Mühtediyelerin Kurduğu Vakıflar

Belgede TANZİMAT’TAN OSMANLI HÂKİMİYETİ’NİN SONUNA KADAR MAKEDONYA’DA VAKIFLAR (sayfa 155-159)

139

168-88 Emine Hanım bt. Mustafa Manastır 1320/1902 1 ev 990-7-6 Sabiha Hanım bt. Malik

Paşa Manastır 1321/1903 1 değirmen

169-94 Meryem Hanım bt.

Abdullah Manastır 1322/1905 1 ev ve 1 aşçı dükkânı 990-37-20 Münire Hanım bt.

Mustafa Efendi Manastır 1324/ 1906 1 konak 173-26 Hanife Hanım bt. Selim Manastır 1324/ 1906 1 mağaza 991-59-76 Atiye Hanım bt. Arslan

Bey Üsküp 1325/1907 1 fırın ve 1medrese

9 Arife Hanım bt.

Abdülkadir Üsküp 1326/1908 1 ev

597-89-57 Emine Hanım bt. Ali Bey Kratova 1326/1908 6 taşlı 1 değirmeni 990-74-62 Belkıs Hanım bt. Pertev

Mahmud Paşa Üsküp 1328/1910 1 Tekke 177-67 Eşrefe Hanım bt. Ahmed Manastır 1328/ 1910 1 ev 177-69 Pembe Hanım bt.

Mersiye? Manastır 1328/ 1910 1 ev

140

dinden İslam’a geçenlerin baba isimleri Abdullah olduğundan mı verildiği hususu net değildir. Ayrıca erkek vâkıflar arasında 3 vâkıfın isminin Abdullah olduğu tespit edilmiştir. Bunlar, Debre’de Abdullah b Ali Fayda,437 Üsküp’te Abdullah b Hüseyin,438 Kumanova ’da Abdullah Ağa b. Mehmed’dir.439 Dolayısıyla Makedonya bölgesinde insanların çocuklarına az sayıda da olsa Abdullah adı verdiği görülmektedir.

Vakıf kurucuları, gerek kendilerinin gerekse eş ve babalarının sahip oldukları unvan ve meslekleri vakfiyelerde bilhassa zikretmişlerdir. Bu bağlamda babasının veya kendi ismi Abdullah olan kimselerin tamamının köle ve cariye asıllı olduğunu belirtmek oldukça zordur. Çünkü vâkıflar genelde meslek ve unvanlarını da vakıf kayıtlarında belirtmiş olmakla beraber bu bilgiyi kaydettirmeye önem vermeyenler de olmuştur.

XVI. Asır Bursa vakıflarıyla ilgili yapılan bir çalışmada vakıf kuran çok sayıda kadının babasının ismi Abdullah’tır. Önemli bir kısmı da azatlı köle veya hür olduklarını vakfiyelerde bilhassa belirtmişlerdir. Az sayıda vâkıf da, babasının ismini sadece Abdullah olarak belirtmekle yetinmiştir.440 Bu bağlamda Osmanlı toplumunda vâkıfların meslekleri yanı sıra, köle, mühtedi, cariye gibi unvanları vakfiyelerde açıklamakta bir sakınca görmemişlerdir. Onların bu hususta hassas davranıp bilgi vermeleri bizlerin de onlar hakkında detaylı bilgi sahibi olmamızı sağlamaktadır.

Manastır’da ikamet eden mühtediye Şahdâne Hanım bt. Abdullah ve kızı Zeynep Buhari? Molla Yusuf b. İbrahim, 1284/1868 tarihinde, ikamet ettikleri mahallede 17 ve 18 numaralı iki terzi dükkânını vakfederek bir vakıf ihdas etmişlerdir Kara Oğlan Mahallesi’nde ikamet etmişlerdir. Bu terzi dükkânlarının 11 hissesi Şahdâne hanımın, 21 hissesi de kızı Zeynep hanımındır. Dükkânlar “İcâre-i vahide.” ile kiraya verilmiş, elde edilen gelir ile öncelikle dükkânların tamir ve vergi masrafları karşılanmıştır.

Kalan para ile Manastır’da düzenli olarak Cumartesi günleri kuşluk vaktinden sonra kadınlara, âlim bir zat tarafından vaaz ve nasihat verilmesi sağlanmıştır. Bu hizmet karşılığında kendisine yıllık 150 kr. maaş verilmiştir. Bu harcamalardan sonra vakıf

437 VGMA, Defter 991, Sayfa 18, Sıra 20.

438 VGMA, Defter 603, Sayfa 179, Sıra 302.

439 VGMA, Defter 990, Sayfa 13, Sıra 11; VGMA, Defter 989, Sayfa 76, Sıra 106.

440 Demirel, a.g.t., s. 8-45.

141

varidatından artan para olur ise Sabuncuzâde Mescidi’nde imamlık ve müezzinlik yapan kimselere verilecektir.441

Manastır’ın İzzet Bey Mahallesi’nde ikamet eden mühtediye Naime Hatun bt.

Abdullah 1285/1869 tarihli vakfiyesinde sahip olduğu evini vakfetmiştir. Naime Hanım hayatta olduğu müddetçe evinde kendisi ikamet edecek vefatından sonra ise Hamza Bey Mahallesi’nde Emir Ali Paşa Cami yanında yapılan yeni medresede müderris olan şahıs yaşayacaktır. Müderris evde ikamet ettiği için vâkıfe ve ailesinin ruhuna senede bir hatim okuyacaktır.442

Aşağıdaki tabloda babasının ismi Abdullah olan 8 kadın hayırseverin vakıf kayıtları verilmiştir. Bunlardan Naime Hanım ve Şahdâne Hanım’ın vakfiyelerinde kendilerini mühtediye olarak tanıtmaları başka bir dinden İslam’a geçtiklerini göstermektedir. Ancak diğer vakıf kurucuları bu konuda herhangi bir izah yapmadıkları için net bir şey söylemek oldukça zordur. Bu tabloda kadınlardan babasının ismi Abdullah olanları toplu olarak görme adına buraya alınmıştır. Örneklerde sadece Naime Hanım ve Şahdâne Hanım vakıfları verilmiştir.

Tablo 27. Mühtediyelerin KurduğuVakıfların Listesi

Def-Say-Sıra Vâkıf İsmi Şehir ve yılı Vakfettiği malları

110-19 Ayşe Hanım bt. Abdullah Manastır 1262/1846 1 ev 110-14 Kamile Hatun bt. Abdullah Manastır 1262/1846 1 ev 115-78 Fatma Hanım bt. Abdullah Manastır 1270/1856 1 ev 134-6 Mühtediye Şahdâne bt. Abdullah

ve Kızı Zeynep bt. Buhari? Manastır 1284/1868 2 terzi dükkânı 132-8 Hatice Hatun bt. Abdullah Manastır 1284/1868 1 ev ve 2.000 kuruş.

136-85 Mühtediye Naime Hanım bt.

Abdullah Manastır 1285/1869 1 ev

169-94 Meryem Hanım bt. Abdullah Manastır 1322/1905 1 ev ve 1aşçı dükkânı 137-95 Acemoğlu Kerimesi Hatice

Hanım bt. Abdullah Manastır 1287/1871 1 ev

III. AİLE VAKIFLARI

Vakıfları maksatları itibariyle hayrî ve zürrî olarak ikiye ayırmak mümkündür.

Hayrî vakıflar, Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla cami, çeşme, köprü, su, medrese gibi yapıların insanların istifadesine sunulması amacıyla kurulan vakıflar iken, zürrî

441 MŞS, Defter 134, Varak 6.

442 MŞS, Defter 136, Varak 85.

142

vakıflar vâkıfın, vakfının tevliyetini ve bütün gelirlerini kendisine tahsis ettiği vakıf türünü oluşturur. Zürrî vakıflarda, vâkıfın vefatından sonra, vakfın varidatının ailesine ve nesline intikal etmesi şart koşulmuştur. Ailenin nesli inkıraz ederse gelirlerin kamu müesseselerine, fakirlere, Mekke ve Medine sakinlerine verilmesi, vakfiyelerde bilhassa belirtilmiştir.443

Zürrî vakıfların meşru olup olmadığı hukukçular arasında tartışma konusu olmuştur. İslam Medeniyetinde zürrî vakıflarla ilgili ilk tartışmalar oldukça erken dönemde başlamıştır. Bu konudaki düşünceler mezhep imamlarına ve o devrin âlimlerine aittir. Zürrî vakıflar hakkında çıkan tartışmalara örnek olarak şunları verebiliriz. İmam Muhammed, vakıf bânisinin, vakıf gelirlerinin bir kısmını veya tamamını kendine, ölümünden sonra ise fakirlere veya hayır hizmetlerine şart koşmasını sahih ve geçerli görmemiştir. Bu konuda Mâlîkiler de aynı görüşte olup, vâkıfın ne kendisine mülk vakfetmesini ne de vakfa nezaret etmesini doğru bulmamışlardır. Şâfî Mezhebi’ndeki muteber görüş ise, kişinin kendi nefsine bir malı vakfetmesinin caiz olmadığı yönündedir. Bu görüşlerin aksine İmam Ebû Yusuf, zürrî vakıfları şarta bağlı olarak meşru kabul etmiştir.444 Ebû Yusuf, vâkıf ilk önce vakfın gelirinin bir kısmını ya da tamamını kendi nefsine, vefatından sonra ise fakirlere şart koştuğu takdirde vakfın geçerli olduğunu kabul etmiştir. Bu görüşü dolayısıyla çokça aile vakfının tesis edilmesine öncülük etmiştir. Bu vakıflar, zürrî, ehlî, ailevi, evladiye, evlatlık, sülale vakıfları 445 gibi isimlerle anılmıştır.

Her ne kadar ilk dönem zürrî vakıflar konusunda çeşitli fikri tartışmalar yaşansa da bu münakaşalar hiçbir zaman XVIII. yüzyıldan sonra Mısır’da yaşananların boyutuna ulaşmamıştır. Mısır’da bir grup hukukçu, ilk dönem âlimlerinin zürrî vakıflar konusundaki görüşlerini de esas alarak ailevi vakıfları ilga etme çabasına girmişler ve bu konuda önemli ölçüde başarılı olmuşlardır.446 Mısır’da gerçekleşen bu gelişmeler

443 Yediyıldız, XVIII. Yüzyılda Türkiye’de Vakıf Müessesesi Bir Sosyal Tarih İncelemesi, s. 16.

444 Ömer, Nasuhî Bilmen, Hukukı İslâmiyye ve İstılahatı Fıkhıyye Kamûsu,(I-VIII) C. IV, İstanbul Üniversitesi Yayınları,1951, s. 233, Kurtoğlu, a.g.e., s. 202.

445 Hamdi Döndüren, Günümüzde Vakıf Meseleleri, İstanbul: Erkam Yayınları, 1988, s. 223; Mehmet Erdoğan, Fıkıh ve Hukuk Terimleri Sözlüğü, İstanbul: Ensar Neşriyat, 2010, s. 595; Münir Yaşar Kaya, İslâm Hukukunda ve Osmanlı Tatbikâtında Aile Vakıfları, Bursa: Uludağ Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2017, s. 45-50.

446 Ahmed Akgündüz, İslâm Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi, 12.b., İstanbul, Osmanlı Araştırmaları Vakfı ( OSAV) 1996, s. 271

143

genel olarak Mısır çevresiyle sınırlı kalmış, Osmanlı Devleti’nin tamamına sirayet etmemiştir. Anadolu ve Balkanlar’da pek çok ailevi vakıf tesis edilmiştir.

Makedonya’da XIX. yüzyılda kurulan ailevî vakıflar, “Tam Aile Vakıfları” ve “Yarı Aile Vakıfları.” şeklinde iki müstakil başlık altında işlenecektir.

Belgede TANZİMAT’TAN OSMANLI HÂKİMİYETİ’NİN SONUNA KADAR MAKEDONYA’DA VAKIFLAR (sayfa 155-159)