Özen Sorumluluğu

Belgede Hukuk Fakültesi Dergisi (sayfa 177-183)

GETİRDİĞİ YENİLİKLER VE DEĞİŞİKLİKLER

B) KUSURSUZ SORUMLULUK

2. Özen Sorumluluğu

Objektif özen gösterme yükümlülüğünün ihlaline dayanan sorumluluk halleri, TBK m. 66-70 arasında düzenlenmiştir. Olağan sebep sorumluluğu olarak da ifade edilen bu sorumluluk türünde, sorumlu kimseye, hâkimiyeti altında olan kişi ya da kişilerin veya belirli bir şeyin zarara sebep olmaması için gerekli dikkat ve özeni gösterme mükellefiyeti yüklenmiştir. Objektif nitelikteki bu özen gösterme yükümlülüğünün ihlal edilmesi, bir başka ifa-deyle denetim ve gözetim mükellefiyetinin yerine getirilmemesi halinde kanun tarafından sorumlu olması öngörülen kişi, bu ihlal dolayısıyla meyda-na gelen zararı gidermekle yükümlü kılınmıştır5.

Türk Borçlar Kanunu’nda adam çalıştıranın sorumluluğu (TBK m. 66), hayvan bulunduranın sorumluluğu (TBK m. 67, 68) ve yapı malikinin so-rumluluğu (TBK m. 69, 70) objektif özen yükümlülüğünün ihlaline dayanan sorumluluk halleri olarak düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu sorumluluk halle-rinden ilk ikisinde kanun koyucu tarafından, sorumlu olan kişilere gerekli dikkat ve özenin gösterdiklerini, yani objektif özen yükümlülüğünün yerine getirildiğini ispat ederek sorumluktan kurtulma imkânı getirilmişken, yapı malikinin sorumluluğunda zarardan sorumlu olanlara kurtuluş kanıtı getirme imkânı tanınmamıştır.

a) Adam Çalıştıranın Sorumluluğu

Adam çalıştıranın sorumluluğu TBK m. 66’da (BK m. 55) düzenlenmiş-tir. Kusursuz sorumluluk hallerinden birisi olan olağan sebep sorumluluğuna

4 Türk Borçlar Kanunu Tasarısı’nda bu hüküm (m. 64) iki fıkra olarak düzenlenmişti ve I.

fıkra “Tarafların ekonomik durumları göz önünde tutulduğunda, hakkaniyet gerektiri-yorsa hâkim, kusura bağlı olmaksızın zarar verenin sebep olduğu zararın, uygun biçimde giderilmesine karar verebilir” şeklinde hakkaniyet sorumluluğuna dair genel bir düzen-leme içermekteydi. Ancak bu hüküm, “kusur sorumluluğunun içinin boşalacağı, hukuk güvenliğine aykırı ve belirsiz bir sorumluluk alanının üretileceği, kusursuz sorumluluğun somut sebepler temelinde yasayla düzenlenmesi gerektiği, genel bir hakkaniyet sorumlu-luğunun benimsenemeyeceği” gerekçesiyle Adalet Komisyonu tarafından Tasarı metnin-den çıkarılmıştır. Bu konuda bkz., Türk Borçlar Kanunu Tasarısı Adalet Komisyonu Ra-poru, s. 268.

5 EREN, age., s. 617; OĞUZMAN, M. Kemal/ÖZ, Turgut: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, Cilt 2, İstanbul 2012, s. 8, 9.

Alpaslan AKARTEPE EÜHFD, C. XVI, S. 1–2 (2012) 162

ilişkin BK m. 55’teki iki fıkra halindeki düzenleme, içerikte yapılan ekleme-lerle birlikte TBK m. 66’da dört fıkra şeklinde kaleme alınmıştır.

Maddenin birinci fıkrası, “Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.”

demek suretiyle sorumluluğa ilişkin kuralı koymuştur. Söz konusu hükmün ikinci fıkrasında ise “Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili tali-mat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engelle-mek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz.” ifadesiyle, adam çalıştırana kurtuluş kanıtı getirme imkânı tanınmıştır. BK m. 55 kurtu-luş kanıtı getirme imkanını daha genel bir ifadeyle “böyle bir zararın vuku-bulmaması için hal ve maslahatın icabettiği bütün dikkat ve itinada bulun-duğunu … ispat ederse mesul olmaz.” şeklinde ifade etmişti. Fakat bu hü-küm doktrinde, adam çalıştıranın sorumluluktan kurtulabilmesi için çalışanı-nı seçerken, ona yapacağı iş ile ilgili talimat verirken, işin yürütülmesi esna-sında denetim ve gözetimini yaparken gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini ispat etmesi gerektiği şeklinde anlaşılmaktaydı6. Bu eğilime uygun olarak TBK m.66/f. II, adam çalıştıranın sorumluluktan kurtulabilmesi için ispat etmesi gereken hususları “seçmede, talimat vermede ve denetimde özen”

olmak üzere daha açık bir şekilde belirtmiştir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 66. maddesindeki bir diğer değişiklik ise BK m. 55, f. I, c. 2’de yer alan “yahut bu dikkat ve itinada bulunmuş olsa bile zararın vukuuna mâni olamayacağını ispat ederse mesul olmaz.” şeklindeki hükmün, illiyet bağının kesen sebeplerle ile ilgili olduğu düşüncesiyle, mad-de metnine alınmamış olmasıdır. Bir görüşe göre, böyle bir hüküm olmasa bile adam çalıştıran, sorumluluk hukukundaki illiyet bağı ile ilgili genel ku-rallar çerçevesinde, çalışan kişinin fiili ile meydana gelen zarar arasındaki illiyet bağının mücbir sebep, zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusuru nedenlerinden birisi ile kesildiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabile-cektir7.

Ancak BK m. 55, f. I, c. 2’de ifade edilmek istenen ve adam çalıştıranın illiyet bağının bulunmadığına dair ispat edeceği husus, doktrinde de

6 TANDOĞAN, Haluk: Kusura Dayanmayan Sözleşme Dışı Sorumluluk Hukuku, Ankara 1981, s. 66 vd.; TEKİNAY, S. Sulhi/AKMAN, Sermet/BURCUOĞLU, Ha-luk/ALTOP, Atilla: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, Yeniden Gözden Geçirilmiş ve Genişletilmiş 7. Baskı, İstanbul 1993, s. 508-510; DECHENAUX, Henri/TERCIER, Pierre, (Çev. Salim ÖZDEMİR): Sorumluluk Hukuku, Ankara 1983, s. 76; ANTALYA, O. GÖKHAN: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, C. I, İstanbul 2012, s. 561.

7 KILIÇOĞLU, M. Ahmet: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, Genişletilmiş 14. Bası, Ankara 2011, s. 317.

Türk Borçlar Kanunu’nun Haksız… 163 lukla kabul edildiği üzere, çalışanın davranışı ile meydana gelen zarar ara-sındaki illiyet bağının yokluğu değil, adam çalıştıranın gerekli özeni göster-memesi ile zarar arasındaki illiyet bağının olmadığıdır8. Dolayısıyla adam çalıştıran, somut olayın gerektirdiği her türlü dikkat ve özeni göstermiş ol-ması halinde de zararın meydana geleceğini ispat ederek sorumluluktan kur-tulabilecektir. Bu açıdan bakıldığında, kanaatimce, adam çalıştıranın sorum-luluktan kurtulabilmesi için genel değil de özel bir ispat şartı öngören ve söz konusu sorumluluğa ilişkin ikinci bir kurtuluş kanıtı getirme imkânı tanıyan bu hükmün herhangi bir tereddüde yer vermemesi açısından TBK m. 66’ya alınması yerinde olurdu9.

Adam çalıştıranın sorumluluktan kurtulabilmesi için ispat etmesi gereken bir diğer husus da yeni bir hüküm olarak TBK m. 66/f. III’te yer almıştır. BK m. 55’te bulunmayan bu yeni düzenlemeye göre, “Bir işletmede adam çalış-tıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hükümle, adam çalıştıran bir işletme faaliyeti çerçevesinde çalıştırdığı kişilerin üçüncü şahıslara vermiş olduğu zararlardan dolayı sorumluluktan kurtulabilmesi için çalıştırdığı kişileri seç-mede, talimat vermede ve denetlemede gerekli özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispat etmenin yanı sıra, ayrıca üçüncü kişinin uğramış olduğu zararın işletmenin çalışma düzeninden dolayı meydana gelmediğini, bu hu-susta gerekli önlemlerin alındığını da ispat etmek zorundadır. Bir başka ifa-deyle, adam çalıştıran, işletmesinin çalışma düzeninin de zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, meydana gelen zararı gider-mekle yükümlü olur10.

8 DECHENAUX/TERCIER, age., s. 77; OĞUZMAN/ÖZ, age., s. 147.

9 Zira BK m. 55, f. I, c. 2, illiyet bağının kesilmesine ilişkin genel değil, özel bir durumu düzenlemekteydi. Karş., SAĞLAM, İpek: “Adam Çalıştıranın Sorumluluğu”, MÜHFHAD, Özel Hukuk Sempozyumu Özel Sayı, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Hükümlerinin Değerlendirilmesi Sempozyumu (3-4 Haziran 2011), Prof. Dr. Cevdet YAVUZ’a Armağan, İstanbul 2011, s. 171, 172; KOÇHİSARLIOĞLU, Cen-giz/ERİŞGİN, Özlem: “Yeni Türk Borçlar Kanunu Tasarısında Haksız Fiiller”, Prof.

Dr. Rona SEROZAN’a Armağan, Cilt II, İstanbul 2011, s. 1261; ANTALYA, age., s.

562.

10 ANTALYA, age., s. 564; YILMAZ, Süleyman: “Türk Borçlar Kanunu Tasarısında Sebep Sorumluluğuna İlişkin Yeni Hükümler”, AÜHFD, C. 59, S. 3, Y. 2010, s. 565;

ALTAY, Sabah: “6098 Sayılı Borçlar Kanunu Uyarınca Adam Çalıştıranın İşletme Fa-aliyeti (Organizasyonu) Dolayısıyla Sorumluluğu”, MÜHFHAD, Özel Hukuk Sempoz-yumu Özel Sayı, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Hükümlerinin Değerlendirilmesi Sempozyumu (3-4 Haziran 2011), Prof. Dr. Cevdet YAVUZ’a Armağan, İstanbul 2011, s. 182, 183.

Alpaslan AKARTEPE EÜHFD, C. XVI, S. 1–2 (2012) 164

Türk Borçlar Kanunu’nun 66. maddesinin son fıkrasında ise rücu ilişkisi düzenlenmiştir. Söz konusu hükme göre, “Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir”. Fıkradaki yenilik, adam çalıştıranın ödediği tazminat bakımından çalışana rücu hakkına ilişkin sınırın hükümde açıkça belirtilme-sidir. Buna göre, rücu hakkının kapsamı, çalışanın kendi kusurundan kay-naklanan, bir başka ifadeyle bizzat sorumlu tutulabileceği miktarla sınırlı olacaktır11. Esasen, BK m. 55/II’nin amaca uygun olmayan ifadesine rağ-men, doktrinde, çalışanın ancak kusurunun varlığı hâlinde ve kusuru oranın-da sorumlu olacağı kabul edilmekteydi12. TBK m. 66/f. IV bu hususu daha açık olarak ifade etmiştir.

b) Hayvan Bulunduranın Sorumluluğu

Hayvan bulunduranın sorumluluğu TBK m. 67’de (BK m. 56) düzen-lenmiştir. TBK m. 67, üç fıkra olarak kaleme alınmıştır. Birinci fıkrada “Bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi, hayvanın verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.” şeklindeki ifadesiyle so-rumluluğa dair kural belirtilmiştir. İkinci fıkrada “Hayvan bulunduran, bu zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat eder-se sorumlu olmaz.” denilerek, hayvan bulunduranın objektif özen yükümlü-ğünü yerine getirdiğini ispat etmesi halinde sorumluluktan kurtulacağı dü-zenlenmiştir.

Maddedeki hüküm değişikliği, BK m. 56/f. I’deki“yahut bu dikkat ve itinada bulunmuş olsa bile zararın vukuuna mâni olamayacağını ispat etme-dikçe tazmine mecburdur” şeklindeki kurtuluş kanıtının, yeni düzenlemeye alınmamış olmasıdır. Değişikliğe ilişkin madde gerekçesinde, TBK m. 66'da olduğu gibi, bu hükmün illiyet bağının kesilmesi ile ilgili olması sebebiyle yeni düzenlemeye alınmadığı ifade edilmiştir. Gerekçedeki ifadeyle, bu hu-susun kanıtlanması hâlinde, zarar ile objektif özen yükümlülüğü arasındaki illiyet bağı kesileceğinden, sorumluluk hukukunun genel ilkeleri gereği, zaten sorumluluk doğmayacağı ve bu hususun tekrarlanmasına gerek olma-dığı kastedilmektedir. Dolayısıyla ayrıca düzenlenmemiş olsa bile, hayvan bulunduran sorumluluktan kurtulmak için gerekli dikkat ve özeni gösterdiği-ni ispat edememesine rağmen, gerekli özegösterdiği-ni gösterseydi bile zararın

11 OĞUZMAN/ÖZ, age., s. 149; KILIÇOĞLU, Borçlar, s. 318; YENİOCAK, Umut:

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Getirdiği Değişiklikler ve Yenilikler, Genel Hü-kümler, İstanbul 2011, s. 86; SAĞLAM, agm., s. 173.

12 TANDOĞAN, age., s. 72; EREN, age., s. 630.

Türk Borçlar Kanunu’nun Haksız… 165 na geleceğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilecektir13. Üçüncü fıkrada ise “Hayvan, bir başkası veya bir başkasına ait hayvan tarafından ürkütül-müş olursa, hayvanı bulunduranın, bu kişilere rücu hakkı saklıdır.” ifadesiy-le hayvan bulunduranın rücu hakkı hükme bağlanmıştır.

Hayvan bulunduranın sorumluluğuna dair bir diğer hüküm de BK m.

57’nin karşılığı olan TBK m. 68’dir. Hükme göre, “Bir kişinin hayvanı, baş-kasının taşınmazı üzerinde bir zarar verdiği takdirde, taşınmazın zilyedi, o hayvanı yakalayabilir, zararı giderilinceye kadar alıkoyabilir; hatta durum ve koşullar haklı gösteriyorsa hayvanı diğer yollarla etkisiz hâle getirebilir.

Bu durumda, taşınmazın zilyedi derhâl hayvan sahibine bilgi vermek ve sahibini bilmiyorsa, onun bulunması için gerekli girişimleri yapmak zorun-dadır.” Maddedeki değişiklik BK m. 57’deki “Eğer hal ve maslahat icap ederse, gayrımenkul zilyedi o hayvanı öldürebilir.” ifadesinin “hatta durum ve koşullar haklı gösteriyorsa hayvanı diğer yollarla etkisiz hâle getirebilir”

şeklinde ortaya çıkmıştır.

c) Yapı Malikinin Sorumluluğu

Türk Borçlar Kanunu’nun 69. maddesinde, “Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.” hükmü ile yapı mali-kinin sorumluluğu düzenlenmiştir. Maddenin kenar başlığı, düzenlenmesi amaçlanan sorumluluğu tam olarak yansıtmamaktadır. Zira kenar başlık

“Yapı malikinin sorumluluğu” olmasına rağmen, burada sadece bina şeklin-deki “yapılarla” ilgili bir sorumluluğun düzenlenmediği, toprağa doğrudan doğruya veya dolaylı olarak bağlı, sabit ve insan eliyle yapılmış şeylerin kastedildiği hükümde ifade edilen “Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin”

kavramlarından anlaşılmaktadır14. Ayrıca ikinci fıkrada “intifa ve oturma hakkı sahipleri”nin de sorumlu kişiler arasında sayılmasına rağmen kenar başlığın içeriği kapsayıcı mahiyette kaleme alınmadığı belirtilmiştir15.

Türk Borçlar Kanunu’nun 69. maddesinin I. fıkrasında, BK m. 58’te ol-duğu gibi, bina veya diğer yapı eserinin yapımındaki bozukluk ya da bakı-mındaki eksiklik nedeniyle meydana gelen zararın giderilmesinden malikin

13 OĞUZMAN/ÖZ, age., s. 159.

14 KILIÇOĞLU, Borçlar, s. 335; OĞUZMAN/ÖZ, age., s. 164.

15 KOÇHİSARLIOĞLU/ERİŞGİN, agm., s. 1263.

Alpaslan AKARTEPE EÜHFD, C. XVI, S. 1–2 (2012) 166

sorumlu olduğu belirtilmiştir16. Ancak, BK 58’den farklı olarak, getirilen yeni bir düzenleme ile bakımdaki eksiklikler nedeniyle meydana gelen zarar-lardan dolayı intifa veya oturma hakkı sahiplerinin de malikle birlikte müte-selsilen sorumlu olduğu hükme bağlamıştır. Gerçekten TBK m. 69/f II’ye göre, “İntifa ve oturma hakkı sahipleri de, binanın bakımındaki eksiklikler-den doğan zararlardan, malikle birlikte müteselsilen sorumludurlar”. Dola-yısıyla, TBK m. 69/f. I ve II birlikte ele alındığında, bina veya diğer yapı eseri maliki yapımdaki bozukluklardan ve bakımdaki eksikliklerden dolayı sorumlu olacak, eğer bina veya diğer yapı eseri üzerinde intifa ya da oturma hakkı tesis edilmişse, bu hak sahipleri de bina veya diğer yapı eserinin17, yapımındaki bozukluktan kaynaklanan zararlardan değil, yalnızca bakımın-daki eksikliklerden ötürü meydana gelen zararlardan malikle birlikte müte-selsilen sorumlu olacaklardır18.

Bina veya diğer yapı eserinin yapımındaki bozukluk ya da bakımındaki eksiklikten dolayı meydana gelen zarardan sorumlu olan malik veya intifa ve oturma hakkı sahiplerinin kendilerine karşı sorumlu olan diğer kişilere rücu hakkı bulunmaktadır. Bu husus, TBK m. 69/f. III’de “Sorumluların, bu

16 Bina veya diğer yapı eseri malikinin sorumluluğunun hukuki niteliğine ilişkin olarak çeşitli fikirler ortaya atılmıştır. Bu sorumluluğun, madde hükmünde kurtuluş kanıtı imkânının tanınmaması nedeniyle, ağırlaştırılmış özen sorumluluğu olduğu belirtildiği gibi, tehlike sorumluluğu olduğu yönünde görüş de vardır. Bu görüş için bkz., KORKUSUZ, Refik: “Hukukumuzda Tehlike Sorumluluğu Uygulaması ve Yeni Borçlar Kanunu Tasarısındaki Düzenlenmesi”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Sorumluluk ve Tazminat Hukuku Sempozyumu (28-29 Mayıs 2009) Ankara 2009, s. 161;

KILIÇOĞLU, Borçlar, s. 336. Bir başka görüş ise söz konusu sorumluluğun bir şeyden en üst düzeyde yararlanmaya dayanan bir sorumluluk olduğunu belirtmektedir. Bu konu-da bkz., EREN, age., s. 644, 645; OĞUZMAN/ÖZ, age., s. 164 vd.. Fakat TBK, yapı malikinin sorumluluğunu “özen sorumluluğu” başlığı altında düzenlemiştir. Ancak, özen sorumluluğu olarak düzenlenen adam çalıştıranın ya da hayvan bulunduranın sorumlu-luklarında olduğu gibi zarardan sorumlu olan kişiye kurtuluş kanıtı getirme imkânı tanı-mamıştır. Bu bakımdan yapı malikinin sorumluluğunun hukuki niteliğinin, kurtuluş kanı-tı tanınmamış olmasını da dikkate alarak, ağırlaşkanı-tırılmış bir özen sorumluluğu olduğunu söylemek mümkündür.

17 Türk Borçlar Kanunu’nun 69. maddesinin II. fıkrasında intifa ve oturma hakkı sahipleri-nin “binanın” bakımındaki eksikliklerden sorumlu olacağı ifade edilse de madde bir bü-tün olarak değerlendirildiğinde, bu ifadenin “bina veya diğer yapı eserlerinin bakımında-ki eksikliklerden” şeklinde anlaşılması gerebakımında-kir. Karş., ÖZTAŞ, İlker: “6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Açısından Yapı Malikinin Sorumluluğu”, MÜHFHAD, Özel Hukuk Sempozyumu Özel Sayı, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Hükümlerinin Değerlendiril-mesi Sempozyumu (3-4 Haziran 2011), Prof. Dr. Cevdet YAVUZ’a Armağan, İstanbul 2011, s. 200.

18 ÖZTAŞ, agm., s. 203.

Türk Borçlar Kanunu’nun Haksız… 167 beplerle kendilerine karşı sorumlu olan diğer kişilere rücu hakkı saklıdır.”

ifadesiyle hükme bağlanmıştır.

Yapı malikinin sorumluluğu ile ilgili bir diğer hüküm de BK m. 59’u karşılamak üzere TBK m. 70’de getirilmiştir. Hükme göre, “Bir başkasına ait bina veya diğer yapı eserlerinden zarar görme tehlikesiyle karşıla-şan kişi, bu tehlikenin giderilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını hak sahiplerinden isteyebilir.

Kişilerin ve malların korunması hakkındaki kamu hukuku kuralları sak-lıdır”.

Madde gereğince, bina veya diğer yapı eserlerinden zarar görme tehlike-siyle karşı karşıya kalan kişiler, duruma göre malik, intifa ya da oturma hak-kı sahiplerinden gerekli tedbirlerin alınmasını isteyebileceklerdir. Tedbir alınmasını istemek için zarar görme gerekli olmayıp, zarar görme tehlikesi-nin bulunması yeterlidir.

Belgede Hukuk Fakültesi Dergisi (sayfa 177-183)