A. ESERLERĠ

III. HĠKÂYENĠN ELEġTĠRĠSĠ

Varka ve GülĢâh hikâyesinin kurgusuna eleĢtiri yapılmaktadır. Ali Mahmudî, Ayyukî‟nin yazdığı mesnevîyi esas alarak Varka ve GülĢâh hikâyesini eleĢtirmiĢtir. Bu kısımda onun eleĢtirisine yer verilmektedir. Hayali bir kıssayı nazme çevirmek ya da ana mitolojiyi düzeltmek için Ģairlik yeteneği yeterlidir. Ancak bir hikâyeyi bir dilden baĢka bir dile çevirmek için tarih, coğrafya ve sosyal bilgilere, özellikle asıl hikâyenin zaman ve

81 mekânını tamamen bilmek de gereklidir. Okuyucunun daha iyi algılayabilmesi için hikâyenin olayları tarih, kahramanların Ģahsiyetleri, yer ve zamana uygun olması gerekir.

Örnek olarak Arabistan‟ın çevre özelliklerini bilmeyen bir Ģair o ülkenin coğrafya özelliklerini kendi ülkesinin coğrafya özellikleri gibi zannedebilir ve kıĢın Ġran‟ın kuzey batısındaki soğukluğu Arap ülkelerinde de aynı Ģekilde olduğunu düĢünebilir. Ayyukî her iki sanata sahip değildir, yani ne üstün Ģairlik gücüne, ne de hikâyenin Arap ülkelerinin havasına sahip olabilmesi için hayal gücüne sahiptir.

ġair, mesnevîsinde yer alan ilk gazeli Varka‟nın rakibi ve GülĢâh‟ın düĢmanı olan Rebi‟nin ağzından söyler. YM‟de ise Ģair rakibin ağzından gazel söylemez ve mesnevî boyunca sadece Varka ve GülĢâh‟ın ağzından Ģiir söylenir, bu yüzden YM‟yi bu açıdan eleĢtiremeyiz. Rebi‟nin hikâyede yer aldığı kısımlar çok uzun değildir; ancak Ģair en güzel gazeli de onun ağzından söyler;

Eyā māh-ė gol-çehr-ė dėl-ḫāh-ė men Dėrāz ez-to şoẕ „ömr-ė kūtāh-ė men [122]

(Ey benim gönlümün dilediği gül yüzlü ayım, kısa ömrüm senin yüzünden uzadı.) Eger vaṣl-ė men derḫor āyeẕ to-rā

Neheẕ baḫt ber-moşterī gāh-ė men [123]

(Eğer benimle evlenmeyi kabul edersen baht benim yatağımı Jüpiter gezegeninde koyduğu anlamına gelecektir. (Benim çok talihli olduğumu gösterecektir.) )

Menem şāh-ė garden-kėşān-ė cehān To şāh-ė ẓarīfānī vü māh-ė men [124]

(Ben dünyanın gururlu Ģahıyım, sen de güzellerin Ģahı ve benim ayımsın.) Gerem der çeh-ė ġam neḫᵕāhī fegend

Çerā kendī ender zenaḫ çāh men [125]

[Eğer beni gam kuyuna atmayacaktın neden beni çene çukuruna kazdın? (Eğer beni üzmek istemiyordun neden beni âĢık ettin?)]

Hikâyenin içinde yer alan savaĢ sahneleri çok zayıftır. Örnek olarak ilk savaĢ sahnesinde, Rebi savaĢ meydanına çıktığında Varka tarafından da bir savaĢçı meydana çıkar:

82 evārī borun zeẕ sotūr ez-meṣāf

Be-dėl sedd-ė āhen be-ten kūh-ė ḳāf [354]

(Safların yanından gönlü demir barajı ve vücudu Kafdağı gibi olan bir binici çıktı.) ġu binici, bu kadar özelliği ile bir saldırı ile öldürülür:

Rebi„ ėbn-ė „Adnān be-ḥamle bereş Der-āmeẕ yekī tīġ zeẕ ber-sereş [358]

(Rebi Ġbn-i Adnan saldırıda belinden bir kılıç çıkartıp baĢına savurdu.) Ser-ė tīġ-ė ān şeh-sevārī gozīn

Der-āmeẕ be farḳ u füru şoẕ be-zīn [359]

(O seçkin binicinin kılıcının ucu baĢına saplandı ve attan düĢtü.)

YM‟de de buna benzer Varka‟nın kahramanlıklarını gösteren sahneler vardır106. Bu kadar güçlü olan Rebi kendini savunmadan bir kadının elinde olan bir mızrağın darbesiyle öldürülür:

Yekī neyze zed ān sotūde-honer Rebi„-ė forūmāye-rā ber-cėger [646]

(Sanatıyla övülen (GülĢâh), aĢağılık Rebi‟nin ciğerine bir mızrak sapladı.) Sėnāneş goẕārīẕ ez-sūn-ė poşt

Ber-ān-sān bezārī mer ū-rā be-koşt [647]

(Mızrağını sırtına sapladı, böylece onu öldürdü.)

Daha önce hiçbir kahramanlık göstermeden kaçırılan GülĢâh, bundan sonra yiğit bir savaĢçı gibi meydana çıkar ve Rebi‟nin oğullarını öldürür. ġaĢırtan birçok sahne, hamasenin birliğini bozmuĢtur. YM‟de ise GülĢâh‟ın kahramanlıkları A‟daki kadar abartılmaz, mesnevî boyunca sadece Benî Amr ile savaĢır ve o savaĢta da esir düĢer.

Varka ve GülĢâh‟ın hikâyesi daha çok âĢıkanedir. Yani bir ayrılığın anlatılmasıdır ama maalesef bazı açılardan bu yanı da hikâyenin zayıf noktalarına neden olur. ġair yalandan âĢık ve maĢuğa kutsallık vermeye çalıĢır. Kuzen olan âĢık ve maĢuk okulda birkaç kez birbirlerini öperler. Büyük ihtimal bu öpücüklere mana vermek için, hem Ģair

106 Ayrıntı için Bkz. BeĢinci Bölüm/ Konu Açısından KarĢılaĢtırma kısmı.

83 hem de hikâye açısından onların gençliği düĢünülmüĢtür. Belki de o zamanda Ģeriat bakımından onlara öpmek helal olduğuna dayanarak bunlardan söz edilmiĢtir:

Ço ḫālī şoẕī cāy-ė āmūzėgār

Dėl-ė ān do āsīme-yė rūzėgār [104]

(Öğretmenin yeri boĢaldığı zaman (öğretmen olmadığı zaman) devrin o iki periĢanının gönlü…)

Be-şoḳ-ė vėsāl ender āmīḫtī

Ferāḳ ez-ber-ė her do bogrīḫtī [105]

(KavuĢmanın zevkiyle bir oldu, ayrılık ikisinin yanından kaçtı.) Geh īn ez-leb-ė ān şeker çīn şoẕī

Geh ān „özr ḫᵕāhende-yė īn şoẕī [106]

(Bazen bu onun Ģeker dudağından öpücük aldı, bazen de o bunu öptü.) Geh ez-zolf-ė īn, ān goşādī gere

Geh ez-ce„d-ė ān,īn robūẕī zere [107]

(Bazen o elini bunun saçlarına götürdü, bazen de bu onun saçlarının düğümlerini açtı.)

Ço āmūzegār āmeẕī bāz cāy Şoẕendī serāsīme vü sost rāy [109]

(Öğretmen döndüğü zaman periĢan olup ne yapacaklarını ĢaĢırdılar.)

Ġki aĢığın arasındaki iliĢki bu birkaç öpücükle özetlenir. ġair bundan sonra iki aĢığın arasındaki iliĢkiye kutsallık vermeye çalıĢmıĢtır. Sanki iki âĢık her ne kadar büyüseler aralarındaki mesafe de daha fazla olması gerekiyormuĢ gibi anlatır. YM‟de Varka ve GülĢâh‟ın arasındaki aĢk baĢtan sonuna kadar masumluğunu korur ve onların aĢkı tam anlamıyla azra aĢkıdır.

GülĢâh‟ın Rebi tarafından kaçırıldıktan sonra Varka onu kurtarmak için elinden geleni yapar ama sonrasında kabilede tören yapmak yerine GülĢâh‟ın ailesi Varka‟dan mal ve mülk isterler. Varka bunları elde etmek için dayısından yardım almak üzere yolculuğa çıkar. YM‟deki durum da aynıdır.

84 Varka, GülĢâh ile evlenebilmek için ihtiyacı olan parayı elde etmek adına baĢka bir kabiledeyken GülĢâh‟ın güzelliğini duyarak ona âĢık olan ġam ġahı gelip zenginliği sayesinde onunla evlenir. Varka bu durumu öğrendiği zaman ġam‟a gider. ġam ġahının sarayında Varka, GülĢâh‟ın misafiri olur ama burada o aĢkı olmayan bir melektir. Bu yüzden ġam ġahı onları rahatlıkla yalnız bırakır:

Borūn reft bā-mekr ü telbīs ü bend Ze-nezd-ė do biçare-yė mostmend [1808]

(Ġki zavallı aĢığın yanından hilesini saklayarak gitti.) Be-beyġūle-yi der-nehān geşt şāh

Hemī kerd dozdīẕe zė-ān sū nėgāh [1809]

(ġah sarayın bir köĢesinde gizlendi, o tarafa gizlenerek baktı.) Ke tā der-miyāneşān ḫatāyī reveẕ

Ḥadīs ī beẕ ü nāsezāyī reveẕ? [1810]

(Ki onların arasında yanlıĢ bir Ģey yaĢanır mı? Kötü ve ayıp bir söz geçer mi?) Bedīn ḥāl mībūẕ tā-ṣobḥ rūz

Ke raḫşīẕ ḫorşīẕ-ė gītī-forūz [1811]

(Sabaha kadar böyleydi ki dünyayı aydınlatan güneĢ doğdu.) Ne z‟īn ü ne z‟ān dīẕ nā-merdomī

Ço īn bā-vefā dīẕ ü ān ādemī [1812]

(Ne bundan ne de ondan yanlıĢ bir Ģey gördü, bunu vefalı ve onu iyi bir insan olduğunu gördüğü zaman…)

ġairin anlattığı gibi Ģah o ikisinin iyi davranıĢını gördüğü zaman onları bir arada yatırır ve o iki âĢık da yanlıĢ hiçbir Ģey yapmazlar. Varka ve GülĢâh birbirlerinden ayrılırken bile sadece birbirine hasretle bakarak vedalaĢırlar. YM‟de de ġam ġahı, Varka ve GülĢâh‟ı gözetleyip onlardan yanlıĢ hiçbir Ģey görmez. Burada tek fark vedalaĢma kısmındadır ve iki aĢığın kucaklaĢmasına da değinilir. ġairin toplumun orta tabakasından olduğu düĢünülmektedir. ġair sarayda yaĢayan GülĢâh‟ın hayatını kendi hayatı gibi zanneder, onun binlerce hizmetçisi olduğu hâlde yokmuĢçasına hizmetçi yerine kendisi Varka‟ya ġam‟dan giderken yol azığını hazırlar:

85 Cėger-ḫaste Golşāh-ė īzeẕ-perest

ūy-ė poḫt-ė tūşe biyārīẕ dest [A/1885]

(Allah‟a tapan âĢık GülĢâh azık hazırlamaya baĢladı.) Hemī poḫt ān tūşe-rā bā-şėtāb

Hemī rānd ez-dīẕegān seyl-ė āb [A/1886]

(Hem hızlıca o azığı hazırlar, hem de gözlerinden sel gibi su akardı.)

Burada Ģair GülĢâh‟ın ġam sarayının hanımı olduğunu unutmuĢtur. YM‟de ise GülĢâh azık hazırlamaz belki ġam ġahı hazırlatır. Mesnevînin baĢka kusurları da vardır ve bu Ģairin Ģairlik gücünün fazla olmadığının göstergesidir. Örnek olarak savaĢ zamanında Varka ve GülĢâh yaptıkları kahramanlıklar ve okudukları meydanlar küçük yaĢlarına uygun değildir ve onlar çok tecrübeli savaĢçılar gibi gösterilmiĢlerdir. YM‟de ise bu abartılı kahramanlıklar sadece Varka için vardır. AĢk sahneleri aslında lirik olan bu mesnevîde o kadar azdır ki dil özellikleri dıĢında mesnevî baĢka açılardan değerli sayılmaz. Bu eleĢtiri YM için de geçerlidir. Eserin baĢka bir kusuru kısa olmasıdır. Birçok yerde daha fazla anlatmaya ihtiyaç olduğu hâlde buna önem verilmemiĢtir ve asıl konuya geçilmiĢtir. Örnek olarak ġam ġahı GülĢâh‟ı elde etmek için çok çabaladığı hâlde GülĢâh onunla birlikte olmak istemeyiĢini çok rahat kabul eder ve onu görmekle yetineceğini söyler. Bu kısım okuyucuların ĢaĢırmalarına neden olur. Bu kısım YM‟de de aynı Ģekilde iĢlenmiĢtir107.

Ahmed AteĢ görüĢüne göre ise Ayyukî‟nin yazdığı Varka ve Gülşâh baĢarılı ve değerli bir eser sayılmaktadır ve sadece mesnevînin içinde söylediği gazellerde fazla baĢarılı olmadığını dile getirir; Ayyukî, eserin içine serpiĢtirmiĢ olduğu gazellerde fazla baĢarılı olamamaktadır. Fakat hikâyenin anlatıĢ tarzında, beyitleri dolma sözler ile doldurmadan olayları anlatmakta son derece marifetlidir. Özellikle kahramanlık ve savaĢları tasvir ederken veya kahramanlarını savaĢa teĢvikte, onların maddî ve manevi durumlarını anlatmakta her zaman büyük bir ustalık göstermektedir108.

Ġsmail Hikmet Ertaylan da Yûsuf-ı Meddâh‟ın eserini değerlendirmektedir; eserde, vezin düĢüklükleri, vezin eksiklikleri ve vezin artıkları vardır. Fakat eserin bazı yerlerinde

107 Bu kısmın Ali Mahmudî‟nin Ayyukî‟nin mesnevîsine yazdığı eleĢtirisi ele alınarak yazılmıĢtır;

Mohammedî, a.g.m., ss. 107-110.

108 Ahmed AteĢ, “Farsça Eski Bir Varka ve GüĢah Mesnevîsi”, ĠÜ Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, Ġstanbul, 1954, s. 47.

86 adeta “Sehli mümteni” denecek kadar sade ve kıvrak bir vezin kullanıĢı vardır. Denilebilir ki Yûsuf-ı Meddâh vezin ve kafiyede kendinden önce gelen, hatta kendi çağdaĢı olan klasik Ģairlerden altta kalmaz. Eserinde, bütün eski klasik Ģairlerin kullandıkları “bedi ü beyan” kurallarını, bütün edebi sanatları kullanmıĢtır109.

IV. HĠKÂYENĠN OLAY BÜTÜNLÜĞÜNDE KULLANILAN YÖNTEMLER

Belgede AYYUKĠ ĠLE YUSUF-I MEDDAH’IN VARKA VE GÜLġAH MESNEVĠLERĠNĠN KARġILAġTIRILMASI (sayfa 95-101)