ULUSLARARASI ÖRGÜTLERİN YOLSUZLUKLA MÜCADELE STRATEJİLERİ

B- ULUSLARARASI ÖRGÜTLERİN FAALİYETLERİ

1- Birleşmiş Milletler

Günümüzde, dünyanın en fazla üyesi (192) bulunan ve küresel uluslararası örgüt niteliğinde bulunan Birleşmiş Milletler Örgütü’nün kurulduğu ilk yıllarda yolsuzlukla ilgili çalışmalar yapmamıştır. Ancak gelişen dünya ekonomisi sistemlerine bağlı olarak artan yolsuzluk olaylarının, hemen tüm dünya ülkelerinde görülmeye başlaması ve ülke yönetimlerini sarsacak düzeyde etkilerinin görülmesi üzerine uluslararası alanda etkinliği ve varlığı halen tartışılmakla birlikte Birleşmiş Milletler konu ile ilgilenmeye başlamıştır.

Örgütün yolsuzluk konusu ile ilgilenmesi ilk olarak 1975 yılında aralarında uluslararası ticaret işlemlerindeki rüşvetin de bulunduğu bütün yolsuzluk uygulamalarını mahkum eden 3514 sayılı kararın alınması ile başlamıştır.

Birleşmiş Milletler Örgütünde yolsuzlukla ilgili faaliyetler Uyuşturucu ve Suçlarla Mücadele Komisyonu bünyesinde yürütülmekte, sadece yolsuzlukla mücadele eden bir birim bulunmamaktadır.

a- Temel Belgeler

Birleşmiş Milletlerin, doğrudan yolsuzluklarla ilgili olmamakla beraber, görevlilerin yetki istismarından kaynaklanan suçlarla ilgili olarak 29 Kasım 1985 tarihinde “Birleşmiş Milletler Suçtan ve Yetki İstismarından Mağdur Olanlara Adalet Sağlanmasına Dair Temel Prensipler Bildirisi”ni yayınladığını görmekteyiz. Yetki istismarından mağdur olanların da birer yolsuzluk mağduru olduğunu kabul edersek, bu metnin üye devletler nezdinde ciddi etkileri olduğunu söyleyebiliriz. Zira, yetki istismarından mağdur olanlarla ilgili olan 19 uncu maddede aynen; “Devletler, yetki istismarını yasaklamak ve bu tür istismardan dolayı mağdur olanlara başvuru yolları sağlamak üzere iç hukukta gerekli düzenlemeleri yaparlar. Bu başvuru yolları, özellikle, giderimi ve/veya tazminatı, ve gerekli her türlü maddi, tıbbı, psikolojik ve toplumsal

yardım ve desteği kapsar.”196 Denilerek üye ülkeleri zorlayıcı bir hüküm getirilmiş olmaktadır. Bu tür çoğu bildiri ve deklarasyonun tavsiye niteliği taşıdığı dikkate alındığında bu metnin daha yaptırım gücü olan ya da üyeleri zorlayan bir metin olduğu söylenebilir.

Bağımsız bir birim bulunmamakla birlikte Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 12 Aralık 1996 tarihinde “Yolsuzluğa Karşı Eylem ve Kamu Görevlileri İçin Uluslararası Davranış Kuralları” adı altında bir metin yayınlamış, bu metnin ilk cümlesinde de; “toplumların güvenliğini ve istikrarını tehlikeye düşüren, demokratik ve ahlaki değerleri zayıflatan ve sosyal, ekonomik ve toplumsal gelişmeyi tehlikeye atan yolsuzluğun ortaya çıkardığı ciddi problemlerden endişe duyulmaktadır” denilerek yolsuzluğun temel nitelikleri belirtilmiş ve artık tüm dünya için tehdit olduğu açıkça ortaya konulmuştur. 197 Aynı metinde yolsuzluğun 90’lı yıllarda ulusal sınırları aşan ve bütün toplumları ve ekonomileri etkileyen bir olay olduğundan uluslararası işbirliğinin gerekli olduğu vurgusu yapılmıştır. Örgüt içi mekanizmalara ve örgüt dışında yer alan etkin uluslararası örgütlere yönelik birtakım talep ve önerilerin yer aldığı metnin geri kalan bölümünde, yolsuzluğun önlenmesi ve kontrol altına alınması için üye ülkelere daha etkin hizmet verilmesi ve teknik destek sağlanması için Genel Sekreter göreve çağrılmaktadır. Ancak görülmüştür ki; Genel Sekreterler o tarihten bu yana kendilerine verilen bu önemli görevi etkin bir şekilde yerine getirememişlerdir. Genel Sekreterlerin geniş katılımlı basın toplantılarında ya da Genel Kurullarda yolsuzluk konusuna gereği gibi değindiği, uluslararası kamuoyunun dikkatini çektiği görülmemiştir. Genel Sekreter bu çerçevede, “Hukuk Devleti İlkesinin Korunması ve Teşviki: Yolsuzluk ve Rüşvete Karşı Eylem” başlıklı bir Rapor yayınlamakla yetinmiştir.198

196 http://www.yolsuzluklamücadele.org/mevzuat/bm7.htm , Yararlanma Tarihi: 11.05.2008

197 United Nations, International Code of Conduct for Public Officials, United Nations General Assembly 82 nd Plenary Meeting, 12 December 1996. Kaynak:

http://gopher.un.org/00ga/recs/51/RES51-59.EN, Yararlanma Tarihi: 12.03.2008

198 Ayrıntılı bilgi için bknz. Yolsuzlukla Mücadele Stratejileri, Ed: Coşkun Can, AKTAN. Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu, Ankara 2002

Bu kuralların yayımlanmasından 4 gün sonra Birleşmiş Milletler Genel Kurulu bu kez, “Uluslararası Ticari İlişkilerde Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Deklarasyonu”nu yayınlamıştır. 199 16 Aralık tarihli bu deklarasyonda ise, genel olarak yolsuzluk uygulamalarını önlemek için Hükümetler işbirliğine çağrılmakta, Ekonomik ve Sosyal Konseyin bazı kararlarına atıfta bulunulmakta, yolsuzluk ve rüşvet konusunun daha ayrıntılı ve düzenli bir şekilde incelenmesinin sürdürülmesi talebine yer verilmektedir.

Bu deklarasyon, özellikle rüşvet kavramını ayrıntılı bir şekilde tanımladıktan sonra bu uygulamayı yapmamak üzere uluslararası şirketlere çağrıda bulunmakta, hükümetlere de bu konuda ciddi yasal düzenlemeler yapmaları için gerekli çalışmaları başlatmaları tavsiyesinde bulunmaktadır.

Bu deklarasyonun önemli bir noktası da, üyelerini bağlayıcı bazı maddeler içermesidir. Zira Deklarasyonun ekinin giriş bölümünde, “Bireysel olarak veya uluslararası ya da bölgesel organizasyonlar yoluyla her bir devletin kendi anayasasına ve temel hukuki ilkelerine ve ulusal kanun ve prosedürlere uygun olarak benimsenen kanun ve ilkelere tabi faaliyetleri gerçekleştiren üye devletler aşağıdaki hususlarda söz vererek kendilerini bağlarlar”

denilerek, devamında üye ülkelerin rüşvet ve yolsuzlukla mücadele konusunda neler yapmaları gerektiği tek tek sayılmıştır. Özellikle 1 inci madde bu anlamda önemlidir. Amacı ifade eden madde şöyledir; “Özellikle uluslararası ticari ilişkilerde rüşveti yasaklayan mevcut kanunların etkin bir şekilde uygulanmasına çalışmak konusunda olmak üzere, uluslararası ticari ilişkilerde yolsuzluk, rüşvetin bütün türleri ve ilgili tüm yasadışı uygulamalarla mücadele etmek, bu amaçla kanuni düzenleme yoksa kanuni düzenlemeye gitmek ve kendi yetkileri çerçevesinde bu Deklarasyon’un hedeflerini gerçekleştirmek için etkin ve somut eylemler gerçekleştirmek”.

199 United Nations, Declaration Against Corruption and Bribery in İnternational Commercial

Transactions, United Nations General Assembly 86 th Plenary Meeting, 16 December 1996. Kaynak:

http://gopher.un.org/00ga/recs/51/RES51-59.EN.191, Yararlanma Tarihi: 22.05.2008

Burada üye ülkelerin uluslararası rüşveti önlemek konusunda kendi iç yasal düzenlemelerini yapmaları gerektiği açıkça belirtilmiştir. Ancak, üye ülkelerden kaç tanesinin ya da hangilerinin bu konuda bir mevzuat çalışması yaptığı bilinmemektedir. Örneğin Türkiye’de “Mal bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Kanunu” zaten 1990 yılında yayımlanmıştı.

Kamu görevlilerinin uyacakları etik kuralları düzenleyen mevzuat ise ancak 2004 yılında hayata geçirilebilmiştir. Kısacası, Birleşmiş Milletlerin 1996 tarihinde yayınladığı deklarasyon gereği Türkiye Cumhuriyeti herhangi bir mevzuat değişikliğine ya da yeni mevzuat düzenlemesine gitmemiştir.

Buradan, uluslararası örgütler deklarasyon gibi bazı metinlerle bağlayıcı kararlar alsa bile bunun gereği yerine getirilmediğinde ne olacağı sorusunun halen belirsiz olduğu sonucu çıkmaktadır. Aslında uluslararası örgüt bu konudaki kararlılığını ortaya koymaktadır. Ancak örgütün genel işleyişi ve karar alma mekanizmalarının yaptırım içermemesi nedeni ile sözleşme hükümleri uygulanmadığında yapılacak hukuki bir işlem olmadığı anlaşılmaktadır. Aslında bu durum yalnızca yolsuzlukla mücadele konusunda alınan kararlarda değil, hemen tüm Birleşmiş Milletler organlarının kararlarında söz konusudur.

Örneğin, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun ve Güvenlik Konseyi’nin, İsrail’in Filistin topraklarından geri çekilmesi ve saldırıları durdurması konusunda birçok kararı olmasına rağmen bu ülkenin halen saldırılarını ve işgali sürdürüyor olması, Birleşmiş Milletler kararlarının etkinliğini ve geçerliliğini tartışılır kılmaktadır. Zaten son yıllarda örgütle ilgili en büyük eleştiriler de örgütün bu konumundan gelmektedir. Hatta örgütün varlığı dahi tartışılır hale gelmiştir. Bu tartışmaları burada bir kenara bırakarak halen Birleşmiş Milletler Örgütünün dünyanın en büyük ve en fazla üyeli uluslararası örgütü olduğunu dikkate alarak ve yarattığı kamuoyu etkisini göz önünde bulundurarak örgütün yolsuzlukla mücadele konusunda gösterdiği çabaları anlatmaya devam etmekte fayda vardır.

Bu Deklarasyondan 3 yıl sonra da Birleşmiş Milletler “Uluslararası Ticari İşlemlerde Rüşvet ve Yolsuzluklara Karşı Eylem Kararı”nı almıştır. 15 Aralık 1998 tarihinde alınan bu karar ile de, yine önceki bazı yasal düzenlemelere atıfta bulunulmakta, Genel Sekreterin “Yolsuzluk ve Rüşvete karşı Eylem” isimli raporuna dikkat çekilmekte, işbirliği çağrısı yinelenmektedir.200 Bu eylem kararında; “Amerikan Devletleri Örgütü tarafından kabul edilen Yolsuzluğa Karşı Amerikalılar Arası Konvansiyonu (The Inter-American Convention against Corruption), İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Örgütü tarafından kabul edilen Uluslararası Ticari İşlemlerde Yabancı Kamu Görevlilerine Verilen Rüşvetle Mücadele Konvansiyonu (The Convention on Combating Bribery of Foreign Public Officials in International Business Transactions), Uluslararası Örgütlü Suçlar ve Yolsuzluğun Önlenmesi ve Kontrolü ile İlgili Dakar Deklarasyonu (The Dakar Declaration on the Prevention and Control of Organized Transnational Crime and Corruption), Uluslararası Suçların Önlenmesi ve Kontrolü ile İlgili Manila Daklarasyonu (The Manila Declaration on the Prevention and Control of Transnational Crime) ve Avrupa Birliği’nin kamu görevlilerini ya da Avrupa Birliğine üye devletlerin kamu görevlilerini kapsayan Yolsuzluğa Karşı Mücadele Konvansiyonu (The Convention on the Fight against Corruption)’nu da içeren yolsuzlukla mücadeleye yönelik son zamanlardaki çok-taraflı inisiyatiflerden memnuniyet duyar;”201 ifadesine yer verilerek diğer uluslararası örgütlerin çalışmalarına atıfta bulunulmuş ve bir anlamda örgütün tam desteği verilmiştir.

Aslında uluslararası örgütler arasında yolsuzlukla mücadele konusunda sürekli olarak tavsiye edilen işbirliğinin bir parçası da kullanılan bu yöntemdir. Yani bir uluslararası örgütün hazırladığı ve uygulamaya

200 United Nations, Declaration Against Corruption and Bribery in İnternational Commercial Transactions, United Nations General Assembly 91 st Plenary Meeting, 15 December 1998.

201 United Nations, Action against Corruption and Bribery in International Commercial Transactions, United Nations General Assembly 91st Plenary Meeting, 15 December 1998. Kaynak:

http://www.oecd.org/daf/nocorruptionweb/Law/treaties.htm#Resolutions, Yararlanma Tarihi:

12.06.2008

koyduğu bir sözleşmenin diğer uluslararası örgütün hazırladığı sözleşmede adının geçmesi ya da atıfta bulunulması. Bu husus örgütler arasındaki dayanışmayı göstermesi açısından önemlidir. Ancak, bu metnin adının bir

“eylem kararı” olmasına karşın metin incelendiğinde etkin ve aktif bir eylemden söz etmek mümkün değildir. Diğer çoğu uluslararası deklarasyonlarda olduğu gibi kullanılan tabirler, “dikkat çeker”, “anımsatır”,

“memnuniyet duyar”, “takdirle karşılar” ve “talep eder” gibi temenni ve takdir cümleleri olmuştur. Üye ülkelere yönelik ve onları bu konuda harekete geçirecek bir eylem planı söz konusu değildir. Dolayısı ile uluslararası kamuoyunu tatmin edici bir metin olmaktan çok uzaktır. Yalnızca bu konudaki hassasiyet bir kez daha tekrarlanmıştır.

Bu metinlerden de anlaşılacağı üzere, Birleşmiş Milletlerin yaptırım gücü olan bir kararı, ya da uygulaması söz konusu değildir. Genel olarak uygulamayı, hükümetlerin bu konuda gösterecekleri kararlılık sonrasında yapabilecekleri yasal düzenlemelere ve çok uluslu şirketlerin iyi niyetine bırakmıştır. Bu durum da, zaten yolsuzluğun kaynağı sayılabilecek bu şirketleri hiç bağlamamış, hükümetler nezdinde de, siyasi iradelere bırakılmış bir tavsiye olmaktan öteye gidememiştir.

Birleşmiş Milletlerin yolsuzluk konusunda yaptığı ilk ciddi yazılı çalışma 2000 yılı Haziran ayında Birleşmiş Milletler (UNICRI) tarafından basılan

“Responding to the Challenges of Corruption” isimli kitaptır. Yolsuzluk ile ilgili olarak ilk uluslararası anlaşma niteliğindeki metin de Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (Palermo Konvansiyonu) dir.

Organize suçlarla mücadelede ilk uluslararası düzenlemedir. 15 Kasım 2000’de BM Genel Kurulu tarafından kabul edilmiş olup 12-15 Aralık 2000 tarihinde Palermo’da imzaya açılmıştır. Türkiye Sözleşmeyi 30.01.2003 tarih ve 4800 sayılı Kanun ile kabul etmiştir.

Bu sözleşmenin amacı; sınıraşan örgütlü suçların önlenmesi ve daha etkili bir şekilde mücadele edilmesi için işbirliğinin geliştirilmesidir.

Sözleşme, sınıraşan nitelikteki ve örgütlü suç gruplarınca işlenen i. üst sınırı 4 yıl veya daha fazla hürriyetten mahrumiyeti veya daha ağır bir cezayı gerektiren suçlar (ağır suçlar),

ii. örgütlü suç grubuna katılma, iii. karapara aklama,

iv. yolsuzluk ve

v. adaletin engellenmesi suçlarını kapsamaktadır.

Karapara aklama suçu Sözleşmenin 6 ncı maddesinde düzenlenmiştir.

Sözleşme ile, taraf devletlerden kara para aklama suçunda öncül suçları; ağır suçlar, örgütlü suç grubuna katılma, yolsuzluk ve adaletin engellenmesi suçlarını da kapsayacak şekilde en geniş şekliyle belirlemeleri istenmiş, ülkelerce öncül suçların tespitinde sayma yönteminin benimsenmesi durumunda ise asgari olarak örgütlü suç gruplarınca işlenen suçların kara para aklamanın öncül suçu olarak belirlenmesi istenmiştir.

Sözleşmenin "Yolsuzluğun Suç Haline Getirilmesi" başlıklı 8 inci maddesinde aktif ve pasif rüşvet fiilleri yolsuzluk suçu olarak tanımlanmıştır.

Sözleşmenin "Yolsuzluğa Karşı Önlemler" başlıklı 9 uncu maddesinde;

ülkelerin dürüstlüğü hakim kılmak ve kamu görevlilerinin yolsuzluğunu önlemek, ortaya çıkarmak ve cezalandırmak için yasal, idari veya diğer etkin önlemleri almaları istenilmektedir. Ayrıca kamu görevlilerinin yolsuzluğunu önlemede, ortaya çıkarmada ve cezalandırmada yetkili kılınan mercilerin

etkinliğini ve bağımsızlığını yeterli düzeyde sağlamak üzere ülkelerin gerekli önlemleri almaları öngörülmektedir. 202

b- Yolsuzluğa Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi

Bundan sonraki asıl önemli gelişme ise, “Yolsuzluğa Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi”nin 2005 yılı Aralık ayında Meksika’nın Merida şehrinde, 140 üye ülke tarafından imzalanmış olmasıdır. 71 maddeden oluşan Sözleşmenin birinci maddesinde amaç, ikinci kısmında terimler, üçüncü kısmında da kapsam belirtilmektedir. Sözleşmede temel amaç; “Yolsuzluğun önlenmesi ve yolsuzlukla mücadele amacıyla alınan önlemlerin daha etkin ve verimli kılınması, malvarlığının geri alınması dahil olmak üzere, yolsuzluğun önlenmesi ve yolsuzlukla mücadelede uluslararası işbirliği ve teknik yardımlaşmanın teşvik edilmesi, kolaylaştırılması ve desteklenmesi ve bütünlüğünün, hesap verme sorumluluğunun ve kamusal işlemlerin ve kamu malvarlığının uygun yönetimin teşvik edilmesi” olarak belirtilmiştir.

Terimler bölümünde, kamu görevlilerinin tanımı açıkça yapılmış, metin içinde geçen bazı deyimlerin açıklamalarına yer verilmiş, daha sonraki bölümlerde Sözleşmenin kapsamı belirtildikten sonra taraf ülkelerin egemenliklerini koruduğu belirtilmiş ve Önleyici Tedbirlerin anlatıldığı İkinci Bölüme geçilmiştir. Burada ve Sözleşmenin geri kalan bölümlerinde genel olarak taraf devletlerin yolsuzlukla mücadele konusunda yapmaları gereken çalışmalar teker teker sayılmakta, özellikle iç hukuk sisteminde yapılması gereken yasal düzenlemelere vurgu yapılmakta, bu konuda gerek diğer üye devletlerle gerekse diğer uluslararası örgütlerle işbirliği tavsiyeleri yinelenmektedir.

Ancak yolsuzluk konusuna kamuoyunun dikkatini çekmek ve yolsuzlukla mücadelede toplumsal katılımı sağlamak açısından önemli bir

202 http://www.masak.gov.tr/tr/yolsuzlukua.htm, Yararlanma Tarihi: 21.04.2008

maddenin de Sözleşme içinde yer aldığını görmekteyiz. Sözleşmenin

“Toplumsal Katılım” başlıklı 13 üncü maddesi aynen şöyle kaleme alınmıştır;

“Her Taraf Devlet, imkanları ölçüsünde ve iç hukukunun temel ilkelerine uygun olarak, yolsuzlukla mücadelede, yolsuzluğun önlenmesinde ve yolsuzluğun varlığı, nedenleri, boyutları ve yönelttiği tehdit hakkında toplumsal bilinci yükseltmek amacıyla sivil toplum örgütleri, hükümet-dışı kuruluşlar ve yerel toplum örgütleri gibi kamu sektörü dışındaki bireylerin ve grupların aktif katılımını geliştirmek için uygun önlemleri alacaktır”.

Burada, özellikle yolsuzlukla ilgili konularda kamuoyunun gereği gibi bilgilendirilmesi, olayları takip edebilmesi için gerekli mekanizmaların kurulması için taraf ülkelerin önlemler alması gerektiği vurgulanarak, yolsuzluk olaylarının gündemde kalması amaçlanmış, yolsuzluğun ortaya çıktığı kurum ya da kuruluşların kamuoyu tarafından bilinmesinin bu kurum ve kuruluşlara getireceği maddi ve manevi zararlar dikkate alınmıştır. Büyük bir yolsuzluk olayının patlak verdiği bir uluslararası şirketin uluslararası kamuoyunda karşı karşıya kalacağı zararları kestirmek biraz güç gözükse de en azından büyük bir prestij kaybına ve maddi zarara uğrayacağı tartışmasızdır.

Yolsuzlukla mücadele konusunda bugüne kadar yapılmış belki de en kapsamlı sözleşme olan bu metin, oldukça ayrıntılı bir şekilde hazırlanmış, mali suçların takibinden görevin kötüye kullanılmasına, üyeler arasında teknik yardım ve bilgi değişiminden, yolsuzlukla edinilen mal varlıklarının geri alınmasına, karşılıklı adli ve idari yardımdan, suçluların iadesine kadar birçok konuda taraf devletlere sorumluluk ve yükümlülükler getirmektedir. İmzacı taraf devletlere ciddi yükümlülükler getiren bu Sözleşmenin getirdiği en önemli bir yenilik 63 üncü maddede belirtilen Taraf Devletler Konferansı’nın toplanmasıdır. Her yıl toplanması öngörülen bu konferansta, Sözleşmede yer alan hususların ortaklaşa gözden geçirilmesi, yeni işbirliği alanlarının geliştirilmesi ve çözüm önerilerinin tartışılması gibi hususların görüşülmesi

karara bağlanmıştır. Bu hüküm içinde de en önemli unsur ise; maddenin son fıkrasında yer alan “Taraf Devletler Konferansı, gerekli görürse, Sözleşmenin etkili biçimde uygulanmasına yardımcı olmak üzere uygun bir mekanizma ya da birim kuracaktır.” İbaresinin bulunmasıdır. Bu hüküm, Birleşmiş Milletler bünyesinde yolsuzlukla mücadele konusunda müstakil bir birim kurulmasına imkan tanıyan bir madde olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak, ne yazık ki bugüne kadar Taraf Devletler Konferansı böyle bir birimin kurulması için karar almış değildir.

Sözleşmenin öngördüğü onbir yolsuzluk suçundan biri de “özel sektörde zimmet” suçudur. Özel sektörde zimmet suçu, ilk defa bir uluslararası hukuk belgesinde yer almaktadır. Sözleşmede adli yardım konusu, diğer uluslararası belgelerden daha geniş bir şekilde düzenlenmiştir.

Sözleşmenin yürürlüğe girmesiyle birlikte, iki ülkeden yalnızca birinde suç teşkil etse dahi yolsuzluk suçlarından dolayı adli yardım talebinde bulunulması artık mümkün olabilecektir.

Sözleşme her ne kadar taraf devletlere tüm sorumluluğu yüklemekte ve uygulamayı tamamen taraf devletlerin insiyatifine bırakmakta ve taraf devletlerin Sözleşmede belirtilen hükümlere uymadığı takdirde ne gibi bir yaptırım uygulanacağı belli olmasa da, bugün dünyada var olan en fazla üyeli uluslararası örgüt olan Birleşmiş Milletlerin, geç de olsa böyle bir metni kaleme almış olması sevindirici bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.

c- Diğer Faaliyetler

Birleşmiş Milletler, yolsuzlukla mücadele konusunda daha etkin adımlar atmak amacı ile 9 Aralık tarihini 2006 yılından başlamak üzere

“Yolsuzlukla Mücadele Günü” olarak ilan etmiştir ve slogan olarak da

“Yolsuzluğu Durdurabilirsiniz”, “Yolsuzlukta Herkes Bedel Öder” gibi mesajlar kullanmaya başlamıştır. Ancak burada önemli olan nokta, her sözleşmede

olduğu gibi sözleşmenin imzalanmakla kalmaması ve uygulanması konusudur. Sözleşmeni imzalanmasından sonra yolsuzluk olaylarında bir azalma görülmemesi üzerine Birleşmiş Milletler sözleşmede belirtilen hususların taraf ülkelerce uygulanmasını sağlamak için yoğun bir çaba içine girmiştir. Yolsuzluk Mücadele Gününün ilanı bu çerçevede atılan ciddi bir adım olarak değerlendirilmektedir. Yeryüzünde birçok özel günün kutlandığı ve nerede ise her günün bir özel gün olduğu günümüzde, Yolsuzluk konusuna ancak 2006 yılında bir gün bulunabilmiş olması da hayli dikkat çekicidir.

Yolsuzluğa dünya çapında ilgiyi çekmek amacı ile de 2006 yılında Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suçlar Batı ve Orta Afrika Bölgesel Komitesi Yolsuzlukla Mücadele Gününün kutlanması için Cape Verde’yi seçmiş ve Amerikan Basketbol Liginden gelen basketbolcular ile, Delaware Üniversitesi basketbolcularının katkısı ile ortaokul düzeyinde 150 öğrenci bir araya getirilmiş ve “Yolsuzluğa Karşı Basketbol Kliniği” sloganı ile bir faaliyet düzenlenmiştir.203

Birleşmiş Milletler 2006 yılında UNODC (Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suçlar Komisyonu) resmi internet sitesinde yayınladığı Yolsuzluk Raporuna göre dünya üzerindeki ülkelerin her birinde yolsuzluğun yüzlerce türü vardır ve her yıl yaklaşık 1 trilyon dolar yolsuzluk kapsamındaki faaliyetlerde kullanılmaktadır. Konuyla ilgili olarak tanıtım amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanıp dağıtılan metinler aracılığıyla konuya uluslararası kamuoyunun dikkati çekilmektedir. Bu bildirilerin birinde yolsuzlukla mücadele edildiği takdirde, şirketlerin yasal olmayan vergi niteliğindeki bir parayı ödemek zorunda kalmayacakları, iç ve dış yatırımın artacağı, yolsuzlukla mücadele eden ülke yönetimlerinin vatandaşlarının güvenini kazanacağı ve bunun demokrasiyi destekleyeceği, bu konuda kurallar koymanın vatandaşları ve iş sahiplerini rahatlatacağı ve daha güvenli

203 http://www.un.org/, Yararlanma Tarihi: 11.06.2008

ve insan haklarına saygılı bir şekilde yaşama şanslarının olduğu, organize suçları, insan ve uyuşturucu ticaretini ve terörizmi azaltacağı belirtilmektedir.

Bir kısmında ise, somut bazı bilgilere yer verilerek bu konuda kazananın vatandaşlar olduğu vurgulanmaktadır.

Buna ilişkin örnekler olarak da, bir Doğu Avrupa ülkesinin (adı

Buna ilişkin örnekler olarak da, bir Doğu Avrupa ülkesinin (adı

Belgede ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIMLA ULUSLARARASI ÖRGÜTLERİN YOLSUZLUKLA MÜCADELE STRATEJİLERİ (sayfa 136-151)