Bulgular

Belgede Sinop'un toplumsal yapısı (sayfa 124-127)

7. SİNOP’UN EKONOMİK YAPISI, SORUNLARI VE ÇÖZÜM

9.1. Bulgular

B.1. Sinop’ta en erken yerleşimin Kalkolitik Çağa (M.Ö. 4500) kadar uzandığı 80’li yılların sonunda yapılan kazılarla ortaya çıkmıştır.

Karagöz Höyük’te yapılan kazılar (1987-1988) çok sayıda tarih öncesi yerleşim yerlerini ortaya çıkarmıştır. İlk Tunç Çağı, İlk Tunç Çağı II ve Erken Kalkolitik Çağına ait farklı yerleşim yerleri Sinop’un tarihinin ne kadar eskilere dayandığının ispatıdır. Hititler, Gaşkalılar, Asurlular, Frigler, Kimmerler, Miletler, Lidyalılar Sinop’ta iz bırakan başlıca uygarlıklardır.

Yine son yıllarda gün yüzüne çıkarılan ve M.S. 660 yılında Sinop’ta yapılan Balatlar Kilisesi, gerçekleştirilecek geniş çaplı kazı ve onarım çalışmaları sonrası Trabzon’daki Meryem Ana Manastırı’nı turist potansiyeli bakımından geride bırakabilecek ve Hıristiyanların hac görevleri için en önemli nokta haline gelebilecek potansiyele sahiptir. Var olan turizm potansiyel kaynakları ülke turizmine kazandırıldığında, İlin turizmden elde edeceği ekonomik gelir de istihdam da artacaktır.

Açıklanan nedenlerle bu bulgu denence-3’ü de doğrulamaktadır.

B.2. Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Atatürk, Samsun’a gitmek üzere Bandırma Vapuru ile Karadeniz’e çıktıktan sonra 18 Mayıs 1919 günü Sinop Limanına uğramıştır. Samsun ve Doğu Karadeniz ile iç Anadolu illerine düzgün karayolu bağlantısı olmadığı için Samsun’a devam etmiş ve burada karaya çıkmıştır.

Bu tarihi olay, bugün bile ulaşım sorunu çeken Sinop için dönüm noktası olabilirdi. Milli Mücadele’nin başlangıcı kabul edilen 19 Mayıs 1919 Atatürk’ün Samsun’a çıkışı belki de bugün 18 Mayıs 1919 Atatürk’ün Sinop’a çıkışı olarak

kutlanıyor olabilirdi. Bu sayede ünlenen ve yatırım için bölgede ön alan Samsun yerine Sinop’a yatırım yapılabilirdi. Bu nedenle bu bulgu da denence-1’i doğrulamaktadır.

B.3. Ayancık ilçesinde 1929 yılında açılan kereste fabrikası kurulduğunda Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ikinci büyük ağaç işleri fabrikasıydı. Bölgenin en önemli geçim kaynağı olan fabrikanın bağımsız ve ekonomik yönetilememesi ve yenilenememesi nedeniyle kapatılması işsizliği artırmış, göçü hızlandırmıştır.

Fabrikaya yıllarca yatırım yapmayan, tüm makine ve donanımının çağ dışı kalmasına neden olan yetkililer zarar ediyor gerekçesiyle fabrikayı kapatınca onlarca işçi işsiz kalır. Daha sonra fabrika özelleştirilirse de işçi sayısı oldukça düşük tutulmuş ve işlerini kaybedenler başka şehirlere göç etmek zorunda kalmışlardır. Bu araştırmayı kaleme alan kişi de bu durumdan etkilenen birçok kişiyi yakından tanımaktadır. Zaten sınırlı olan iş olanaklarının da ortadan kalkmasıyla oluşan işsizliğin göçe neden olduğu gerçeği de denence-2’yi doğrulamaktadır.

B.4. Sinop’un nüfus yapısı ile ilgili temel sorun diğer birçok ilin aksine nüfus artışı değil, nüfusun azalmasıdır.

Sinop, yıllık nüfus artış hızı % -29,54 ile en çok göç veren illerimizden olup, nüfus kayıtları üzerinde yapılan incelemede toplam nüfusun 1.182.543 olması da bunun en önemli göstergelerinden birisidir.

Sinop Sürekli göç veren az gelişmiş iller arasında yeni il olan Ardahan ve Bartın’dan sonra doğu ve güneydoğuda yer alan birçok ilimizin aksine ilk sırada %75,7 net göç hızı ile Sinop gelmektedir. Bu bulgu aynı zamanda bu yönden denence-2’yi ve denence-5’i de desteklemektedir.

B.5. Okuma yazma bilenlerin Türkiye’deki oranı % 87,3 iken, bu oran Batı Karadeniz Bölgesi’nde % 85,5’e, Sinop’ta ise % 82,7’e düşmektedir. Bu oranın Türkiye ortalamasının altında olmasının en önemli nedenlerinden birisi, kentli nüfusun köy nüfusuna oranla düşük olmasıdır.

Kırsal bölgelerde küçük köylerin dağınık ve birbirinden uzak olması, okul sayısının nüfusa göre yeterli olmasına rağmen dağınık yerleşimlerden dolayı öğrenci sayısının ve öğretmen sayısının az olması, ailelerin çocuklarını tarlada çalıştırmak istemeleri gibi sebepler okur yazarlık oranını etkilemektedir.

B.6. Kentleşme sorunlarının başında, hem il merkezi hem de şehir merkezlerindeki altyapı ve üstyapı eksiklikleri gelmektedir.

Merkez ve ilçelerin hiçbirinde Arıtma Tesisi bulunmamaktadır. Ayrıca Sinop il sınırları içinde Kentsel Yenileme Alanı yoktur. Bunun yanında Sinop’ta yerleşim bölgelerinin bugün karşılaştığı en önemli sorunlardan birisi de kentsel çöpler, yani evsel atıklardır. Bu yönüyle bakıldığında bu bulgu denence-4’ü kısmen desteklemektedir.

B.7. İlde nüfusun yaklaşık olarak % 72’si tarım, % 8’i sanayi, % 20’si ise hizmetler sektöründe bulunmaktadır İl nüfusunun % 72’sinin tarımla uğraşması ancak verimli ve etkin tarım yapılamaması nedeniyle yeteri kadar gelir elde edilememektedir.

İlin tarımsal yönden en büyük sorunu arazilerin çok parçalı ve dağınık oluşudur. Üzerinde tarım yapılabilen 231.170 ha. arazi genellikle orman açması olup engebeli, çok parçalı ve % 86 oranında su erozyonuna açık olduğundan etkin ve verimli tarım yapılamamaktadır. Sinop ili topraklarında kültür bitkilerinin yetiştirilmesini ve tarımsal kullanımı kısıtlayan erozyon, sığlık, taşlık kayalık drenaj ve çoraklık gibi etkinlik dereceleri değişen bazı sorunlar bulunmaktadır.

Ancak İlin sahil kesiminde ormanlarda kendiliğinden yetişen kestane çiftçiler için potansiyel bir gelir kaynağıdır. İşsiz kalan insanların geçimini sağlayabilecekleri topraklarda yeterli gelir elde edebilmeleri göçü de azaltabilecektir. Bu yönüyle değerlendirildiğinde bu bulgu da denence-2’yi kısmen doğrulamaktadır.

B.8. Sinop madencilik sektöründe oldukça fakirdir. Ekonomik olarak hem ulusal ekonomiye katkı hem de istihdam yaratan iş yeri anlamında madencilik bir ilin gelişiminde önemli yer tutar. Sinop’ta ancak mermer ve taş ocakları ile küçük çaplı tuğla ve kiremit fabrikası vardır. Bu durum ilin işsizlik oranını da etkilemektedir. Bu yönüyle bu bulgunun denence-2 ve 5’i de desteklediğini söyleyebiliriz.

B.9. Sinop’ta hayvancılık denildiğinde akla tavuk, koyun, sığır ve arıcılık gelmektedir, ancak il genelinde bilimsel çalışan ve üretim yapan çiftlik/iş yeri yoktur.

Genel olarak her köylünün birkaç küçükbaş veya büyükbaş hayvanı vardır. Ancak büyük çiftlikler, süt ve et entegre tesisi olmadığı için gelirlerin ekonomik karşılığı da sınırlı olmaktadır.

B.10. Sinop sığ kıyılara sahip oluşu, coğrafi konumu ve Karadenizli balıkçıların avlanma mevsimine ilişkin ilk işareti aldıkları bölge olması yanında, ülkemiz balık

üretiminin %5-7’si gibi bir paya sahip olması nedeniyle su ürünleri üretimi içinde potansiyel bir ekonomik öneme sahiptir.

B.11. Sinop’a yapılacak santralin aynı yatırımla Akkuyu’ya yapılacak santrale göre sadece suyu daha soğuk olduğu için % 5 daha fazla elektrik üretilebileceği ifade edilmektedir. Bu durum enerji ve istihdam sorunu yaşayan ilin ekonomik çıkış noktası olabilir.

Türkiye’nin enerji açığı ve bağımlılığı bilinen bir gerçektir. Bu gerçekten hareketle çevre güvenliği sağlanmış, çağdaş teknoloji ile yapılacak bir nükleer santralin yapımı Sinop için katkı sağlayacaktır. Bu bulgu da istihdam yaratacağından denence- 2’yi doğrulamaktadır.

B.12. Sürekli göç veren ilin bu durumunu engellemek ve kalkınmasını sağlamak için yeni yatırımlara ihtiyaç vardır. Göçü engellemenin en temel yolu da istihdamı artırmaktır. Sinop’ta devlet eliyle istihdam artırıcı çalışma yoktur. Kapanan önemli istihdam merkezlerinin yerine açılan en son Sinop Üniversitesi vardır. Bu nedenle bu bulgu denence-5’i kısmen desteklemektedir.

B.13. Sağlık ve turizm alanları başta olmak üzere ilde uzman personel sıkıntısı vardır. Sağlık sektöründe uzman doktor, turizmde ise kalifiye eleman yetiştirecek fakülte ve yüksekokul gereklidir. Bu eksiklikler giderildiğinde ilin sağlık ve eğitim sorunlarının çözümüne katkı sağlayacak hem de istihdam sağlanabilecektir. Bu yönüyle bu bulgu denence-2 ve 4’ü de desteklemektedir.

Belgede Sinop'un toplumsal yapısı (sayfa 124-127)