Kişiler Dünyası

Belgede MAHMUT YESARİ’NİN TELİF T İYATROLARINDA YAPI VE İZLEK (sayfa 149-153)

3. MAHMUT YESARİ’NİN TİYATROLARINDA YAPI

3.7. Fener Nöbeti

3.7.8. Kişiler Dünyası

Eser, altı kişilik oyuncu kadrosuna sahiptir. Mahmut Yesari, kahramanları aracılığıyla “Mektep Temsilleri” serisinde çıkartılan eserde öğrencilere, vatan sevgisi, birlik ve beraberlik, merhamet, görev bilinci, çalışmanın önemi gibi sosyal ve ahlakî değerleri kazandırmayı amaçlar.

3.7.8.1. Başkişi

Oyunun baş kişilerinden biri Rıza’dır. Yaşı, fizikî durumu ve görünüşü hakkında bilgiye yer verilmemektedir. İğneburun Feneri’nin nöbetçilerinden biridir. Arkadaşı Veysel’le fırtınadan kaynaklı açlık ve susuzluk tehlikesi yaşarlar. Fırtınada gemisi batan Şerif’e de yardım eli uzatmaları erzaklarının bitmesine sebebiyet verir. Nöbet değişimi için gelecek teknenin de havadan kaynaklı gecikmesi özellikle Rıza’nın endişeye kapılmasına neden olur. Bundan dolayı oyunun ilk kısmında Rıza’nın endişeli, sinirli ve asi olduğu görülür. Şerif’in yanlarında olmasından da memnun değildir ve ona karşı öfkesini şu sözlerle dile getirir:

“RIZA - ... bu kurtardığımız adam, bizim ömrümüzü kısalttı” (s.5).

Ancak oyunun ilerleyen kısmında Rıza’nın gerçek kişiliği ortaya çıkar. Şerif’in Rıza’ya ailesinden bahsetmesi yetim olan Rıza’nın yüreğine dokunur. Nöbet değişiminde yerini Şerif’e bırakarak bir ay daha nöbette kalmayı ister. Bu tavrı büyük bir fedakârlık örneğidir.Şerif, bu hareketinden dolayı minnet duyarak uzak da olsa bile Rıza’yı köydeki evine davet eder. Rıza’nın Şerif’e verdiği cevap vatanseverliğini göstermesi bakımından önemlidir.

‘‘RIZA – (Hazin gülerek) Türk vatanı içinde uzak, yakın var mı? Hepsi Anayurt değil mi? Ana yurdun hangi köşesinde olursa olsun, benim de bir ailem bulunduğunu düşüneceğim. Ve eğer yolum düşerse, hiç çekinmeden kendi asıl evim imiş gibi, evinin kapısını çalacağım.

ŞERİF – Nasıl? Yolun düşerse mi? İlk izinde bekleyeceğim.

RIZA – Evvela köyümü göreceğim… Köyümü öyle özledim ki…

ŞERİF – (Rıza’yı kucaklayarak) Sen bilirsin… Benim evim, senin evindir.

Bunu aklından çıkarma… Adresimi biliyorsun… RIZA – Biliyorum…

Biliyorum…”(s.15).

132

Oyunun sonunda arkadaşı için fedakârlık yapan Rıza’nın şu sözleri oyunun amacını ve Rıza’nın görev bilincini, işine karşı sorumluluğunu göstermesi açısında önemlidir:

‘‘RIZA – Vadetmedim… Yolum düşerse, (Güler, masa başına oturur, ekmek koparır, ağzına götürür) Fener bekçilerinin yolu, daima enginlerin üstüdür.

Gözleri enginlere bakar… Yolunu kaybeden, rotalarını şaşıran vapurlara, gemilere yollarını gösteriyoruz. Onları muhakkak ölümden kurtarıyoruz…

Onlar bizim bu iyiliğimizi hatırlıyorlar mı? Çünkü vazifemiz… Motordaki yerimi ona terk ederek bir ay daha burada kalmama sebep olan arkadaş, kardeş, vatandaş da beni hatırlamazsa ne olur? Çünkü ben vazifemi yaptım!

(Lokmayı ağzına atar) Eğer vazifemi yapmamış olsaydım, motorda da köyümde de, nerede olsam bu lokma boğazımdan rahat geçmeyecek, gırtlağımı delecekti! Ben bu lokmayı hak ettim, yiyebilirim! Siz de yiyin arkadaşlar!’ (s.16).

Oyunun başkişilerinden bir diğeri Şerif’tir. Fırtınadan dolayı gemisi kayalıklara çarparak batmış bir denizcidir. Rıza ve Veysel ona yardım eli uzatmıştır. Yaşı, fizikî durumu ve görünüşü hakkında bilgiye yer verilmemiştir. Babasını, üvey babasını ve kardeşini savaşlarda şehit verir. Bundan dolayı ailesinin bütün yükü üzerindedir. Nöbet değişimi sırasında götürülemeyeceğini ve bir ay daha burada kalması gerektiğini öğrenmesi üzerine ailesi için Salih’e yalvarır.

“ŞERİF – (gerileyerek ) Bir ay mı? Burada bir ay ne yaparım? Ben ölmesem anam, çocuklar açlıktan ölürler. Onlara kim bakacak? Onların kapısını kim açacak? Nafakalarını kim getirecek?” (s.13).

Rıza’nın kendi yerini ona vermesi üzerine kendini mahçup hissederek Rıza’nın iyiliğine karşılık düşünceli bir tavır sergileyerek onu köyüne davet eder:

“ŞERİF – (Gayet müteessir) Bu fedakarlığı benim için mi yapıyorsun ha!...

RIZA – Fedakarlık değil. Aylarca burada oturabilirim çünkü bekleyenim yok! Ben kimsesizim, yetimim!

ŞERİF – (Kolları arasına alarak) Hayır... Bundan sonra kimsesiz değilsin!

Senin anan ve kardeşlerin var. Tekrar nöbet değiştirildiği zaman doğruca bize gelirsin uzak da olsa aldırma, mutlaka gel” (s.15).

133 3.7.8.2. Norm Karakterler

Oyunun yardımcı kişilerinden biri Veysel’dir. Rıza’yla İğneburun Feneri’nde nöbetçidir. Yaşı, fizikî durumu ve görünüşü hakkında bilgiye yer verilmemiştir. Hava muhalefeti yüzünden kumpanyanın gelmemesi açlık ve susuzluk tehlikesiyle karşılaşmalarına sebebiyet verir. Rıza’ya göre daha yumuşak huyludur. İçinde bulundukları durumdan kurtulamayacağı düşündedir bu yüzden eserde umutsuzluğa kapıldığı görülür.

‘‘RIZA – (Girer. Ayakta güç durmaktadır.) O iş de oldu… İmdat bayrağını çektik!

VEYSEL –(Omuzlarını oynatarak) Neye yarayacak?.. Bu karanlıkta göz kırpmaya benziyor… Deniz kudurdu, kudurdu… Bu Allah’ın belası fırtınada, kayalıklar arasından fenere yaklaşmanın imkânı yoktur… Burada açlıktan, susuzluktan gebereceğiz…’’ (s.4).

Şerif’e yardım eli uzattıkları için endişeli olan Rıza’ya karşı düşüncesinin ve tutumunun yanlışlığı şu sözlerle ifade ederek Rıza’yı yönlendirir:

‘‘VEYSEL– (Gayet sakin) Karadeniz uşağı değil amma, garip, işte…

Bırak… Onun da bizim gibi deniz çocuğu olduğu belli… Gemisi sivri kayaya çarpıp da parçalanınca nasıl yüze yüze fenerin eteğindeki kayalıklara sokulmuştu? Deyme yüzücünün kârı mıydı o? Senin aklına geleni biliyorum.

Acaba, bize kendini başka türlü mü tanıttı diyorsun… Olmaz da değil… Bir de yabancı olmuş, ne çıkar? Muharebe zamanında değiliz… Gizli kapaklı bir işimiz de yok… En niyeti bozuk insanlar bile, bu kudurgan denizde İğneburun fenerine çıkmayı bırak, önünden geçmeyi akıllarına getirmezler… Sen ne diyorsun be Rızacığım? (Eliyle Şerif’i işaret eder) Hem Türk, Müslüman olduğu belli… Açlık, ümitsizlik bizim gözlerimizi kararttı da, her şeyden kuşkulanıyoruz’’ (s.5).

Veysel içinde bulunduğu zor şartlara rağmen üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeye devam eden görev bilincine sahip bir karakterdir. Bunun en önemli örneği eserde fenerin lambasını kontrol etmeye devam etmesi gösterilebilir.

“VEYSEL – Ben gidip lambayı muayene edeceğim… Asıl dikkat edeceğimiz şey o… Lamba bozulursa, o zaman hiçbir ümit kalmaz. Bizi bırak, karanlıkta yollarını şaşıracak gemiler, kayalara düşerlerse ne olur… Fener

134

ışığı, kaç bin kişinin, kaç bin ailenin hayatını kurtarıyor… Işığı görmeyen gemilerin kaptanları da pusulayı rotayı şaşırırlar… (Kalkar ve yorgun yorgun, yukarı kat merdivenin metalinden çıkar.)’’ (s.6).

Yardımcı kahramanlardan bir diğeri Salih’tir. Yaşı, fizikî durumu ve görünüşü hakkında bilgiye yer verilmemiştir. Nöbet değişimi için nöbetçileri taşıyan moturun kaptanıdır. Salih’te de diğer kahramanlarda olduğu gibi görev bilincinin olduğu söylemek mümkündür. Fırtınaya rağmen hem kumpanya ulaştırabilmek hem de nöbet değişimi yapabilmek için zor şartlarda gemiyi fenere yanaştırabilmiştir. Veysel ve Rıza’yı götüreceği için Şerif’i yanına alamayacak olması da tamamen görev bilincinden kaynaklıdır:

“SALİH – Hele dinle bir kere… Bu arada iğne boğazından geçmek kolay değil… Sular, çok fena anafor yapıyor… Motor küçük… Ben varım, tayfa Hüsnü var… Sonra Rıza Reis’le Veysel Reis’i alacağım yükümüz tamam…

Beş kişi olursak tehlike muhakkak… … SALİH – Arkadaş. Ben ne yaparım?

Elimden ne gelir? Motorun kaptanıyım. Hem motoru, hem de içine aldığım insanların canlarını düşünmeye mecburum. Senin yerine ben burada kalamam… Ne Rıza, ne Veysel Reis’e, burada kalınız diyemem. Buna ne hakkım var, ne de kuvvetim… Motorun tayfasını mı denize atayım?” (s.13).

3.7.8.3. Kart Karakterler

Zeynel ve Mümin eserde karşı güç olarak yer alır. Veysel ve Rıza’nın nöbet değişiminde yerine gelecek nöbetçilerdir. Yaşları, fizikî durumu ve görünümleri hakkında bilgiye yer verilmemektedir.

Rıza ve Veysel büyük bir fedakârlık yaparak Şerif’e yardım ederler.Bununla da kalmayıp Rıza nöbet değişimi sırasında yerini Şerif’e verir. Zeynel ve Mümin bu kararına itiraz eder:

“ MÜMİN – deli misin? Bu izin senin hakkın. Bi ay daha burada kalırsan, aklını oynatırsın. Köyde hep seni gelecekler diye bekliyorlar. Arkadaşlar bağda ziyafete hazırlanıyorlardı.

ZEYNEL – Seninkisi çocukluk! Bu arkadaşa edeceğiniz kadar iyilikte insaniyette bulunmuşsunuz. Eh dünya bu herkesin keyfi sıra dönmüyor. Biar aydan ne çıkar? Sabrediversin” (s.14).

135

Mümin ve Zeynel, Rıza’nın bu davranışını doğru bulmamakla birlikte“bakalım, bu iyiliğin ettiğin adam, ilerde seni hatırlayacak mı?”(s.16) ifadesiyle de iyiliğini unutacağı düşüncesindedir.

3.7.8.4. Fon Karakterler

Eserin fon karakteri bulunmamaktadır.

Belgede MAHMUT YESARİ’NİN TELİF T İYATROLARINDA YAPI VE İZLEK (sayfa 149-153)