Diğer Eklerle Sağlanan Söz Dizimsel Yaptırımlı Çatı

Belgede SABAHATTİN ALİ’NİN KUYUCAKLI YUSUF ADLI ROMANINDA BİÇİM BİRİMSEL, SÖZLÜKSEL VE SÖZ DİZİMSEL ÇATI (sayfa 176-182)

D. Türkçede Çatı

2. Geçişlilik-Geçişsizlik

3.4. Söz Dizimsel Yaptırımlı Çatı

3.4.4 Diğer Eklerle Sağlanan Söz Dizimsel Yaptırımlı Çatı

3.4.3.13. {-mAk} İçin

{-mAk} mastar eki ve için edatıyla kurgulanan birleşik bir ektir. Eklendiği eylem, ulaç/ulaç öbeği oluşturarak yan önerme oluşturur ve temel cümlede sunulan eylemin nedenini belirtir. Bu yönüne ek olarak söz konusu yan önermenin, zarf tümleci kimliğiyle temel cümlenin gerçekleşmesinde “yaptırım uygulama” işlevini yansıttığı görülmektedir.

“Lambayı yakmak için yerinden kalkarak sokak üstündeki odaya gitti.” (s.

133)

kalkmaya neden olan: Lambayı yakmak istemesi kalkan: O (Şahinde)

3.4.3.14. {-AcAğI} İçin

“{-AcAk} + iyelik eki + için” dil birimleriyle kurgulanan birleşik yapılı ulaç eklerindendir. Eylem kök ya da gövdelerine eklenerek onları cümlede ulaç/ulaç öbeği olarak kullanılmasını sağlar. Bu eki alan yapı yan önerme kimliğiyle, temel önermede belirtilen eylemin gerçekleşme nedenini ortaya koyar. Bu işlevle bağlantılı olmak üzere yine yan önerme konumuyla cümlenin zarf tümleci rolüne bürünerek temel cümlede belirtilen eylemin gerçekleşmesine katkı sağladığı, temel cümlenin gerçekleşmesi için bir

“baskı unsuru” ya da “etki etme” niteliği taşıdığı söylenebilir.

“Yazın yarısı bu bağda geçeceği için, her şeyleri getirmişlerdi.” (s. 63) getirmeye neden olan: Yazın yarısının bu bağda geçmesi

getiren: Onlar (Hilmi Bey’in ailesi)

Bu örnekte sözlüksel yaptırımlı çatı (getir-) ile söz dizimsel yaptırımlı çatı bir aradadır.

“Böyle ağlama hamlelerinden birinde Muazzez hıçkırıklar arasında:

‘Yusuf!.. Yusuf!.. Ben senden korkuyorum!’ diye mırıldandı.” (s. 143)

Cümlede geçen “Ben senden korkuyorum!’ diye mırıldandı” cümlesinde söz dizimsel çatı ulamı yansıtılmıştır. Zira sen (Yusuf) zamiriyle kodlanan kişi, yüklemde işaretlenen öznenin (ben/Muazzez) korkmasında “ettiren” rolüne büründüğü görülmektedir.

Cümledeki anlam bağı daha ayrıntılı değerlendirilirse Muazzez’in korkmasına neden olan, korkmasında etkili olan unsurların Yusuf’un davranışları olduğu tahmin edilebilir.

Roman içerisinde bu davranışlar yüzey yapıda veya derin yapıda sunulduğu gibi doğrudan ya da dolaylı yoldan da belirtilebilir. Ancak söz dizimsel yaptırımlı çatının varlığını belirlemek için böyle bir ayrıntıya ihtiyaç yoktur. Verici senden (Yusuf’tan) sözcüğüyle tüm itici gücü, yaptırım uygulayan unsurları genellemiştir. Öte yandan kork- eylemi, anlamsal yönünden kaynaklı olarak -seçimlik olmak koşuluyla- bir nedensellik zarfına ihtiyaç duyar. Bu ögenin canlı bir varlık oluşu yaptırımlı çatı için oldukça elverişlidir. Bu yolla alıcıya -doğrudan ya da dolaylı olmak üzere- yüklemde belirtilen eylemin gerçekleşmesine katkı sağlayacak ikinci bir ögenin varlığı sezdirilir ki bu örnek özelinde bu ögenin sen zamiriyle kodlanan Yusuf olduğu açıktır. Böyle bir durumda yüklemde işaretlenen ikincil özne yapan/eden konumuyla söz dizimine hizmet etmektedir. Genel olarak bakıldığında şöyle özetlemek mümkündür: “Sen, beni korkutuyorsun.”

korkutan/birincil özne: Sen (Yusuf) korkan/ikincil özne: Muazzez 3.4.4.1. {-DAn}

Birden çok anlamsal işlevi olan, ad işletme eklerinden biri {-dAn} ekidir. Eki alan adlar, tamlama oluşturur ve tamlayan göreviyle farklı anlamsal özellikleri yansıtabilir. Özellikle sahiplik-aitlik (insanlarDAN bazısı), bütün-parça (Arkadaşına pantolonlarınDAN ver / Arkadaşına pantolonların içinDEN bir pantolon ver), karşılaştırma (Bu eşyalar suDAN ucuz; hemen alalım), nitelik (Bu iş, çelikTEN yürek ister) bildiren tamlayan ekleri işlevinde görülmektedir (Üstünova, 2012: 103).

{-DAn} ekiyle çekimlenen yapılar eylemi/yüklemi etkilediğinde zarf göreviyle cümleyi anlamsal yönden tamamlar. Zarf tümleci olarak, zaman (erkenDEN gidelim seninle),

neredeyse), yer-yön (Tolga, yarın Ankara’DAN gelecek) ve soru (nereDEN geliyorsunuz) gibi anlamsal bağları belirtmek için kullanılır (Üstünova, 2012: 223).

Söz konusu dil birimiyle işletime giren yapılar cümlenin ikincil nesnesi ya da zarf tümleci rolüyle yüklemin belirttiği eylemde hareketin gerçekleşmesine etki eder. Bir başka deyişle eylemin gerçekleşmesindeki baskı unsuru, itici güç niteliği söz konusu ekle kurgulanan yapılara yüklenir.

“Ben de korkudan sesimi çıkarmaz, debelenip elinden kaçmaya bakardım.”

(s. 62)

ses çıkamamaya neden olan: Şakir’den korkmak ses çıkarmayan: Ben (Kübra)

“Ben utancımdan olanı biteni anlatamadım.” (s. 62) anlatamamaya neden olan: Utanmak

anlatamayan: Ben (Kübra)

“Arabacı deli bir oğlandı, atları sürer, arabayı devirecek gibi koştururdu.

Hem korkudan iki yanıma sarılır hem de keyfimden bağırırdım.” (s. 63) 1- korkudan iki yanıma sarılırdım

sarılmaya neden olan: Korkmak (Arabacının deli bir oğlan olması, arabayı devirecek gibi koşturması)

sarılan: Ben (Kübra)

2- keyfimden bağırırdım

bağırmaya neden olan: Kübra’nın keyifli olma durumu bağıran: Ben (Kübra)

“Şu anda bu koskoca dünya üzerinde kendisini düşünen bir tek kişi bile mevcut olmadığına o kadar emniyeti vardı ki, acı bir kabadayılıkla kendisi de hiç kimseyi düşünülmeye layık bulmuyor; fakat bundan, sebebini anlayamadığı bir üzüntü duyuyordu.” (s. 75-76)

üzüntü duymasına neden olan: Bu (acı bir kabadayılıkla kendisinin hiç kimseyi düşünülmesi ve kendisini düşünen bir tek kişinin bile olmaması düşüncesi)

üzüntü duyan: Yusuf

“Kolları soğuktan diken diken olduğu halde yüzü kıpkırmızı kesilmişti.” (s.

78)

diken diken olmasına neden olan: Havanın soğuk olması diken diken olan: Muazzez’in kolları

Kolları soğuktan diken diken olduğu halde yüzü kıpkırmızı kesilmişti kıpkırmızı kesilmesine neden olan: Havanın soğuk olması

kıpkırmızı kesilen: Muazzez’in yüzü

“Bu taşlar bile sıcaktan kavrulmuş ve büzülmüşe benziyorlardı.” (s. 114) 1- Bu taşlar bile sıcaktan kavrulmuşlardı

kavrulmaya neden olan: Havanın sıcak olması kavrulan: Taşlar

2- Bu taşlar bile sıcaktan büzülmüşe benziyorlardı büzülmeye neden olan: Havanın sıcak olması

büzülen: Taşlar 3.4.4.2. {-sA} Eki

Bu yapı, eklendiği eylemle yan önerme oluşturarak temel önermeyi şart, istek, dilek vb.

anlam ilgileriyle tamamlarken temel cümlede zarf göreviyle konumlandırılır.

{-sA} ekiyle çekimlenen eylemler yan önerme konumuyla bazen temel cümlenin gerçekleşme/gerçekleşmeme nedenini yansıtabilir. Yine “neden olma” anlamıyla bağlantılı olmak üzere eylemin gerçekleşmesinde itici güç olma niteliği söz konusu eki alan yan önermeyle yansıtılabilir. Bir diğer ifadeyle eylemin gerçekleşmesindeki baskı unsuru olma, yaptırım uygulama niteliği söz konusu ekle kurgulanan yapılara yüklenir.

“Zaten biraz yaramaz olan Muazzez, Yusuf olmasa evin altını üstüne getirebilirdi.” (s. 23)

… getirmemeye neden olan: Yusuf’un olması/varlığı

… getiren: Muazzez

“’Ermez olur mu? Yalnız Şakir'in ne mal olduğunu öğrenirse herhalde adını bile anmaz, değil mi?’” (s. 70)

adını anmamaya neden olan: Şakir'in ne mal olduğunu öğrenmek adını anmayan: Muazzez

“Çok kere başını alıp gitmek, Balıkesir'de, Bandırma'da bir ağanın yanına arabacı yahut işbaşı girmek istedi. Halbuki böyle yaparsa babasını, Muazzez'i, hatta Şahinde'yi üzmüş olacaktı.” (s. 107)

üzülmesine neden olan: Yusuf’un başını alıp gitmesi; Balıkesir'de, Bandırma'da bir ağanın yanına arabacı yahut işbaşı girmesi

üzülen: Babası, Şahinde, Muazzez

“Ah, ölmeden evvel evladının namuslu birine vardığını görse ve gözleri arkada kalmasa, o zaman bu yorgun hayattan ayrılmayı, hatta biraz isteyecekti de...” (s. 110)

1- Ah, ölmeden evvel evladının namuslu birine vardığını görse ve gözleri arkada kalmasa, gözleri arkada kalmamasına neden olan: Ölmeden evvel evladının (Muazzez’in) namuslu birine vardığını görmek,

gözleri arkada kalmayan: Kaymakam

2- Ah, ölmeden evvel evladının namuslu birine vardığını görse o zaman bu yorgun hayattan ayrılmayı, hatta biraz isteyecekti de

…istemesine neden olan: Ölmeden evvel evladının (Muazzez’in) namuslu birine vardığını görmek,

…isteyen: Kaymakam

3- gözleri arkada kalmasa, o zaman bu yorgun hayattan ayrılmayı, hatta biraz isteyecekti de

…istemesine neden olan: gözleri arkada kalmamak

…isteyen: Kaymakam

“Salâhattin Bey de hala gelmemişti… Bu gece gene geç vakitlere kalırsa çıldırırdı.” (s. 133)

çıldırmaya neden olan: Salâhattin Bey’in bu gece gene geç vakitlere kalması çıldıran: O (Şahinde)

“Onlar bu evin istikbalini düşünmüş, akıllıca hareket etmiş olsalardı, şimdi Şahinde ile kızı elin heriflerine, dalkavukluk edip onları eğlendirmeye mecbur kalmazlardı.” (s. 191)

mecbur kalmaya neden olan: Onların (Yusuf ve Salâhattin Bey’in) bu evin istikbalini düşünmüş, akıllıca hareket etmiş olmaması

mecbur kalan: Şahinde ile kızı (Muazzez) 3.4.4.3. {-(y)lA} Eki

İle edatının ekleşmiş biçimi olarak değerlendirilen bu ek, geldiği ad ya da ad görevli sözcükleri eyleme/yükleme bağlayarak onları durum, vasıta gibi anlamsal ilgilerle tamamlar. Bu yönüyle söz konusu eki alan yapılar cümlede zarf tümleci olarak konumlandırılır. Ekin bu anlamsal ve söz dizimsel işlevinin yanında bazen yan önerme kimliğiyle temel cümlenin gerçekleşmesi için bir “baskı unsuru” ya da “etki etme”

niteliği, söz konusu eki alan yapılara yüklenir.

“… Karabaşın Mehmet ismindeki bir çocuğa Yusuf birdenbire iki kuvvetli yumruk ekleştirdi. Neye uğradığını bilemeyen çocuk, ağzı kan içinde iki kere yerde yuvarlandı. Kalkıp Yusuf’a atılmak istedi, daha doğrulmaya vakit bulamadan ikinci bir hücumla yere serildi.” (s. 21)

yere serilmesine neden olan: Yusuf tarafından İkinci bir hücuma uğramak yere serilen: Karabaşın Mehmet

“Birdenbire sararan çehreleri, titreyen elleriyle, acınacak bir hal almışlardı.” (s. 47)

acınacak hal almaya neden olan: Onların çehrelerinin sararması, onların ellerinin titremesi

acınacak hal alan: Onlar

“Oldukça soğuk havaya rağmen, belki de yaklaşmakta olan baharın verdiği bir cesaretle, düğün açıkta yapılıyordu.” (s. 86)

…yapılmasına neden olan: Baharın verdiği cesaret

… yapılan: Düğün

“Akşam üzerleri yalnız başına evde otururken, sokaktan her geçenin ayak sesiyle yerinden hoplar, kapının çalınmasını ve soluk yüzüyle babasının içeri girmesini beklerdi.” (s. 163)

yerinden hoplamasına neden olan: Sokaktan her geçenin ayak sesi yerinden hoplayan: O (Muazzez)

“Toz, saman, beygir, gübre ve ter kokusuyla bunalan başlarını şimdi tatlı ve sarhoş edici bir çam kokusu sarıyordu.” (s. 129)

bunalmaya neden olan: Toz, saman, beygir, gübre ve ter kokusunun varlığı bunalan: Onların (Yusuf ve Muazzez’in) başları

Belgede SABAHATTİN ALİ’NİN KUYUCAKLI YUSUF ADLI ROMANINDA BİÇİM BİRİMSEL, SÖZLÜKSEL VE SÖZ DİZİMSEL ÇATI (sayfa 176-182)