I. Dünya Savaşı ve Sendikal Hareket

In document KURULUŞU, SENDİKAL ANLAYIŞI VE SOSYAL AVRUPA’NIN ŞEKİLLENMESİNE ETKİSİ (Page 45-49)

I. BÖLÜM

1.2. Avrupa Emek Hareketinin Tarihsel Evrimi

1.2.5. I. Dünya Savaşı ve Sendikal Hareket

1900’lü yılların başı itibariyle Avrupa sendikal hareketinin uluslararası örgütlerin oluşturulması üzerindeki etkisi çok daha görünür hale gelmiştir. Bu örgütlerin başında 1902 yılında Almanya, Belçika ve İngiltere’nin öncülüğünde kurulan “Ulusal Sendika Merkezleri Uluslararası Sekreterliği (International Secreteriat of National Trade Union Confederation- ISNTUC)” gelmiştir. Sekreterliğin merkezinin Berlin’de olması kararlaştırılırken, uluslararası sekreterlik görevini sosyal demokrat kimliğiyle ön plana çıkan Alman sendikacı “Karl Liegen” üstlenmiştir. Sekreterlik ile II.

Enternasyonal arasındaki iyi ilişkilere rağmen, ISNTUC, politik faaliyetlere yönelmek yerine sendikal istatistiklerin tutulması, grev süreçlerinde gerekli dayanışma ağının oluşturulması, üyelerinin bulunduğu ülkelerde çalışma yasaları ve sendikal hareket hakkında bilgi alışverişinde bulunulması gibi statik alanlara öncelik vermiştir. İlk faaliyet dönemlerinde sekreterliğin yoğun olarak Avrupa ülkeleri sendikalardan oluşmasına karşılık, 1910 yılında Amerika Emek Federasyonu (American Federation of Labor- AFL) da ISNTUC’a üye olmuştur. Böylece sekreterlik içerisinde üç farklı sendikal anlayışın konumlandığı görülmüştür. Birinci grubu Almanya ve Avusturya sendikalarının oluşturduğu, barışçıl toplu pazarlık stratejilerini savunan ve sosyalist partilerle iyi ilişkiler kuran reformist sendikalar oluştururken, ikinci grubu çoğunlukla meslek esasına göre örgütlenen ve kendi üyelerinin çıkarlarını ön planda tutan Amerikan ve İngiliz sendikaları meydana getirmiştir. Ağırlıklı Fransız sendikacılığından etkilenen ve daha çok antimilitarizm ve genel grev söylemlerini dile getiren diğer sendikalar ise üçüncü grubu oluşturmuştur. Bu durum Sekreterlik içerisinde özellikle Amerikan sendikaları ile Fransız sendikaları arasında bir ayrımın yaşanmasına neden olmuştur. ISNTUC, bu ayrışma ve anlaşmazlıklar nedeniyle beklenen düzeyde bir etkinlik gösterememiştir (Lorwin, 1977: 33).

ISNTUC içinde çıkan tartışmaları takiben AFL, sekreterliğin isminin Uluslararası Sendikalar Federasyonu (International Federation of Trade Unions- IFTU) olarak değiştirilmesini isterken, Fransız sendikaları bütün ülkelerin sendikalarını bir

araya getirecek bir kongre oluşturulmasını talep etmişlerdir. Sonuç olarak AFL’nin önerisi genel kabul görmüş, Sekreterliğin ismi, 16-19 Eylül 1913 tarihleri arasında Zürih’te düzenlenen bir Kongre ile IFTU olarak değiştirilmiştir. IFTU’nun kurucu kongresine birçok farklı devletten2 sendikalar katılım sağlamıştır. Federasyon başkalığını ise yine Karl Liegen üstlenmiştir (Lorwin, 1977: 33-34; Lefrac ve Sülker, 1966: 37). IFTU’nun kurulmasının ardından patlak veren I. Dünya Savaşı, örgütün faaliyetlerini askıya almasına neden olmuştur. Savaşın başlamasıyla Avrupa sendikal hareketi içerisinde ulusal çıkarların ön plana çıktığı görülmüştür. Savaşla birlikte birçok sendika, kendi devletlerinin politikaları doğrultusunda araçsallaştırılmıştır (Munck, 2003: 167-168; Erdoğdu, 2006: 182-183).

Savaş sırasında ulusal kaygıların artmasına rağmen Avrupa sendikaları arasındaki iletişim ve Savaş’ın durdurulması yönündeki çabalar devam etmiştir. Belçika İşçi Sendikaları Konfederasyonu, 1914 yılında savaşın durdurulabilmesi adına işçi sınıfı içerisinde verilecek bir mücadele hattını tartışmak için Brüksel’de bir Konferans düzenlemiştir. Ardından 1914 yılında Almanya’da ve Fransa’da savaş karşıtı eylemler ve gösteriler gerçekleştirilmiştir. Karl Liegen, savaş sırasında işçiler arasındaki iletişimin kuvvetlendirilmesini sağlamak amacıyla, Amsterdam’da bir irtibat bürosunun kurulmasını sağlamıştır. Ayrıca 1915 yılında Leon Jouhaux öncülüğünde Paris’te de bir irtibat bürosu kurulmuştur. Farklı Avrupa şehirlerinde kurulan irtibat büroları arasındaki anlayış farklılıkları, çeşitli anlaşmazlıkların ortaya çıkmasına da neden olmuş, Karl Liegen öncülüğündeki grup, Paris’teki irtibat bürosunu tanımadığını dile getirmiştir (Türk-İş, 1968: 31-32). Belirtmek gerekir ki I. Dünya Savaşı, Avrupa sendikal hareketi içerisinde ulusal kaygıları ön plana çıkarmakla birlikte, sendikalar arasında savaş karşıtı bir dayanışma çabasının oluşmasına da zemin hazırlamıştır. Ancak sendikaların ortaya koydukları bu iletişim çabaları, sendikal anlayışlar arasındaki farklılıklar nedeniyle çoğu zaman beklenen katkıyı sağlayamamıştır. Kısaca savaş döneminde Avrupa sendikal hareketi içerisindeki bölünme daha görünür hale gelmiştir. 1917 yılında gerçekleşen Ekim Devrimi ile birlikte dünya üzerinde ortaya çıkan kutuplaşma, Avrupa sendikal hareketi üzerinde de doğrudan etkili olmuştur.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Birliği (SSCB)’nin kurulmasından sonra Avrupa sendikal hareketi içerisinde sürekli olarak iki karşıt çizginin birbiri ile çatışmasına

2 İngiltere, Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, Danimarka, Finlandiya Almanya, Avusturya, Sırbistan,

tanıklık edilmiştir. Savaş sonrasında 1919 yılı içerisinde Berlin Enternasyonali, Amsterdam Enternasyonali ve Moskova Enternasyonali3nin kurulduğu görülmüştür.

Berlin Enternasyonali, çoğunlukla Avrupa’da faaliyet gösteren sosyalist gruplar ve partilerden destek almış, üretim araçlarının sosyalizasyonunu gündeminde tutmuştur.

Amsterdam’da düzenlenen Konferans ile yeniden faaliyetlerine başlayan IFTU ise üretim araçlarının sosyalizasyonu, savaş karşıtı çalışmalar, gericilikle mücadele gibi konuları gündemine taşımış, dünyada yaşanan politik gelişmelerin de etkisiyle sadece ekonomik kaygılar taşıyan bir çizgide hareket etmemiştir. Bu durum AFL’nin tepkisini çekmiş, örgütün politikleşmesi gerekçesiyle AFL, 1921 yılında IFTU’dan ayrılma kararı almıştır. Böylece örgüt çok daha yoğun bir şekilde Avrupa meselelerine odaklanmaya başlamıştır. 1920’li yılların başları itibariyle IFTU, Avrupa’da baş gösteren işsizlik ve ekonomik kriz problemlerine yoğunlaşırken, Avrupa’nın yeniden inşasını da hedefleri arasına almıştır (Erdoğdu, 2006: 188; Işıklı, 2003: 120; Türk-İş, 1968: 46-49).

IFTU, I. Dünya Savaşı sonrasında sol bir eğilim sergilemiş olsa da sosyal demokrat bir çizginin ötesine geçememiş, Sovyet sendikalarıyla ilişkileri örgüt içerisinde sorunların yaşanmasına neden olmuştur. Sovyet sendikalarıyla ilişkilerin bir ön koşulu olarak IFTU, kendi tüzüğünün kabul edilmesini talep etmiştir. İngiltere Sendikalar Kongresi (Trade Unions Congress- TUC)’nin bu durumu tersine çevirme noktasındaki çabaları da sonuç vermemiş, örgüt içerisinde sağ kanadın hâkimiyeti hissedilir hale gelmiştir. 1926 yılında İngiliz madencileri tarafından gerçekleştirilen grevin başarısızlıkla sonuçlanması sonrasında TUC, hem üye sayısı hem de finansal anlamda güç kaybetmiştir. Bu gelişmenin de etkisiyle IFTU yönetimi sağ eğilimli sendikalara geçmiştir (Tabakow ve Pellar, 2006: 168). 1930’lu yılların başı itibariyle özellikle Almanya’da faşizmin yükselmesi, Avrupa sendikal hareketi içerisindeki kaygıları da bu yöne taşımış, bununla birlikte Alman Nazizmi karşısında genel grev, Alman mallarının boykot edilmesi gibi farklı stratejiler tartışılmaya başlanmıştır. IFTU, bu dönemde ekonomik sorunlar, faşizme karşı mücadele, yeni olası bir savaşın önlenmesi, Batı Avrupa sendikalarının korunması gibi konulara öncelik vermiş, bu

3 1919 yılı Şubat ayında Berlin’de Sosyalist Enternasyonal ikinci kez kurulmuş, IFTU, Temmuz ayında Amsterdam’da düzenlenen bir konferansla yeniden faaliyetlerine başlamış ve Mart ayında III.

Enternasyonal Moskova’da oluşturulmuştur. Her üç oluşumda kuruldukları şehirlerin adlarıyla anılmıştır (Lorwin, 1977: 63).

süreçte Sovyet sendikalarıyla birleşme fikri de gündeme alınmıştır. Ancak böyle bir birlikteliğin kalıcı olmayacağı süreç içerisinde anlaşılmıştır.

Moskova Enternasyonali olarak da bilinen III. Enternasyonal ise üyelerinin komünist programı kabul etmeleri koşulunu getirirken, Proleter Enternasyonalizm ilkesini kabul etmiştir. Enternasyonalin öncülüğünü Lenin üstlenirken, yapılanma Sovyetler Birliği’nde gerçekleştirilen devrimin etkilerini yayma amacı içerisinde hareket etmiştir. Enternasyonal içerisinde Marxizmin etkileri açıkça öne çıkmış, sınıf sendikacılığının yayılması hedeflenmiştir. Diğer enternasyonallere benzer bir şekilde III. Enternasyonal içerisinde de yoğun çatışmalar yaşanmış, bu durum Enternasyonalin etkinliğini zayıflatmıştır. Sendikalar içerisinde komünist partilere bağlı ekiplerin oluşturulması ve IFTU’nun reformist anlayışına karşı mücadele yürütülmesi Enternasyonal’in amaçları arasında yer almıştır. III. Enternasyonal, 1921 yılında Kızıl Sendikalar Enternasyonali’ne (Red Trade Union International- RILU) dönüşmüş, 1943 yılında Josef Stalin tarafından kapatılana kadar III. Enternasyonal ile benzer çizgide faaliyetlerini sürdürmüştür (Lorwin, 1977: 70-71; Tabakow ve Pellar, 2006: 165; Işıklı, 2003: 126; Kota, 1977: 36; Windmuller, Pursey ve Baker, 2007: 75).

II. Dünya Savaşı öncesinde Avrupa sendikal hareketi içerisindeki bölünme sadece ideolojik boyutla sınırlı kalmamış, din temelinde de gerçekleşmiştir. Almanya, Avusturya, Belçika, Hollanda, Sovyetler Birliği, İtalya, İsveç ve İsviçre, hristiyanlık temeline dayalı sendikal anlayışın güçlü olduğu Avrupa ülkeleri arasında yer almıştır.

Avrupa’daki hristiyan sendikalar 15-19 Haziran 1920 tarihinde Lahey’de bir araya gelerek Uluslararası Hristiyan Sendikalar Federasyonu (International Federation Christian Trade Union- IFCTU)’u kurmuşlardır. Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Hollanda, Avusturya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve İsviçre sendikaları, IFCTU’nun kuruluşunda yer almışlardır. Avrupa’da yaşanan faşizm ve totaliter uygulamalar IFCTU’nun ilk dönem faaliyetleri üzerinde etkili olmuş, örgüt bu nedenle üye kayıpları yaşamıştır (Cordova, 1968: 72-73; Tabakow ve Pellar, 2006: 171; Uçkan Hekimler, 2017: 265-267). 1968 yılında aldığı bir kararla Dünya Emek Konfederasyonu (World Labour Confederation- WCL) olarak faaliyetlerini sürdürmeye devam eden IFCTU, özellikle bu süreçten sonra ETUC’un kuruluşu ve Avrupa sendikal hareketinin şekillenmesi üzerinde son derece önemli bir etkiye sahip olmuştur.

2. II. DÜNYA SAVAŞI SONRASI AVRUPA VE AVRUPA SENDİKAL

In document KURULUŞU, SENDİKAL ANLAYIŞI VE SOSYAL AVRUPA’NIN ŞEKİLLENMESİNE ETKİSİ (Page 45-49)