Örgütsel Genişleme, Konsolidasyon ve Saldırı

Belgede KURULUŞU, SENDİKAL ANLAYIŞI VE SOSYAL AVRUPA’NIN ŞEKİLLENMESİNE ETKİSİ (sayfa 155-161)

III. BÖLÜM

1.4. Örgütsel Genişleme, Konsolidasyon ve Saldırı

Bu Program sonucunda iki farklı sosyal direktif kabul edilmiştir. Bunlar, 10 Şubat 1975 tarihinde “Kadınlar ve Erkekler için Eşit Ücret Üzerine Direktif” ile 17 Şubat 1975 tarihinde kabul edilen “Toplu İşten Çıkarmalarla İlgili Yasaların Yakınlaştırılmasına İlişkin Direktif”’tir. İlgili metinler, kurumsal yeniden yapılanma için Avrupa çapında yasal bir çerçeve oluşturulmasına yardımcı olmuştur. Böylece müzakere zemininde sosyal tarafların varlığını sağlayacak bir çerçeve oluşturulmuştur.

Dolayısıyla bu direktifler aracılığıyla, üye devletlerdeki işçiler için karşılaştırılabilir bir koruma sağlamak adına temel bazı adımlar atılmıştır (Degryse ve Tilly, 2013: 28).

Kısaca ETUC, kuruluşunun henüz gerçekleştiği 1970’li yılların ilk yarısında temel önceliklerini, oluşturulan bir Eylem Programı aracılığıyla görünür kılmış, Avrupa düzeyinde toplu pazarlık, işsizlik ve istihdam, işçilerin yönetime katılımı gibi konuların ön plana çıkmasına aracılık etmiştir.

Kurulu’nda ortaya çıkan dengesizliklerin engellenmesi amacıyla Anayasa’nın 12.

maddesinde değişiklik yapmıştır. Böylece Yönetim Kurulu’nun, her bir üye konfederasyonun bir temsilcisinden oluşmasına ve her bir ülkeden tam üye sayısının ikiyle sınırlanmasına karar verilmiştir. Ayrıca 5 milyondan fazla üyesi olan konfederasyonların üç temsilciye hak kazanacağı belirtilmiştir (ETUC, 1976h: 13).

İlgili Kongre sadece yapısal konular üzerine yürütülen tartışmalarla sınırlı kalmamış, Avrupa sorunları ile sendikal harekete ilişkin görüş ve önerilere de yer vermiştir. Avrupa toplumunun ekonomik kalkınmanın demokratik planlamasını ve kontrolünü gerçekleştirmesi ve toplumun sağlanacak olan büyümeden faydalanması gerekliliğinin altı çizilmiştir. Ayrıca Batı Avrupa ülkeleri ve diğer tüm ülkelerde temel hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi noktasında ETUC tarafından çaba harcanması noktasında mutabık kalınmıştır. Enerji sorunu ve olası çözüm önerileri de Kopenhag Kongresi’nde tartışılan başlıklar arasında yer almıştır. Sendikalar arası işbirliğinin geliştirilmesi, ücretlere karşı oluşturulacak politikalar karşısında sendikal dayanışmanın sağlanması da Kongre’de ele alınmıştır. Sendikaların, Topluluk düzeyindeki danışma ve istişare süreçlerine katılımına, özellikle demokratik bir Avrupa bütünleşmesinin sağlanabilmesi açısından dikkat çekilmiştir. Ayrıca, sendikaların Avrupa karar mekanizmalarına etki edebileceği özgün stratejilerin geliştirilmesi gerektiği üzerinde durulmuştur. Bütün bu belirtilen hedeflere ulaşılabilmesi adına ETUC tarafından hazırlanacak bir eylem programı üzerine de tartışmalar gerçekleştirilmiştir. Enerji krizinin önlenmesi, enflasyonla başa çıkılması, çalışma hakkının her seviyede geliştirilmesi, çok uluslu şirketlerin kontrol altına alınması gibi temel ve genel hedeflerin ön plana çıktığı eylem programı kimi üyeler tarafından çok genel bir amaçlar listesi olması nedeniyle eleştirilmiş, daha spesifik hedeflerin ortaya konulması gerektiği üzerinde durulmuştur (ETUC, 1974k: 4-6; ETUC, 1974l; Routledge, 1974).

ETUC’un ikinci Olağan Kongresi, 22-24 Nisan 1976 tarihleri arasında Londra’da gerçekleştirilmiştir. Londra Kongresi’nde temel tartışmaların başında önceki başlıklarda da detaylarıyla tartışıldığı üzere ilgili dönemin en önemli sorunu olan işsizlik ve istihdam gelmiştir. ETUC, Londra Kongresi sonucunda 1976-1979 yılları arasında Konfederasyon adına önüne koyduğu hedefleri belirlemiş ve kamuoyu ile paylaşmıştır. Bu kararlar ETUC’un takip eden üç yıl içerisindeki çalışmalarının da temelini oluşturmuştur. İstihdam ve enflasyon başlığı altında toplanan hedefler

doğrultusunda Konfederasyon’un işsizlik ve enflasyonla mücadele aşamasında Avrupa kurumları ve hükümetlere yönelik önerileri sıralanırken, konuya ilişkin öneriler, istihdam, yatırım ve enflasyonla mücadele başlıkları altında detaylandırılmıştır.

Hükümetlerin istihdamı korumak adına geliştirdikleri politikaları güçlendirmeleri gerektiği, zorunlu işten çıkarmalarda fesih bildirimlerinin önceden yapılması ve kriz süreci atlatılana kadar geçici istihdamın teşvik edilmesi gibi konular ETUC tarafından dile getirilen dikkat çekici öneriler arasında yer almıştır. Aktif işgücü politikalarının desteklenmesi ve ihtiyaç olan sektörler, bölgeler ve gruplar için istihdam yaratacak desteklerin sağlanması gibi önemli konular üzerinde de durulmuştur. Uzun süreli işsizlik nedeniyle çalışanların işsizlik maaşı hakları noktasında sıkıntılar yaşadığı, dolayısıyla hükümetlerin kriz nedeniyle istisnai bir durumla karşı karşıya kalındığının bilinciyle işsizlik maaşı ödemelerinin süresini uzatmaları gerektiği üzerinde durulmuştur. Ayrıca işsizlik maaşlarıyla ilgili olarak Avrupa genelinde yukarı doğru bir uyumun sağlanması gerektiği belirtilmiştir. Kriz sürecinde Topluluğun faaliyetlerinin, sosyal ve bölgesel fonların kullanılması noktasında eksik kaldığı dile getirilirken, Konsey’e bu kaynakların Topluluk ülkelerinde daha etkin kullanılmasını sağlayacak düzenlemeler yapması önerilmiştir. Çalışma koşullarının iyileştirilmesi, çalışma sürelerinin kısaltılması da gündeme alınan tartışma başlıklarından olmuştur. İstihdam ve gelirin korunması için toplu pazarlık mekanizmasının önemine dikkat çekilirken, çalışma haftasını kısaltıp izin süresini uzatarak çalışma sürelerinin düşürülmesi için ETUC’un çeşitli kampanyalar düzenlemesi gerektiği üzerinde durulmuştur (ETUC, 1976a: 7-8).

Yatırımlar konusunda kamu otoritelerinin istihdam yaratılması amacıyla doğrudan harekete geçmesi ve özel sektör yatırımlarıyla ilgili olarak gerçekleştirilen faaliyetlerin ise kamu hedeflerine uygun şekilde dizayn edilebilmesi için endüstri politikalarının güçlendirilmesi ETUC’un önerileri arasında yer almıştır. Topluluk içinde ve Avrupa genelinde bir bütün olarak temel amacın, yatırımın sıkışık alanlardan, ortalamanın üstünde işsizlik seviyelerinin olduğu alanlara kaydırılmasının teşvik edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Enflasyonun yeniden canlanmasını önlemeye yönelik tedbirlerin işsizliği azaltmak için alınan önlemlerle birlikte yürütülmesine yönelik tutum da Kongre’de öne çıkan tartışmalar arasında yer almıştır. Kendi içinde planlanan ekonomik bir iyileşmenin, mevcut kapasitenin daha iyi kullanılması ve daha iyi bir

bölgesel denge sayesinde enflasyonu düşüreceği, bunun ise birim maliyetlerin azaltılması noktasında etkiye sahip olacağına dikkat çekilmiştir. Etkin işgücü piyasası, endüstriyel ve bölgesel politikaların geçmişte enflasyonist baskılara neden olan belirli darboğazların giderilmesini mümkün kılacağı savunulmuştur (ETUC, 1976a: 8-10).

Londra Kongresi’nde bölgesel, işletme ve endüstri bazında her seviyede ekonominin demokratikleştirilmesi gibi talepler üzerinde de durulmuştur. Hükümetlerin bu sürece katkıda bulunması ve yasal düzenlenmeler oluşturması gerektiği ifade edilmiştir. EEC ve EFTA üyesi devletlerin hükümetleri, işçilerin temsil hakları ve katılım hakları noktasında işbirliğine çağrılmıştır. Topluluk politikasının sosyal ve ekonomik hedefleri bakımından girişimlerin yoğunlaşmasını mümkün kılacak yasal bir araç oluşturulması talebi dile getirilmiştir. ETUC’un, konuyla ilgili olarak Avrupa "çok uluslu şirketler grubu ile ilgili eylem programı" hazırlayarak hükümetlere sunacağı duyurulmuştur (ETUC, 1976a: 12-16).

ETUC, bazı temel ilkelere dayanan Avrupa enerji politikası oluşturulması noktasında da taleplerini Kongre aracılığıyla duyurmuştur. Enerji sorunu dışında temel haklar ve eşitlik konusu da gündeme gelmiştir. ETUC, Avrupa’da işçiler arasında hâlâ temel bazı alanlarda eşitlikler söz konusu olduğuna dikkat çekmiştir. Bu eşitsizliklerin genellikle, eğitim ve öğretim, istihdama erişim, gelir, çalışma koşulları, sosyal güvenlik ve yükselme gibi alanlarda ön plana çıktığı dile getirilmiştir. Bu eşitsizliklerin ise kadın, genç, göçmen, engelli ve yaşlılar olmak üzere belirli kategorileri etkilediği vurgulanmıştır. Bu eşitsizliklerle mücadele amacıyla Avrupa düzeyinde sendikal eylemin teşvik edilmesi ve koordine edilmesi ETUC'un görevleri arasında sayılmıştır.

Ayrıca ETUC, göçmen işçiler için bir eylem programı girişimini de bu Kongre vasıtasıyla başlatmıştır (ETUC, 1976a: 30-48).

Londra Kongresi, ETUC’un ilk dönem eylem programlarıyla uyumlu bir şekilde genel beklenti ve amaçlara yönelik tartışmalara zemin hazırlamıştır. Ancak özellikle göçmen işçilere ve ekonominin demokratikleştirilmesine yönelik kimi öneriler ETUC’un kullandığı etki araçları noktasında spesifik bir alana da yoğunlaşmıştır. Genel itibariyle değerlendirildiğinde istihdam ve enflasyonla mücadele Londra Kongresi’nde de en önemli gündem konusu olma özelliğini korumuştur.

ETUC’un 3. Olağan Kongresi, 14-18 Mayıs 1979 tarihleri arasında Münih'te gerçekleştirilmiştir. Bu Kongre’de alınan kararlar, Eylem Programı, Genel Kararlar ve

Özel Kararlar şeklinde toplanmıştır. Ayrıca Kongre, Yönetim Kurulu’nu, üyelik başvurularını karara bağlama noktasında yetkilendirmiştir. Bu değişiklikler Yönetim Kurulu, Sekreterya ve diğer yasal organların karar ve faaliyetlerinin siyasi temelini güçlendirmeye ve genişletmeye yardımcı olmuştur. Bu durum, Yönetim Kurulu’nun ETUC’un idari organı olarak rolünü de güçlendirmiştir. Kongre aracılığıyla kabul edilen Eylem Programı ve Genel Kararlara, Avrupa kurumlarının somut önerileri ve projelerinde sendikal taleplerin görünür hale gelmesine yardımcı olması ve çeşitli sorunlar üzerinde kapsamlı görüş ve değerlendirmeleri detaylandırması açısından önem atfedilmiştir (ETUC, 1982a: 3).

Kongre boyunca özellikle eylem programı ile ilgili yoğun tartışmalar yürütülmüştür. Ulusal sendikal merkezler ve endüstri federasyonları temsilcileri konuşmaları sırasında Programla ilgili olumlu düşüncelerini ve kimi bazı önerilerini dile getirmişlerdir. Genel itibariyle Program üzerinde bir mutabakat sağlanmıştır (ETUC, 1979b: 90-124). 1979-1982 yıllarını kapsayan Eylem Programı, önceki kongrelerde ve Konfederasyon hedeflerinde belirtilen temel konuları kapsamıştır. Tam istihdam ve işsizlikle mücadele bu Eylem Programı’nda da ön plana çıkarılmıştır. Diğer programlardan farklı olarak bu programda sorunların çözümüne ilişkin daha detaylı bir analize ve öneriler kısmına yer verilmiştir. Ekonominin demokratikleştirilmesi noktasında ETUC talepleri, çalışma standartlarının geliştirilmesine dair program, Topluluk düzeyinde ortak tarım politikalarına dair öneriler, genç işçiler için program, kadınlar için eşit haklar ve fırsatlar programı, göçmen işçiler ve tüketiciler için programlar, çok uluslu şirketler ve yaşam kalitesinin yükseltilmesine dair öneriler Eylem Programı’nın çekirdeğini oluşturmuştur. Program genel hatlarıyla değerlendirildiğinde, 1974 yılında hazırlanan Programa göre daha kapsamlı ve öneriler noktasında daha detaylı bir yapı sergilemiştir. Özellikle kadınlar için eşit haklar ve fırsatlar üzerine program, toplumsal cinsiyet konusunun örgüt içerisinde de daha fazla tartışılmasına fırsat vermiştir (ETUC, 1979c: 8-41). Kongre kapsamında kabul edilen genel kararlar da Eylem Programı ile uyum göstermiş, aynı konular ve sorunlar üzerine öneriler karara bağlanmıştır (ETUC, 1979c: 52-55).

Kongre’nin diğer önemli yanlarından biri de saldırgan bir sendikal stratejiyi ve bu doğrultuda işçilerin seferber edilmesini ön plana çıkarması olmuştur. Kongre’de, ETUC’un Avrupalı işçilerinin temsilcisi olduğu, dolayısıyla ortak hedefleri ve talepleri

ayrıntılı bir şekilde dile getirmesi ve Avrupa işçilerini bu hedefler doğrultusunda harekete geçirmeyi üstlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. İşverenlerin ve Avrupa kurumlarının mevcut tutumlarının sosyal meseleler yönünde etkilenmesi doğrultusunda ETUC’un alternatif stratejilerine duyulan ihtiyaca dikkat çekilmiştir. Dolayısıyla ETUC'un kendi eylem araçlarını ve genel olarak karar verme yöntemlerini geliştirmesi ve güçlendirmesinin hayati öneme sahip olduğu belirtilmiştir. ETUC üyesi bağlı kuruluşların Avrupa’nın ekonomik ve sosyal yaşamında önemli rollere sahip olduklarına dikkat çekilirken, Kongre’de kabul edilen Eylem Programı’nın uygulanabilmesi amacıyla ETUC’un ulusal düzeyde hükümetler ve işverenlere karşı, ETUC üyesi örgütler tarafından koordine edilmiş eylemlerin koordinasyonunu yoğunlaştıracağı belirtilmiştir. Bu kapsamda ETUC’un 5 Nisan 1978 tarihinde gerçekleştirdiği Tam İstihdam için Avrupa Eylem Günü’ne dikkat çekilmiştir (ETUC, 1979c: 50).

ETUC, eylemler ve protestolar eşiliğinde yürütülecek saldırgan bir politika yanında Avrupa düzeyinde temasların ve müzakerelerin de sürdüreceğini belirtmiştir.

Topluluk kurumları ve EFTA ile ilişkilere önem verileceği, üçlü toplantılara, diğer istişare zeminlerine katılımın devam edeceği ve işverenlerle temasların sıklaştırılacağı üzerinde durulmuştur. Ayrıca diğer emek örgütleri ve uluslararası yapılarla da yakın temaslar kurulacağı belirtilmiştir. Bunlara ek olarak Konfederasyon’nun temaslar ve müzakereler yoluyla oluşturmaya çalıştığı etkiyi, gerekli görüldüğü takdirde militan eylemler, grevler yoluyla da hem ulusal hem de Avrupa düzeyinde örgütleyeceği belirtilmiştir. Kongre, ETUC’un mevcut şartlar altında hedeflerini ve programını uygulayabilmek için bütün etki araçlarını uygun şekilde kullanmayı tercih edeceğini duyurmuştur (ETUC, 1979c: 51). Kısaca Münich Kongresi, öncelikle Yönetim Kurulu’na verilen yeni yetkiler aracılığıyla örgütün politik karar süreçlerini güçlendirmiştir. Ayrıca oluşturulan Eylem Programı ile ETUC’a üç yıllık bir yol haritası belirlemiş ve bu Program’ın uygulanabilmesi için temaslar ve istişareye dayalı çabanın yanında, daha sert ve mücadeleye dayalı bir sendikal stratejinin de ortaya konulanacağı mesajını vermiştir.

2. 1985-1992 YILLARI ARASI FAALİYETLER: VAROLUŞ AŞAMASINDAN KURUMSAL BİR AKTÖRE AVRUPA SENDİKALAR KONFEDERASYONU

1985 yılında Jacques Delors’un Komisyon Başkanlığı’na gelmesinden, 1992 yılında Avrupa Birliği Antlaşması’nın imzalanmasına kadar geçen sürede hem Avrupa hem de sendikal hareket açısından önemli gelişmeler ortaya çıkmıştır. Bu süre içerisinde Topluluk’un Akdeniz ülkelerine genişlemesi, Sovyetler Birliği’nin dağılması ve 1992 yılında Avrupa Birliği Antlaşması’nın imzalanması, bölgedeki dinamikler üzerinde son derece etkili olmuştur. Ayrıca ilgili dönemde tek pazar tartışmalarının hız kazandığı ve sosyal Avrupa’nın şekillenmesi adına ilk adımların atıldığı da görülmüştür. ETUC, dönem içerisinde var olma aşamasını tamamlayarak, bir aktör olarak Topluluk içerisinde yer edinmeyi amaçlamış, Delors başkanlığı dönemindeki Komisyon, ETUC’un bu amacını gerçekleştirebilmesi için sürece belirli noktalarda katkı sağlamıştır.

2.1. Akdeniz Genişlemesi, Doğu Bloğu’nun Çöküşü ve Sosyal Avrupa’ya Dair İlk

Belgede KURULUŞU, SENDİKAL ANLAYIŞI VE SOSYAL AVRUPA’NIN ŞEKİLLENMESİNE ETKİSİ (sayfa 155-161)