Veri Toplama Aracı ve Verilerin Yorumlanması

In document Günümüz toplumunda benliğin yeniden üretimi: Bedensel modifikasyonlar ve yenilenen imajlar (Page 66-74)

3.3. Nicel Araştırma Yöntem ve Süreci

3.3.1. Veri Toplama Aracı ve Verilerin Yorumlanması

Anket çalışmasında ise tezin temel varsayımları ekseninde aynı zamanda nitel araştırma da elde edilen bulgular çerçevesinde hazırlanan sorular yer almaktadır. Anket formunda sorular, yönlendirici ifadeden kaçınarak basit ve sade bir dil kullanılarak hazırlanmıştır. Sorularda belirli bir görüş oluşturmanın aksine bireylerin tezin temel varsayımları hakkındaki görüşlerini ortaya çıkarmaya yönelik tasarlanmıştır. Anket formunda kimliği açığa çıkaracak bir bilgi kesinlikle istenmemiştir. Uygulama sırasında katılımcılara anketin amacı hakkında bilgilendirme yapılmıştır. Anket çalışmasında bireyler istekli davranmış ve sorular ilgilerini çekmiştir. Hazırlanan sorularda ön sayfada yer alan 27 soru kapalı uçlu soru olup bir kısmı evet hayır bir kısmı çoktan seçmeli şeklinde tasarlanmıştır. Arka sayfa da ise 2 adet likert ölçeği kullanılmış ilk ölçek 22 soru iken ikinci ölçek 24 sorudan oluşmaktadır. Anket formu soruları hazırlanırken basit ve sade bir dil kullanılarak her kesim tarafından anlaşılması sağlanmıştır. Sorular hazırlanırken nesnellik ilkesi ekseninde yönlendirici ifade ve sorulardan kaçınılmıştır.

Anket formunda ilk sayfada yer alan 27 sorunun ilk 16 sorusu kişinin demografik özelliklerine yönelik sorular olup bireylerin kültürel, sosyal, ekonomik ve sembolik sermayelerini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Daha sonraki sorularda kişinin beden algısını ölçmeye yönelik estetik spor ve bakım üzerinden daha çok olgusal sorular yöneltilmiştir.

Anket formunun arka sayfasında yer alan 2 adet likert ölçeği bulunmaktadır. Nitel aşamada elde edilen bulguların genellenebilir olup olmadığını tespit etmek amacıyla nitel aşamada elde edilen kodlar, katılımcıların görüşlerinden elde edilen betimsel alıntılar, içerik analizi sonucunda elde edilen bulgularla ilgili maddeler yazılmıştır.

Başlangıçta toplamda 50 maddeden oluşan ölçek yapılan pilot çalışma ile 46 maddeye indirilmiştir. Son güncellemeler ile ilk ölçek 22 maddeden oluşmakta ikinci ölçek 24 maddeden oluşmaktadır.

Likert derecelendirme ölçeğinde her katılımcı bir görüşü ölçmek için tasarlanmış birden fazla maddeyi derecelendirir ve maddelere verdiği puanlar ile her bir katılımcı için tek bir puan elde edilir (Christensen vd, 2015: 388). Araştırmada ölçek derecelemesi “Kesinlikle Katılmıyorum: 5”, “Katılmıyorum: 4”, “Kısmen Katılıyorum

57 3”, “Katılıyorum: 2” ve “Kesinlikle Katılıyorum: 1” şeklinde hazırlanmıştır. İlk ölçek 22 sorudan oluşmakta ve bu sorular kişinin sosyal çevresini nasıl tanımladığı ve nasıl bir beden algısına sahip olduğu aynı zamanda genel toplumsal yargılara da bakış açısını tespit etmeye yöneliktir. İkinci ölçek 24 sorudan oluşmakta ve direk bireyin kendisine yöneliktir. Bireyin tüketim alışkanlıklarını kendi bedeninde yaptığı değişikliklerde sosyal çevresi, sosyal medya ve diğer faktörlerin ne kadar etkili olduğunu tespit etmektedir. Aynı zamanda bedensel modifikasyonların toplumsal konum ve statüye olan etkisini ortaya çıkaran ve cinsiyet farklılıklarından kaynaklanan bakış açılarını da çözümlemeye yönelik sorular hazırlanmıştır.

Veri toplama araçlarının uygulanmasından sonra, veriler SPSS programı kullanılarak bilgisayar ortamında istatistiksel işleme tabi tutulmuştur. Veriler üzerinde frekans ve yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma ve standart hata gibi betimsel istatistiki analizler yapılmış ayrıca değişkenlerin durumuna göre, veriler üzerinde kikare testi analizleri de yapılmıştır. p<0.05 düzeyi anlamlı kabul edilmiştir. Bu işlemlerin sonunda elde edilen verilerin anlaşılırlığı sağlamak amacıyla oluşturulan tablolar yorumlanmıştır.

58 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

BULGULAR VE YORUMLAR

Bu kısımda saha çalışmasında elde ettiğimiz veriler analiz edilerek yorumlanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşmelerden alınan verilerle anket çalışmasından çıkan sonuçlar tablolar halinde gösterilerek analiz edilmiş tüm bu veriler başta bahsedilen kuramsal zemin üzerinden tartışılarak sonuçlar ortaya konulmuştur.

Araştırmanın amacı çerçevesinde bulguları 4 başlık altında ortaya konulmuştur. İlk olarak insan bedeninin asıl sahibi failler başta olmak üzere yapısal toplumsal ve nesnel unsurlarca nasıl tanımlandığı ve ne tür bir algı nesnesine dönüştüğü açıklanmıştır.

Burada beden tüketim gibi temel kavramlar üzerinden açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci başlıkta bedeni tüketim nesnesi olarak tanımlayan saikler çok boyutlu olarak yeniden irdelenmiştir. Taktik ve strateji kavramlarının karşılık bulduğu marka algısı ve beğenilmek arasında ilişkisellik ortaya çıkarılmıştır. Diğer bir başlık olan bedensel modifikasyonlar gündelik hayatta yapısal bireysel etkenlerce nasıl meşrulaştırıldığı gizil boyutları ile ifşa edilerek yapı fail dualizmi açısından ele alınmıştır. Bu modifikasyonlar ile yeniden üretilen imaj tasavvurlarının hangi süreçlerle oluştuğu ve tanımlama alanları tüketim kültürü açısından tartışılmıştır. Burada bireylerin ekonomik, kültürel, sosyal ve sembolik sermayeleri ile Bourdieu’nun illusio ve doxa kavramlarının yapısal unsurlarla ilişkiselliği dikkate alınarak tartışılmıştır. Son olarak bütün bu süreçlerin bireyler üzerindeki etkisini bedenin artık sermaye benlik sunum aracı olarak görülmesi iddiası ise Goffman ve Bourdieu çarpışması yapılarak veriler analiz yorumlanmıştır.

4.1. İnsan Bedeninin Asıl Sahibi Failler ve Yapısal Unsurlarca Nasıl Tanımlanmaktadır Toplumumuzda belirli beden ölçüleri vardır ve bireyler de kendi bedenlerini bu toplumsal genel yargıya göre değerlendirmektedir. Daha doğrusu bireyler bedenlerini estetik yargıya idealleştirilmiş beden ölçülerine tanımlamakta kilolu, orantısız bir yüz, büyük bir burun, küçük dudak, kısa benzeri bedensel dinamiklerinin güzel olmadığını ifade ederek tanımlamaktadır. Estetik yargı bireyin kendine özgü duyarlılıkları yerine kültürel bir kaynaktan ve toplumsal bir yetiden doğar (Çeğin vd, 2014: 65). Bireylerin bedenlerini tanımlamaları sembolik kodlar üzerinden gerçekleşmekte, kusurlara

59 odaklanmakta ve zihinlerinde ideal bedene göre yargılamaktadır. Yapılan görüşmelerde örneğin 3.grup katılımcılar sağlık sorunları olmamasına rağmen daha zayıf ve daha fit bir vücuda sahip olmak istemektedir. Bu aynı şekilde 1. ve 2. grup katılımcılar içinde geçerlidir. Sağlık sorunu olmamasına rağmen yağ aldırma burun estetiği ve dolgu gibi işlem yaptıran katılımcılar da kendi bedenlerini beğenmemekte ve bir değişim sürecindedirler.

“Ben açıkçası biraz zayıflarsam daha güzel olurum düşüncesindeyim. Yani kilo vermem gerektiğini düşünüyorum. Onun dışında bilmiyorum çevrem bu şekilde mi denk geldi ama ben kendimi biraz daha arkadaşlarımın yanında iri hissediyorum ve arkadaşlarım genelde hep benden kısa boylu olurlar. O yüzden yanlarında kendimi çok iri hissediyorum biraz kilomda olduğu için.”(K1, Kadın,20)

Yukarıda görüşmecinin ifade ettiği gibi görüşülen tüm katılımcılar farklı bedensel görünümlerine yönelik benzer olumsuz cevaplar vermişlerdir. Bu görüşten yola çıkarak anket sorularında aynaya baktığınızda bedeninizde beğenmediğiniz, keşke böyle olmasaydı dediğiniz kısım hangisidir? sorusu yer almaktadır.

Tablo 4.1. Aynaya baktığınızda bedeninizde beğenmediğiniz, keşke böyle olmasaydı dediğiniz kısım hangisidir

Frekans Yüzde Geçerli Yüzde Toplam Yüzde

Yüz 45 %10.0 %10.0 %10.0

Saç 70 %15.6 %15.6 %25.6

Kilo 166 %36.9 %36.9 %62.4

Boy 72 %16.0 %16.0 %78.4

Başka(belirtiniz) 97 %21.6 %21.6 %100.0

Toplam 450 %100.0 %100.0

Tablo 4.1 de görüldüğü gibi başka seçeneğini seçen %21,6 oranın da katılımcılar yok cevabını vererek beğenmediği bölgenin olmadığını ifade etmişlerdir. Ancak 450 katılımcılının 353’ün %10’u yüz, %15,6’sı saç, %36,9’u kilo ve %16,0’ı boy seçeneklerini tercih etmiştir.

Aynı zamanda bireyler bedensel tasvirlerde karşı cinsin dış görünüşünü de ideal beden ölçülerine göre tanımlamaktadır. Yapılan görüşmelerde özellikle bekar katılımcılar

60 sevgili ya da eş adayları için belirli beden kriterleri oluşturmuşlardır. İfade edilen nitelikler toplumun bedene yönelik yargısı ile uyuşmaktadır. Dolayısı ile önce dış sonra iç güzellik ilişkisi ortaya çıkmaktadır.

Tablo4.2. Karşı cins de dış görünüşe önem veririm.

Frekans Yüzde Geçerli Yüzde Toplam Yüzde

Kesinlikle katılıyorum 133 %29.6 %29.6 %29.6

Katılıyorum 132 %29.3 %29.4 %58.8

Kararsızım 81 %18.0 %18.0 %76.8

Katılmıyorum 72 %16.0 %16.0 %92.9

Kesinlikle katılmıyorum 32 %7.1 %7.1 %100.0

Toplam 450 %100.0 %100.0

Katılımcıların %29,6 kesinlikle katılıyorum, %29,3 katılıyorum, %18,0 kararsızım, 16,0 katılmıyorum ve %7,1 kesinlikle katılmıyorum cevabını vermiştir.

Tablodan da görüldüğü üzere bireylerin büyük çoğunluğu karşı cins de dış görünüşe önem vermektedir.

En genel anlamda erkekler zayıf ve bakımlı bir kadını tasvir ederken kadınlar ise uzun boylu ve kaslı bir erkek modelini tasvir etmektedir.

“doğruyu söylemek gerekirse kız arkadaşımın zayıf özellikle belinin ince olmasını ve burna önem veririm ben benim burnumda küçüktür mesela bu yüzden kız arkadaşımın da burnunun yüzüne yakışmasını isterim yani”. (K28, Erkek, 21)

Katılımcı 28’in verdiği cevap bu yöndedir. Diğer erkek katılımcılarda benzer şekilde kadınlar için belirli kriterler çerçevesinde dış görünüşlerini değerlendirmektedir.

‘Zayıf kadınların daha güzel olduğunu söyleyebilirim’ ve bu duruma denetleyici soru olarak farklı bir şekilde ‘şişmanlığın kadınlara yakışmadığını düşünüyorum’ maddeleri yöneltilmiştir.

61 Tablo4.3. Zayıf kadınların genellikle daha güzel olduğunu söyleyebilirim.

Frekans Yüzde Geçerli Yüzde Toplam Yüzde

Kesinlikle katılıyorum 96 %21.3 %21.3 %21.3

Katılıyorum 125 %27.8 %27.8 %49.1

Kararsızım 110 %24.4 %24.4 %73.6

Katılmıyorum 78 %17.3 %17.3 %90.9

Kesinlikle katılmıyorum 41 %9.1 %9.1 %100.0

Toplam 450 %100.0 100.0

Katılımcıların %21,3 kesinlikle katılıyorum, %27,8 katılıyorum, %24,4 kararsızım, %17,3 katılmıyorum ve %9,1 kesinlikle katılmıyorum cevabını vermiştir.

Günümüz beden modasına göre kadına yönelik algı zayıf ince bel orantılı bir yüz tasvir edilmektedir. Böylece güzel kadın bu kriterlere uyan kadın yani idealleştirilmiş beden tasviri ortaya çıkmaktadır.

Tablo4.4. Şişmanlığın kadınlara yakışmadığını düşünüyorum.

Frekans Yüzde Geçerli Yüzde Toplam Yüzde

Kesinlikle Katılıyorum 124 %27.6 %27.6 %27.6

Katılıyorum 122 %27.1 %27.1 %54.7

Kararsızım 88 %19.6 %19.6 %74.2

Katılmıyorum 61 %13.6 %13.6 %87.8

Kesinlikle Katılmıyorum 55 %12.2 %12.2 %100.0

Toplam 450 %100.0 %100.0

Bu maddeye verilen cevaplar ise %27,6 kesinlikle katılıyorum, %27,1 katılıyorum, %19,6 kararsızım, &13,6 katılmıyorum ve %12,2 kesinlikle katılmıyorum şeklindedir.

Erkeklere yönelik bakış ise;

“yolda yürürken mesela bazı erkeklerin kolları çok iri oluyor gömlekte özellikle fark ediliyor dolayısı ile dikkatimi çekiyor. Bu yüzden bir erkek bence kaslı olmalı ve kas erkeği daha havalı gösteriyor ben böyle düşünüyorum.” (K22, Kadın,27)

62 Katılımcı 22’nin verdiği yanıt da bu şekildedir ve diğer katılımcılar da benzer yanıtlar vermiştir. Bu doğrultuda ankette ‘kaslı ve yapılı erkeklerin diğerlerine göre daha çekici olduğu söylenebilir’ maddesi yer almaktadır.

Tablo4.5. Kaslı ve yapılı erkeklerin diğerlerine göre daha çekici olduğu söylenebilir.

Frekans Yüzde Geçerli Yüzde

Toplam Yüzde

Kesinlikle katılıyorum 82 %18.2 %18.2 %18.2

Katılıyorum 128 %28.4 %28.4 %46.7

Kararsızım 93 %20.7 %20.7 %67.3

Katılmıyorum 82 %18.2 %18.2 %85.6

Kesinlikle katılmıyorum 65 %14.4 %14.4 %100.0

Toplam 450 %100.0 %100.0

Katılımcıların %18,2 kesinlikle katılıyorum, %28,4 katılıyorum, %20,7 kararsızım, %18,2 katılmıyorum ve %14,4 kesinlikle katılmıyorum cevabını vermiştir.

Erkeklere yönelik beden algısı ise daha yapılı yani kaslı bir vücut üzerine yoğunlaşmaktadır. Özellikle medyada oluşturulan erkek ikonlar genellikle bedene yönelik vurguda ön plana çıkmaktadır.

Bireylerin kendi beden tanımları ve diğer insanların beden tanımlarına yönelik ifadeleri toplumun genel algısı ile örtüşmektedir. Bu doğrultuda bireyler dış görünüşlere de oldukça önem vermektedir. Burada dış görünüşle sadece güzellik, yakışıklılık kavramları değil bedenlerin ötesinde bireylere de atfedilen anlamlar oluşmaktadır.

Goffman’ın izlenim yönteminde iddia ettiği gibi bir insanla iletişime geçmediğimiz halde bile o kişi hakkında fikir sahibi olduğumuz nokta, görünümleridir. Dolayısıyla beden biyolojik varlık olmanın ötesine kültürel anlam kodlarını da içermektedir. Bu kodlar ise doğuştan elde edilen sermayeler ve sonradan eğitim yolu ile öğrenilen sermayeler ile oluşmaktadır. Sembolik sermaye ise burada artık üzerinde yapılan değişikliklerle beden sermayesi bireylerin öncelikle karşılaştıkları insanlara güzel ya da yakışıklı veya vasat gibi nitelendirmelerde bulunmasına sebep olmaktadır. Dolayısı ile bireylerin beden görünümleri onların tanımlandıkları ilk noktadır. Bu bağlamda dış görünüş birey için toplumdaki ilk izlenim yöntemi olmaktadır.

63 Tablo4.6. Dış görünüşün insanlar için önemli olduğunu düşünüyor musunuz

Frekans Yüzde Geçerli Yüzde Toplam Yüzde

Evet 379 %84.2 %84.2 %84.2

Hayır 71 %15.8 %15.8 %100.0

Toplam 450 %100.0 %100.0

Katılımcıların %84,2 evet cevabını verirken %15,8’i hayır demiştir.

Beden üzerinden topluma yansıtılan göstergelerle artık bedenin salt toplumsal varoluşu değil daha fazla anlam kodlarını içerdiğini görmekteyiz. İlişkisel bağlamda ele alınan beden doğal bir beden olmaktan çıkmış bireylerin toplumsal alanda nasıl var olduğunu ve nasıl var olması gerektiğini karşılayan yeniden üretilen bir beden olmuştur.

Yukarıda tanımlanan bedene yönelik söylemlerde dikkati çeken nokta bireylerin kendileri dışında karşı cins için de tanımlama yapmalarıdır. Bu noktada gizil olan durum yapı fail dualizmidir. Bireylerin kendileri ve diğer insanlar için oluşturdukları beden algısında toplumun genel yargısı belirleyici olmaktadır. Burada idealleştirilmiş beden ile faillerin de hem beden algısını kabullenip hem de içselleştirmesi de bir noktada yeniden üretilmesini sağlamaktadır. Dolayısı ile yapının etkileri oldukça fazla olmakla beraber faillerin kararları ve değişimlere yönelik bakış açıları da bedenlerin modifikasyonunda belirleyicidir. Bu noktada bedene yönelik sosyal gerçekliği ortaya koymak için yapı fail düalizminden hareket etmek gerekir. Beden imgelerle gündelik hayatta imajı oluşturan ve bu imajla kültürel anlam kodlarının sunulması ile birey yapı arasındaki ilişkiselliği göstermektedir. Yapıların bireylere daha öncede bahsedildiği gibi özellikle medya tarafından oluşturulan beden algısı gündelik hayatta olması gereken gibi gösterilmektedir. Birden fazla uyarıcıya maruz kalan bireyler bedensel değişikliklere aşina olmaktadır. Bireyler ise rekabet, toplumsal statü, sembolik değerler gibi ilişkisel boyutlarda bir bağlantı kurarak modifikasyonları gerçekleştirmektedir. Bu modifikasyonların gerçekleşmesinde yapı ve fail ortaklığı görülmektedir. Dolayısı ile dış görünüşe verilen önemin kaynağı hem bireysel hem de yapısal etkenlerce oluşmaktadır. Bedeni tüketim nesnesi haline getiren yapı ve birey etkileri aşağıda daha detaylı incelenecektir.

64

In document Günümüz toplumunda benliğin yeniden üretimi: Bedensel modifikasyonlar ve yenilenen imajlar (Page 66-74)

Related documents