A. Namaz Bahslerinin Tahlili

4. Değerlendirme

a. El-Vikâye’nin Namaz Konusunun Değerlendirilmesi

Tacüşşeria’nın el-Vikâye eserinin namaz konusunda yaptığımız çalışma sonucunu ve bu konu hakkındaki değerlendirmelerimizi şekil ve muhteva açısından ele alacağız.

(1) Şekil Açısından (a) Dil ve Üslup

Tâcüşşeria’ın konuyu muhtasar biçimde ele almış olmasından dolayı eseri anlamak için Arapça bilmek tek başına yeterli değildir. Lâfızlarının anlaşılır ve açık olmasına rağmen, vecizliği dolayısıyla kişinin konuya vakıf olması veya eserin bir hoca eşliğinde okunması gerekmektedir. Çalışmamızda Leknevî’nin Umdetü’r-Rivâ’ye alâ Şerhi’l-Vikâye ve Sadrüşşerian’nın Şerhu’l-Vikâye eserlerinden anlaşılmayan noktalara bakılmıştır. Bu eserlerdeki açıklamalardan yola çıkarak konuyu gücümüzün yettiği kadar kavramaya çalıştık. Eserde sadece birkaç kelimeyle ifade edilen bir hüküm, aynı zamanda Hanefî literatüründeki birçok tartışmaya, bu tartışmadaki taraflar arasında yapılan bir tercihe, bu literatürde yer alan önceki birçok metne, bu metinde kullanılan ifade kalıplarına ve ibarelere, bu kalıplar ve ibareler arasında müellifin daha doğru ve uygun bulduğu unsurlara vs. işaret etmektedir. El-Vikâye’nin önemli özelliklerinden biri, cümlelerinin akıcılığı ve ezberlemek isteyenler için kolaylık sağlamasıdır. Konularının sahih ve güvenilir oluşu da diğer bir önemli özelliğidir.

El-Vikâye’nin muhtevası incelendiğinde fıkhî meseleleri öğretmesi yanında, bir hükümler manzumesi ve bir fetva kitâbı olduğu görülmektedir. Nitekim müellif fıkhî meselelerde kendi tercihini yapmış ve aynı zamanda konu hakkındaki fetvasını bu suretle vermiştir.

(b) Tertip

Eserde ilk başta namaz vakitler sonra mekruh olan vakitler açıklanmıştır. Genel olarak söylemek gerekirse ilk başta namazla ilgili yapılması gerekenler anlatılmış sonra yapılmaması gerekenler anlatılmıştır. Bundan sonra müellif ezan babı, namazın şartları gibi konular ele alınmıştır. Namazın farzlarını ve vaciplerini namazın sıfatı babında zikretmiştir. Kıraat ve cemaat faslında da aynı şekilde ilk önce bu konuyla ilgili farzları, vacipleri, sünnetleri ve müstehapları saydıktan sonra aynı konuyla ilgili haramları ve mekruhları da eklemiştir. Daha sonra sırasıyla vitir, nafile, güneş ve ay tutulması, kaza, secde sehiv, hasta, tilavet secdesi, yolculuk, cuma, bayram namazları, korku namazı, cenaze, şehit ve Kâbe’de kılınan namazları ele almıştır. Bunları sayarken farzın idraki

başlığı ile açtığı bir bapta namaz kılan kimsenin hata yapması mümkün olan bazı hallerini misallerle açıklamıştır.

(c) Kaynaklar

El-Vikâye’nin namaz konusunda Hanefî mezhebinin önde gelen âlimlerinin görüşleri de yeri geldikçe zikredilmiştir. Mesela akşam namazı için güneşin batmasından şafakın kızarması diye belirtildikten sonra İmameynin de görüşlerinin bu olduğunu belirtmiştir. Yeri geldikçe isim belirtmeden Hanefî âlimlere göre şöyledir demiştir. Mesela iftitah tekbirini makamla söylemenin Hanefî âlimlere göre şart olduğunu söylemiştir. El-Vikâye Hidâye’nin muhtasarı olmasına rağmen bazen muhalif olduğu konulara da rastlanmaktadır. Namazın vaciplerini sayarken ilk ve son oturuşu vacip olarak belirtmiştir.

Gerekçe olarak Abdullah b. Abbas’tan rivayet edilen hadisi delil olarak göstermiştir.138 Oysa Hidâye’de ilk oturuş sünnettir. Aynı bapta namaza başlarken ilk önce eller kaldırıldıktan sonra tekbir getirileceğini söylemiştir. Bu görüşte de ihtilaf olup Ebu Hanife ve İmam Muhammed başta olmak üzere fukaha’nın çoğu bu görüşteler.139 Buna benzer birçok konularda müellif Hanefî âlimleriyle birlikte muteber eserleri de dikkate alarak konuları açıklamıştır.

(2) Muhteva Açısından

Eserin namaz konusuna baktığımızda, müellifin bu konusuyla ilgili bütün konulara temas ettiğini görüyoruz. Ancak kendisi, kuyuların hükmü ve gemide namaz kılmak gibi konulara değinmemiştir. Müellif bu eserini torunu ve onun yaşındaki gençlere yönelik yazdığı için yukarıda sayılan konuları niçin ele almadığı gayet açık olarak ortaya çıkmaktadır. Eserde bazı konulara has bap veya fasıl açmaksızın ona yakın başlık altında o konuyu zikredilmiştir.

b. Fıkhu’l-Keydânî’nin Namaz Konusunun Değerlendirilmesi

Keydânî’nin Fıkhu’l-Keydâni adlı eseri üzerine şekil ve muhteva yönünden değerlendirilme yapılacaktır.

(1) Şekil Açısından (a) Dil ve Üslup

      

138 Buhâri, I. nr. 403. 

139 İbnü’ş-Şihne, a.g.e., s. 89. 

Mukayese yaptığımız eserlerin içerisinde hem kısa hem sade olması bakımından ayrıcalığı olan Fıkhu’l-Keydânî sadece namazın dışındaki ve içindeki hükümleri saymaktadır. Namazın hükümlerine başlamadan önce müellif kısaca hükümlerin Allah katında ne kadar önemli olduğuna yani kul farzları terk etmesi halinde veya sünnetleri terk etmesi halinde cezasının ne olacağına değinmiştir. Dili sade Arapça olup anlaşılmasında fazla zorluk yoktur. Zira müellifin amacı da bu yönde indi, bundan dolayı fazla ayrıntılara girmeden Arapçanın kısa ve öz ifadelerinden istifade etmiştir. Buna rağmen konuları anlatırken açıklama ihtiyacı duyduğu yerleri kısaca açıklamış ve kendi görüşlerini de belirtmiştir.

(b) Tertip

Eserin telif ediliş tertibi de aynı şekilde sade ve bütün hükümleri kapsamıştır.

Müellif hükümleri sayarken namaz kılacak kimsenin yapması lazım olan şeylere öncelik verip, sonra yapmaması gerekenlerle devam ettirmiştir. Mesela ilk önce farzları, vacipleri, sünnetleri, müstehapları, mubahları saydıktan sonra haram, mekruh ve fasit diyerek devam ettirmiştir.

(c) Kaynaklar

Keydânî, eserinde konuları Hanefî mezhebi bağlamında işlemiştir. Hanefî âlimleri veya kitapları doğrudan zikredilmese de karşılaştırmamız sonucunda görüşlerinin ve tutumlarının Hanefî mezhebine yönelik olduğu kanaatine varmış olduk. Daha da ileriye gidecek olursak Muhammed Sultan el-Ma’sûmî el-Hucendî’nin de (696/1297)140 söylediği gibi sadece Hanefî mezhebinin kayıtsız şartsız doğru olduğunu kabul eden âlimlerdendir.

(2). Muhteva Açısından

Fıku’l-Keydânî mukayese yaptığımız diğer eserlerden farklilkta sadece namazın hükümlerini ele almıştır. Zira eserini telif etme nedeninin bu olduğunu bilmek zor değildir.

Eserin Maveraünnehir medreselerinde fıkıh’a giriş mahiyetinde talebelere öğretilmesinin bir sebebi de eserin sadece namaz hükümlerini içermesidir.

c. El-Mukaddime ’nin Namaz Konusunun Değerlendirilmesi

İznikî’nin el-Mukaddime’si üzerine şekil ve muhteva yönünden değerlendirme yapılacaktır.

      

140 Karaman, İki Din Mazlumu, s. 61. 

(1) Şekil Açısından (a) Dil ve Üslup

İznikî eserinin başında da söylediği gibi ergenlik yaşına yakın kız ve erkek çocuklar için telif ettiğini ifade eder. Eserine aldığı konuların Arapça ve Farsça kitapların telif edildiğini fakat avam için zor olduğunu, zira okuyup öğrenmeleri halinde de çabucak unutulduğunu söyler. Bu sebepten dolayı eserini Türkçe yazdığını belirtir. Bu hedef doğrultusunda her bir konuyu açıklar iken bolca misaller vermekten kaçınmamıştır.

Eserin amacı ergenlik öncesinde bu eserin okutulduğu gençlerin gönlüne ve inancına dinin emrini tutmanın ve müslümanlığa bağlanmanın gerekli olduğu düşüncesini yerleştirmek, ergenlik sonrasında da bu bilgileri hayata geçirmesini sağlamaktır.

(b) Tertip

İznikî namaz konusunu ele alırken mukayese yaptığımız diğer eserlerden farklı olarak önce taharetten başlayarak suyun hükmü ve temizlik konularını zikretmiştir. Bundan sonra kadınların âdet ve lohusalık durumlarını ele almış ve guslün hangi durumlarda vacip olduğunu beyan etmiştir. El-Vikâye’de olduğu gibi namaz kılan kimsenin yapabileceği hataları ve kıratta yapılabilecek mahreç hatalarını geniş bir şekilde misaller vererek anlatmıştır. Daha sonra namazın içindeki ve dışındaki hükümlerini açıklamıştır. Cuma, bayram, yolculuk ve bu türden namazları beyan etmiştir. Son olarak namazda okunan duaları da eserine eklemiştir.

(c). Kaynaklar

Nmaz babında Hanefî mezhebinin en muteber âlimlerinden iktibas yapmaktadır.

Aynı şekilde konuyla ilgili telif edilen kitaplardan bolca yararlanmıştır. Konuyla ilgili son dönem Hanefî âlimlerinin de görüşlerini kitabına almıştır.

Zaman zaman Şâfiî mezhebinin hükümleri ile de mukayeseler yapılmaktadır.

Ancak Şâfiî mezhebine dair görüşlerde herhangi bir kaynak belirtilmez.

(2). Muhteva Açısından

İznikî namaz konusuyla ilgili anlatılabilecek konuları kendisinin de ifade ettiği gibi gençlere yönelik olması sebebiyle bazı uç konuları eserine almamıştır. Ele aldığı konuları sadece zikretmekle kalmayıp misallerini de eklemiştir.

Belgede FIKHU’L-KEYDÂNÎ, EL-MUKADDĐME VE EL-VĐKÂYE’NĐN MUKAYESESĐ: NAMAZ ÖRNEĞĐ (sayfa 74-79)