Şehr-engîz Kavramı ve Türü

In document Türk edebiyatında Şehr-Engîzler (Page 30-34)

Türk edebiyatında “şehr-engîz”, Fars edebiyatında ise “şehr-âşûb” olarak adlandırılan bu edebî tür, kelime olarak Farsça birleşik sıfat olup “şehr” ve “-engîz”

kelimelerinin birleşmesinden ortaya çıkmıştır. Şehir anlamına gelen “şehr” ile Farşça

“tahrik etmek, uyandırmak, heyecanlandırmak, ayaklandırmak” anlamına gelen

“engihten” fiilinin birleşik sıfat yapan “-engîz” kelimelerinden oluşan “şehr-engîz”,

“şehri tahrik eden, uyandıran, heyecanlandıran” demektir (Canım, 2011: 292).

Ferit Devellioğlu şehrengizi kelime anlamı olarak “şehir karıştıran”, edebî tür olarak ise “bir yerin tabiî ve sosyal özelliklerinden bahseden bir nazım türü (çoğunlukla bu çeşit eserler, sosyal hayat bakımından birtakım dedikodulara sebebiyet verecek mahiyette idi)” şeklinde tanımlar (2013: 1150).

İslam Ansiklopedisi’nde şehrengiz, “Farsça şehr ve -engiz (harekete getiren, karıştıran) kelimelerinden oluşan şehr-engîz bir şehrin güzellerini, doğal ve tarihî güzellikleriyle sanat ve meslek dallarında ün yapmış kişileri ve onların sosyal durumlarını anlatır” şeklinde tanımlanmıştır (Kaya, 2010: 461).

Şehrengizlerle ilgili Türk Edebiyatında Şehr-engizler ve Şehr-engizlerde İstanbul başlığıyla ilk çalışmayı yayımlayan Levend ise eserinde şehrengizin, “bir şehrin güzellerini tasvir etmek maksadıyla kaleme alınmış eserler” olduğunu belirtir (1958: 13)

Bursa şehrengizleri üzerine “Türk Edebiyatında engîzler ve Bursa Şehr-engîzleri” adlı bir yüksek lisans tezi hazırlayan Akkuş ise “Edebî terim olarak şehr-engîz, ‘ma’şûk: sevgili’ anlamında kullanılmıştır. Edebî tür olarak şehr-engîz; ‘Bir şehrin güzellerini, tabiî ve sosyal özelliklerini tasvir maksadıyla yazılan nazım türü’”

olduğunu söyler (1987: 6).

Nuran Tezcan’a göre “Şehr-engîz, bir şehrin kendisine aşk duyulan güzel ve çoğu çarşı esnafından olan delikanlılarını tasvir eden ve öven şiirlerden oluşan eserdir”

(2001: 162).

2 Adnan Karaismailoğlu, Klasik Türk Şiiri İncelemeleri adlı eserinde Fars edebiyatçısı Zebîhullah-ı Safa’nın “Özetle; bir şehir ve mekânı, oradaki esnaf ve esnaf güzellerini tavsif ile bunlara karşı duyulan aşk veya nefreti dile getiren şiir mecmualarına genelde şehr-âşûb veya şehr-engîz denir” dediğini belirtir (2001: 140).

Bütün bu tanımlamalardan farklı olarak Pakalın ise şehrengizi “ortalığı velveleye salacak ve dedikoduya sebep olacak şeyler hakkında yazılan şiirlere verilen addır”

şeklinde tanımlar ve şair Sünbülzâde Vehbî’nin gençlere fazla iltifat eden zamanın Maliye Nazırı Defterdar Hilmi Paşa için yazdığı “Şehr-engîz berây-ı çend cüvânân-ı meşhûr ve mülakkab-ı İstanbul der-defter-dârî-i Halîmî Paşa berây-ı latîfe nüvişte bud”

başlığı ile yazdığı manzumenin buna bir örnek teşkil ettiğini belirtir (1983: 327).

Yapılan tanımlamalar değerlendirildiğinde, şehrengizlerin farklı içeriklerle yazıldığı ve en önemlisi yazılan bu metinleri inceleyenlerin kendi bakış açılarına göre yorumladıkları görülmektedir. Kimi bir şehrin güzelliklerini, kimisi de bir şehirde kendisine aşk duyulan delikanlıları tasvir eden hatta öven şiirler olduğunu vurgulamaktadır. Bütün bunlar şehrengiz kavramın ve türünün belli bir tanımının yapılmasını zorlaştırmaktadır. Fakat bütün tanımlarda ister bir şehrin güzellikleri olsun ister çarşı esnafı veya çırağının güzelliği olsun; “güzel/güzellik” kavramı şehrengizlerde ortak noktadır.

Şehrengiz şairlerinden bazıları da şehrengizlerinin özellikle sebeb-i telif ve hatime bölümlerindeki bazı beyitlerde “şehr-engîz” kelimesini de kullanarak eserlerini ne amaçla yazdıklarını belirten ifadelerde bulunmuşlardır. Bu ifadeler şehrengiz kavramının ve türünün tanımının anlaşılması açısından dikkate değerdir. Mesîhî’nin Edirne şehrengizinde “melekler vasfı”, Hayretî’nin Belgrad şehrengizinde “her bir nigâruñ vasfı”, Rahmî’nin Bursa şehrengizinde “ser-âmed dil-rübâsın tavsîf, kıyâmet dil-rübâsın medh eyle”, Ulvî’nin Manisa şehrengizinde “güzeller medhi”, Maksadî’nin ikinci Yenice şehrengizinde “vasf-ı cevânân ve hûbân vasfı”, Belîğ’in Bursa şehrengizinde “vasf-ı hûbân” geçmektedir:

İlâhî buldurup sözüme ragbet Bu şehr-engîze vir şehr içre şöhret Dimezven kim basit-i hâke irgür

Melekler vasfıdur eflâke irgür Mesîhî b/33-34

3 ***

Ümîd oldur ki ey yâr-ı şeker-rîz Diyesin sen dahi bir şehr-engîz Kılasın vasfını her bir nigâruñ

Kala bunda senüñ de yâdigâruñ Hayretî b/114-115

***

Temâmet şehrümüz oldıkda ta‘rif Ser-âmed dil-rübâsın eyle tavsîf

[…]

Kıyâmet dil-rübâsın medh eyle

Bu şehre ya‘ni şehr-engîz söyle Rahmî b/188, 190

***

N’ola bir nazm iderseñ bunda îcâd

Güzeller medh ile ola bünyâd Ulvî b/54

***

Dile geldi yine vasf-ı cevânân Mufassal yazmışam bir özge destân

[…]

Bu şehr-engîz içinde bunca hûbân

Yazıldı nâmı vasfı oldı destân Maksadî Y/2/b/38, 120

***

Tîg-i tab‘ını idüp sa‘yile tîz Didi eyle yine bir şehr-engîz Vasf-ı hûbânı idüp zîb-i rakam

Azmâyiş idesin tab‘uñı hem Belîğ b/ 51-52

Lâmi‘î Çelebi de Bursa şehrengizinin şehir tasviri bölümünde Bursa’nın her yerini anlatarak hemşehrilik hakkını yerine getireceğini; güzeller tasviri bölümünde de şehrin güzellerini vasfedeceğini söyler:

Getür hemşehrilik hakkın yirine K’işidüp Mısr u Şâm anı yirine İdüp ser cümle hâlin şaha ta’rîf

Felek san yirlerini eyle tavsîf Lâmi‘î b/71, 73-74 […]

Bu şehrün eyleyüp hûbânını yâd Kopa her gûşeden şevkile feryâd Ne vardur Bursa gibi şehr-i garrâ Ne hûbânı gibi mehler dil-ârâ Egerçi hasrı yokdur dil-berinün

Velî vasfın işit bu on perînün Lâmi‘î b/58-60

4 Şehrengiz şairleri, genel olarak eserlerinin içeriğini anlatırken şehrin güzellerini vasfettiklerini söylemekle birlikte şehrin sahip olduğu diğer güzelliklere de eserlerinde yer vermişlerdir.

Türk edebiyatında şehrengiz örnekleri genellikle mesnevi nazım şekli ile kaleme alınmıştır. Şehrengizler genel olarak münacat bölümüyle başlar, sebeb-i telif, asıl konunun işlendiği bölüm ile devam eder ve hatime ile sona erer.

Münacat: Mesnevi nazım şeklinin giriş bölümünde yer alan münacatta şairler, kulun güçsüzlüğünü, her konuda Allah’ın yardımına muhtaç olduğunu ifade ederler (Kartal, 2013: 116). Şehrengizlerde ise şairler, Allah’a olan namaz, oruç gibi kulluk görevlerini yapmayıp güzellerin peşinden koştuğunu söyleyerek pişmanlığını dile getirir ve Allah’tan kendisini affetmesini ister. Fakat şairin bunları söylemekteki asıl amacı güzelleri tasvir etmek için uygun zemin hazırlamaktır (Canım,2011: 293).

Sebeb-i telif: Mesnevilerde eserin yazılma sebebini açıklayan bölümdür.

Şehrengizlerde de şair, eseri yazma sebebini açıkladıktan sonra şehir övgüsüne geçer.

Bazı şehrengizlerde bu bölüm gece, gündüz, bahar vb. tasvirlerle başlamasına karşılık, doğrudan amaca girilen örnekler de vardır. Şair; güzelliğinden etkilendiği şehri över;

özelliklerini, diğer şehirlerden üstün olan yanlarını, eşsiz güzelliğini anlatır (Akkuş, 1987: 13). Daha sonra şair, güzeller tasvirine geçmeden önce konuya giriş yapmak amacıyla şehrin güzellerinin eşsizliğini, sayısız olduğunu ve suya girmelerini anlatır.

Asıl Konunun İşlendiği Bölüm: Şair, şehir tasvirinden sonra güzeller tasvirine geçer. Şairin amacı, belirli bir meslek erbabı ile onların uğraştıkları sanatları anlatmaktır. Anlatılan güzeller erkek olup isimlerine kafiyeli sözler eklenir, mesleklere uygun cinaslar yapılarak şehrin güzelleri anlatılır. Bazen güzellerin adları söylenir, bazen de adları belirtilmeden tasvir edilir (Canım, 2011: 293).

Hatime: Mesnevinin bitiş bölümüdür. Şehrengizlerde güzellerin anlatıldığı bölümden sonra gelen hatimede şair, kendisini över ve şehrengizini yazdığı şehrin güzellerinin saymakla bitmeyeceğini fakat şehrin güzellikte en meşhur olanlarını almış olmasıyla övünür ve bütün güzellere hayır dualarda bulunur (Akkuş, 1987: 14).

5 Şehrengizler içerisinde mesnevi dışında gazel, terkib-i bend gibi nazım şekilleriyle de yazılanlar vardır. Şehrengizler farklı nazım şekilleriyle yazıldıkları gibi farklı vezinlerle de yazılmışlardır. Mesnevi nazım şekliyle yazılanlar genellikle aruzun

“Mefāįlün /Mefāįlün /Feūlün” kalıbıyla oluşturulmuştur.

Türk edebiyatında şehrengizler, muhtevalarına göre dört grupta incelenebilir:

1. Bir şehrin güzelliklerini (gezilip görülecek yerlerini, doğal, tarihî, mimari özelliklerini) ve çeşitli meslek dallarındaki güzellerini/şehir halkını tavsif eden şehrengizler: Şehrengizlerin hemen hemen hepsi bu gruba girmektedir.

2. Bir şehrin sadece güzelliklerini konu edinen şehrengizler: Dürrî’nin Gümülcine ve Moton Şehr-engîzi, Nâzik Abdullah’ın Bursa Şehr-engîzi.

3. Sadece bir güzeli anlatan; fakat içerisinde bir veya birden fazla şehrin ve güzellerinin tasvirine de yer veren sergüzeşt-nâme tarzında yazılan şehrengizler: Kâtib Davud’un İstanbul-Vize Şehr-engîzi.

4. Tam bir şehrengiz özelliği göstermeyen fakat muhteva bakımından şehrengize benzeyen eserler: Enderunlu Fâzıl’ın Defter-i Aşk, Hûbân-nâme, Zenan-nâme, Çengî-nâme mesnevileri gibi.

In document Türk edebiyatında Şehr-Engîzler (Page 30-34)