Göklerin ve Yeryüzünün Yaratılışı

Belgede ZEMAHŞERÎ’NİN EL-KEŞŞÂF’INDA MÜŞKİLÜ’L-KUR’ÂN (sayfa 150-153)

C. ÂYET GRUPLARI ARASINDA GÖRÜLEN İŞKÂL

5. Göklerin ve Yeryüzünün Yaratılışı

Kur’ân’da gök ve yerin yaratılış sırasının farklı anlaşılmasına sebep olabilecek âyetler bulunmaktadır. Bundan dolayıdır ki birçok müfessir bu âyetler doğrultusunda birbirinden farklı görüşler ortaya koymuşlardır. Müfessirler arasında bu görüş farklılıklarının olması âyetler arasında bir çelişkinin bulunduğu anlamına gelmemektedir. Göklerin ve yerin yaratılışı ile ilgili olan âyetler şöyledir:

اٍ۬ ميِلَعا ء ۡىَشاِّلُكِبا َوُه َواۚااٍ۬ تٲ َوٰـَمَساَعۡبَساَّنُهٰٮ َّوَسَفا ِءٓاَمَّسلٱاىَلِإا ٰٓى َوَت ۡسٱاَّمُثااٍ۬ عي ِمَجا ِض ۡرَ ۡلأٱاىِفااَّمامُكَلا َقَلَخاىِذَّلٱا َوُه

“O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök hâlinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.”629

آاَهٰٮَحَدا َكِلٲَذاَدۡعَبا َض ۡرَ ۡلأٱ َوااٰٮَحُضاَج َراۡخَأ َوااَهَلۡيَلا َشَط ۡغَأ َوااَهٰٮ َّوَسَفااَهَك ۡمَساَعَف َرااَهٰٮَنَباۚااُءٓاَمَّسلٱا ِمَأاا قۡلَخاُّدَشَأا ۡمُتنَأَء

“(Ey inkârcılar!) Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü yaratmak mı? Onu Allah kurmuştur. Onu yükseltmiş ve ona düzen ve âhenk vermiştir. O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da (ortaya) çıkardı. Ardından yeri düzenleyip döşedi.”630

اَنوُلِد ۡعَيا ۡمِہِّب َرِباْاو ُرَفَكاَنيِذَّلٱاَّمُثااۖااَروُّنلٱ َواِتٰـَمُلُّظلٱاَلَعَج َوا َض ۡرَ ۡلأٱ َواِتٲ َوٰـَمَّسلٱاَقَلَخاىِذَّلٱاِ َّ ِللَّاُد ۡمَحۡلٱ

627 Râzî, a.g.e., C. XXV, s. 249.

628 Ebüssuûd, a.g.e., C. II, s. 92.

629 Bakara, 2/29.

630 Nâzi’ât, 79/27-30.

138

“Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur.

Böyle iken inkâr edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar.”631

اَنوُن ِم ۡؤاُيا َلاَفَأاۖاا ّىَحا ء ۡىَشاَّلُكاِءٓاَمۡلٱاَنِمااَنۡلَعَج َواۖااَمُهٰـَنۡقَتَفَفااٍ۬ قۡت َرااَتَناَڪا َض ۡرَ ۡلأٱ َواِتٲ َوٰـَمَّسلٱاَّنَأاْا ٓو ُرَفَكاَنيِذَّلٱا َرَيا ۡمَل َوَأ

“İnkâr edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı?”632

Yukarıda yer aldığı üzere bazı âyetlerde yerin semadan önce yaratıldığı intibaı mevcuttur, bazı âyetlerde ise sanki semanın yerden önce yaratıldığı izlenimi verilmektedir;

bazı âyetlerde de semanın yerle birlikte yaratıldığı gibi bir anlam ortaya çıkmaktadır. İşte durum böyle iken, âyetler arasında sanki bir tenâkuz var gibi anlaşılmaktadır. Zemahşerî, âyetler arasında bir tezadın olmadığı görüşünde olup âyetlere açıklık getirmiştir. Ona göre yerin fizikî olarak var edilişi, göğün yaratılmasından evveldir; fakat hayata elverişli şekilde düzenlenmesi semanın yaratılmasından sonra gerçekleştirilmiştir. Nitekim rivâyet edildiğine göre Hasan-ı Basrî bu hususta şöyle demiştir: “Yüce Allah yeryüzünü Beyt-i Makdis’in konumunda, üzerinde bir duman tabakası yapışık kaya şeklinde yarattı. Daha sonra bu kayadan dumanı yükseltti ve ona sema adını verdi, kayayı ise yerinde bıraktı ve ondan yeryüzünü yarattı.”633

Enbiyâ sûresinde geçen “Gökler ve yer bitişik idi.” ifadesine gelince Zemahşerî bunu

“yüce Allah, yeri ve gökleri yarattıktan sonra yeri, sema ile bitişik durumda bıraktı, aralarında hiçbir boşluk yoktu veya yerler kendi içinde birbirine yapışık halde idi. Gökler de aynı şekilde birbirine yapışık idi, aralarında hiçbir açıklık yoktu; Allah onları birbirinden ayırdı.”

şeklinde açıklamıştır. Zemahşerî “kile” şeklinde konuyla ilgili bir görüş daha zikretmektedir:

Allah yer ve gökler birbirine bitişik halde iken ve aralarında hiçbir aralık yokken onları, yağmurla ve bitkiler ile ayırmıştır. Bu açıklamalardan sonra Zemahşerî, “İnkâr edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi?” (Enbiyâ 21/30) âyetinde işkâl varmış gibi düşündüren bir noktaya daha değinmektedir. Ona göre âyette muhatap olan insanlar semanın ve yerin bitişik olduğunu görmedikleri halde, “Görmediler mi?” şeklinde sorulup bunların doğruluğunu tasdik etmeleri istenmiştir. Müellif, tezat gibi görünen bu hususu iki şekilde açıklamaktadır.634 Birincisi, bu bilgi Kur’ân’da yer aldığı için gözle görülmüş, şahit olunmuş gibi kesinlik arz eden bir bilgi konumundadır. İkincisi, yerle semanın bitişik halde olduğu, sonradan birbirinden ayrıldığı akıl yoluyla anlaşabilecek bir husustur. Ancak bunların birbirinden

631 En‘âm, 6/1.

632 Enbiyâ, 21/30.

633 Zemahşerî, a.g.e., C. I, s. 251.

634 Zemahşerî, a.g.e., C. IV, s. 140.

139

ayrılmaları konusunu izah edecek bir varlık gerekmektedir ki bu da kadîm olan yüce Allah’tır.635

Göklerin ve yeryüzünün yaratılışı konusunda söylenenleri bir karşılaştırma yapacak olursak Kâtâde (v. 117/735) ve Kurtubî’nin içinde bulunduğu bazı müfessirler, semanın yerden evvel yaratıldığı görüşündedir. Bu görüşe göre Allah, öncelikle semanın dumanını, sonra yeryüzünü yaratmıştır; daha sonra duman halinde olan semaya yönelerek orayı düzenlemiştir. Neticesinde de yeryüzünü genişleterek yaymıştır.636 İbn Mes’ûd’dan nakledilen bir rivâyette semanın yeryüzünden önce yaratıldığına dair bilgi verilmektedir. Bu rivâyete göre “Allah Teâlâ’nın ilk yarattığı şey sudur. O’nun arşı da su üstünde yer almaktaydı. Yüce Allah, başka bir şey var etmek istediğinde sudan bir duman çıkararak onu yükseltti ve “gök”

olarak isimlendirmiştir. Daha sonra suyu kurutarak yeryüzünü yoktan var etti ve Pazar-Pazartesi günlerinde bu yeryüzünü yedi arz şekline getirmiştir. Bu yerin üzerine balık attığında balık hareket etmiş ve yer sarsılmıştır. Bundan dolayı yerin üstüne dağlar konmuştur.” Nitekim bu durum, “Allah, gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı.

Yeryüzüne de sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı.”

âyetinde de bildirilmektedir.637 Salı ve Çarşamba günlerinde sabit dağlarla beraber orada yaşatacak mahlûkatların ihtiyaçlarının giderilmesi adına ağaçlar, gıdalar ve gerekli olan rızıkları var etmiştir. Nitekim “O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.”638 buyurulmuştur.

İbn Kesîr, yeryüzünün semadan önce yaratıldığı görüşünde bulunmaktadır. Ona göre her işin başlangıcı temel ile başlanır sonra ise üst kısmı yapılır. Zira Bakara sûresi 29. âyeti, Fussilet sûresi 9-12. âyetleri de açık bir şekilde bunu göstermektedir. İbn Ebî Tâlhâ (v.

143/760) ve İbn Abbâs’a göre de yeryüzü semadan önce var edilmiştir ancak onun yayılması semanın yaratılmasından sonra gerçekleşmiş olmaktadır.639 Râzî’ye göre yüce Allah, öncelikle yeryüzünü yaratmış, sonra semayı yaratmış ve en sonunda da yeryüzüne yönelip onu yaymıştır. Semanın önce yaratıldığı manasının çıkarıldığı آاَهٰٮَحَدا َكِلٲَذاَدۡعَبا َض ۡرَ ۡلأٱ َوا/“Ardından yeri düzenleyip döşedi.”640 âyetinde yer alan كلاذا دعب ifadesi “bunun ardından” manasına gelmeyip كلاذا عم /“bununla birlikte” manasında kullanılmıştır. Durum böyle iken âyetler arasında herhangi bir çelişki söz konusu değildir. اهاحد lafzı da sadece “yaymak” manasına

635 Zemahşerî, a.g.e., C. IV, s. 141.

636 Kurtubî, a.g.e., C. I, ss. 255-256.

637 Lokmân, 31/10.

638 Fussilet, 41/10; Ayrıca bkz. Kurtubî, a.g.e., C. I, s. 256.

639 İbn Kesîr, a.g.e., C. I, 121,123; C. VII, 151.

640 Nazi’ât, 79/30.

140

gelmemektedir; bu kelime ile yeryüzündeki nebatların ve yiyeceklerin yetişmesinin uygun hale getirilmesi kastedilmektedir. Zira bu durumun, ancak semanın yaratılmasından sonra gerçekleşmesi mümkündür.641 Nîsâbûrî (v.730/1329) de semadan önce yeryüzünün yaratıldığı görüşünde bulunmaktadır.642

Ateş’e göre bu âyetlerin maksadı, en kıymetli varlık olan insanın üzerinde yaratıldığı dünyanın, diğer gök cisimleri arasındaki değerini belirtmektedir. “Sonra duman hâlinde bulunan göğe yöneldi.”643 âyetiyle semanın esas maddesi olan gök gazının (duhânın), yeryüzüne şekil verilmesinden önce var edildiği gösterilmektedir. Ayrıca En‘âm sûresinin

“Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur.”644 âyetinde semanın yeryüzünden önce yaratıldığına dair bilgi verilmektedir. Yüce Yaratıcı önce bütün evrenin ana maddesi olan duhânı yaratmış, sonra gök cisimleri arasında insanın yaratılacağı Dünya’yı hayatın oluşması için uygun bir hale getirmiştir. Dünya hayatının yaşanabilmesi için hava, ısı ve ışık gibi maddeler gereklidir. Bunların da Güneş’e bağlı olmasından dolayı Dünya’dan önce Güneş’in yaratıldığı anlaşılmaktadır.645

Konuyla ilgili müfessirlerin ihtilâfı, zıtlık ifade etmeyip âyetleri farklı şekillerde tefsir etmelerinden kaynaklanmaktadır. Zemahşerî, cem‘ ve te’vil yoluyla bu âyetler arasında var gibi görünen çelişkiyi gidermiştir. Genel kanaat, Allah önce yeri, ardından semayı yarattığı ve en sonunda yaratılacak varlıkların hayatını sürdürebilmesi için gerekli olan yeryüzünü yaydığı görüşüdür. Kanaatimiz de bu doğrultudadır.

Belgede ZEMAHŞERÎ’NİN EL-KEŞŞÂF’INDA MÜŞKİLÜ’L-KUR’ÂN (sayfa 150-153)