Mahmut Yesari’nin Tiyatro Yazarlığı

Belgede MAHMUT YESARİ’NİN TELİF T İYATROLARINDA YAPI VE İZLEK (sayfa 49-54)

31

32

Mahmut Yesari’nin edebiyat dünyasında ilk tiyatro eseri Paul Bourget’in “Vade”

adlı hikâyesinden etkilenerek kaleme aldığı Kefaret adlı üç perdelik tiyatro eseridir.

Eseri Dârülbedâyi-i Osmanî’ye gönderir.Ancak eserin son perdesinin son bölümünün beğenilmemesi ve İbnürrefik Ahmet Nuri’yle birlikte değişiklik yapması istenmesi Mahmut Yesari’yi kızdıracak ve bir inat uğruna sayısız telif tiyatro eseri kaleme alacaktır.

“Gitmedim; hatta ‘Keferet’i de isteyip almadım. Zavallı ilk telif ‘tiyatrom’

ne oldu? Bilmiyorum: Yalnız, içim kinle dolmuştu. O ana kadar hiçbir

‘tiyatro ihtirası’ beslememişken, bütün varlığımla sarsıldım. Kendi kendime:

‘Tiyatroya gireceğim!’ dedim. (…) Üç sene, kendi kendime, sessiz çalıştım ve tiyatro girdim. Ama muvaffak oldum mu? Bu, ayrı bir mesele. Yalnız, beni, tiyatroya alan ve bağlayan işte bu ‘kin’ olmuştur.”107

Bu ilk deneyiminde yaşadığı hayal kırıklığı bir kenara bırakarak sayısız okumalar yapar ve durmadan tiyatro eseri kaleme almaya çalışır. Okudukça Batı edebiyatıyla Türk edebiyatını teknik bakımından karşılaştırma imkânı elde eder.

Bu dönemde kaleme aldığı eserlerden biri de Andre Mycho’nun La Petite Bossu adlı eserinden adapte ettiği Fidan Zehra’dır.Bu tiyatro eseri Mahmut Yesari’nin yayımlanan ilk tiyatro eseridir. Nedim dergisinde bir süre yayımlandıktan sonra bu derginin eki olarak kitap halinde basılır. Daha sonraları bu eserin ismini Mantar Mehmet olarak değiştirecek ve yeniden yayımlayacaktır.

Mahmut Yesari’nin bu dönemdeki en büyük amacı Dârülbedâyi’ye telif eseriyle girmektir. Bu durum için: “İçim kinle dolmuştu. Ben tiyatroya ‘telif eser’le girecektim.

Adımı ‘telif eser’le tanıtacaktım. Yıllarca bekledim, ama, kafamın bahtı yâr olmadı.

Durmadan dinlenmeden okuyordum. Bugün, diyebilirim ki tiyatro eseri namına okumadığım pek azdır.”108 açıklamasını yapar.

Sahnelenen ilk eseri Emil Fabre’nin La Maison Sous L’orage adlı eserinden adapte ettiği ve Dârülbedâyi’ye telif eserle girme sözü olduğu için Memduh Suat takma adıyla kaleme aldığı Harap Yurt adlı oyunudur. Eser Muhsin Ertuğrul öncülüğünde Dârülbedâyi’de 31 Mayıs 1921’de109 sahnelenir ve oldukça ilgi uyandırır. Takma ad kullanarak yazmasının sebebini şu şekilde dile getirir:

107Mahmut Yesari, “Tiyatro Hatıraları 2”,Yenigün, Sayı:11, 20 Mayıs 1939,s. 34.

108Mahmut Yesari, “Tiyatro Hatıraları: Tiyatroya Girişim”, Yedigün, Sayı: 4, s.19.

109 Nutku, a.g.e., s.101.

33

“Dârülbedâyi’e ‘telif eser’le kendimi göstermek istiyordum. Durmadan çalışıyordum. Kaç tane piyes yazdım. Şimdi hatırlayabilmekliğime imkân yok; defterleri yırttım, sayısı ve isimleri hafızamdan silindi, gitti. (…) Garp eserlerini okudukça hayranlığım ve korkum artıyordu. Vakit vakit cesaretim kırılmakla beraber, ümidimi de pek kesmiyordum. Çünkü, bir kere inat etmiştim.”110

Büyük bir çalışmanın sonucunda ilk telif tiyatro eseri olan Yarasalar adlı oyununu kaleme alır. Ne kadar istediğini başarıp bu eserle tiyatro camiasında adını duyurmuş olsa bile sahnelerde istenilen başarıyı gösterememiş ve seyirciden beklenilen ilgiyi görememiştir. Oyun bir süre sonra tekrar Tepebaşı Tiyatrosu’nda yeniden sahnelenir.

Tepebaşı Tiyatrosu’nda Milli Sahne’nin yeniden kurulduğunu öğrenince ‘Yekta Efendi Ailesi’ adlı tiyatro eserini kaleme alır. Oyun bir ay boyunca sahnelenir.

Mahmut Yesari evlenmeden önce düzensiz ve bohem bir hayat yaşar.Yaşamının birçoğunu otel otelerinde geçirir.Bu dönemde akşamları sokakta “kaldırımlarda, çorapları düşük, terliklerini sürüyerek, korkak ve yorgun hayaletler gibi sürten bedbaht kadınlarla”111 karşılaşır. Bir gece rüyasında kaleme alacağı Sürtük adlı piyesinin oynandığını görür.Uyandığında rüyasında gördüklerinin tek tek not alır. Ancak oyunu Cahit Uçuk’la evlendiği zaman sanatoryumda yatarken tamamlar. Oyunun sahneleneceği ikinci gün sanatoryumdan izin alarak Sürtük oyununu izler. Oyun çok sevilir ve uzun süre sahnelenir.

Mahmut Yesari, tiyatroda farklı teknikler de denemiştir. Operet tekniğiyle112 bir kadının ameliyatla erkeğe dönüşmesini Çantada Keklik adlı eserle kaleme alır. Eserin daha sonra adını Bay Bayan olarak değiştirir. Bu eserden sonra tiyatroda oynanma ve hasılat rekorları kıran Telli Turna adlı ikinsi operetini kaleme alır.

Mahmut Yesari, hatırlarında çok fazla tiyatro eseri kaleme aldığını ancak çoğunun kaybolduğunu belirtir. Günümüzde de tiyatro eserleri hakkında tam olarak net bir sayıya ulaşılamamaktadır.

110 Mahmut Yesari, “Tiyatro Hatıraları 3: İki Eserin Macerası”, Yenigün s.14.

111 Mahmut Yesari, “Tiyatro Hatıraları: Sürtük 1-2”. Yenigün, (18-19). 14-15.

112“Operet (İt. Operetta - Küçük opera) [Alm. Operette] [Fr. operette]: Müzikli komedya. Kalıplaşmış kişilerle (çoğu kez tiplerle) yazın (edebiyat) değeri olmayan bir olayla, akıcı, ince, hafif ve renkli melodili oyun türü. Daha çok eğlendirici niteliği vardır. Viyana'dan gelmiştir.” (İlgili bilgi için bkz. Haz. Haldun Taner-Metin And-Özdemir Nutku, Tiyatro Terimleri Sözlüğü, Ankara Üniversitesi Basımevi,Ankara, 1966, s.70.)

34

Mahmut Yesari’nin tiyatro eserleri adapte, tercüme ve telif tiyatro eserleri olarak üçe ayrılır. Edebiyat dünyasında her ne kadar telif tiyatro eserleriyle adını duyurmak istese de eserlerinin çoğunu adapte ve tercüme tiyatroları oluşturur. Bu eserlerde yaşadığı zorluğu şu şekilde açıklar:

‘‘Fakat ben tercümeye yanaşmıyordum. Bu gururumdan değildi.

Tercümenin de adaptenin de güçlüğü beni ürkütüyordu. Çünkü sahne üslubu, roman ve hikâye üslubundan büsbütün başka idi. En tehlikeli tarafı konuşturmaktı. Tiyatronun bu hususiyeti aynı dilde bu kadar tehlikeli iken yabancı bir dilden çevrilmek istenirse elbette daha güçleşecekti.

Konuşturma tabirlerinin, lehçe farklarının, lisan inceliklerinin, argoların, darbımesellerin, ayrılığını, uzaklığını, yabancılığını düşündükçe geriliyordum.’’113

Mahmut Yesari, tiyatro eserlerini kaleme alırken belirli temeller üzerinde durmuştur. Bunlardan en önemlisi yapı unsurlarının birbirbiriyle uyum içinde, bir bütün şekilde esere yansıtılmasıdır. Yani anlatılacak olay özenle seçilmeli ve diğer yapı unsurları olaya göre dikkatli yerleştirilmelidir.

Dikkat ettiği bir diğer nokta ise izleyicilerin görüşleridir. Ona göre tiyatro izleyicisi, roman ve hikaye okuruna benzemez ve ‘‘derhal hükmü verir.’’ 114

Mahmut Yesari, tiyatrolarının yanı sıra tiyatrodaki problemleri dile getirmesi bakımından da önemli bir yere sahiptir. Döneminde çeşitli yazılarak kaleme alarak bu problemleri açık bir şekilde dile getirir. Mahmut Yesari’ye göre en büyük problem Batı’dan Tanzimat’la Türk edebiyatına girmiş olan bu türe ve bu türle ilgilenen sanatçıya yeteri kadar değer verilmemesidir.

Tiyatrolarının dil özelliği bakımından ilk yıllarında yer yer sade, açık ve anlaşılır bir dil kullanmasının yanında Osmanlı Türkçesinden de yararlandığı görülür. Ancak daha sonraki yıllarda ortak bir dil anlayışı benimser. Tek amacı halkı eğitmek olan ve halk romancısı olarak görülen Mahmut Yesari, açık, sade ve anlaşılır bir dil kullanır.

Cümleleri kısa ve özdür. Halk içinde kullanılan kelimelere yer vermeye çalışır. Yani halkın dilini kullanması tiyatrolarında gösterdiği en büyük başarısıdır. Özellikle adapte tiyatrolarının yerel bir özellik kazanmasını sağlar.

113Mahmut Yesari, “Tiyatro Hatıraları: İki Eserin Macerası”, Yenigün, Sayı:13,3 Haziran 1939, s.14

114Mahmut Yesari,” Tiyatro Muharrirlerimiz: Mehmet Rauf”, Perde-Sahne, Sayı:5, Eylül 1943, s.4.

35

Mahmut Yesari, tiyatrolarında anlatım tekniği olarak gösterme tekniğini115 kullanır. Yani yazar olayları olduğu gibi aktarır ve araya girmeden, varlığını hissettirmeden okuyucunun görmesi için uğraşır. Mehmet Tekin’e göre bu teknik;

“Aslında gösterme yöntemi, tiyatroya özgü bir yöntemdir. Tiyatroda seyirci, olaylar ve kişilerle yüz yüze gelmekte, sergilenen olaylara anında ve aracısız tanık olmaktadır.”116

Ancak bir şeyi öğretmeyi amaçlayan didaktik tiyatrolarında ise gösterme tekniğinin yanında yer yer anlatma tekniğini117 de kullandığı görülür. Yani bazen önemli olan, üzerinde durulması gereken konuyu, ön plana çıkarmak için okuyucuya anlatır.

Dilinde olduğu anlatımında da karmaşık bir yapı söz konusu değildir. Sanat amacı gütmeden, sade ve olduğu gibi aktarır.

Mahmut Yesari, komedi ve dram tiyatrolarında birbirinde farklı iki anlatım tercih eder. Komedilerinde diyaloglar üzerinden bir hareketlilik söz konusudur.

Okuyucu bu hareketlilik için mizahı yakalamaya çalışır. Dramlarında ise daha sakin bir anlatım söz konusudur. Bu bakımdan anlatmak istediğini metnin tamamına yayarak vermeye çalışır.

Tiyatrolarındaki konularına bakıldığında telif tiyatroları ve adapte tiyatroları birbirinden farklılıklar gösterir. Çoğu adapte tiyatrolarında mizah ön plandadır. Yani adapte tiyatrolarının çoğu tek perdelik ve komedi türüne aittir .Günlük hayatta karşılaşılabilecek,insana dair gerçekler mizah üzerinden aktarır. Telif tiyatrolarında ise dram türü hâkimdir. Telif tiyatrolarının büyük bölümünü Mektep Temsilleri118 oluşturur.

115 Gösterme tekniği iki şekilde gerçekleşir.Bunlardan birincisi konuşmayla (diyalog ve monolog) yapılan anlatım tarzıdır.Okuyucuyla kahraman arasında herhangi bir anlatıcı yoktur. Kahramanın konuşmasıyla anlatılmak istenen aracısız okuyucuya sunulur ya da gösterilir. İkincisi ise “... gösterme; anlatıcının olayı, anlatması değil, -adı üstünde- olayın, hareketin, tavrın, durumun dil vasıtasıyla gösterilmesi; okuyucunun gözü önünde tecessüm ettirilmesidir.” İlgili bilgi için bkz.İsmail Çetişli, Metin Tahlillerine Giriş 2, Akçağ Yayınları, Ankara, 2016, s. 119.

116 Mehmet Tekin, Roman Sanatı, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2001, s.193.

117 “Anlatma/tahkiye; anlatıcının birtakım olayları ve bu olaylar çerçevesindeki insanları, belli bir mekân ve zaman çerçevesinde dinleyici/okuyucuya nakletmesidir.” İlgili bilgi için bkz.Çetişli,a.g.e.,s.116.

118Tiyatro, II.Meşrutiyet Dönemi ve Cumhuriyetin ilanından sonra geniş kitleleri eğitmek amacıyla ideolojik bir araç olarak kullanılır. Modern mekteplerin açılması, çocuklara uygun dergilerin yayın hayatına başlaması çocuklara yönelik tiyatro edebiyatına zemin hazırlar.İlk örnekler “çocuklara mahsus tiyatro”,”mektep tiyatrosu”; I. Dünya Savaşı yıllarında “ mekteplerde tarihi temsiller”; Milli Mücadele Dönemi’nde “ibret yeri” ve “mektep temsilleri” olarak adlandırılır. İlk örnekler, çocuğun geleneksel ve toplumsal normlara göre iyi ahlaklı yetişmesine telkin eder.Ancak daha sonra yazılan eserler, iyi ahlak ve terbiyeli yetişmelerinin yanında çocuklarda “milliyetçilik” duygularını beslemeyi hedefler ve Cumhuriyetin prensipleri Mektep Temsilleri üzerinden çocuklara telkin edilir. Daha fazla bilgi için Bkz.

36

Bu tiyatrolarını okullarda oynanması için kaleme alır.Bundan dolayı didaktik yönü ağır basar.

Mahmut Yesari’nin tiyatrolarının aile ilişkileri, yanlış anlaşılma, fedakârlık, toplumsal adaletsizlik, çalışmanın önemi, sevgi gibi başlıca temalar üzerinden kaleme alır. Tiyatrolarındaki genel amacı insana odaklanmaktır.

Mahmut Yesari, tiyatrolarının çoğunda kapalı mekânlar görülür. Özellikle Mektep Temsilleri tiyatroları okullarda oynanmak için yazılan didaktik eserlerdir.

Gerçeğe uygunluk göstermesi bakımından bu tiyatrolarda da sıradan olayları tercih eder.

Tiyatrolarında mekânlar ile kişiler arasında bir uyum söz konusudur. Bu bakımdan mekânlar yerel özellik gösterir. Tek perdelik oyunlarda mekânlar tek boyutlu, kısıtlı bir alanda geçerken çok perdeli tiyatrolarında mekânlar bakımında çeşitlilik söz konusudur.

Mahmut Yesari, tiyatrolarını diğer türlerde olduğu gibi halktan seçtiği kişilerden kurgular. Bu kişileri iyiler ve kötüler, zenginler ve fakirler gibi zıtlıklar üzerinde tiyatrolarına yerleştirir. Bu her iki tarafın da tiyatro boyunca tutum ve davranışlarını okuyucuya yansıtır.

Mahmut Yesari’nin tek perdelik telif tiyatroları didaktik bir yapıya sahip olduğu için uzun ve ayrıntılı olaylara yer vermez. Tek perdelik komedi tiyatrolarında ise ana olayın çevresinde gelişen anlaşmazlıklar, tesadüfler, uyuşmazlıklar üzerinden komedi unsuru verilir.

Mahmut Yesari’nin tiyatrolarında net bir zaman söz konusu değildir. Çünkü yazar her tiyatrosunda genel zamansal terimler kullanır. Ancak tiyatrolarında yer alan kişilerin tutum ve davranışlarından, yaşantılarından, kültürler özelliklerinden, inançlarından yola çıkılarak zaman hakkında bir şeyler söylemek mümkündür.

2.4. Mahmut Yesari’nin Eserleri

Belgede MAHMUT YESARİ’NİN TELİF T İYATROLARINDA YAPI VE İZLEK (sayfa 49-54)