YEREL FEDERASYONLAR

Belgede YÖNETİMLERARASI İLİŞKİLER (sayfa 39-43)

Anakentsel federasyon biçimi örgütlenmenin belirgin örnekleri arasında Tokyo (1943), Toronto (1953), Miami, Florida (1957), Winnipeg (1959), Londra (1963) ve Paris (1964) sayılabilir.

Bu örneklerin ilk dördünde, varolan yerel yönetimlerin yapı ve işleyişlerinde köklü değişiklikler yapılmaksızın, yeni bir düzey olarak anakent yönetimleri kurul-muştur. Londra'da ise yerel federasyon 1963 yılında köklü olarak yeniden düzenlen-miştir. Paris'teki ise yan özeksel nitelikli bir uygulamadır.

Yerel federasyon örneklerinin ayrıntılı tartışmasına geçmeden önce Paris ana-kent yönetimine kısaca değinmekte yarar görüyoruz.

Paris bölgesinin yönetimi, geleneksel olarak, ülkedeki egemen kalıptan ayn biçimde oluşturulmuş ve ulusal hükümetin sıkı denetimi altında tutulmuştur. 1964 yılında çıkarılan, ancak 1 Ocak 1968 tarihinde yürürlüğe giren yeni düzenlemeye kadar Paris'te yönetim iki valilik arasında paylaştırılmış bulunmaktaydı: Prefet de Poliçe ve Prefet de la Seine.

Anakentsel bir yaklaşımla ele alınan yeni düzenleme ile, 9 milyon kişinin yaşa-dığı Paris anakentinde bölgesel bir yönetim (The District of the Region of Paris) ku-rulmuş ve başına doğrudan başbakana karşı sorumlu bir bölge valisi (deleque general) atanmıştır (Encyclopedia Britannica, 1974: 651). Bölge valisine yardımcı olmak üzere üyelerinin yansı alt yönetimlerce seçilmiş, öteki yansı ulusal hükümetçe atanmış 28 kişilik bir meclis vardır. Anakent örgütünün yetkileri ve akçalı olanakları oldukça sınırlıdır ve anakentsel alan için stratejik planlama yapmaktadır.

Anakent yönetiminin altında 8 il (departements) vardır. Çekirdek Paris'e (Ville de Paris) de il statüsü verilmiş idi. Aynca, bunlara ek olarak, bölgede sayılan 1.100 çevresinde olan yerel yönetim vardır.

1977 yılında yapılan bir yasal değişiklikle çekirdek Paris için demokratik bir yerel yönetim kurulmuştur. Paris Kent Yönetimi doğrudan halk tarafından altı yıl için seçilen meclis ve başkan tarafından yürütülmektedir.

İzleyen alt bölümlerde Tokyo, Londra ve Toronto anakent federasyonları ayrıntılı olarak tartışılacaktır. Bu örneklerin seçilişi rastlantısal değildir. Şöyle ki, iki düzeyli federasyon modeli görece yeni bir uygulamadır ve yaygınlaşmaktadır. Bu yaygınlaşmada anılan örneklerin yoğun etkileri görülmektedir. Demokratik anakent-sel federasyon modelinin ilk örneklerinden olan bu kent yönetimleri tarihanakent-sel gelişim-lerin ürünüdürler ve sürekli devingen görünümleri vardır. Uygulamada olduğu kadar yönetim bilimi yazmmda da geniş ilgi toplayan bu anakent yönetimlerinden Toronto ve Londra yerinde incelenmiştir. Tokyo ise çeşitli açılardan ilginçtir. Dünyanın en büyük kent yönetimidir. Aynca üst düzey yönetimin öteki örneklerden ayrılan bir konumu vardır.

26 .

Tokyo Anakent Yönetimi

Dünyadaki tüm anakentler arasında çelişkiler açısından Tokyo başta gelir (Hail, 1977: 219). Dünyanın nüfus açısından en büyük kent yönetimine sahip olan Tokyo, dünyanın en büyük enginkenti içindedir. Fabrikalarında dünyanın en teknik üretimi yapılırken, yaşam düzeyi hayli geridedir. Kent hizmetleri ancak nüfusun beşte birine yetecek düzeydedir.

Tokyo, n. Büyük Savaş sonrasında eşine ender rastlanılabüecek bir hızla büyü-müştür. Tokyo yönetiminin ikarşüaşageldiğU ana sorun bu artışa çözüm aramak ol-muştur.

Japonya yönetsel açıdan incelendiğinde, merkezi yönetimin altında iki düzey yönetim görülmektedir. Bunlardan üst düzey durumundaki illerin sayısı 46, yerel yöne-timlerin sayısı ise 3.300'düc. Alt düzey yerel yönetimler nüfusları ve endüstriyel et-kinliklerine göre, 50 bin nüfusun üzerindekiler kentler (cities-shi), ötekiler kasaba-lar (towns—machi) ve köyler (villages—mura) okasaba-larak üçlü bir ayırana tutulmuşkasaba-lardır (Humes ve Martin, 1969:450).

Tarihsel Gelişimi

Tokyo, Edo adlı, Japonya yönetiminde bir dönem başat olmuş bir ailenin adı verilen bir yörede 1457 yılında kurulmaya başlanmıştır. Uzun süre Edo bu ken-tin adı olmuştur (TMG, 1975:15).

1868 yılının Japonya tarihinde özel bir yeri vardır. Şöyle ki, bu yıldan itiba-ren Batı düşünce, teknoloji ve kurumlarının ülkeye aktarılması başlamış ve bu durum ülke yaşamında olduğu gibi yönetsel yapıda da köklü değişikliklere yol açmıştır.

1868, Keio döneminin sona ererek Meiji döneminin başladığı yıldır. Meiji restorasyonu ile birlikte Batılılaşma çabalan yoğunlaşmıştır. Batı kurumlarının Ja-pon yaşamına uydurulması için çok sayıda uzman Batı ülkelerine gönderildiği gibi, buralardan çağrılan uzmanlardan da sosyo-ekonomik yapının Batı örneğine göre ye-niden düzenlenmesi çabalarına önderlik etmeleri istenmiştir (TMG, 1975: 25—26).

Aynı yıl Edo kentine Tokyo adı verilerek lmparatoriuğun başkenti yapılmış-tır.

Batılılaşma çabalarının konumuz açısından önemli olanları Batı özgürlükçü düşüncesinin etkileri sonucu Japon siyasal yaşamında oluşan gelişmelerdir. Demok-ratik haklar ve özgürlükler için verilen uğraşlar ilk siyasal partinin 1881'de kurulma-sını sağlamış, anılan hak ve özgürlükleri içeren Meiji Anayasası 1889 yılında yapıla-rak imparatorluk Yasama Meclisi (The Imperial Diet) 1890'da işleve başlamıştır.

29

Batı uygarlığını olduğu gibi aktarmak, Batı örneğine uygun kurumlar kurmak çabalan, Japon devletini askeri ve ekonomik açıdan korkulacak bir güç durumuna getirebilmek ana istek ve buna koşut yöneltüerin sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Japonya'nın 1868lerden günümirae dek uluslararası ekonomik ve siyasal yaşamdaki rolünü, son çözümlemede, bu ana ilke belirlemiştir. Bunun sonucudur ki, içinde bulun-duğumuz yüzyılda Japonya Sun bir dizi savaşta etkin bir rol oynamış olduğunu görü-yoruz.

Tüm bunların ve özellikle II. Büyük Savaş sonrasında galip Batılı ülkelerin bas-kıları sonucu, 1947 yılında yapılan bir anayasa ile Japonya, halk egemenliğine dayalı, temel hak ve özgürlüklere güvenceleri ile yer veren, askeri yönden oldukça sınırlan-dırılmış, demokratik bir ülke olarak düzenlenmiş bulunmaktadır.

Yerel yönetimler açısından oluşum genel Batılılaşma istek ve çabalarına koşut bir gelişim gösterir.

1888 yılında çıkarılan Belediye örgüt Yasası (The Municipal Organization Law) ve Kasaba ve Köy örgüt Yasası (The Town and Village Organization Law) ile tüm ülkede, Japonya tarihinde ilk olarak özerk yerel yönetimlerin kurulduğunu gö-rüyoruz. 1890 yılında ise il yönetimleri kurulmuştur. Ancak hemen belirtilmelidir ki yerel özerklik hayli sınırlandırılmıştır. Prusya örneğinden esinlenilen ilk uygula-malarda koyu merkeziyetçi bir nitelik vardır (Humes ve Martin, 1967: 450). Merke-zin etkisi ve denetimi yoğundur.

1889 yılında Tokyo ilindeki 15 içkent (wards) birleştirilerek Tokyo Kent Yönetimi kurulmuş, ancak başkanlık seçimlik yapılmıyarak hükümetin atadığı il va-lisine verilmiştir (TMG, 1975: 28-29). 1898 yılında ise Tokyo Kent Yönetimi özerk bir yapıya kavuşturularak, yöneticinin (başkanın) doğrudan kent meclisince seçil-mesi sağlanmıştır. Ancak il valisinin doğrudan, İçişleri Bakanağının ise dolaylı olarak, Kent Yönetimi üzerindeki yoğun denetim yetkilerinin sürdüğünü eklemek gerekir.

1923 Kanto depremi sonrasında ise Tokyo çevresinin hızla kentleştiğini gö-rüyoruz. Buna koşut olarak da 1932 yılında, kent çevresindeki kasaba ve köy gibi 82 yerleşim alanı Kent Yönetimi sınırlarına sokularak içkent sayısı 35'e yükselmiştir.

1943 yılında Tokyo tü ve Tokyo Kent Yönetimi birleştirilerek Tokyo Ana-kent Yönetimi (The Metropolis of Tokyo ya da the Tokyo Metropolitan Government) kurulmuştur. Ayrıca önceki sınırlar içinde bulunan ve çekirdeği oluşturan 35 içkente de diğer kentler gibi, özerk bir statü verilmiştir (TMG, 1975:29).

Tokyo Anakent Yönetiminin kurulması bir açıdan yerel özerkliği kısıtlayıcı bir etki yapmıştır. Çünkü anakent yöneticiliği görevi hükümetin atadığı valiye veril-miştir. Vali ikili bir rol üstlenveril-miştir. Bir yandan 35 içkentin işlerini, öte yandan bun-lar dışındaki yörelerle adabun-ların il yönetimi işlerini birlikte yürütür olmuştur.

30

II. Büyük Savaş sonrasında ise yerel özerkliği güçlendirmek amacıyla anakent

yöneticisinin (vali) seçimle işbaşına getirilmesi sağlanmıştır. Ayrıca içkentlerin

sayı-sı 23'e indirilmiştir. Bu düzenleme ile her içkentin, diğer kentlerde olduğu gibi, kendi

özerk yerel yönetimlerini kurmaları ve başkanlarını halkoyu ile seçmeleri olanak

içi-ne girmiştir. Ancak tüm bunlara karşın, içkent yöiçi-netimlerinin gerek yetkileri,

gerek-se gelirleri Anakent Yönetiminin akı denetimi altında olduğundan, özerklikleri de

sınırlı kalmıştır.

Belgede YÖNETİMLERARASI İLİŞKİLER (sayfa 39-43)