi ve gerekli önlemleri aldırdı3 5.

Bar Hebraeus'a zeyl olarak yazılmış bir kaynağa göre Osman Bey, 1430 yılında Mardin'i ele geçirdi. O sıralarda Mardin'de Kara Ko­ yunlular adına Nasır isimli bir bey valilik yapıyordu. Osman Bey orayı oğlu Hamza Bey'e tevcih e t t i3 6. Yine aynı kaynağa göre Hamza Bey 1431 yılında, K ü r t l e r ' i n elinde bulunan H a y t a m ' ı3 7 talan etti ve ahâli­ sinin pek çoğunu Mardin'e yerleştirdi3 8.

d) Osman Bey'in 1435'de İskender'le Savaşı ve ölümü:

1435 yılına gelinceye kadar epey değişiklikler olmuş bu arada Ka-ra-Koyunlülar tekrar toparlanarak Timurlular aleyhine faaliyetlere geçmişlerdi. İşte bu hareketlerden birinde Kara-Koyunlu reisi İskender Mirza, Timurlular'a tâbi olan Şirvanşahlar'a saldırmış (1434) ve ülkeyi harabeye çevirmişti. Bu durumda Şirvanşah Habl, T i m u r l u hükümdarı Şah-Ruh ve Osman Bey'den yardım istedi. Y a r d ı m teklifini kabul eden Osman Bey de derhal Diyarbekir'den çıkarak iskender Mirza'nın üzerine yürüdü. Bir müddet yürüyüşten sonra Erzurum önlerine geldi. Şehir Kara- Koyunlular'ın hakimiyetindeydi ve Pîr-Ahmed Duharlu oranın valisi i d i . Osman Bey önce bu şehri almaya karar verdi3 9. Kuşatdan şe­ hir çetin savaşlardan sonra nihayet teslim oldu. Osman Bey şehre oğlu Şeyh Hasan'ı vali olarak tayin etti. Bu olaydan sonra Şirvanşah'a bir elçi göndererek kendisinin ve Şah-Ruh Mirza'nın gelmekte olduğunu bil­ dirdi4 0.

Şah-Ruh da bu sıralarda Tebriz'den hareketle Alıncak kalesine gel­ mişti. Bunu haber alan İskender. Şah-Ruh'a karşı koyamıyacağını an­ ladığından süratle Erzurum yönüne kaçmaya başladı. Şah-Ruh, onun arkasından, Emir İbrahim Cuki'yi 60 b i n kişilik bir orduyla gönderdi. Osman Bey'e de haber salarak İskender Mirza'nın önünü kesmesini is­ tedi4 1.

35 Tihrânî, s. 101-107; Tanrıverdi, en-Niicum, V I , s. 645-46.

36 Chronography of Bar Hebraeus, I I , Zeyl, Ing. Tere: A.W. Budge, London, 1932, s. X X X I X .

37 Hasan Keyf'e bağlı Heysem isimli bir yer olmalıdır. 38 Chronography of Bar Hebraeus, s. X X X I X . 39 Tihrânî, s. 107-108. Woods, s. 65.

40 A.g.e., s. 107-108; Sümer, s. 133. 41 Tihrânî, s. 110; Sümer, s. 135.

(10)

Kara-Yülük Osman Bey Erzurum önlerinde, buraya gelmiş olan İskender Mirza'nın yolunu kesti. İskender Mirza, önünden çekilmesi için Osman Bey'e haber gönderdi. Ancak Osman Bey kararından dön­ medi. Bu suretle Erzurum önlerinde yapılan savaşı Osman Bey kaybet­ t i . Savaş sırasında aldığı yaralar yüzünden çekildiği Erzurum şehrinde hayata gözlerini yumdu (1435). Bu savaşta pek çok Ak-Koyunlu askeriyle emiri öldüler4 2.

Osman Bey devrin en şeci asker ve kumandanlarından biriydi. Ömrü savaş içinde geçmiş, hiç bir düşmandan yüz çevirmediği gibi savaştan da kaçmamıştı. O, emirliğini korumak için çok çalışmış ve bunda da muvaffak olmuştur. Onun ölümünden sonra Ak-Koyunlular'da karı­ şıklıklar çıktı. Bu hal Uzun Hasan Bey'in ortaya çıkışına kadar devam etmiştir4 3.

KAYNAKLAR

Abdürrezzak Semerkandi, Matlau's-Sa'deyn, neşr: Muhammet Şefi, Lahur, 1946-49, C. I I .

Aziz b. Erdeşir-i Esterabadi, Rezm u Rezm, Kilisli Rıfat neşri, İstanbul, 1928

Chronography of Bar HabHabreaus, I I . , Zeyl, İngilizce tere. A.W. Budge, London, 1932.

Ebu Bekr-i Tihrarii, Kilab-ı Diyarbekriyye, neşr: Faruk Sümer-İN. Lugâl, T . T . K . , Ankara, 1962-64.

Faruk Sümer, Kara-Koyunlular, I I . baskı, Ankara, 1984. İbn Tanrıverdi, En-Nücum-üz Zahire, Kahire, 1942, C. V I .

J. Voods, The Aqqoyunlu, Clan, Confederation Empire, Minntapolis 1976. İslam Ansiklopedisi. Akkoyunlular Mad. C. I.

, Karakoyunlular Mad. C. V I .

K. Yaşar Kopraman, Ayni'nin IkduH Cumanhnda XV. yy.a ait Anadolu

Tarihi ile ilgili Kayıtlar, Basılmamış Doktora Tezi, D.T.C.F. K ü ­

tüphanesi, nr. 149, Ankara, 1971.

Şerafeddin A l i Yezdi, Zafername, Kalkutta. 1887-88, C. I I .

Valter Hinz, Uzun Hasan ve Şeyh Cüneyd, Çev: Tevfik Bıyıkoğlu, T . T . K . Ankara, 1948.

42 A.g.e., s. 112-113; Sümer, göst. yer.

Referanslar

Benzer Belgeler

Acentelik sözleşmesinin rekabeti sınırlama amacı taşıdığı veya böyle bir amaç taşımasa bile rekabeti sınırlayıcı bir etki göstermesi (örneğin, beş

Bu tip yarar temelli adalet anlayışları, adaleti toplumsal yarara dayanmayan bağımsız bir ideal şeklinde değerlendiren politika olarak hukuk teorisi tarafından

mülkiyeti üniversitelere ait kurum ve kuruluşları geliştirmek amacıyla harcamak kaydıyla, vakıflar tarafından kanunla kurulmuş bulunan kamu tüzel kişiliğine sahip,

yangın denize dökülen tonlarca petrolün etkisiyle altı hafta boyunca devam etmiştir. & GOVERN, Kevin H.: “Maritime Pirates, Sea Robbers, and Terrorists: New Approaches

Kanun koyucu, bazı idari baĢvuruları ilgili kiĢilerin isteğine bırakmıĢtır. KiĢiler, isteklerini veya Ģikayetlerini idari makamlara iletip iletmemede serbesttirler. Bir

Kamulaştırmaya karşı korunmanın çok yönlü olarak genişle­ tilmesi : Bir yanda, çoğu zaman sadece dolayısıyla yapılan müda­ haleler, hattâ bazı özel hallerde

gibi konuların yeniden ele alınarak tartışılması, Dinler Tarihindeki metot prob- leminin günümüzde hâlâ tamamen halledilemeyen meseleler arasında bulunduğunun açık bir

Türk ve Alman milletlerinin Kemalizm ve Nasyonal Sosyalizm ile uyanışları Avrupa’nın güvenliği için de hayati önemdeydi: “Almanya’nın millî varlığı için esas