Bakara Suresi'nin 74. Ayeti Metin

Belgede KALP KATILIĞININ ZARARLARI (sayfa 45-50)

D. Kalbi Katılaşmış Kimse Fitnelere Daha Kolay Kapılır

1. Bakara Suresi'nin 74. Ayeti Metin

:ةوسقلا ُّمذ امأ

"… Kalp katılığına gelince…

ُّدَشَأ ْوَأ ِةَراَجِحْلاَك َيِهَف َكِلَذ ِدْعَب نِّم مُكُبوُلُق ْت َسَق َّمُث{ :لىاعت لاق

ًةَو ْسَق

Allah (cc) şöyle buyurdu:

'… sonra kalpleriniz katılaştı. Kalpleriniz taş gibi, hatta taştan da katıdır…'

:لىاعت هلوقب ةوسق ّدشأ اهنوك هجو َّيب مث

Sonra Allah (cc) bu sözüyle o kalplerin neden taştan bile daha sert olduğunun sebebini açıkladı:

ُجُرْخَيَف ُقَّقَّشَي َمَل اَهْنِم َّنِإَو ُراَهْنَلأا ُهْنِم ُرَّجَفَتَي َمَل ِةَراَجِحْلا َنِم َّنِإَو

ِالله ِةَيْشَخ ْنِم ُطِبْهَي َمَل اَهْنِم َّنِإَو ء َمْلا ُهْنِم

'… Oysa öyle taşlar vardır ki ondan nehirler fışkırır. Öylesi vardır ki yarılır ve içinden su çıkar. Öylesi de vardır ki Allah'ın korkusundan yuvarlanır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.' 1"

Açıklama

İbni Receb (rh), bu bölümde "Kalp katılığı/Kasvetu'l kalp"

kavramının şer'i bir kavram olduğunu, Kur'âni ayetler ve nebevi sünnetle ispat etmeye çalışır. Bu kavramın Kur'ân ve sünnet tarafından Müslim'in gündemine taşındığının bilinmesini ister. Onun delil olarak zikrettiği bu nasları açıklayarak konuyu ele almaya çalışacağız.

Bakara Suresi'nin 74. Ayeti ve Açıklaması

"Bu olaydan sonra kalpleriniz katılaştı…"

"Bu olay" denerek işaret edilen olay, inek kıssasıdır. 2 İsrai-loğulları, kesilen ineğin ölüye dokundurulması ve ölünün dirilip katilini haber vermesi ayeti/mucizesi karşısında etkilenmişlerdi ve kalpleri yumuşamıştı… Ancak bu olaydan sonra tekrar eski hâllerine döndüler ve kalpleri katılaştı. İşte Allah (cc) "Sonra kalpleriniz katılaştı" diyerek bu gerçeğe işaret etmektedir. Bu da demek oluyor ki

"Kalpler sürekli aynı hâl üzere kalır." diye bir kaide yoktur.

Katılaşan kalp, insanın çabası ve Allah'ın (cc) yardımı ile yumuşayacağı gibi, selim olan bir kalp de kulun gafleti nedeniyle hastalık kapabilir, katılaşabilir. İnsanın, çaba-larına rağmen kalbinde bir değişiklik hissetmeyince azmi

1. 2/Bakara, 74 2. bk. 2/Bakara, 67-73

kırılabilir. Buna rağmen asla pes etmemelidir. Çünkü bu durum -Allah muhafaza- kişiyi küfre kadar götürebilecek çok tehlikeli bir sapmadır. Bu sapmanın sebebi ise kişinin Allah'ın rahmetinden ümit kesmesidir. Hâlbuki kalp ka-tılığı da dâhil, her türlü masiyetin tevbe ve istiğfarla Allah

(cc) tarafından bağışlanacağına ve kalplerin ıslah olacağına dair ümitlerin daima korunması gerekir.

Allah (cc) şöyle buyurur:

"De ki: 'Ey (çokça günah işleyerek) nefisleri hakkında aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüp-hesiz ki Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, (evet,) O (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) El-Ğafûr, (kullarına karşı merhametli olan) Er-Rahîm'dir.' " 3

Allah'ın (cc) isim ve sıfatlarını bilen ve bunlara gereği gibi iman eden bir müminin, bu şuuru daima canlı tutması hâ-linde -Allah'ın yardımıyla- bu sapmadan korunması daha kolay olacaktır. Nitekim kalplerin katılığı kişinin hâline göre değişebilen geçici bir durumdur. Öyleyse kalp katı-lığından muzdarip kimse yukarıdaki ayette buyrulduğu üzere her daim ümitvar olmalı ve sadece ümitvar olmakla yetinmeyerek samimi bir tevbe ile kalp yumuşaklığını elde etmeye çalışmalıdır.

Hem İsrailoğullarının kaskatı kalpleri dahi bazen yu-muşayabilmiş ise bizler niçin ümitsiz olalım?

"… Kalpleriniz taş gibi, hatta taştan da katıdır…" 4 Görüldüğü gibi Allah (cc), kalp katılığının tam manasıyla

3. 39/Zümer, 53 4. 2/Bakara, 74

anlaşılması için "taş" örneğini veriyor. Böylece soyut bir kavram olan kalp katılığının, somutlaştırılarak daha iyi anlaşılması sağlanıyor.

Bu, Rabbani eğitimin temel asıllarındandır. Vahiy, ör-nekler vererek açıklar. Ancak bu örör-nekler alelade örör-nekler değildir. Evrenseldir, basit ve sadedir. Her çağ ve mekân için geçerliliğini korur:

Örneğin; kalp katılığının misali "taş" değil de; sert, parlak ve gümüşi renkte bir metal olan "kobalt" olsaydı misalin evrenselliği olmazdı. El-Hakîm ve El-Latîf olan Allah'a hamdolsun.

Örnekleri anlaşılırdır. Çünkü muhatabın çok iyi bildiği meselelerden seçilmiştir:

Söz konusu ayette hitap İsrailoğullarınadır. O İsrailo-ğulları ki, taş misalini en iyi anlayacak olan kavimdir.

Çünkü Musa (as), Allah'tan kavmi için su istemiş, Allah da (cc) ona asasını belirli bir taşa vurmasını emretmişti.

Musa asasını taşa vurunca taştan -Yahudi kabilelerinin gözleri önünde- on iki pınar fışkırmıştır:

"(Hatırlayın!) Hani Musa kavmi için su talep etmişti. Dedik ki: 'Asanı taşa vur.' (Asanın taşa değmesiyle) sular fışkırmış ve on iki pınar/çeşme oluşmuştu. Onlardan her bir topluluk kendilerine ait olan kaynağı bilmişti. Allah'ın rızkından yiyin, için ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık/düzen-sizlik/taşkınlık çıkarmayın." 5

Kalbin taş gibi yahut taştan daha katı bir hâle gelmesi, bir kimsenin maruz kalabileceği en büyük

5. 2/Bakara, 60

dendir. Çünkü; ayette ifade edildiği gibi, taş dahi Allah'a

(cc) kulluk eder. Kimisi O'nun emriyle su çıkarır. Kimisi O'na (cc) olan saygı ve korkusundan yuvarlanır. Yani taşlar da kâinat korosuyla beraber Allah'ı (cc) tesbih eder, kendi lisanlarınca O'na (cc) kulluk ederler. Bu taşlar dahi Rable-rini tesbih ediyorken kalbi katılaşmış insanların bundan mahrum kalmaları zarar ve ceza olarak onlara yeter.

"Yedi gök, yer ve bu ikisi içinde olanlar O'nu tesbih eder.

O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz onların tesbihini anlamazsınız. Şüphesiz ki O, (kulların hak ettikleri cezayı erteleyen) Halîm, (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr'dur." 6

"O Allah ki; (Her şeyi yoktan var edip yaratan) El-Hâlık'tır.

(Kusursuz ve uyum içinde yaratan) El-Bâri'dir. (Yarattıkla-rına dilediği şekli veren) El-Musavvir'dir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olan her şey O'nu tesbih eder.

O, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz, (hüküm ve hikmet sahibi olan) El-Hakîm'dir." 7

"Gök gürültüsü O'nu hamd ile, melekler de korkularından tesbih etmektedirler. Yıldırımlar gönderir ve Allah hakkında tartışıp duranlardan dilediğini çarpar. O, azapla yakalaması çetin olandır." 8

Kalbi katılaşmış insan ise, bu hayırdan mahrumdur.

Allah'ı tesbih etmez, O'nu (cc) anmaz ve O'na hakkıyla kulluk etmez.

Öyleyse kul gözünü kâinatta gezdirmeli ve kendine şu

6. 17/İsrâ, 44 7. 59/Haşr, 24 8. 13/Ra'd, 13

soruyu sormalıdır: "Kâinattaki her bir zerre akıldan yoksun olmasına rağmen Rabbini tesbih ederken, ben en şerefli varlık olarak Rabbime nasıl kul olmam?"

Bu, kalbi yumuşatmak için iyi bir başlangıçtır.

Belgede KALP KATILIĞININ ZARARLARI (sayfa 45-50)