1.5. Kişilik Kuramları

1.5.6. Karen Horney: Nevrozlar ve İnsan Gelişimi

Horney’in kuramında nevrozlar önemli bir yer tutmaktadır. Horney (1945/1991:10), nevrozların kültürel koşullar tarafından yaratıldığını ve insan ilişkilerindeki rahatsızlıklardan beslendiğini belirtmektedir. Nevrotizmin en belirgin özelliği zorlanımlı itkilerdir. Bu itkiler; yalıtılmışlık, çaresizlik, korku ve kaygı duygularından kaynaklanmakta; kişinin yaşamla nasıl başa çıktığını belirlemektedir.

Horney (1945/1991:34-35), kuramında insanların hayatla başa çıkabilmelerinde üç farklı tutum sergilediğini belirtmektedir. Bunlar; insanlara yönelme; insanlara karşı olma ve

42

insanlardan uzaklaşmadır. İnsanlara yönelmede birey kendi çaresizliğini kabul eder ve başkalarının sevgisini kazanmaya ve onlara yaslanmaya çalışır. Ancak bu yolla kendisini güvenlikte hissedebilir. Birey insanlara karşı bir tutum takındığında, çevresinde kendisine yönelik bir düşmanlık olduğuna inanır ve bilinçli ya da bilinçsizce kavga etmeye karar verir. Öteki insanların kendisine yönelik duygularına ve niyetlerine kesinlikle güvenmez. Kısmen kendini korumak ve kısmen de öç almak için daha güçlü olmak ve onları yenmek ister. İnsanlardan uzaklaşmada ise birey ne bir gruba ait olmayı ne de diğer insanlarla kavga etmeyi ister. İnsanlardan uzak durmaya karar verir. Diğer insanlarla öyle pek fazla ortak şeyleri olmadığına, onların şöyle ya da böyle kendisini anlamadıklarına kanaat getirir. Kendisine ait bir dünya kurar ve onun içinde yaşar.

İnsanlara yönelmede çaresizlik, insanlara karşı olmada düşmanlık; insanlardan uzaklaşmada ise yalıtım vardır. Üç tutumun hepsi de bir insanda mevcut olabilir ancak biri daha baskın olarak öne çıkar (Horney, 1945/1991:35). Horney (1945/1991:71-72), bu üç tutumun her birisinin kendi içinde olumlu bir değere sahip olduğunu belirtmektedir. Birey insanlara yönelirken dünyayla kendisi arasında dostça bir ilişki yaratmaya çalışır. İnsanlara karşı bir tavır geliştirirken kendini rekabetçi bir toplumda ayakta kalmak için gerekli olan araç ve gereçlerle donatır. İnsanlardan uzaklaşırken de bir bütünlüğe ve dinginliğe ulaşmayı umar. Aslında bu üç tutumun hepsi kişisel gelişim için zorunludur. Ancak nevrotik bir çatı altında ortaya çıktıkları zaman zorlanımlı ve katı tutumlara dönüşürler.

Horney (1945/1991:39), insanların hayatla başa çıkabilmelerinde sahip oldukları bu üç tutumdan yola çıkarak üç kişilik tipinin olduğunu belirtmektedir. Bunlar; uysal, saldırgan ve yalıtkan kişilik tipidir. Horney, burada tip terimini sadece farklı tipik özelliklere sahip bireyler için bir basitleştirme amacıyla kullanmakta; insan kişiliğinin sadece bu üç kategoriden biri ile sınırlandırılamayacağına dikkat çekmektedir. Horney’in öne sürmüş olduğu bu üç kişilik tipi aşağıdaki gibidir.

 Uysal (Boyun Eğmeci Tip)

Horney (1945/1991:40-42)’a göre, bu kişiler diğer insanlar tarafından sevilmek ve onaylanmak isterler. Yaşamdan beklediklerini onlar için yerine getirecek ve tüm sorumluluğu üstlenecek bir sevgili, eş ya da bir arkadaşa gereksinim duyarlar. Boyun eğmeci tip sevilmeye, ihtiyaç duyulmaya, başkaları için özellikle de belli bir insan için önemli olmaya; yardım edilmeye; korunmaya; özel ilgi ve bakım görmeye; elinden tutulmaya çok fazla

43

ihtiyaç duymaktadır. Bu kişiler, başkalarının beklentilerini kendi gerçek duygularının gerçekliğini yitirecek ölçüde karşılamaya gayret gösterirler. Kalplerinin derinliklerinde aslında başkalarına karşı pek de fazla ilgi duymadıkları; onları kendi menfaatleri ve tatminleri için bir araç olarak gördükleri gerçeği yatar. Kendilerini herkesten hoşlandıklarına, onların hoş ve güvenilmeye değer insanlar olduklarına inandırmaya çalışırlar. Başkalarından istemeye itildiği her şeyi körü körüne diğer insanlara da vermeye gayret ederler. Ancak verdiklerinin karşılığı gelmediği zaman da derinlemesine rahatsız olurlar.

Uysal (boyun eğmeci) tipler kendilerine özgü bazı tutumlara sahiptir. Bunlardan birisi kendilerini zayıf ve çaresiz birisi olarak görme duygusudur. Bu çaresizlik kısmen gerçektir. Çaresizliklerini açıkça kabul eder ve bunu başkalarından saklamazlar. Diğer tutum ise kendilerini arka planda tutma eğilimleridir. Öfkeli bakışlardan, tartışmalardan, rekabetten özellikle kaçınmaya çalışırlar. İlgi merkezini başkalarına bırakarak kendileri ikinci planda kalmayı yeğlerler. Herkesin kendilerinden üstün olduğuna inanırlar. Saldırgan ya da kibirli insanların bulunduğu ortamlarda kendi değerliliklerine ilişkin duyguları iyice körelir (Horney, 1945/1991:43). Üçüncü özgün tutumları ise başkalarına olan bağımlılıklarıdır. Kendilerini, başkalarının kendileri hakkında düşündükleriyle değerlendirirler. Özsaygıları, başkalarının onları onaylamasıyla ya da ayıplamasıyla, diğer insanların sevecenlikleriyle ya da düşmanlıklarıyla birlikte inip çıkar. Bu nedenle, her reddedilme onlar için gerçek bir felakettir. Uysal (boyun eğmeci) tiplerde, bastırılmış saldırganlık eğilimi bulunmaktadır. İnsanlara yönelik görünüşteki ilgilerinin tam tersine; bu kişilerde kaba bir ilgi yokluğu, dik başlılık, bilinçsiz asalaklık, başkalarını kullanma eğilimi, başkalarını kontrol etme; onlardan üstün olma ya da kinci bir zaferle başkalarını alt etmeye yönelik güçlü arzular vardır. Ancak tüm bunlar iç dünyalarının derinliklerinde bastırılmış olarak yer alır (Horney, 1945/1991:44- 45).

Horney (1945/1991:48), uysal tipin kendi çaresizliğini bir servet olarak gördüğünü; kendi çaresizliğini sevecek birisi bulduğunda onun gücüne yaslanarak bundan faydalandığını belirmektedir. Horney (1945/1991:50), uysal tipin hem güçlü hem de ince ruhlu ya da kendisi gibi bir eş bulduğu takdirde ortalama ölçüde bir mutluluk yaşayabileceğini belirtmektedir. Ancak, hayatın değişmez kuralı olarak dünyadaki cenneti kendilerine sunacağını düşündükleri ilişki ya da kişilerin bu tipleri daha da derin bir perişanlığa sürükledikleri çok sık gözlemlenen bir durumdur.

44  Saldırgan Tip

Saldırgan tip için yaşam, amansız bir kavga anlamına gelmektedir. Herhangi bir şey karşısında korksa bile bunu dışa vurmaz. Onun için önemli olan güçlü olmak ve güç kazanmaktır. Bunu başaramasa bile böyle gözükmeye gayret eder (Horney, 1945/1991:51). Saldırgan tipin en belirgin özelliği diğer insanları denetleme ihtiyacı duymasıdır. Birbirinden farklı çok çeşitli denetleme araçlarına sahiptir. Açıktan açığa güç kullanarak; aşırı bir ilgi göstererek ya da insanları yükümlülükler altına sokarak insanları dolaylı yollardan denetlemeye yeltenir. Bazen de perde arkasındaki güç olmayı tercih eder. Aynı zamanda başkalarından üstün olmaya, başarıya, saygınlık kazanmaya veya ilgi çekmeye çalışır (Horney, 1945/1991:52).

Saldırgan tip her duruma ya da ilişkiye “Bundan ne kazanabilirim?” gözüyle bakar. Ayrıca bu tip herkesin bu şekilde davrandığına ve bu nedenle de önemli olan şeyin bunu başkalarından daha etkili bir şekilde yapmak olduğuna inanır. Uysal tipin aksine katı ve güçlüdür; değilse de kendine bu görünümü verir. Sevgi bile onun için göz ardı edilebilir bir konudur. Onun için önemli olan hiçbir zaman bir ilişkiye girmemek veya evlenmemiş olmak değil; birçok kişiden daha fazla arzu edilir olan ve toplumsal saygınlığıyla ya da ekonomik güvencesiyle kendi konumunu sağlama alacak bir hayat arkadaşına sahip olmaktır (Horney, 1945/1991:53).

Herhangi bir korkusu olduğunu kabul etmekten imtina eder. Varsa da bir korkusu bunu denetim altına sokmaya yönelik güçlü yöntemler bulur. Uysal tip, boyun eğme eğilimi gösterirken; saldırgan tip iyi bir kavgacı olmak için elinden geleni yapar. Tartışmalarda uyanık ve zekidir; haklı olduğunu kanıtlamak için yoğun bir püskürtme savaşına girer. Sırtını duvara dayadığı ve kavga etmekten başka seçeneği kalmadığı zaman ustalığının ve gücünün doruğundadır. Kolay kolay da kaybetmez. Zorunlu olmadığı sürece bir hatayı kabul etmek saldırgan tipe tam bir aptallık olmasa bile bir zayıflık belirtisi gibi görünür. Saldırgan tip, kötülük dolu bir dünyaya karşı kavga etmek zorunda olduğuna dair inancını gerçekçi olmasına bağlar. Rekabetçi bir toplumda sahip olduğu kişisel özellikler yaygın olduğu için, saldırgan tip kendisini gerçekçi olarak nitelendirmekte ve haklı olduğuna inanmaktadır. Her iyi strateji uzmanı gibi o da her ortamda kendi şansını; rakiplerinin gücünü ve olası tuzakları tespit etmede oldukça beceriklidir (Horney, 1945/1991:53-54).

45  Yalıtkan Tip

Yalıtkan tipler, hayata karşı seyirci bir tutum sergilerler. Hayat dışarıda; onlardan uzakta kendi deviniminde akıp gitmektedir. Bu yüzden de kendi iç dünyalarının usta bir gözlemcisi olabilirler. Yalıtkan tipler kendileriyle başkaları arasına coşkusal bir uzaklık koymaya muazzam bir ihityaç duyarlar. İster sevgide ister kavgada, isterse de işbirliğinde veya rekabette; diğer insanların arasına karışmazlar. Çevrelerine içine hiç kimsenin giremeyeceği bir tür büyülü bir çember çizerler. Bu durum, insanlarla yüzeysel olarak iyi geçinebilmelerini sağlar (Horney, 1945/1991:60).

Horney (1945/1991:61-63)’ e göre, yalıtkan tip için beceriklilik, yaşamak için bir ön koşuldur. Böylelikle hiç kimseye ihtiyaç duymadan yaşamını sürdürecek diğer insanların hayatına müdahele etmesine fırsat vermeden kendi kendisine kurduğu dünyayı muhafaza edebilecektir. Yalıtkan tipin çok daha tehlikeli olan bir diğer özelliği de, bilinçli ya da bilinçsiz olarak kendi ihtiyaçlarını sınırlandırmasıdır. Bunun altında yatan neden de yalıtkan tipin hiçbir zaman hiçbir kimseye ya da hiçbir şeye onu vazgeçilmez kılacak kadar bağlanmamak arzusudur. Onun için en iyi şey hiç bir şeye hayati bir önem veya paye vermemektir. Bu yüzden topluca yaşamaktan ve toplumsal işlevlerden hoşlanmaz. Benzer bir biçimde rekabetten, prestijden ve başarıdan da kaçınır. Gizliliğe ve mahremiyete çok önem verir. Kişisel yaşamına yöneltilen her soru onu rahatsız eder ve bir gizlilik perdesine bürünür. Rekabetten uzaktır ancak körü körüne uzlaşmayı da reddeder. Herkes tarafından benimsenen veya benimsenmesi gerekir diye dayatılan davranış kurallarına ya da geleneksel değerlere uymak onun için tiksindiricidir. Sürtüşmelerden kaçınmak için dışarıdan bunlara uyuyor gibi gözükür, ama kendi kafasında bütün geleneksel kuralları ve değer ölçülerini reddetmektedir.

Yalıtkan tip, kendisi herhangi bir çaba göstermeksizin içindeki hazinelerin fark edilmesi gerektiğine inanır. Yalıtkan tipe göre, o kılını bile kıpırdatmak zorunda kalmaksızın insanlar onun büyüklüğüne inanmalıdır (Horney, 1945/1991:64). Uysal tip, karşısındaki insana benden hoşlanacak mı; saldırgan tip benden ne kadar güçlü diye bakarken; yalıtkan tip de “İşlerime burnunu sokacak mı? Beni etkilemek mi isteyecek, yoksa yalnız mı bırakacak?” sorularına cevap arar (Horney, 1945/1991:65).

Horney (1945/1991:72)’ye göre, coşkusal yalıtımdan elde edilecek kazançlar dikkate değerdir. Bütün Doğu felsefelerinde, yüksek ruhani gelişim için coşkusal yalıtımın bir diğer deyişle yaşamdan çekilmenin arandığı görülmektedir. Coşkusal yalıtım istemli olarak, kendini

46

gerçekleştirmeye yönelik tercih edilir ve uygulanırsa anlamlı sonuçlar elde edilebilir. Öte yandan nevrotik insanlarda görülen coşkusal yalıtım bir seçim veya tercih değil, içsel bir zorlanım sorunudur. Yalıtkan tip, dünyayla olan yoğun düşünsel ilişkisi ve dikkat dağıtıcı şeylerden göreceli olarak özgür oluşu vasıtasıyla eğer yaratıcı yeteneklere sahipse bu yeteneklerini geliştirebilir. Ancak, yaratıcı yeteneğin gelişiminin ön koşulu nevrotik düzeyde bir yalıtım değildir. Sadece yaratıcı yetinin dile gelmesi ve geliştirilmesi için bir fırsat sağlar.

Belgede Tepe yöneticilerin kişilik özellikleri, güç temelleri ve politik davranışlarının örgütsel politika algısına etkisi (sayfa 41-46)