Soruşturma ve Kovuşturma Usulü

In document Türk Ceza Hukukuyla mukayeseli olarak İslam Hukukunda hırsızlık suçu (Page 101-104)

Soruşturma, suç şühesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabülüne kadar geçen aşamayı ifade etmektedir. (CMK m. 2/1-e)

Soruşturma evresi, suç işlendiğine dair iddianın araştırıldığı evredir. Bir suçun işlendiği, maddi ceza kurallarının ihlal edildiği bir durumda soruşturma makamlarının suçun işlendiğinden haberi olmayabilir, bu konudaki bilgiler kendilerine intikal etmediği için başlamış bir soruşturma da bulunmaz. Bazen suç işlenmekteyken, suçun işlendiği anda soruşturma makamlarının suçtan haberi olabilir, bu durumda aynı anda soruşturma da başlar. Bazen de, hakikatte bir suç işlenmediği halde, bir suç iddiasının varlığı sebebiyle soruşturma başlayabilir. Bu durumda suç iddiasının doğru olup olmadığı soruşturma yahut kovuşturma evrelerinin sonunda açığa çıkabilir407.

Suça dair yapılan ihbar ve şikâyetler Cumhuriyet Başsavcılığına yapılabileceği gibi, kolluğa da yapılabilir. (CMK m. 158/1) Kolluğa yapılan ihbar ve şikâyet sonucu kolluğun yaptığı işlemlerle de soruşturma başlamış olur. Soruşturma evresi sadece Cumhuriyet savcısının yaptığı işlemlerle başlamamaktadır408.

Cumhuriyet savcısı, yürütülen soruşturmanın en başından itibaren yönlendiricisi, idarecesi konumundadır.

CMK’nın 160’ıncı maddesine göre;

“(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.”

(2) Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve

407 Şahin, Cumhur, Ceza Muhakemesi Hukuku I, (7. Baskı), Seçkin Yayınları, Ankara 2016, s. 31.

408 Şahin, 2016, s. 31; Soyaslan, Doğan, Ceza Muhakemesi Hukuku, (5. Baskı), Yetkin Yayınları, Ankara 2014, s. 246; Yenisey F. ve A. Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, (3. Baskı), Seçkin Yayınları, Ankara 2015, s. 563.

90

aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.”

Soruşturmadaki amaç, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve sonucunda adil bir yargılamanın yapılabilmesi olduğu için şüphelinin yalnızca aleyhine olan deliller değil lehine olan deliler de toplanacaktır409.

CMK’nun 170’ncı maddesinin 2’nci fıkrasına göre; “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliler, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” Suçun işlendiği konusunda yeterli delil yoksa kovuşturmaya yer olmadığı kararı verir. (CMK m. 172)

İddianamenin kabulüyle birlikte kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar. (CMK m. 175/1) Kovuşturma evresi hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi kapsamaktadır410.

Toplanan delillerin, kamu davası açmak üzere iddianame düzenlemek için yeterli olup olmadığının takdiri, bunun için delillerin değerlendirilmesi yetksi savcıya aittir411.

Suç işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturacak kadar delil elde edilmiş olsa dahi Cumhuriyet Savcısının kamu davası açmamak hususunda takdir yetkisi bulunmaktadır. CMK m. 171’ e göre; iki durumda savcıya dava açmamak konusunda böyle bir takdir yetkisi tanınmıştır. Bunlardan ilki, cezayı kaldıran şahsi sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların varlığı; diğeri ise şahsi cezasızlık sebeplerinin varlığıdır. Bu düzenlemeyle kanun, dava açılsa dahi ceza verilmeyecek bir durumda, aynı türden bir kararın soruşturma evresinde de verilmesini ve böylece mahkemelerin iş yükünü hafifletmeyi amaçlamaktadır412.

CMK’nın 171’inci maddesinin 1’inci fıkrasına göre;

409 Soyaslan, 2014, Caza Muhakemesi Hukuku, s. 250.

410 Şahin, 2016, s. 32; Yenisey ve Nuhoğlu iddianamenin düzenlenmesinden (kamu davasının açılmasından) önceki soruşturmayı ikiye ayırır ve tutuklama kararı veyahut sorgudan önceki kısma başlangıç soruşturması, kişiye suç isnat edildikten sonraki kısma kısa soruşturma adını verir. Cumhuriyet savcısının tutuklama kararı verilmesi istemi veya sulh ceza hakimliğine başvurması veya sorgu yapılmasının istemi ile kişiye suç isnat edilebildiği için kovuşturmanın kamu davası açılmadan da başlayabileceği fikrini savunur. Bkz. Yenisey ve Nuhoğlu, 2015, s. 688.

411 Şahin, 2016, s. 94.

412 Soyaslan, 2014, Ceza Muhakemesi Hukuku, s. 365; Yenisey ve Nuhoğlu, 2015, s. 689; Şahin, 2016, s.

104.

91

“Cezayı kaldıran şahsi sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsi cezasızlık sebebinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir.”

CMK’nun 253’üncü maddesinin 3’üncü fıkrasının göre; “Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez. Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.”

TCK m. 73’e göre;

“ (1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.

(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.

(3) Şikâyet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez.

(4) Kovuşturma yapılabilmesi şikâyete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.

(5) İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikâyetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar.

(6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez.

(7) Kamu davasının düşmesi, zarar gören kişinin şikâyetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz.”

Hırsızlık suçu soruşturma usulü açısından re’sen takip edilen bir suçtur. Ancak bu suç, kullanma hırsızlığı şeklinde (m. 146) veya bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla (m. 144/1-b) yahutta paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde (m. 144/1-a) işlenmesi halinde şikâyete tabidir.

92

Hırsızlık suçunun soruşturulması şikâyete bağlı olan halleri bakımından şikâyete hakkı olan kişinin altı ay içerisinde şikâyette bulunması gerekmektedir. Bu süre şikâyete hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden itibaren başlar. Fakat bu süre hiçbir şekilde zamanaşamı süresini geçemez. Altı aylık süre hak düşürücü bir süre olduğu için süre geçtikten sonra şikâyet hakkının kullanılması mümkün değildir.

Hırsızlık suçunun şikâyete bağlı olan halleri bakımından şikâyete hakkı olan kişinin şikâyetinden vazgeçmesi halinde dava düşer. Buna karşılık, cezanın kesinleşmesinden sonra yapılacak şikâyetten vazgeçmenin cezanın infazı üzerinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Hırsızlık suçunun şikâyete bağlı olan hallerinin iştirak halinde işlenmesi durumunda şikâyete hakkı olan kişinin faillerden birisi hakkında yapmış olduğu şikâyetten vazgeçme, diğer failleri de kapsar. Şikâyetten vazgeçmenin hüküm ifade edebilmesi için hakkında şikâyette bulunulmuş olan kişi tarafından şikâyetten vazgeçmenin kabul edilmesi gerekir.

Hırsızlık suçunun şahsi cezasızlık sebebi oluşturacak şekilde belli akrabalar arasında işlenmesi durumunda (m. 167/1), CMK’nın 171 inci maddesine göre Cumhuriyet savcısının kamu davasını açmada takdir yetkisi bulunur ve iddianame düzenlenmeyebilir.

In document Türk Ceza Hukukuyla mukayeseli olarak İslam Hukukunda hırsızlık suçu (Page 101-104)