Ü. İLEF

Belgede HALKLA İLİŞKİLER SEMPOZYUMU (sayfa 95-101)

TÜRKİYE'DE HALKLA İLİŞKİLER UYGULAMALARI VE SORUNLARI

A. Ü. İLEF

taneler, halkla ilişkiler açısından iletişimin, işbirliğinin ve gönüllü faali-yetlerin kolayca teşvik edilebileceği ortamlar olarak karşımıza çıkar.

Nihayet, halkla ilişkiler açısından hastaneleri önemli kılan son bir özellik de, karmaşık yapıda, trafiği yoğun kuruluşlar olmasıdır, Hastanele-rin karmaşık yapıda olmasının başlıca sebebi, işbölümü ve uzmanlaşma-nın çok gelişmiş olmasıdır. 1971'de ABD'de 27 hastanede yapılan bir araş-tırmada 800 değişik iş unvanı saptanmıştır. Bu derece ayrı uzmanlıklara bölünmüş, birbirine göre farklı alanlarda, farklı seviyede eğitim görmüş personelin birarada bulunduğu başka bir organizasyon türü çok azdır. Ta-bii bu personelin kendi içinde çok farklı ihtiyaçlara, değerlere, eğilimlere ve tutumlara sahip olduğu dikkate alınırsa, hastane personelinin kendi içinde ve personelle hastalar arasında iletişimin ve anlayışın sağlanması-nın, sürtüşmelerin, yanlış anlamaların ve gerginliklerin azaltılmasının ne kadar güç, ama o kadar da önemli olduğu kolayca anlaşılabilir. Zaten, ör-gütsel çatışma konusunda hastanelerin klasik örnek olarak sunulması, ba-sit bir tesadüf değildir. Dolayısıyla, hastanelerin bu karmaşık yapısı için-de iletişimin ve işbirliğinin sağlanması halika ilişkilere yüklenen önemli işlevler olmaktadır. Bunlara ek olarak, hastanelerde trafiğin yoğun olması da halkla ilişkilere önemli görevler yüklemektedir. Gene pek çok organi-zasyonda müşteriler .işlerini organizasyon içinde bir-iki üniteye başvurarak halledebilirlerken, hastanede en basit, rutin bir muayene için en az beş üni-teyle ilişki kurmak gerekir. Bu durum hastane içindeki ünitelerin -görevli-lerin- birbirleriyle olan ilişkileri açısından da aynıdır. Örneğin, bir hemşire hasta bakım faaliyetlerini yürütürken hekimle, eczaneyle, ev idaresi perso-neliyle, çamaşırhaneyle, laboratuvarla sürekli ilişki kurmak durumunda-dır. Bu ve benzeri ilişkilerin işbirliğine ve karşılıklı anlayışa dayalı ola-rak kurulması ve sürdürülmesi halkla ilişkilerin bir kavram ve bir işlev olarak geliştirilmesini ve icra edilmesini önemli kılar.

Hastanelerin bu özelliklerine kısaca değindikten sonra, bizim hastane-lerimizde neden Batıda, özellikle ABD'de örneklerini gördüğümüz türden halkla ilişkiler uygulamaları görülmektedir sorusunu sormak istiyorum.

Kanaatimizce bu sorunun cevabını oluşturabilecek iki temel sebep bulun-maktadır. Bunlardan birincisi ülkemizdeki işletmecilik ve hakla ilişkiler uygulamalarına da paralel olarak, hastanelerimizde halkla ilişkilerin ye-terince bilinmemesi, dolayısıyla önem verilmemesidir. Konuşmanın ba-şında sözünü ettiğim yazılı metinlerden de bu husus kolayca anlaşılabil-mektedir. Peki, neden böyledir? Yani, neden halkla ilişkiler uygulamaları yetersizdir ya da gelişmemiştir. Bizce bunun cevabını ülkenin sosyal, eko-nomik ve kültürel gelişmişlik seviyesinde ve özelliklerinde aramak gere-kir. Başka bir deyişle çağdaş halkla ilişkiler uygulamalarının geliştiril-mesini zorunlu kılan şartlar oluşmamıştır. Bu nedenle halkla ilişkiler

faali-101

yetleri bireysel, kişiye bağlı bir faaliyet olarak gözükmektedir. Çünkü, yöneticilerden başlayarak örgütteki en alt düzeydeki görevliye kadar in-sanları bizim anladığımız anlamda bir halkla ilişkiler uygulamaya zorla-yan ya da teşvik eden unsurlar yoktur. Basit bir örnek vermek istiyoruz.

Bugün devlet hastanelerimizin hemen hiç birinde hastane personeline ve hastalara yönelik bir el kitabı yoktur. Hastane hizmetlerinden nasıl ya-rarlanılabileceği, hastanede uyulması gereken kurallar, hastaların hakları gibi konuların işleneceği böyle bir el kitabının ya da broşürün hazırlanması zor mudur? Kesinlikle değil. Ama bakıyoruz, hiçbir yönetici böyle bir broşürün ya da el kitabının hazırlanmasını gerekli görmemektedir, bunun ihtiyacım duymamaktadır. Çünkü, şartlar yöneticiyi bu şekilde davran-maya zorlamamaktadır.

Bu görüşümüzü desteklemek üzere, bugün modern halkla ilişkilerin kurucusu olarak tanımlanan IVY LEE'yi ortaya çıkaran 1930'lar ABD'deki şartları göz önüne getirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Büyük bir eko-nomik buhranın yaşanıp, özel sektöre düşmanlığın arttığı yerleşik değer-lerin ve inançların bile sarsıldığı yıllarda, ROCEFELLER'e danışmanlık yapan LEE, halkla ilişkiler uygulamalarını geliştirmek zorunluluğunu duy-muştur. Çünkü, sistemin kendisi "olmak ya da olmamak" durumuyla yüz yüze kalmıştır. Bizde de, eğer benzetmek gerekirse, nasıl ki işletmeleri-mizde 1980 öncesinde yalnızca üretime önem verilip, pazarlama faaliyet-lerine önem verilmemişse, fakat 24 Ocak Kararları olarak anılan ekono-mik tedbirlerden sonra üretmenin yeterli olmadığı, pazarlamanın da sis-temin zorunlu bir unsuru olduğu tartışılmaz biçimde kabul edildiği göz önüne alınırsa, daha sonra açıklamaya çalışacağımız gibi, sağlık hizmet-leri Temel Kanunu Tasarı'smın, kanunlaşması halinde benzer etkiler ya-ratacağı. başka bir deyişle halkla ilişkiler uygulamalarına zorunlu olarak önem ve ağırlık verileceği beklenebilir.

Hastanelerimizde halkla ilişkilere önem verilmemesinin ikinci önemli sebebi, bizce, hastanelerimizin kısmen yerinde merkezi olarak yönetilme-leridir. Yani, mevcut organizasyon yapısı diğer önemli bir sebep olarak ortaya çıkmaktadır. Çünkü bu örgütsel yapıda idarecilerin hareket ser-bestiyetleri önemli ölçüde kısıtlanmıştır. Bunun bir neticesi olarak, has-tanelerimizdeki idareciler kendilerini yalnızca merkezin isteklerini yerine getirmekle sorumlu ve aynı zamanda yeterli görmektedirler. Gerçi, biraz önce örneğini verdiğimiz, bir hastane el kitabının hazırlanması konusun-da hiçbir engelleyici düzenleme ya konusun-da müeyyide de söz konusu olmama-sına rağmen, merkezin kısıtlayıcı tutumunun bu konuda da etkili olduğu söylenebilir. Çünkü, örneğin hastanede bir kreş açılması söz konusu oldu-ğunda uzun bürokratik işlemlerin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. An-cak, yine de yerel yönetimlerin -hastane idarecilerinin- halkla ilişkiler 102

konusunda yeterli bilgiye sahip olmamaları ve bu konuya önem verme-meleri en önemli faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

Başlıca iki ana sebebe bağladığım hastanelerimizdeki mevcut halkla ilişkiler uygulamalarına, sözünü ettiğimiz Sağlık Hizmetleri Temel Kanu-nu Tasarısı'nm, kaKanu-nunlaşması halinde, olası etkilerinin neler olabileceği konusunda ise, öncelikle bu kanunun neler getirdiğine bakmak gerekmek-tedir. Kanunun getireceği yeni uygulamalar yedi başlık altında toplana-bilir (bkz.: EK-1).

1 — Sağlık hizmetleri zincirinin -başvuru sisteminin- oluşturulması, 2 — Yeterli büyüklüğe ulaşan sağlık kuruluşlarının Sağlık İşletmesi

haline dönüştürülmesi,

3 — Yeterli büyüklükte olmayan sağlık kuruluşlarının tek bir sağlık işletmesi altında toplanması,

4 — Sözleşmeli personel düzenlemesine geçiş, 5 — Genel Sağlık Sigortasına geçiş,

6 — Sağlık Kütüğü uygulamasına geçiş ve

7— Sağlık Hizmetleri Destekleme ve Geliştirme Fonunun oluşturul-ması.

Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Her şeyden önce bu kanunun kendisi tanıtılmaya ihtiyaç göstermektedir. Hepimizin yaşamını yakın-dan ilgilendirip, etkileyecek uygulamaları öngören bu tasarıda yer alan pek çok kavram kamuoyunca bilinmemektedir. Örneğin, sağlık hizmet-leri zinciri ne demektir? Bu zincir oluşturulduğunda, sağlık sektörünün birer tüketicisi olarak bizlerin nasıl davranması gerekecektir? Şu anda hastaneye gitmekten korkan, çekinen bizler sağlık ocaklarına ya da mer-kezlerine nasıl gideceğiz? Sağlık işletmesi ne demektir? Şu andaki has-taneler birer sağlık işletmesi değil midir? Eğer öyleyse, sağlık işletmesi kavramına yeni anlamlar mı yüklenmektedir? Sözleşmeli personel dü-zenlemesi nasıl gerçekleştirilecektir? Sağlık kütüğü uygulamasının biz-lere getireceği yükümlülükler nelerdir? Görülüyor ki, pek çok şeyi bil-miyoruz. Bildiklerimiz ise kesinlikten yoksundur. Bu bakımdan öncelik-le kanunun tanıtılması, halka benimsetilmesi gerekmektedir.

Bu kanunun hastanelerin halkla ilişkilerine etkilerine gelince, önce bu kanunun halkla ilişkiler uygulamalarını olumlu yönde etkileyeceğini söyleyebilirim. Çünkü, bu kanunla, halkla ilişkiler uygulamalarının ge-lişmesine sebep olarak gösterdiğimiz faktörlerin önemli ölçüde, en azın-dan kısmen ortaazın-dan kalkacağını söyleyebiliriz. Örneğin, bu kanunla, has-tanelerin idari ve mali açıdan özerkliği amaçlanmaktadır. Tasarının ilk

metninde de yer alan bu ifade, sonradan kaldırılmış olsa da, hâlâ ge-çerlidir. Gerçi, hizmetin kamusal niteliğinden dolayı, hastanelerin tam bir idari ve mali özerkliği olmasa da, bu değişiklik ile şu andaki pek çok idari sorunun çözülebileceği öngörülebilir. Başka bir deyişle, idareciler kendilerini daha serbest hissedebileceklerdir. Daha doğru bir ifadeyle, karar alma alanları genişleyecektir. Bunu şu anda KÎT'lerdeki uygula-malara da benzetebiliriz.

Halkla ilişkiler uygulamaları açısından kanunun ikinci bir etkisi de sağlık kuruluşlarının, özellikle hastanelerin hizmetlerini farklılaştırma-sıdır.. Eğer sağlık hizmetleri zinciri oluşturulabilirse, hastanelerde veri-len hizmetler de farklılaşacaktır. Ayrıca, herkes her istediği hastaneye, en azından belli koşullarda, gidemeyecektir. Bu durum, hastanelerin ve hizmetlerinin halka daha iyi anlatılmasını gerekli kılacaktır.

Bir başka etki de, sözleşmeli personel uygulamasına geçiş ile yeterli büyüklükte olmayan hastanelerin bir işletme altında toplanacak olma-sından ileri gelebilir. Her iki uygulama da, gerek hastane içindeki gerek-se hastaneler arasındaki iletişimi geliştirici, koordinasyonu arttırıcı et-kiler yaratacaktır denebilir. Bunu, gene şu andaki KİT'lerin uygulama-lı) rma bakarak delillendirmek mümkündür.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, çeşitli sebeplerle, hastaneye giden her kişinin bir şikayetinin olduğu ve halkla ilişkiler bakımından çok zayıf duıumda bulunan hastanelerimizde, bu tür uygulamaların Sağlık Hizmet-leri Kanunu Tasarısının kanunlaşması ile gelişebileceğini söylemek müm-kündür. Bizce bu kanun, hastaneler üzerinde 24 Ocak kararları kadar etkili ve geliştirici olacaktır. Ancak, bunun şartlarının da sağlanması ge-reklidir. Çünkü, hemen belirtmem gerekir ki, şu anda söz konusu olan pek çok yenilik aslında 1963'te çıkarılış olan Sağlık Hizetlerinin Sosyalleşti-rilmesiyle ilgili kanunda da yer almaktadır. Fakat, bu kanunun icra edile-bilmesiyle ilgili şartlar gerçekleştirilemediği içindir ki, uygulamada pek çok sorun çıkmış, neticede kanundan arzu edilen fayda temin edilememiştir.

Aynı şey bu kanun için de geçerlidir. Bununla birlikte, sevinerek söyle-yebilirim ki, ilk işaretler olumlu yöndedir. Örneğin, Başbakanlık bünye-sinde kurulmuş olan İdareyi Geliştirme Başkanlığı'nm ele aldığı ilk konu hastanelerin halkla ilişkileri olmuştur ve 1987 başlarında hastanelerin halkla ilişkilerini geliştirmek amacıyla bir araştırma yapılması projesi geliştirilmiştir. Bu çalışmaların sürdürülmesi ve sonuçlarının uygulanma-sı dileğiyle...

104

EK —1

SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KANUN TASARISI'NIN HALKLA İLİŞKİLERLE İLGİLİ MADDELERİ

AMAÇ:

Madde 1 — Bu kanunun amacı, sağlık hizmetleriyle ilgili temel esas-ları düzenlemektir.

KAPSAM:

Madde 2 — Bu kanun MSB hariç bütün kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişilerini ve gerçek kişileri kapsar.

TEMEL ESASLAR:

Madde 3 — Sağlık hizmetleriyle ilgili temel esaslar şunlardır:

a) Sağlık kurum ve kuruluşları yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde diğer Bakanlıkların da görüşü alınarak Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca planlanarak koordine edilir, mali yönden des-teklenir ve geliştirilir.

b) Koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik verilmek suretiyle kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinde kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızm gerektiğinde hizmet satın alınarak kaliteli hizmet arzı ve verimliliği esas alınır. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı, ilgili Bakanlığın muvafakatim alarak, kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarına koruyucu sağlık hizmeti görevi ve-rir ve bu kurum ve kuruluşların bütün sağlık hizmetlerini denetler.

c) Bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılması esastır. Sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesi bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenlenir. Bu düzenleme ilgili Bakanlığın görüşü alınarak yapılır. Bu kuruluşların ücret tarifeleri gerek görüldüğünde Sağ-lık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca onaylanır.

d) Sağlık kurum ve kuruluşları, kişilerin hekim ve sağlık kurulu-şunu seçme hakkı kısıtlanmaksızın sağlık hizmet zinciri oluşturulacak şe-kilde düzenlenir. Acil vak'alar hariç olmak üzere sevk sistemine uyma-yanlar hizmet karşılığı fazla ücret öderler. Sosyal güvenlik kuruluşlarına bağlı olanlar bu farkı kendileri karşılar.

105

a) Tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sis-temi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hiz-met vermesi sağlanır.

f) Herkesin sağlık durumunu takip edebilmek için gerekli kayıt ve bildirim sistemi kurulur.

g) Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı, sağlık ve yardımcı sağlık per-sonelinin yurt sathında dengeli dağılımını sağlamak üzereinsan gücü plan-laması yapar, ülke ihtiyacına uygun nitelikli sağlık personeli yetiştirilmesi amacıyla hizmet öncesi eğitim programları için Yükseköğretim Kurulu ile, devamlı hizmetiçi eğitim programlarında ise üniversitelerle ve ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile işbirliği yapar ve ay-rıca yardımcı sağlık personelinin eğitim esaslarını belirler.

h) Serbest ya da kamu kuruluşlarında mesleklerini icra eden sağlık ve yardımcı sağlık personelinde aranacak genel ve özel şartlar ile bu lardan herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya bu şart-lardan birinin kaybedilmesi veya bu şartşart-lardan birine uyulmaması halinde alınacak meslekten geçici veya daimi çıkarma dahil bütün tedbirler Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca tesbit edilir.

ı) Sağlık hizmetlerinin yurt çapında istenilen seviyeye ulaştırılması amacıyla; Bakanlıklar seviyesinden en uçtaki hizmet birimlerine kadar kamu ve özel sağlık kuruluşları arasında koordinasyon ve işbirliği yapı-lır. Çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülkeye getirilmesi ve teşviki sağla-nır. Sağlık kurum ve kuruluşları coğrafik ve fonksiyonel hizmet alanları, verecekleri hizmetler, yönetim, hizmet ilişki ve bağlantıları gibi konu-larda tespit edilen esaslara uymak ve verilen görevleri yapmakla yüküm-lüdürler.

i) Vatandaşların hastalıktan korunma, sağlıklı çevre, beslenme, ana çocuk sağlığı ve aile planlaması ve benzeri konularda eğitilmeleri ve ta-kipleri, bütün kamu kuruluşlarının sorumluluğu ve kamu kurumu nite-liğindeki meslek kuruluşları, özel ve gönüllü kuruluşların işbirliği içeri-sinde gerçekleştirilir.

k) Koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici hizmetlerde kaliteli ilaç, aşı, serum ve benzeri biyolojik maddelerin üretimini teşvik ve te-mini esas olup her türlü müstahzar, terkip, madde, malzemeler, farmokope mamülleri, kozmetikler ve bunların üretiminde kullanılan ham ve yar-dımcı maddelerin ithali, ihracı, üretimi, dağıtımı, tüketimi ve amaç dışı kullanımı suretiyle fiziki ve psişik bağımlılık yapan veya yapma ihtimali bulunan madde, ilaç, aşı, serum ve benzeri biyolojik maddeler ile diğer terkiplerin kontrol ve murakabesi ve bunların yurtiçi ve yurtdışında üc-106

ret karşılığı kalite kontrolüne Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı yetki-lidir.

özel mevzuatına göre izin veya ruhsat alınmamış ilâç ve terkiplerin üretimi, ithali, satışı ve ruhsat veya izin alınmış dahi olsa ilaç ve terkip-lerin bilimsel araştırma amacıyla Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı ve ilgili kişinin rızası olmadan insan üzerinde kullanımı yasaktır.

TEŞKİLATLANMA:

Madde 4 — Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı üçüncü maddede sayı-lan hizmet ve esasları bu sistem içerisinde gerçekleştirmek üzere ülke ça-pında teşkilat kurar ve kurdurabilir. Genel Sağlık Sigortasının tek elden yürütülmesini sağlamak amacıyla bütün sosyal güvenlik kuruluşlarının Sağlık Sigortası bölümleri ile tahsil ettikleri sağlık bölümlerini, mevcut sosyal güvenlik kuruluşlarının biri veya bu amaçla kuurlmuş yeni bir kurum bünyesinde toplamaya ve bu şekilde görevlendirilen veya yeni kurulan kurumun çalışma usûl ve esaslarını tesbit Bakanlar Kurulu tes-bit eder.

SAĞLIK İŞLETMESİ:

Madde 5 — Bu kanun kapsamına giren sağlık kuruluşları Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı'nın uygun görmesi halinde Başbakanlığın onayı ile "Sağlık İşletmesf'ne dönüştürülürler.

Yeterli işletme büyüklüğünde bulunmayan sağlık kuruluşları tek bir sağlık işletmesi altında toplanabilir.

Belgede HALKLA İLİŞKİLER SEMPOZYUMU (sayfa 95-101)