Peyzaj Kümelerinin Peyzaj Çeşitliliğinin Belirlenmesi

Belgede ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ (sayfa 67-0)

4. BULGULAR VE TARTIŞMA

4.2. Peyzaj Tiplerinin Belirlenmesi

4.2.2. Peyzaj Kümeleri (Hubs) Düzeyinde Değerlendirme

4.2.2.1. Peyzaj Kümelerinin Peyzaj Çeşitliliğinin Belirlenmesi

Peyzaj kümelerinin çeşitliliğini belirlemek amacıyla Yılmaz (2016) tarafından kullanılan bağıl peyzaj çeşitliliği indeksi formülü kullanılmıştır.

Peyzaj kümelerinin bağıl peyzaj çeşitliliği indeks değerleri incelendiğinde kümelerin içerdiği peyzaj tipi sayısı ile pozitif korelasyon gösterdiği belirlenmiştir (Çizelge 4). Kümelerin içerdiği toplam tip sayısı (Ptn), nadir tip sayısı (nt), tiplerin kapladığı alan (∑a) ve peyzaj çeşitliliği (BPtç) indeksi değerleri Çizelge 4.4’te sunulmuştur. Kümelerin içerdiği peyzaj tipleri, kapladığı alan miktarları ve kümelerin toplam alan miktarlarının ortalaması Ek 2’de sunulmuştur.

Çizelge 4.4. Peyzaj kümelerinin içerdiği tiplere göre temel metrikler

Çizelge 4.4’ün devamı

Çizelge 4.5. Peyzaj çeşitliliği indeksi ölçeği

6,5-10,5 10,5-12,5 12,5-17 17-55,5

En yüksek Yüksek Orta Düşük

Peyzaj kümeleri, peyzaj çeşitliliği indeksi bakımından en yüksek, yüksek, orta ve düşük olarak dört grupta değerlendirilmiştir (Şekil 4.9).

Şekil 4.9. Araştırma alanında peyzaj kümelerinin çeşitlilik düzeylerine göre derecelendirilmesi

Bu değerlendirmeye göre, numarası; 4, 19, 24, 25, 32, 33, 34, 38, 40, 41, 46, 47, 48, 49, 51, 54, 62, 63, 64, 73, 75, 76, 81, 83 olan toplam 24 peyzaj kümesinin peyzaj çeşitliliği en yüksektir.

4.2.2.2. Peyzaj Kümelerinin (Hubs) Nadirlik Düzeylerinin Belirlenmesi

Peyzaj kümelerinin nadirlik düzeyinin belirlenmesi için kümelerin içerdiği yüksek ve orta düzeyde nadir bulunan tip sayısı referans alınmıştır. Bu değerlendirme 0-10 ölçeği dikkate alınarak yapılmıştır (Çizelge 4.6). Bu değerlendirmeye göre, iki küme (4 ve 83 numaralı kümeler) yüksek; on küme (1, 2,

5, 51, 62, 64, 65, 73, 76 ve 81 numaralı kümeler) orta; elli iki küme ise düşük nadirlik düzeyindedir (Şekil 4.10).

Çizelge 4.6. Peyzaj kümelerinin nadirlik düzeyi ölçeği

1-3 4-6 7-10

Düşük Orta Yüksek

Şekil 4.10. Araştırma alanında peyzaj kümelerinin nadir peyzaj tiplerini içerme düzeylerine göre derecelendirilmesi

Bu değerlendirmeye göre, 4 ve 83 numaralı kümeler yüksek düzeyde nadir peyzaj tiplerini içermektedir.

4.2.2.2.(1). Peyzaj Kümelerinin Doğallık Düzeylerinin Belirlenmesi

Kümelerin içerdiği nadir tiplerin “doğallık” açısından sınıflandırılması koruma değerinin ortaya konması açısından önemlidir. Peyzaj kümelerinin içerdiği nadir peyzaj tiplerinin doğallık yönünden değerlendirmesi, her kümeye ait tipler içerisindeki doğal tiplerin oransal (%) değeri ile belirlenmiştir (Şekil 4.11).

Şekil 4.11. Peyzaj kümelerinin doğallık yüzdelerinin incelenmesi

Nadir tipleri içerme düzeyi yüksek olarak belirlenen 4 ve 83 numaralı kümeler, orta olarak belirlenen 1, 2, 5, 51, 62, 64, 65, 73, 76, 81 numaralı kümeler ve düşük olarak belirlenen elli iki küme doğallık açısından detaylı olarak incelenmiştir. Burada “Küme 1”in içerdiği nadir tiplerin tümü (8/8) doğal nitelikli olduğu için, peyzaj kümesinin nadir tipler açısından doğallık düzeyi %100; “Küme 2” içerdiği nadir tiplerin 10/12’si doğal nitelikli olduğu için, peyzaj kümesinin nadir tipler açısından doğallık düzeyi %83,3 olarak değerlendirilmiştir. Doğallık düzeyi en düşük olan küme 22 numaralı kümedir. Nadir tipleri içerme sayısı yüksek olan Küme 4’ün doğallık düzeyi %59, Küme 83’ün doğallık düzeyi ise

%72,7 olarak hesaplanmıştır.

Doğallık, nadirlik değerinin bir alt ölçütü olarak kullanılmıştır. 1, 2 ve 5 numaralı peyzaj kümeleri; nadir peyzaj tiplerini içerme açısından orta, doğallık açısından ise en yüksek değer taşıyan kümelerdir (Şekil 4.10). Doğallık yüzdesinin en yüksek olduğu bu üç peyzaj kümesi (%80<) ile nadirliği yüksek ve orta düzeydeki kümeler çakıştırıldığında, araştırma alanının batısında yer alan ardışık üç kümenin, bu ölçüt açısından yüksek değer taşıdığı ortaya çıkmıştır (Şekil 4.12).

Şekil 4.12. Nadir peyzaj tiplerini içeren peyzaj kümelerinin doğallık açısından değerlendirilmesi

4.2.2.3. Peyzaj Kümelerinin (Hubs) Bağlantılılık Düzeyinin Belirlenmesi 4.2.2.3.(1). Fiziksel Bağlantılılık

Peyzaj kümelerinin bağlantılılığı fiziksel olarak incelenmiş olup bağlantıda olduğu küme sayısı belirlenmiştir. Bu değerlendirme, peyzaj çeşitliliğinin en yüksek olduğu kümeler kullanılarak yapılmıştır. Buna göre, 24 kümenin bağlantılık değerlendirmesi Çizelge 4.7’de sunulmuştur.

Çizelge 4.7. Peyzaj çeşitliliği en yüksek olan kümelerin fiziksel bağlantılılık değerlendirmesi

Küme No Bağlantıda Olduğu Küme Numarası

Bu değerlendirmeye göre Şekil 7’de de görülebileceği gibi 4, 51, 81 ve 85 numaralı kümelerin bağlantıda olduğu bir küme yoktur. Peyzaj çeşitliliğinin en yüksek olduğu 4 numaralı kümede bağlantılılığı önleyen peyzaj tipinin Aşağı Büyük Menderes Ovası’nda tarım alanı karakterindeki Tmed_Kv_T kodlu peyzaj tipinin olduğu düşünülmektedir. 51, 81 ve 85 numaralı kümeler araştırma alanı sınırlarındadır ve dolayısıyla çeşitliliğin en yüksek olduğu kümelere coğrafi yakınlıkları da sınırlıdır.

4.2.2.3.(2). Mekânsal Bağlantılılık

Bu aşamada, yeşil altyapının koruma yönünden derecelendirilmesi ve peyzaj potansiyelinin ortaya koyulması amacıyla mekânsal bağlantılık haritalanmıştır.

Mekânsal bağlantılılığı sağlayan unsurların peyzaj çeşitliliği en yüksek olan kümeler arasında geçiş sağlayan ortak tipler olduğuna karar verilerek benzerlik analizi yapılmıştır. Kümelerdeki benzerlik oranına göre ortak peyzaj tipleri belirlenerek haritadaki yersel yayılışları incelenmiştir (Şekil 4.12).

Peyzaj kümelerinin bağlantılığının peyzaj çeşitliliği ve nadirlik kriteri ile çakıştırılması için yüksek seviyede benzerlik sağlayan peyzaj tipleri belirlenmiştir (Çizelge 4.8). Bu değerlendirmeye göre, Eumed_Kv_T kodlu peyzaj tipi 26 kümede bulunduğu için en yüksek düzeyde benzerliği sağlayan peyzaj tipidir.

Eumed_G_Or ve ve Supmed_G_Or kodlu peyzaj tipleri de 25 kümede bulunduğu için yüksek düzeyde benzerlik sağlamaktadır. SPSS programında yapılan derecelendirme ile peyzaj kümelerinde bulunma sayısı 19-26 olan tipler en yüksek, 15-18 olan tipler yüksek düzey olarak belirtilmiştir. Mekânsal bağlantılılığın haritaya aktarılmasında yalnızca en yüksek ve yüksek bağlantılılık sağlayan tipler kullanılmıştır.

Çizelge 4.8. Benzerlik analizinde yüksek benzerlik sağlayan peyzaj tipleri ve bu tiplerin peyzaj bütünündeki toplam bulunma sayıları

Peyzaj Tipi Kodu Bulunma Sayısı

Eumed_G_Or 25

Eumed_Kv_D 19

Eumed_Kv_T 26

Eumed_Kv_Y 23

Eumed_M_Or 24

Eumed_Pb_Or 26

Eumed_Pn_Or 20

Supmed_G_Or 25

Supmed_Pb_Or 24

Supmed_Pn_Or 24

Eumed_Pp_Or 18

Eumed_Q_Or 15

Şekil 4.13’de en yüksek benzerlik sağlayan 12 peyzaj tipi koyu yeşil, yüksek düzeyde benzerlik sağlayan 2 tip ise yeşil renkle gösterilmiştir. En açık yeşil renkteki lekeler ise bağlantılılığı düşük olan tipleri temsil etmektedir. Bu lekeler, üçüncü bölge olarak isimlendirilmiştir.

Şekil 4.13. Mekânsal bağlantılılığı sağlayan baskın peyzaj tiplerinin bulunma düzeyine göre peyzaj kümelerinin bağlantılılık düzeyi

4.3. İlgili Mevzuat Bağlamında Uygulamada Karşılaşılan Darboğazların Belirlenmesi

Ulusal mevzuatımızdaki ilgili yasa ve yönetmeliklerde açık/yeşil alan tanımında eksikliklerin olması, yeşil alan tipleri ve işlevlerinin sistematik anlamda imar planlama sürecine dâhil edilmemesi bütünleşik bir planlama sistemini olanaksız kılmaktadır. Bununla birlikte, koruma değeri taşıyan alanların yönetimini de zorlaştırmaktadır.

Bugün birçok kentte, İmar Kanunu hükümlerine rağmen, yeterli miktarda yeşil alan ayrılmamakta bu durum da karakteri doğal, yarı doğal ya da kültürel nitelikli açık/yeşil alanların korunmasını ya da geliştirilmesini önlemektedir.

Kentsel açık/yeşil alanların korunması ve geliştirilmesi, potansiyel yeşil alan ağının korunması ile mümkündür. Kentlerdeki açık/yeşil alanların mevzuat hükümlerinde belirtilen nicel ölçütlerinden birisi kişi başına düşen açık yeşil alan miktarıdır.

Dünya Sağlık Örgütü, bu standardın en az 9 m2 olması gerektiğini, 10-15 m2

aralığının ise ideal olduğunu belirtmiştir (Anonymous, 2016). Gelişmiş ülkelerde kişi başına düşen yeşil alan miktarı ortalama 20 m2 iken Türkiye’de bu değer 1-9 m2 arasında değişmektedir. Türkiye’de yeşil alan planlamasını yönlendiren temel yasal araç, imar mevzuatıdır. 1985 yılında çıkarılan ve halen yürürlükte olan 3194 sayılı İmar Kanunu’nda kişi başına yeşil alan miktarı 7 m2 olarak belirlenmiştir.

Son olarak 2 Eylül 1999 tarih ve 23804 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan İmar Planı Yapılması ve Değişikliklerine Ait Esaslara Dair Yönetmelik’le kişi başına yeşil alan miktarı 10 m2’ye yükseltilmiştir. İlgili mevzuatta yeşil alanlara yönelik nitelik ya da işlev yönünden herhangi bir standarda ya da başka bir açıklamaya yer verilmemesi uygulamadaki eksikliklerden birisi olarak değerlendirilebilir.

Kentsel açık/yeşil alan miktarının hızlı kentleşme, iklim değişikliği, kentsel değişim vb. sebepler nedeniyle azalması, hızlı kentleşme hareketlerine bağlı olarak kentsel dokunun bozulması ve koruma değeri taşıyan alanların zarar görmesi ile sonuçlanmaktadır.

Son on yılda mekânsal planlama sistemini belirli hedefler çerçevesinde oluşturmak için yapılan en kapsamlı çalışma 2009 yılında düzenlenen Kentleşme Şûrası’dır. Şuranın hedefi, kentsel gelişme dinamiklerini sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde değerlendirmek ve mekânsal planlama alanında bütüncül bir bakış açısı kazandırmak şeklinde tanımlanmıştır (Anonymous, 2009). Kentsel ve kırsal peyzajların bütünlük içerisinde planlanması ve yönetimini sağlayacak kurumsal yapı ve mevzuatın eksikliği karşısında çeşitli komisyonlar tarafından tespitler sunulmuş ve öneriler geliştirilmiştir. Şura raporları Bütünleşik Kentsel Gelişme Stratejisi ve Eylem Planı (KENTGES) için bir altlık oluşturmuştur. KENTGES mekânsal planlarda açık ve yeşil alanların, sistem bütünlüğü içinde geliştirmesi gerekliliğinin altını çizmiştir. Bu kapsamda 2023 hedeflerinden birisi de;

yerleşmelerdeki mevcut yeşil alanları koruyan ve mekânsal planlarda açık ve yeşil alan sistemini öneren düzenlemeler yapmaktır (Anonymous, 2010). Bunun yanı sıra açık ve yeşil alan standartları ile türlerinin geliştirileceği belirtilmiştir.

Ülkemizde kentleri çevreleyen kırsal peyzajlar ve kentsel alanda kalmış marjinal alanların korunması için “Açık-Yeşil Alan Sistemlerinin” imar planlama sürecinde tanımlanması gerektiği vurgulanmıştır. Ancak, yürürlükteki mevzuat kapsamında kentsel ya da tarımsal peyzajların korunması ile ilgili yeterli ya da etkin araç ve prosedürler tanımlanmamıştır (Yılmaz, 2011). Bu bölümde mekânsal planlama ile ilgili bazı mevzuat metinleri incelenerek açık/yeşil alan planlaması ile yeşil altyapı kavramının mevzuattaki yerini değerlendirmektir.

4.3.1. Mevzuat Metinlerinin İncelenmesi ve Değerlendirilmesi

Ülkemizde yürürlükte olan fiziki planlama prosedüründe, stratejik kararları içeren üst ölçekli planlardan uygulama imar planlarına kadar yürütülen çalışmalarda ekolojik altlıklara dayalı peyzaj planlamanın katılımı henüz sağlanamamıştır (Yılmaz ve Yalçın, 2007). Planlamaya katılım kentsel ve kırsal alanların ekosistem düzeyinde bütüncül olarak ele alınması ve açık-yeşil alan sistemlerinin planlanması ile mümkündür. Bu amacın gerçekleşmesi için ilgili mevzuatın (Şekil 4.14) bu bağlamda revize edilmesi gerekmektedir (Yılmaz, 2010).

Şekil 4.14. Mevzuat kapsamında incelenen metinler

· Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği (14 Haziran 2014 tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete)

· Korunan Alanlarda Yapılacak Planlara Dair Yönetmelik (23 Mart 2012 tarih ve 28242 sayılı Resmi Gazete)

· Mühendislik ve Mimarlık Hizmetleri Şartnamesi (5 Ağustos 1985 tarih ve 18883 sayılı Resmi Gazete)

· Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği (3 Temmuz 2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete)

· Mülga Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmelik (11 Kasım 2008 tarih ve 27051 sayılı Resmi Gazete)

· Mülga Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmelik (2 Kasım 1985 tarih ve 18916 sayılı Resmi Gazete)

Mekânsal planlama ile ilgili mevzuatın incelenmesi uygulamalardaki darboğazların çözümü sürecinde de faydalı olacaktır. İncelenen metinler Yılmaz (2010) ve bu çalışma kapsamında belirlenen bulgulara göre değerlendirilmiştir.

Mevzuat üzerinde önerilen ekleme ve değişiklikler sonuç bölümünde yer verilmiştir. Bu kapsamda elde edilen bulgu ve sonuçlar VI. Peyzaj Kongresinde sunulmuştur (Yazgı ve Yılmaz, 2016).

4.3.1.1. Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği (14 Haziran 2014 tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete)

Bu yönetmeliğin amacı; fiziki, doğal, tarihi ve kültürel değerleri korumak ve geliştirmek, koruma ve kullanma dengesini sağlamak, ülke, bölge ve şehir düzeyinde sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek, yaşam kalitesi yüksek, sağlıklı ve güvenli çevreler oluşturmak üzere hazırlanan, arazi kullanım ve yapılaşma kararları getiren mekânsal planların yapımına ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek olarak ifade edilmiştir.

İnceleme: Bu yönetmeliğin dayanağı 3194 sayılı İmar Kanunu ile 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Yönetmeliğin dayanağı olarak belirtilmiştir.

Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin (c) bendinde yer alan Çevre Düzeni Planı tanımı genişletilmiştir. Mekânsal planların dâhilinde hazırlanan veri katmanı örneklerine “orman” kullanımı eklenmiş, arazi kullanım kararlarını belirleyen sektörler arasında, açık/yeşil alanlara yer verilmemiştir. Ayrıca ölçek değişikliği ile 1/25000 ölçeği kaldırılarak 1/50000 veya 1/100000 ölçek ifadesi eklenmiştir. Aynı maddenin (g) bendinde bulunan Kentsel Tasarım Projesi tanımında açık/yeşil alan ilişkisini göz önünde bulunduran bir ifade kullanılmıştır. (l) bendinde yer alan Uzun Devreli Gelişme Planı tanımı ise yeşil altyapının temel unsurları olan milli park, tabiat parkı, tabiatı koruma alanları, sulak alanlar gibi korunan alanları içermiş, “Korunan Alanlarda Yapılacak Planlara Dair Yönetmelik” in tanımlar başlıklı 3 üncü maddesinin (s) bendinde ise yalnızca milli parkları hedef gösterecek

şekilde tanımlanmıştır. Aynı isim altında farklı tanımların yapılması hukuksal açıdan çelişki oluşturmuştur.

Yönetmeliğin Mekânsal Kullanım Tanımları ve Esaslarını içeren üçüncü bölümünde yer alan tanımlar Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğindeki tanımlara dayandırılmıştır. Mekânsal kullanımlar (belediye hizmet alanı, çalışma alanları, endüstri bölgesi, endüstriyel gelişme bölgesi, gar ve istasyon alanı, küçük sanayi alanı gibi) detaylandırılmış ancak açık/yeşil alanlar ile ilgili herhangi bir tanıma ya da ifadeye yer verilmemiştir.

Yönetmeliğin 9 uncu maddesinde plan raporunda kullanılması gereken açıklamalara yer verilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında “açık ve yeşil alan sistemi, ulaşım, erişilebilirlik ve mekânın etkin kullanılması” ifadesi kullanılarak ilk kez bir mevzuat metninde “açık ve yeşil alan sistemi” ibaresine yer verilmiştir.

Yönetmeliğin 11 inci maddesinde standartlar açıklanmıştır. Ancak açık/yeşil alan standartları ve kişi başına düşen yeşil alan miktarı ile ilgili bir hükme yer verilmemiştir.

Yönetmeliğin beşinci bölüm 17 inci madde (b) bendinde mekânsal strateji planlarının hazırlanması sürecinde “biyolojik çeşitlilik açısından önemli olan, tarımsal ekosistemler ve ormanlar, tatlı su ekosistemleri ve su kaynakları, kıyı ekosistemleri gibi endemik türlerin bulunduğu veya ekolojik açıdan önemli alanlar ile doğa koruma alanları, özel çevre koruma bölgeleri, milli park, tabiatı koruma alanı, yaban hayatı koruma alanı, sit alanları ve benzer konular” a ait verilerin kullanıldığından ve analiz edildiğinden bahsedilmiştir.

Yönetmeliğin altıncı bölümünde ÇDP’ye dair esaslar belirtilmiştir. Mülga Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmelikte analiz edilen verilerin kapsamı genişletilmiş ve ikinci kısmın (h) bendinde “yeşil ve açık alan kullanımları”

ifadesine yer verilmiştir. Aynı bölümün dördüncü fıkrasında ise; “Plan hazırlık sürecinde ihtiyaç duyulan veri, bilgi ve belgeler; ilgili veriyi hazırlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlardan, bilimsel çalışmalardan ve uzmanlarca arazide yapılacak çalışmalardan elde edilir” hükmü kullanılmıştır. Bu hükme göre “yeşil ve açık alan

kullanımları” konusunda ihtiyaç duyulacak nitelikli veriyi sağlamada yeterliliğe sahip kurumsal bir yapı bulunmamaktadır. Bu durumda ihtiyaç duyulan verinin, uzmanların tespiti ve/veya bilimsel çalışmalarla sağlanması gerekecektir. Bu koşulda “yeşil ve açık alan kullanımları” başlığı altında uzmanlık düzeyinde ve bilimsel temele dayalı veri üretebilmek için bilimsel doğruluğu kanıtlanmış yöntemlere ihtiyaç vardır.

Yönetmeliğin yedinci bölümünün 22 inci maddesinin ikinci fıkrasında peyzaj bileşenlerini analiz eden yöntemin adı “eşik analizi” olarak belirtilmiştir.

Aynı bölümün 23 üncü madde beşinci fıkrasında ise “Açık ve yeşil alan ile diğer sosyal ve teknik altyapı alanları bir bütün olarak, erişilebilir şekilde merkezlerle birlikte planlanmalıdır” ifadesine yer verilmiş fakat başka bir standardizasyona ya da uygulama aracına değinilmemiştir. Aynı maddenin altıncı fıkrasında nazım imar planı hazırlanması sürecinde analiz edilecek veriler açıklanmıştır. Buna göre; bitki örtüsü, iklim özellikleri, jeolojik yapı, toprak niteliği, tarımsal arazi kullanımı, ekolojik yapı (ekosistem tipleri, flora ve fauna varlığı),orman alanları gibi yeşil altyapı kapsamında değerlendirilen veri katmanlarına yer verilmiştir. (j) bendinde ise mülga Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmeliğin 7 inci maddesinin (g) bendinde yer alan “genel peyzaj ögeleri” ifadesi tekrar kullanılmıştır.

Yönetmeliğin uygulama imar planı ile ilgili olan 24 üncü maddesinin onuncu fıkrasında ise uygulama imar planlarının hazırlanması sürecinde analiz edilen veriler açıklanmıştır. Bu veriler arasında açık/yeşil alanlar ile ilgili herhangi bir ifadeye rastlanmamıştır.

4.3.1.2. Korunan Alanlarda Yapılacak Planlara Dair Yönetmelik (23 Mart 2012 tarih ve 28242 sayılı Resmi Gazete)

Bu yönetmeliğin amacı; milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgeleri ve benzeri koruma statüsü bulunan diğer alanlarda yapılacak planlar ile doğal sit alanlarında yapılacak koruma amaçlı imar planlarının hazırlanması, yapım esasları, gösterimi,

onaylanması, uygulaması, denetimi ve bu planları hazırlayacak müelliflerin nitelikleri ile görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

İnceleme: Yönetmeliğin tanımlar bölümünde yer alan “Korunan Alan”;

biyolojik çeşitliliğin korunmasını, “Korunan Alanlarda Yapılacak Plan” ise “doğal ve çevresel değerlerin etkileşim-geçiş sahası da göz önünde bulundurularak”

sürdürülebilirliğinin sağlanmasını hedeflemektedir. Buna ek olarak, yeşil altyapıyı oluşturan sisteme ait nitelikli unsurlara (milli park, mutlak koruma alanı, özel çevre koruma bölgesi, sulak alan, tabiat anıtı, tabiat varlığı, tabiatı koruma alanı, tabiat parkları, taşınır tabiat varlıkları) yer verilmiştir.

Yönetmeliğin bütününe bakıldığında doğal alanları korumaya yönelik hedeflerin ortaya konulduğu görülmektedir.

4.3.1.3. Mühendislik ve Mimarlık Hizmetleri Şartnamesi (5 Ağustos 1985 tarih ve 18883 sayılı Resmi Gazete)

Mühendislik ve Mimarlık Hizmetleri Şartnamesinin amacı bir yapının meydana gelebilmesi için mimarlık, inşaat, makina ve elektrik mühendisliği dallarında yapılması gereken hizmetlerin niteliği ve karşılığında ödenecek ücretleri belirlemektir.

İnceleme: Peyzaj mimarlığı hedefleri ve uygulama araçlarının mekânsal planlama sürecine dâhil edilmediği tespit edilmiştir.

4.3.1.4. Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği (3 Temmuz 2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete)

Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği (PATİY) imar planı yapım ve uygulaması ile ilgili olarak mevzuatta yer alan temel yönetmeliklerden birisidir.

Kentsel arazi yönetimini sağlamak ile sorumlu olan bu yönetmeliğin tanımlar bölümünde sosyal ve kültürel altyapı alanların bir parçası olarak değerlendirilen yeşil alanlar; “toplumun yararlanması için ayrılan oyun bahçesi, çocuk bahçesi, dinlenme, gezinti, piknik, eğlence ve kıyı alanları toplamıdır” denilmiş ve

“Metropol ölçekteki fuar, botanik ve hayvanat bahçeleri ile bölgesel parklar”

olarak tanımlanmıştır.

İnceleme: Yönetmelikte açık/yeşil alan tipleri ile ilgili bilgi, tanımlar bölümünde yer almaktadır. Bu tanıma göre açık/yeşil alan sisteminin tanımı, tipleri ve işlevleri konusunda eksikler olduğu tespit edilmiştir.

5. SONUÇLAR VE ÖNERİLER

Sonuç ve öneriler bölümü, araştırma alanı bütününde yeşil altyapının haritalanması, mevzuat üzerinde önerilen ekleme ve değişiklikler ile ilgili mevzuat bağlamında uygulamada karşılaşılan darboğazların çözülmesine yönelik öneriler olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır.

5.1. Araştırma Alanı Bütününde Yeşil Altyapının Haritalanması

Korumada öncelikli peyzaj kümelerinin bağlantılılık ölçütlerinin belirlenmesi ve araştırma alanı bütünün yeşil altyapı planının oluşturulması amacıyla analizler sonucu üretilen çıktılar çakıştırılmıştır. Bu çakıştırma sonucunda peyzaj potansiyelinin haritaya aktarılması sağlanmıştır. Çeşitli işlevleri (servisler) bir arada sunabilen peyzaj kümeleri belirlenerek bunların bir ağ şeklinde bağlantılılığı değerlendirilmiş ve böylelikle peyzaj potansiyelini, planlama alanı bütününde temsil eden ve koruyan yeşil altyapı sisteminin haritalanması tamamlanmıştır.

Peyzaj kümeleri, peyzaj tipi çeşitliliğinin ve nadirliğinin düşük/yüksek oluşuna göre iki, bağlantılılık/benzerliğin “düşük/orta/yüksek” oluşuna göre üç grupta değerlendirilmiştir (Şekil 5.1).

Şekil 5.1. Peyzaj potansiyelinin haritalanması için peyzaj kümelerinin belirlenen kriterlere göre değerlendirilmesinde kullanılan fonksiyon puanları

Bu değerlendirme sonucunda, peyzaj potansiyelinin yersel dağılışı haritalanarak korumada öncelikli alanlar “düşük/orta/yüksek/en yüksek” olarak belirlenmiştir (Şekil 5.2).

Şekil 5.2. Araştırma alanı peyzaj potansiyeli bağlamında oluşturulan yeşil altyapı

Şekil 5.2. Araştırma alanı peyzaj potansiyeli bağlamında oluşturulan yeşil altyapı

Belgede ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ (sayfa 67-0)