Umûmun Kısımları

Belgede İMAM İSNEVİ’NİN FIKIH USULÜ ANLAYIŞI (sayfa 144-148)

A. ÂMM

2. Umûmun Kısımları

İsnevî burada umûmun kısımları olduğuna değiniyor ki, onlar dil, örfen veya aklendir.

Birinci Kısım, dilin vaz’ı ile anlaşılandır, iki halde gelir;

1) Karine aracılığı olmadan, kendiliğinden umûm olması.

a) O zaman ilim sahipleri veya diğerlerinden (akıllı veya akılsız) gelmiş olsun, farketmez herşeyde genel olur. )يأ( hangi/herhangi; Hangi adam geldi? Veya hangi

557 İsnevî, Nihâyetü’s-sûl fî şerḥi Minhâcü’l-vüṣûl ilâ ʿilmi’l-uṣûl, c. 1, s. 448.

558 İsnevî, A.g.e. c. 1, s. 449.

gömleği giydin? gibi. )لك( tümü, )عيمج( hepsi, )يذلا( ve )يتلا( bağlaçları ve benzerleri de böyledir.559

İsnevî, bağlaç, sıfat, hal veya münâda olarak gelen )يأ(’nun umûm olmayacağını aktardı. Dedi ki; )يأ(’nun şartı, soru veya şart edatı olmasıdır, (kalkanın yanından geçtim) yani ‘o ki’ gibi bağlaç, “öyle bir adamın yanından geçtim ki!” yani kâmil bir adam’ gibi hal, “adam gibi adam olan Zeyd’in yanına uğradım” yani ‘kâmil adam’ gibi sıfat, “ey adam!” gibi münâda olan ise, genel olmaz.560

İsnevî (يأ) ile ilgili olarak, Gazzâlî’nin, ‘el-Mustasfa’da umûm çekimleri arasında ona yer vermediğine değindi, dedi ki: Gazzâlî, ‘el-Mustasfa’da (يأ)’yu ve onun dışındakileri umûm çekimlerinden saymadı. Ancak İsnevî’nin ‘et-Temhîd Fî Tahrici’l Furû Ale’l-Usûl’ eserinin muhakkiki Muhammet Hasan Hito haşiyesinde, İsnevî’nin bu görüşünün yanlış olduğuna değindi ve Gazzâlî’nin bu çekimi, umumun en güçlü çekimlerinden biri saydığını aktardı.561 ‘Et-Temhid’in muhakkiki dedi ki: Gazzâlî’nin dediği budur ve bununla, İsnevî’nin, Onun (يأ)’yu umûm çekimleri arasında saymadığına dair sözünün yanlışlığı ortaya çıkmıştır. Ancak İsnevî, Onun, umumun çekimleri konusunda saymadığını kastediyorsa ki, o da düşük ihtimaldir. Öyle olsaydı, onun ‘et-Te’vil kitabından değindiğine, âdeti üzere buna değinirdi, ancak ta’mim yapmıştır.562

(لك/Tüm-Hepsi) kipi ise, İsnevî’ye göre, bu sîğa kullanıldığında tafsil üzere umuma delalet eder, yani hükmün her biri için sabit olduğuna delalet ettiği gibi bununla karine ile toplu durum da kastediliyor olabilir. Şu sözüyle buna örnek verdi: Biri eşlerine

“herbiriniz bir talak ile boşsunuz” dese kadınların herbirine bir talak düşmüş olur. Burada kadınların tümüne bir talak düşer ve bu aralarında taksim edilir denilmez.563

b) (نَم/Kim) gibi sadece akıllılara yani bilgi sahiplerine göre umûm olması. Doğrusu o erkekleri, kadınları, köleleri ve özgürleri kapsamada umumdur. Şart veya soru

559 İsnevî, A.g.e. c. 1, s. 450.

560 İsnevî, A.g.e. c. 1, s. 451.

561 Gazali –Allah rahmet eylesin- geneli üç kısma ayırdı: Güçlü, orta ve zayıf. Peygamberin (s.a.v) :

“Velisinin izni olmadan evlenen kadının –ةأرما اميأ- nikâhı batıldır” sözünü delil alarak (يأ)’yu güçlü gruba dâhil etti. Muhakkikin bu çabası ve konunun peşine düşmesi takdire şayandır ve övgüyü hakeder. Bununla, İmam İsnevi’nin görüşleri ortaya koymada bazen çok nadir olsa da hata ettiği ortaya çıkıyor ve bu bir tanesidir. Bkz. Gazali, el-Mustasfa Min İlmi’l Usûli, c. 3, s. 106.

562 İsnevî, et-Temhîd Fî Tahrîci’l-Furû Ale’l-Usûl eserinin haşiyesine bakınız, No 2, s. 306-307.

563 İsnevî, et-Temhîd Fî Tahrîci’l-Furû Ale’l-Usûl, s. 302.

olması şartıyla, şer’an sadece özgür erkekleri kapsadığı da söylenmiştir. Bu lafız;

“seni seven kimsenin yanından geçtim” örneğindeki gibi sıfat veya “ayaktakinin yanından geçtim” örneğindeki gibi bağlaç olursa umûm lafız olmaz.564

İsnevî, ‘et-Temhîd’ eserinde bu meseleyle bağlantılı talak ile ilgili bir örnek verdi ve yukarıda verdiği örnekteki gibi olmadığını söyledi. Mesela “karnındaki erkekse bir talak ile boşsun, kız ise iki talak ile boşsun” der ama ikisini de doğurursa (bir kız ve bir erkek ikiz doğursa) boşama gerçekleşmez, çünkü karnındaki ne erkek ne de kızdır, ikisi arasında ayrılmıştır. (ام/Ne-Bağlaç) geneldir dendi ve doğrudur. Umum olmaz dersek iki şarta bağlanır ve ikisi bulunduğunda üçüncü olur.565 Başta da belirttiğimiz gibi İsnevî, bu boşamanın gerçekleşmediğini ve (ام)’nın âm olduğunu savunur.

Beydâvî’nin ‘Minhacü’l-Vusûl İlâ İlmi’l-Usûl’ eserini okuyan biri şunu sorabilir:

Beydâvî, neden (akıllılar) yerine (bilenler) lafzını kullandı? Bu sorunun cevabını İsnevî’nin, bu eseri diğer tüm şerhlerinden daha ayrıntılı ve daha iyi şerhettiği

‘Nihâyetü’s-Sûl’ eserinde kolaylıkla bulunabilir. İsnevî bunu izah için şunları söyledi:

Her ne kadar yaygın olan ifade o olsa da şarihlerin gözünden kaçan daha güzel bir anlam için “akıllılar” diye tabir etmekten kaçındı. O da; “Sizin rızık vermediğiniz kimseler”566 ve “De ki: Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?” De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir”567 âyetlerinde Allah Teâla için (نم) ve )يأ( ıtlak edilmiştir. Allah Teâla ilimle nitelenirken, akılla nitelenmemiştir. İsnevî bunun akabinde dedi ki: Onunla ifade etseydi, tam anlamıyla kapsayıcı bir ifade olmazdı.568

c) (ام) Gibi akılsızlar için umûm olması, “gördüğünü satın al” cümlesindeki gibi ki, o köle ve cariyeleri kapsamaz. Ancak (ام), “seni sevenin yanından geçtim”

örneğindeki “şey” gibi nekre sıfat, “Zeyd ne iyidir” cümlesindeki gibi sıfat dışında olursa, âm olmaz.

d) Özellikle yerler için umûm olması, “nerede oturuyorsun?” gibi.

e) Ya da zaman için, “ne zaman oturursan, otururum” gibi.

564 İsnevî, Nihâyetü’s-Sûl Fî Şerhi Minhâci’l-Vusûl İlâ İlmi’l-Usûl, c. 1, s. 451; İsnevî, et-Temhîd Fî Tahrîci’l-Furû Ale’l-Usûl, s. 303.

565 İsnevî, et-Temhîd Fî Tahrîci’l-Furû Ale’l-Usûl, s. 305-306.

566 Hicr, 15/20.

567 En’âm, 6/19.

568 İsnevî, Nihâyetü’s-Sûl Fî Şerhi Minhâci’l-Vusûl İlâ İlmi’l-Usûl, c. 1, s. 451-152.

2) Dilin koyduğu anlamlardan anlaşılan ikinci şey de haldir, umumluğu de karine ile anlaşılır.

a) Karinenin ispatta olması, (لا/ el takısıdır) ve çoğul siğasına katılan aitlik ekidir ki, (köleler/ديبعلا) ve (kölelerim/يديبع) örneklerindeki gibi. Allah Teâlâ’nın:

“Zinaya yaklaşmayın”569 sözü gibi tekil (ىنزلا) de gelebilir. Ancak el takısı ahdi ise, belli kişilere ta’mimi has’tır.

b) Ya da nefy ile gelen karine ile olmasıdır. “Kimse gelmedi” gibi direk olarak olumsuz gelen veya “Kimse kalkmadı” gibi âmil ile olumsuz olsun, olumsuz çekimde gelen nekre geneldir. )ام(, )مل(, )نل( veya )سيل( gibi olumsuzluk edatları ile gelmiş olması aynıdır. Nekire, “şey” gibi az veya çok için de olsa, “bir/biri”

gibi olumsuzluktan sonra de gelmiş olsa, “Adamlardan gelen yok” gibi )نم(’den sonra da gelse veya nefy-i cins için olan )نأ( ameli gören )لا(’dan sonra da gelse geneldir. “Ayakta adam yok” ve “Evde adam yok” örneklerinde ise, nahivcilere göre iki görüş vardır. İsnevî bunları aktarıp birini seçmiş ve genel olduklarını savunmuş ve şöyle demiştir: “Doğrusu onlar de geneldir, ancak zahiren geneldir, nastan değil”. İsnevî bu görüşü Sîbeveyh ve İmamü’l-Haremeyn Cüveyni’ye nespet eder.570 Nekre, şart cümlesinde geldiğinde de geneldir. )تلكأ لا( örneğinde, Âmidî ve İbni Hâcib’in söylediklerini bunu içermektedir.571

İkinci Kısım: Umumun örfi olması. Allah Teâlâ’nın: “Analarınız size haram kılındı”572 sözündeki gibi, örf ehli bu terkibi tahrim-i ayni’den alıp, bütün istifade yönlerinde tahrim anlamı yüklediler, çünkü kadınlardaki maksat o ve benzeri şeylerdir.

Aynı şekilde “leşler size haram kılındı”573 sözüne de örfen leş yemenin haram olduğu anlamı yüklenmiştir.574

Üçüncü Kısım: Hükmün, vasfa dayalı olması kuralı, sarhoşlukta dolayı içkinin haram olması gibi. Hükmün ona bağlanması, onun illet olduğunu gösterir, akıl, bu illetin

569 İsrâ, 17/32.

570 İsnevî, Nihâyetü’s-Sûl Fî Şerhi Minhâci’l-Vusûl İlâ İlmi’l-Usûl, c. 1, s. 455.

571 Amidi bu konuyu şu başlık altında inceledi, “Onuncu mesele, Müteaddi Fiil, Etki Ettiği Fiiller İçin Umum Mudur Değil Midir?” Bkz. Âmidî, el-İhkâm Fî Usûli’l-Ahkâm, c. 2, s. 251; Îcî, Şerhü’l-‘Adud Alâ Muhtasari’l-Müntehâ, s. 219.

572 Nisâ, 4/23.

573 Mâide, 5/3.

574 İsnevî, Nihâyetü’s-Sûl Fî Şerhi Minhâci’l-Vusûl İlâ İlmi’l-Usûl, c. 1, s. 456-457.

olduğu her yerde bu hükme ve olmadığında da hükmün olmadığına hüküm verir.

Bazılarının kafası karışmasın diye İsnevî önemli bir konuya dikkat çekiyor ve iki şeyden bahsediyor:

1- Şahıslarda umûm olan siğalar, yer, zaman ve mekânda mutlaktır ve onunla umûm anlamı sabit olmaz, çünkü şahısta sabit olmuştur, ona delalet eden bir delil gereklidir. Allah Teâlâ’nın: “Müşrikleri öldürün”575 sözü tüm müşriklerin öldürülmesini gerektiriyor, ancak bu her birini kapsamaz. Çünkü bu durum savaş, eşkiyalık ve zimmet ehli olanları da kapsar ama bu savaş ve dinden çıkma gibi bazı zamanlarda ve bazı müşrikler için gerekli olur.

2- İsnevî’nin dikkat çektiği diğer önemli husus ise, İmam Şâfiî ve Mu’tezile’ye göre onun umûma delaleti kesindir ve fakihlerin çoğuna göre de zannidir.576İsnevî’nin bu görüşlere muhalefet etmemesini, onun da böyle düşünüdüğüne yorumluyoruz.

Belgede İMAM İSNEVİ’NİN FIKIH USULÜ ANLAYIŞI (sayfa 144-148)