1.4. Halvani ve Serahsi’nin Mebsut’larının Kaynakları

2.1.16. İhsana Ait Hükümler

84 füru-ı fıkıhla ilgili temel meselelerde kavramsallaştırmanın tamamlandığını söylememize imkan tanımaktadır.

Kimi zaman Ayasofya nüshasında doğru yazılan kelimelerin Milli Kütüphane nüshasında yanlış yazıldığına şahit olduğumuz gibi Ayasofya nüshasında yanlış yazılanların Milli Kütüphane nüshasında doğru yazıldığına şahit olmaktayız. Bu nedenle kitabın tahkiki yapılırken her iki nüshanın çok dikkatle incelenmesi gerektiği söylenebilir405.

Halvani, bazen külli kaideleri kullanarak da hükümler istinbat ettiğini görmekteyiz406.

Halvani kimi yerlerde bilhassa muhalif mezheplerin delil olarak kullandığı hadislerin, ayetlere aykırı hükümler getirmesi veya onlara ziyade hükümler getirmesi sebebiyle amel edilemeyeceğini söyleyerek Ebu Hanife’nin koymuş olduğu “Nass üzerine ziyade nesh hükmündedir. Bu ahad haberle olmaz.” kuralını ve yöntemini kullanmaktadır407.

Halvani zamanında hadis kavramlarının yerleştiğini görmekteyiz. Örneğin; Halvani merfu haber kavramını kullanmaktadır ve bununla da sahabenin peygambere nispet ederek naklettikleri sözleri kastettiğini görmekteyiz408.

Bazen Halvani kendi döneminde kullanılan kavramları kullandığı gibi onları tanımlama ihtiyacını da hissetmiştir. Biz bunları رجو ve طوقس kavramlarında görmekteyiz. رجو kavramını boğazdan geçip mideye ulaşma, طوقس kavramını ise burundan çekilip beyne ulaşmaya denildiğini söylemektedir409.

85 söyler: “Bil ki ihsan recmin zina yapan kimseye recm uygulanabilmesinin şartıdır.

Peygamber Efendimizden rivayet olunduğuna göre Maiz zina ettiğini peygamberin huzurunda ikrar etti. Peygamber de ona ihsanı olup olmadığını sordu. Onun ihsan sahibi olduğunu gördü ve onun recmedilmesini emretti. Zina ihsanının şartları; hürriyet, akıl, bulüğ, sahih nikahla cinsel ilişki ve Müslüman olmaktır. Bunları inşallah kitabü’l-hududta zikredeceğiz410.”

Görüldüğü üzere Halvani’nin burada ihsan konusuna girişi, İmam Muhammed’in ve Serahsi’nin el-Mebsut’unda olmayan bir biçimde neden bu konuyu anlattığını izah ederek giriş yapmaktadır. Daha sonra Halvani iki tarafın ihsan sahibi olabilmesi için gerekli şartlardan bahsettikten sonra, Ka’b diye zikrettiği, Serahsi’de ise Ka’b b. Malik olarak gördüğümüz ashaptan biriyle Rasulullah arasında geçen Yahudi bir kadınla evlenme hikayesini aktarıyor. Ancak Serahsi, İmam Muhammed gibi giriş yaptıktan sonra ihsan sahibi olabilmek için nelerin gerekli olduğunu Kitabü’l-Asl’dan aktardıktan sonra, İmam Muhammed’de olmayan fakat Halvani’de bulunan Ka’b’ın bir yahudiyle evlenme hikayesine benzer bir hikayeyle giriş yapıyor. Fakat Serahsi’nin aktarımında Yahudi kadınla evlenmek isteyenin Huzeyfe b. Yeman olduğunu peygamberin de o kadın seni ihsan sahibi kılmaz dediğini aktarır. Ama aynı rivayet Halvani’de, Ka’b bir Yahudi kadınla evlenmek istiyor ve Rasulullahta o seni ihsan sahibi kılmaz diyor. Şimdi burada iki seçenek söz konusudur. Bu Ka’b rivayeti, İmam Muhammed’in Kitabü’l-Asl’ında olmadığına göre, Ka’b rivayetini buraya aktaran Halvani’dir. Ama Serahsi’de de bulunduğuna göre Serahsi hocasından bu Ka’b rivayetini okumuş ve kendi el-Mebsut’unu oluştururken bu rivayete yer vermeye karar vermiş. Fakat yaptığı araştırmada muhtemelen rivayetin Huzeyfe b. Yeman yönünden olan varyantlarına ulaşmış. Çünkü Serahsi’de Huzeyfe b. Yeman kanalıyla gelen Yahudi bir kadınla evlenme rivayeti hem de Ka’b’ın başından geçen evlenme hikayesi var. Fakat Serahsi bunu Ka’b ile Hz. Ömer arasında bir konuşma olarak aktarmakta. Buradan hareketle biz şöyle olabileceğini ileri sürebiliriz: Serahsi, Ka’b rivayetini Halvani’den okudu, tahkik ettiğinde bunun Ka’b ile peygamber arasında değil, Huzeyfe b. Yeman ile peygamber arasında olduğunu ve Ka’b hadisesinin Hz. Ömer ile arasında cereyan ettiğini tespit etmiş, ona göre de el-Mebsut’unu oluşturmuş olabilir. Bu bir seçenektir. Bir diğer seçenek ise Serahsi, Halvani’den bu

410 Halvani, A. 146a; MK. 181a.

86 metni okuduktan sonra yaptığı araştırmalarda meseleleri karıştırmış ya da hocasının rivayetine güvenmemiş o yüzden de kendisi farklı rivayete gitmiş olabilir.

Halvani ve Serahsi’nin ihsan konusunda halvet kelimesini, dinen ve fıtraten cinsel ilişkiyi engelleyecek bir şeyin olmadığı bir yerde baş başa kalmak şeklinde tanımladıklarını görmekteyiz411. Farklı olarak Serahsi’nin cinsel ilişkiye engel olacak derecede hasta olması, Ramazan ayında oruçlu olması, ihramlı veyahut kadının hayızlı olduğu zamanlarda halvetin sayılmayacağı çünkü cinsel ilişkiye fıtri ve dini engel olduğunu söylemektedir412. Yine Serahsi, Halvani’den farklı olarak sahih halvetin koşullarından bahsetmektedir. Ona göre sahih halvetin olduğu yer, başkalarının izin almadan onları görüp duyamayacağı ev, oda veya buna benzer yerdir. Bu nedenle mescitte, ana caddelerde, kenarları örtülü olmayan dam üstlerinde sahih halvetin sayılmayacağını söylemektedir413.

Halvani ve Serahsi, hünsa bir kişi, evlendiği bir kadınla ilişkide bulunsa veya o, bir erkekle evlenmişse ve kocası onunla cinsel ilişkide bulunsa, her ikisinin de muhsan olacağını söylemektedirler414.

Halvani ve Serahsi, Müslüman bir kimse, Müslüman hanımıyla gerdeğe girse ve sonra irtidat etseler muhsanlıklarının geçersiz olduğunu söylerler. Daha sonra ikisi birden İslam’a girseler, yeniden ilişkide bulunmazlarsa muhsan olmayacaklarını, onların durumunun önceden harbi veya zimmi olup sonradan Müslüman olan karı-kocanın durumuna benzediğini ifade etmektedirler415.

Yine Halvani ve Serahsi’nin benzediği görüşlerden biri de, kadın kocasının kendisiyle ilişkide bulunduğunu ikrar etse, daha sonra koca bu kadından ayrılsa, kadın iddeti bittikten sonra daha evvel kendisini üç talakla boşayan eski kocasına -o da kendisini doğruluyorsa- helal olur. Dolaysıyla önceki kocasıyla evlenebilir demektedirler. Bir başka meselede de kadın, kocam beni boşadı veya öldü iddetim de bitti dese kendisiyle evlenmek isteyen ve söylediklerinde onu doğruluyan birisine helal olacağını çünkü bu

411 Halvani, A. 146b; MK. 181b.

412 Serahsi, Mebsut, V: 150.

413 Serahsi, Mebsut, V: 150.

414 Halvani, A. 146b; MK. 181b, Serahsi, Mebsut, V: 151.

415 Halvani, A. 146b; MK. 181b, Serahsi, Mebsut, V: 151.

87 meselede kadının verdiği haber, başka hiçbir kimsenin hakkıyla ilgili olmadığı, bundan dolayı kadının vereceği haberi kabul etmek gerektiğini belirtirler416.

Halvani ihsan konusunda İmam Muhammed’den farklı olarak bir açılım sağlamaktadır. Buna rağmen Serahsi ise İmam Muhammed’e riayet etmektedir.

Halvani, İmam Muhammed’de yer alan ibareleri bazen birebir nakillerde bulunurken, bazen yorumlayarak aktardığını görmekteyiz417.

In document Halvani ve Serahsi'nin El-Mebsut adlı eserlerinin nikah bölümlerinin mukayesesi (Page 98-101)