Hukukî Değerlerin Korunması

Belgede GĐRĐŞ ĐÇĐNDEKĐLER (sayfa 60-68)

B) Sözleşme Đlişkisi Dönemi

2. Hukukî Değerlerin Korunması

Ayıplı ürünün, haksız fiil kapsamında hukuken korunan bir menfaat olup olmadığı hususu, ürün sorumluluğu sürecinde her zaman tartışmaya açık bir konudur192. Bu konu genellikle kişisel malvarlığının zarar görüp görmediği ile ilgilidir. Çoğunlukla, malvarlığında meydana gelen zarar, ayıplı ürün nedeniyle diğer malvarlığı değerlerinin zarar görmesi (dolaylı zarar) şeklinde ortaya çıkar. Ağır araç veya makinelerin zarara uğraması hâlinde, bu durumun daha sonra eklenmiş bir parçadan mı veya ana parçadan mı ortaya çıktığı sorusunun cevaplanması gerekir. Zira, zarara daha sonra eklenmiş bir parçanın neden olması hâlinde sorumluluk doğacaktır. Eşyanın temel unsuru niteliğini haiz ana parçaların sebep olduğu zarar, diğer malvarlığı değerlerinin zarar görmesi olarak nitelendirilemez.

Malike ait malvarlığı değerlerinin ayıplı ürün nedeniyle gördüğü zarara, uzun bir süreden beri malvarlığının sahibi katlanıyordu. Aynı şekilde, yapı işlerinde meydana gelen zarar, bina sahibinin malvarlığının zarara uğraması olarak kabul ediliyordu.

Ancak, kaba inşaatta meydana gelen bazı zararlar diğer parçaları da zarara uğratıyorsa, kaba inşaatı yapanın sorumluluğuna gidiliyordu193.

Hiç kuşku yok ki, hukukî değer ihlâlinin (BK m. 41/I) devamı niteliğindeki tüm malvarlığı zararları tazminatın kapsamındadır. Malvarlığını koruyan bir koruma normunun (BK m. 41/II; BGB § 823/II) sözleşmeye veya ahlâka aykırı bir davranış nedeniyle ihlâli ve bu suretle meydana gelen ilk malvarlığı zararlarından dolayı üretici sorumludur (BGB § 826)194.

192 Açalya tohumları satıcısına karşı tohumların köklenmediğine dair açılan davada tazminat talebi BGB § 823’e dayandırıldı. Davacıya teslim edilen esas maddelerin açalya bitkilerinin büyümesine etki eden bazı kimyasallarla birleşip birleşmediği ve satıcının bu konuda sorumluluğunun olup olmadığı konuları uyuşmazlığın özünü teşkil ediyordu. Eyalet Mahkemesi (OLG), ilk derece mahkemesinin kararını bozarak, yavaş büyümenin BGB § 823 kapsamında malvarlığı zararı olarak nitelendirilemeyeceğine karar verdi. Bitkilerin organik büyümelerindeki bozukluklar BGH’nın 6. ve 8. Hukuk Dairelerinin içtihatlarına göre malvarlığı ihlâli olarak görülmelidir. Bu gibi durumlarda, temiz esas maddelerin (substrat) teslim edilmesi değil, teslim edildikten sonra diğer bitkilere de zarar vermesi hâlinde bu konuda da eşit sorumluluk söz konusu olur (BGB § 823): Đlgili karar için bkz. NJW 1999, 1228.

193 KULLMANN, Hans Josef: “Die Rechtsprechung des BGH zum Produkthaftpflichtrecht in den Jahren 1998-2000”;, NJW 2000, Heft 27; s. 1912-1917, Die Rechtsprechung, 1912.

194 WIDMAR, 26; DIETBORN, 19; ERMAN/WESTERMAN, 2455; PALANDT KOMMENTAR, 985 vd.

Haksız fiile ilişkin BK m. 41/I; BGB § 823/I hükmü, herkesin kendi konumuna göre yararlanabileceği mükemmel bir koruma normudur. Bu hüküm, özüne herhangi bir zarar vermeden daha kapsamlı haksız fiil koruması sağlanması için genişletilmiştir.

Burada meydana gelen en önemli yenilikler, davranış yükümlülüklerinin ve korunan hukukî değerlerin gelişmesidir195. Bu konuya ilişkin olarak verdiği bir kararda YHGK, piyasaya ayıplı ürün süren üreticinin tehlike yarattığı ve bu tehlike nedeniyle zarara uğrayan üçüncü kişilerin zararının üretici tarafından tazmin edilmesi gerektiğini belirtmiştir196.

Haksız fiil çerçevesindeki üretici sorumluluğunda, özellikle haksız fiile ilişkin kusurun şartları (BK m. 41/I; BGB § 823/I) konusunda, yargı tarafından ispat yükü ters çevrilmek suretiyle usûl hukukuna dair önemli bir değişiklik yapılmıştır197. Herkesin iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğu (MK m. 6) şeklindeki genel kuralı yargı, tehlike ve sorumluluk alanlarına göre dağıtmıştır. Sözleşmeden doğan sorumlulukta alıcı lehine olan ispat yükü dağılımı (BGB § 282), haksız fiile uygun ve değişken bir şekilde çözülmeye çalışılmaktadır. Haksız fiile dayanan sorumluluğa karşı sözleşmeden doğan

195 ERMAN/WESTERMAN, m. 823.

196 “... Akit dışı 3. kişilere verilen zarardan dolayı imalâtçının sorumluluğu; akitten doğan bir yükümlülüğü yerine getirmediği için değil, piyasaya ayıplı bir mal sürdüğü ve/veya imal edilen ürünün kullanım amacına uygun olmayacak şekilde imalâtçı tarafından hatalı monte edildiği içindir. Böyle bir durumda, ayıplı montajdan doğan zararın karşı âkidin hukuk sahasında doğmasıyla 3. şahsın hukuk sahasında doğması arasında bir fark yoktur.

... Gerçekten taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi yoktur. Ancak öğreti ve uygulamada yapımcı ile zarar gören arasında böyle bir bağ olmasa bile yapımcının sözleşme dışı da sorumlu tutulabileceği benimsenmektedir. Türk Hukukunda yapımcının sorumluluğuna ilişkin özel bir sorumluluk düzenlenmemişse de, bu konuda Borçlar Kanununun 41. maddesinin birinci fıkrası hükmünün uygulanması mümkündür. Sözü edilen fıkra hükmünde belirtildiği gibi, kusuru ile diğer bir kimseye zarar ika eden kişi o zararın tazminine mecburdur. Buradaki kusur, hukuka uygun olmayan, hukuk düzeninin kınadığı bir irade veya irade noksanıdır. Bir imalât, normal şartlar altında ve normal kullanma hâlinde, zarar vermeye elverişli ise, kural olarak ortada kusurun (hatanın) varlığını kabul etmek gerekir. Böyle bir malı piyasaya süren yapımcı tehlike yaratmış demektir. Yapımcı bu tehlikenin gerçekleşmesini önlemek için gerekli önlemleri almamışsa, zararın gerçekleşmesi hâlinde bunu tazmin ile yükümlü olur. Federal Mahkeme de imalâtta kullanılan malzemenin seçiminde ve kontrolünde, malın yapımında ve birleşiminde, bundan sonraki denetiminde, elemanın seçiminde gerekli özeni göstermeyen imalâtçı, hatalı imalâtı piyasaya sürmek suretiyle başkaları için tehlikeli bir durum yaratmış, göstermesi gereken özeni yerine getirmemiş bulunduğundan BK 41. madde uyarınca sorumlu olduğunu kabul etmiştir.

Nitekim, Türk öğreti ve uygulamasında da, Đsviçre’de olduğu gibi yapımcıların sorumluluğunun yasadan doğan (BK m. 41 vd.) kusur sorumluluğu olduğu benimsenmiştir. Yapımcının imal ettiği malda saptanan yapım bozukluğu, montaj hatası nedeni ile o malı alan, kullanan herkese karşı sorumlu olacağı üretim ve montaj hatası nedeniyle haksız biçimde zarara uğrayan kişilerin objektif nitelikte bu zararlarının yapımcı tarafından giderilmesi gerektiği kabul edilmektedir...”. bkz. YHGK 13.2.2002 T., 2002/4-114 E., 2002/84 K., Yargıtay Đçtihatları, ĐBD, C. LXXVIII, S. 1, Yıl: 2004, 220-225.

197 Đlgili karar için bkz. “Hühnerpesturteil”, Ayrıntılı bilgi için bkz. s. 36, dipnot no: 169;

ERMAN/WESTERMANN, 121 vd.; KRAMER, 40-42.

sorumluluğun bu avantajı böylelikle ortadan kalkmaktadır. Bu durum, üreticinin sorumluluğu açısından da geçerlidir198.

b) Hukukî Değerlerin Korunmasına Yönelik Davranış Yükümlülükleri (Verkehrspflichten zum Schutz der Rechtsgüter)

Zarar verici fiilin ağırlık noktası, hukuka aykırı davranış şeklindeki klâsik korumadan yükümlülük ihlâline199 kaydırılmıştır. Bu gelişim, işlemi garanti eden yükümlülüklerin, bazı hâllerde başkalarını tehdit eden tehlikelere karşı koyma şeklinde algılanmasıyla başlamıştır. Bu sorumluluk, koruyucu önlemlerin yapılmaması veya yapma yükümlülüğünün ihlâli hâllerinde oluşur200.

Genel ve kapsamlı davranış yükümlülükleri (Verkehrspflichten)201, günümüz doktrini ve yargısı tarafından yaygın bir şekilde benimsenmiştir202. Bunların yanı sıra, üreticinin kendi ürünlerini denetim yükümlülüğü vardır203. Sözleşmeye dayanan ayıba karşı tekeffülü çağrıştırdığı için yanlış anlaşılmaya müsait olan bu tanım açık değildir.

Üreticinin sorumluluğu, üretim ayıpları nedeniyle değil, piyasaya sokulan bir ürünün korunan hukukî değerlere zarar vermesi hâlinde söz konusu olur204. Üreticinin ürünü denetleme yükümlülüğü, bu sorumluluğun belli bir ölçüde genişlemesine neden olur. Burada incelenen, ürünün piyasaya sürülmesinde tehlike yaratabilecek özellikler değil, ürünün kullanımında daha sonradan oluşabilecek tehlikeleri engelleyebilecek davranış yükümlülükleridir. Bu şekilde tanımlanan ayıp, özen göstermeyerek davranış yükümlülüğünün ihlâl edilmesine ve bu suretle üreticinin sorumluluğunun doğmasına neden olur. Bu bağlamda, işyeri sahibinin ve onun yardımcılarının zarar verici davranışları sorumluluğa neden olur (BK m. 55; BGB § 831).

198 ERMAN/WESTERMANN, 141 vd.

199 “Kondensator”: BGHZ 117, 183 vd.; NJW 1992, 1225 vd. ve “Gewindeschneidemittelentscheidung”:

BGH NJW 1994, 517 vd. davalarında BGH, davranış yükümlülüğü ihlâlinden üretici sorumluluğuna ulaşmıştır.

200 DIETBORN, 20.

201 Bu çevirimizde “verkehrspflichten” kavramı “davranış yükümlülüğü” olarak ifade edilmiştir: Ayrıntılı bilgi için bkz. KIRCA, Çiğdem: Bilgi Vermeden Dolayı Üçüncü Kişiye Karşı Sorumluluk, Ankara 2004 (Bilgi Vermeden Dolayı), 46-47, dipnot no: 227.

202 ERMAN/WESTERMANN, 75 vd.; BRÜGGEMEIER, G.: Produzentenhaftung nach § 823 I BGB – Bestandsaufnahme und Perspektiven weiterer judizieller Rechtsentwicklung, WM 1982, 1294.

203 Đlgili karar için bkz. BGHZ 99, 167 “Honda”.

204 ERMAN/WESTERMANN, 108 vd.

Sözleşmeden doğan sorumluluğun genişlemesi, tazminat sorumluluğu normunda (BGB § 278) eksik olan kurtuluş kanıtını da beraberinde getirmektedir. Bu noktada, yardımcı şahısların fiilinden sorumluluk (BK m. 55; BGB § 831), üretici sorumluluğundaki önemini büyük bir ölçüde kaybetmiştir205. Diğer taraftan yargı, ürün tehlikelerinin engellenmesi için üreticiye güvenli üretim yapma, dikkat ve özen gösterme gibi çeşitli davranış yükümlülükleri yüklemiştir206.

Bir ürünün piyasaya çıkıp çıkmayacağı ve çıkacak ise nasıl çıkacağı konusunda son sözü söyleme yetkisi üreticiye aittir. Bunların yanı sıra, esas organizasyon yükümlülüklerinin daha da artırılması konusunda yöneticinin talepleri207 de önemlidir208. Bu yükümlülükler de doğrudan üretici ile ilgilidir. Diğer taraftan, kural olarak varlığını sürdüren kurtuluş kanıtı, yardımcı kişilerin yüksek bir denetim ve gözetime tâbi tutulması hâlinde ileri sürülebilir. Üründeki ayıbın, yardımcı şahsın kusurundan kaynaklanmadığını ispat yükü üreticidedir209.

Davranış yükümlülükleri genellikle, korunan hukukî değerlere karşı yapılan doğrudan saldırılar yanında dolaylı saldırıları da ifade etmek için kullanılan bir kavramdır210. Üreticinin sorumluluğunda, davranış yükümlülüklerine aykırı davranışın bir tehlikeye neden olması ve bu çerçevede izin verilen veya yasaklanan davranışlar olması hâlinde yukarıdaki tanım, ayrımı belirlemede fazla yardımcı olamamaktadır211.

c) Korunan Hukukî Değerlerin Genişlemesi

Kanun koyucunun anlayışına rağmen, haksız fiildeki malvarlığı korumasının önemli bir ölçüde genişlemesi, bu bağlamda korunan “diğer haklar”ın gelişmesine yol açmıştır. Bu haklar, “kurulan ve işletilen işyerleri” (Recht am eingerichteten und ausgeübten Gewerbebetrieb) ve “teşebbüs hakkı” (Recht am Unternehmen) olarak da

205 DIETBORN, 21.

206 Đlgili karar için bkz. “Hühnerpesturteil”, ayrıntılı bilgi için bkz. s. 36, dipnot no: 169.

207 Örneğin, üretime yönelik daha etkili kontrol mekanizmaları kurulması.

208 DIETBORN, 21-22.

209 Đlgili karar için bkz. BGH VersR 73, 862 “Feuerwerkskörper”.

210 CANARIS, 77.

211 BÄLZ, Ulrich: Zum Strukturwandel des Systems zivilrechtlicher Haftung, Tübingen 1991, 21;

yargıda, ilk malvarlığı zararlarını oluşturan yükümlülük ihlâli, sorumluluğun doğmasında büyük bir öneme sahip değildir: Đlgili kararlar için bkz. BGHZ 105, 346 “Fischfutter”; BGHZ 74, 281

“Arbeitszeugnis”; BGHZ 107, 258 “Beitragsnachlaß”; BGHZ 71, 289 “Prospekthaftung”.

tanımlanan “genel kişilik hakları”na dahil değerleri içermektedir212. Bunlar çerçeve hak olarak da anılmaktadır.

Talep hakkının üçüncü kişilere karşı haksız fiil kapsamında korunması, önceden olduğu gibi şimdi de tartışılan bir konudur. Bazı yazarlar, talep yetkisinin, diğer hak olarak haksız fiil kapsamında korunması gerektiğini ileri sürmüşlerdir213.

aa) Çerçeve Haklar (Die Rahmenrechte)

Genel kişilik hakları veya çerçeve haklar olarak da adlandırılan hakların koruma alanları, mutlak nitelik taşımaz ve kesin hatlarla çizilmemiştir214.

Bu hakların koruma alanının belli bir davranış tarafından ihlâl edilip edilmediğinin değerlendirilmesinde, zarar görenin ve toplumun menfaatleri arasındaki dengenin gözetilmesi önemli bir kriterdir215.

aaa) Kurulan ve Đşletilen Đşyeri Hakkı

Kurulan ve işletilen işyeri hakkı BGH tarafından, “belli davranış durumlarına göre korunması gereken ve ekonomik sahada faaliyet yürüten ruhsatlı işyerlerinin tamamı”na tanınmak suretiyle bir kapsam tayini yoluna gidilmiştir216.

Boykot çağrıları gibi önemli olaylar önceleri, BGB § 826’ya dayanarak çözülmüştür. Ruhsatlı işyerlerine de bu hükmün uygulanması suretiyle haksız fiil normunun (BGB § 823/I; BK m. 41) gerçekleşen zararlar için kusura dayanan sorumluluk çerçevesinde bir koruma sağlamasının gerçekleştirilmesi gerekir217.

212 DIETBORN, 22-23.

213 TANDOĞAN, Üçüncü Şahsın Zararının Tazmini, 49-50; MEDICUS, 610; BÄLZ, 29.

214 DIETBORN, 23.

215 DIETBORN, 23.

216 Đlgili karar için bkz. BGHZ, 29,65.

217 BGB § 823/I’deki bu düzenleme ve kabulle birlikte BGH, kusur sonucu oluşan haksız fiildeki korumayı, ilk olmayan malvarlığı zararlarını da kapsayacak hâle getirmiştir. Kurulan ve işletilen ruhsatlı işyerlerinde bu durum, üretici sorumluluğu açısından kesin olarak bir rol oynar. “Im Baustromverteilerfall”’da (Đnşaat Elektriğinin Dağılımı Olayı): ilgili karar için bkz. BGH Beschl. VersR 1990, 1283. BGH, kurulan ve işletilen ruhsatlı bir inşaat işyerinin, çalışamamasından kaynaklanan zararlarının tazmin edilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Söz konusu davada, aletin devre dışı kalması ve bunun sonucu olarak inşaat alanını su basması nedeniyle oluşan malvarlığı zararlarından elektrik dağıtıcısının üreticisi sorumlu tutulmuştur. Bkz. DIETBORN, 24.

bbb) Genel Kişilik Hakkı

Kanun koyucu Borçlar Kanununu düzenlerken, kişiliğe ait belli hukukî değerlerin korunmasını öngörmüştür. Ancak, hukuka aykırı saldırılara karşı kişiliğin kapsamlı korunması, haksız fiil hukuku içinde çok sonra gelişmiştir218.

Bir hakkı ihlâl eden, bu ihlâli takip eden zararlardan da sorumludur. Belirli bir davranış yoluyla belli bir hakkın ihlâl edilip edilmediği, anayasa hukukundaki gibi

“menfaatler dengesi” aracılığıyla tespit edilir219.

Üretici sorumluluğunda genel kişilik hakkı bir anlam kazanamamıştır. Her halûkârda, üzerinde durulması gereken, eser ve benzeri basılmış şeylerden dolayı220 sorumluluktur. Ancak, bu tür olaylar üretici sorumluluğu olarak nitelendirilemezler221.

bb) Mülkiyetin Koruma Alanı

Kurulan ve işletilen ruhsatlı işyeri hakkının ve bunun gibi genel kişilik hakkının kabulü ile birlikte bu haklar haksız fiil kapsamına alınmıştır. Bu nedenle mutlak korumadan bahsedilemez. Mülkiyet hakkının ihlâli eşya üzerindeki etkilerdir ve bu etkiler malikin o eşyayı arzu ettiği şekilde kullanmasını engeller. Bu etkilerin tespiti güçlük arz etmektedir222.

aaa) Mülkiyetin Koruma Alanındaki Genel Gelişme

Bir olayda malvarlığı ihlâli olup olmadığına karar verirken yargı, malikin yetkilerini, ihlâlin süresini ve yoğunluğunu inceler. Sonuç olarak, meydana gelen zararların haksız fiile dayanan malvarlığı zararı mı, yoksa yalnızca ilk malvarlığı zararı mı olarak değerlendirileceğine ve bununla birlikte zararın tamamen mi yoksa kısmen mi tazmin edileceğine karar verilir223.

218 DIETBORN, 24.

219 Genel kişiler hukukunun kabulü için nihaî neden, özel korunmaya muhtaçlık ve kişilik değerlerinin Alman Anayasasında yer almasıdır (m. 1 – 2). Alman Anayasa Mahkemesi (BverfG), Anayasadan doğan genel kişilik hukukundan bahsetmemizi haklı hâle getirecek şekilde, kişiliğin kapsamlı korumasını geliştiren kararlar vermiştir. BGH, bir adım daha ileriye giderek genel kişilik hakları ihlâlinde, BGB § 847/I’in lafzının aksine, BGB § 253 ve 847’ye müracaat etmiştir: Đlgili karar için bkz. BGHZ 26, 349

“Herrenreiter”. Bu yaklaşım, BverfG tarafından da onaylanmıştır: Đlgili karar için bkz. BverfG 34, 269;

bu konuda bilgi için bkz. ERMAN/WESTERMAN, 617; PALANDT KOMMENTAR, 294.

220 Örneğin özene aykırı olarak eksik bilgilerin verilmesi gibi.

221 DIETBORN, 25.

222 DIETBORN, 25.

223 JAUERNIG, O./SCHLECHTRIEM, P./STURNER, R./TEICHMANN, A/VOLLKOMMER, M.:

Bürgerliches Gesetzbuch, Uberarbeite 8, München 1997, 8; Elektriğin kesilmesi nedeniyle kuluçka

bbb) Üreticinin Sorumluluğunda Mülkiyetin Koruma Alanının Gelişimi (Die Entwicklung des Schutzbereichs des Eigentums in der Produzentenhaftung)

Üretici sorumluluğundaki mülkiyet korumasının kapsamına ilişkin esas tartışma, BGH’nın kararlarıyla başlamıştır224. BGH, ayıplı ürünün ayıpsız ürüne zarar vermesinin de mülkiyetin koruma alanına girdiğine karar vermiştir. BGH’ya göre burada öncelikle, başlangıçtaki ayıbın bütün eşyanın “fonksiyonel ayrılabilir kısmı” (funktionell abgrenzbaren Teil) ile sınırlı olup olmadığına karar verilmesi gerekir. Aksi takdirde malvarlığı ihlâli söz konusu olmaz, zira ayıplı bir malın nakliyesi, sadece sözleşmeden doğan ayıba karşı tekeffül hâlinde alıcının seçimlik haklarının alanına girer. Bu karar nedeniyle, malvarlığı zararlarının tazmini, haksız fiillerde yer alan “takip eden zararlar”ı da kapsayacak şekilde nitelendirilir. Bu zamana kadar bu tip zararlar, haksız fiil hükümlerine göre (BGB § 823/I; BK m. 41) tazmin edilemeyen ilk malvarlığı zararı idiler ve yalnızca sözleşmenin müspet ihlâline ya da üretici ile tüketici arasındaki sözleşme bağına dayanarak BGB § 463’de yer alan hükme göre tazmin edilmişlerdir.

Bu görüşü nedeniyle çok sert eleştirilere maruz kalan BGH, bir başka kararında225, temel fikri daha açık ortaya koymak ve mülkiyet ihlâlinin kriterlerini daha da netleştirmek için, mülkiyete ilişkin terimlerden daha ziyade haksız fiilde korunan menfaat kavramı üzerinde yoğunlaşmıştır. Haksız fiildeki davranış yükümlülükleri, bir ürünün tüketicisi ya da kullanıcısının bütünlük menfaatlerini (Integritätsinteresse) korumayı amaçlamaktadır. Buna karşılık, satım sözleşmesine ilişkin garanti yükümlülükleri, kullanım ve menfaatler dengesinin korunmasını içerir226.

Üreticinin piyasaya sürdüğü hukukî eşyanın korunmasına ilişkin bütünlük veya sürdürme menfaatleri, mülkiyetteki gibi ihlâl edilebilir menfaatlerdir. Ayıp nedeniyle

makinesindeki yumurtaların çürüdüğü bir olayda BGH, malvarlığında zarar meydana geldiğini kabul etmiştir: Đlgili karar için bkz. BGHZ 41, 123; anders BGH NJW 1983. Başka bir olayda, elektrik kesilmesi sonucu fabrikanın üretimi durmuştur: Đlgili karar için bkz. BGHZ 29, 65. Böyle üretim kayıpları, sayı ve değerine göre (otomobil fabrikaları gibi) çok büyük zararlara neden olabilirler. Belli bir süre kullanılamayan üretim makinelerinin, kendi özlerine ilişkin herhangi bir zarara uğramamaları hâlinde tazminat hakkı doğmayabilir, ancak makinelerin özgülendikleri kullanım amacı doğrultusunda bir süre kullanılmaması hâli bizatihi zarar sayılır ve tazminat sorumluluğu doğurur. BGH, eşyanın herhangi bir etkiye maruz kalmadığı gerekçesi ile bu olayda zarar tazmin hakkını kabul etmemiştir. Fleetfall olayında ise BGH, aksi yönde bir karar vermiştir. Kıyıdaki bariyerin çökmesi nedeniyle bir gemi, kanalda aylarca mahsur kalmıştır. BGH, malikin yetkilerinin ihlâl edildiği gerekçesiyle burada mülkiyetin zarar gördüğüne karar vermiştir. Bkz. DIETBORN, 26.

224 Bu tartışma “Weiterfresserfällen” (Zararlı sonucun devam etmesi)’de başlamış ve

“Schwimmschalterentscheidung” olayında doruk noktaya ulaşmıştır. Bkz. BGHZ 67, 359.

225 Đlgili karar için bkz. “Gaszugfal”: BGHZ 86, 256.

226 DIETBORN, 27, 28.

sadece eşyada meydana gelen değer kaybının söz konusu olduğu hâllerde, bütünlük menfaati (Integritätsinteresse) ve bu bağlamda haksız fiilden doğan sorumluluk ortaya çıkmaz. Bu hâllerde, sadece sözleşme ile korunan kullanma ve denge menfaati söz konusu olur. Buradaki zarar, ürünün değer kaybına eşittir. Mülkiyet ihlâli bu durumda meydana gelmez. Kurulan ve işletilen işyerleri hakkının ihlâli de buna dahildir. BGH, bu durumda sadece bütünlük menfaatinin korunmasının hakkaniyete uygun olacağına karar vermiştir227.

Fonksiyonlarını yerine getiremeyen bir ürünün, bu nedenle başka eşyanın ve hukukî değerlerin zarar görmesine neden olmasını BGH yerleşik içtihadında, BGB § 823/I’le bağlantılı olarak bütünlük menfaatinin ihlâli ve bu suretle mülkiyetin ihlâli olarak görmektedir228. Mülkiyet el değiştirdikten sonra bu zararın ortaya çıkması hâlinde de BGH, aynı sonuca ulaşmaktadır229.

Mülkiyetin koruma alanının genişletilmesinin sonucu olarak, diğer şekilde tazmin edilemeyen ilk malvarlığı zararları da mülkiyetin ihlâli kapsamında tazmin edilebilir hâle gelmiştir230. Ayıplı ürünün, mülkiyetin koruma alanı içinde değerlendirilmesi ile bu sonuca ulaşılmıştır. Bu bağlamda, özellikle oluşan zararla ayıbın eşit değerde olmadığı ve hattâ ayıbın kendi değersizliğinin, ayıp nedeniyle ortaya

227 Đlgili karar için bkz. BGH NJW 1983, 812-813 “Hebebühne”; sözleşmeye ve haksız fiile dayanan ayıba karşı tekeffül yükümlülükleri arasındaki sınırı kaldırdığı gerekçesiyle BGH eleştirilmiştir. Haksız fiile bu yaklaşımıyla BGH, sözleşmenin müspet ihlâlinden doğan dolaylı zararlarda, zaten haksız bulunan kısa zamanaşımı süresini (BGB § 477) kaldırmak suretiyle zamanaşımı süresini uzatmıştır. BGH’ye yönelik bir diğer eleştiri de, haksız fiil hukukunun uygulanabilirliğini reddetmeksizin, elle tutulur bir sınırlandırma kriteri olmayan maddenin misliliğini (Stoffgleichheit) kabul etmesidir. Bunun yerine alternatif olarak, belirli işaretler yardımıyla bütün eşyanın ayıbının belirlenmesi sunulmuştur. Bu görüşler, BGB § 93’e kıyasla, bütünleyici parçalar arasında önemli ya da önemsiz ayrımına kadar gider. Geniş bilgi için inceleyiniz: DIETBORN, 28-29.

Bu sorunu, mülkiyet kavramı üzerinden değil, zararın tazminine neden olan davranış yükümlülüğünün ihlâli üzerinden çözme gayreti de vardır. Bu duruma örnek olarak, MERTENS’in “ürün güvenliği sorumluluğu”nu (Produktsicherheitshaftung) verebiliriz. Buna göre üretici, kaza önleyici veya çevre korumasını amaçlayan güvenlik standartlarının ihlâlinden doğan her zarar için haksız fiilden sorumludur.

Bu hâlde, üretilen bir ürünün zarar vermesi ile üretilecek bir ürünün baştan belirlendiği şekilde üretilmemesi arasında fark yoktur. Burada ölçü, hukukî değerin zarar görmesi değil, yüküme aykırı davranıştır. Kalitenin güvenliği yalnızca sözleşme hukukunun alanına girer. Bkz. DIETBORN, 28-29.

228 Đlgili kararlar için bkz. BGHZ 80, 186 “Apfelschorf”; BGH VersR 1984, 1151 “PVC-Folie”.

229 Đlgili kararlar için bkz. BGH Beschl. NJW-RR 1992, 283 “Lackhersteller”; BGH NJW 1994, 517

“Gewinde-schneidemittel”.

230 DIETBORN, 29.

çıkan değer kaybından fazla olduğu hâllerde, haksız fiille korunan bütünlük menfaati sona erecektir231.

Başlangıçta, haksız fiilin eksik yönlerini gidermek için sözleşme sorumluluğu genişletilirken, günümüzde sözleşme sorumluluğunda meydana gelen yetersizliklerin aşılması için haksız fiil genişletilmektedir232. Başka bir ifade ile, çoğu olayda bu yaklaşım, çok kısa olan zamanaşımı süresini (BGB § 477) bertaraf etmek için yapılmaktadır233.

Belgede GĐRĐŞ ĐÇĐNDEKĐLER (sayfa 60-68)