Parlamenter rejim demokratik ülkelerde yaygın olarak var olan bir rejimdir. Meclis hükümetinden temel farkı yürütme işlevinin yasamadan ayrı bir organ tarafından yerine getirilmesidir. Yumuşak kuvvetler ayrılığı sistemi olarak da tanımlanan parlamenter sistemde, yasama ve yürütme kuvvetleri birbirinden yumuşak bir şekilde ayrılmıştır. Bu sistemde, yasama ve yürütme yetkileri kural olarak iki ayrı organa verilmişse de, bu organlar tam olarak birbirinden bağımsız değildir. Bu organlar yer yer iç içe geçmiştir. Ancak bu organlar karşılıklı olarak birbirinin hukuki varlığına son verme imkânına sahiptir. Yumuşak kuvvetler ayrılığı sisteminde, bu organlar arasında karşılıklı işbirliği vardır (Gözler, 2002, 100).

40

Parlamenter rejimlerin belirgin beş özelliği vardır. Bunlar; “kuvvetlerin işbirliği, iki başlı yürütme, sorumsuz ve bağımsız bir Devlet Başkanının varlığı, yürütme organının yasamaya karşı sorumlu olması, yürütmenin yasamayı fesih yetkisidir” (Turhan, 1989, 43-56).

Parlamenter hükümet sisteminde yürütme organının görev ve yetkileri Başbakan ve Bakanlar Kurulu tarafından yerine getirilmektedir. Hükümet politikalarının temel ilkeleri Başbakan tarafından belirlenmekte ve kolektif sorumluluğa sahip Bakanlar Kurulu üyeleri tarafından yürütülmektedir. Devlet Başkanı, sorumsuz olduğundan icrai yetkilere sahip kılınmamıştır. Devlet Başkanı tarafından yapılan işlemlerin sorumluluğu, karşı-imza kuralıyla Başbakan ve bakanlara yüklenmektedir. Yürütmenin icrai yetkileri Başbakan ve kabinesine ait olup, Devlet Başkanı sembolik yetkilere sahip kılınmıştır (Atar, 2005, 142).

Parlamenter rejimin belirgin özeliklerinden bir diğeri siyasal bakımdan sorumsuz bir Devlet Başkanının varlığıdır. Bu özellik, aynı zamanda yürütme organının iki başlı olması anlamına da gelmektedir. Devlet Başkanı bir yandan yürütme organının başı, öte yandan da devletin birliğinin ve ülke bütünlüğünün temsilcisidir. Parlamenter rejimlerin bazılarında cumhurbaşkanlarının yasama yürütme ve yargı ile ilgili yetkileri genellikle geniştir (Atar, 2005, 142).

Parlamenter sistemde yürütme organı, siyasal bakımdan sorumsuz olan, başka bir anlatımla, parlamento tarafından görevine son verilemeyen Devlet Başkanı ile her türlü sorumluluğu üstlenen Başbakan ve Bakanlar Kurulu arasında bölüştürülmüştür. Dolayısıyla, hükümetin sorumsuz kanadını Devlet Başkanı temsil etmekte ve her türlü sorumluluk Başbakan ve Bakanlar Kuruluna yüklenmektedir. Başbakan ve kabinesinin, yasama organının güvenini kazanması ve görevde kaldığı sürece bu güveni sürdürmesi zorunludur (Turhan, 1989, 44).

Devlet Başkanının, devletin birliğini ve ülkenin bütünlüğünü temsil etmek gibi sembolik yetkileri dışında icra-i yetkileri yoktur. Devlet Başkanı, siyasal bakımdan sorumsuzdur ve parlamento tarafından görevine son verilemez. Parlamenter sistemde Devlet Başkanının sorumsuz olması, onun yetkisiz olduğu anlamına da gelmektedir. Bu nedenle, Devlet Başkanının tüm işlemleri başbakan ve ilgili bakanlar tarafından imzalanmaktadır. Dolayısıyla, parlamenter rejimlerde Devlet Başkanının tek basına yapabileceği bir işlem yoktur (Özbudun, 2004, 330).

41

Parlamenter sistemlerde iki başlı yürütmenin bir kolu olan cumhurbaşkanının göreve gelmesi konusunda, devlet başkanının yetkilerine bağlı olarak cumhurbaşkanının seçiminde farklı usullere gitmişlerdir. Klasik parlamenter sistemlerde cumhurbaşkanını yasama organı seçmektedir. Cumhurbaşkanına geniş yetkiler tanıyan parlamenter sistemlerde ise cumhurbaşkanı halk tarafından seçilmektedir. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçildiği sistemlere “Başkanlı Parlamenter Rejim” denilmektedir. Bu rejimin temel özelliği, parlamenter rejimle yarı başkanlık rejimlerinin bazı ortak yönlerini kendi içinde barındırmasıdır. Başkanlı parlamenter rejimin Fransız tipi yarı başkanlık rejimiyle olan temel farklılığı arasında; cumhurbaşkanlarına tanınan yasama, yürütme ve yargı ile ilgili yetkilerin daha sınırlandırılması gelmektedir (Buran, 2009, 85).

Parlamenter sistemlerde yürütmenin diğer kolunu oluşturan ve esas olarak yürütme yetkisi ve sorumluluğuna sahip olan, Başbakan başkanlığında bütün bakanlardan oluşan Bakanlar Kurulu ise; öncelikle Başbakanın göreve gelmesi, ardından bakanların göreve gelmesiyle oluşur. Başbakan, genellikle devlet başkanı tarafından, parlamento üyeleri arasından seçilir. Bunun Almanya ve Japonya’da olduğu gibi Başbakan’ın meclis tarafından seçilip Cumhurbaşkanı tarafından atanma gibi istisnaları da vardır. Ancak bu durum parlamenter sisteme uygundur. Hükümet üyesi bakanlar ise, Başbakan tarafından seçilir ve devlet başkanının onayına sunulur.

Parlamenter sistemin temel ayırt edici özelliği, Bakanlar Kurulunun yasama organına karşı siyasal sorumluluğudur. Bu hükümet sisteminde hükümet, yasama organı tarafından denetlenmekte ve güvensizlik oyu verilmek suretiyle düşürülebilmektedir. Parlamenter sistemin bu özelliği, onu başkanlık sisteminden ayıran en önemli özelliktir. Başkanlık sisteminde yasama ve yürütme organları kesin olarak birbirinden ayrılmıştır ve birbirlerinin hukuki varlıklarına son verememektedirler (Özbudun, 2004, 329).

Parlamenter hükümet sisteminde yürütme organının yasama organına karşı sorumluluğu, bireysel ve kolektif sorumluluk şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Bu ayrım bakanların sorumluluğu açısından yapılmaktadır. Eğer bakan, hükümetin bir üyesi olarak hükümetin genel siyasetinden dolayı sorumlu tutuluyorsa kolektif sorumluluk, kendi bakanlığı ile ilgili bir konudan dolayı sorumlu tutuluyorsa bireysel sorumluluk sahibi olacaktır (Turhan, 1989, 47).

42

Yürütme organının parlamentoyu fesih yetkisi, parlamenter rejimin diğer bir zorunlu şartıdır. Parlamentonun güvensizlik oyuna karşılık, hükümetin fesih yetkisine sahip olması bu iki kuvveti dengelemektedir. Bu noktada yasama organı feshedilme olasılığını üzerinde hissedeceğinden, yürütme organı ile olan ilişkilerinde gerilim düzeyini hesap ederek hareket edecektir. Aksi halde, rejimin nitelik değiştirerek meclis hükümetine dönüşmesi mümkün olabilir (Özbudun, 2004, 330).

Fesih, parlamenter sistemde yasama organının yürütme organına karşı sahip olduğu güvensizlik oyu silahına karsı düşünülmüş, yürütmenin otoritesi ve istikrarına katkı yapan bir hukuki araçtır. Çünkü hükümete güvensizlik oyu verecek her milletvekili, bir fesih kararıyla bu sıfatlarını yitirerek, tekrar seçilememe ihtimali ile karşı karşıya kalacağından, fesih kurumunun isletildiği bir demokraside hükümet aleyhine karar vermekten çekineceklerdir (Gözler, 2001, 132).

Yürütme organı içinde fesih yetkisini kullanacak mercii, parlamenter hükümet sistemini uygulayan ülkelerin tercih ettikleri uygulama şekline göre farklılık arz etmektedir. Bu yetkiyi bazı ülkelerde devlet başkanı, bazı ülkelerde hükümet başkanı kullanmaktadır. Fransa ve Türkiye gibi ülkelerde devlet başkanı tek başına fesih yetkisini kullanabilirken, Đngiltere gibi bazı ülkelerde fesih yetkisinin esas itibariyle hükümete ait olduğu kabul edilmektedir (Gözler, 2001, 133).

Parlamenter rejimin yukarıda belirtilen özellikleri çerçevesinde, bu sistemin uygulanması sırasında bazı avantajlı ve dezavantajları yönleri ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda parlamenter rejimin tıkanıklıkları giderici bir niteliğe sahip olması, sistemin esnek olması, sistemin kutuplaşmayı önlemesi, Devlet Başkanının ılımlılaştırıcı ve uzlaştırıcı fayda sağlaması sistemin avantajlı yönleridir. Ancak, sistemin istikrarsız hükümetlere sebep olması, hükümetlerin zayıf olmasına neden olması, sistemin düşük nitelikli bir demokrasiye yol açması, yasama fonksiyonunda kalitenin azalması gibi dezavantajlı yönleri de bulunmaktadır (Gözler, 2001, 27-31).

Parlamenter hükümet sistemi ülkeden ülkeye göre farklılıklar göstermektedir. Aslında temelde aynı ilkelere dayanan hükümet sistemi benimsendiği halde siyasi parti sistemi ve seçim sistemindeki farklılıklar, hükümet sistemi uygulamalarının da farklı olması gibi bir sonucu beraberinde getirmektedir.

43

Belgede Türkiye ile Almanya'nın siyasi sistemlerinin karşılaştırılması (sayfa 39-43)