6. Erken Çocukluk Döneminde Gelişim Özellikleri

6.7. Bilişsel Yaklaşım Kuramcıları …

6.7.1. Jean Piaget ve Bilişsel Gelişim Kuramı

20.yüzyılda, gelişimsel psikoloji alanındaki çalışmalarıyla adını en çok duyuran araştırmacılardan biri de Piaget (1896-1980)’dir. Piaget’nin kuramının odağında yapısalcı yaklaşım vardır (Morrison 1991:113). Piaget’ye göre, bilişsel gelişim, gelişim süreçlerini ve evreleri içerir. Her evredeki davranışsal özellikler, her bir gelişim evresindeki uyum ve özümleme düzeyine göre şekillenmektedir.

Piaget’nin başlıca ilgisi “nasıl bildiğimizin” biyolojik kökenlerini keşfetmektir.

İnsanları hayvanlardan ayıranın “insanın kuramsal sembolik akıl yürütme becerisinin” olduğunu savunmaktadır.

Lev Vygotsky’le sürekli olarak karşılaştırılan Piaget ile Vygotsky arasındaki fark, Vygotsky’nin davranış ve bilişin kaynağında birincil etken olarak

“bireyle sosyal çevrenin etkileşimini” savunmasıdır. Paris’te Binet’nin test labratuvarında çalışırken Piaget, “çocukların nasıl düşündüğü” konusuyla ilgilenmeye başlar. Çocukların düşüncelerinin kendilerinden yaşça büyük

çocuklarınkinden daha nitelikli olduğunu farketmiştir. Bu Piaget’ye şunu düşündürmüştür: Aynı yaştaki çocuklar aynı derecede zeki ya da bilgili olabilirler ancak onların aynı soruya farklı cevaplar vermesi onların diğerlerinden daha zeki olmasından değil, onların farklı şekilde düşünmelerinden yani farklı bilişsel yapılara sahip olmalarından kaynaklanıyordu. Demek ki insanın gelişiminde bilginin miktarından daha çok bilginin niteliği önemliydi (Huitt, 1999).

Piaget’ye göre insanlar, “çevreyle etkileşimde bulunarak bu etkileşimden o anki ilgilerine göre anlamlar çıkarıp şemalar oluşturarak ve bilgiyi işleyerek öğrenir (Ün-Açıkgöz 2003:68) yani öğrenme bireyin zihinsel gelişim düzeyi ile paralel olarak çevre ile etkileşimi sonucunda gerçekleşmektedir. Piaget, bilişsel gelişimi evrelere ayırmıştır. Piaget’ye göre, bireyin bilişsel gelişimi kademe kademe olmaktadır.

Piaget’nin biyolog olmasının da, kuramını geliştirmesinde önemli etkisi olmuştur. Piaget bir biyolog olarak, “organizmanın çevresine nasıl uyum sağladığını” merak etmiştir. Piaget, davranışlarımızın “şema” adını verdiği bilişsel yapılar tarafından yönlendirildiğini ve bireyin çevresini tanımak için bu yapıları geliştirdiğini ve her bireyin de kendine özgü bilişsel yapılarının olduğuna inanmaktadır. Bireyin geliştirdiği bu şemalar aracılığıyla çevresine uyum sağlamasını da, Piaget bilişsel gelişimde “dengeleme” olarak adlandırmıştır.

Piaget, bebeklerin doğarken refleksif davranışlarla doğduğunu, zamanla çevresiyle etkileşimi sonucu edindiği yaşantılarla çevresine uyum sağladığını böylelikle de, bu reflekslerin yerini çok kısa bir süre sonra yapılandırılmış şemaların aldığını ancak hayvanlarda ise bu reflekslerin yaşamları boyunca davranışlar tarafından idare edildiğini ileri sürmüştür.

Piaget’ye göre uyumun iki yönü vardır: Bunlar özümleme (assimilation) ve düzenleme (accomodation)’dir. Özümleme, bireyin önceden edindiği bilişsel yapılarla çevresine uyumunu sağlayan süreçtir diğer bir değişle bireyin, çevresinde yaşananlara kendisinde varolan bilişsel yapıları kullanarak tepki

vermesidir. Örneğin; küçük bir şişeyle sütünü “emme şeması”’nı geliştiren bir çocuk, daha büyük bir şişeyi gördüğünde de emmeye kalkışacaktır. Düzenleme ise, çevredeki yeni durumlara göre, varolan şemaları yeniden şekillendirme sürecidir. Örneğin; başkası tarafından biberonu tutularak süt içirilen bebeğin, zamanla biberonunu kendisinin tutarak sütünü kendisinin içebilmesi gibi.

Şemalar zamanla artarak daha da karmaşık hale gelir. Bu aşamada da “yapı”

olarak adlandırılırlar. Daha da karmaşık hale gelen bu yapılar, tıpkı bilgisayarda konulara göre sınıflandırmayı sağlayan klasörler gibi kendi içerisinde hiyerarşik bir düzenlemeye girer.

6.7.1.1 Piaget’nin Bilişsel Gelişim Evreleri ve Özellikleri 6.7.1.1.1. Duyusal-Motor Evre (Sensory-Motor Stage)

Duyusal-motor evre Piaget’nin bilişsel gelişim basamaklarından ilkidir. Bu dönem bebeğin yaşamının ilk iki yılını kapsar. Bu süreç boyunca, bebek vücudunu ve çevresini keşfetmekle meşguldür. Araştırmacılar bebeğin, bu dönemde nispeten, duyusal becerilerinin geliştiğini belirtmektedirler. Bebek bu dönemde, görmeyi, dokunmayı, emmeyi, hissetmeyi ve duyularını kullanmayı öğrenerek bu yolla çevresini tanımaya başlar. Piaget, bebeğin duyusal algı ve motor becerilerle dış dünyayı keşfederek bilişsel gelişimindeki ilk şemalarının oluşturduğunu düşündüğü için bu döneme Duyusal-Motor Evre demiştir (Piaget 1976 Akt:Ginsburg ve Opper 1988).

Sayısız denemeler sonucunda algıları gelişen, farklılıkları ayırdetmeye başlayan çocuk, dış dünyanın bir uzantısı olmadığını anlar yani kendini nesnelerden ayırt eder. Artık bir eliyle herhangi bir objeyi hareket ettirebilmektedir. Üzeri örtülerek saklanan bir oyuncağını aramaya başlar ki, bu da duyusal-motor evresinin gelişmelerinden ve bilişsel gelişimin en önemli adımlarından biri olan “nesnenin sürekliliği ya da kalıcılığı” kavramının yani bir nesnenin duyularla algılanmadığı zamanda da varolmaya devam ettiğinin fark edilmesidir (Piaget 1952 Akt:Pulaski 1980; Aydın 2000:36). Nesnenin sürekliliğinin gelişiminin hemen ardından çocuk “deneme-yanılma” yoluyla

öğrenmeye başlar. Deneme yanılma yoluyla çocuğun, etrafında gördüklerinden de hareketle motor becerileri gelişmeye başlar ve bu süreçte çocuk “farklı şekillerde yaparsam acaba nasıl sonuçlar doğurur” yaklaşımıyla yaptıklarının sonuçlarını gözlemeye başlar. Çocuklar duyusal-motor döneminin sonlarına doğru, başlangıçtaki deneme-yanılma yoluyla problem çözme davranışlarından daha planlı bir yaklaşımla zihinsel olarak problem çözmeye doğru ilerlerler.

Çocuklar öncelikle, nesne ve olayları zihinsel olarak sembolleştirir, resmederler.

İşte bu duruma “düşünmenin başlangıcı” adı verilir. Nesne ve olayların içsel temsilcilerinin oluşturulması, kavram ve dil gelişiminin de başlangıcını oluşturur (Senemoğlu 2004:41) ve çocuk bütün bu girişimleriyle “sembolik düşünme evresine” geçer.

6.7.1.1.2. İşlem Öncesi Evre (Pre-Operational Stage)

Kimileri bu dönemi kendi içinde, sembolik dönem ya da kavram öncesi dönem (2-4 yaş) ve sezgisel dönem (4-7 yaş) olmak üzere ikiye ayırır. Ancak bu evrenin özelliklerini bir bütün olarak yansıtabilmek için işlemöncesi evre tek başlık altında incelenmiştir. Çocuklar bu dönemde, kendilerine özgü, çok fazla sembolik oyunlar oynarlar. Artık duyusal-motor evreye göre düşünme becerisi daha da gelişmiştir. Bu dönemdeki çocuklar henüz konular arasında mantıksal ilişki kuramazlar. Çünkü henüz olayları oluşturan neden-sonuç ilişkisini anlayacak bilişsel yeterlikten yoksundurlar. Dolayısıyla bu evreye işlem öncesi adının verilmesinin nedeni, çocukların bu dönemde işlem yapacak bilişsel yeterlikten yoksun olduklarını belirtmektir (Aydın 2000:38). Öte yandan son yıllarda yapılan araştırmalar, bu evredeki bilişsel işlem yeteneğinin belirgin bir şekilde geliştiği yönünde sonuçlar göstermektedir. Örneğin; bu dönemin sonuna doğru “çouğuna “hasta” olduğunu söyleyip yatan bir annenin üstüne, çocuğunun battaniye örttüğü, daha sessiz oynadığı” gibi davranışlar sergilemesi “ben-merkezci” davranışların azalmaya başladığını; “İnsan yürüyebilir mi?” “evet, çünkü bacakları vardır” “Oyuncak asker yürüyebilir mi?” “:Hayır, çünkü yapma bacakları vardır” sorularına çocuğun verdiği cevaplar da, bu evredeki çocukların, bir ölçüde de olsa, nedensel düşünme yeteneğine sahip olduklarını

göstermektedir (Wood 1988; Damon 1977; Borke 1971 Akt:Senemoğlu 2004:42; Aydın 2000:39).

Diğer yandan bu evrede henüz “korunum” gelişmemiştir. Korunum, herhangi bir nesne ya da nesne grubunun fiziksel biçimi ya da mekandaki konumu değiştiğinde, nesnenin miktar, sayı, alan, hacim vb özelliklerinin değişmeyeceği ilkesidir (Senemoğlu 2004:43). Işlem öncesi evrenin özelliklerinden biri de çocuğun dil gelişiminin en hızlı olduğu dönemlerden biri olmasıdır. 2-5 yaşlar arasında konuşmanın gelişimi çok hızlıdır.

6.7.1.1.3. Somut İşlemsel Evre (Concrete Operational Stage)

Piaget’nin bilişsel gelişim evresinin üçüncü basamağı somut işlemsel evredir. Bu evre 7-12 yaşlarını kapsamaktadır. Bu dönem boyunca çocuk, hızlı bir bilişsel gelişim göstermektedir ve mantıklı düşünmeye ve düşüncelerini organize etmeye başlar. Bunların yanında “ben merkezci davranışların” azaldığı görülür, “nesnenin korunumu ve tersine çevirebilme” kavramlarını edinir yani, nesnelerin fiziksel yapılarındaki ya da mekandaki konumlarındaki değişmelerle, miktar, hacim,sayı vb.özelliklerinde değişme olmayacağını anlar. Kısacası çocuk artık algılanan görüntüye değil gerçeğe göre tepkide bulunur (Piaget 1976; Akt:Ginsburg ve Opper 1989; Senemoğlu 2004:51).

Nesneleri belli özelliklerine göre sınıflandırabilir ve oyunlar yoluyla sembolik düşünce gelişir ve çocuk toplumsallaşır. Bu şekilde çevresiyle sürekli iletişim ve etkileşim halinde olan çocuk, dış dünyayı anlayarak daha karmaşık şemalar geliştirir (Aydın 2000:41). Bu evrede şemalar, yapı, içerik ve nitelik açısından gelişir ve olumlu yaşantılarla desteklenmesi halinde kavramlar geliştirerek zenginleşir.

6.7.1.1.4. Soyut İşlemsel Evre (Formal Operational Stage)

Piaget’nin bilişsel gelişim evrelerinin sonuncu basamağı olan soyut işlemsel evre 11-12 yaşlarında başlayıp yetişkinlikte de devam etmektedir.

Somut işlemler dönemindeki çocuklarla soyut işlemler dönemindeki ergenler arasındaki temel fark, ergenlerin bir olayın çok değişik yönlerini görebilmeleri ve bilgiyi soyut olarak üretebilmeleridir. Ergenlik dönemine giren bireyin, bu dönemde görülen bir diğer zihinsel gelişim özelliği de hipotetik koşullara göre düşünebilmeleridir. Örneğin, okullarda münazara yaparken, grubun benimsediği fikri savunma görevi verildiğinde, grubu için tartışmada konu hakkında fikişr üretip savunabilirler (Senemoğlu 2004:50). Bu bağlamda, bu evredeki ergenin dil ve zihinsel yeteneklerinde de hızlı gelişmeler olmaktadır.

Piaget’nin teorisi, “insanın bilişsel gelişim süreçlerinin ve evrelerinin çevresine uyum sağlayarak nasıl geliştiğini” ortaya çıkarabilme üzerine kurulmuştur. Piaget’ye göre, bireyin çevresine uyumunu sağlayan özümleme ve düzenleme doğrultusunda değişen ve sürekli gelişen dengelemedir. Çünkü O, çocuğun bilişsel ve diğer tüm yönlerinin gelişiminde “dengeleme”nin en önemli faktör olduğuna inanmaktadır. Piaget çocuğun ailesi, öğretmenleri ve kitapları aracılığıyla yani toplumsal geçişle öğrendiğini savunmaktadır.

Sonuç olarak bireyin yaşadığı dünyayı anlamasını ve öğrenmesini sağlayan aktif zihinsel faaliyetlerdeki gelişim olarak adlandırılan “bilişsel gelişim”in bütün bu evrelerinin Piaget’nin ileri sürdüğü şekilde gerçekleşebilmesi tabii ki, çocuğun kalıtımla getirdiklerinin uygun yaşantılarla desteklenmesiyle mümkündür.

Belgede ERKEN ÇOCUKLUK EĞİTİM PROGRAMLARINDAN ANNE-ÇOCUK EĞİTİM PROGRAMI’NIN 6 YAŞ GRUBUNDAKİ ÇOCUKLARIN BİLİŞSEL GELİŞİMLERİNE ETKİSİ (sayfa 119-124)

Benzer Belgeler