İlişkiler Açısından Batı be Türkiye'nin Karşılaştırılması

Belgede YÖNETİMLERARASI İLİŞKİLER (sayfa 190-193)

Baü'da anakent yönetimi gerekçelerinden biri, merkez ile yerel yönetimler arasında orta düzey bir yönetimin bulunmayışıdır. Oysa, ülkemiz kamu örgütlenmesi açısından hayli yoğundur. Merkezin mlflki kademeleri ile bölge kuruluşlarına ek ola-rak, il özel idareleri ve hizmet y e n n d e n yönetim kuruluşlannm bölge örgütleri bu boş-luğu doldururlar. Dolayısıyla, aslında eşgüdüm sorunu olarak ortaya çıkan anakent-sel sorunun nedeni, yerel yönetimler arasında aranmaktan çok, merkez—yerel arasın-da, merkezin kendi örgütleri arasında ve merkez ile hizmet yerinden yönetim kuru-luşları arasında aranmalıdır.

Merkez—yerel arası görev ve yetki bölüşümü ve kamu örgütlenmesi bugünkü biçimini koruyacaksa, tipi ne olursa olsun, kurulacak anakent yönetiminin köklü çö-zümler sağlayacağı kanisim taşımıyoruz. Kaldı ki, karmaşık kamu örgütlenmesine yeni bir düzey eklenmesinin doğuracağı bir dizi yönetsel sorun vardır. Dolayısıyla, anakent yönetimine kamu yönetiminin yeniden düzenlenmesinin bir parçası olarak yaklaşmak daha işlevsel çözümler geliştirilmesini kolaylaştıracaktır. Bu yapılamaya-caksa, güçlü akçal kaynaklarla desteklenmiş bir federasyon örneği ya da yeniden düzen-lenerek farklı bir konuma kavuşturulmuş özel idare (İstanbul için), stratejik planlan yapmak, kimi bölgesel hizmetleri sunmak için orta ölçekli bir çözüm olarak düşünü-lebilir.

İlişkiler Açısından Batı be

özerk-ligi zedelemeyecek bir duyarlıkta kullanıldığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, görevli yöne-timi konusunda yerel birimler bayii bağımsızdır. Oysa, Türkiye'de yerel yönetimler merkezin yoğun denetimi altındadırlar.

3— Sorunların yöresellikten çıkarak bölgesel nitelikler kazanmasına koşut olarak, bölgesel örgütler kurulması Batı'da görülen ortak bir eğilimdir. Bölgesel bir-likler Kara Avrupasında sıkça başvurulan bir uygulama iken, İngiltere ve Anglo—Sak-son yönetsel geleneğinin geçerli olduğu öteki ülkelerde ise merkezin bölgesel kuruluş-ları ya da özel amaçlı öreütler volu ile çözüm arandı& anlaşılmaktadır.

Ülkemizde bölgeselleşme daha çok merkezi yönetim içinde görülmekte, çoğu bakanlıklar, biraz da mülki amirlerin denetimi dışında kalmak için, birkaç ili içeren bölgesel kuruluşlar biçiminde taşra örgütlenmesi yapmaktadırlar. Bölgesel yerel yö-netim birlikleri ise son yıllarda gelişmekte, hizmetten çok, baskı kümesi olma eğilim-leri ağır basmaktadır. _

Bölgeselleşmeye ilişkin bir konu da, merkez lehine görev yitirümesidir. Ancak Batı'da, yerel yönetimlerin görev yitirmelerine karşılık, harcamalarının toplam kamu harcamaları içindeki oram ise tersine yükselmektedir. Nedeni ise kalan yerel görevlerin daha iyi yapılmasıdır. Bu konuda en ilginç gelişim ingiltere'de gözlenmektedir. Bu yüzyılın başmdan beri sürekli olarak kimi temel görevlerin bölgesel kuruluşlara ya da özel amaçlı örgütlere geçmiş olmasına karşın, yerel yönetim harramfllannın oranı yükseleşini sürdürmüştür. Yerel birimler sınırlı hizmetlerde uzmanlaşmış, kimi alanlara (özel önem vermişlerdir. Bu konuda en ilginç hizmet alam konuttur, incelenen tüm ülkelerde de en temel görevlerden olan konut yapım ve kiralanmasının İngiliz yerel yönetimlerinde özel bir yeri vardır, ülkedeki tüm konutların yaklaşık %25'inin yerel yönetimlerce yapılıp kiralandığım tekrarlamak yararlı olacaktır.,

Ülkemizde ise yerel yönetimlere daha sınırlı görevler verilmiş olmasına karşın, gelişim bunların bile yitirilmesi yönündedir. Yerel harcamaların oranı da düşmektedir.

Böyle bur gelişimin nedenleri ise hizmetlerin kaynak yetersizliğinden dolayı istenen düzeyde yapılamaması, ülkedeki egemen merkeziyetçi eğilim ile yerel yönetimlerin gelenek ve bilinç eksikliği yüzünden güçlü bir baskı kümesi olamayışlarıdır.

4— Batı'da görülen başka bir ortak özellik de, yerel yönetimlerin devingen niteliği, hizmet üretim ve sunumunda verimliliği sağlamak için yeniden düzenlenmele-ridir. Hizmet ussallığından çok doğal süreçlerin ürünü olan yerel yönetimler, hizmet gereklerine göre birleştirilmekte, alanları genişletilmektedir.

ülkemizde ise bunun tersi bir gelişim gözlenmektedir, önem kazanan yalnız belediyelerdir. Belediyelerin sayısı ise hızla artmaktadır. Sayıca çoğalmanın sakınca-ları bilinmekte, kuruluş için en az nüfusun artırılması dışında, hizmetlere göre yeni-den düzenleme konusunda ciddi çalışmalar henüz görülmemektedir.

5— Gelir yetersizliği Batı'da da yerel yönetimlerin ortak sorunudur. Taşınmaz mallar, tüketim gibi geleneksel yerel vergiler çağdaş yerel hizmetlere yetmemekte, merkez aktarımlarına gereksinme kaçınılmaz olmaktadır. Gelir ve kurumlar, katma değer gibi verimli vergilerden yerel yönetimlerin doğrudan ya da dolaylı olarak yarar-landırılması ya uygulanmakta ya da uygulanması için ciddi girişimler yapılmaktadır.

179

Borçlanmalar da çok önemli bir kaynak olarak görünmekte, yatırımlar genellikle bu yolla yapılmaktadır. Uzman yerel yönetim bankalarının bu konuda önemli rol oyna-dıkları anlaşılmaktadır.

Akçalı ilişkilerin niteliği de ilginçtir. Aktarımların merkezin etkisini artıran bir araç olmaktan çıkarılması için çaba harcandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, nes-nel ölçütlerin kullanılmasına özen gösterilmekte, karar süreçlerine yerel yönetimlerin katılımı sağlanmaktadır. Bu gçzlem genel amaçlı yardımlar için özellikle doğrudur.

Çünkü bunlar için ya bir fon kurulmakta, dağıtım, yerel birimlerin de katılımı ile saptanan ölçütlere göre yapılmakta ya da İngiltere'de olduğu gibi, dağıtım ölçütleri yerel birimlerin de görüşleri alınarak yasama organınca saptanmaktadır, özel amaçlı yardımlarda da öznellikten kaçınmak için ulusal hizmet standartlarının da kullanıl-masına özen gösterildiğini belirtmek gerekir.

Aktarımların başka bir niteliği de, sürekli oluşu, siyasal dalgalanmalardan çok etkilenmemesidir. Bu özellik yerel yönetimlerin uzun dönemli planlama ve girişim yapmalarını kolaylaştırmaktadır.

Ülkemizde de yerel yönetimlerin bilmen gelir yetersizlikleri merkez aktarım-larına bağımlılığı kaçınılmaz yapmaktadır. Ancak, merkez aktarımlarının tutan ve kimi yardımların yapılışı siyasal dalgalanmalardan etkilenmektedir. Dolayısıyla, sü-rekliliği ve nesnelliği söz götürür. Aktarımların karar süreçlerine yerel yönetimlerin etkin katılımı yoktur. Aktarımlar genellikle merkezin tek yanlı değerlendirme ve karar-larına göre yapılmaktadır. Kanımızca, incelenen Batılı ülkelerden farklılık da asıl bu-rada gözlenmektedir.

öz olarak, incelediğimiz ülkelerdeki gelişim merkezin planlayın, düzenleyici ve denetleyici bir konuma kavuşması, yerel yönetimlerin ise farklı bir anlam kazanan özerklik ve yerel demokrasi anlayışı içinde uygulayıcı kuruluşlar olarak etkinlikleri-ni sürdürmeleri biçimindedir, ilişkiler ise karşılıklı bağımlılık ve etkileşime dayanan süreçler yolu ile merkezi planlama gereği ve yerel demokrasinin bağdaştırılması yö-nünde ilerlemektedir.

Son Gelişmeler

Burada, merkez—yerel ilişkilerinde düğümlenen yerel sorunlara ilişkin olarak görülen yeni gelişmelere kısaca değinmek istiyoruz.

Kanımızca, bu konudaki en somut gelişme Yerel Yönetim Bakanlığının kurul-masıdır. Bakanlık, Anayasanın 106. maddesi uyarınca, 4951 sayılı Yasaya göre, 5.1.1978 tarihinde kurulmuştur. Amacı, hızlı değişim sürecindeki toplumda önemli nitelikler kazanan yerel yönetimlerin, yönetsel ve akçal sorunlarını çözmek, "etkin-lik ve işler"etkin-lik kazandıracak düzenlemeleri yapmak" (Resmi Gazete, 29.4.1978) olarak belirlenmiştir. Bakanlığa, Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü, İller Bankası ile İl ve Ma-halli İdareler Planlama Şubesi bağlanmıştır. Bakanlığın iç örgütlenmesi ise Belediye-ler; Köy ve özel İdareBelediye-ler; Fon—Kredi, Teknik Değerlendirme ile Eğitim Genel Müdür-lüklerinden oluşmakta, İller Bankası bağlı bir kuruluş olarak yer almaktadır.

' 18 0 , - . -.'.>>""*/'. . - " • - • • ' • " • . • ' • • • • - ; - • ' - : • ' ' ' • ' •

Çok kısa geçmişine karşın, Bakanlığın üç somut gelişimde etkin olduğu an-laşılmaktadır.

1— Bölgesel belediye birlikleri özendirilmiş, daha önce kurulmuş olan Mar-mara ve Boğazlan Belediyeler Birliğine ek olarak, Karadeniz Belediyeler Birliği j Or-ta Anadolu Belediyeler Birliği, Çukurova ve Toroslar Belediyeler Birliği ile Ege Be-lediyeler Birliğinin oluşturulmasına önderlik edilerek toplam 424 belediyenin örgüt-lenmesi sağlanmıştır.

2— Bakanlığın öncülüğünde, Orta Anadolu Belediyeler Birliği TANSA adıyla bilinen Tanzim Satış Fonunu kurmuştur. Tanzim Satış Fonu, üretici ile tüketici ara-sındaki dağıtım kanallarını kamu olanakları ile düzenleyerek tüketiciyi korumayı amaç-lamakta, belediyenin üretici ve dağıtıcı olarak ekonomik yaşamı düzenlemesinin ön adımı olarak düşünülmektedir.

3— Bakanlığın önemli bir rolü de belediye gelirlerini artırmak için yapılan

Belgede YÖNETİMLERARASI İLİŞKİLER (sayfa 190-193)